Tasarım hükümsüzlüğü | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1242 E. 2024/4625 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki dinlenilme hakkı↗ istinaf sebebi↗ delil tespiti↗ tahkikat↗ vekâlet ücreti↗ hakkaniyet↗ istinaf incelemesi↗ kamu düzeni↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ içtihadı birleştirme kararı↗ limited şirket↗ ayırt edicilik↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınaî HAklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2022/161 E., 2022/302 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekili istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.04.2019 tarih, 2019 02897 numarası ile davalı adına tescilli çoklu tasarımlardan 1 numaralı dolap, 2 numaralı dolap, 7 numaralı çalışma masası, 10 numaralı kitaplık, 12 numaralı karyola, 14 numaralı şifonyer, 16 numaralı komodin isimli tasarımların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda (6769 sayılı Kanun) düzenlenen yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına sahip olmadığını, bu tasarımların tasarım tescil tarihinden önce üretilip satılarak kamuya sunulduğunu, kataloglarda, internet sayfalarında yer aldığını, yani öteden beri piyasada bulunan tüketici tarafından bilinen harciâlem tasarımlar olduğunu, davalının evvelce üretilmiş, satılmış ve kamuya sunulmuş tasarımları kendi adına tescil ettirerek bunu rakiplerinin üretimlerini durdurma aracı olarak kullandığını, öyle ki bu tasarımların kendi tescillerine dayanarak müvekkili aleyhine tasarıma tecavüz iddiası ile delil tespiti isteminde bulunduğu, müvekkilinin 1990'lı yıllardan beri “manço” markasıyla bebek, çocuk ve genç odası mobilya sektöründe 3 üncü kişilerin fikri mülkiyet haklarına zarar vermemeye önem gösterdiğini, ürünlerini tescil ettirdiğini, davalının daha önce kamuya sunulmuş tasarımları yeni ve ayırt edicilermiş gibi kendi adına tescil ettirmesinin müvekkilinin bu tasarımları üretmesine, satmasına engel olduğunu ileri sürerek davalının haksız olarak tescil edilen tasarımlarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır mobilya sektöründe faaliyette bulunduğunu, ürünlerinin tamamen kendine özgü orijinal tasarımları olduğunu, bunların endüstriyel tasarım belgeleri ile korunduğunu, davacı iddialarını kabul etmediklerini, dava dilekçesinde belirtilen tüm tasarımların müvekkilinin tasarımları ile farklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu tasarımların yeni ve ayırt edici özelliği olmadığı, dava dışı ... Metal Tekstil ve Modüler Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait tasarımlarla benzer olduğunun hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı dava konusu tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, bilirkişi raporunun ve bilirkişi ek raporunun sadece davacının iddiaları ve ürünler arasındaki benzerliklere odaklanmış olduğu, müvekkil ürünleriyle davacı ürünleri arasındaki farklara dikkat edilmediği, bu nedenle verilen kararlarda gerçeklerden uzaklaşıldığını, bilirkişi raporunda ve bilirkişi ek raporunda müvekkile ait ürünlerin özelliklerinin yeterli şekilde yer almadığı da görülmekte ve böyle bir rapora dayanarak karar vermenin hakkaniyete aykırı olacağını, gerçeklere aykırı ve eksik inceleme ile oluşturulmuş bilirkişi raporunun sonucunda verilen yerel mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını, zira müvekkil firmanın mobilya sektöründe yıllardır faaliyet göstermekte olup, Türkiye'de üretim, satış ve satış sonrası hizmetleriyle müşterilerinin övgüsünü alan güvenilir, çalışkan ve katma değer sağlayan bir firma olduğunu, müvekkilin ürettiği mobilyalar tamamen kendilerine özgü ve orijinal tasarımlar olup müvekkilin bu tasarımlarının, endüstriyel tasarım tescil belgeleri ile özgünlüğü kanıtlandığını, dava dilekçesinde belirtilen tüm ürünler, müvekkilin tasarımlarıyla farklı olup istinaf incelemesi neticesinde bu hususlar ortaya çıkacağını belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına tescilli 2019 028... tescil numaralı ve 2 sıra numaralı dolap tasarımı yönünden dava dilekçesinih 2 nci sayfasında davacının iki talebinin bulunduğu, bunlardan ilkinin; .... Tekstil ve Modüler Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne (.... Bebek Çocuk Genç Mobilyası) ait 01.02.2018 tarihli fiyat listesinin 8 inci sayfasında yer alan Golden-4 kapaklı gardrop tasarımına ilişkin olduğu, diğer talebinin ise... (.... Modüler Mobilya) 2018 katoloğu 7 nci sayfasında yer alan Loft-4 kapaklı dolap isimli tasarıma ilişkin olduğu, mahkemece davacının davalı adına tescilli 2019 02897 tescil numaralı ve 2 sıra numaralı dolap tasarımı yönünden dava dilekçesindeki her iki talep yönünden karar verilmesi gerekirken 2 numaralı dolap isimli tasarıma ilişkin davacı taleplerinin tümünü karşılayacak şekilde bir karar verilmediği, bu yönüyle davalının istinaf sebebinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak düzeltilmek sureti ile esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın kısmen kabulü ile davalı adına 2019 02897 2 sıra numaralı dolap ile Çankaya 2018 Katalog sayfa 7'de yer alan Loft dolabın benzer olmadığı, davalı tasarımının yeni ve ayırt edici olduğu anlaşılmakla, bu talep yönünden açılan davanın reddine, dava konusu diğer tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tümden kabulü yerine kısmen kabulüne karar verilerek davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı adına tescilli 2019 02897 ve 2 sıra numaralı dolap tasarımı yönünden dava dilekçesinde iki farklı gerekçeyle delil sunulduğunu, dava dilekçesnin netice ve talep kısmında talep edilen bütün tasarımların hükümsüzlüğüne karar verildiğini, taleplerinin tamamının kabulüne rağmen delillerden birinin ispata elverişli kabul edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabule karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın bu nedenlerle bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı adına kayıtlı dava konusu endüstriyel tasarımların yeni ve ayırt edici olmadıkları iddiasına dayanan hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6769 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi.
2.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır." hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinde bir mahkeme hükmünün hangi hususları kapsaması gerektiği açıklanmıştır. Maddenin birinci fıkrasının (c) alt bendine göre hüküm; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir.
4. 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de; “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmiştir.
3. Değerlendirme
1.Yukarıda belirtilen ilgili hukuk uyarınca bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
2.“Gerekçe, hâkimin tespit etmiş olduğu (sabit gördüğü) maddî vakıalar ile hüküm fıkrası (sonucu) arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. … Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve (tahkikat sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. İstinaf mahkemesi ve Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. ...Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. ... Hukukî dinlenilme hakkı, mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir.” (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C.I, Ankara, İkinci Baskı, 2021, s.890-892)
3. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
4. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
5. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
6. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hâkimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
7. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekili istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak sureti ile hükmün 3 üncü fıkrasının birinci bendinin (g) ve (h) alt bentlerinde davaya konu edilen davalı adına kayıtlı 2019 02897 2 numaralı tasarım için farklı ürünler ile yapılan karşılaştırılma neticesinde (g) alt bendinde davanın reddine karar verildiği, (h) alt bendinde ise aynı tasarım için davanın kabulüne ve sicilden terkinine karar verildiği, bu şekilde hüküm fıkrasının kendi arasında çelişki içerdiği görülmüştür.
8. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir, denetlenebilir ve kendi içerisinde çelişki içermeyecek nitelikte uygun bir gerekçe ve hüküm kurulması gerektiğinden kararın usulen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5447 E. 2023/351 K.
Ortak:tahkikat · kamu düzeni · limited şirket · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. … Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve («tahkikat» sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden «kesin» hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Gerekçeye ilişkin hükümler, «kamu düzeni» ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla «pay devrine» ilişkin hususların taraf iradelerinden bağımsız, kanunla düzenlenen hukuki ilişkiler olduğundan somut uyuşmazlığa 6102 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, «limited şirket pay devrinin» 6102 sayılı Kanun 595 inci maddesinde düzenlendiği, anılan maddeye göre pay devrinin ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması, tarafların imzalarının noterce onaylanması zorunlu olup mülga 6762 sayılı Kanun'un 520 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Bir payın devrinin, şirket hakkında «pay defterine» kaydedilmek şartıyla hüküm ifade edeceğine" ilişkin düzenlemenin 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesine alınmadığı, buna göre 6102 sayılı Kanun'un, devir keyfiyetinin pay defterine yazımını zorunlu görmediği, genel kurulun devre onay vermesi veya vermiş sayılmasının «pay sahipliği sıfatının» kazanılması için yeterli sayıldığı, buna göre davacının, davalı şirketteki paylarını davalı ...’e 6103 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesine göre uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesine uygun şekilde devir etmiş olduğu, kanuna uygun şekilde ortaklar kurulunca devre onay verildiği, pay devrinin ortaklar kurulunun onama kararı ile tamamlandığı, 08.04.2008 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile ayrıca davalı ...’ün davalı «şirkete müdür» olarak atanmasına karar verildiği, bu kararın Bakırköy 5.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/126 E. sayılı dosyasında «davanın açılmamış sayılmasına» karar verildiği, kararın kesinleşmediği, anılan dosyanın «derdestlik» oluşturmayacağı ve verilen kararın mahiyeti gereği «kesin» hüküm oluşturmayacağı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de devir 28.03.2008 günü yapılmış olduğundan 6102 sayılı Kanun'un 5 …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı «limited şirketteki» davacı «payının» davalı gerçek kişiye devredildiğinin ve «şirket müdürlüğüne» aynı kişinin seçildiğinin tespiti ile devrin Ticaret Sicilinde tescil ve «ilanı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği sıfatı · limited şirket pay devri · pay defterine kayıt · pay defteri kaydı · şirket müdürlüğü · pay devri · pay sahipliği · tasdik kararı
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla «pay devrine» ilişkin hususların taraf iradelerinden bağımsız, kanunla düzenlenen hukuki ilişkiler olduğundan somut uyuşmazlığa 6102 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, «limited şirket pay devrinin» 6102 sayılı Kanun 595 inci maddesinde düzenlendiği, anılan maddeye göre pay devrinin ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması, tarafların imzalarının noterce onaylanması zorunlu olup mülga 6762 sayılı Kanun'un 520 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Bir payın devrinin, şirket hakkında «pay defterine» kaydedilmek şartıyla hüküm ifade edeceğine" ilişkin düzenlemenin 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesine alınmadığı, buna göre 6102 sayılı Kanun'un, devir keyfiyetinin pay defterine yazımını zorunlu görmediği, genel kurulun devre onay vermesi veya vermiş sayılmasının «pay sahipliği sıfatının» kazanılması için yeterli sayıldığı, buna göre davacının, davalı şirketteki paylarını davalı ...’e 6103 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesine göre uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesine uygun şekilde devir etmiş olduğu, kanuna uygun şekilde ortaklar kurulunca devre onay verildiği, pay devrinin ortaklar kurulunun onama kararı ile tamamlandığı, 08.04.2008 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile ayrıca davalı ...’ün davalı «şirkete müdür» olarak atanmasına karar verildiği, bu kararın Bakırköy 5.
Asliye Ticaret Mahkemesinde 2010/126 E. sayılı dosyası ile 2010 yılında bir davanın daha görüldüğünü, «derdestlik» itirazının değerlendirilmediğini, işlem tarihi itibari ile 6762 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiğini, «pay devrinin», ortaklar «pay defterine kayıt» edilmediğini, kanunun «emredici» hükmü varken, davada 6102 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak davanın kabulüne karar verilmesinin, hukukun temel ilkeleriyle çeliştiğini, müvekkiline dava süresince usulüne uygun şekilde «tebligat» yapılmadığı için müvekkilinin hakkını yeterince savunamadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini tal …
Noterliğinin 02.03.2010 tarihinde «tasdik» edildiği halde, buna ilişkin «ticaret sicili» nezdinde herhangi bir tescil ve «ilanın» yapılmadığı, aynı «ortaklar kurulu» kararı ile müdürlük «yetkisinin» «son» bulduğu oy birliği ile kararlaştırılan davacının, işbu hususun tescilini artık müdür olarak şirket adına yaptıramayacağı, bunu mahkemeden talep etmekte «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı şirketteki hissesini 28.03.2008 tarihinde davalı ...'e devrettiğinin ve 08.04.2008 tarihinde davalı ...'ün davalı «şirkete müdür» olarak atandığının Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilanına karar verilmiştir.
… yiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; olaya 6102 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'a göre devir şartlarının sağlandığını, «pay defterine kaydın» yapılmasında yeni müdürün «görevli» olduğunu, davalı ortağın davada sıfatının bulunmadığını, davalı şirketin ise kararı istinaf etmediğini, artık müdür olmayan davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6057 E. 2024/2431 K.
Ortak:tahkikat · kamu düzeni · kaldırma ve yeniden hüküm · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaKararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekili istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… nden karar verilmesi gerekirken 2 numaralı dolap isimli tasarıma ilişkin davacı taleplerinin tümünü karşılayacak şekilde bir karar verilmediği, bu yönüyle davalının «istinaf sebebinin» haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak düzeltilmek sureti ile esas hakkında yeniden karar verilm …
Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. … Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve («tahkikat» sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Benzer bu karardaKararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «irsaliyelerde» imzaları olan kişilerin müvekkilinin çalışanı olmadığını, bu şekilde açıkça usulsüz şekilde malın «teslim» edilmiş gibi gösterildiğini, ortada fiili anlamda teslim edilmiş bir malın olmadığını ve faturası ödenmemiş alacağın da bulunmadığını, «ispat yükünün» müvekkil üzerine yüklenerek vergi kayıtlarından bahisle malın teslim alındığının kabulünün yerinde olmadığını, davacının malı teslim ettiğine ilişkin bir delilin olmadığını, davacının müvekkil «defterleri» ve vergi kayıtlarına delil olarak dayanmadığını, dolayısı ile hukuk Mahkemesinin yargılama sırasında resen delil toplama yetkisi bulunmadığından vergi kayıtlarının getirtilemeyeceğini, resen toplanılan vergi kayıtları üzerinden «bilirkişi incelemesi» yapılmadan ve duruşma açılmadan «tahkikat» yapılması ve karar verilmesinin de doğru olmadığını, malı teslim aldığı belirlenen kişilerin davalı şirket çalışanı olmaması karşısında bu kişilerin malı kimin adına ve ne amaçla teslim aldığı, keza malın nereye ve ne şekilde teslim edildiği hususlarının sorulması için tanıklıklarına başvurulması gerektiğini, eksiklikler giderilmeden tahkikat yürütmeden, duruşma açılmadan malın teslim edilmediğinin ispat edilemediğinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı defterlerinin sonradan usule aykırı şekilde kapanış «tasdikleri» yapıldığını ve usulsüz delil olarak değerlendirilemeyecek deliller olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. … Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve («tahkikat» sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasır delil · ödeme savunması · borca itiraz · karine · irsaliye · tasdik kararı · ba formu · münhasırlık
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait BA-BS analiz «formlarının» incelenmesinden davalının davacıdan mal satın aldığını vergi kayıtlarında bildirdiği, bu kayıtların söz konusu malların davacı tarafından davalıya «teslim» edildiğine ilişkin «karine» teşkil ettiği, davalı tarafça bu karinenin aksinin ispat edilemediği, davalı tarafından satın alınan mal bedelleri ödenmediği gibi «ödeme savunmasında» da bulunulmadığı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü yerine red kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurus …
… HKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça icra takibine konu edilen faturalardaki malların davalı şirkete «teslim» edildiği hususunun ispatlanması gerektiği, dava konusu faturalarda teslim alan olarak ismi geçen şahısların davalı şirket çalışanı olmadığı, davacı tarafça davalının «ticari defter» ve kayıtlarına «münhasıran delil» olarak dayanılmadığı, bu nedenle davalının defterlerini sunmaması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinc …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «irsaliyelerde» imzaları olan kişilerin müvekkilinin çalışanı olmadığını, bu şekilde açıkça usulsüz şekilde malın «teslim» edilmiş gibi gösterildiğini, ortada fiili anlamda teslim edilmiş bir malın olmadığını ve faturası ödenmemiş alacağın da bulunmadığını, «ispat yükünün» müvekkil üzerine yüklenerek vergi kayıtlarından bahisle malın teslim alındığının kabulünün yerinde olmadığını, davacının malı teslim ettiğine ilişkin bir delilin olmadığını, davacının müvekkil «defterleri» ve vergi kayıtlarına delil olarak dayanmadığını, dolayısı ile hukuk Mahkemesinin yargılama sırasında resen delil toplama yetkisi bulunmadığından vergi kayıtlarının getirtilemeyeceğini, resen toplanılan vergi kayıtları üzerinden «bilirkişi incelemesi» yapılmadan ve duruşma açılmadan «tahkikat» yapılması ve karar verilmesinin de doğru olmadığını, malı teslim aldığı belirlenen kişilerin davalı şirket çalışanı olmaması karşısında bu kişilerin malı kimin adına ve ne amaçla teslim aldığı, keza malın nereye ve ne şekilde teslim edildiği hususlarının sorulması için tanıklıklarına başvurulması gerektiğini, eksiklikler giderilmeden tahkikat yürütmeden, duruşma açılmadan malın teslim edilmediğinin ispat edilemediğinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı defterlerinin sonradan usule aykırı şekilde kapanış «tasdikleri» yapıldığını ve usulsüz delil olarak değerlendirilemeyecek deliller olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalıya vermiş olduğu malzemeler karşılığında 4 adet toplam bedeli 214.205,00 TL tutarında «fatura» kestiğini, 10.12.2015 tarihinde 32.950,00 TL'sinin «çek» ile 30.670,64 TL'sinin 17.12.2016 tarihinde banka havalesi ile ödendiğini ancak davalı şirketin geriye kalan fatura bedellerini ödemediğini, bu nedenle davalı akeyhinde takip başlatıldığını, davalı şirketin «borca itiraz» ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek Osmaniye 2.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1448 E. 2024/4661 K.
Ortak:kaldırma ve yeniden hüküm
İncelediğiniz karardaKararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekili istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekili istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede İlk Derece Mahkemesi kararı «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmak sureti ile hükmün 3 üncü fıkrasının birinci bendinin (g) ve (h) alt bentlerinde davaya konu edilen davalı adına kayıtlı 2019 02897 2 numaralı tasarı …
Benzer bu karardaKararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesince «maddi tazminat» yönünden talepten fazlaya hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hükümsüzlük talebi açısından kısmen kabulüne, davaya konu edilen davalı adına kayıtlı 2018 04128/9 sıra numarası ile tescilli karyola tasarımının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davaya konu edilen davalı iş yerinde tespit edilen şifoniyerlerin hükümsüzlüğüne dair taleplerinin reddine, takdiren 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerini reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · olumsuz oy · maddi ve manevi tazminat · maddi tazminat · yasal faiz · vekalet ücreti · iltibas
Benzer bu kararda… nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç uyarınca davacının davalıdan talep edebileceği «maddi tazminat» hesaplaması yapılabilme imkânı bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50, 51 inci maddeler uyarınca taktir edilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın hükümsüzlük talebi açısından kısmen kabulüne, davaya konu edilen davalı adına kayıtlı 2018 04128/9 sıra numarası ile tescilli karyola tasarımının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davaya konu edilen davalı iş yerinde tespit edilen şifoniyerlerin hükümsüzlüğüne dair taleplerinin reddine, takdiren 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerini reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesince «maddi tazminat» yönünden talepten fazlaya hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hükümsüzlük talebi açısından kısmen kabulüne, davaya konu edilen davalı adına kayıtlı 2018 04128/9 sıra numarası ile tescilli karyola tasarımının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davaya konu edilen davalı iş yerinde tespit edilen şifoniyerlerin hükümsüzlüğüne dair taleplerinin reddine, takdiren 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerini reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tasarım hakkına tecavüzün tespiti, men-i, ref-i ve «maddi, manevi tazminat davası» ile tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğü talebine ilişkin 2.
Ancak, reddedilen kısım yönünden davalı yararına «vekalet ücreti» taktir edilmesi gerekirken bu hususta olumlu «olumsuz» bir karar verilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/614 E. 2023/3186 K.
Ortak:tahkikat · istinaf incelemesi · kamu düzeni · kaldırma ve yeniden hüküm · dava sebebi · eksik inceleme · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz kararda… i raporunda ve bilirkişi ek raporunda müvekkile ait ürünlerin özelliklerinin yeterli şekilde yer almadığı da görülmekte ve böyle bir rapora dayanarak karar vermenin «hakkaniyete» aykırı olacağını, gerçeklere aykırı ve «eksik inceleme» ile oluşturulmuş bilirkişi raporunun sonucunda verilen yerel mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını, zira müvekkil firmanın mobilya sektöründe yıllardır faaliyet göstermekte olup, Türkiye'de üretim, satış ve satış sonrası hizmetleriyle müşterilerinin övgüsünü alan güvenilir, çalışkan ve katma değer sağlayan bir firma olduğunu, müvekkilin ürettiği mobilyalar tamamen kendilerine özgü ve orijinal tasarımlar olup müvekkilin bu tasarımlarının, endüstriyel tasarım tescil belgeleri ile özgünlüğü kanıtlandığını, dava dilekçesinde belirtilen tüm ürünler, müvekkilin tasarımlarıyla farklı olup «istinaf incelemesi» neticesinde bu hususlar ortaya çıkacağını belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekili istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… nden karar verilmesi gerekirken 2 numaralı dolap isimli tasarıma ilişkin davacı taleplerinin tümünü karşılayacak şekilde bir karar verilmediği, bu yönüyle davalının «istinaf sebebinin» haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak düzeltilmek sureti ile esas hakkında yeniden karar verilm …
Benzer bu kararda… ir bölge adliye mahkemesine gönderilir." şeklinde düzenlenmiş olup, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını «kaldırıp yeniden» esas hakkında karar vermesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulması halinde bozmaya karşı gerek «direnme», gerekse bozmaya uyarak yeniden karar verme hak ve yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine aittir.
Ne varki, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm mahkemesi sıfatıyla bozmaya uyulduğundan, öncelikle bozma kararı yerine getirilmek suretiyle davacının davasını ispat imkanı verilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken «eksik inceleme» ve hatalı usul ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. … Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve («tahkikat» sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:açık ayıp · ayıba karşı tekeffül · uygun illiyet bağı · gizli ayıp · ayıp ihbarı · ihbar yükümlülüğü · ayıp · kişilik hakları
Benzer bu kararda… etim ölçüsünde ve ambalajında gösterilen değerlerde olmadığı, davacı tarafça üretilen fidelerin bir kısmında gelişim bozukluğu ve arızası bulunduğu, torftaki ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, davacı tarafça muayene ve «ihbar yükümlülüklerine» uyulduğu, davalıların üretici, satıcı ve üretici benzeri sıfatı ile ayıp nedeniyle davacının imha edilen fideler nedeniyle uğradığı zararlardan sorumlu oldukları, davacı tarafça iade edilen fideler, «bedelsiz» verilen fideler ve üretim «kaybı» nedeniyle zarara uğradıkları da iddia edilmiş ise de, bu konuda fidelerin zarara uğradığı ve bu nedenle üretim kaybı doğduğu konusunda herhangi bir tespit bulunmadığı gibi zararın da ispat edilemediği, davacının «kişilik haklarına» yönelik bir saldırı olmadığı gibi itibar kaybına uğradığı konusunda herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın «maddi tazminat» istemi yönünden kısmen kabulüne, 4.075.443,00 TL tazminatın davalı ...Ş.'den dava tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... 'den 27.09.2010 tarihinden itibaren işl …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.07.2019 tarih, 2018/1515 E. ve 2019/1454 K. sayılı kararıyla; ayıbın «açık ayıp» niteliğinde olduğu TTK'nın 23 üncü maddesindeki 8 günlük muayene süresine uyulmadığından «ayıp ihbarının» süresinde olmadığı, «ayıba karşı tekeffül» hükümlerinden faydalanılmasının mümkün olmadığı, ayrıca davalı üretici ve kendi markası ile ürünü pazarlayan şirketlerin ürünle ilgili «garanti» vermedikleri, akdi ilişkinin Rito Tohumculuk A.Ş. ile olduğu bu davalılar ile akdi ilişki bulunmadığından bu iki davalıdan maddi ve manevi tazminat istenemeyeceği …
GMBH vekili temyiz dilekçesinde özetle; bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, müvekkilinin fiili ile zarar arasında «uygun illiyet bağının» araştırılmadığını, «haksız fiil» koşullarının değerlendirilmediğini, «ayıba karşı tekeffül» hükümlerinin yanlış uygulandığını, tespit ve bilirkişi raporlarına karşı yapılan itirazların değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… antoflar şirketi tarafından Türkiye'ye getirilen ve aynı marka ile diğer davalı ... tarafından davacıya satılan torfların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıpların «açık ayıp» ya da gizli ayıplı olup olmadığı, davacının ayıp nedeniyle zararlarının olup olmadığı, zararları var ise zarar miktarının ne olduğu, davalıların oluşan zarar mikta …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2880 E. 2023/6267 K.
Ortak:tahkikat · hakkaniyet · istinaf incelemesi · kamu düzeni · menfi tespit · dava sebebi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz kararda… i raporunda ve bilirkişi ek raporunda müvekkile ait ürünlerin özelliklerinin yeterli şekilde yer almadığı da görülmekte ve böyle bir rapora dayanarak karar vermenin «hakkaniyete» aykırı olacağını, gerçeklere aykırı ve «eksik inceleme» ile oluşturulmuş bilirkişi raporunun sonucunda verilen yerel mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını, zira müvekkil firmanın mobilya sektöründe yıllardır faaliyet göstermekte olup, Türkiye'de üretim, satış ve satış sonrası hizmetleriyle müşterilerinin övgüsünü alan güvenilir, çalışkan ve katma değer sağlayan bir firma olduğunu, müvekkilin ürettiği mobilyalar tamamen kendilerine özgü ve orijinal tasarımlar olup müvekkilin bu tasarımlarının, endüstriyel tasarım tescil belgeleri ile özgünlüğü kanıtlandığını, dava dilekçesinde belirtilen tüm ürünler, müvekkilin tasarımlarıyla farklı olup «istinaf incelemesi» neticesinde bu hususlar ortaya çıkacağını belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Taraflar arasındaki «menfi tespit» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… nden karar verilmesi gerekirken 2 numaralı dolap isimli tasarıma ilişkin davacı taleplerinin tümünü karşılayacak şekilde bir karar verilmediği, bu yönüyle davalının «istinaf sebebinin» haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak düzeltilmek sureti ile esas hakkında yeniden karar verilm …
Benzer bu karardaSomut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... yönünde yapılan «istinaf incelemesinde»; İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden «menfi tespit» davasının kabulüne karar verilmesine rağmen değerlendirme kısmında, davalı ... bakımından davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılığın bulunmadığı …
Şti."nin herhangi bir sıfatının bulunmamadığını, taraf sıfatı bulunmayan bir şirketin «defterleri» üzerinden Mahkemece «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına dair karar verildiğini, inceleme sonucu tanzim edilen raporun Mahkemece verilen hükme esas alındığını ve kararın gerekçesinde gösterilmiş olunmasının usul ve esasa aykırı olduğunu, müvekkili ...'ın 12.10.2021 tarihli duruşmadaki «yemin» beyanının oldukça yanlış yorumlandığını ve oldukça zorlama bir yöntem ile gerekçede hatalı bir şekilde kabul edildiğini, mahkemenin delillerin değerlendirilmesinde ve takdirinde hayata düştüğünün bir göstergesi olduğunu, müvekkilinin yemin edasına dair beyanının nazarı dikkate alındığında "Davacı ... ile canlı hayvan ticareti yaptığıma, ben 200.000,00 TL değerinde büyükbaş hayvan verdiğime karşılığında 200.000,00 TL'lik «çek» aldığıma ama paramın ödenmediğine, Mehmet Zahit Güleç'e herhangi bir nakit para vermediğime onunda bana herhangi bir nakit para vermediğine, hayvan ticareti dışında herhangi bir alışverişim ve borç ilişkimin olmadığına, namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum" şeklinde olduğunun görüldüğünü, söz konusu yemin beyanı ile davacı tarafın dava dilekçelerindeki iddialarıyla birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin beyanının maddi hakikate uygun ve tutarlı olduğunu, müvekkilinin yemin edasının mahkemece verilen kararda kabul edildiğini aksine hiçbir şekilde çelişkili veya «aleyhine delil» mahiyetinde olmadığını, emniyet aşamasındaki beyanları ile de «son» derece uyumlu olduğunu, davacı tarafın 13.10.2021 tarihli dilekçesinin dava dilekçesi ve davacının sözlü ve yazılı diğer beyanları ile çeliştiğini, tüm bu nedenlerle, yasal düzenlemeler ve Yargıtay yerleşik içtihatları ile dosya kapsamındaki mevcut delil durumu dikkate alındığında yasaya ve «hakkaniyete» aykırı kararın verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. … Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve («tahkikat» sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:beyaz ciro · ticari defter ibrazı · aleyhe delil · ticari defter incelemesi · borçlu olunmadığının tespiti · ciranta · ispat külfeti · tasdik kararı
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının alacaklı olduğu ...'dan alacağına karşılık «dava konusu» 30.06.2017 «vade» tarihli ve 200.000,00 TL bedelli emre muharrer senedi ve bu davanın konusu olmayan diğer iki adet emre muharrer senedi aldığı, alacağına karşılık aldığı bu emre muharrer senetleri ticari ilişkide bulunduğu, ... senet bedellerini senet borçlusu ...'dan tahsil edileceğini, buna karşılık müvekkiline de karkas et verileceğini, davalıların ortak oldukları ortaklıktan ayrılırken dava konusu senedin davalı ...'ta kaldığını beyan etmiş ise de alınan bilirkişi raporu incelendiğinde tarafların «defter» incelmesine karar verilen belirlenen gün ve saatte «ticari defterlerin ibraz» edilmemesi halinde ticari deftere dayanmaktan vazgeçileceğinin «ihtar» edilmesine rağmen davalılar herhangi bir belge defter sunmadığı, davacının faaliyetini yürüttüğü Güleç Et ve Süt Ürünleri Besicilil Gıda Hayvancılık İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait 2015-2016 yıllarına ait «ticari defterler incelendiğinde», davacı kişinin 2015-2016 yıllarına ait yasal defterler usulüne uygun olarak tutulduğu 2015 yılı yevmiye defterlerinin kapanış «tasdikinin» bulunmadığı, davacı tarafın defter ve belgelerinde davalılar arasında herhangi bir ticari ilişki ve kayıtlara rastlanılmadığı, davacı tarafın defter ve belgelerinde icra dosyasında yer alan 30.06.2017 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli senet «kaydının» tespit edilmediği anlaşılmakta ise de davalı ...'ın 12.10.2021 tarihli celsedeki «yemin» beyanı dikkate alındığında Davacı ...
… canlı hayvan ticareti yaptığı ve 200.000,00 TL 'lik canlı hayvan verdiği parası ise alamadığı karşılığında kendisine Mehmet Zahit Güleç tarafından 200.000,00 TL'lik «çek» verildiği ama çek bedelinin ödenmediğine dair «yemin» etmiş bu durumda canlı hayvanları verdiğine «ispat külfetini» kendi üzerine aldığı, davalı ... her ne kadar çek aldığını beyan etmiş ise takip dayanağının «bono» olduğu, davalının halk tabiri ile ikisini de senet olarak algılaması ile takip dayanağı bononun hayvan ticareti için verildiğinin anlaşıldığı, çünkü taraflar arasında başka bir ticaretin olmadığı, bu durumda davalının 200.000,00 TL karşılığında canlı hayvanı verdiğini ispat etmesi gerektiği, canlı hayvan verildiğinin ispatlanamadığı, bu hali ile takip dayanağı bononun karşılığı verilmediğinden ... yönünden davanın kabulü gerektiği, davalı ... yönünden ise ... takip dayanağı bonoda «lehtar» veya «ciranta» olmaması senette adının geçmemesi ve ...'ye canlı hayvan için senet verildiği de ispatlanamadığından ... yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacının davalı ... hakkındaki davasının reddine, davacının davalı ... hakkındaki davasının kabulü ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin 2020/35015 esas sayılı takip dosyasına konu edilen 30.06.2018 «vade» tarihli 200.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, davalı ... lehine dava değeri olan 200.000,00 TL'nin %20'si oranı …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında "...davalı ... yönünden ise ... takip dayanağı «bonoda» «lehtar» veya «ciranta» olmaması senette adının geçmemesi ve ...'ye canlı hayvan için senet verildiği de ispatlanamadığından ... yönünden davanın reddine..." gerekçesi ile reddedildiğini, mahkemenin bu gerekçesinin yerinde olmadığını, müvekkili ile ... arasında yapılan anlaşmaya göre, Kayseri ili Hacılar ilçesinde hayvancılık ve mezbaha kesim işleri yapan davalı ..., senet bedelleri senet borçlusu ...'dan tahsil edeceğini, buna karşılık müvekkiline kargas et vereceğini, davalı ...'nin, kendisine «ciro» yoluyla verilen senetler karşılığı, müvekkiline kargas et vermediğini, «dava konusu» senet ile diğer dava konusu olmayan senetleri «beyaz ciro» ile ... ve Mehmet Erkantarcı'ya devrettiğini, dava dilekçesinde belirtikleri hususların tamamı, davalı tarafından hem mahkeme huzurundaki «yemin» edasında hem de davalılar ve dava dışı Mehmet Eralemdar tarafından Talas Şehit Resul Erdal Aydemir Polis Merkezi Amirliği’nde 04.09.2020 tarihinde vermiş oldukları ifadelerinde «ikrar» ettiklerini, Davalı ... ve dava dışı Mehmet Eralemdar'ın ifadelerin de açıkça belirtikleri üzere, dava konusu edilen ve dava konusu edilmeyen tüm senetlerin davalı ...'de olduğunu (...'ye devredilmiş olduğu), ... tarafından beyaz ciro ile diğer davalı ... ve dava dışı Mehmet Eralemdar'a verildiği hususunun ispatlandığını, mahkemece davalı ... yönünden davanın reddine ve davalı ... lehine «kötüniyet tazminatına» hükmetmesinin hatalı olduğunu, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Şti."nin herhangi bir sıfatının bulunmamadığını, taraf sıfatı bulunmayan bir şirketin «defterleri» üzerinden Mahkemece «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına dair karar verildiğini, inceleme sonucu tanzim edilen raporun Mahkemece verilen hükme esas alındığını ve kararın gerekçesinde gösterilmiş olunmasının usul ve esasa aykırı olduğunu, müvekkili ...'ın 12.10.2021 tarihli duruşmadaki «yemin» beyanının oldukça yanlış yorumlandığını ve oldukça zorlama bir yöntem ile gerekçede hatalı bir şekilde kabul edildiğini, mahkemenin delillerin değerlendirilmesinde ve takdirinde hayata düştüğünün bir göstergesi olduğunu, müvekkilinin yemin edasına dair beyanının nazarı dikkate alındığında "Davacı ... ile canlı hayvan ticareti yaptığıma, ben 200.000,00 TL değerinde büyükbaş hayvan verdiğime karşılığında 200.000,00 TL'lik «çek» aldığıma ama paramın ödenmediğine, Mehmet Zahit Güleç'e herhangi bir nakit para vermediğime onunda bana herhangi bir nakit para vermediğine, hayvan ticareti dışında herhangi bir alışverişim ve borç ilişkimin olmadığına, namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum" şeklinde olduğunun görüldüğünü, söz konusu yemin beyanı ile davacı tarafın dava dilekçelerindeki iddialarıyla birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin beyanının maddi hakikate uygun ve tutarlı olduğunu, müvekkilinin yemin edasının mahkemece verilen kararda kabul edildiğini aksine hiçbir şekilde çelişkili veya «aleyhine delil» mahiyetinde olmadığını, emniyet aşamasındaki beyanları ile de «son» derece uyumlu olduğunu, davacı tarafın 13.10.2021 tarihli dilekçesinin dava dilekçesi ve davacının sözlü ve yazılı diğer beyanları ile çeliştiğini, tüm bu nedenlerle, yasal düzenlemeler ve Yargıtay yerleşik içtihatları ile dosya kapsamındaki mevcut delil durumu dikkate alındığında yasaya ve «hakkaniyete» aykırı kararın verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1242 E. , 2024/4625 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/2585 Esas, 2022/2596 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınaî HAklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2022/161 E., 2022/302 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekili istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;
29. 04.2019 tarih, 2019 02897 numarası ile davalı adına tescilli çoklu tasarımlardan 1 numaralı dolap, 2 numaralı dolap, 7 numaralı çalışma masası, 10 numaralı kitaplık, 12 numaralı karyola, 14 numaralı şifonyer, 16 numaralı komodin isimli tasarımların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda (6769 sayılı Kanun) düzenlenen yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına sahip olmadığını, bu tasarımların tasarım tescil tarihinden önce üretilip satılarak kamuya sunulduğunu, kataloglarda, internet sayfalarında yer aldığını, yani öteden beri piyasada bulunan tüketici tarafından bilinen harciâlem tasarımlar olduğunu, davalının evvelce üretilmiş, satılmış ve kamuya sunulmuş tasarımları kendi adına tescil ettirerek bunu rakiplerinin üretimlerini durdurma aracı olarak kullandığını, öyle ki bu tasarımların kendi tescillerine dayanarak müvekkili aleyhine tasarıma tecavüz iddiası ile delil tespiti isteminde bulunduğu, müvekkilinin 1990'lı yıllardan beri “manço” markasıyla bebek, çocuk ve genç odası mobilya sektöründe 3 üncü kişilerin fikri mülkiyet haklarına zarar vermemeye önem gösterdiğini, ürünlerini tescil ettirdiğini, davalının daha önce kamuya sunulmuş tasarımları yeni ve ayırt edicilermiş gibi kendi adına tescil ettirmesinin müvekkilinin bu tasarımları üretmesine, satmasına engel olduğunu ileri sürerek davalının haksız olarak tescil edilen tasarımlarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır mobilya sektöründe faaliyette bulunduğunu, ürünlerinin tamamen kendine özgü orijinal tasarımları olduğunu, bunların endüstriyel tasarım belgeleri ile korunduğunu, davacı iddialarını kabul etmediklerini, dava dilekçesinde belirtilen tüm tasarımların müvekkilinin tasarımları ile farklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu tasarımların yeni ve ayırt edici özelliği olmadığı, dava dışı ... Metal Tekstil ve Modüler Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait tasarımlarla benzer olduğunun hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı dava konusu tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, bilirkişi raporunun ve bilirkişi ek raporunun sadece davacının iddiaları ve ürünler arasındaki benzerliklere odaklanmış olduğu, müvekkil ürünleriyle davacı ürünleri arasındaki farklara dikkat edilmediği, bu nedenle verilen kararlarda gerçeklerden uzaklaşıldığını, bilirkişi raporunda ve bilirkişi ek raporunda müvekkile ait ürünlerin özelliklerinin yeterli şekilde yer almadığı da görülmekte ve böyle bir rapora dayanarak karar vermenin hakkaniyete aykırı olacağını, gerçeklere aykırı ve eksik inceleme ile oluşturulmuş bilirkişi raporunun sonucunda verilen yerel mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını, zira müvekkil firmanın mobilya sektöründe yıllardır faaliyet göstermekte olup, Türkiye'de üretim, satış ve satış sonrası hizmetleriyle müşterilerinin övgüsünü alan güvenilir, çalışkan ve katma değer sağlayan bir firma olduğunu, müvekkilin ürettiği mobilyalar tamamen kendilerine özgü ve orijinal tasarımlar olup müvekkilin bu tasarımlarının, endüstriyel tasarım tescil belgeleri ile özgünlüğü kanıtlandığını, dava dilekçesinde belirtilen tüm ürünler, müvekkilin tasarımlarıyla farklı olup istinaf incelemesi neticesinde bu hususlar ortaya çıkacağını belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına tescilli 2019 028... tescil numaralı ve 2 sıra numaralı dolap tasarımı yönünden dava dilekçesinih 2 nci sayfasında davacının iki talebinin bulunduğu, bunlardan ilkinin; .... Tekstil ve Modüler Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne (.... Bebek Çocuk Genç Mobilyası) ait 01.02.2018 tarihli fiyat listesinin 8 inci sayfasında yer alan Golden-4 kapaklı gardrop tasarımına ilişkin olduğu, diğer talebinin ise... (.... Modüler Mobilya) 2018 katoloğu 7 nci sayfasında yer alan Loft-4 kapaklı dolap isimli tasarıma ilişkin olduğu, mahkemece davacının davalı adına tescilli 2019 02897 tescil numaralı ve 2 sıra numaralı dolap tasarımı yönünden dava dilekçesindeki her iki talep yönünden karar verilmesi gerekirken 2 numaralı dolap isimli tasarıma ilişkin davacı taleplerinin tümünü karşılayacak şekilde bir karar verilmediği, bu yönüyle davalının istinaf sebebinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak düzeltilmek sureti ile esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın kısmen kabulü ile davalı adına 2019 02897 2 sıra numaralı dolap ile Çankaya 2018 Katalog sayfa 7'de yer alan Loft dolabın benzer olmadığı, davalı tasarımının yeni ve ayırt edici olduğu anlaşılmakla, bu talep yönünden açılan davanın reddine, dava konusu diğer tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tümden kabulü yerine kısmen kabulüne karar verilerek davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı adına tescilli 2019 02897 ve 2 sıra numaralı dolap tasarımı yönünden dava dilekçesinde iki farklı gerekçeyle delil sunulduğunu, dava dilekçesnin netice ve talep kısmında talep edilen bütün tasarımların hükümsüzlüğüne karar verildiğini, taleplerinin tamamının kabulüne rağmen delillerden birinin ispata elverişli kabul edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabule karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın bu nedenlerle bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı adına kayıtlı dava konusu endüstriyel tasarımların yeni ve ayırt edici olmadıkları iddiasına dayanan hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6769 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi.
2.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır." hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinde bir mahkeme hükmünün hangi hususları kapsaması gerektiği açıklanmıştır. Maddenin birinci fıkrasının (c) alt bendine göre hüküm; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir.
4.
07. 06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de; “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmiştir.
3. Değerlendirme
1.Yukarıda belirtilen ilgili hukuk uyarınca bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
2.“Gerekçe, hâkimin tespit etmiş olduğu (sabit gördüğü) maddî vakıalar ile hüküm fıkrası (sonucu) arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde, sabit görülen vakıalardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep (veya sebepler), başka bir deyimle, hükmün dayandığı hukukî esaslar açıklanır. … Hâkim, tarafların kendisine sundukları ve (tahkikat sonucunda) sabit gördüğü maddî vakıaların hukukî niteliğini (hukukî sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp (m.33) bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. İstinaf mahkemesi ve Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir.
...Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. ... Hukukî dinlenilme hakkı, mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerir.” (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C.I, Ankara, İkinci Baskı, 2021, s.890-892)
3. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
4. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
5. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
6. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hâkimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
7. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekili istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak sureti ile hükmün 3 üncü fıkrasının birinci bendinin (g) ve (h) alt bentlerinde davaya konu edilen davalı adına kayıtlı 2019 02897 2 numaralı tasarım için farklı ürünler ile yapılan karşılaştırılma neticesinde (g) alt bendinde davanın reddine karar verildiği, (h) alt bendinde ise aynı tasarım için davanın kabulüne ve sicilden terkinine karar verildiği, bu şekilde hüküm fıkrasının kendi arasında çelişki içerdiği görülmüştür.
8. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir, denetlenebilir ve kendi içerisinde çelişki içermeyecek nitelikte uygun bir gerekçe ve hüküm kurulması gerektiğinden kararın usulen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130493800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz