Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/5485 E. 2025/3570 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ispat şartı↗ ttk 776↗ kambiyo senetlerine özgü takip↗ kambiyo senetlerine mahsus takip↗ adi senet↗ kıymet takdiri↗ mal kaçırma↗ takibin kesinleşmesi↗ muvazaa↗ hile↗ lehtar↗ feri müdahil↗ kambiyo senedi↗ keşideci↗ bono↗ vade↗ içtihadı birleştirme kararı↗ geçersizlik↗ haciz↗ menfi tespit↗ ilan↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/212 E., 2021/43 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ablasının oğlu olan ...‘un, okuma yazma bilmeyen ve 70 yaşında olan davacı hakkında Antalya 14 İcra Müdürlüğü'nün 2013/11986 E. sayılı dosyası üzerinden girişilen takip üzerine haczedilen bir kısım taşınmazı üzerindeki haczin iki yıllık satış isteme süresinin geçirilmesi sebebiyle düşmesi üzerine taşınmazları üzerine konulan hacizlerin kaldırılması bahanesi ile kendi düzenlediği evraklar için davacıdan parmak izi aldığını, ...’un davacının bu şekilde parmak izini aldığı 425.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak da hakkında ...’un kayın biraderi davalı alacaklı tarafından Antalya 10.İcra Müdürlüğü'nün 2014/1195 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, aynı takip sebebiyle düzenlenen ödeme emrine ilişkin davetiyeye de parmak izini alarak hakkındaki takibi kesinleştirdiğini, taraflar arasında bu bononun düzenlenmesine gerekçe olacak bir ticari ilişki olmadığı gibi davacının işçi olması sebebiyle bu miktarda bir borcun borçlusu olmasının da mümükün olmadığını, davalı vekili olan Av. ...’i aynı zamanda davalının borçlusu olduğu İstanbul 23. İcra Müdürlüğü’nün 2014/29452 E. sayılı dosyasının alacaklı vekili olmasının ve bu dosyadan davalının alacaklısı olduğu işbu dosya üzerine haciz konulmuş olmasının davalının içinde bulunduğu durumu gösterdiğini ileri sürerek keşidecisinin davacı lehtarının ... olduğu 06.01.2014 tanzim 23.01.2014 vade tarihli ve 425.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün 2014/1195 E. sayılı dosyası üzerinden girişilen takip sebebiyle borçlu olmadığının tespitine ve haksız takip tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu takibin ödeme emrine ilişkin davetiyenin 03.02.2014 tarihinde icra memuru huzurunda tebliğ edildiğini ve davalının icra memuru huzurunda borcunu kabul ve hacizlere de muavafakat ettiğini, bundan sonra da kendisine gönderilen kıymet takdir raporu, satış ilanı ve sair belgelerin usulüne uygun olarak kendisine tebliğ edilmiş olmasına rağmen borca ve takibe yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığını, dava konusu icra takibinin davalının kendilerinden önce vekilliğini üstlenen Av. ... tarafından başlatıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Feri Müdahil vekili, takibi semeresiz bırakmak amacıyla dava konusu takibin başlatıldığını, davacı hakkındaki takibe dayanak bonoda davacı parmak izinin olması sebebiyle ortada geçerli bir senetten söz edilemeyeceğini belirterek, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hakkındaki takibe dayanak senette sadece parmak izi olup imzası olmamakla birlikte davacının icra dairesine giderek borcu kabul ettiği, duruşmada verdiği ifadesinde takibinin dayanağı belge altındaki parmak izinin kendisine ait olduğunu kabul ettiği, davalı alacaklının, davacının borcu kabul eden beyanıyla alacağının varlığını ispatladığı, davacının ise bu belgenin hile ile alındığını ispatlayamadığı, aksine davacı asil ve tanıklarının, dava konusu alacağın dayanağı belgenin, davacının borçlularından mal kaçırmak amaçlı düzenlendiğini, gerçekte davalıya borcunun bulunmadığını beyan etmişlerse de 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca taraf muvazaasının ancak yazılı belge ile ispatlanabileceği, davacının bu yönde bir delil sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı alacaklı tarafından hakkında Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün 2014/1195 E. sayılı dosyasından girişilen takip sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Antalya 10. İcra Müdürlüğünün 2014/1195 E. sayılı dosyasında, 425.000,00 TL miktarlı 06.01.2014 tanzim tarihli, 20.01.2014 vade tarihli bono ile kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile takip başlatılmıştır. Davacı kambiyo senetlerine özgü takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Bu durumda öncelikle kambiyo senetlerine özgü geçerli bir takip olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 776. maddesinde bononun şekil unsurları düzenlenmiş olup aynı Kanun'un 777. maddesi, 776. maddede yazılı unsurlardan birini içermeyen senet ikinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller dışında poliçe sayılmaz hükmünü haizdir. Bu husus ispat şartı olmayıp sıhhat şartıdır. Keza TTK’nın 776/g maddesinde düzenleyenin imzası bulunması zorunlu unsurdur. Davacının kambiyo senetlerine özgü takibinin dayanağı senet borçlunun imzasını taşımadığından borçlunun sadece parmak izinin bulunması sebebi ile dava konusu senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı, geçersiz olduğu görülmektedir. Davacının, borcu kabule ilişkin ve diğer ileri sürdüğü menfi tespite ilişkin iddiaları bononun geçersizliği karşısında adi senet ve asıl borç ilişkisine ait olup, asıl borç ilişkisine dayalı olarak takip yapılması veya alacağın talep edilmesi halinde ileri sürülebilecek hususlardır. Bu nedenle kambiyo senedine mahsus icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali davasının kabulü gerekirken reddi doğru görülmemiştir.
2.Bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2901 E. 2020/5665 K.
Ortak:lehtar · kambiyo senedi · keşideci · bono · geçersizlik · menfi tespit
İncelediğiniz karardaDavacının, borcu kabule ilişkin ve diğer ileri sürdüğü «menfi tespite» ilişkin iddiaları «bononun» «geçersizliği» karşısında «adi senet» ve asıl borç ilişkisine ait olup, asıl borç ilişkisine dayalı olarak takip yapılması veya alacağın talep edilmesi halinde ileri sürülebilecek hususlardır.
İcra Müdürlüğü’nün 2014/29452 E. sayılı dosyasının alacaklı vekili olmasının ve bu dosyadan davalının alacaklısı olduğu işbu dosya üzerine «haciz» konulmuş olmasının davalının içinde bulunduğu durumu gösterdiğini ileri sürerek «keşidecisinin» davacı «lehtarının» ... olduğu 06.01.2014 tanzim 23.01.2014 «vade» tarihli ve 425.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak Antalya 10.
Davacının kambiyo senetlerine özgü takibinin dayanağı senet borçlunun imzasını taşımadığından borçlunun sadece parmak izinin bulunması «sebebi» ile dava konusu senedin «kambiyo senedi» vasfında olmadığı, «geçersiz» olduğu görülmektedir.
Benzer bu karardaDava, «kambiyo senedine» dayalı «menfi tespit davası» olup, dava konusu senette davacıların murisi ... «keşideci», diğer davacı ... «aval» veren, davalı ise «lehtar» durumundadır.
Davaya konu «bononun» davacıların murisi «keşideci» ... tarafından parmak izi basılarak davalıya verildiği anlaşılmaktadır.
TTK'nın 776. maddesi g bendine göre «bono» üzerinde düzenleyenin imzasının bulunması gerektiği belirtilmiş olması dikkate alındığında dava konusu bononun kambiyo vasfında olmadığı, «geçersiz» olduğu görülmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aval · menfi tespit davası · yazılı delil · ikrar · tespit davası
Benzer bu karardaDava, «kambiyo senedine» dayalı «menfi tespit davası» olup, dava konusu senette davacıların murisi ... «keşideci», diğer davacı ... «aval» veren, davalı ise «lehtar» durumundadır.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, inkar edilen senetteki parmak izinin borçlu ...'a ait olduğu konusunda davacıların «ikrarı» olup herhangi bir itiraz söz konusu olmadığı, açığa senet düzenlenmesi mümkün olup, senedin tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacıların bu yöndeki iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, davacılar tarafından bu hususta «yazılı delil» sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Davacılardan ... «aval» veren olup sadece dava konusu «bonoda» şekli noksanlıklardan dolayı borçlu olmadığının tespitini talep edebilecektir.
Dava konusu «bonoda» imza bulunmadığından «geçersiz» olup bu durumda davacı «aval» verenin de bono nedeniyle sorumluluğu bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8005 E. 2023/2096 K.
Ortak:adi senet · kambiyo senedi · keşideci · bono · geçersizlik · menfi tespit
İncelediğiniz karardaDavacının, borcu kabule ilişkin ve diğer ileri sürdüğü «menfi tespite» ilişkin iddiaları «bononun» «geçersizliği» karşısında «adi senet» ve asıl borç ilişkisine ait olup, asıl borç ilişkisine dayalı olarak takip yapılması veya alacağın talep edilmesi halinde ileri sürülebilecek hususlardır.
Davacının kambiyo senetlerine özgü takibinin dayanağı senet borçlunun imzasını taşımadığından borçlunun sadece parmak izinin bulunması «sebebi» ile dava konusu senedin «kambiyo senedi» vasfında olmadığı, «geçersiz» olduğu görülmektedir.
… lerin kaldırılması bahanesi ile kendi düzenlediği evraklar için davacıdan parmak izi aldığını, ...’un davacının bu şekilde parmak izini aldığı 425.000,00 TL bedelli «bonoya» dayalı olarak da hakkında ...’un kayın biraderi davalı alacaklı tarafından Antalya 10.İcra Müdürlüğü'nün 2014/1195 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, aynı takip sebebiyle düzenlenen ödeme emrine ilişkin davetiyeye de parmak izini alarak hakkındaki «takibi kesinleştirdiğini», taraflar arasında bu bononun düzenlenmesine gerekçe olacak bir ticari ilişki olmadığı gibi davacının işçi olması sebebiyle bu miktarda bir borcun borçlusu olmasın …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu olan «bonoda» davacıların murisi olan ...'in «aval» veren («kefil») olarak imzası yerine parmak izi bulunduğu, bonoda «keşideci» ...'in imzası bulunmakla, «bononun kambiyo senedi» vasfında olduğu ancak, imza yerine parmak izi bulunan aval veren murisin bonodan dolayı sorumluluğu bulunmadığı, davanın bonoyu keşide eden ... dışındaki tüm «mirasçılar» tarafından açıldığı, muris ...'in terekesinin «elbirliği mülkiyeti» hükümlerine tabi olmakla birlikte, «menfi tespit» talebi yönünden, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, «menfi tespit davası», «tereke» üzerinde tasarruf işlemi olmayıp, terekedeki hakların korunmasına yönelik bir dava olduğu, kaldı ki, dava konusu bononun keşidecisi ve aynı zamanda dava açmayan mirasçı olan ...'in istinaf aşamasında açılan davaya «muvafakat» ettiği, davanın, davacılar hakkında kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatılmasından sonra açılmış menfi tespit davası olması nedeniyle, bononun «adi senet» olarak kabul edilmesi halinde dahi davacıların borçtan sorumlu oldukları yönündeki davalı iddiasının bu aşamasında değerlendirme konusu yapılamayacağı gerekçesiyle …
… MESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 'nun(6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesi gereğince «bononun» zorunlu unsurları arasında üzerinde imza bulunması gerektiği, 777 nci maddesinde ise 776 ncı maddede sayılan unsurları içermeyen bir belgenin bono sayılmayacağı açıklanmış olup yine 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde de imzayla ilgili olarak 752 nci ve 756 ncı maddelere atıfta bulunduğu, 756 ncı maddede imzaların mutlaka el ile atılması gerektiği, ayrıca el ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetname kullanılamayacağı, davacıların murisinin bonoda «aval» veren durumunda olup, aval verenin imzası yerine parmak izinin bulunması halinde bonodan dolayı sorumluluğunun olmadığı, davalının icra takibinde kötü niyetli olma …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava muris ...'in tüm «mirasçıları» tarafından açılmadığını, ... davacılar arasında yer almadığını, zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu, «muvafakat» olmadan iddianın genişletildiğini, davacılar, önce murisin akıl sağlığının yerinde olmadığı, sonra «kefalette» eş «rızası» bulunmadığı ileri sürüldüğünü, senetle parmak izi nedeniyle «aval» olarak kabul edilmese bile «adi senet» olarak kabul edilmesi ve kefaletin geçerli olması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:elbirliği mülkiyeti · bono/kambiyo senedi · fiil ehliyeti · tereke · aval · menfi tespit davası · eş rızası · tespit davası
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu olan «bonoda» davacıların murisi olan ...'in «aval» veren («kefil») olarak imzası yerine parmak izi bulunduğu, bonoda «keşideci» ...'in imzası bulunmakla, «bononun kambiyo senedi» vasfında olduğu ancak, imza yerine parmak izi bulunan aval veren murisin bonodan dolayı sorumluluğu bulunmadığı, davanın bonoyu keşide eden ... dışındaki tüm «mirasçılar» tarafından açıldığı, muris ...'in terekesinin «elbirliği mülkiyeti» hükümlerine tabi olmakla birlikte, «menfi tespit» talebi yönünden, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, «menfi tespit davası», «tereke» üzerinde tasarruf işlemi olmayıp, terekedeki hakların korunmasına yönelik bir dava olduğu, kaldı ki, dava konusu bononun keşidecisi ve aynı zamanda dava açmayan mirasçı olan ...'in istinaf aşamasında açılan davaya «muvafakat» ettiği, davanın, davacılar hakkında kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatılmasından sonra açılmış menfi tespit davası olması nedeniyle, bononun «adi senet» olarak kabul edilmesi halinde dahi davacıların borçtan sorumlu oldukları yönündeki davalı iddiasının bu aşamasında değerlendirme konusu yapılamayacağı gerekçesiyle …
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava muris ...'in tüm «mirasçıları» tarafından açılmadığını, ... davacılar arasında yer almadığını, zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu, «muvafakat» olmadan iddianın genişletildiğini, davacılar, önce murisin akıl sağlığının yerinde olmadığı, sonra «kefalette» eş «rızası» bulunmadığı ileri sürüldüğünü, senetle parmak izi nedeniyle «aval» olarak kabul edilmese bile «adi senet» olarak kabul edilmesi ve kefaletin geçerli olması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… eşi ... tarafından Ecem Ticaret/...'nun borcuna mahsuben müvekkiline verildiğini, senedin ticari amaçla düzenlendiğini, ...'in ...'ndan kalan bakiye alacağı için de «ipotek» tesis ettiğini, söz konusu ipotek tesis işleminin davacıların murisi ...'in verdiği vekaletname ile yapıldığını, dolayısıyla senedin tanzim tarihi ile yakın tarihlerde davacıların murisinin akli ve ruhi melekelerinin yerinde olduğunu, davacıların ilk olarak murislerinin akli melekelerinin yerinde olmadığını ileri sürerken, sonradan eş «rızası» bulunmadığını ileri sürdüklerini ve bu şekilde iddialarını genişlettiklerini, kaldı ki senedin düzenlenme tarihinde murislerinin «fiil ehliyetinin» bulunduğunun Adlî Tıp Kurumu (ATK) raporu ile de sabit olduğu, ayrıca dava konusu senedin «adi senet» olduğu düşünülse dahi eş rızasının ticari işlerde aranmayacağını, davacılarca senedin vadesine ve parmak izine itiraz bulunmadığını, davacıların murisi ...'in dava konusu senet nedeniyle «kefil» olarak borçlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… MESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 'nun(6102 sayılı Kanun) 776 ncı maddesi gereğince «bononun» zorunlu unsurları arasında üzerinde imza bulunması gerektiği, 777 nci maddesinde ise 776 ncı maddede sayılan unsurları içermeyen bir belgenin bono sayılmayacağı açıklanmış olup yine 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinde de imzayla ilgili olarak 752 nci ve 756 ncı maddelere atıfta bulunduğu, 756 ncı maddede imzaların mutlaka el ile atılması gerektiği, ayrıca el ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetname kullanılamayacağı, davacıların murisinin bonoda «aval» veren durumunda olup, aval verenin imzası yerine parmak izinin bulunması halinde bonodan dolayı sorumluluğunun olmadığı, davalının icra takibinde kötü niyetli olma …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/5485 E. , 2025/3570 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1921 Esas, 2024/909 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/212 E., 2021/43 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ablasının oğlu olan ...‘un, okuma yazma bilmeyen ve 70 yaşında olan davacı hakkında Antalya 14 İcra Müdürlüğü'nün 2013/11986 E. sayılı dosyası üzerinden girişilen takip üzerine haczedilen bir kısım taşınmazı üzerindeki haczin iki yıllık satış isteme süresinin geçirilmesi sebebiyle düşmesi üzerine taşınmazları üzerine konulan hacizlerin kaldırılması bahanesi ile kendi düzenlediği evraklar için davacıdan parmak izi aldığını, ...’un davacının bu şekilde parmak izini aldığı 425.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak da hakkında ...’un kayın biraderi davalı alacaklı tarafından Antalya 10.İcra Müdürlüğü'nün 2014/1195 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, aynı takip sebebiyle düzenlenen ödeme emrine ilişkin davetiyeye de parmak izini alarak hakkındaki takibi kesinleştirdiğini, taraflar arasında bu bononun düzenlenmesine gerekçe olacak bir ticari ilişki olmadığı gibi davacının işçi olması sebebiyle bu miktarda bir borcun borçlusu olmasının da mümükün olmadığını, davalı vekili olan Av.
...’i aynı zamanda davalının borçlusu olduğu İstanbul 23. İcra Müdürlüğü’nün 2014/29452 E. sayılı dosyasının alacaklı vekili olmasının ve bu dosyadan davalının alacaklısı olduğu işbu dosya üzerine haciz konulmuş olmasının davalının içinde bulunduğu durumu gösterdiğini ileri sürerek keşidecisinin davacı lehtarının ... olduğu 06.01.2014 tanzim 23.01.2014 vade tarihli ve 425.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün 2014/1195 E. sayılı dosyası üzerinden girişilen takip sebebiyle borçlu olmadığının tespitine ve haksız takip tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu takibin ödeme emrine ilişkin davetiyenin 03.02.2014 tarihinde icra memuru huzurunda tebliğ edildiğini ve davalının icra memuru huzurunda borcunu kabul ve hacizlere de muavafakat ettiğini, bundan sonra da kendisine gönderilen kıymet takdir raporu, satış ilanı ve sair belgelerin usulüne uygun olarak kendisine tebliğ edilmiş olmasına rağmen borca ve takibe yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığını, dava konusu icra takibinin davalının kendilerinden önce vekilliğini üstlenen Av. ... tarafından başlatıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Feri Müdahil vekili, takibi semeresiz bırakmak amacıyla dava konusu takibin başlatıldığını, davacı hakkındaki takibe dayanak bonoda davacı parmak izinin olması sebebiyle ortada geçerli bir senetten söz edilemeyeceğini belirterek, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hakkındaki takibe dayanak senette sadece parmak izi olup imzası olmamakla birlikte davacının icra dairesine giderek borcu kabul ettiği, duruşmada verdiği ifadesinde takibinin dayanağı belge altındaki parmak izinin kendisine ait olduğunu kabul ettiği, davalı alacaklının, davacının borcu kabul eden beyanıyla alacağının varlığını ispatladığı, davacının ise bu belgenin hile ile alındığını ispatlayamadığı, aksine davacı asil ve tanıklarının, dava konusu alacağın dayanağı belgenin, davacının borçlularından mal kaçırmak amaçlı düzenlendiğini, gerçekte davalıya borcunun bulunmadığını beyan etmişlerse de 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca taraf muvazaasının ancak yazılı belge ile ispatlanabileceği, davacının bu yönde bir delil sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı alacaklı tarafından hakkında Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün 2014/1195 E. sayılı dosyasından girişilen takip sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Antalya 10. İcra Müdürlüğünün 2014/1195 E. sayılı dosyasında, 425.000,00 TL miktarlı 06.01.2014 tanzim tarihli, 20.01.2014 vade tarihli bono ile kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile takip başlatılmıştır. Davacı kambiyo senetlerine özgü takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Bu durumda öncelikle kambiyo senetlerine özgü geçerli bir takip olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 776. maddesinde bononun şekil unsurları düzenlenmiş olup aynı Kanun'un 777. maddesi, 776. maddede yazılı unsurlardan birini içermeyen senet ikinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller dışında poliçe sayılmaz hükmünü haizdir. Bu husus ispat şartı olmayıp sıhhat şartıdır.
Keza TTK’nın 776/g maddesinde düzenleyenin imzası bulunması zorunlu unsurdur. Davacının kambiyo senetlerine özgü takibinin dayanağı senet borçlunun imzasını taşımadığından borçlunun sadece parmak izinin bulunması sebebi ile dava konusu senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı, geçersiz olduğu görülmektedir. Davacının, borcu kabule ilişkin ve diğer ileri sürdüğü menfi tespite ilişkin iddiaları bononun geçersizliği karşısında adi senet ve asıl borç ilişkisine ait olup, asıl borç ilişkisine dayalı olarak takip yapılması veya alacağın talep edilmesi halinde ileri sürülebilecek hususlardır. Bu nedenle kambiyo senedine mahsus icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali davasının kabulü gerekirken reddi doğru görülmemiştir.
2.Bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.
05. 2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1160336100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz