Engelli doğan çocuğun kendi adına tazminat isteminde hukuki yarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4434 E. 2024/7416 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Gebelik takibinde hekim, tarama testi verilerini, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri ve bu yöntemlerin risklerini usulünce anneye açıklamak zorundadır; aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat yükü hekimdedir ve bu ispatlanamazsa sorumluluk doğar. Buna karşılık, engelli olarak doğan çocuğun kendi adına açtığı ve özünde "aydınlatma yapılsaydı doğmayacaktım" iddiasına, yani geriye dönük ötenazi istemine dayanan maddi ve manevi tazminat talebinde hukuki yarar bulunmaz; böyle bir istem çocuğun kişilik haklarını ihlal eder ve parasal bir menfaat kişilik haklarını ihlal edecek şekilde dava konusu edilemez.
Ele alınan sorunlar
Hekimin aydınlatma yükümlülüğü ve bu yükümlülüğün yerine getirildiğinin ispat yükü → ret
İddia: Davalı sigortacı, somut olayda tıbbi uygulama hatası bulunmadığını, meydana gelen sonuç ile sigortalı hekimin fiilleri arasında nedensellik bağı olmadığını, alacağın sigorta genel şartlarına göre iki yıllık zamanaşımına uğradığını ve ihbar tarihindeki poliçe sigortacısının sorumlu olması nedeniyle davanın husumetten reddi gerektiğini savunmuştur.
Gerekçe: Adli Tıp Kurumu raporunda hekim açıkça kusurlu bulunmamış olsa da, hastayı takip eden hekimin kişiye sözel ya da yazılı olarak invaziv yöntem önerdiğine ilişkin somut delil sunulamamıştır. Bebeğin down sendromlu olup olmadığının tespiti için kesin tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemler düşük gibi riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu durumda hekim, test sonucunda elde edilen verileri, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri ve bu yöntemlerin risklerini mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklamak ve onu aydınlatmakla yükümlüdür; aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispat yükü hekimdedir. Sunulan deliller kapsamında sigortalı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiği ispatlanamamıştır. (Yargıtay'ca benimsenen İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Engelli olarak doğan çocuğun kendi adına açtığı maddi ve manevi tazminat davasında hukuki yarar → kabul
İddia: Davacılar, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve ileri testleri önermemesi nedeniyle down sendromunun gebelikte saptanamadığını, down sendromunun hayat boyu süren bir iş göremezlik hâli olması nedeniyle çocuğun maddi zarara, bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Anayasa'nın 12 nci maddesi herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğunu; 17 nci maddesi herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu düzenlemektedir. 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin girişinin (h) bendinde bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının, her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlali anlamına geldiği kabul edilmiş; 10 uncu maddesinde her insanın yaşama hakkına sahip olduğu yeniden onaylanarak engellilerin bu haktan diğer bireylerle eşit koşullarda yararlanmasını sağlayacak tedbirlerin alınacağı, 17 nci maddesinde ise engelli her kişinin beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit biçimde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, down sendromlu doğan çocuk bakımından açılan dava, özünde "hekim zamanında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim; sağ olarak dünyaya gelmemle hekimin ihmali arasında illiyet bağı bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek, geriye dönük ötenazi istemine dayanan bir taleptir ve bu istemde hukuki yarar bulunmadığı gibi istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir. Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuğun da yararlanacağı şüphesizdir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Engelli olarak doğan çocuğun kendi adına, hekimin aydınlatma yükümlülüğü ihlaline dayanarak açtığı tazminat davasının geriye dönük ötenazi istemi niteliğinde görülüp hukuki yarar yokluğu ve kişilik hakkı ihlali gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği yönündeki tespit bağlayıcı emsal değer taşır; ayrıca aydınlatma yükümlülüğünün ispat yükünün hekimde olduğu yönündeki kabul de emsal niteliğindedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- hukuki yarar
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aydınlatma yükümlülüğü↗ aydınlatılmış rıza↗ ispat yükü↗ hukuki yarar↗ kişilik hakkı↗ geriye dönük ötenazi↗ illiyet bağı↗ tıbbi kötü uygulama (malpraktis)↗ zorunlu mali sorumluluk sigortası↗ teminat limiti↗ sosyal devlet ilkesi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Maddi ve Manevi Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3252 E. 2025/1654 K.
Ortak:aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · hukuki yarar · dava şartı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
… ekkili ...'in gebelik takibinin en az 6 farklı tarihte Bafra Devlet Hastanesi'nde kadın doğum uzmanı olan Dr. ... tarafından yapıldığını, davalı ...'nın, Dr. ...'in «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini» tanzim ederek tarifede belirlenen toplam 800.000,00 TL'lik «teminat» limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, davalı sorumluluğunun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1485 inci maddesinin birinci hükmü nedeniyle geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, «zamanaşımı» süresinin ise 10 yıl olduğunu, müvekkili ...'in hamileliği boyunca davalının sigortalısı doktor tarafından takip edildiğini ne var ki anılan doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu, «down sendromunun» hamilelikte teşhis edilemediğini ve küçük ...'in down sendromlu olarak doğduğunu, sigortalı doktorun müvekkili ...'i gebelikte olabilecek hastalıklar, yaptığı (yapacağı) tarama testleri, down sendromunun ne olduğu, down sendromu ve benzeri hastalıkların teşhis ve tespitiyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, aydınlatılmış rızasını almadığını, ileri testleri önermediğini, CVS/amniyosentez yapmadığı gibi bilgilendirme de yapmayarak, down sendromunu gebelikte saptayamayarak sakat bir çocuğun doğumuna neden olduğunu, «vekalet sözleşmesi» kapsamında doktorun, hastanın «müterafik kusuru» bulunmadıkça en hafif kusurundan dolayı bile «gerçekleşen zararın» tamamından sorumlu olacağını, down sendromunun hayat boyu devam eden bir iş göremezlik hali olup müvekkili ...'in bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil») «maddi tazminat» ile 20.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
… enmiş ise de hastayı takip eden doktorun kişiye sözel ya da yazılı olarak invaziv yöntem önerdiğine ilişkin dosyaya somut delil sunulamadığının anlaşıldığı, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemlerin de düşük gibi riskleri beraberinde getirmekte olduğunu, bu durumda hekimin, test sonucunda elde edilen verileri, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve onu aydınlatması gerektiği, «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirildiğinin «ispat yükünün» ise hekimde olduğu, sunulan deliller kapsamında sigortalı dava dışı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama sonucunda davacı küçüğün sürekli iş göremezlik yönünden 3.698.961,31 TL ve bakıcı gideri yönünden 4.426.941,90 TL tazminat bakıcı gideri talep edebileceği, «sigortanın teminat» limitinin 800.000,00 TL olduğu, buna göre «maddi tazminat» talebi yönünden davanın «ıslah» edilmiş haliyle tam kabulünün gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın niteliği, iş göremezlik oranı, davacılarda oluşturduğu elem ve üzüntüye göre davacıların talep ettikleri manevi tazminat tutarlarının makul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ... için 760.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat ile davacı anne ... için 10.000,00 TL ve baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
… arıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, dava dışı sigortalının sağlık hizmetinin verilmesinde davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirdiğini kanıtlayamadığı, sigortalının başkaca kusurunun aranmadığı, sadece «bilgilendirme yükümlülüğünü» yerine getirmemesinin davacıların tazminat talebinde bulunmaları için yeterli olduğu, davacıların taleplerinin davalı tarafından düzenlenen poliçe kapsamında olduğu, davacı ... 'ın «down sendromlu» olması nedeniyle %100 maluliyetinin oluştuğu ve bu nedenle hayat boyu bakıma muhtaç olduğu, sürekli iş göremezlik maddi zararı 2.420.497,48 TL, bakıcı gideri maddi zararının 3.196.584,00 TL olmak üzere toplam 5.617.081,48 TL olduğu, ancak davalı ... şirketinin sorumluluğunun «poliçe limiti» ile sınırlı olduğu gözetilerek talep artırım dilekçesindeki talep uyarınca 760.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacı ...'ın yaşı ve maluliyet durumuna göre hayat boyu bakıcıya ihtiyaç duyacağı, dolayısıyla davacılar anne ve babanın da çocukla birlikte ömür boyu bu sendromun getirdiği zorlukları birlikte yaşayacakları, sürecin ağır ve meşakkatli bir süreç olduğu, bu durumun çocuk yanısıra anne ve baba içinde ciddi bir travma yarattığı gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulü ile 755.000,00 TL işgöremezlik tazminatı, 5.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 760.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, manevi tazminat davasının kabulü ile, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davac …
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen sigortalı hekimin davacı çocuğun «down sendromlu» olarak doğmasından dolayı değil, bu kapsamda «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmeyerek vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışından dolayı sorumlu olduğu, bu doğrultuda mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonucunda tespit edilen maddi ve davacıların olay nedeniyle uğradıkları manevi zarar kapsamında poliçe limitleri ile sınırlı olarak tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği, davalı vekilinin, «teminat» limiti dışında ayrıca «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği yönündeki «istinaf sebebinin» 20.07.2010 yürürlük tarihli Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatılmış onam · down sendromu · bilgilendirme yükümlülüğü · tıbbi kötü uygulama · avans ödemesi · nedensellik bağı · kişilik haklarının ihlali · poliçe limiti
Benzer bu kararda… i Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesini kapsamında sigortalısı Kadın Doğum Uzmanı Dr. ... tarafından yapıldığını, doktorun genel olarak «tıbbi kötü uygulaması» sonucu, «down sendromunun» hamilelikte teşhis edilemeyerek ...'ın down sendromlu olarak doğduğunu, sigortalı doktorun müvekkilini gebelikte olabilecek hastalıklar, yaptığı (yapacağı) tarama testleri, down sendromunun ne olduğu, down sendromu ve benzeri hastalıkların teşhis ve tespitiyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, «aydınlatılmış onamının» alınmadığını, birkaç basit test ile saptanabilecek down sendromunu gebelikte saptayamayarak, anne ve babanın gebeliğin sonlandırılması imkanını elinden aldığını, bu suretle sakat bir çocuğun doğumuna neden olduğunu, down sendromun hayat boyu devam eden, kişiyi sürekli başkasının yardımına muhtaç bırakan bir işgöremezlik hali olduğunu, bu işgöremezlik hali nedeniyle ...'ın maddi ve bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle manevi zarara uğradığını, müvekkilleri anne ... ve baba ...'ın hayat boyu çocuklarını down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil» «maddi) tazminatı», 20.000,00 TL manevi tazminat, ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, «ıslah» dilekçesiyle ... için maddi tazminat talebini 760.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
… arıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, dava dışı sigortalının sağlık hizmetinin verilmesinde davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirdiğini kanıtlayamadığı, sigortalının başkaca kusurunun aranmadığı, sadece «bilgilendirme yükümlülüğünü» yerine getirmemesinin davacıların tazminat talebinde bulunmaları için yeterli olduğu, davacıların taleplerinin davalı tarafından düzenlenen poliçe kapsamında olduğu, davacı ... 'ın «down sendromlu» olması nedeniyle %100 maluliyetinin oluştuğu ve bu nedenle hayat boyu bakıma muhtaç olduğu, sürekli iş göremezlik maddi zararı 2.420.497,48 TL, bakıcı gideri maddi zararının 3.196.584,00 TL olmak üzere toplam 5.617.081,48 TL olduğu, ancak davalı ... şirketinin sorumluluğunun «poliçe limiti» ile sınırlı olduğu gözetilerek talep artırım dilekçesindeki talep uyarınca 760.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacı ...'ın yaşı ve maluliyet durumuna göre hayat boyu bakıcıya ihtiyaç duyacağı, dolayısıyla davacılar anne ve babanın da çocukla birlikte ömür boyu bu sendromun getirdiği zorlukları birlikte yaşayacakları, sürecin ağır ve meşakkatli bir süreç olduğu, bu durumun çocuk yanısıra anne ve baba içinde ciddi bir travma yarattığı gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulü ile 755.000,00 TL işgöremezlik tazminatı, 5.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 760.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, manevi tazminat davasının kabulü ile, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davac …
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «zamanaşımı» itirazlarının olduğunu, hekimin yapılan işlem sonucu sorumluluğunun doğabilmesi için hukuka aykırı eylem, «kusur», zarar, «nedensellik bağı» şartlarının birlikte gerçekleşmesi, sorumluluğun belirlenebilmesi için konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınması, davacının maddi zararını ve «sebebini» somut delillerle kanıtlaması gerektiğini, ayrıca manevi tazminat taleplerinin zenginleşmeye sebep olacak yükseklikte ve fahiş olduğunu savunarak davanın reddini is …
-
Manevi tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2932 E. 2025/1562 K.
Ortak:aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · illiyet bağı · hukuki yarar · dava şartı · Manevi tazminat
İncelediğiniz karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
… ekkili ...'in gebelik takibinin en az 6 farklı tarihte Bafra Devlet Hastanesi'nde kadın doğum uzmanı olan Dr. ... tarafından yapıldığını, davalı ...'nın, Dr. ...'in «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini» tanzim ederek tarifede belirlenen toplam 800.000,00 TL'lik «teminat» limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, davalı sorumluluğunun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1485 inci maddesinin birinci hükmü nedeniyle geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, «zamanaşımı» süresinin ise 10 yıl olduğunu, müvekkili ...'in hamileliği boyunca davalının sigortalısı doktor tarafından takip edildiğini ne var ki anılan doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu, «down sendromunun» hamilelikte teşhis edilemediğini ve küçük ...'in down sendromlu olarak doğduğunu, sigortalı doktorun müvekkili ...'i gebelikte olabilecek hastalıklar, yaptığı (yapacağı) tarama testleri, down sendromunun ne olduğu, down sendromu ve benzeri hastalıkların teşhis ve tespitiyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, aydınlatılmış rızasını almadığını, ileri testleri önermediğini, CVS/amniyosentez yapmadığı gibi bilgilendirme de yapmayarak, down sendromunu gebelikte saptayamayarak sakat bir çocuğun doğumuna neden olduğunu, «vekalet sözleşmesi» kapsamında doktorun, hastanın «müterafik kusuru» bulunmadıkça en hafif kusurundan dolayı bile «gerçekleşen zararın» tamamından sorumlu olacağını, down sendromunun hayat boyu devam eden bir iş göremezlik hali olup müvekkili ...'in bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil») «maddi tazminat» ile 20.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
… enmiş ise de hastayı takip eden doktorun kişiye sözel ya da yazılı olarak invaziv yöntem önerdiğine ilişkin dosyaya somut delil sunulamadığının anlaşıldığı, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemlerin de düşük gibi riskleri beraberinde getirmekte olduğunu, bu durumda hekimin, test sonucunda elde edilen verileri, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve onu aydınlatması gerektiği, «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirildiğinin «ispat yükünün» ise hekimde olduğu, sunulan deliller kapsamında sigortalı dava dışı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama sonucunda davacı küçüğün sürekli iş göremezlik yönünden 3.698.961,31 TL ve bakıcı gideri yönünden 4.426.941,90 TL tazminat bakıcı gideri talep edebileceği, «sigortanın teminat» limitinin 800.000,00 TL olduğu, buna göre «maddi tazminat» talebi yönünden davanın «ıslah» edilmiş haliyle tam kabulünün gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın niteliği, iş göremezlik oranı, davacılarda oluşturduğu elem ve üzüntüye göre davacıların talep ettikleri manevi tazminat tutarlarının makul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ... için 760.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat ile davacı anne ... için 10.000,00 TL ve baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sigortalısı hekim tarafından, davacı hastanın «down sendromu» konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge düzenlenmediği, «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı küçük ...'ın %100 oranında meslekte kazanma gücü «kaybına» sebep olduğu, Özel ....
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu kabul edilerek «kusur» durumunun tespitine yönelik rapor alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · kişilik haklarının ihlali · mali sorumluluk sigortası · kişilik hakları · sorumluluk sigortası · kâr kaybı · ıslah
Benzer bu karardaDava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sigortalısı hekim tarafından, davacı hastanın «down sendromu» konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge düzenlenmediği, «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davacı küçük ...'ın %100 oranında meslekte kazanma gücü «kaybına» sebep olduğu, Özel ....
İlk Derece Mahkemesince davacı hastanın «down sendromu» konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı belge sunulmadığı, hekimin yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle davacı küçük ...'ın %100 oranında meslekte kazanma gücü «kaybına» sebep olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı küçük ... için 720.000,00 TL iş göremezlik «maddi tazminatının», manevi tazminat bakımından küçük ... için 40.000,00 TL, anne ... için 20.000,00 TL, baba ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın d …
-
Manevi tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5321 E. 2025/3471 K.
Ortak:aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · illiyet bağı · ispat yükü · hukuki yarar · dava şartı · Manevi tazminat
İncelediğiniz karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
… enmiş ise de hastayı takip eden doktorun kişiye sözel ya da yazılı olarak invaziv yöntem önerdiğine ilişkin dosyaya somut delil sunulamadığının anlaşıldığı, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemlerin de düşük gibi riskleri beraberinde getirmekte olduğunu, bu durumda hekimin, test sonucunda elde edilen verileri, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve onu aydınlatması gerektiği, «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirildiğinin «ispat yükünün» ise hekimde olduğu, sunulan deliller kapsamında sigortalı dava dışı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama sonucunda davacı küçüğün sürekli iş göremezlik yönünden 3.698.961,31 TL ve bakıcı gideri yönünden 4.426.941,90 TL tazminat bakıcı gideri talep edebileceği, «sigortanın teminat» limitinin 800.000,00 TL olduğu, buna göre «maddi tazminat» talebi yönünden davanın «ıslah» edilmiş haliyle tam kabulünün gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın niteliği, iş göremezlik oranı, davacılarda oluşturduğu elem ve üzüntüye göre davacıların talep ettikleri manevi tazminat tutarlarının makul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ... için 760.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat ile davacı anne ... için 10.000,00 TL ve baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
… ekkili ...'in gebelik takibinin en az 6 farklı tarihte Bafra Devlet Hastanesi'nde kadın doğum uzmanı olan Dr. ... tarafından yapıldığını, davalı ...'nın, Dr. ...'in «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini» tanzim ederek tarifede belirlenen toplam 800.000,00 TL'lik «teminat» limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, davalı sorumluluğunun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1485 inci maddesinin birinci hükmü nedeniyle geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, «zamanaşımı» süresinin ise 10 yıl olduğunu, müvekkili ...'in hamileliği boyunca davalının sigortalısı doktor tarafından takip edildiğini ne var ki anılan doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu, «down sendromunun» hamilelikte teşhis edilemediğini ve küçük ...'in down sendromlu olarak doğduğunu, sigortalı doktorun müvekkili ...'i gebelikte olabilecek hastalıklar, yaptığı (yapacağı) tarama testleri, down sendromunun ne olduğu, down sendromu ve benzeri hastalıkların teşhis ve tespitiyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, aydınlatılmış rızasını almadığını, ileri testleri önermediğini, CVS/amniyosentez yapmadığı gibi bilgilendirme de yapmayarak, down sendromunu gebelikte saptayamayarak sakat bir çocuğun doğumuna neden olduğunu, «vekalet sözleşmesi» kapsamında doktorun, hastanın «müterafik kusuru» bulunmadıkça en hafif kusurundan dolayı bile «gerçekleşen zararın» tamamından sorumlu olacağını, down sendromunun hayat boyu devam eden bir iş göremezlik hali olup müvekkili ...'in bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil») «maddi tazminat» ile 20.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı annenin 27.03.2017 tarihinde «down sendromlu» olarak Bukre'yi dünyaya getirdiği, hamilelik sürecinin sigortalı doktor tarafından takip edilerek doğumun gerçekleştirildiği, sağlık hizmetinin tıbbi gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakımı özenle yapma görevinin hekime ait olduğu, hastanın uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda bilgi edinme hakkının bulunduğu, bu bilgilendirmenin hekim tarafından hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapılması gerektiği, hastayı bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğu, «ispat yükünün» hekimde bulunduğu, ancak tüm bu hususların ispatlanamadığı, maluliyet ve tazminat hesabına ilişkin alınan raporlar gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğundan hükme esas alındığı, çocuğun down sendromlu olması nedeniyle %100 oranında maluliyetinin oluştuğu, hayat boyu bakıcıya ihtiyacının olacağı, davacı anne ve babanın da çocukla birlikte ömür boyu bu sendromun getirdiği zorlukları birlikte yaşayacakları, sürecin ağır ve meşakkatli bir süreç olduğu, bu durumun çocuğun yanı sıra anne ve babada da ciddi bir travma yarattığı, sigortalı hekimin ağır kusurlu olduğu, davalının sigortalısının kusurundan kaynaklı bu zarardan da poliçe limitleri dahilinde sorumluluğunun bulunduğu gerekçesi ile davanın arttırılan hali ile kabulüne, davacı ... için 720.000,00 TL «maddi tazminat», 40.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminat davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 800.000,00 TL'nin davalı taraftan dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta, «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
… şı doktorun 08.09.2020-08.09.2021 tarihleri arasında müvekkili tarafından sigortalı olup zararın meydana gelmesinde hekimin sorumlu olup olmadığının belirlenmesi ve «riziko» tarihinin doğru olarak tespitinin gerektiğini, günümüz koşullarında «down sendromunun» anne karnında iken tarama testleri ile «kesin» olarak tespit edilemediğini, tarama testi pozitif olan tüm olgularda dahi hastalığın kesin olarak var olduğunun söylenemeyeceğini, anne karnında down sendromunun tespit edilmesi halinde dahi fetüse müdahale imkanı bulunmadığını, hekimin gerekli testlerin yapılmasını önermiş ve sonuçlar negatif çıkmış ise davacıların çocuklarının down sendromlu olarak dünyaya gelmesinde hekime «kusur» atfedilemeyeceğini, anne babanın çocuğun down sendromlu olarak dünyaya geleceğini bilselerdi gebeliğe «son» verecek olup olmadıkları konusu üzerinde durulması gerektiğini, meydana gelen zarara hekimin sebebiyet verip vermediği, zarar ile uygulanan işlem arasında «illiyet bağı» olup olmadığı hususlarında rapor alınmasını gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · kişilik haklarının ihlali · mali sorumluluk sigortası · kişilik hakları · sorumluluk sigortası · riziko · maddi tazminat
Benzer bu karardaDava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta, «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
… ldığını, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesinin davalı ... tarafından düzenlendiğini, doktorun gebelik takibinde müvekkili anneyi «down sendromunu» tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri, bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmadığını, küçük ....'nin down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, down sendromunun gebelikte tespitinin mümkün olduğunu, tespiti halinde gebeliğin sonlandırılmasına izin veren bir özür olduğunu, hastayı aydınlatmayan doktorun sorumlu olacağının Yargıtay kararları ile belirlendiğini ileri sürerek müvekkili .... için 430.000,00 TL iş göremezlik, bakıcı ücreti «dahil» «maddi tazminat», 40.000,00 TL manevi tazminat, Halime için 20.000,00 TL manevi tazminat, Serkan için 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 510.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… şı doktorun 08.09.2020-08.09.2021 tarihleri arasında müvekkili tarafından sigortalı olup zararın meydana gelmesinde hekimin sorumlu olup olmadığının belirlenmesi ve «riziko» tarihinin doğru olarak tespitinin gerektiğini, günümüz koşullarında «down sendromunun» anne karnında iken tarama testleri ile «kesin» olarak tespit edilemediğini, tarama testi pozitif olan tüm olgularda dahi hastalığın kesin olarak var olduğunun söylenemeyeceğini, anne karnında down sendromunun tespit edilmesi halinde dahi fetüse müdahale imkanı bulunmadığını, hekimin gerekli testlerin yapılmasını önermiş ve sonuçlar negatif çıkmış ise davacıların çocuklarının down sendromlu olarak dünyaya gelmesinde hekime «kusur» atfedilemeyeceğini, anne babanın çocuğun down sendromlu olarak dünyaya geleceğini bilselerdi gebeliğe «son» verecek olup olmadıkları konusu üzerinde durulması gerektiğini, meydana gelen zarara hekimin sebebiyet verip vermediği, zarar ile uygulanan işlem arasında «illiyet bağı» olup olmadığı hususlarında rapor alınmasını gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3464 E. 2023/7650 K.
Ortak:aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
… ekkili ...'in gebelik takibinin en az 6 farklı tarihte Bafra Devlet Hastanesi'nde kadın doğum uzmanı olan Dr. ... tarafından yapıldığını, davalı ...'nın, Dr. ...'in «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini» tanzim ederek tarifede belirlenen toplam 800.000,00 TL'lik «teminat» limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, davalı sorumluluğunun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1485 inci maddesinin birinci hükmü nedeniyle geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, «zamanaşımı» süresinin ise 10 yıl olduğunu, müvekkili ...'in hamileliği boyunca davalının sigortalısı doktor tarafından takip edildiğini ne var ki anılan doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu, «down sendromunun» hamilelikte teşhis edilemediğini ve küçük ...'in down sendromlu olarak doğduğunu, sigortalı doktorun müvekkili ...'i gebelikte olabilecek hastalıklar, yaptığı (yapacağı) tarama testleri, down sendromunun ne olduğu, down sendromu ve benzeri hastalıkların teşhis ve tespitiyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, aydınlatılmış rızasını almadığını, ileri testleri önermediğini, CVS/amniyosentez yapmadığı gibi bilgilendirme de yapmayarak, down sendromunu gebelikte saptayamayarak sakat bir çocuğun doğumuna neden olduğunu, «vekalet sözleşmesi» kapsamında doktorun, hastanın «müterafik kusuru» bulunmadıkça en hafif kusurundan dolayı bile «gerçekleşen zararın» tamamından sorumlu olacağını, down sendromunun hayat boyu devam eden bir iş göremezlik hali olup müvekkili ...'in bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil») «maddi tazminat» ile 20.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
… enmiş ise de hastayı takip eden doktorun kişiye sözel ya da yazılı olarak invaziv yöntem önerdiğine ilişkin dosyaya somut delil sunulamadığının anlaşıldığı, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemlerin de düşük gibi riskleri beraberinde getirmekte olduğunu, bu durumda hekimin, test sonucunda elde edilen verileri, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve onu aydınlatması gerektiği, «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirildiğinin «ispat yükünün» ise hekimde olduğu, sunulan deliller kapsamında sigortalı dava dışı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama sonucunda davacı küçüğün sürekli iş göremezlik yönünden 3.698.961,31 TL ve bakıcı gideri yönünden 4.426.941,90 TL tazminat bakıcı gideri talep edebileceği, «sigortanın teminat» limitinin 800.000,00 TL olduğu, buna göre «maddi tazminat» talebi yönünden davanın «ıslah» edilmiş haliyle tam kabulünün gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın niteliği, iş göremezlik oranı, davacılarda oluşturduğu elem ve üzüntüye göre davacıların talep ettikleri manevi tazminat tutarlarının makul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ... için 760.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat ile davacı anne ... için 10.000,00 TL ve baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaAnılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» ... davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · kişilik haklarının ihlali · mali sorumluluk sigortası · kişilik hakları · sorumluluk sigortası · sigorta poliçesi · dava sebebi
Benzer bu karardaDava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» ... davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, «kişilik haklarını ihlal» eder şekilde talep ve dava konusu edilemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5979 E. 2025/3897 K.
Ortak:aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · Manevi tazminat
İncelediğiniz kararda… ekkili ...'in gebelik takibinin en az 6 farklı tarihte Bafra Devlet Hastanesi'nde kadın doğum uzmanı olan Dr. ... tarafından yapıldığını, davalı ...'nın, Dr. ...'in «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini» tanzim ederek tarifede belirlenen toplam 800.000,00 TL'lik «teminat» limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, davalı sorumluluğunun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1485 inci maddesinin birinci hükmü nedeniyle geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, «zamanaşımı» süresinin ise 10 yıl olduğunu, müvekkili ...'in hamileliği boyunca davalının sigortalısı doktor tarafından takip edildiğini ne var ki anılan doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu, «down sendromunun» hamilelikte teşhis edilemediğini ve küçük ...'in down sendromlu olarak doğduğunu, sigortalı doktorun müvekkili ...'i gebelikte olabilecek hastalıklar, yaptığı (yapacağı) tarama testleri, down sendromunun ne olduğu, down sendromu ve benzeri hastalıkların teşhis ve tespitiyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, aydınlatılmış rızasını almadığını, ileri testleri önermediğini, CVS/amniyosentez yapmadığı gibi bilgilendirme de yapmayarak, down sendromunu gebelikte saptayamayarak sakat bir çocuğun doğumuna neden olduğunu, «vekalet sözleşmesi» kapsamında doktorun, hastanın «müterafik kusuru» bulunmadıkça en hafif kusurundan dolayı bile «gerçekleşen zararın» tamamından sorumlu olacağını, down sendromunun hayat boyu devam eden bir iş göremezlik hali olup müvekkili ...'in bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil») «maddi tazminat» ile 20.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
… enmiş ise de hastayı takip eden doktorun kişiye sözel ya da yazılı olarak invaziv yöntem önerdiğine ilişkin dosyaya somut delil sunulamadığının anlaşıldığı, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemlerin de düşük gibi riskleri beraberinde getirmekte olduğunu, bu durumda hekimin, test sonucunda elde edilen verileri, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve onu aydınlatması gerektiği, «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirildiğinin «ispat yükünün» ise hekimde olduğu, sunulan deliller kapsamında sigortalı dava dışı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama sonucunda davacı küçüğün sürekli iş göremezlik yönünden 3.698.961,31 TL ve bakıcı gideri yönünden 4.426.941,90 TL tazminat bakıcı gideri talep edebileceği, «sigortanın teminat» limitinin 800.000,00 TL olduğu, buna göre «maddi tazminat» talebi yönünden davanın «ıslah» edilmiş haliyle tam kabulünün gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın niteliği, iş göremezlik oranı, davacılarda oluşturduğu elem ve üzüntüye göre davacıların talep ettikleri manevi tazminat tutarlarının makul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ... için 760.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat ile davacı anne ... için 10.000,00 TL ve baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaB.Değerlendirme ve Gerekçe Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigortalısı» hekimin, eksik tanı, tedavi ve «aydınlatma yükümlülüğüne» aykırı hareket etmesi sebepleriyle açılan tazminat davasında uyuşmazlık, hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile neden olduğu bir zararın olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbı kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, hekimin gebeliğin takibi sırasında zarara neden olacak bir kusurunun bulunup bulunmadığı ve hastayı «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirilip getirilmediği konusunda bilirkişi raporları aldırılmış, bilirkişi raporlarında sigortalı hekimin gebeyi sadece hamileliğinin 9-11. haftalarında takip ettiği ve ikili tarama testinin yapıldığı, gebeliğin ileri dönemlerinde gebenin sigortalı hekim tarafından takip edilmediği, hekimin «down sendromunun» teşhis edilememesinden sorumlu olması için gereken uygun «nedensellik bağının» ispat edilemediği, sigortalı hekimin gebenin hamileliğinin 9-11. haftasında ve sonraki dönemlerinde takip edilen hekimler tarafından aydınlatılma yapılıp yapılmadı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · tıbbi kötü uygulama · özen borcu · nedensellik bağı · poliçe limiti · vekalet sözleşmesi · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası
Benzer bu kararda… ğer müvekkillerinin müşterek çocuğu olduğunu, müvekkil ...'ın hamileliği boyunca davalı şirket sigortalısı doktor ... tarafından takip edildiğini ancak sigortalının «tıbbi kötü uygulaması» sonucu küçük ...'nın «down sendromu» hamilelikte tespit edilmediğini, sigortalının kötü uygulamalarının bilgilendirmeme, onam almama, teşhiste «kusur», ileri testleri önermeme ve amniyosentez yapmama olarak sayılabileceğini, hasta hekim ilişkisinde sigortalının «vekalet sözleşmesi» kapsamında «özen borcu» altında olduğunu, küçüğün down sendromlu olarak doğumu nedeniyle hayat boyu işgöremez durumda olacağını, bu nedenle ayrıca müvekkillerinin zarara da uğradıklarını, tıbbi kötü uygulama nedeniyle hekimin kusurlu olduğunu ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbı kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın «tıbbi kötü uygulama» iddiasında bulunduğu dava dışı .. ...'in müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, dava konusu edilen olay yönünden dava dışı hekime başvurulduğuna dair bir delil sunulmadığını, hekim dava edilmeden doğrudan müvekkiline karşı dava açılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun başlamadığını, ayrıca kabul anlamında olmamak üzere söz konusu «sorumluluk sigortasının» hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile sebebiyet vereceği zararlara karşı «teminat» sağladığını, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğu için öncelikle davalı hekimin iddia edilen zarara ilişkin kusura dayalı sorumluluğunun bulunduğunun ispatlan …
… nusu yükümlülüğün yerine getirildiğini ispata yarar herhangi bir delil sunulmadığı, böylece davacının gebeliği sonlandırma şansının elinden alındığı, davacı ...'nın «down sendromlu» ve engelli olması sebebiyle oluşan iş göremezlik (efor «kaybı») zararının 1.933.712,64 TL olduğu ve davalının söz konusu zarardan «poliçe limiti» kapsamında sorumlu olduğu, manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ise davacılar ... ve ...'ın çocuklarının down sendromlu ve engelli olması sebebiyle ömür boyu çekecekleri acının yine davacı ...'nın ömür boyu yaşayacağı sıkıntı ve acının karşılığı olamayacağından talep edilen miktarların yerinde olduğu gerekçesiyle davacıların «maddi tazminat» taleplerinin kabulü ile 360.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 21.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a velayeten davacılar ... ve ...'a verilmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü …
-
Engelli doğan çocuğun tazminat isteminde hukuki yarar yoktur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1669 E. 2024/4009 K.
Ortak:aydınlatma yükümlülüğü · ispat yükü · hukuki yarar · dava şartı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz kararda… enmiş ise de hastayı takip eden doktorun kişiye sözel ya da yazılı olarak invaziv yöntem önerdiğine ilişkin dosyaya somut delil sunulamadığının anlaşıldığı, bebeğin «down sendromlu» olup olmadığının tespiti için «kesin» tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemlerin de düşük gibi riskleri beraberinde getirmekte olduğunu, bu durumda hekimin, test sonucunda elde edilen verileri, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve onu aydınlatması gerektiği, «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirildiğinin «ispat yükünün» ise hekimde olduğu, sunulan deliller kapsamında sigortalı dava dışı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama sonucunda davacı küçüğün sürekli iş göremezlik yönünden 3.698.961,31 TL ve bakıcı gideri yönünden 4.426.941,90 TL tazminat bakıcı gideri talep edebileceği, «sigortanın teminat» limitinin 800.000,00 TL olduğu, buna göre «maddi tazminat» talebi yönünden davanın «ıslah» edilmiş haliyle tam kabulünün gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın niteliği, iş göremezlik oranı, davacılarda oluşturduğu elem ve üzüntüye göre davacıların talep ettikleri manevi tazminat tutarlarının makul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ... için 760.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat ile davacı anne ... için 10.000,00 TL ve baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında «illiyet bağı» bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Benzer bu kararda… belik takibinin yapıldığı, gebelikte tam sonuç vermeyen ve veren testlerle ilgili hastanın tam ve doğru olarak bilgilendiğine dair davalı tarafça herhangi bir delil «ibraz» edilemediği, bu haliyle davacı anne ve babanın gebeliği sona erdirme haklarının ellerinden alınmış sayılacağı ve doğumdan sonra tespit edilen «down sendromu» ile ilgili olabilecek maddi ve manevi kayıplardan doktorun sigortacısı olan davalı şirketin sorumluluğunun doğacağı, burada gerçek anlamda meslek ve sanatta acemilik ve kurallara uymamak sebebiyle oluşan «kusur» durumundan çok «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirilmemesi sebebiyle sorumluluk hususunun değerlendirilmesi gerektiği, zira davacılar tarafından sigortalı doktorun aydınlatma yükümlülüğü dışında herhangi bir hekim hatasına dayanılmayarak aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sebebiyle sorumlu olduğunun iddia edildiği, bu durumda «ispat yükü» davalı tarafta olup davalı tarafın bu konuda aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair somut ve inandırıcı delil sunmadığı, oluşan maddi ve manevi zararlardan davalının sorumlu olacağı, bilirkişilerden alınan raporların denetime ve hükme elverişli oldukları, davacıların «poliçe limitinin» üzerinde hesaplanan tazminat talepleriyle ilgili poliçe «teminat kapsamıyla» sınırlı olarak tazminine karar verilmesi yönünden verdikleri talep artırım dilekçesi de yerinde görülerek davacı küçük için 760.000,00 TL iş göremezlik ve bakıcı ücretine ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin kabulüne, davacı ...'ın down sendromlu olarak doğduğu ve maluliyetinin %100 olduğu, davacının yaşı ve «maluliyet oranı» göz önüne alındığında bakıcı ihtiyacı bulunduğu ve bu duruma bağlı olarak diğer davacılar anne ve babanın, özürlü çocukları ile bir ömür boyu birlikte zorluklara katlanmak zorunda kalacakları, manevi yönden sürekliliği bulunan ağır bir travmaya maruz kaldıkları, davalının ise dava dışı sigortalının mesleğiyle ilgili oluşan maddi ve manevi zararların «sorumluluğunu sigorta poliçesindeki» şartlar dahilinde teminatla sınırlı olarak yüklendiği, davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde paranın alım gücü de nazara alınarak manevi tazminat yö …
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta «down sendromlu» doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir «sebebe» dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde «hukuki yarar» bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun «kişilik haklarını ihlal» etmektedir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihbar olunan» sıfatıyla «kanun yoluna başvuru hakkı» bulunmadığından ihbar olunan ...'nın «istinaf başvurusunun usulden reddine» karar verildiği, davalı tarafından düzenlenmiş olan poliçe 17.08.2018/2019 dönemini kapsamakta olup genel şartlar gereği poliçe tarihinden önceki 10 yıllık dönemde meydana gelen «rizikoları» «teminat» altına aldığı, davalı tarafça rizikonun 30 günden fazla sigortasız kalınan dönemde meydana geldiğine dair bir delil de «ibraz» edilmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1478 inci maddesi uyarınca zarar görenin doğrudan sigortacıya başvuru hakkı bulunduğu, davalı vekilinin «husumete» yönelik ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, davacı annenin gebelik döneminde 16. haftadan itibaren takibinin davalının sigortalısı olan hekim tarafından gerçekleştirildiği, hastane kayıtlarına göre davacı annenin 06.07.2017, 14.07.2017, 04.08.2017, 13.09.2017, 28.09.2017, 06.10.2017, 27.10.2017 tarihlerinde muayene edildiği, 31.10.2017 tarihinde ise sezeryan ile doğumun gerçekleştirildiği, takip sürecinde 14.07.2017 tarihinde AFP Mom testi yapıldığı, üçlü veya dörtlü test yapılmadığı, davacı çocuğa 09.02.2018 tarihli rapor ile «down sendromu» teşhisinin konulduğu, davalının sigortalısı tarafından davacıdan, AFP Mom testi dışında hastalığın teşhisine yönelik ileri düzeyde tetkikler istenilmediği gibi davacı annenin down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma «formu») de düzenlenmediği, bu durumda uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkiler, komplikasyonlar ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskler konusunda bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan ihbar olunan hekim tarafından davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığının, davacı anneyi bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği, teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen sigortalı hekim, davacı çocuğun down sendromlu olarak doğmasından dolayı değil, bu kapsamda aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyerek «vekalet sözleşmesinden» kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışından dolayı sorumlu olduğu, davacı tarafça somut olayda davalının sigortalısı hekimin kusuruna dayanılmamış olup aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedenine dayanıldığı, bu nedenle Mahkemece «kusur» incelemesi yaptırılmaması bir eksiklik olarak görülmemiş olup hekimin sigortacısı olan davalı ... şirketinin poliçe kapsamında meydana geldiği anlaşılan zarardan sorumlu tutulmasında uyuşmazlık «sigorta sözleşmesinden» kaynaklandığından «avans faizine» hükmedilmesinin de yerinde olduğu, davacılar vekili tarafından sunulan «istinafa cevap dilekçesinde» geçici ödeme talebinde bulunulmuş ise de, somut olayda durum ve koşulların «avans ödemesi» yapılmasını gerektirdiği hususunda bir kanaate ulaşılamadığından davacılar vekilinin avans ödemesi isteminin reddine karar verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatılmış onam · avans faizi
Benzer bu kararda… ğunu, anne Şengül'ün gebelik takibinin en az 11 farklı tarihte kadın doğum uzmanı Dr. ... tarafından yapıldığını, sigortalı doktorun gebelik takibinde davacı anneyi «down sendromunu» tespit eden testler ve doğruluk oranları konusunda aydınlatmayarak küçük ...'ın down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, oysa down sendromunun gebelikte tespiti mümkün olan, tespiti halinde de gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özür olduğunu, Yargıtayın, bilgilendirme yapmayarak gebeliğin sonlandırılması imkanının elden alınması halinde doktorun kusurlu ve sorumlu olduğunu kabul ettiğini, müvekkillerinin bu hususta hiçbir şekilde bilgilendirilmediğini, «aydınlatılmış onamlarının» alınmadığını, bu nedenle gebelik takibinin hukuka aykırı olduğunu, down sendromunun, hayat boyu devam eden, kişiyi sürekli başkasının yardımına muhtaç bırakan bir işgöremezlik hali olup öncelikle müvekkili küçük ...'un bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını, diğer davacıların da hayat boyu çocuğunu down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceğini, davalı ... şirketinin, Dr. ...'nın 2018 başlangıç, 17.08.2019 bitiş tarihli «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini» tanzim ederek tarifede belirlenen «teminat» limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, davalı ... şirketinin sorumluluğunun geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, «zamanaşımı» süresinin ise 10 yıl olduğunu iddia ederek müvekkili ... için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti «dahil» «maddi) tazminat», 20.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece «kusur» konusunda «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığını, yalnızca maluliyet raporu alınarak kusura ilişkin olarak ise avukat bilirkişiden rapor alındığını, oysa olayın uzmanlık gerektiren tıbbi uygulamaya ilişkin olması nedeniyle özellikle perinatoloji ve tıbbi genetik gibi alanlarında uzman bilirkişilerden rapor alınması gerektiğini, tıp uzmanlığı olmayan bilirkişilerce hazırlanan raporun hükme esas alındığını, davacıların yeterli bilgilendirme yapılmadığını ileri sürdüklerini, taraflarınca ise bilgilendirme içeriğinin somut durum ve endikasyonlara göre belirleneceğinin ifade edildiğini, bilirkişi raporunun bu yöndeki tespitlerinin hatalı olduğunu, somut olayda hastaya tıbbi bir müdahale yapılmadığını, tartışma konusunun hastanın amniyosenteze yönlendirilmesi gerekip gerekmediği olduğunu, ancak bu hususların Mahkemece hiç değerlendirilmediğini, hastada amniyosentez bilgilendirmesinden söz edilebilmesi için öncelikle hastanın risk durumunun bu işlemi gerekli kılmasının gerektiğini, özellikle hastanın hangi haftalarda hekim tarafından görüldüğü, yapılan işlemlerin tıbbi standartlara uygunluğu ve «down sendromunun» gebelik takibinde ortaya çıkmamış olması halinde hekimin kusurunun bulunup bulunmadığının tespitinin teknik bilgi gerektirdiğini, bu nedenle perinatoloji alanında uzman bilirkişilerce kusur incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin «sorumluluk sigortacısı» olması nedeniyle sorumluluğunun sigortalı hekimin kusuruna bağlı olduğunu, bu nedenle «kusursuz sorumluluğunun» söz konusu olmadığını, somut olayda sigortalı hekime izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığını, tarama testleri düşük risk gelen bir hastaya amniyosentez veya kordosentez önerilemeyeceğini, Mahkemece hekimin eylemleriyle maluliyet arasında «illiyet bağı» olup olmadığının incelenmediğini, hekimin hiçbir eyleminin down sendromuna yol açmasının mümkün olmadığını, davacıların tazminat talep tarihinde ve olay tarihinde hekimin hangi sigorta şirketince sigortalandığının tespiti gerektiğini, davacıların bilgilendirme yönünden iddialarının özellikle işlem sıralaması ve koşulu yönünden hatalı olduğunu, her hastaya yapılacak bilgilendirmenin somut tetkik sonuçlarına göre belirlenmesi gerektiğini, davacıda ileri tetkikler için endikasyon olmadığından davacının perinatoloji muayenesi olmadığını, «avans faizine» hükmedilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca Kanunda sigorta şirketine doğrudan dava hakkının düzenlenmemiş olması nedeniyle müvekkiline «husumet» yöneltilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihbar olunan» sıfatıyla «kanun yoluna başvuru hakkı» bulunmadığından ihbar olunan ...'nın «istinaf başvurusunun usulden reddine» karar verildiği, davalı tarafından düzenlenmiş olan poliçe 17.08.2018/2019 dönemini kapsamakta olup genel şartlar gereği poliçe tarihinden önceki 10 yıllık dönemde meydana gelen «rizikoları» «teminat» altına aldığı, davalı tarafça rizikonun 30 günden fazla sigortasız kalınan dönemde meydana geldiğine dair bir delil de «ibraz» edilmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1478 inci maddesi uyarınca zarar görenin doğrudan sigortacıya başvuru hakkı bulunduğu, davalı vekilinin «husumete» yönelik ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, davacı annenin gebelik döneminde 16. haftadan itibaren takibinin davalının sigortalısı olan hekim tarafından gerçekleştirildiği, hastane kayıtlarına göre davacı annenin 06.07.2017, 14.07.2017, 04.08.2017, 13.09.2017, 28.09.2017, 06.10.2017, 27.10.2017 tarihlerinde muayene edildiği, 31.10.2017 tarihinde ise sezeryan ile doğumun gerçekleştirildiği, takip sürecinde 14.07.2017 tarihinde AFP Mom testi yapıldığı, üçlü veya dörtlü test yapılmadığı, davacı çocuğa 09.02.2018 tarihli rapor ile «down sendromu» teşhisinin konulduğu, davalının sigortalısı tarafından davacıdan, AFP Mom testi dışında hastalığın teşhisine yönelik ileri düzeyde tetkikler istenilmediği gibi davacı annenin down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma «formu») de düzenlenmediği, bu durumda uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkiler, komplikasyonlar ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskler konusunda bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan ihbar olunan hekim tarafından davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığının, davacı anneyi bu şekilde «aydınlatma yükümlülüğü» bulunan hekimin, bu yükümlülüğünü mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği, teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen sigortalı hekim, davacı çocuğun down sendromlu olarak doğmasından dolayı değil, bu kapsamda aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyerek «vekalet sözleşmesinden» kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışından dolayı sorumlu olduğu, davacı tarafça somut olayda davalının sigortalısı hekimin kusuruna dayanılmamış olup aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedenine dayanıldığı, bu nedenle Mahkemece «kusur» incelemesi yaptırılmaması bir eksiklik olarak görülmemiş olup hekimin sigortacısı olan davalı ... şirketinin poliçe kapsamında meydana geldiği anlaşılan zarardan sorumlu tutulmasında uyuşmazlık «sigorta sözleşmesinden» kaynaklandığından «avans faizine» hükmedilmesinin de yerinde olduğu, davacılar vekili tarafından sunulan «istinafa cevap dilekçesinde» geçici ödeme talebinde bulunulmuş ise de, somut olayda durum ve koşulların «avans ödemesi» yapılmasını gerektirdiği hususunda bir kanaate ulaşılamadığından davacılar vekilinin avans ödemesi isteminin reddine karar verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4434 E. , 2024/7416 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1963 Esas, 2023/839 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/140 E., 2022/544 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in, diğer müvekkillerinin müşterek çocuğu olduğunu, müvekkili ...'in gebelik takibinin en az 6 farklı tarihte Bafra Devlet Hastanesi'nde kadın doğum uzmanı olan Dr. ... tarafından yapıldığını, davalı ...'nın, Dr. ...'in tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini tanzim ederek tarifede belirlenen toplam 800.000,00 TL'lik teminat limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, davalı sorumluluğunun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1485 inci maddesinin birinci hükmü nedeniyle geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, zamanaşımı süresinin ise 10 yıl olduğunu, müvekkili ...'in hamileliği boyunca davalının sigortalısı doktor tarafından takip edildiğini ne var ki anılan doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu, down sendromunun hamilelikte teşhis edilemediğini ve küçük ...'in down sendromlu olarak doğduğunu, sigortalı doktorun müvekkili ...'i gebelikte olabilecek hastalıklar, yaptığı (yapacağı) tarama testleri, down sendromunun ne olduğu, down sendromu ve benzeri hastalıkların teşhis ve tespitiyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, aydınlatılmış rızasını almadığını, ileri testleri önermediğini, CVS/amniyosentez yapmadığı gibi bilgilendirme de yapmayarak, down sendromunu gebelikte saptayamayarak sakat bir çocuğun doğumuna neden olduğunu, vekalet sözleşmesi kapsamında doktorun, hastanın müterafik kusuru bulunmadıkça en hafif kusurundan dolayı bile gerçekleşen zararın tamamından sorumlu olacağını, down sendromunun hayat boyu devam eden bir iş göremezlik hali olup müvekkili ...'in bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını ve dahi bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını ileri sürerek müvekkili ...
için 15.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti dahil) maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigorta genel şartlarına göre alacak 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup down sendromlu doğuma sebep olunduğunun küçük ...'in doğum tarihi olan 11.06.2014 tarihi itibariyle öğrenildiğini, bu tarihten itibaren 2 yılık süre içerisinde talepte bulunulmadığından talebin zamanaşımına uğradığını, davanın açılmasından önce sigortalıya söz konusu olayın ihbar edilip edilmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, sigortalıya ihbar tarihinde geçerli bulunan poliçenin sigortacısının sorumlu olduğunu, bu nedenle müvekkili aleyhine açılan davanın husumetten reddinin gerektiğini, dava dışı sigortalının müvekkilince 06.08.2016-2017 tarihleri arasında sigortalandığını, somut olayda tıbbi uygulama hatası bulunmadığını, meydana gelen sonuç ile sigortalı hekimin fiilleri arasında nedensellik bağı bulunmadığını, dava öncesinde müvekkiline başvuru bulunmaması halinde bu tarih öncesi faiz sorumluluğunun olmadığını, olay haksız fiilden kaynaklandığından davacıların ancak yasal faiz isteyebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar Adli Tıp Kurumu raporunda doktorun açıkça kusurlu bulunmadığı yönünde rapor düzenlenmiş ise de hastayı takip eden doktorun kişiye sözel ya da yazılı olarak invaziv yöntem önerdiğine ilişkin dosyaya somut delil sunulamadığının anlaşıldığı, bebeğin down sendromlu olup olmadığının tespiti için kesin tanı yöntemlerine başvurulması gerekmekte, ancak bu yöntemlerin de düşük gibi riskleri beraberinde getirmekte olduğunu, bu durumda hekimin, test sonucunda elde edilen verileri, kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce anneye açıklaması ve onu aydınlatması gerektiği, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispat yükünün ise hekimde olduğu, sunulan deliller kapsamında sigortalı dava dışı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama sonucunda davacı küçüğün sürekli iş göremezlik yönünden 3.698.961,31 TL ve bakıcı gideri yönünden 4.426.941,90 TL tazminat bakıcı gideri talep edebileceği, sigortanın teminat limitinin 800.000,00 TL olduğu, buna göre maddi tazminat talebi yönünden davanın ıslah edilmiş haliyle tam kabulünün gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın niteliği, iş göremezlik oranı, davacılarda oluşturduğu elem ve üzüntüye göre davacıların talep ettikleri manevi tazminat tutarlarının makul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ...
için 760.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat ile davacı anne ... için 10.000,00 TL ve baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, yerel mahkemece verilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 12 ve 17 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı çocuk ... yönünden; Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir. Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “Hekim, zamanında aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmiş olsaydı ölümcül şekilde rahimden tahliye edilecektim, sağ olarak dünyaya gelmemle, hekimin ihmali arasında illiyet bağı bulunuyor" şeklinde tevil edilebilecek bir dava ile geriye dönük ötenazi isteminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebinde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir. Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuk ...'in de yararlanacağı şüphesizdir.
Açıklanan bu hususlar doğrultusunda davacı çocuk hakkında kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.10.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1092809300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz