6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirketin ihyası

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3359 E. 2023/3603 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': 'beş yıllık', 'kanun': ['6102/-7', '6102/7']}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödeme emrine itiraz ticaret sicilinden re'sen terkin hukuki dinlenilme hakkı takibin kesinleşmesi münfesihlik resen terkin re'sen terkin şirketin ihyası tasfiye memuru atanması ticaret sicili müdürlüğü vekâlet ücreti sicilden terkin yargılama giderleri derdestlik ihya tasfiye memuru hak düşürücü süre ihtar limited şirket hukuki yarar yargılama gideri tebligat ticaret sicili esastan ret ek tasfiye terkin ihtarname yetkisizlik kararı ilk derece kararının kaldırılması ilan dava sebebi cy/cy kaydı vekalet ücreti temsil istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 24 · HMK · TTK — TTK 7TTK -7

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2022/216 E., 2022/337 K.

Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Ahuzar Tekstil Gıda İnş. Emlak Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine davacı tarafından icra takibi başlatıldığını, ödeme emrine itiraz edilmeyerek takibin kesinleştiğini, takip dosyası kapsamında işlemler yürütülürken borçlu şirketin davalı tarafından ticaret sicilinden re’sen terkin edildiğinin fark edildiğini, icra takibinin henüz sonuçlandırılamadığını ve müvekkilinin haklı alacağına ulaşamamış olması nedeniyle ihya talebinde hukuki yarar bulunduğunu ileri sürerek dava dışı şirketin ihyasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün re’sen terkin işleminin, vergi kaydının terkin edildiği ve adresinin tespit edilemediği hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi ile Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ) 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 09.10.2015 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğinin anlaşıldığını müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkilinin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin adresinin tespit edilememesi ve bu hali ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı tarafından 2 aylık süre içinde münfesih olma sebebinin ortadan kaldırılması için ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, bu kapsamda hazırlanan tebligatın bila tebliğ iade edildiği, yasal zorunluluk olmasına rağmen şirket yetkilisine tebligat yapılmadan ilan ile yetinilerek terkin işleminin yapıldığı, ayrıca ihyası talep edilen şirket hakkında terkinden önce yürüyen bir icra takibinin bulunduğu, derdest dosyası bulunan şirketin sicilden resen terkin edilemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeye aykırı davranıldığı, ayrıca şirketin 6102 sayılı Kanun'da belirtilmeyen bir sebepten ötürü sicil kaydının silindiği, buna göre davalının işleminin işleminin usulsüz olduğu, ihyası talep edilen şirket aleyhine girişilen icra takibinin sonuçlandırılması için şirketin ihyasının zorunlu olduğu, davacının hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, dava konusu işlemi hukuka uygun olduğu hâlde, müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin dava konusu şirketi re'sen terkin etmesine ilişkin işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin, adresin tespit edilememesi hususunun re'sen terkin sebebi olmadığı şeklindeki değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin ihtar ve ilan prosedürünün de mevzuata aykırı olduğu şeklindeki kabulünün de hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı tarafından 09.10.2015 tarihinde sicilden terkin edildiği ancak şirket yetkisine tebligat yapılmadığı, diğer taraftan İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde belirtildiği üzere adresin tespit edilememesi hali, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılan münfesih olma veya münfesih sayılma sebepleri arasında yer almadığı, bu hal 30.12.2012 tarihli ve 25513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ'in 1 inci maddesinde düzenlendiği, Kanunda yer alamayan münfesih sayılma sebebinin tebliğ ile düzenlenmesi mümkün olmadığı, yapılan terkin işleminin hem dayandığı sebep hem de izlenmesi gereken usul bakımından Kanuna uygun olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kabul edilemeyeceği, beş yıllık hak düşürücü sürenin de bu nedenle işlemeyeceği, yapılan terkin işleminin usule uygun olmadığı tespit edildiğinden İlk Derece Mahkemesince davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, dava dışı şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, dava dışı şirkete yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu, icra takibinin dava olarak nitelendirilemeyeceğini, davanın açılmasına davalı sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, şirketin adresinin tespit edilememesinin terkin sebebi olmadığına dair değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, davacının ihya istemekte hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve ihya koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi

3. Değerlendirme

6098 sayılı Kanuna göre, ticaret sicil işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak Ticaret Sicili Müdürlüğüne bırakılmıştır. Eğer bir yerde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odası mevcut değilse veya yeterli teşkilatı yoksa Ticaret Sicili Ticaret Bakanlığınca belirlenecek başka bir oda bünyesindeki Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından tutulur (6098 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 5 inci maddesi).

Bu açıklamadan sonra somut olaya gelendiğinde, davacının amacı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünü dava etmektir. Davacı, davasını yanlış kuruluşa yönetmekle hasımda değil, temsilcide yanılmıştır. Bu yanlışlık düzeltilerek davaya İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı devam olunması veya 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrası değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, İstanbul Ticaret Odasının hasım gösterildiği davada yargılama yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1612 E. 2024/2410 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ticaret sicili müdürlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5291 E. 2019/1929 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1623 E. 2024/2442 K.

    Ortak: · dava şartı · Şirketin ihyası

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/3359 E.  ,  2023/3603 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1502 Esas, 2023/415 Karar

DAVA TARİHİ 17.09.2021

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/216 E., 2022/337 K.

Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Ahuzar Tekstil Gıda İnş. Emlak Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine davacı tarafından icra takibi başlatıldığını, ödeme emrine itiraz edilmeyerek takibin kesinleştiğini, takip dosyası kapsamında işlemler yürütülürken borçlu şirketin davalı tarafından ticaret sicilinden re’sen terkin edildiğinin fark edildiğini, icra takibinin henüz sonuçlandırılamadığını ve müvekkilinin haklı alacağına ulaşamamış olması nedeniyle ihya talebinde hukuki yarar bulunduğunu ileri sürerek dava dışı şirketin ihyasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün re’sen terkin işleminin, vergi kaydının terkin edildiği ve adresinin tespit edilemediği hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi ile Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ) 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 09.10.2015 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğinin anlaşıldığını müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkilinin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin adresinin tespit edilememesi ve bu hali ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı tarafından 2 aylık süre içinde münfesih olma sebebinin ortadan kaldırılması için ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, bu kapsamda hazırlanan tebligatın bila tebliğ iade edildiği, yasal zorunluluk olmasına rağmen şirket yetkilisine tebligat yapılmadan ilan ile yetinilerek terkin işleminin yapıldığı, ayrıca ihyası talep edilen şirket hakkında terkinden önce yürüyen bir icra takibinin bulunduğu, derdest dosyası bulunan şirketin sicilden resen terkin edilemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeye aykırı davranıldığı, ayrıca şirketin 6102 sayılı Kanun'da belirtilmeyen bir sebepten ötürü sicil kaydının silindiği, buna göre davalının işleminin işleminin usulsüz olduğu, ihyası talep edilen şirket aleyhine girişilen icra takibinin sonuçlandırılması için şirketin ihyasının zorunlu olduğu, davacının hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, dava konusu işlemi hukuka uygun olduğu hâlde, müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin dava konusu şirketi re'sen terkin etmesine ilişkin işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin, adresin tespit edilememesi hususunun re'sen terkin sebebi olmadığı şeklindeki değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin ihtar ve ilan prosedürünün de mevzuata aykırı olduğu şeklindeki kabulünün de hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı tarafından 09.10.2015 tarihinde sicilden terkin edildiği ancak şirket yetkisine tebligat yapılmadığı, diğer taraftan İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde belirtildiği üzere adresin tespit edilememesi hali, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılan münfesih olma veya münfesih sayılma sebepleri arasında yer almadığı, bu hal 30.12.2012 tarihli ve 25513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ'in 1 inci maddesinde düzenlendiği, Kanunda yer alamayan münfesih sayılma sebebinin tebliğ ile düzenlenmesi mümkün olmadığı, yapılan terkin işleminin hem dayandığı sebep hem de izlenmesi gereken usul bakımından Kanuna uygun olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kabul edilemeyeceği, beş yıllık hak düşürücü sürenin de bu nedenle işlemeyeceği, yapılan terkin işleminin usule uygun olmadığı tespit edildiğinden İlk Derece Mahkemesince davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, dava dışı şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, dava dışı şirkete yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu, icra takibinin dava olarak nitelendirilemeyeceğini, davanın açılmasına davalı sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, şirketin adresinin tespit edilememesinin terkin sebebi olmadığına dair değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, davacının ihya istemekte hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve ihya koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi

3. Değerlendirme

6098 sayılı Kanuna göre, ticaret sicil işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak Ticaret Sicili Müdürlüğüne bırakılmıştır. Eğer bir yerde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odası mevcut değilse veya yeterli teşkilatı yoksa Ticaret Sicili Ticaret Bakanlığınca belirlenecek başka bir oda bünyesindeki Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından tutulur (6098 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 5 inci maddesi).

Bu açıklamadan sonra somut olaya gelendiğinde, davacının amacı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünü dava etmektir. Davacı, davasını yanlış kuruluşa yönetmekle hasımda değil, temsilcide yanılmıştır. Bu yanlışlık düzeltilerek davaya İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı devam olunması veya 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrası değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, İstanbul Ticaret Odasının hasım gösterildiği davada yargılama yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111683800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.