Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1623 E. 2024/2442 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ şirketin ihyası↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ sicilden terkin↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ pasif husumet↗ tüzel kişilik↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ ticaret sicili↗ yetki↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/94 E., 2023/312 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurum tarafından davalı şirket aleyhine dava açıldığını, yargılama sürecinde davalı şirketin ticaret sicilden terkin olduğunun tespit edilmesi üzerine davanın görüldüğü Mahkemece müvekkiline davalı şirketin ihyası için dava açmak üzere yetki ve süre verildiğini ileri sürerek davalı şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; ihya davalarında ticaret sicil müdürlüğüne husumet yöneltilmesi gerektiğini, huzurdaki dava, ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyası istemine ilişkin olup, işbu davanın yasal hasım konumunda bulunan Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gerektiğini, ilgili şirketin terkin işlemini yapan kurumun, davalı Oda değil; Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü olduğunu, ... ile Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü birbirinden farklı olan ve farklı görevleri yerine getiren iki farklı tüzel kişilik olduğunu, davalının esasına ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmayacağını, zira, davanın esasına ilişkin konu Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün işleyiş alanına girdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirketçe cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanca işbu ihya davasında husumetin Antalya Ticaret ve Sanayi Odasına ve ihyası istenilen şirkete yönetildiği ancak davalı Kurum'un ihya talebi bakımından pasif husumeti bulunmadığı, davalı şirketin ise taraf ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın davalı Kurum bakımından pasif husumet, davalı şirket bakımından ise taraf ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince dosyadaki veriler ışığında dahili davalı olarak ilgili kurumun ve tasfiye memurlarının davaya dahili mümkün iken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesinin, davacı kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 114 üncü ve 124 üncü maddeleri maddesi,
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi,
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi,
4.Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 5 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve İlk Derece Mahkemesince davalı ... San....Ltd. Şti. hakkındaki davanın taraf ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6098 sayılı Kanuna göre, ticaret sicil işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak ticaret sicili müdürlüğüne bırakılmıştır. Eğer bir yerde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odası mevcut değilse veya yeterli teşkilatı yoksa Ticaret sicili Ticaret Bakanlığınca belirlenecek başka bir oda bünyesindeki ticaret sicili müdürlüğü tarafından tutulur (6098 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 5 inci maddesi).
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı, her ne kadar Antalya Ticaret ve Sanayi Odasına husumet yönelterek işbu davayı açmış ise de amacı Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünü dava etmektir. Davacı, davasını yanlış kuruluşa yöneltmekle hasımda değil, temsilcide yanılmıştır. Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, bu yanlışlık düzeltilerek davaya Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı devam olunması veya 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrası değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken belirtilen yollara başvurulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3713 E. 2015/13816 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaBu kez davacı şirket vekili ile davacı şirket «yönetim kurulu» üyeleri O..
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı şirket vekili ile davacı şirket «yönetim kurulu» üyeleri O..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5291 E. 2019/1929 K.
Ortak:ticaret sicili müdürlüğü · pasif husumet · tüzel kişilik · ticaret sicili · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; «ihya» davalarında «ticaret sicil müdürlüğüne» «husumet» yöneltilmesi gerektiğini, huzurdaki dava, «ticaret sicilinden terkin» edilen bir şirketin «tüzel kişiliğinin» yeniden ihyası istemine ilişkin olup, işbu davanın «yasal hasım» konumunda bulunan Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gerektiğini, ilgili şirketin terkin işlemini yapan kurumun, davalı Oda değil; Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü olduğunu, ... ile Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü birbirinden farklı olan ve farklı «görevleri» yerine getiren iki farklı tüzel kişilik olduğunu, davalının esasına ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmayacağını, zira, davanın esasına ilişkin konu Antalya Tica …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanca işbu «ihya» davasında «husumetin» Antalya Ticaret ve Sanayi Odasına ve ihyası istenilen şirkete yönetildiği ancak davalı Kurum'un ihya talebi bakımından «pasif husumeti» bulunmadığı, davalı şirketin ise taraf «ehliyeti» olmadığı gerekçesiyle davanın davalı Kurum bakımından pasif husumet, davalı şirket bakımından ise taraf ehliyeti yokluğundan «usulden reddine» karar verilmiştir.
6098 sayılı Kanuna göre, «ticaret sicil» işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak «ticaret sicili müdürlüğüne» bırakılmıştır.
Benzer bu karardaAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi'nce, davanın Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılması gerekirken ayrı bir «tüzel kişiliği» bulunan ... aleyhine açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kald …
Dosya kapsamında ilk derece mahkemesince Ticaret Sicil Müdürlüğü işleminin doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine de Bölge Adliye Mahkemesi'nce Ankara Ticaret Odasının davalı olarak gösterilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak «pasif husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Ticaret Kanununa göre, «ticaret sicil» işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak «ticaret sicili müdürlüğüne» bırakılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · husumet yokluğu · geçersizlik
Benzer bu karardaAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi'nce, davanın Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılması gerekirken ayrı bir «tüzel kişiliği» bulunan ... aleyhine açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kald …
Maddesi gereğince genel kurul toplantılarına katılacak vekilin vekaletnamesinde şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantı tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya ünvanı ile imzasının bulunmasının şart olduğu, bu bilgilerden her hangi birini içermeyen vekaletnamenin «geçersiz» olduğu, Ankara 24.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3359 E. 2023/3603 K.
Ortak:şirketin ihyası · ticaret sicili müdürlüğü · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · ticaret sicili · ek tasfiye · terkin · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurum tarafından davalı şirket aleyhine dava açıldığını, yargılama sürecinde davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» olduğunun tespit edilmesi üzerine davanın görüldüğü Mahkemece müvekkiline davalı «şirketin ihyası» için dava açmak üzere «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek davalı şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; «ihya» davalarında «ticaret sicil müdürlüğüne» «husumet» yöneltilmesi gerektiğini, huzurdaki dava, «ticaret sicilinden terkin» edilen bir şirketin «tüzel kişiliğinin» yeniden ihyası istemine ilişkin olup, işbu davanın «yasal hasım» konumunda bulunan Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gerektiğini, ilgili şirketin terkin işlemini yapan kurumun, davalı Oda değil; Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü olduğunu, ... ile Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü birbirinden farklı olan ve farklı «görevleri» yerine getiren iki farklı tüzel kişilik olduğunu, davalının esasına ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmayacağını, zira, davanın esasına ilişkin konu Antalya Tica …
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… n adresinin tespit edilememesi ve bu hali ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı tarafından 2 aylık süre içinde «münfesih» olma «sebebinin» ortadan kaldırılması için «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, bu kapsamda hazırlanan «tebligatın» bila tebliğ iade edildiği, yasal zorunluluk olmasına rağmen şirket yetkilisine tebligat yapılmadan «ilan» ile yetinilerek «terkin» işleminin yapıldığı, ayrıca «ihyası» talep edilen şirket hakkında terkinden önce yürüyen bir icra takibinin bulunduğu, «derdest» dosyası bulunan şirketin sicilden «resen terkin» edilemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeye aykırı davranıldığı, ayrıca şirketin 6102 sayılı Kanun'da belirtilmeyen bir sebepten ötürü sicil «kaydının» silindiği, buna göre davalının işleminin işleminin usulsüz olduğu, ihyası talep edilen şirket aleyhine girişilen icra takibinin sonuçlandırılması için şirketin ihyasının zorunlu olduğu, davacının «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının «hukuki dinlenilme hakkının» ihlal edildiğini, dava dışı şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, davanın «hak düşürücü sürenin» geçmiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, dava dışı şirkete yapılan «tebligatın» usulüne uygun olduğunu, icra takibinin dava olarak nitelendirilemeyeceğini, davanın açılmasına davalı sebebiyet vermediğinden aleyhine «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, şirketin adresinin tespit edilememesinin «terkin» «sebebi» olmadığına dair değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrine itiraz · hukuki dinlenilme hakkı · takibin kesinleşmesi · münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri
Benzer bu karardaŞti. aleyhine davacı tarafından icra takibi başlatıldığını, «ödeme emrine itiraz» edilmeyerek «takibin kesinleştiğini», takip dosyası kapsamında işlemler yürütülürken borçlu şirketin davalı tarafından ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğinin fark edildiğini, icra takibinin henüz sonuçlandırılamadığını ve müvekkilinin haklı alacağına ulaşamamış olması nedeniyle «ihya» talebinde «hukuki yarar» bulunduğunu ileri sürerek dava dışı şirketin ihyasını talep etmiştir.
… n adresinin tespit edilememesi ve bu hali ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı tarafından 2 aylık süre içinde «münfesih» olma «sebebinin» ortadan kaldırılması için «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, bu kapsamda hazırlanan «tebligatın» bila tebliğ iade edildiği, yasal zorunluluk olmasına rağmen şirket yetkilisine tebligat yapılmadan «ilan» ile yetinilerek «terkin» işleminin yapıldığı, ayrıca «ihyası» talep edilen şirket hakkında terkinden önce yürüyen bir icra takibinin bulunduğu, «derdest» dosyası bulunan şirketin sicilden «resen terkin» edilemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeye aykırı davranıldığı, ayrıca şirketin 6102 sayılı Kanun'da belirtilmeyen bir sebepten ötürü sicil «kaydının» silindiği, buna göre davalının işleminin işleminin usulsüz olduğu, ihyası talep edilen şirket aleyhine girişilen icra takibinin sonuçlandırılması için şirketin ihyasının zorunlu olduğu, davacının «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının «hukuki dinlenilme hakkının» ihlal edildiğini, dava dışı şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, davanın «hak düşürücü sürenin» geçmiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, dava dışı şirkete yapılan «tebligatın» usulüne uygun olduğunu, icra takibinin dava olarak nitelendirilemeyeceğini, davanın açılmasına davalı sebebiyet vermediğinden aleyhine «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, şirketin adresinin tespit edilememesinin «terkin» «sebebi» olmadığına dair değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün re’«sen terkin» işleminin, vergi «kaydının» terkin edildiği ve adresinin tespit edilemediği hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi ile Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ) 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığı, «tebligat» ve «ilan» prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 09.10.2015 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiğinin anlaşıldığını müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkilinin «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/1623 E. , 2024/2442 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1811 Esas, 2023/1541 Karar
vekili Avukat ...
DAVALILAR 1. ...
vekili Avukat ...
2. Akar San. Mak. Malz. ve Alet. İth. İhr. Ltd. Şti.
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/94 E., 2023/312 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurum tarafından davalı şirket aleyhine dava açıldığını, yargılama sürecinde davalı şirketin ticaret sicilden terkin olduğunun tespit edilmesi üzerine davanın görüldüğü Mahkemece müvekkiline davalı şirketin ihyası için dava açmak üzere yetki ve süre verildiğini ileri sürerek davalı şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; ihya davalarında ticaret sicil müdürlüğüne husumet yöneltilmesi gerektiğini, huzurdaki dava, ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyası istemine ilişkin olup, işbu davanın yasal hasım konumunda bulunan Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gerektiğini, ilgili şirketin terkin işlemini yapan kurumun, davalı Oda değil; Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü olduğunu, ... ile Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü birbirinden farklı olan ve farklı görevleri yerine getiren iki farklı tüzel kişilik olduğunu, davalının esasına ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmayacağını, zira, davanın esasına ilişkin konu Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün işleyiş alanına girdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirketçe cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanca işbu ihya davasında husumetin Antalya Ticaret ve Sanayi Odasına ve ihyası istenilen şirkete yönetildiği ancak davalı Kurum'un ihya talebi bakımından pasif husumeti bulunmadığı, davalı şirketin ise taraf ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın davalı Kurum bakımından pasif husumet, davalı şirket bakımından ise taraf ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince dosyadaki veriler ışığında dahili davalı olarak ilgili kurumun ve tasfiye memurlarının davaya dahili mümkün iken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesinin, davacı kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 114 üncü ve 124 üncü maddeleri maddesi,
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi,
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi,
4.Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 5 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve İlk Derece Mahkemesince davalı ... San....Ltd. Şti. hakkındaki davanın taraf ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6098 sayılı Kanuna göre, ticaret sicil işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak ticaret sicili müdürlüğüne bırakılmıştır. Eğer bir yerde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odası mevcut değilse veya yeterli teşkilatı yoksa Ticaret sicili Ticaret Bakanlığınca belirlenecek başka bir oda bünyesindeki ticaret sicili müdürlüğü tarafından tutulur (6098 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 5 inci maddesi).
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı, her ne kadar Antalya Ticaret ve Sanayi Odasına husumet yönelterek işbu davayı açmış ise de amacı Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünü dava etmektir. Davacı, davasını yanlış kuruluşa yöneltmekle hasımda değil, temsilcide yanılmıştır. Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, bu yanlışlık düzeltilerek davaya Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı devam olunması veya 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrası değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken belirtilen yollara başvurulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051493700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz