Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/149 E. 2024/8324 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aile şirketi↗ kar payı dağıtımı↗ kâr payı dağıtımı↗ rekabet yasağı↗ şirketin feshi↗ şirket merkezi mahkemesi↗ pay sahipliği↗ kar payı↗ oy yasağı↗ fesih↗ iptal davası↗ kâr dağıtımı↗ kâr payı↗ yönetim kurulu kararı↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ dahili dava↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Merzifon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2021/164 E., 2022/405 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin, ... Yem Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin %49,24 hissesine sahip olduklarını, ...'ün ise %50,76 hisseye sahip olduğunu, davalı şirketin aile şirketi olduğunu, şirketin ailenin tek erkek evladı olan ... tarafından yönetildiğini, şirket ortakları arasında son yıllarda anlaşmazlıkların ortaya çıktığını, yönetimce yaptırılan değerlemede şirketin 10 milyon liranın üzerinde mal varlığına sahip olduğunun tarafların tamamı tarafından kabul edildiğini, böyle bir mal varlığına sahip şirketin 10 yılı aşkın süreden beri hiçbir kâr payı dağıtmaması, %49,24 hissenin yaptıkları yatırımlara rağmen hiçbir ekonomik katkı alamaması, şirket sektörde bölgenin en önemli sanayi kuruluşlarından birisi olmasına ve kâr elde etmesi kaçınılmaz olmasına rağmen ve de hepsinden önemlisi %49,24 azınlık payını sahip olan ortakların tamamı, şirketi yönetenlere hiçbir zaman için sorun çıkarmadıkları gibi aksine başarı sağlanması için sürekli destek vermelerine, müvekkillerinin hisselerini devretmeye hazır olduklarını, ödeme konusunda her türlü desteği vereceklerini, aynı değerler üzerinden şirket hisselerini devir almaya hazır olduklarını, ister ise üçüncü şahıslara da şirketi satabileceklerini teklif etmelerine rağmen hiç bir teklifin kabul edilmediğini, 10 yıldan beri de kâr payı alamadıklarını, şirket ortaklarına da fiilen kâr payının dağıtılmasının söz konusu olmadığını belirterek ... Yem Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin feshi ile tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar ile davalı şirket yetkilisi ...'ün akraba olduğunu, davanın açılmasındaki asıl nedenin iddia edildiği üzere kar payı dağıtılması olmayıp, davacıların, ... ... ve akabinde halihazırda şirketin en büyük ortağı ve yetkilisi olan oğlu ...'ün yıllardır emek vererek kendi sektöründe bir marka olmasını sağladıkları müvekkil şirketin satılmasını sağlayarak maddi menfaat elde etme isteği olduğunu, 2016 yılında şirketin mevcut yetkilisi olan ..., %5 hisse ve maaş karşılığında 18 yaşından bu yana 30 yıl çalıştığını, ancak şirketin büyümesi için yapmak istediklerinin engellendiğini, bu şekilde şirketin rakiplerinden geri kaldığını, babası ... ... sonrasında durumun daha da kötüye gideceğini ifade ederek şirketten ayrılmak istemiş ise de bu teklifin şirketin diğer ortakları tarafından kabul edilmediğini, ortaklardan ...'ın ısrarları ile ... ..., hisselerini oğlu ...'e devrettiğini, ... da hissesini bedel karşılığında ...'e devrederek payının %50,74'e yükselmesini sağladığını, şirket yetkilisi ...'ün payı %50,74 olurken, ... %26,20, ... %5,24, ... %2,65, ...'ün ablası olan ... ise kurucu ortaklardan olan eşi ...'tan devraldığı hisseler neticesinde %15,14 paya sahip şirket ortağı olduğunu, şirketin faaliyetlerinin yürütülmesine ve yatırım yaparak büyümesine engel olduklarını, davacılarının genel kurullarda alınan kâr dağıtılmaması kararına muhalif kalmadıklarını ve dava açmadıklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalı şirketin 2011 yılı ve 2018 yılı dahil olmak üzere geçmiş yıl kârların yasal yedekler ayrıldıktan sonra sermayeye eklendiği, 2020 yılı genel kurulunda alınan karar ile net kârın ½'sinin dağıtılmasına karar verildiği, işyeri ve makine kira bedelleri ile elektrik kullanım giderleri faturalarının düzenli olarak kesildiği ve ödemelerinin yapıldığı, şirkete ait SGK ve vergi borcunun bulunmadığı, ayrıca kâr dağıtılmaması tüm pay sahipleri tarafından onaylanmış ve yıllar boyunca kâr dağıtılmaması hususunda alınan kararlara karşı mahkemeye de başvurulmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) madde 531'deki davanın açılmasının hem şirketler hukukunun temel prensibi olan şirketlerin devamlılığı esasına hem de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırı olduğu, kâr dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararlarına davacılar tarafından olumlu oyları ile iştirak edildiği ve kâr dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararlarına karşı, davacılar tarafından herhangi bir iptal davası ikame edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, 2020 yılından önce yapılan genel kurul toplantılarında oy birliği ile kararlar alındığı ve şirket karının dağıtılmaması yönünde karar verildiği, yalnızca 2020 yılında yapılan genel kurul toplantısında net kârın 1/2'sinin dağıtılması yönünde karar alındığı, dava tarihi göz önünde bulundurulduğunda şirketin pay sahiplerine uzunca bir süre kâr payı dağıtılmadığından bahsedilemeyeceği, aynı yöndeki Yerel Mahkeme değerlendirmesi ile verilen davanın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu, gerekçede hata edilmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıların ortağı oldukları şirkette 10 yılı aşkın süredir kâr payı dağıtılmaması, şirketin hakim hissedarı olan ...'ün davacıların hissesini almaya veya şirketi devretmeye yanaşmaması sebebi ile şirketin feshi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacılar dava dilekçesinde davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...'ün kâr payı dağıtmadığını belirterek şirketin feshine karar verilmesini talep etmiş; cevaba cevap dilekçesinde ise ...'ün yetkilisi olduğu davalı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren şahıs şirketinin bulunduğunu, bu hususun rekabet yasağına aykırı olduğunu belirtmiştir. Davacıların temyiz dilekçesine eklediği Merzifon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/368 E., 2023/435 K. sayılı kararı incelendiğinde davacıların katılan, davalı şirket yetkilisi ...'ün sanık olarak yer aldığı yargılama sonucunda ...'ün şahıs şirketi ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğu, şahıs şirketinin davalı şirketin kiracısı olduğu, her iki şirketin iletişim ve faks numaralarının ortak kullanıldığı gerekçeleriyle haksız rekabetin mevcut olduğu kabul edilerek sanığın 6102 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi ''Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler Kanunda verilen örneklerden (TTK. m. 219/1, C.1, m. 245, m. 461, m. 591 ve 630/3) faydalanarak her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce takdir edilmesi gerekir. Yine 6102 sayılı Kanun'un 395 inci maddesi şirketle işlem yapma ve şirkete borçlanma yasağını, 396 ncı maddesi rekabet yasağını düzenlemektedir. Buna göre şirket yönetim kurulu üyelerinin genel kurulun izni olmadan şirketle işlem yapması veya şirketle aynı işletme konusunda faaliyette bulunması yasaklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta ceza mahkemesince davalı şirket yetkilisinin haksız rekabet suçu nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmiştir. Henüz kesinleşmemiş ceza mahkemesi kararından anlaşıldığı üzere davalı şirket ile yetkilinin şahıs şirketi arasında ticari ilişki bulunmakta olup şirket yetkilisine şahıs şirketi ile işlem yapma, rekabet etme izni verilip verilmediği hususu önem arz etmektedir. Mahkemece, davalı şirket yetkilisine böyle bir izin verilmemişse ceza yargılamasındaki tespitlerin haklı nedenin varlığının takdirinde dikkate alınması gerekirken bu hususun göz önüne alınmaması da doğru olmamıştır. O halde ceza davasının kesinleşmesi beklenerek şirket yetkilisi ...'ün faaliyetlerinin 6102 sayılı Kanunun 531 inci maddesi gereğince haklı neden oluşturup oluşturmayacağı hususu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4639 E. 2017/3180 K.
Ortak:şirketin feshi · şirket merkezi mahkemesi · pay sahipliği · fesih · kâr payı · dava sebebi · temsil · Şirketin feshi
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacıların ortağı oldukları şirkette 10 yılı aşkın süredir kâr «payı dağıtılmaması», şirketin hakim hissedarı olan ...'ün davacıların hissesini almaya veya şirketi devretmeye yanaşmaması «sebebi» ile «şirketin feshi» istemine ilişkindir.
6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi ''Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden payların sahipleri, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebilirler.
Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden «pay sahipleri» ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebileceklerdir.
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden payların sahipleri, «şirketin merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebilirler.
Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini «temsil» eden «pay sahipleri» ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde «şirketin feshine» karar verilmesini isteyebileceklerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin %17,16 pay sahibi olup muhik sebeplerden dolayı «şirketin feshini» talep ettiği, davacıların haklı sebeplerin mevcudiyetine dair somut olayları açıklamadığı, T.T.K’da «anonim şirketlerin» haklı sebeple feshine ilişkin olarak feshe karar vermek yerine yada feshi gerektirecek derecede «haklı sebep» olmaması halinde, «fesih» isteyen pay sahibinin çıkarılmasına karar verilebileceği, bu nedenle şirketin feshi talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çıkma payı · haklı sebep · ara karar · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin %17,16 pay sahibi olup muhik sebeplerden dolayı «şirketin feshini» talep ettiği, davacıların haklı sebeplerin mevcudiyetine dair somut olayları açıklamadığı, T.T.K’da «anonim şirketlerin» haklı sebeple feshine ilişkin olarak feshe karar vermek yerine yada feshi gerektirecek derecede «haklı sebep» olmaması halinde, «fesih» isteyen pay sahibinin çıkarılmasına karar verilebileceği, bu nedenle şirketin feshi talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şir …
2- Dava, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi hükmü uyarınca davalı «anonim şirketin» haklı sebeplerle feshi istemine ilişkin olup mahkemece davacıların haklı sebeplerin mevcudiyetine dair somut olayları açıklamadığı, feshi gerektirecek derecede «haklı sebep» olmaması halinde «fesih» isteyen pay sahibinin çıkarılmasına karar verilebileceği, bu nedenle «şirketin feshi» talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin feshi talebinin reddine, davacıların pay değerinin davalıdan tahsili ile davac …
Bu nedenle mahkemenin “davacıların haklı sebeplerin mevcudiyetine dair somut olayları açıklamadığı, feshi gerektirecek derecede «haklı sebep» olmaması halinde «fesih» isteyen pay sahibinin çıkarılmasına karar verilebileceği,’’ne yönelik gerekçesi yerinde değil ise de, bu hususun taraflarca temyize konu edilmemesi nedeniyle bozma «sebebi» yapılmamıştır.
Ne var ki, «çıkma payının» hesaplanmasında payın karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin belirlenmesi gereklidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/149 E. , 2024/8324 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1635 Esas, 2023/1744 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Merzifon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2021/164 E., 2022/405 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin, ... Yem Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin %49,24 hissesine sahip olduklarını, ...'ün ise %50,76 hisseye sahip olduğunu, davalı şirketin aile şirketi olduğunu, şirketin ailenin tek erkek evladı olan ... tarafından yönetildiğini, şirket ortakları arasında son yıllarda anlaşmazlıkların ortaya çıktığını, yönetimce yaptırılan değerlemede şirketin 10 milyon liranın üzerinde mal varlığına sahip olduğunun tarafların tamamı tarafından kabul edildiğini, böyle bir mal varlığına sahip şirketin 10 yılı aşkın süreden beri hiçbir kâr payı dağıtmaması, %49,24 hissenin yaptıkları yatırımlara rağmen hiçbir ekonomik katkı alamaması, şirket sektörde bölgenin en önemli sanayi kuruluşlarından birisi olmasına ve kâr elde etmesi kaçınılmaz olmasına rağmen ve de hepsinden önemlisi %49,24 azınlık payını sahip olan ortakların tamamı, şirketi yönetenlere hiçbir zaman için sorun çıkarmadıkları gibi aksine başarı sağlanması için sürekli destek vermelerine, müvekkillerinin hisselerini devretmeye hazır olduklarını, ödeme konusunda her türlü desteği vereceklerini, aynı değerler üzerinden şirket hisselerini devir almaya hazır olduklarını, ister ise üçüncü şahıslara da şirketi satabileceklerini teklif etmelerine rağmen hiç bir teklifin kabul edilmediğini, 10 yıldan beri de kâr payı alamadıklarını, şirket ortaklarına da fiilen kâr payının dağıtılmasının söz konusu olmadığını belirterek ...
Yem Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin feshi ile tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar ile davalı şirket yetkilisi ...'ün akraba olduğunu, davanın açılmasındaki asıl nedenin iddia edildiği üzere kar payı dağıtılması olmayıp, davacıların, ... ... ve akabinde halihazırda şirketin en büyük ortağı ve yetkilisi olan oğlu ...'ün yıllardır emek vererek kendi sektöründe bir marka olmasını sağladıkları müvekkil şirketin satılmasını sağlayarak maddi menfaat elde etme isteği olduğunu, 2016 yılında şirketin mevcut yetkilisi olan ..., %5 hisse ve maaş karşılığında 18 yaşından bu yana 30 yıl çalıştığını, ancak şirketin büyümesi için yapmak istediklerinin engellendiğini, bu şekilde şirketin rakiplerinden geri kaldığını, babası ... ... sonrasında durumun daha da kötüye gideceğini ifade ederek şirketten ayrılmak istemiş ise de bu teklifin şirketin diğer ortakları tarafından kabul edilmediğini, ortaklardan ...'ın ısrarları ile ...
..., hisselerini oğlu ...'e devrettiğini, ... da hissesini bedel karşılığında ...'e devrederek payının %50,74'e yükselmesini sağladığını, şirket yetkilisi ...'ün payı %50,74 olurken, ... %26,20, ... %5,24, ... %2,65, ...'ün ablası olan ... ise kurucu ortaklardan olan eşi ...'tan devraldığı hisseler neticesinde %15,14 paya sahip şirket ortağı olduğunu, şirketin faaliyetlerinin yürütülmesine ve yatırım yaparak büyümesine engel olduklarını, davacılarının genel kurullarda alınan kâr dağıtılmaması kararına muhalif kalmadıklarını ve dava açmadıklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalı şirketin 2011 yılı ve 2018 yılı dahil olmak üzere geçmiş yıl kârların yasal yedekler ayrıldıktan sonra sermayeye eklendiği, 2020 yılı genel kurulunda alınan karar ile net kârın ½'sinin dağıtılmasına karar verildiği, işyeri ve makine kira bedelleri ile elektrik kullanım giderleri faturalarının düzenli olarak kesildiği ve ödemelerinin yapıldığı, şirkete ait SGK ve vergi borcunun bulunmadığı, ayrıca kâr dağıtılmaması tüm pay sahipleri tarafından onaylanmış ve yıllar boyunca kâr dağıtılmaması hususunda alınan kararlara karşı mahkemeye de başvurulmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) madde 531'deki davanın açılmasının hem şirketler hukukunun temel prensibi olan şirketlerin devamlılığı esasına hem de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırı olduğu, kâr dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararlarına davacılar tarafından olumlu oyları ile iştirak edildiği ve kâr dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararlarına karşı, davacılar tarafından herhangi bir iptal davası ikame edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, 2020 yılından önce yapılan genel kurul toplantılarında oy birliği ile kararlar alındığı ve şirket karının dağıtılmaması yönünde karar verildiği, yalnızca 2020 yılında yapılan genel kurul toplantısında net kârın 1/2'sinin dağıtılması yönünde karar alındığı, dava tarihi göz önünde bulundurulduğunda şirketin pay sahiplerine uzunca bir süre kâr payı dağıtılmadığından bahsedilemeyeceği, aynı yöndeki Yerel Mahkeme değerlendirmesi ile verilen davanın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu, gerekçede hata edilmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıların ortağı oldukları şirkette 10 yılı aşkın süredir kâr payı dağıtılmaması, şirketin hakim hissedarı olan ...'ün davacıların hissesini almaya veya şirketi devretmeye yanaşmaması sebebi ile şirketin feshi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacılar dava dilekçesinde davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...'ün kâr payı dağıtmadığını belirterek şirketin feshine karar verilmesini talep etmiş; cevaba cevap dilekçesinde ise ...'ün yetkilisi olduğu davalı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren şahıs şirketinin bulunduğunu, bu hususun rekabet yasağına aykırı olduğunu belirtmiştir. Davacıların temyiz dilekçesine eklediği Merzifon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/368 E., 2023/435 K. sayılı kararı incelendiğinde davacıların katılan, davalı şirket yetkilisi ...'ün sanık olarak yer aldığı yargılama sonucunda ...'ün şahıs şirketi ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğu, şahıs şirketinin davalı şirketin kiracısı olduğu, her iki şirketin iletişim ve faks numaralarının ortak kullanıldığı gerekçeleriyle haksız rekabetin mevcut olduğu kabul edilerek sanığın 6102 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesi ''Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir.
Haklı nedenler Kanunda verilen örneklerden (TTK. m. 219/1, C.1, m. 245, m. 461, m. 591 ve 630/3) faydalanarak her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce takdir edilmesi gerekir. Yine 6102 sayılı Kanun'un 395 inci maddesi şirketle işlem yapma ve şirkete borçlanma yasağını, 396 ncı maddesi rekabet yasağını düzenlemektedir. Buna göre şirket yönetim kurulu üyelerinin genel kurulun izni olmadan şirketle işlem yapması veya şirketle aynı işletme konusunda faaliyette bulunması yasaklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta ceza mahkemesince davalı şirket yetkilisinin haksız rekabet suçu nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmiştir. Henüz kesinleşmemiş ceza mahkemesi kararından anlaşıldığı üzere davalı şirket ile yetkilinin şahıs şirketi arasında ticari ilişki bulunmakta olup şirket yetkilisine şahıs şirketi ile işlem yapma, rekabet etme izni verilip verilmediği hususu önem arz etmektedir. Mahkemece, davalı şirket yetkilisine böyle bir izin verilmemişse ceza yargılamasındaki tespitlerin haklı nedenin varlığının takdirinde dikkate alınması gerekirken bu hususun göz önüne alınmaması da doğru olmamıştır. O halde ceza davasının kesinleşmesi beklenerek şirket yetkilisi ...'ün faaliyetlerinin 6102 sayılı Kanunun 531 inci maddesi gereğince haklı neden oluşturup oluşturmayacağı hususu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 26.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1112727500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz