Tbk 447/2
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4035 E. 2025/2415 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 447/2↗ tbk 445↗ müşteri çevresi↗ ihbar tazminatı↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ işçilik alacakları↗ taleple bağlılık ilkesi↗ haksız fesih↗ sözleşmenin ihlali↗ taleple bağlılık↗ rekabet yasağı↗ acente↗ illiyet bağı↗ sözleşmeye aykırılık↗ ara karar↗ cezai şart↗ oy yasağı↗ tbk 99↗ fesih↗ ihbar↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ yasal faiz↗ avans faizi↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/38 E., 2020/81 K.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince 27.12.2021 tarihli ek karar ile temyiz isteminin miktardan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı da davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkette 14.08.2000-20.10.2014 tarihleri arasında portföy yetkilisi olarak çalışan davalının işine fesih bildirimi ile son verildikten sonra davalının ... Sigorta A.Ş.'de çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette görevi itibariyle yüksek fon değerleri olan müşterilerle çalıştığını, müşterilerin her türlü bilgisine, dolayısıyla müvekkilinin ticari sırlarına vakıf olduğunu, taraflar arasında imzalanan Rekabet Yasağı Ticari Sırların Saklanması Hakkındaki Anlaşmanın 5. maddesiyle müvekkil şirketin müşterilerinden %10'unun ve/veya müşteri birikim tutarından %10 kadarının rakip şirketlerden herhangi birine geçmiş olmasının sözleşmenin ihlali sayılacağının hüküm altına alındığını, sözleşmenin ihlali halinde zararların tazmininin yanı sıra müvekkil şirketin müşterisinin birikim tutarının %50'si oranında cezai şartın ödeneceğinin kararlaştırıldığını, başka sigorta şirketlerine aktarılan fon değerinin, davalının aracılık ettiği toplam fon birikim tutarının %17,40'ı olduğunu, aktarılan fon değeri %10'u aştığından sözleşmenin ihlâl edildiğini ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL cezai şart alacağının avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin ilk kez 28.10.2009 tarihinde imzalatılmak istendiğini, müvekkilinin işini kaybetmemek için sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığını, imzasının altına da “her nedenle ayrılırsam ayrılayım bu sözleşmenin maddeleri beni bağlamayacaktır.” notunu yazdığını, aynı sözleşmenin 14.12.2009 tarihinde tekrar imzalatıldığını, müvekkilinin o sözleşmeyi de işten atılacağı baskısıyla ihtirazı kayıtla imzaladığını, müvekkilinin iş akdinin haksız fesih edildiğini, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini, rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, müvekkilinin davacının müşterilerinin bilgilerini ifşa etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 2009 yılında iki ay ara ile aynı mahiyette rekabet yasağı, ticari sırların saklanması hakkında anlaşma başlıklı iki adet sözleşmenin imzalandığı, sözleşmede davalının aracı olarak anıldığı, sözleşmenin 3. maddesinde sadece aracı işçi aleyhine rekabet yasaklarının düzenlendiği, cezai şart başlıklı 5. maddesinde aracının hizmet verdiği ve/veya aracının yönetici olarak dönem yaptığı dönemde kendisine bağlı çalışmış tüm aracıların kendisine bağlı çalıştıkları süre boyunca hizmet verdikleri ... müşterilerinden %10'unun ve/veya müşteri birikim tutarından %10 kadarının rakip şirketlerden herhangi birine geçmiş olmasının sözleşmenin ihlali ve sözleşmede yer alan hükümlere aykırılık olarak kabul edileceğinin, sözleşmeye aykırılık halinde ...'nın uğradığı zararların yanı sıra müşteri birikim tutarının %50'si oranında cezai şartın aracı tarafından ...'ya ödeneceğinin, 4. maddede sözleşmenin ... ile aracı arasındaki hizmet ilişkisi süresince ve hizmet ilişkisinin bitiminden itibaren 2 yıl süreyle geçerli olacağının kararlaştırıldığı, davalının her iki sözleşmeyi de ihtirazı kayıtla imzaladığı, iş akdinin sona erdiği 20.10.2014 tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin 444 ve 445. maddelerinin uygulanması gerektiği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışması ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, somut olayda rekabet yasağı tüm ülke sınırlarını kapsasa da, TBK'nın 445/2 hükmü uyarınca yapılan değerlendirmede, davalının çalıştığı iş yerlerinin Antalya İli olması ve iddia edilen rekabet yasağına aykırı eylemlerin de Antalya'da gerçekleştirilmiş olması sebebiyle somut olay açısından sözleşme hükmünün coğrafi alan olarak Antalya ili ile sınırlandırılıp geçerli olduğu, davalının rakip firmaya geçtikten sonra sözleşmeye aykırı olacak şekilde, davacı iş yerindeyken aracılık ettiği poliçelerin 29 adetini rakip firmaya aktarmakla taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinin ihlal edildiği, bilirkişi raporunda ödenmesi gereken cezai şartın 184.187,36 TL olduğu hesaplanmasına rağmen taleple bağlılık ilkesinin gözetildiği gerekçesi ile davanın kabulüne, 10.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf her ne kadar işten davacı tarafça işçilik alacakları tarafına ödenerek çıkartıldığını, bu nedenle TBK'nın 447/2 hükmü gereği rekabet yasağının koşullarının oluşmadığını ileri sürmüşse de, dosyada bulunan, davacının davalıya hitaben yazdığı 20.10.2014 tarihli fesih bildiriminde davalının performans düşüklüğü nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğinin belirtildiği, dinlenen tanık beyanlarında da davalının acenta açacağı için bilinçli bir şekilde performans düşüklüğü gösterdiğinin ifade edilmesi hususu birlikte gözetildiğinde, iş akdinin davacı işverence haklı bir neden olmaksızın feshedildiği söylenemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesinin talep ile bağlı kalarak davanın kabulüne karar vermesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, 27.12.2021 tarihli ek karar ile davalı vekilinin temyiz talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362-/1-(a) hükmü uyarınca reddine karar verilmiş, ek karar esasa ilişkin sebeplerle birlikte temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı cezaî şart alacağı talebine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına yönelik davalı temyizi ile ilgili olarak yapılan ön inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesince, taleple bağlılık ilkesi gereği kabulüne karar verilen miktar 10.000,00 TL ise de dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu, bilirkişi raporunda ödenmesi gerekli cezai şartın 184.187,36 TL hesaplandığı anlaşıldığından, HMK'nın 362/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nin 27.12.2021 tarihli ek kararının kaldırılması, davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
2.Davalı 2000-2014 yılları arasında davacı şirkette çalışmış olup, bilirkişi raporunda, bu süre zarfında 423 adet bireysel emeklilik sözleşmesinden 29'unun davalının aracılığıyla davalının sonradan çalışmaya başladığı şirkete transfer edildiği belirtilmiştir.
Her ne kadar, Mahkemece davalının bu 29 adet transferi gerçekleştirdiğinin kabulü ile davalının çalışırken aracılık ettiği müşterilerin birikim tutarlarının toplamının %10'unun aşılmasına göre bilirkişi raporunda hesaplanan tutara göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.04.2017 tarihli ve 2015/886 E., 2017/282 K. sayılı istinaf edilmeksizin kesinleşen beraat kararı, o dosyada dinlenen tanık ifadeleri, mahkemece dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının dayandığı sözleşme şartının 3. şahsın fiilini taahhüt niteliği taşımadığı ve davalı ile illiyet bağı kurulamadığı, 29 adet poliçe ile ilgili olarak kullanılan değiştirme hakkının salt davalının yönlendirme ve iknası sonucunda gerçekleştiğinin somut ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı dikkate alınarak davanın reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4347 E. 2017/6591 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 2009 yılında iki ay «ara» ile aynı mahiyette «rekabet yasağı», ticari sırların saklanması hakkında anlaşma başlıklı iki adet sözleşmenin imzalandığı, sözleşmede davalının aracı olarak anıldığı, sözleşmenin 3. maddesinde sadece aracı işçi aleyhine rekabet yasaklarının düzenlendiği, «cezai şart» başlıklı 5. maddesinde aracının hizmet verdiği ve/veya aracının yönetici olarak dönem yaptığı dönemde kendisine bağlı çalışmış tüm aracıların kendisine bağlı çalıştıkları süre boyunca hizmet verdikleri ... müşterilerinden %10'unun ve/veya müşteri birikim tutarından %10 kadarının rakip şirketlerden herhangi birine geçmiş olmasının «sözleşmenin ihlali» ve sözleşmede yer alan hükümlere aykırılık olarak kabul edileceğinin, «sözleşmeye aykırılık» halinde ...'nın uğradığı zararların yanı sıra müşteri birikim tutarının %50'si oranında cezai şartın aracı tarafından ...'ya ödeneceğinin, 4. maddede sözleşmenin ... ile aracı arasındaki hizmet ilişkisi süresince ve hizmet ilişkisinin bitiminden itibaren 2 yıl süreyle geçerli olacağının kararlaştırıldığı, davalının her iki sözleşmeyi de ihtirazı kayıtla imzaladığı, iş akdinin sona erdiği 20.10.2014 tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) «rekabet yasağı sözleşmesine» ilişkin 444 ve 445. maddelerinin uygulanması gerektiği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli «müşteri çevresi» veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışması ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, somut olayda rekabet yasağı tüm ülke sınırlarını kapsasa da, TBK'nın 445/2 hükmü uyarınca yapılan değerlendirmede, davalının çalıştığı iş yerlerinin Antalya İli olması ve iddia edilen rekabet yasağına aykırı eylemlerin de Antalya'da gerçekleştirilmiş olması sebebiyle somut olay açısından sözleşme hükmünün coğrafi alan olarak Antalya ili ile sınırlandırılıp geçerli olduğu, davalının rakip firmaya geçtikten sonra sözleşmeye aykırı olacak şekilde, davacı iş yerindeyken aracılık ettiği poliçelerin 29 adetini rakip firmaya aktarmakla taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinin ihlal edildiği, bilirkişi raporunda ödenmesi gereken cezai şartın 184.187,36 TL olduğu hesaplanmasına rağmen «taleple bağlılık» ilkesinin gözetildiği gerekçesi ile davanın kabulüne, 10.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir.
… leşmenin 14.12.2009 tarihinde tekrar imzalatıldığını, müvekkilinin o sözleşmeyi de işten atılacağı baskısıyla ihtirazı kayıtla imzaladığını, müvekkilinin iş akdinin «haksız fesih» edildiğini, kıdem ve «ihbar tazminatlarının» ödendiğini, «rekabet yasağı sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, müvekkilinin davacının müşterilerinin bilgilerini ifşa etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf her ne kadar işten davacı tarafça «işçilik alacakları» tarafına ödenerek çıkartıldığını, bu nedenle TBK'nın 447/2 hükmü gereği «rekabet yasağının» koşullarının oluşmadığını ileri sürmüşse de, dosyada bulunan, davacının davalıya hitaben yazdığı 20.10.2014 tarihli «fesih» bildiriminde davalının performans düşüklüğü nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğinin belirtildiği, dinlenen tanık beyanlarında da davalının «acenta» açacağı için bilinçli bir şekilde performans düşüklüğü gösterdiğinin ifade edilmesi hususu birlikte gözetildiğinde, iş akdinin davacı işverence haklı bir neden olm …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
2-) Ayrıca, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için «rekabet yasağının» düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 13.01.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · kısıtlılık · hizmet sözleşmesi · cy/cy kaydı · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki «hizmet sözleşmenin» TBK'nin 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, «rekabet yasağının» yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Rekabet «yasağı» «kaydı» karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir.
Bu itibarla mahkemenin, «haksız rekabete» ilişkin «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve raki …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7354 E. 2016/1838 K.
Ortak:müşteri çevresi · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 2009 yılında iki ay «ara» ile aynı mahiyette «rekabet yasağı», ticari sırların saklanması hakkında anlaşma başlıklı iki adet sözleşmenin imzalandığı, sözleşmede davalının aracı olarak anıldığı, sözleşmenin 3. maddesinde sadece aracı işçi aleyhine rekabet yasaklarının düzenlendiği, «cezai şart» başlıklı 5. maddesinde aracının hizmet verdiği ve/veya aracının yönetici olarak dönem yaptığı dönemde kendisine bağlı çalışmış tüm aracıların kendisine bağlı çalıştıkları süre boyunca hizmet verdikleri ... müşterilerinden %10'unun ve/veya müşteri birikim tutarından %10 kadarının rakip şirketlerden herhangi birine geçmiş olmasının «sözleşmenin ihlali» ve sözleşmede yer alan hükümlere aykırılık olarak kabul edileceğinin, «sözleşmeye aykırılık» halinde ...'nın uğradığı zararların yanı sıra müşteri birikim tutarının %50'si oranında cezai şartın aracı tarafından ...'ya ödeneceğinin, 4. maddede sözleşmenin ... ile aracı arasındaki hizmet ilişkisi süresince ve hizmet ilişkisinin bitiminden itibaren 2 yıl süreyle geçerli olacağının kararlaştırıldığı, davalının her iki sözleşmeyi de ihtirazı kayıtla imzaladığı, iş akdinin sona erdiği 20.10.2014 tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) «rekabet yasağı sözleşmesine» ilişkin 444 ve 445. maddelerinin uygulanması gerektiği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli «müşteri çevresi» veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışması ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, somut olayda rekabet yasağı tüm ülke sınırlarını kapsasa da, TBK'nın 445/2 hükmü uyarınca yapılan değerlendirmede, davalının çalıştığı iş yerlerinin Antalya İli olması ve iddia edilen rekabet yasağına aykırı eylemlerin de Antalya'da gerçekleştirilmiş olması sebebiyle somut olay açısından sözleşme hükmünün coğrafi alan olarak Antalya ili ile sınırlandırılıp geçerli olduğu, davalının rakip firmaya geçtikten sonra sözleşmeye aykırı olacak şekilde, davacı iş yerindeyken aracılık ettiği poliçelerin 29 adetini rakip firmaya aktarmakla taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinin ihlal edildiği, bilirkişi raporunda ödenmesi gereken cezai şartın 184.187,36 TL olduğu hesaplanmasına rağmen «taleple bağlılık» ilkesinin gözetildiği gerekçesi ile davanın kabulüne, 10.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir.
… leşmenin 14.12.2009 tarihinde tekrar imzalatıldığını, müvekkilinin o sözleşmeyi de işten atılacağı baskısıyla ihtirazı kayıtla imzaladığını, müvekkilinin iş akdinin «haksız fesih» edildiğini, kıdem ve «ihbar tazminatlarının» ödendiğini, «rekabet yasağı sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, müvekkilinin davacının müşterilerinin bilgilerini ifşa etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasına dayalı cezaî şart alacağı talebine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
… enmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile söz konusu sözleşme hükmünün Anayasa'nın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · çalışma özgürlüğü · fiil ehliyeti · kısıtlılık · taraf ehliyeti · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi gereğince, «fiil ehliyetine» sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
… enmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile söz konusu sözleşme hükmünün Anayasa'nın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davalı işçinin, sözleşmedeki «rekabet yasağı» «kaydına» rağmen iş sözleşmesinin feshinden sonra davacı ile aynı işi yapan, aynı ilde faaliyet gösteren rakip bir işletmede çalışmaya başlamasıyla birlikte, davacı işletmede edindiği bilgileri rakip işletmede kullanma tehlikesi meydana gelmiş sayılır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3079 E. 2019/4329 K.
Ortak:fesih · yasal faiz
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkette 14.08.2000-20.10.2014 tarihleri arasında portföy yetkilisi olarak çalışan davalının işine «fesih» bildirimi ile «son» verildikten sonra davalının ...
… leşmenin 14.12.2009 tarihinde tekrar imzalatıldığını, müvekkilinin o sözleşmeyi de işten atılacağı baskısıyla ihtirazı kayıtla imzaladığını, müvekkilinin iş akdinin «haksız fesih» edildiğini, kıdem ve «ihbar tazminatlarının» ödendiğini, «rekabet yasağı sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, müvekkilinin davacının müşterilerinin bilgilerini ifşa etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 2009 yılında iki ay «ara» ile aynı mahiyette «rekabet yasağı», ticari sırların saklanması hakkında anlaşma başlıklı iki adet sözleşmenin imzalandığı, sözleşmede davalının aracı olarak anıldığı, sözleşmenin 3. maddesinde sadece aracı işçi aleyhine rekabet yasaklarının düzenlendiği, «cezai şart» başlıklı 5. maddesinde aracının hizmet verdiği ve/veya aracının yönetici olarak dönem yaptığı dönemde kendisine bağlı çalışmış tüm aracıların kendisine bağlı çalıştıkları süre boyunca hizmet verdikleri ... müşterilerinden %10'unun ve/veya müşteri birikim tutarından %10 kadarının rakip şirketlerden herhangi birine geçmiş olmasının «sözleşmenin ihlali» ve sözleşmede yer alan hükümlere aykırılık olarak kabul edileceğinin, «sözleşmeye aykırılık» halinde ...'nın uğradığı zararların yanı sıra müşteri birikim tutarının %50'si oranında cezai şartın aracı tarafından ...'ya ödeneceğinin, 4. maddede sözleşmenin ... ile aracı arasındaki hizmet ilişkisi süresince ve hizmet ilişkisinin bitiminden itibaren 2 yıl süreyle geçerli olacağının kararlaştırıldığı, davalının her iki sözleşmeyi de ihtirazı kayıtla imzaladığı, iş akdinin sona erdiği 20.10.2014 tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) «rekabet yasağı sözleşmesine» ilişkin 444 ve 445. maddelerinin uygulanması gerektiği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli «müşteri çevresi» veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışması ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, somut olayda rekabet yasağı tüm ülke sınırlarını kapsasa da, TBK'nın 445/2 hükmü uyarınca yapılan değerlendirmede, davalının çalıştığı iş yerlerinin Antalya İli olması ve iddia edilen rekabet yasağına aykırı eylemlerin de Antalya'da gerçekleştirilmiş olması sebebiyle somut olay açısından sözleşme hükmünün coğrafi alan olarak Antalya ili ile sınırlandırılıp geçerli olduğu, davalının rakip firmaya geçtikten sonra sözleşmeye aykırı olacak şekilde, davacı iş yerindeyken aracılık ettiği poliçelerin 29 adetini rakip firmaya aktarmakla taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinin ihlal edildiği, bilirkişi raporunda ödenmesi gereken cezai şartın 184.187,36 TL olduğu hesaplanmasına rağmen «taleple bağlılık» ilkesinin gözetildiği gerekçesi ile davanın kabulüne, 10.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «poliçe özel şartlarının» 5.2.2’e maddesine göre sigortalı iş sözleşmesinin iş veren tarafından ilgili mevzuata veya iş sözleşmesine göre haklı veya geçerli nedenle feshedilmesi halinde «rizikonun» «teminat» dışında olacağı, davalı tarafça davacının iş akdinin dava dışı işverenince performans düşüklüğü nedenine bağlı olarak haklı nedenle feshedildiğinin ileri sürüldüğü, ancak iş verenin davacının akdini feshederken herhangi bir kasıt, «kusur» veya performans düşüklüğü sebebinden bahsedilmediği, davalı tarafın teminatın poliçe kapsamı dışında olduğuna dair her hangi bir delil «ibraz» etmediği, bu durumda dosya kapsamına göre «hasarın» poliçe kapsamında olduğu, poliçeye göre 8.188,14 TL tazminatın ödenmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne 8.188,14 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacının da imzasının olduğu 14.03.2014 tarihli “«fesih» bildirimi” başlıklı belgeye göre iş akdinin performans düşüklüğünden kaynaklı olarak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18 maddeleri uyarınca geçerli nedenle feshedildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:poliçe özel şartı · özel dava şartı · sigorta teminatı · riziko · kusur · hasar · ibraz · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «poliçe özel şartlarının» 5.2.2’e maddesine göre sigortalı iş sözleşmesinin iş veren tarafından ilgili mevzuata veya iş sözleşmesine göre haklı veya geçerli nedenle feshedilmesi halinde «rizikonun» «teminat» dışında olacağı, davalı tarafça davacının iş akdinin dava dışı işverenince performans düşüklüğü nedenine bağlı olarak haklı nedenle feshedildiğinin ileri sürüldüğü, ancak iş verenin davacının akdini feshederken herhangi bir kasıt, «kusur» veya performans düşüklüğü sebebinden bahsedilmediği, davalı tarafın teminatın poliçe kapsamı dışında olduğuna dair her hangi bir delil «ibraz» etmediği, bu durumda dosya kapsamına göre «hasarın» poliçe kapsamında olduğu, poliçeye göre 8.188,14 TL tazminatın ödenmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne 8.188,14 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda iş akdinin geçerli nedenle feshedildiği, taraflar arasında düzenlenen Gelir Koruma Sigorta Poliçesi «özel şartlarının» 5.3.2. e maddesi gereğince bu halin «sigorta teminatı» dışında kaldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir
Ancak, gelir koruması sigortası «özel şartlarının» 5.3.2.e maddesine göre iş akdinin geçerli nedenle feshi halinin sigorta kapsamının dışında olduğu belirtilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2222 E. 2014/8576 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zararın ispatı · infazda tereddüt · infaz · yargılama gideri · maddi tazminat · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, hükümde davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu belirtilmiş ise de, «maddi tazminatın» ve «yargılama giderlerinin» "davalıdan" tahsiline denmek suretiyle belirsiz, «infazda tereddüt» doğuracak şekilde hüküm kurulmuştur.
… eden diğer davalı şirket ile çalışmaya başladığı ve davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olan bu şahsın mal alım satımına yönelik teklifler verdiği, bu eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu, sunulan delillere göre davacının tam olarak «zararını ispat» edemediği, mahkemece bu miktarın 15.000,00 TL olarak takdir edildiği, davacının şartları oluşmadığından manevi tazminat isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen …
Bu durumda, «infazda tereddüt» olmayacak şekilde yeniden hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
1- Dava, «haksız rekabet» nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4035 E. , 2025/2415 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
EK KARAR TARİHİ 27.12.2021
SAYISI 2020/1014 Esas, 2021/1723 Karar
KARAR Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/38 E., 2020/81 K.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince 27.12.2021 tarihli ek karar ile temyiz isteminin miktardan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı da davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkette 14.08.2000-20.10.2014 tarihleri arasında portföy yetkilisi olarak çalışan davalının işine fesih bildirimi ile son verildikten sonra davalının ... Sigorta A.Ş.'de çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirkette görevi itibariyle yüksek fon değerleri olan müşterilerle çalıştığını, müşterilerin her türlü bilgisine, dolayısıyla müvekkilinin ticari sırlarına vakıf olduğunu, taraflar arasında imzalanan Rekabet Yasağı Ticari Sırların Saklanması Hakkındaki Anlaşmanın 5. maddesiyle müvekkil şirketin müşterilerinden %10'unun ve/veya müşteri birikim tutarından %10 kadarının rakip şirketlerden herhangi birine geçmiş olmasının sözleşmenin ihlali sayılacağının hüküm altına alındığını, sözleşmenin ihlali halinde zararların tazmininin yanı sıra müvekkil şirketin müşterisinin birikim tutarının %50'si oranında cezai şartın ödeneceğinin kararlaştırıldığını, başka sigorta şirketlerine aktarılan fon değerinin, davalının aracılık ettiği toplam fon birikim tutarının %17,40'ı olduğunu, aktarılan fon değeri %10'u aştığından sözleşmenin ihlâl edildiğini ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL cezai şart alacağının avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin ilk kez 28.10.2009 tarihinde imzalatılmak istendiğini, müvekkilinin işini kaybetmemek için sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığını, imzasının altına da “her nedenle ayrılırsam ayrılayım bu sözleşmenin maddeleri beni bağlamayacaktır.” notunu yazdığını, aynı sözleşmenin 14.12.2009 tarihinde tekrar imzalatıldığını, müvekkilinin o sözleşmeyi de işten atılacağı baskısıyla ihtirazı kayıtla imzaladığını, müvekkilinin iş akdinin haksız fesih edildiğini, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini, rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, müvekkilinin davacının müşterilerinin bilgilerini ifşa etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 2009 yılında iki ay ara ile aynı mahiyette rekabet yasağı, ticari sırların saklanması hakkında anlaşma başlıklı iki adet sözleşmenin imzalandığı, sözleşmede davalının aracı olarak anıldığı, sözleşmenin 3. maddesinde sadece aracı işçi aleyhine rekabet yasaklarının düzenlendiği, cezai şart başlıklı 5. maddesinde aracının hizmet verdiği ve/veya aracının yönetici olarak dönem yaptığı dönemde kendisine bağlı çalışmış tüm aracıların kendisine bağlı çalıştıkları süre boyunca hizmet verdikleri ... müşterilerinden %10'unun ve/veya müşteri birikim tutarından %10 kadarının rakip şirketlerden herhangi birine geçmiş olmasının sözleşmenin ihlali ve sözleşmede yer alan hükümlere aykırılık olarak kabul edileceğinin, sözleşmeye aykırılık halinde ...'nın uğradığı zararların yanı sıra müşteri birikim tutarının %50'si oranında cezai şartın aracı tarafından ...'ya ödeneceğinin, 4.
maddede sözleşmenin ... ile aracı arasındaki hizmet ilişkisi süresince ve hizmet ilişkisinin bitiminden itibaren 2 yıl süreyle geçerli olacağının kararlaştırıldığı, davalının her iki sözleşmeyi de ihtirazı kayıtla imzaladığı, iş akdinin sona erdiği 20.10.2014 tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin 444 ve 445. maddelerinin uygulanması gerektiği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışması ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığının yeterli olduğu, somut olayda rekabet yasağı tüm ülke sınırlarını kapsasa da, TBK'nın 445/2 hükmü uyarınca yapılan değerlendirmede, davalının çalıştığı iş yerlerinin Antalya İli olması ve iddia edilen rekabet yasağına aykırı eylemlerin de Antalya'da gerçekleştirilmiş olması sebebiyle somut olay açısından sözleşme hükmünün coğrafi alan olarak Antalya ili ile sınırlandırılıp geçerli olduğu, davalının rakip firmaya geçtikten sonra sözleşmeye aykırı olacak şekilde, davacı iş yerindeyken aracılık ettiği poliçelerin 29 adetini rakip firmaya aktarmakla taraflar arasındaki sözleşmenin 5.
maddesinin ihlal edildiği, bilirkişi raporunda ödenmesi gereken cezai şartın 184.187,36 TL olduğu hesaplanmasına rağmen taleple bağlılık ilkesinin gözetildiği gerekçesi ile davanın kabulüne, 10.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf her ne kadar işten davacı tarafça işçilik alacakları tarafına ödenerek çıkartıldığını, bu nedenle TBK'nın 447/2 hükmü gereği rekabet yasağının koşullarının oluşmadığını ileri sürmüşse de, dosyada bulunan, davacının davalıya hitaben yazdığı 20.10.2014 tarihli fesih bildiriminde davalının performans düşüklüğü nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğinin belirtildiği, dinlenen tanık beyanlarında da davalının acenta açacağı için bilinçli bir şekilde performans düşüklüğü gösterdiğinin ifade edilmesi hususu birlikte gözetildiğinde, iş akdinin davacı işverence haklı bir neden olmaksızın feshedildiği söylenemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesinin talep ile bağlı kalarak davanın kabulüne karar vermesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, 27.12.2021 tarihli ek karar ile davalı vekilinin temyiz talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362-/1-(a) hükmü uyarınca reddine karar verilmiş, ek karar esasa ilişkin sebeplerle birlikte temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı cezaî şart alacağı talebine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına yönelik davalı temyizi ile ilgili olarak yapılan ön inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesince, taleple bağlılık ilkesi gereği kabulüne karar verilen miktar 10.000,00 TL ise de dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu, bilirkişi raporunda ödenmesi gerekli cezai şartın 184.187,36 TL hesaplandığı anlaşıldığından, HMK'nın 362/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nin 27.12.2021 tarihli ek kararının kaldırılması, davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
2.Davalı 2000-2014 yılları arasında davacı şirkette çalışmış olup, bilirkişi raporunda, bu süre zarfında 423 adet bireysel emeklilik sözleşmesinden 29'unun davalının aracılığıyla davalının sonradan çalışmaya başladığı şirkete transfer edildiği belirtilmiştir.
Her ne kadar, Mahkemece davalının bu 29 adet transferi gerçekleştirdiğinin kabulü ile davalının çalışırken aracılık ettiği müşterilerin birikim tutarlarının toplamının %10'unun aşılmasına göre bilirkişi raporunda hesaplanan tutara göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.04.2017 tarihli ve 2015/886 E., 2017/282 K. sayılı istinaf edilmeksizin kesinleşen beraat kararı, o dosyada dinlenen tanık ifadeleri, mahkemece dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının dayandığı sözleşme şartının 3. şahsın fiilini taahhüt niteliği taşımadığı ve davalı ile illiyet bağı kurulamadığı, 29 adet poliçe ile ilgili olarak kullanılan değiştirme hakkının salt davalının yönlendirme ve iknası sonucunda gerçekleştiğinin somut ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı dikkate alınarak davanın reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin 27.12.2021 tarihli ek kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının asıl karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1151010300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz