Yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7508 E. 2024/3871 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu↗ limited şirket müdürünün azli↗ şirket müdürünün azli↗ nedensellik bağı↗ değer kaybı↗ sıfat yokluğu↗ doğrudan zarar↗ azil↗ dolaylı zarar↗ iflas idaresi↗ yönetici sorumluluğu↗ kayyım atanması↗ aktif husumet yokluğu↗ şirket müdürlüğü↗ özen yükümlülüğü↗ sorumluluk davası↗ tefrik↗ aktif husumet ehliyeti↗ kayyım↗ şirket müdürü↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ münhasırlık↗ şirket zararı↗ ara karar↗ basiretli tacir↗ husumet yokluğu↗ kâr kaybı↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ kâr payı↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ tacir↗ dosya masrafı↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/125 E., 2020/262 K.
Taraflar arasındaki limited şirket müdürünün azli ve yöneticinin sorumluluğu nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili, dava dışı ... Gıda...Ltd. Şti. tarafından müvekkilleri aleyhine açılan ve İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/887 E. sayılı dosyası üzerinden görülen tazminat davasına karşı dava olarak ... ve ......Gıda..Ltd. Şti. aleyhine açtığı işbu davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkili ...'in ... Gıda...Ltd. Şti.'nin ortağı olduğunu, diğer müvekkilinin ise anılan şirket tarafından işletilen meyhanenin işleticiliğini yaptığını, davalı ...'ın şirket tarafından işletilen meyhaneyi kapatması sebebiyle müdürlük görevini ağır bir şekilde ihlal ettiği gibi her iki müvekkilinin de büyük zarara uğramasına sebep olduğunu, şirkete ait kira borcunu ödemediğini, kiranın müvekkili ...tarafından ödendiğini, müvekkili ...'e bu zamana kadar kâr payı ödenmediğini, diğer müvekkilinin ise şirketten işleticilik bedeli alacağı bulunduğunu, ayrıca şirkete ait bir takım masrafları kendi cebinden yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek ...'in ortaklık payının tespiti ile bugüne kadar hiç kâr payı almadığından 10.000,00 TL kâr payının davalı şirketten tahsilini, yine müvekkili ... tarafından şirket adına ödenen 2018 yılı Ağustos ayı kirasının 4.000,00 TL miktarının davalı şirketten tahsil olunmasını, yine davalı ...'ın özen yükümlülüğünü ihlal etmesi şirketin zarara girmesine yol açması karşısında 1.000,00 TL yoksun kaldığı kâr payının davalı ...'dan tahsilini talep ettiğini, yine davacı vekili davaya konu karşı dava dilekçesinde karşı davacı durumunda olan davacı ... açısından açtığı davada 2015 yılından bugüne kadar şirketten alınamayan işletme bedelinin hesaplanarak 1.000,00 TL'sini davalı şirketten tahsilini, yine meyhanenin kapatılmış olması nedeniyle ...'in uğradığı-uğrayacağı kâr kaybına karşılık 1.000,00 TL'sinin davalı ...'dan tahsil olunmasını, yine ... tarafından meyhaneye demirbaş ve mefruşat satın alınması nedeniyle davalı şirketten tahsil olunmasını talep ettiğini, ayrıca müvekkilleri ve şirkete zarar verilmesi kastı ile meyhanenin kapatıldığı ve başıboş bırakıldığını, tedbiren davalı şirket müdürü ...'ın temsil ve yönetim yetkisinin kaldırılmasını ve tedbiren müvekkili ...'in kayyım olarak atanmasını, sonuç olarak davalı şirket yetkilisinin azledilmesini talep etmiş, davanın görüldüğü Mahkemece verilen ara kararla, ...'a yönelik azil ve tazminat davasının ana dosyadan tefriki ile yeni bir esasa kaydına karar verilmiş, tefrikten sonra Mahkemece verilen ara kararla, davacılar vekilinden işbu davaya konu taleplerinin açıklanması istenilmiş, davacılar vekili 16.08.2019 tarihli dilekçesiyle, tefrik edilen işbu dosyadaki taleplerinin, davalı ...'ın şirket müdürlüğünden azli ve yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olduğunu, müvekkili ...'in davalıdan şirketi zarara sokmak kastı ile şirketin sahibi olduğun Kırıkkadeh Meyhanesini kapatması nedeniyle uğradığı ve uğrayacağı zararların (Şirketin kâr ve değer kaybı, ayrıca aylarca kapalı kalması nedeniyle uğradığı gelir kaybı vb sebeblerle uğrayacağı zararların tazmin) karşılığında şimdilik 1.000,00 TL tazminat talep ettiğini, keza diğer müvekkilinin de davalıdan şirketi zarara sokmak kastı ile şirketin sahibi olduğun Kırıkkadeh Meyhanesini kapatması nedeniyle uğradığı ve uğrayacağı zararların (Şirketin kâr ve değer kaybı, ayrıca aylarca kapalı kalması nedeniyle uğradığı gelir kaybı vb. sebeblerle uğrayacağı zararların tazmini) karşılığında şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat talep ettiğini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yan iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket ortağı olmayan davacı ...'ün azil istemi bakımından aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, şirket ortağı olan diğer davacının ise anılan talep bakımından aktif husumet ehliyeti bulunduğu, dosya kapsamındaki delillerden davalının müdürlük görevini ihlal ettiğinin anlaşıldığı ve azil şartlarının oluştuğunu, davacıların tazminat taleplerinin ayrı ayrı incelenmesi gerektiği, davacı ...'in dava dışı şirkette pay sahibi olmadığı ve konumu gereği şirketten uğradığı zararı talep eden alacaklı konumunda bulunduğu, davacıların dava dilekçesinde belirtmiş oldukları şekilde, şirket müdürünün ... olduğu dönemde şirket çalışır ve kâr eder durumdayken sonradan davalının şirketi kötü idare etmesi, bu şekilde müşteri ve kâr kaybına yol açmış olması, meyhanedeki yiyecek ve gıda malzemelerinin bozulacağını bile bile dükkanı kapatmış olması, basiretli bir tacir gibi hareket etmemiş olması, sonuç olarak şirketin faaliyetine son verilmesine yol açmış olması, bu nedenle ortak ve alacaklı durumundaki davacıların zararına yol açtığı iddiasına dair tüm vakıaların varlığı halinde davalının temsilcisi olduğu ortaklığın doğrudan zarar göreceği muhakkak ise de ortak olmayan davacı ...'in doğrudan zarara uğrayacağının kabul edilemeceği, bir başka deyişle, davacının bu noktadaki zararının aslında dolaylı zarar niteliğinde olduğu, bu zararın, davalının yöneticisi olduğu şirketin bizzat zarara uğraması nedeni ile ve buna bağlı olarak oluşan bir zarar olup, davacının uğradığını iddia ettiği zarar ile davalının eylemi arasında doğrudan nedensellik bağı bulunmadığı, ortaklığa verilen zarar dolayısıyla davacının menfaatinin zarar görmesi mümkün ise de bu tip ''dolayısıyla oluşan zararlar'' nedeniyle pay sahibi durumunda olmayan ancak alacaklı konumuna erişebilecek konumundaki davacı ...'in "alacaklı" kişi sıfatı ile ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 556 ncı maddesi hükmüne dayalı olarak yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna dayanmasının mümkün olabileceği, Mahkemelerin, davacının dayanmış olduğu maddi vakıalar ile bağlı bulunmakla beraber bu vakıaların dayanmış olduğu ve uygulanması gereken kanun hükmü ile bağlı olmadığı, bu noktada uyuşmazlığın 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi hükmünden 556 ncı maddesi hükmünden kaynaklandığı, alacaklılar ve ortakların, dolaylı zarara istinaden ancak şirket iflas sürecine girmişse ve iflas idaresi davayı açmadığı takdirde tazminat şirkete verilmek üzere sorumluluk davası açabileceği, bu şartlarda davacı ...'in alacaklı olduğu iddia olunan zararın doğrudan alacaklı nezdinde doğmadığı, davalının yöneticisi olduğu şirketin bir an için doğrudan zarara uğradığı kabul edilse dahi bu zararın davacı alacaklı ... yönünden dolaylı zarar teşkil ettiği, uygulanması gereken hükmün 6102 sayılı Kanun'un 556 ncı maddesi hükmü ile düzenlendiği, şirketin iflası haline münhasıran bir durumun normatif olarak düzenlendiği, doktrin görüşlerinin bu çerçevede olduğu gibi hükmün sistematik yorumunun da aynı sonuca varılmasını gerektirdiği, ne var ki dava tarihi itibariyle davalının yöneticisi olduğu şirketin iflasına dair vakıa ve delil olmadığı gibi bu yönde beyan dahi bulunmadığı, daha da önemlisi bir an için iflas olsa dahi iflas idaresinin dava açtığına dair vakıa ve delil dahi bulunmadığı, bu durumda dolaylı zarara istinaden davacı ...'in mevcut maddi hukuk hükümlerine göre hak ileri süremeyeceği,buna göre tazminat talebi yönünden sıfat yokluğunun söz konusu olduğu, diğer davacının tazminat talebine gelince; davacı ... pay sahibi olarak ve şirketin uğramış olduğu zararın tazminini 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre talep edebilir ise de adı geçen düzenlemeye göre pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesi isteyebilecekleri, oysaki adı geçen davacının zararın bizzat kendisine ödenmesini istediği, bu nedenle bu yöne ilişkin davada davacının sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan azil davasının aktif husumet yokluğundan reddine, diğer davacının açtığı azil davasının ise kabulü ile davalının şirket müdürlüğünden azline, davacıların tazminat davasının ise aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesinin uygulanamayacağına yönelik tespit ve yorumlarının usule ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme kararının bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, Yerel Mahkemece bilirkişi raporuna yönelik yapılan itirazların dikkate alınmadığını, müvekkili ...'in uğradığı zararlara yöneliklik inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, davacı ... açısından yerel mahkeme 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesine atıfla şirketin uğradığı zararın tazminini talep edebilir ise de bu durumda" tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilir " diyerek ... açısından da tazminat talebini reddettiğini, yerel mahkemenin yorumunun şirketin uğradığı zararlar açısından doğru olduğunu ancak ...'in tazminat talepleri şirketin uğradığı zararlara ilişkin değil, davalı ...'ın özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi ve şirketi kasten zarara uğratması nedeniyle uğradığı kişisel zararlara ilişkin olduğunu, bu nedenle kararın usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirket müdürünün azli ve yöneticinin sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü, 555 inci ve 556 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5809 E. 2018/67 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · azil · tefrik · limited şirket · yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz kararda… nin de büyük zarara uğramasına sebep olduğunu, şirkete ait kira borcunu ödemediğini, kiranın müvekkili ...tarafından ödendiğini, müvekkili ...'e bu zamana kadar kâr «payı» ödenmediğini, diğer müvekkilinin ise şirketten işleticilik bedeli alacağı bulunduğunu, ayrıca şirkete ait bir takım «masrafları» kendi cebinden yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek ...'in ortaklık payının tespiti ile bugüne kadar hiç kâr payı almadığından 10.000,00 TL kâr payının davalı şirketten tahsilini, yine müvekkili ... tarafından şirket adına ödenen 2018 yılı Ağustos ayı kirasının 4.000,00 TL miktarının davalı şirketten tahsil olunmasını, yine davalı ...'ın «özen yükümlülüğünü» ihlal etmesi «şirketin zarara» girmesine yol açması karşısında 1.000,00 TL yoksun kaldığı kâr payının davalı ...'dan tahsilini talep ettiğini, yine davacı vekili davaya konu karşı dava dilekçesinde karşı davacı durumunda olan davacı ... açısından açtığı davada 2015 yılından bugüne kadar şirketten alınamayan işletme bedelinin hesaplanarak 1.000,00 TL'sini davalı şirketten tahsilini, yine meyhanenin kapatılmış olması nedeniyle ...'in uğradığı-uğrayacağı kâr «kaybına» karşılık 1.000,00 TL'sinin davalı ...'dan tahsil olunmasını, yine ... tarafından meyhaneye demirbaş ve mefruşat satın alınması nedeniyle davalı şirketten tahsil olunmasını talep ettiğini, ayrıca müvekkilleri ve şirkete zarar verilmesi kastı ile meyhanenin kapatıldığı ve başıboş bırakıldığını, tedbiren davalı «şirket müdürü» ...'ın «temsil» ve yönetim «yetkisinin» kaldırılmasını ve tedbiren müvekkili ...'in «kayyım» olarak atanmasını, sonuç olarak davalı şirket yetkilisinin azledilmesini talep etmiş, davanın görüldüğü Mahkemece verilen «ara» kararla, ...'a yönelik «azil» ve tazminat davasının ana dosyadan «tefriki» ile yeni bir esasa «kaydına» karar verilmiş, tefrikten sonra Mahkemece verilen ara kararla, davacılar vekilinden işbu davaya konu taleplerinin açıklanması istenilmiş, davacılar vekili 16.08.2019 tarihli dilekçesiyle, tefrik edilen işbu dosyadaki taleplerinin, davalı ...'ın «şirket müdürlüğünden» azli ve «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olduğunu, müvekkili ...'in davalıdan şirketi zarara sokmak kastı ile şirketin sahibi olduğun Kırıkkadeh Meyhanesini kapatması nedeniyle uğradığı ve uğrayacağı zararların (Şirketin kâr ve «değer kaybı», ayrıca aylarca kapalı kalması nedeniyle uğradığı gelir kaybı vb sebeblerle uğrayacağı zararların tazmin) karşılığında şimdilik 1.000,00 TL tazminat talep ettiğini, keza diğer müvekkilinin de davalıdan şirketi zarara sokmak kastı ile şirketin sahibi olduğun Kırıkkadeh Meyhanesini kapatması nedeniyle uğradığı ve uğrayacağı zararların (Şirketin kâr ve değer kaybı, ayrıca aylarca kapalı kalması nedeniyle uğradığı gelir kaybı vb. sebeblerle uğrayacağı zararların tazmini) karşılığında şimdilik 1.000,00 TL «maddi tazminat» talep ettiğini bildirmiştir.
Taraflar arasındaki «limited şirket müdürünün azli» ve «yöneticinin sorumluluğu» nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket ortağı olmayan davacı ...'ün «azil» istemi bakımından «aktif husumet ehliyeti» bulunmadığı, şirket ortağı olan diğer davacının ise anılan talep bakımından aktif husumet ehliyeti bulunduğu, dosya kapsamındaki delillerden davalının müdürlük görevini ihlal ettiğinin anlaşıldığı ve azil şartlarının oluştuğunu, davacıların tazminat taleplerinin ayrı ayrı incelenmesi gerektiği, davacı ...'in dava dışı şirkette pay sahibi olmadığı ve konumu gereği şirketten uğradığı zararı talep eden alacaklı konumunda bulunduğu, davacıların dava dilekçesinde belirtmiş oldukları şekilde, şirket müdürünün ... olduğu dönemde şirket çalışır ve kâr eder durumdayken sonradan davalının şirketi kötü idare etmesi, bu şekilde müşteri ve kâr «kaybına» yol açmış olması, meyhanedeki yiyecek ve gıda malzemelerinin bozulacağını bile bile dükkanı kapatmış olması, basiretli bir «tacir» gibi hareket etmemiş olması, sonuç olarak şirketin faaliyetine «son» verilmesine yol açmış olması, bu nedenle ortak ve alacaklı durumundaki davacıların zararına yol açtığı iddiasına dair tüm vakıaların varlığı halinde davalının «temsilcisi» olduğu ortaklığın «doğrudan zarar» göreceği muhakkak ise de ortak olmayan davacı ...'in doğrudan zarara uğrayacağının kabul edilemeceği, bir başka deyişle, davacının bu noktadaki zararının aslında «dolaylı zarar» niteliğinde olduğu, bu zararın, davalının yöneticisi olduğu şirketin bizzat zarara uğraması nedeni ile ve buna bağlı olarak oluşan bir zarar olup, davacının uğradığını iddia ettiği zarar ile davalının eylemi arasında doğrudan «nedensellik bağı» bulunmadığı, ortaklığa verilen zarar dolayısıyla davacının menfaatinin zarar görmesi mümkün ise de bu tip ''dolayısıyla oluşan zararlar'' nedeniyle pay sahibi durumunda olmayan ancak alacaklı konumuna erişebilecek konumundaki davacı ...'in "alacaklı" kişi sıfatı ile ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 556 ncı maddesi hükmüne dayalı olarak «yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna» dayanmasının mümkün olabileceği, Mahkemelerin, davacının dayanmış olduğu maddi vakıalar ile bağlı bulunmakla beraber bu vakıaların dayanmış olduğu ve uygulanması gereken kanun hükmü ile bağlı olmadığı, bu noktada uyuşmazlığın 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi hükmünden 556 ncı maddesi hükmünden kaynaklandığı, alacaklılar ve ortakların, dolaylı zarara istinaden ancak şirket «iflas» sürecine girmişse ve «iflas idaresi» davayı açmadığı takdirde tazminat şirkete verilmek üzere «sorumluluk davası» açabileceği, bu şartlarda davacı ...'in alacaklı olduğu iddia olunan zararın doğrudan alacaklı nezdinde doğmadığı, davalının yöneticisi olduğu şirketin bir an için doğrudan zarara uğradığı kabul edilse dahi bu zararın davacı alacaklı ... yönünden dolaylı zarar teşkil ettiği, uygulanması gereken hükmün 6102 sayılı Kanun'un 556 ncı maddesi hükmü ile düzenlendiği, şirketin iflası haline «münhasıran» bir durumun normatif olarak düzenlendiği, doktrin görüşlerinin bu çerçevede olduğu gibi hükmün sistematik yorumunun da aynı sonuca varılmasını gerektirdiği, ne var ki dava tarihi itibariyle davalının yöneticisi olduğu şirketin iflasına dair vakıa ve delil olmadığı gibi bu yönde beyan dahi bulunmadığı, daha da önemlisi bir an için iflas olsa dahi iflas idaresinin dava açtığına dair vakıa ve delil dahi bulunmadığı, bu durumda dolaylı zarara istinaden davacı ...'in mevcut maddi hukuk hükümlerine göre hak ileri süremeyeceği,buna göre tazminat talebi yönünden «sıfat yokluğunun» söz konusu olduğu, diğer davacının tazminat talebine gelince; davacı ... pay sahibi olarak ve şirketin uğramış olduğu zararın tazminini 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre talep edebilir ise de adı geçen düzenlemeye göre pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesi isteyebilecekleri, oysaki adı geçen davacının zararın bizzat kendisine ödenmesini istediği, bu nedenle bu yöne ilişkin davada davacının sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan azil davasının «aktif husumet yokluğundan» reddine, diğer davacının açtığı azil davasının ise kabulü ile davalının «şirket müdürlüğünden» azline, davacıların tazminat davasının ise aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Dava, «limited şirket» müdürünün azline ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azınlık pay sahibi · temsil yetkisinin kaldırılması · müdahale talebi · asli müdahale · haklı sebep · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Bu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7508 E. , 2024/3871 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1460 Esas, 2022/1469 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/125 E., 2020/262 K.
Taraflar arasındaki limited şirket müdürünün azli ve yöneticinin sorumluluğu nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili, dava dışı ... Gıda...Ltd. Şti. tarafından müvekkilleri aleyhine açılan ve İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/887 E. sayılı dosyası üzerinden görülen tazminat davasına karşı dava olarak ... ve ......Gıda..Ltd. Şti. aleyhine açtığı işbu davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkili ...'in ... Gıda...Ltd. Şti.'nin ortağı olduğunu, diğer müvekkilinin ise anılan şirket tarafından işletilen meyhanenin işleticiliğini yaptığını, davalı ...'ın şirket tarafından işletilen meyhaneyi kapatması sebebiyle müdürlük görevini ağır bir şekilde ihlal ettiği gibi her iki müvekkilinin de büyük zarara uğramasına sebep olduğunu, şirkete ait kira borcunu ödemediğini, kiranın müvekkili ...tarafından ödendiğini, müvekkili ...'e bu zamana kadar kâr payı ödenmediğini, diğer müvekkilinin ise şirketten işleticilik bedeli alacağı bulunduğunu, ayrıca şirkete ait bir takım masrafları kendi cebinden yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek ...'in ortaklık payının tespiti ile bugüne kadar hiç kâr payı almadığından 10.000,00 TL kâr payının davalı şirketten tahsilini, yine müvekkili ...
tarafından şirket adına ödenen 2018 yılı Ağustos ayı kirasının 4.000,00 TL miktarının davalı şirketten tahsil olunmasını, yine davalı ...'ın özen yükümlülüğünü ihlal etmesi şirketin zarara girmesine yol açması karşısında 1.000,00 TL yoksun kaldığı kâr payının davalı ...'dan tahsilini talep ettiğini, yine davacı vekili davaya konu karşı dava dilekçesinde karşı davacı durumunda olan davacı ... açısından açtığı davada 2015 yılından bugüne kadar şirketten alınamayan işletme bedelinin hesaplanarak 1.000,00 TL'sini davalı şirketten tahsilini, yine meyhanenin kapatılmış olması nedeniyle ...'in uğradığı-uğrayacağı kâr kaybına karşılık 1.000,00 TL'sinin davalı ...'dan tahsil olunmasını, yine ... tarafından meyhaneye demirbaş ve mefruşat satın alınması nedeniyle davalı şirketten tahsil olunmasını talep ettiğini, ayrıca müvekkilleri ve şirkete zarar verilmesi kastı ile meyhanenin kapatıldığı ve başıboş bırakıldığını, tedbiren davalı şirket müdürü ...'ın temsil ve yönetim yetkisinin kaldırılmasını ve tedbiren müvekkili ...'in kayyım olarak atanmasını, sonuç olarak davalı şirket yetkilisinin azledilmesini talep etmiş, davanın görüldüğü Mahkemece verilen ara kararla, ...'a yönelik azil ve tazminat davasının ana dosyadan tefriki ile yeni bir esasa kaydına karar verilmiş, tefrikten sonra Mahkemece verilen ara kararla, davacılar vekilinden işbu davaya konu taleplerinin açıklanması istenilmiş, davacılar vekili 16.08.2019 tarihli dilekçesiyle, tefrik edilen işbu dosyadaki taleplerinin, davalı ...'ın şirket müdürlüğünden azli ve yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olduğunu, müvekkili ...'in davalıdan şirketi zarara sokmak kastı ile şirketin sahibi olduğun Kırıkkadeh Meyhanesini kapatması nedeniyle uğradığı ve uğrayacağı zararların (Şirketin kâr ve değer kaybı, ayrıca aylarca kapalı kalması nedeniyle uğradığı gelir kaybı vb sebeblerle uğrayacağı zararların tazmin) karşılığında şimdilik 1.000,00 TL tazminat talep ettiğini, keza diğer müvekkilinin de davalıdan şirketi zarara sokmak kastı ile şirketin sahibi olduğun Kırıkkadeh Meyhanesini kapatması nedeniyle uğradığı ve uğrayacağı zararların (Şirketin kâr ve değer kaybı, ayrıca aylarca kapalı kalması nedeniyle uğradığı gelir kaybı vb.
sebeblerle uğrayacağı zararların tazmini) karşılığında şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat talep ettiğini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yan iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket ortağı olmayan davacı ...'ün azil istemi bakımından aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, şirket ortağı olan diğer davacının ise anılan talep bakımından aktif husumet ehliyeti bulunduğu, dosya kapsamındaki delillerden davalının müdürlük görevini ihlal ettiğinin anlaşıldığı ve azil şartlarının oluştuğunu, davacıların tazminat taleplerinin ayrı ayrı incelenmesi gerektiği, davacı ...'in dava dışı şirkette pay sahibi olmadığı ve konumu gereği şirketten uğradığı zararı talep eden alacaklı konumunda bulunduğu, davacıların dava dilekçesinde belirtmiş oldukları şekilde, şirket müdürünün ... olduğu dönemde şirket çalışır ve kâr eder durumdayken sonradan davalının şirketi kötü idare etmesi, bu şekilde müşteri ve kâr kaybına yol açmış olması, meyhanedeki yiyecek ve gıda malzemelerinin bozulacağını bile bile dükkanı kapatmış olması, basiretli bir tacir gibi hareket etmemiş olması, sonuç olarak şirketin faaliyetine son verilmesine yol açmış olması, bu nedenle ortak ve alacaklı durumundaki davacıların zararına yol açtığı iddiasına dair tüm vakıaların varlığı halinde davalının temsilcisi olduğu ortaklığın doğrudan zarar göreceği muhakkak ise de ortak olmayan davacı ...'in doğrudan zarara uğrayacağının kabul edilemeceği, bir başka deyişle, davacının bu noktadaki zararının aslında dolaylı zarar niteliğinde olduğu, bu zararın, davalının yöneticisi olduğu şirketin bizzat zarara uğraması nedeni ile ve buna bağlı olarak oluşan bir zarar olup, davacının uğradığını iddia ettiği zarar ile davalının eylemi arasında doğrudan nedensellik bağı bulunmadığı, ortaklığa verilen zarar dolayısıyla davacının menfaatinin zarar görmesi mümkün ise de bu tip ''dolayısıyla oluşan zararlar'' nedeniyle pay sahibi durumunda olmayan ancak alacaklı konumuna erişebilecek konumundaki davacı ...'in "alacaklı" kişi sıfatı ile ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 556 ncı maddesi hükmüne dayalı olarak yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna dayanmasının mümkün olabileceği, Mahkemelerin, davacının dayanmış olduğu maddi vakıalar ile bağlı bulunmakla beraber bu vakıaların dayanmış olduğu ve uygulanması gereken kanun hükmü ile bağlı olmadığı, bu noktada uyuşmazlığın 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi hükmünden 556 ncı maddesi hükmünden kaynaklandığı, alacaklılar ve ortakların, dolaylı zarara istinaden ancak şirket iflas sürecine girmişse ve iflas idaresi davayı açmadığı takdirde tazminat şirkete verilmek üzere sorumluluk davası açabileceği, bu şartlarda davacı ...'in alacaklı olduğu iddia olunan zararın doğrudan alacaklı nezdinde doğmadığı, davalının yöneticisi olduğu şirketin bir an için doğrudan zarara uğradığı kabul edilse dahi bu zararın davacı alacaklı ...
yönünden dolaylı zarar teşkil ettiği, uygulanması gereken hükmün 6102 sayılı Kanun'un 556 ncı maddesi hükmü ile düzenlendiği, şirketin iflası haline münhasıran bir durumun normatif olarak düzenlendiği, doktrin görüşlerinin bu çerçevede olduğu gibi hükmün sistematik yorumunun da aynı sonuca varılmasını gerektirdiği, ne var ki dava tarihi itibariyle davalının yöneticisi olduğu şirketin iflasına dair vakıa ve delil olmadığı gibi bu yönde beyan dahi bulunmadığı, daha da önemlisi bir an için iflas olsa dahi iflas idaresinin dava açtığına dair vakıa ve delil dahi bulunmadığı, bu durumda dolaylı zarara istinaden davacı ...'in mevcut maddi hukuk hükümlerine göre hak ileri süremeyeceği,buna göre tazminat talebi yönünden sıfat yokluğunun söz konusu olduğu, diğer davacının tazminat talebine gelince;
davacı ... pay sahibi olarak ve şirketin uğramış olduğu zararın tazminini 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre talep edebilir ise de adı geçen düzenlemeye göre pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesi isteyebilecekleri, oysaki adı geçen davacının zararın bizzat kendisine ödenmesini istediği, bu nedenle bu yöne ilişkin davada davacının sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan azil davasının aktif husumet yokluğundan reddine, diğer davacının açtığı azil davasının ise kabulü ile davalının şirket müdürlüğünden azline, davacıların tazminat davasının ise aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesinin uygulanamayacağına yönelik tespit ve yorumlarının usule ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme kararının bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, Yerel Mahkemece bilirkişi raporuna yönelik yapılan itirazların dikkate alınmadığını, müvekkili ...'in uğradığı zararlara yöneliklik inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, davacı ... açısından yerel mahkeme 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesine atıfla şirketin uğradığı zararın tazminini talep edebilir ise de bu durumda" tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilir " diyerek ... açısından da tazminat talebini reddettiğini, yerel mahkemenin yorumunun şirketin uğradığı zararlar açısından doğru olduğunu ancak ...'in tazminat talepleri şirketin uğradığı zararlara ilişkin değil, davalı ...'ın özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi ve şirketi kasten zarara uğratması nedeniyle uğradığı kişisel zararlara ilişkin olduğunu, bu nedenle kararın usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirket müdürünün azli ve yöneticinin sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü, 555 inci ve 556 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1132185300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz