Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3359 E. 2023/3603 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'beş yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödeme emrine itiraz↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ takibin kesinleşmesi↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ re'sen terkin↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ sicilden terkin↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ihtarname↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/216 E., 2022/337 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Ahuzar Tekstil Gıda İnş. Emlak Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine davacı tarafından icra takibi başlatıldığını, ödeme emrine itiraz edilmeyerek takibin kesinleştiğini, takip dosyası kapsamında işlemler yürütülürken borçlu şirketin davalı tarafından ticaret sicilinden re’sen terkin edildiğinin fark edildiğini, icra takibinin henüz sonuçlandırılamadığını ve müvekkilinin haklı alacağına ulaşamamış olması nedeniyle ihya talebinde hukuki yarar bulunduğunu ileri sürerek dava dışı şirketin ihyasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün re’sen terkin işleminin, vergi kaydının terkin edildiği ve adresinin tespit edilemediği hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi ile Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ) 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 09.10.2015 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğinin anlaşıldığını müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkilinin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin adresinin tespit edilememesi ve bu hali ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı tarafından 2 aylık süre içinde münfesih olma sebebinin ortadan kaldırılması için ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, bu kapsamda hazırlanan tebligatın bila tebliğ iade edildiği, yasal zorunluluk olmasına rağmen şirket yetkilisine tebligat yapılmadan ilan ile yetinilerek terkin işleminin yapıldığı, ayrıca ihyası talep edilen şirket hakkında terkinden önce yürüyen bir icra takibinin bulunduğu, derdest dosyası bulunan şirketin sicilden resen terkin edilemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeye aykırı davranıldığı, ayrıca şirketin 6102 sayılı Kanun'da belirtilmeyen bir sebepten ötürü sicil kaydının silindiği, buna göre davalının işleminin işleminin usulsüz olduğu, ihyası talep edilen şirket aleyhine girişilen icra takibinin sonuçlandırılması için şirketin ihyasının zorunlu olduğu, davacının hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, dava konusu işlemi hukuka uygun olduğu hâlde, müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin dava konusu şirketi re'sen terkin etmesine ilişkin işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin, adresin tespit edilememesi hususunun re'sen terkin sebebi olmadığı şeklindeki değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin ihtar ve ilan prosedürünün de mevzuata aykırı olduğu şeklindeki kabulünün de hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı tarafından 09.10.2015 tarihinde sicilden terkin edildiği ancak şirket yetkisine tebligat yapılmadığı, diğer taraftan İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde belirtildiği üzere adresin tespit edilememesi hali, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılan münfesih olma veya münfesih sayılma sebepleri arasında yer almadığı, bu hal 30.12.2012 tarihli ve 25513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ'in 1 inci maddesinde düzenlendiği, Kanunda yer alamayan münfesih sayılma sebebinin tebliğ ile düzenlenmesi mümkün olmadığı, yapılan terkin işleminin hem dayandığı sebep hem de izlenmesi gereken usul bakımından Kanuna uygun olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kabul edilemeyeceği, beş yıllık hak düşürücü sürenin de bu nedenle işlemeyeceği, yapılan terkin işleminin usule uygun olmadığı tespit edildiğinden İlk Derece Mahkemesince davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, dava dışı şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, dava dışı şirkete yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu, icra takibinin dava olarak nitelendirilemeyeceğini, davanın açılmasına davalı sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, şirketin adresinin tespit edilememesinin terkin sebebi olmadığına dair değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, davacının ihya istemekte hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve ihya koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
6098 sayılı Kanuna göre, ticaret sicil işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak Ticaret Sicili Müdürlüğüne bırakılmıştır. Eğer bir yerde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odası mevcut değilse veya yeterli teşkilatı yoksa Ticaret Sicili Ticaret Bakanlığınca belirlenecek başka bir oda bünyesindeki Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından tutulur (6098 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 5 inci maddesi).
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelendiğinde, davacının amacı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünü dava etmektir. Davacı, davasını yanlış kuruluşa yönetmekle hasımda değil, temsilcide yanılmıştır. Bu yanlışlık düzeltilerek davaya İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı devam olunması veya 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrası değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, İstanbul Ticaret Odasının hasım gösterildiği davada yargılama yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1612 E. 2024/2410 K.
Ortak:ödeme emrine itiraz · takibin kesinleşmesi · münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaŞti. aleyhine davacı tarafından icra takibi başlatıldığını, «ödeme emrine itiraz» edilmeyerek «takibin kesinleştiğini», takip dosyası kapsamında işlemler yürütülürken borçlu şirketin davalı tarafından ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğinin fark edildiğini, icra takibinin henüz sonuçlandırılamadığını ve müvekkilinin haklı alacağına ulaşamamış olması nedeniyle «ihya» talebinde «hukuki yarar» bulunduğunu ileri sürerek dava dışı şirketin ihyasını talep etmiştir.
… n adresinin tespit edilememesi ve bu hali ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı tarafından 2 aylık süre içinde «münfesih» olma «sebebinin» ortadan kaldırılması için «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, bu kapsamda hazırlanan «tebligatın» bila tebliğ iade edildiği, yasal zorunluluk olmasına rağmen şirket yetkilisine tebligat yapılmadan «ilan» ile yetinilerek «terkin» işleminin yapıldığı, ayrıca «ihyası» talep edilen şirket hakkında terkinden önce yürüyen bir icra takibinin bulunduğu, «derdest» dosyası bulunan şirketin sicilden «resen terkin» edilemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeye aykırı davranıldığı, ayrıca şirketin 6102 sayılı Kanun'da belirtilmeyen bir sebepten ötürü sicil «kaydının» silindiği, buna göre davalının işleminin işleminin usulsüz olduğu, ihyası talep edilen şirket aleyhine girişilen icra takibinin sonuçlandırılması için şirketin ihyasının zorunlu olduğu, davacının «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün re’«sen terkin» işleminin, vergi «kaydının» terkin edildiği ve adresinin tespit edilemediği hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi ile Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ) 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığı, «tebligat» ve «ilan» prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 09.10.2015 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğinin anlaşıldığını müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkilinin «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… nin tespit edilememesi ve bu hali ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı sicil müdürlüğünce 2 aylık süre içinde «münfesih» olma «sebebinin» ortadan kaldırılması, için «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı,bu kapsamda hazırlanan «tebligatın» bila tebliğ iade edildiği, yasal zorunluluk olmasına rağmen şirket yetkilisine tebligat yapılmadan «ilan» ile yetinilerek «terkin» işleminin yapıldığı, ayrıca «ihyası» talep edilen şirket hakkında terkinden önce yürüyen bir icra takibinin bulunduğu, «derdest» dosyası bulunan şirketin sicilden «resen terkin» edilemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeye aykırı davranıldığı, ayrıca şirketin Kanun'da belirtilmeyen bir sebepten ötürü sicil «kaydının» silindiği, buna göre davalı sicil müdürlüğünün işleminin usulsüz olduğu, ihyası talep edilen şirket aleyhine girişilen icra takibinin sonuçlandırılması için şirketin ihyasının zorunlu olmasına göre davacının «hukuki yararının» bulunduğu gözetilerek; davanın kabulü ile davalı Müdürlüğün işleminin kaldırılarak dava dışı resen terkin edilen şirketin ihyasına, ihyası istenilen şirketin terkin sebebi gözönüne alınarak «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına, davalı ... sicil müdürlüğü 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» etttiği, bu durumda davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ahuzar Tekstil Gıda İnşaat Emlak Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin «tüzel kişiliğinin» İstanbul 23.İcra Müdürlüğünün 2013/26172 E. sayılı takip dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
Şti. aleyhine davacı tarafından icra takibi başlatıldığını, «ödeme emrine itiraz» edilmeyerek «takibin kesinleştiğini», takip dosyası kapsamında işlemler yürütülürken borçlu şirketin davalı tarafından ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğinin fark edildiğini, icra takibinin henüz sonuçlandırılamadığını ve müvekkilinin haklı alacağına ulaşamamış olması nedeniyle «ihya» talebinde «hukuki yarar» bulunduğunu ileri sürerek dava dışı şirketin ihyasını talep etmiştir.
… n adresinin tespit edilememesi ve bu hali ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı tarafından 2 aylık süre içinde «münfesih» olma «sebebinin» ortadan kaldırılması için «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, bu kapsamda hazırlanan «tebligatın» bila tebliğ iade edildiği, yasal zorunluluk olmasına rağmen şirket yetkilisine tebligat yapılmadan «ilan» ile yetinilerek «terkin» işleminin yapıldığı, ayrıca «ihyası» talep edilen şirket hakkında terkinden önce yürüyen bir icra takibinin bulunduğu, «derdest» dosyası bulunan şirketin sicilden «resen terkin» edilemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeye aykırı davranıldığı, ayrıca şirketin 6102 sayılı Kanun'da belirtilmeyen bir sebepten ötürü sicil «kaydının» silindiği, buna göre davalının işleminin işleminin usulsüz olduğu, ihyası talep edilen şirket aleyhine girişilen icra takibinin sonuçlandırılması için şirketin ihyasının zorunlu olduğu, davacının «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden terkin · üçüncü kişi · tüzel kişilik
Benzer bu kararda… nin tespit edilememesi ve bu hali ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı sicil müdürlüğünce 2 aylık süre içinde «münfesih» olma «sebebinin» ortadan kaldırılması, için «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı,bu kapsamda hazırlanan «tebligatın» bila tebliğ iade edildiği, yasal zorunluluk olmasına rağmen şirket yetkilisine tebligat yapılmadan «ilan» ile yetinilerek «terkin» işleminin yapıldığı, ayrıca «ihyası» talep edilen şirket hakkında terkinden önce yürüyen bir icra takibinin bulunduğu, «derdest» dosyası bulunan şirketin sicilden «resen terkin» edilemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeye aykırı davranıldığı, ayrıca şirketin Kanun'da belirtilmeyen bir sebepten ötürü sicil «kaydının» silindiği, buna göre davalı sicil müdürlüğünün işleminin usulsüz olduğu, ihyası talep edilen şirket aleyhine girişilen icra takibinin sonuçlandırılması için şirketin ihyasının zorunlu olmasına göre davacının «hukuki yararının» bulunduğu gözetilerek; davanın kabulü ile davalı Müdürlüğün işleminin kaldırılarak dava dışı resen terkin edilen şirketin ihyasına, ihyası istenilen şirketin terkin sebebi gözönüne alınarak «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına, davalı ... sicil müdürlüğü 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» etttiği, bu durumda davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ahuzar Tekstil Gıda İnşaat Emlak Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin «tüzel kişiliğinin» İstanbul 23.İcra Müdürlüğünün 2013/26172 E. sayılı takip dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında «ticaret sicilinden terkin» edilen şirketin ek tasfiyesi («ihya») istemine ilişkindir.
Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, «terkin» edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında «üçüncü kişiler» tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi onbeşinci fıkrasına istinaden açılan «ihya» davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek «tasfiye» niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesince tasfiye memuru atanmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5291 E. 2019/1929 K.
Ortak:ticaret sicili müdürlüğü · ticaret sicili · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaDeğerlendirme 6098 sayılı Kanuna göre, «ticaret sicil» işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak Ticaret Sicili Müdürlüğüne bırakılmıştır.
Davacı, davasını yanlış kuruluşa yönetmekle hasımda değil, «temsilcide» yanılmıştır.
Benzer bu karardaTürk Ticaret Kanununa göre, «ticaret sicil» işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak «ticaret sicili müdürlüğüne» bırakılmıştır.
Eğer bir yerde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odası mevcut değilse veya yeterli teşkilatı yoksa Ticaret sicili Ticaret Bakanlığınca belirlenecek başka bir oda büynesindeki «ticaret sicili müdürlüğü» tarafından tutulur (TTK m.
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelendiğinde, davacının amacı Ankara Ticaret sicil müdürlüğünü dava etmektir; davacı, davasını yanlış kuruluşa yönetmekle hasımda değil, «temsilcide» yanılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · geçersizlik · husumet
Benzer bu karardaAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi'nce, davanın Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılması gerekirken ayrı bir «tüzel kişiliği» bulunan ... aleyhine açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kald …
Dosya kapsamında ilk derece mahkemesince Ticaret Sicil Müdürlüğü işleminin doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine de Bölge Adliye Mahkemesi'nce Ankara Ticaret Odasının davalı olarak gösterilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak «pasif husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Maddesi gereğince genel kurul toplantılarına katılacak vekilin vekaletnamesinde şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantı tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya ünvanı ile imzasının bulunmasının şart olduğu, bu bilgilerden her hangi birini içermeyen vekaletnamenin «geçersiz» olduğu, Ankara 24.
Bu yanlışlık düzeltilerek davaya Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı devam olunması veya HMK 124/3-4 maddesi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Ankara Ticaret Odasının hasım gösterildiğinden söz edilerek davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1623 E. 2024/2442 K.
Ortak:şirketin ihyası · ticaret sicili müdürlüğü · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · ticaret sicili · ek tasfiye · terkin · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… n adresinin tespit edilememesi ve bu hali ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı tarafından 2 aylık süre içinde «münfesih» olma «sebebinin» ortadan kaldırılması için «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, bu kapsamda hazırlanan «tebligatın» bila tebliğ iade edildiği, yasal zorunluluk olmasına rağmen şirket yetkilisine tebligat yapılmadan «ilan» ile yetinilerek «terkin» işleminin yapıldığı, ayrıca «ihyası» talep edilen şirket hakkında terkinden önce yürüyen bir icra takibinin bulunduğu, «derdest» dosyası bulunan şirketin sicilden «resen terkin» edilemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeye aykırı davranıldığı, ayrıca şirketin 6102 sayılı Kanun'da belirtilmeyen bir sebepten ötürü sicil «kaydının» silindiği, buna göre davalının işleminin işleminin usulsüz olduğu, ihyası talep edilen şirket aleyhine girişilen icra takibinin sonuçlandırılması için şirketin ihyasının zorunlu olduğu, davacının «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının «hukuki dinlenilme hakkının» ihlal edildiğini, dava dışı şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, davanın «hak düşürücü sürenin» geçmiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, dava dışı şirkete yapılan «tebligatın» usulüne uygun olduğunu, icra takibinin dava olarak nitelendirilemeyeceğini, davanın açılmasına davalı sebebiyet vermediğinden aleyhine «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, şirketin adresinin tespit edilememesinin «terkin» «sebebi» olmadığına dair değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurum tarafından davalı şirket aleyhine dava açıldığını, yargılama sürecinde davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» olduğunun tespit edilmesi üzerine davanın görüldüğü Mahkemece müvekkiline davalı «şirketin ihyası» için dava açmak üzere «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek davalı şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; «ihya» davalarında «ticaret sicil müdürlüğüne» «husumet» yöneltilmesi gerektiğini, huzurdaki dava, «ticaret sicilinden terkin» edilen bir şirketin «tüzel kişiliğinin» yeniden ihyası istemine ilişkin olup, işbu davanın «yasal hasım» konumunda bulunan Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gerektiğini, ilgili şirketin terkin işlemini yapan kurumun, davalı Oda değil; Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü olduğunu, ... ile Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü birbirinden farklı olan ve farklı «görevleri» yerine getiren iki farklı tüzel kişilik olduğunu, davalının esasına ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmayacağını, zira, davanın esasına ilişkin konu Antalya Tica …
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · pasif husumet · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · usulden reddi · yetki · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; «ihya» davalarında «ticaret sicil müdürlüğüne» «husumet» yöneltilmesi gerektiğini, huzurdaki dava, «ticaret sicilinden terkin» edilen bir şirketin «tüzel kişiliğinin» yeniden ihyası istemine ilişkin olup, işbu davanın «yasal hasım» konumunda bulunan Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gerektiğini, ilgili şirketin terkin işlemini yapan kurumun, davalı Oda değil; Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü olduğunu, ... ile Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü birbirinden farklı olan ve farklı «görevleri» yerine getiren iki farklı tüzel kişilik olduğunu, davalının esasına ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmayacağını, zira, davanın esasına ilişkin konu Antalya Tica …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanca işbu «ihya» davasında «husumetin» Antalya Ticaret ve Sanayi Odasına ve ihyası istenilen şirkete yönetildiği ancak davalı Kurum'un ihya talebi bakımından «pasif husumeti» bulunmadığı, davalı şirketin ise taraf «ehliyeti» olmadığı gerekçesiyle davanın davalı Kurum bakımından pasif husumet, davalı şirket bakımından ise taraf ehliyeti yokluğundan «usulden reddine» karar verilmiştir.
Şti. hakkındaki davanın taraf «ehliyeti» yokluğundan «usulden reddine» karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurum tarafından davalı şirket aleyhine dava açıldığını, yargılama sürecinde davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» olduğunun tespit edilmesi üzerine davanın görüldüğü Mahkemece müvekkiline davalı «şirketin ihyası» için dava açmak üzere «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek davalı şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3359 E. , 2023/3603 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1502 Esas, 2023/415 Karar
DAVA TARİHİ 17.09.2021
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/216 E., 2022/337 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Ahuzar Tekstil Gıda İnş. Emlak Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine davacı tarafından icra takibi başlatıldığını, ödeme emrine itiraz edilmeyerek takibin kesinleştiğini, takip dosyası kapsamında işlemler yürütülürken borçlu şirketin davalı tarafından ticaret sicilinden re’sen terkin edildiğinin fark edildiğini, icra takibinin henüz sonuçlandırılamadığını ve müvekkilinin haklı alacağına ulaşamamış olması nedeniyle ihya talebinde hukuki yarar bulunduğunu ileri sürerek dava dışı şirketin ihyasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün re’sen terkin işleminin, vergi kaydının terkin edildiği ve adresinin tespit edilemediği hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi ile Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ) 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 09.10.2015 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğinin anlaşıldığını müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkilinin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin adresinin tespit edilememesi ve bu hali ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı tarafından 2 aylık süre içinde münfesih olma sebebinin ortadan kaldırılması için ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, bu kapsamda hazırlanan tebligatın bila tebliğ iade edildiği, yasal zorunluluk olmasına rağmen şirket yetkilisine tebligat yapılmadan ilan ile yetinilerek terkin işleminin yapıldığı, ayrıca ihyası talep edilen şirket hakkında terkinden önce yürüyen bir icra takibinin bulunduğu, derdest dosyası bulunan şirketin sicilden resen terkin edilemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeye aykırı davranıldığı, ayrıca şirketin 6102 sayılı Kanun'da belirtilmeyen bir sebepten ötürü sicil kaydının silindiği, buna göre davalının işleminin işleminin usulsüz olduğu, ihyası talep edilen şirket aleyhine girişilen icra takibinin sonuçlandırılması için şirketin ihyasının zorunlu olduğu, davacının hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, dava konusu işlemi hukuka uygun olduğu hâlde, müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin dava konusu şirketi re'sen terkin etmesine ilişkin işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin, adresin tespit edilememesi hususunun re'sen terkin sebebi olmadığı şeklindeki değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin ihtar ve ilan prosedürünün de mevzuata aykırı olduğu şeklindeki kabulünün de hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı tarafından 09.10.2015 tarihinde sicilden terkin edildiği ancak şirket yetkisine tebligat yapılmadığı, diğer taraftan İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde belirtildiği üzere adresin tespit edilememesi hali, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılan münfesih olma veya münfesih sayılma sebepleri arasında yer almadığı, bu hal 30.12.2012 tarihli ve 25513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ'in 1 inci maddesinde düzenlendiği, Kanunda yer alamayan münfesih sayılma sebebinin tebliğ ile düzenlenmesi mümkün olmadığı, yapılan terkin işleminin hem dayandığı sebep hem de izlenmesi gereken usul bakımından Kanuna uygun olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kabul edilemeyeceği, beş yıllık hak düşürücü sürenin de bu nedenle işlemeyeceği, yapılan terkin işleminin usule uygun olmadığı tespit edildiğinden İlk Derece Mahkemesince davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, dava dışı şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, dava dışı şirkete yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu, icra takibinin dava olarak nitelendirilemeyeceğini, davanın açılmasına davalı sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, şirketin adresinin tespit edilememesinin terkin sebebi olmadığına dair değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, davacının ihya istemekte hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve ihya koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
6098 sayılı Kanuna göre, ticaret sicil işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak Ticaret Sicili Müdürlüğüne bırakılmıştır. Eğer bir yerde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odası mevcut değilse veya yeterli teşkilatı yoksa Ticaret Sicili Ticaret Bakanlığınca belirlenecek başka bir oda bünyesindeki Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından tutulur (6098 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 5 inci maddesi).
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelendiğinde, davacının amacı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünü dava etmektir. Davacı, davasını yanlış kuruluşa yönetmekle hasımda değil, temsilcide yanılmıştır. Bu yanlışlık düzeltilerek davaya İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı devam olunması veya 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrası değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, İstanbul Ticaret Odasının hasım gösterildiği davada yargılama yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111683800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz