6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4494 E. 2024/975 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Zamanaşımı
['6102/560']

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye memurunun sorumluluğu işçilik alacakları el koyma esas sözleşme şahsi sorumluluk şirketin tasfiyesi haksız eylem sözleşmeden doğan dava depo kararı tasfiye memuru anonim şirket kâr payı esastan ret ek tasfiye iflas ilan kusur cy/cy kaydı yükleten (shipper) dahili dava zamanaşımı istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 553TTK 560

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2018/376 Esas, 2021/35 Karar

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş akdinin haksız feshi nedeniyle "... Hazır Beton Asfalt Taşımacılık San. Tic. AŞ." den olan işçilik alacaklarının tahsili amacıyla Ankara 8. İş Mahkemesi'nin 2008/66 E. -2010/650 K.sayılı dosyasında görülen davada verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, alacakların tahsili için şirket hakkında Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5281 Esas sayılı ve Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5496 Esas sayılı dosyaları ile takip başlatıldığını, borçlu şirketin 22.05.2012 tarihinde tasfiyeye girdiğini ve davalının tasfiye memuru olarak atandığını, 30.05.2016 tarihli genel kurulda da şirketin tasfiye kapanışının yapılarak sicil kaydının silindiğinin öğrenildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 541 vd. maddeleri ile 553 üncü maddesine göre davalı tasfiye memurunun icra takibine konu alacaklardan sorumlu olduğunu ileri sürerek davalı tasfiye memurunun haksız eylem ve işlemleri nedeniyle müvekkilini uğrattığı zararlardan fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 560 ıncı maddesine göre davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, tasfiye ilanının 25.05.2012 tarihinde yapıldığını, davanın ise 22.05.2018 tarihinde açıldığını, davaya kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin sorumluluğuna gidilebilmesi için, müvekkilinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusuru ile ihlal etmiş bulunması gerektiğini, somut durumda müvekkilinin yükümlülüklerini ihlal eden hiçbir davranışının olmadığını, davacının alacağına ulaşmasını engelleyecek herhangi bir kusurlu hareketinin de bulunmadığını, tasfiye sürecinin usulüne uygun şekilde yürütüldüğünü ve tasfiyenin sona erdirildiğini, bu süre içerisinde davacının alacağının şirketten tahsili hususunda gerekli özeni göstermediğini, üzerine düşen yükümlülük ve işlemleri yerine getirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı borçlu şirketin 22.05.2012 tarihinde tasfiyeye girdiği ve tasfiye memurluğuna davalının atandığı, 30.05.2016 tarihli Genel Kurulda şirketin tasfiye kapanışının yapıldığı, kaydının silindiği, şirketin 2013-2014 ve 2015 yıllarında borca batık durumda olduğu, tasfiye döneminde şirketin borç ödemesinde kullanılabilecek likit bir varlığının bulunmadığı, tasfiye kapanışının yapılmamış ve iflas etmiş olması halinde dahi davacının alacağının ödenme ihtimalinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tasfiye memurunun iflas halindeki şirket hakkında iflas bildirimi yapmayıp tasfiye işlemini gerçekleştirdiğini, ayrıca tasfiye memurunun davacı alacağından haberdar olmasına rağmen alacak karşılığını depo etmeden tasfiye işlemini gerçekleştirdiğini, davalı tasfiye memurunun bilerek davacıyı zarara uğrattığını, tasfiye sonucunda defterler ve tasfiyeye ilişkin olanlar da dahil belgelerin saklanması gerektiği halde gereken bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmadığından açılan davada haklılıklarının ortaya konulduğunu, davalı tasfiye memurunun davacıya ödemesi gereken alacağının belirlenmesini sağlamamakla üstlendiği görevi kötüye kullandığını, şirkete ait tesis, makine ve cihazları KDV dahil 56.640,00 TL'ye satıp, bunun da şirketin şahsi sorumlusu olan ortakların vergi borçlarını ödemede kullandığını, kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla sabit olan işçi alacaklarının, yine kesinleşmiş icra takipleri uyarınca öncelikle ödenmesinin yasanın amir hükmü olduğunu, tasfiye memurunun sorumluluğu yönünden davacının davalının tasfiye memuru olduğu dönemde başvurusunun bulunmadığı ifadesiyle ulaşılmak istenen sonucu hiçbir hukuk düzeninin tanımadığını, aksinin kabulünün davacının hakkının gasp anlamına geleceğini, tasfiye memurunun şirketin alacağının tespiti ve bu alacağın tahsili için gerekli işlemleri yapmak olduğu halde bu yönde herhangi bir girişimde bulunmadığını, tasfiye memuru tarafından sermaye payı miktarlarının ortaklar tarafından ödenip ödenmediği hususunda bir inceleme veya işlem yapılmadığını, ortakların sermaye koyma borcunu yerine getirmemesi halinde şahsi sorumluluklarına gidilebileceğini ve şirkete aktif katkı sağlanabileceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava dışı anonim şirketin tasfiye memuru olan davalının şirketin tasfiyesi sırasında esas sözleşmeden ve kanundan doğan yükümlülüklerini kusuruyla ihlal edip etmediği, kusuruyla ihlal etmiş olması halinde davacı alacaklıyı zarara uğratıp uğratmadığı, varsa zararın davalı tasfiye memurundan tahsilinin mümkün olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 541,542,543,544,553 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4890 E. 2024/1296 K.

    Ortak: · zamanaşımı ['6102/560'] · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17037 E. 2013/22036 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/4494 E.  ,  2024/975 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/408 Esas, 2022/548 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/376 Esas, 2021/35 Karar

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş akdinin haksız feshi nedeniyle "... Hazır Beton Asfalt Taşımacılık San. Tic. AŞ." den olan işçilik alacaklarının tahsili amacıyla Ankara 8. İş Mahkemesi'nin 2008/66 E. -2010/650 K.sayılı dosyasında görülen davada verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, alacakların tahsili için şirket hakkında Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5281 Esas sayılı ve Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2013/5496 Esas sayılı dosyaları ile takip başlatıldığını, borçlu şirketin 22.05.2012 tarihinde tasfiyeye girdiğini ve davalının tasfiye memuru olarak atandığını, 30.05.2016 tarihli genel kurulda da şirketin tasfiye kapanışının yapılarak sicil kaydının silindiğinin öğrenildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 541 vd.

maddeleri ile 553 üncü maddesine göre davalı tasfiye memurunun icra takibine konu alacaklardan sorumlu olduğunu ileri sürerek davalı tasfiye memurunun haksız eylem ve işlemleri nedeniyle müvekkilini uğrattığı zararlardan fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 560 ıncı maddesine göre davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, tasfiye ilanının 25.05.2012 tarihinde yapıldığını, davanın ise 22.05.2018 tarihinde açıldığını, davaya kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin sorumluluğuna gidilebilmesi için, müvekkilinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusuru ile ihlal etmiş bulunması gerektiğini, somut durumda müvekkilinin yükümlülüklerini ihlal eden hiçbir davranışının olmadığını, davacının alacağına ulaşmasını engelleyecek herhangi bir kusurlu hareketinin de bulunmadığını, tasfiye sürecinin usulüne uygun şekilde yürütüldüğünü ve tasfiyenin sona erdirildiğini, bu süre içerisinde davacının alacağının şirketten tahsili hususunda gerekli özeni göstermediğini, üzerine düşen yükümlülük ve işlemleri yerine getirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı borçlu şirketin 22.05.2012 tarihinde tasfiyeye girdiği ve tasfiye memurluğuna davalının atandığı, 30.05.2016 tarihli Genel Kurulda şirketin tasfiye kapanışının yapıldığı, kaydının silindiği, şirketin 2013-2014 ve 2015 yıllarında borca batık durumda olduğu, tasfiye döneminde şirketin borç ödemesinde kullanılabilecek likit bir varlığının bulunmadığı, tasfiye kapanışının yapılmamış ve iflas etmiş olması halinde dahi davacının alacağının ödenme ihtimalinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tasfiye memurunun iflas halindeki şirket hakkında iflas bildirimi yapmayıp tasfiye işlemini gerçekleştirdiğini, ayrıca tasfiye memurunun davacı alacağından haberdar olmasına rağmen alacak karşılığını depo etmeden tasfiye işlemini gerçekleştirdiğini, davalı tasfiye memurunun bilerek davacıyı zarara uğrattığını, tasfiye sonucunda defterler ve tasfiyeye ilişkin olanlar da dahil belgelerin saklanması gerektiği halde gereken bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmadığından açılan davada haklılıklarının ortaya konulduğunu, davalı tasfiye memurunun davacıya ödemesi gereken alacağının belirlenmesini sağlamamakla üstlendiği görevi kötüye kullandığını, şirkete ait tesis, makine ve cihazları KDV dahil 56.640,00 TL'ye satıp, bunun da şirketin şahsi sorumlusu olan ortakların vergi borçlarını ödemede kullandığını, kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla sabit olan işçi alacaklarının, yine kesinleşmiş icra takipleri uyarınca öncelikle ödenmesinin yasanın amir hükmü olduğunu, tasfiye memurunun sorumluluğu yönünden davacının davalının tasfiye memuru olduğu dönemde başvurusunun bulunmadığı ifadesiyle ulaşılmak istenen sonucu hiçbir hukuk düzeninin tanımadığını, aksinin kabulünün davacının hakkının gasp anlamına geleceğini, tasfiye memurunun şirketin alacağının tespiti ve bu alacağın tahsili için gerekli işlemleri yapmak olduğu halde bu yönde herhangi bir girişimde bulunmadığını, tasfiye memuru tarafından sermaye payı miktarlarının ortaklar tarafından ödenip ödenmediği hususunda bir inceleme veya işlem yapılmadığını, ortakların sermaye koyma borcunu yerine getirmemesi halinde şahsi sorumluluklarına gidilebileceğini ve şirkete aktif katkı sağlanabileceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava dışı anonim şirketin tasfiye memuru olan davalının şirketin tasfiyesi sırasında esas sözleşmeden ve kanundan doğan yükümlülüklerini kusuruyla ihlal edip etmediği, kusuruyla ihlal etmiş olması halinde davacı alacaklıyı zarara uğratıp uğratmadığı, varsa zararın davalı tasfiye memurundan tahsilinin mümkün olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 541,542,543,544,553 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124306600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.