Engelli doğan çocuğun kendi adına açtığı tazminat isteminde hukuki yarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6811 E. 2025/644 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Engelli (down sendromlu) doğan çocuk adına açılan ve özünde "hekim aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi doğmayacaktım / rahimden tahliye edilecektim" iddiasına, yani geriye dönük ötenazi istemine dayanan maddi ve manevi tazminat talebinde hukuki yarar bulunmaz; böyle bir istem özünde çocuğun kişilik haklarını ihlal eder ve parasal değere tekabül eden bir menfaat kişilik haklarını ihlal eder şekilde dava konusu edilemez. Buna karşılık gebelik takibinde hasta imzalı onam formu ve down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı aydınlatma belgesi bulunmaması, aydınlatma yükümlülüğünün ihlali olarak hekim sorumluluğunu ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısının tazmin yükümlülüğünü doğurur.
Ele alınan sorunlar
Onam ve aydınlatma formu bulunmaması nedeniyle hekim sorumluluğu ve sigortacının tazminat yükümlülüğü (anne ve baba yönünden) → kabul
İddia: Davacılar, gebelik sürecinde takip eden hekimlerin tıbbi kötü uygulaması sonucu çocuğun down sendromlu olarak doğduğunu, davalı sigorta şirketinin bu hekimlerin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Hasta kayıtlarının incelenmesinde, tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formu yer almamakta ve hastanın down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma formu) düzenlenmemiş bulunmaktadır; bu nedenle davanın kabulü gerekir. (Yargıtay'ca benimsenen İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Down sendromlu doğan çocuğun kendi adına açtığı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunup bulunmadığı → kabul
İddia: Davalı vekili, istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Gerekçe: Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin niteliği" başlıklı 12 nci maddesi herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğunu; "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17 nci maddesi herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu düzenlemektedir. Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin giriş bölümünün (h) bendinde, bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiği kabul edilmiş; "Yaşama Hakkı" başlıklı 10 uncu maddesinde taraf devletlerin engellilerin yaşama hakkından diğer bireylerle eşit koşullarda etkin biçimde yararlanmalarını sağlayacak tüm tedbirleri alacağı, "Kişisel Bütünlüğün Korunması" başlıklı 17 nci maddesinde ise engelli her kişinin beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, down sendromlu doğan çocuk bakımından açılan davada, "hekim zamanında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle hekimin ihmali arasında illiyet bağı bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir. Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuğun da yararlanacağı şüphesizdir. Bu nedenle davacı çocuk hakkında kurulan hükmün bozulması gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Engelli doğan çocuğun kendi adına açtığı, özünde doğmamış olmayı talep anlamına gelen tazminat isteminde hukuki yarar bulunmadığı ve istemin çocuğun kişilik haklarını ihlal ettiği yönündeki Yargıtay bozma gerekçesi, tıbbi kötü uygulamadan doğan tazminat davaları bakımından bağlayıcı emsal değeri taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Hukuki yarar: engelli doğan çocuğun, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle doğmuş olmasına dayandırdığı (geriye dönük ötenazi niteliğindeki) maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmaz.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tıbbi kötü uygulama (malpraktis)↗ aydınlatılmış onam↗ aydınlatma yükümlülüğü↗ zorunlu mali sorumluluk sigortası↗ hukuki yarar↗ kişilik hakları↗ geriye dönük ötenazi istemi↗ sosyal devlet ilkesi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Engelli doğan çocuğun kendi adına tazminat isteminde hukuki yarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4434 E. 2024/7416 K.
Ortak:aydınlatma yükümlülüğü · hukuki yarar · zorunlu mali sorumluluk sigortası · dava şartı · Manevi tazminat
İncelediğiniz karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
… ekkili ...'in gebelik takibinin en az 6 farklı tarihte Bafra Devlet Hastanesi'nde kadın doğum uzmanı olan Dr. ... tarafından yapıldığını, davalı ...'nın, Dr. ...'in «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini» tanzim ederek tarifede belirlenen toplam 800.000,00 TL'lik «teminat» limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, davalı sorumluluğunun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1485 inci maddesinin birinci hükmü nedeniyle geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, «zamanaşımı» süresinin ise 10 yıl olduğunu, müvekkili ...'in hamileliği boyunca davalının sigortalısı doktor tarafından takip edildiğini ne var ki anılan doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu, «down sendromunun» hamilelikte teşhis edilemediğini ve küçük ...'in down sendromlu olarak doğduğunu, sigortalı doktorun müvekkili ...'i gebelikte olabilecek hastalıklar, yaptığı (yapacağı) tarama testleri, down sendromunun ne olduğu, down sendromu ve benzeri hastalıkların teşhis ve tespitiyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, aydınlatılmış rızasını almadığını, ileri testleri önermediğini, CVS/amniyosentez yapmadığı gibi bilgilendirme de yapmayarak, down sendromunu gebelikte saptayamayarak sakat bir çocuğun doğumuna neden olduğunu, «vekalet sözleşmesi» kapsamında doktorun, hastanın «müterafik kusuru» bulunmadıkça en hafif kusurundan dolayı bile «gerçekleşen zararın» tamamından sorumlu olacağını, down sendromunun hayat boyu devam eden bir iş göremezlik hali olup müvekkili ...'in bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil») «maddi tazminat» ile 20.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
… enmiş ise de hastayı takip eden doktorun kişiye sözel ya da yazılı olarak invaziv yöntem önerdiğine ilişkin dosyaya somut delil sunulamadığının anlaşıldığı, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemlerin de düşük gibi riskleri beraberinde getirmekte olduğunu, bu durumda hekimin, test sonucunda elde edilen verileri, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve onu aydınlatması gerektiği, «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirildiğinin «ispat yükünün» ise hekimde olduğu, sunulan deliller kapsamında sigortalı dava dışı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama sonucunda davacı küçüğün sürekli iş göremezlik yönünden 3.698.961,31 TL ve bakıcı gideri yönünden 4.426.941,90 TL tazminat bakıcı gideri talep edebileceği, «sigortanın teminat» limitinin 800.000,00 TL olduğu, buna göre «maddi tazminat» talebi yönünden davanın «ıslah» edilmiş haliyle tam kabulünün gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın niteliği, iş göremezlik oranı, davacılarda oluşturduğu elem ve üzüntüye göre davacıların talep ettikleri manevi tazminat tutarlarının makul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ... için 760.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat ile davacı anne ... için 10.000,00 TL ve baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü · illiyet bağı
Benzer bu kararda… enmiş ise de hastayı takip eden doktorun kişiye sözel ya da yazılı olarak invaziv yöntem önerdiğine ilişkin dosyaya somut delil sunulamadığının anlaşıldığı, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemlerin de düşük gibi riskleri beraberinde getirmekte olduğunu, bu durumda hekimin, test sonucunda elde edilen verileri, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve onu aydınlatması gerektiği, «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirildiğinin «ispat yükünün» ise hekimde olduğu, sunulan deliller kapsamında sigortalı dava dışı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama sonucunda davacı küçüğün sürekli iş göremezlik yönünden 3.698.961,31 TL ve bakıcı gideri yönünden 4.426.941,90 TL tazminat bakıcı gideri talep edebileceği, «sigortanın teminat» limitinin 800.000,00 TL olduğu, buna göre «maddi tazminat» talebi yönünden davanın «ıslah» edilmiş haliyle tam kabulünün gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın niteliği, iş göremezlik oranı, davacılarda oluşturduğu elem ve üzüntüye göre davacıların talep ettikleri manevi tazminat tutarlarının makul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ... için 760.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat ile davacı anne ... için 10.000,00 TL ve baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2932 E. 2025/1562 K.
Ortak:aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · kişilik hakları · hukuki yarar · dava şartı · Manevi tazminat
İncelediğiniz karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, «kişilik haklarını ihlal» eder şekilde talep ve dava konusu edilemez.
Benzer bu karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sigortalısı hekim tarafından, davacı hastanın «down sendromu» konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge düzenlenmediği, «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı küçük ...'ın %100 oranında meslekte kazanma gücü «kaybına» sebep olduğu, Özel ....
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu kabul edilerek «kusur» durumunun tespitine yönelik rapor alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · kişilik haklarının ihlali · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · illiyet bağı · kâr kaybı · ıslah
Benzer bu karardaDava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sigortalısı hekim tarafından, davacı hastanın «down sendromu» konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge düzenlenmediği, «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı küçük ...'ın %100 oranında meslekte kazanma gücü «kaybına» sebep olduğu, Özel ....
İlk Derece Mahkemesince davacı hastanın «down sendromu» konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı belge sunulmadığı, hekimin yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle davacı küçük ...'ın %100 oranında meslekte kazanma gücü «kaybına» sebep olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı küçük ... için 720.000,00 TL iş göremezlik «maddi tazminatının», manevi tazminat bakımından küçük ... için 40.000,00 TL, anne ... için 20.000,00 TL, baba ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın d …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3464 E. 2023/7650 K.
Ortak:aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · kişilik hakları · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, «kişilik haklarını ihlal» eder şekilde talep ve dava konusu edilemez.
Benzer bu karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» ... davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, «kişilik haklarını ihlal» eder şekilde talep ve dava konusu edilemez.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · kişilik haklarının ihlali · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · sigorta poliçesi · dava sebebi
Benzer bu karardaDava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» ... davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, «kişilik haklarını ihlal» eder şekilde talep ve dava konusu edilemez.
4 benzer karar daha
-
Adli Tıp raporu gözetilmeden hekim sorumluluğuna hükmedilemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6193 E. 2025/209 K.
Ortak:zorunlu mali sorumluluk sigortası · aydınlatma yükümlülüğü · aydınlatılmış onam · hukuki yarar · kişilik hakları · dava şartı · Manevi tazminat
İncelediğiniz karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, «kişilik haklarını ihlal» eder şekilde talep ve dava konusu edilemez.
Benzer bu karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
… deki görüşe itibar edilemeyeceği, aydınlatmanın davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı ve davacı anneyi bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini geçerli delillerle ispatlamasının gerektiği, özürlü bir çocuk sahibi olmak istemeyen çiftlerin başvurusu üzerine gebelik takibi sürecine katılan hekimin, ana ve babanın yasal çerçevede gebeliği sonlandırma hakkına saygı gösterme ve tıbbi standartlara uygun prenantal tanı ile onlara kendileri açısından doğru karar vermeleri için gerekli parametreleri sunmak ile yükümlü olduğu, aile planması hak ve özgürlüğü her iki eşe birlikte ait olduğundan ve her iki eş de bu karardan aynı ölçüde etkilendiğinden, babanın da bu konudaki karar verme hak ve özgürlüğünün ihlal edildiği, istenmeden dünyaya gelen çocuk olaylarında hekim gebe kadını doğru olarak bilgilendirseydi gebe kadın gebeliği sonlandıracak idi ise, hekimin gebelik takibi veya prenatal tanıdaki yükümlülük ihlali ile çocuğun doğumu dolayısı ile ortaya çıkan zarar arasında «uygun illiyet bağının» varlığının kabul edildiği, gebeliği nedeni ile terdgin olan, belki bir hekimin görmediği bir bulguyu başka bir hekim de görebilir düşüncesinde olan ve birden fazla hekime gebelik takibini yaptıran bir annenin, birden fazla doktora gittiği gerekçesi ile davasının reddedilmesinin «hakkaniyete» aykırı olduğu, somut olaydaki durumun da benzer mahiyette olduğu, fer'i müdahil ...'ın davacı anneye ikili test önerdiği, üçüncü muyenesinde de riskli gebelik perinatoloji muayenesi önerdiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, kaldı ki fer'i müdahilin hem ikili testin normal çıktığını, bu nedenle ileri tetkiklere gerek olmadığını savunurken, aynı zamanda davacı anneye riskli gebelik yani perinatoloji muayenesi önerdiğini savunmasının da çelişkili bulunduğu, diğer fer'i müdahil hekim ...'ın ise özel hastanede çalışan bir hekim olduğu, hekim tarafından da davacıya perinatoloji muayenesi ve ayrıntılı ultrasonografi önerdiğine dair bir kayıt bulunmadığı, öte yandan bu hekimin de ikili testte «down sendromu» ihtimalinin çok düşük gelmesi nedeni ile üçlü ve dörtlü tarama testlerini önermediğini beyan etmişken devamında davacıya ileri tetkikleri önerdiğini belirtmesinin de çelişkili bulunduğu, ikili tarama testi sonuçlarındaki düşük ihtimal nedeni ile davacıya ileri tetkikler önerilmediği, hekimin çalıştığı hastanede ileri tetkik gerektiren müdahalelerin yapılamaması halinde de hekimin aydınlatma yükümlülüğüne dayalı «sorumluluktan kurtulamayacağı», ikili test sonucu düşük risk geldiği için üçlü test istenmediği, sonrasında ultrasonografi ile yapılan diğer muayenelerde de bebeğin down sendromlu olduğunun hekimlerce tespit edilemediği, somut olayda ikili tarama testi altında yazan tıbbi terimlerin «aydınlatılmış onam» olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
… 4.12.2020 tarihlerinde geçerli olmak üzere davalı ... tarafından, ...'ın ise 23.08.2020-23.08.2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Anadolu Sigorta tarafından «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi» ile sigortalandığını, doktorların gebelik takibinde müvekkilini «down sendromunu» tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak kü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tıbbi kötü uygulama · illiyet bağı
Benzer bu kararda… 4.12.2020 tarihlerinde geçerli olmak üzere davalı ... tarafından, ...'ın ise 23.08.2020-23.08.2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Anadolu Sigorta tarafından «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi» ile sigortalandığını, doktorların gebelik takibinde müvekkilini «down sendromunu» tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak kü …
… deki görüşe itibar edilemeyeceği, aydınlatmanın davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığı ve davacı anneyi bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini geçerli delillerle ispatlamasının gerektiği, özürlü bir çocuk sahibi olmak istemeyen çiftlerin başvurusu üzerine gebelik takibi sürecine katılan hekimin, ana ve babanın yasal çerçevede gebeliği sonlandırma hakkına saygı gösterme ve tıbbi standartlara uygun prenantal tanı ile onlara kendileri açısından doğru karar vermeleri için gerekli parametreleri sunmak ile yükümlü olduğu, aile planması hak ve özgürlüğü her iki eşe birlikte ait olduğundan ve her iki eş de bu karardan aynı ölçüde etkilendiğinden, babanın da bu konudaki karar verme hak ve özgürlüğünün ihlal edildiği, istenmeden dünyaya gelen çocuk olaylarında hekim gebe kadını doğru olarak bilgilendirseydi gebe kadın gebeliği sonlandıracak idi ise, hekimin gebelik takibi veya prenatal tanıdaki yükümlülük ihlali ile çocuğun doğumu dolayısı ile ortaya çıkan zarar arasında «uygun illiyet bağının» varlığının kabul edildiği, gebeliği nedeni ile terdgin olan, belki bir hekimin görmediği bir bulguyu başka bir hekim de görebilir düşüncesinde olan ve birden fazla hekime gebelik takibini yaptıran bir annenin, birden fazla doktora gittiği gerekçesi ile davasının reddedilmesinin «hakkaniyete» aykırı olduğu, somut olaydaki durumun da benzer mahiyette olduğu, fer'i müdahil ...'ın davacı anneye ikili test önerdiği, üçüncü muyenesinde de riskli gebelik perinatoloji muayenesi önerdiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, kaldı ki fer'i müdahilin hem ikili testin normal çıktığını, bu nedenle ileri tetkiklere gerek olmadığını savunurken, aynı zamanda davacı anneye riskli gebelik yani perinatoloji muayenesi önerdiğini savunmasının da çelişkili bulunduğu, diğer fer'i müdahil hekim ...'ın ise özel hastanede çalışan bir hekim olduğu, hekim tarafından da davacıya perinatoloji muayenesi ve ayrıntılı ultrasonografi önerdiğine dair bir kayıt bulunmadığı, öte yandan bu hekimin de ikili testte «down sendromu» ihtimalinin çok düşük gelmesi nedeni ile üçlü ve dörtlü tarama testlerini önermediğini beyan etmişken devamında davacıya ileri tetkikleri önerdiğini belirtmesinin de çelişkili bulunduğu, ikili tarama testi sonuçlarındaki düşük ihtimal nedeni ile davacıya ileri tetkikler önerilmediği, hekimin çalıştığı hastanede ileri tetkik gerektiren müdahalelerin yapılamaması halinde de hekimin aydınlatma yükümlülüğüne dayalı «sorumluluktan kurtulamayacağı», ikili test sonucu düşük risk geldiği için üçlü test istenmediği, sonrasında ultrasonografi ile yapılan diğer muayenelerde de bebeğin down sendromlu olduğunun hekimlerce tespit edilemediği, somut olayda ikili tarama testi altında yazan tıbbi terimlerin «aydınlatılmış onam» olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3252 E. 2025/1654 K.
Ortak:aydınlatılmış onam · aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · kişilik hakları · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, «kişilik haklarını ihlal» eder şekilde talep ve dava konusu edilemez.
Benzer bu karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
… i Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesini kapsamında sigortalısı Kadın Doğum Uzmanı Dr. ... tarafından yapıldığını, doktorun genel olarak «tıbbi kötü uygulaması» sonucu, «down sendromunun» hamilelikte teşhis edilemeyerek ...'ın down sendromlu olarak doğduğunu, sigortalı doktorun müvekkilini gebelikte olabilecek hastalıklar, yaptığı (yapacağı) tarama testleri, down sendromunun ne olduğu, down sendromu ve benzeri hastalıkların teşhis ve tespitiyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, «aydınlatılmış onamının» alınmadığını, birkaç basit test ile saptanabilecek down sendromunu gebelikte saptayamayarak, anne ve babanın gebeliğin sonlandırılması imkanını elinden aldığını, bu suretle sakat bir çocuğun doğumuna neden olduğunu, down sendromun hayat boyu devam eden, kişiyi sürekli başkasının yardımına muhtaç bırakan bir işgöremezlik hali olduğunu, bu işgöremezlik hali nedeniyle ...'ın maddi ve bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle manevi zarara uğradığını, müvekkilleri anne ... ve baba ...'ın hayat boyu çocuklarını down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil» «maddi) tazminatı», 20.000,00 TL manevi tazminat, ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «ıslah» dilekçesiyle ... için maddi tazminat talebini 760.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
… arıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, dava dışı sigortalının sağlık hizmetinin verilmesinde davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirdiğini kanıtlayamadığı, sigortalının başkaca kusurunun aranmadığı, sadece «bilgilendirme yükümlülüğünü» yerine getirmemesinin davacıların tazminat talebinde bulunmaları için yeterli olduğu, davacıların taleplerinin davalı tarafından düzenlenen poliçe kapsamında olduğu, davacı ... 'ın «down sendromlu» olması nedeniyle %100 maluliyetinin oluştuğu ve bu nedenle hayat boyu bakıma muhtaç olduğu, sürekli iş göremezlik maddi zararı 2.420.497,48 TL, bakıcı gideri maddi zararının 3.196.584,00 TL olmak üzere toplam 5.617.081,48 TL olduğu, ancak davalı ... şirketinin sorumluluğunun «poliçe limiti» ile sınırlı olduğu gözetilerek talep artırım dilekçesindeki talep uyarınca 760.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacı ...'ın yaşı ve maluliyet durumuna göre hayat boyu bakıcıya ihtiyaç duyacağı, dolayısıyla davacılar anne ve babanın da çocukla birlikte ömür boyu bu sendromun getirdiği zorlukları birlikte yaşayacakları, sürecin ağır ve meşakkatli bir süreç olduğu, bu durumun çocuk yanısıra anne ve baba içinde ciddi bir travma yarattığı gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulü ile 755.000,00 TL işgöremezlik tazminatı, 5.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 760.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, manevi tazminat davasının kabulü ile, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davac …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · bilgilendirme yükümlülüğü · tıbbi kötü uygulama · avans ödemesi · nedensellik bağı · kişilik haklarının ihlali · poliçe limiti · istinaf sebebi
Benzer bu kararda… arıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, dava dışı sigortalının sağlık hizmetinin verilmesinde davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirdiğini kanıtlayamadığı, sigortalının başkaca kusurunun aranmadığı, sadece «bilgilendirme yükümlülüğünü» yerine getirmemesinin davacıların tazminat talebinde bulunmaları için yeterli olduğu, davacıların taleplerinin davalı tarafından düzenlenen poliçe kapsamında olduğu, davacı ... 'ın «down sendromlu» olması nedeniyle %100 maluliyetinin oluştuğu ve bu nedenle hayat boyu bakıma muhtaç olduğu, sürekli iş göremezlik maddi zararı 2.420.497,48 TL, bakıcı gideri maddi zararının 3.196.584,00 TL olmak üzere toplam 5.617.081,48 TL olduğu, ancak davalı ... şirketinin sorumluluğunun «poliçe limiti» ile sınırlı olduğu gözetilerek talep artırım dilekçesindeki talep uyarınca 760.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacı ...'ın yaşı ve maluliyet durumuna göre hayat boyu bakıcıya ihtiyaç duyacağı, dolayısıyla davacılar anne ve babanın da çocukla birlikte ömür boyu bu sendromun getirdiği zorlukları birlikte yaşayacakları, sürecin ağır ve meşakkatli bir süreç olduğu, bu durumun çocuk yanısıra anne ve baba içinde ciddi bir travma yarattığı gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulü ile 755.000,00 TL işgöremezlik tazminatı, 5.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 760.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, manevi tazminat davasının kabulü ile, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davac …
… i Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesini kapsamında sigortalısı Kadın Doğum Uzmanı Dr. ... tarafından yapıldığını, doktorun genel olarak «tıbbi kötü uygulaması» sonucu, «down sendromunun» hamilelikte teşhis edilemeyerek ...'ın down sendromlu olarak doğduğunu, sigortalı doktorun müvekkilini gebelikte olabilecek hastalıklar, yaptığı (yapacağı) tarama testleri, down sendromunun ne olduğu, down sendromu ve benzeri hastalıkların teşhis ve tespitiyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, «aydınlatılmış onamının» alınmadığını, birkaç basit test ile saptanabilecek down sendromunu gebelikte saptayamayarak, anne ve babanın gebeliğin sonlandırılması imkanını elinden aldığını, bu suretle sakat bir çocuğun doğumuna neden olduğunu, down sendromun hayat boyu devam eden, kişiyi sürekli başkasının yardımına muhtaç bırakan bir işgöremezlik hali olduğunu, bu işgöremezlik hali nedeniyle ...'ın maddi ve bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle manevi zarara uğradığını, müvekkilleri anne ... ve baba ...'ın hayat boyu çocuklarını down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil» «maddi) tazminatı», 20.000,00 TL manevi tazminat, ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «ıslah» dilekçesiyle ... için maddi tazminat talebini 760.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen sigortalı hekimin davacı çocuğun «down sendromlu» olarak doğmasından dolayı değil, bu kapsamda «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmeyerek vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışından dolayı sorumlu olduğu, bu doğrultuda mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonucunda tespit edilen maddi ve davacıların olay nedeniyle uğradıkları manevi zarar kapsamında poliçe limitleri ile sınırlı olarak tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği, davalı vekilinin, «teminat» limiti dışında ayrıca «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği yönündeki «istinaf sebebinin» 20.07.2010 yürürlük tarihli Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin ...
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5321 E. 2025/3471 K.
Ortak:aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · kişilik hakları · hukuki yarar · dava şartı · Manevi tazminat
İncelediğiniz karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, «kişilik haklarını ihlal» eder şekilde talep ve dava konusu edilemez.
Benzer bu karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta, «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı annenin 27.03.2017 tarihinde «down sendromlu» olarak Bukre'yi dünyaya getirdiği, hamilelik sürecinin sigortalı doktor tarafından takip edilerek doğumun gerçekleştirildiği, sağlık hizmetinin tıbbi gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakımı özenle yapma görevinin hekime ait olduğu, hastanın uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda bilgi edinme hakkının bulunduğu, bu bilgilendirmenin hekim tarafından hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerektiği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu, «ispat yükünün» hekimde bulunduğu, ancak tüm bu hususların ispatlanamadığı, maluliyet ve tazminat hesabına ilişkin alınan raporlar gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğundan hükme esas alındığı, çocuğun down sendromlu olması nedeniyle %100 oranında maluliyetinin oluştuğu, hayat boyu bakıcıya ihtiyacının olacağı, davacı anne ve babanın da çocukla birlikte ömür boyu bu sendromun getirdiği zorlukları birlikte yaşayacakları, sürecin ağır ve meşakkatli bir süreç olduğu, bu durumun çocuğun yanı sıra anne ve babada da ciddi bir travma yarattığı, sigortalı hekimin ağır kusurlu olduğu, davalının sigortalısının kusurundan kaynaklı bu zarardan da poliçe limitleri dahilinde sorumluluğunun bulunduğu gerekçesi ile davanın arttırılan hali ile kabulüne, davacı ... için 720.000,00 TL «maddi tazminat», 40.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminat davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 800.000,00 TL'nin davalı taraftan dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · kişilik haklarının ihlali · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · illiyet bağı · riziko · ispat yükü
Benzer bu kararda… şı doktorun 08.09.2020-08.09.2021 tarihleri arasında müvekkili tarafından sigortalı olup zararın meydana gelmesinde hekimin sorumlu olup olmadığının belirlenmesi ve «riziko» tarihinin doğru olarak tespitinin gerektiğini, günümüz koşullarında «down sendromunun» anne karnında iken tarama testleri ile «kesin» olarak tespit edilemediğini, tarama testi pozitif olan tüm olgularda dahi hastalığın kesin olarak var olduğunun söylenemeyeceğini, anne karnında down sendromunun tespit edilmesi halinde dahi fetüse müdahale imkanı bulunmadığını, hekimin gerekli testlerin yapılmasını önermiş ve sonuçlar negatif çıkmış ise davacıların çocuklarının down sendromlu olarak dünyaya gelmesinde hekime «kusur» atfedilemeyeceğini, anne babanın çocuğun down sendromlu olarak dünyaya geleceğini bilselerdi gebeliğe «son» verecek olup olmadıkları konusu üzerinde durulması gerektiğini, meydana gelen zarara hekimin sebebiyet verip vermediği, zarar ile uygulanan işlem arasında «illiyet bağı» olup olmadığı hususlarında rapor alınmasını gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı annenin 27.03.2017 tarihinde «down sendromlu» olarak Bukre'yi dünyaya getirdiği, hamilelik sürecinin sigortalı doktor tarafından takip edilerek doğumun gerçekleştirildiği, sağlık hizmetinin tıbbi gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakımı özenle yapma görevinin hekime ait olduğu, hastanın uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda bilgi edinme hakkının bulunduğu, bu bilgilendirmenin hekim tarafından hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerektiği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu, «ispat yükünün» hekimde bulunduğu, ancak tüm bu hususların ispatlanamadığı, maluliyet ve tazminat hesabına ilişkin alınan raporlar gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğundan hükme esas alındığı, çocuğun down sendromlu olması nedeniyle %100 oranında maluliyetinin oluştuğu, hayat boyu bakıcıya ihtiyacının olacağı, davacı anne ve babanın da çocukla birlikte ömür boyu bu sendromun getirdiği zorlukları birlikte yaşayacakları, sürecin ağır ve meşakkatli bir süreç olduğu, bu durumun çocuğun yanı sıra anne ve babada da ciddi bir travma yarattığı, sigortalı hekimin ağır kusurlu olduğu, davalının sigortalısının kusurundan kaynaklı bu zarardan da poliçe limitleri dahilinde sorumluluğunun bulunduğu gerekçesi ile davanın arttırılan hali ile kabulüne, davacı ... için 720.000,00 TL «maddi tazminat», 40.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminat davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 800.000,00 TL'nin davalı taraftan dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta, «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
-
Engelli doğan çocuğun tazminat isteminde hukuki yarar yoktur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1669 E. 2024/4009 K.
Ortak:aydınlatma yükümlülüğü · aydınlatılmış onam · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Benzer bu karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
… ğunu, anne Şengül'ün gebelik takibinin en az 11 farklı tarihte kadın doğum uzmanı Dr. ... tarafından yapıldığını, sigortalı doktorun gebelik takibinde davacı anneyi «down sendromunu» tespit eden testler ve doğruluk oranları konusunda aydınlatmayarak küçük ...'ın down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, oysa down sendromunun gebelikte tespiti mümkün olan, tespiti halinde de gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özür olduğunu, Yargıtayın, bilgilendirme yapmayarak gebeliğin sonlandırılması imkanının elden alınması halinde doktorun kusurlu ve sorumlu olduğunu kabul ettiğini, müvekkillerinin bu hususta hiçbir şekilde bilgilendirilmediğini, «aydınlatılmış onamlarının» alınmadığını, bu nedenle gebelik takibinin hukuka aykırı olduğunu, down sendromunun, hayat boyu devam eden, kişiyi sürekli başkasının yardımına muhtaç bırakan bir işgöremezlik hali olup öncelikle müvekkili küçük ...'un bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını, diğer davacıların da hayat boyu çocuğunu down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceğini, davalı ... şirketinin, Dr. ...'nın 2018 başlangıç, 17.08.2019 bitiş tarihli «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini» tanzim ederek tarifede belirlenen «teminat» limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, davalı ... şirketinin sorumluluğunun geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, «zamanaşımı» süresinin ise 10 yıl olduğunu iddia ederek müvekkili ... için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil» «maddi) tazminat», 20.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… belik takibinin yapıldığı, gebelikte tam sonuç vermeyen ve veren testlerle ilgili hastanın tam ve doğru olarak bilgilendiğine dair davalı tarafça herhangi bir delil «ibraz» edilemediği, bu haliyle davacı anne ve babanın gebeliği sona erdirme haklarının ellerinden alınmış sayılacağı ve doğumdan sonra tespit edilen «down sendromu» ile ilgili olabilecek maddi ve manevi kayıplardan doktorun sigortacısı olan davalı şirketin sorumluluğunun doğacağı, burada gerçek anlamda meslek ve sanatta acemilik ve kurallara uymamak sebebiyle oluşan «kusur» durumundan çok «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirilmemesi sebebiyle sorumluluk hususunun değerlendirilmesi gerektiği, zira davacılar tarafından sigortalı doktorun aydınlatma yükümlülüğü dışında herhangi bir hekim hatasına dayanılmayarak aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sebebiyle sorumlu olduğunun iddia edildiği, bu durumda «ispat yükü» davalı tarafta olup davalı tarafın bu konuda aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair somut ve inandırıcı delil sunmadığı, oluşan maddi ve manevi zararlardan davalının sorumlu olacağı, bilirkişilerden alınan raporların denetime ve hükme elverişli oldukları, davacıların «poliçe limitinin» üzerinde hesaplanan tazminat talepleriyle ilgili poliçe «teminat kapsamıyla» sınırlı olarak tazminine karar verilmesi yönünden verdikleri talep artırım dilekçesi de yerinde görülerek davacı küçük için 760.000,00 TL iş göremezlik ve bakıcı ücretine ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin kabulüne, davacı ...'ın down sendromlu olarak doğduğu ve maluliyetinin %100 olduğu, davacının yaşı ve «maluliyet oranı» göz önüne alındığında bakıcı ihtiyacı bulunduğu ve bu duruma bağlı olarak diğer davacılar anne ve babanın, özürlü çocukları ile bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları, manevi yönden sürekliliği bulunan ağır bir travmaya maruz kaldıkları, davalının ise dava dışı sigortalının mesleğiyle ilgili oluşan maddi ve manevi zararların «sorumluluğunu sigorta poliçesindeki» şartlar dahilinde teminatla sınırlı olarak yüklendiği, davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde paranın alım gücü de nazara alınarak manevi tazminat yö …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü · avans faizi
Benzer bu kararda… ğunu, anne Şengül'ün gebelik takibinin en az 11 farklı tarihte kadın doğum uzmanı Dr. ... tarafından yapıldığını, sigortalı doktorun gebelik takibinde davacı anneyi «down sendromunu» tespit eden testler ve doğruluk oranları konusunda aydınlatmayarak küçük ...'ın down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, oysa down sendromunun gebelikte tespiti mümkün olan, tespiti halinde de gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özür olduğunu, Yargıtayın, bilgilendirme yapmayarak gebeliğin sonlandırılması imkanının elden alınması halinde doktorun kusurlu ve sorumlu olduğunu kabul ettiğini, müvekkillerinin bu hususta hiçbir şekilde bilgilendirilmediğini, «aydınlatılmış onamlarının» alınmadığını, bu nedenle gebelik takibinin hukuka aykırı olduğunu, down sendromunun, hayat boyu devam eden, kişiyi sürekli başkasının yardımına muhtaç bırakan bir işgöremezlik hali olup öncelikle müvekkili küçük ...'un bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını, diğer davacıların da hayat boyu çocuğunu down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceğini, davalı ... şirketinin, Dr. ...'nın 2018 başlangıç, 17.08.2019 bitiş tarihli «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini» tanzim ederek tarifede belirlenen «teminat» limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, davalı ... şirketinin sorumluluğunun geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, «zamanaşımı» süresinin ise 10 yıl olduğunu iddia ederek müvekkili ... için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil» «maddi) tazminat», 20.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… belik takibinin yapıldığı, gebelikte tam sonuç vermeyen ve veren testlerle ilgili hastanın tam ve doğru olarak bilgilendiğine dair davalı tarafça herhangi bir delil «ibraz» edilemediği, bu haliyle davacı anne ve babanın gebeliği sona erdirme haklarının ellerinden alınmış sayılacağı ve doğumdan sonra tespit edilen «down sendromu» ile ilgili olabilecek maddi ve manevi kayıplardan doktorun sigortacısı olan davalı şirketin sorumluluğunun doğacağı, burada gerçek anlamda meslek ve sanatta acemilik ve kurallara uymamak sebebiyle oluşan «kusur» durumundan çok «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirilmemesi sebebiyle sorumluluk hususunun değerlendirilmesi gerektiği, zira davacılar tarafından sigortalı doktorun aydınlatma yükümlülüğü dışında herhangi bir hekim hatasına dayanılmayarak aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sebebiyle sorumlu olduğunun iddia edildiği, bu durumda «ispat yükü» davalı tarafta olup davalı tarafın bu konuda aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair somut ve inandırıcı delil sunmadığı, oluşan maddi ve manevi zararlardan davalının sorumlu olacağı, bilirkişilerden alınan raporların denetime ve hükme elverişli oldukları, davacıların «poliçe limitinin» üzerinde hesaplanan tazminat talepleriyle ilgili poliçe «teminat kapsamıyla» sınırlı olarak tazminine karar verilmesi yönünden verdikleri talep artırım dilekçesi de yerinde görülerek davacı küçük için 760.000,00 TL iş göremezlik ve bakıcı ücretine ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin kabulüne, davacı ...'ın down sendromlu olarak doğduğu ve maluliyetinin %100 olduğu, davacının yaşı ve «maluliyet oranı» göz önüne alındığında bakıcı ihtiyacı bulunduğu ve bu duruma bağlı olarak diğer davacılar anne ve babanın, özürlü çocukları ile bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları, manevi yönden sürekliliği bulunan ağır bir travmaya maruz kaldıkları, davalının ise dava dışı sigortalının mesleğiyle ilgili oluşan maddi ve manevi zararların «sorumluluğunu sigorta poliçesindeki» şartlar dahilinde teminatla sınırlı olarak yüklendiği, davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde paranın alım gücü de nazara alınarak manevi tazminat yö …
İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece «kusur» konusunda «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığını, yalnızca maluliyet raporu alınarak kusura ilişkin olarak ise avukat bilirkişiden rapor alındığını, oysa olayın uzmanlık gerektiren tıbbi uygulamaya ilişkin olması nedeniyle özellikle perinatoloji ve tıbbi genetik gibi alanlarında uzman bilirkişilerden rapor alınması gerektiğini, tıp uzmanlığı olmayan bilirkişilerce hazırlanan raporun hükme esas alındığını, davacıların yeterli bilgilendirme yapılmadığını ileri sürdüklerini, taraflarınca ise bilgilendirme içeriğinin somut durum ve endikasyonlara göre belirleneceğinin ifade edildiğini, bilirkişi raporunun bu yöndeki tespitlerinin hatalı olduğunu, somut olayda hastaya tıbbi bir müdahale yapılmadığını, tartışma konusunun hastanın amniyosenteze yönlendirilmesi gerekip gerekmediği olduğunu, ancak bu hususların Mahkemece hiç değerlendirilmediğini, hastada amniyosentez bilgilendirmesinden söz edilebilmesi için öncelikle hastanın risk durumunun bu işlemi gerekli kılmasının gerektiğini, özellikle hastanın hangi haftalarda hekim tarafından görüldüğü, yapılan işlemlerin tıbbi standartlara uygunluğu ve «down sendromunun» gebelik takibinde ortaya çıkmamış olması halinde hekimin kusurunun bulunup bulunmadığının tespitinin teknik bilgi gerektirdiğini, bu nedenle perinatoloji alanında uzman bilirkişilerce kusur incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin «sorumluluk sigortacısı» olması nedeniyle sorumluluğunun sigortalı hekimin kusuruna bağlı olduğunu, bu nedenle «kusursuz sorumluluğunun» söz konusu olmadığını, somut olayda sigortalı hekime izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığını, tarama testleri düşük risk gelen bir hastaya amniyosentez veya kordosentez önerilemeyeceğini, Mahkemece hekimin eylemleriyle maluliyet arasında «illiyet bağı» olup olmadığının incelenmediğini, hekimin hiçbir eyleminin down sendromuna yol açmasının mümkün olmadığını, davacıların tazminat talep tarihinde ve olay tarihinde hekimin hangi sigorta şirketince sigortalandığının tespiti gerektiğini, davacıların bilgilendirme yönünden iddialarının özellikle işlem sıralaması ve koşulu yönünden hatalı olduğunu, her hastaya yapılacak bilgilendirmenin somut tetkik sonuçlarına göre belirlenmesi gerektiğini, davacıda ileri tetkikler için endikasyon olmadığından davacının perinatoloji muayenesi olmadığını, «avans faizine» hükmedilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca Kanunda sigorta şirketine doğrudan dava hakkının düzenlenmemiş olması nedeniyle müvekkiline «husumet» yöneltilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihbar olunan» sıfatıyla «kanun yoluna başvuru hakkı» bulunmadığından ihbar olunan ...'nın «istinaf başvurusunun usulden reddine» karar verildiği, davalı tarafından düzenlenmiş olan poliçe 17.08.2018/2019 dönemini kapsamakta olup genel şartlar gereği poliçe tarihinden önceki 10 yıllık dönemde meydana gelen «rizikoları» «teminat» altına aldığı, davalı tarafça rizikonun 30 günden fazla sigortasız kalınan dönemde meydana geldiğine dair bir delil de «ibraz» edilmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1478 inci maddesi uyarınca zarar görenin doğrudan sigortacıya başvuru hakkı bulunduğu, davalı vekilinin «husumete» yönelik ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, davacı annenin gebelik döneminde 16. haftadan itibaren takibinin davalının sigortalısı olan hekim tarafından gerçekleştirildiği, hastane kayıtlarına göre davacı annenin 06.07.2017, 14.07.2017, 04.08.2017, 13.09.2017, 28.09.2017, 06.10.2017, 27.10.2017 tarihlerinde muayene edildiği, 31.10.2017 tarihinde ise sezeryan ile doğumun gerçekleştirildiği, takip sürecinde 14.07.2017 tarihinde AFP Mom testi yapıldığı, üçlü veya dörtlü test yapılmadığı, davacı çocuğa 09.02.2018 tarihli rapor ile «down sendromu» teşhisinin konulduğu, davalının sigortalısı tarafından davacıdan, AFP Mom testi dışında hastalığın teşhisine yönelik ileri düzeyde tetkikler istenilmediği gibi davacı annenin down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma «formu») de düzenlenmediği, bu durumda uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkiler, komplikasyonlar ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskler konusunda bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan ihbar olunan hekim tarafından davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığının, davacı anneyi bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği, teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen sigortalı hekim, davacı çocuğun down sendromlu olarak doğmasından dolayı değil, bu kapsamda aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyerek «vekalet sözleşmesinden» kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışından dolayı sorumlu olduğu, davacı tarafça somut olayda davalının sigortalısı hekimin kusuruna dayanılmamış olup aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedenine dayanıldığı, bu nedenle Mahkemece «kusur» incelemesi yaptırılmaması bir eksiklik olarak görülmemiş olup hekimin sigortacısı olan davalı ... şirketinin poliçe kapsamında meydana geldiği anlaşılan zarardan sorumlu tutulmasında uyuşmazlık «sigorta sözleşmesinden» kaynaklandığından «avans faizine» hükmedilmesinin de yerinde olduğu, davacılar vekili tarafından sunulan «istinafa cevap dilekçesinde» geçici ödeme talebinde bulunulmuş ise de, somut olayda durum ve koşulların «avans ödemesi» yapılmasını gerektirdiği hususunda bir kanaate ulaşılamadığından davacılar vekilinin avans ödemesi isteminin reddine karar verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6811 E. , 2025/644 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/365 Esas, 2023/1586 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/100 E., 2020/569 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.01.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nın diğer müvekkilleri ... ile ...'nın müşterek çocuğu olduğunu, davalı ... şirketinin gebelik sürecinde müvekkilini takip eden hekimlerin Tıbbi Kötü Uygulamaya ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğunu, hekimlerin genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu küçüğün down sendromlu olarak doğduğunu ileri sürerek davacı ... için 10.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti dahil maddi) tazminatı ve 60.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 130.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacılar vekili 13.09.2018 tarihli dilekçesi ile davacı ... için 680.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hasta kayıtlarının incelenmesinde tıbbi kayıtlar arasında hasta tarafından imzalanmış herhangi bir onam formu yer almadığı, hastanın down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma formu) düzenlenmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı çocuk ... yönünden; Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12. maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17. maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir. Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10.
maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17. maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında illiyet bağı bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir.
Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuk ...' nın da yararlanacağı şüphesizdir. Açıklanan bu hususlar doğrultusunda davacı çocuk hakkında kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.02.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130820200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz