Ticaret sicili müdürlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/5291 E. 2019/1929 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret sicili müdürlüğü↗ pasif husumet yokluğu↗ pasif husumet↗ tüzel kişilik↗ husumet yokluğu↗ anonim şirket↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları ile Bu Toplantıda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkındaki Yönetmeliğin 21/1. Maddesi gereğince genel kurul toplantılarına katılacak vekilin vekaletnamesinde şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantı tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya ünvanı ile imzasının bulunmasının şart olduğu, bu bilgilerden her hangi birini içermeyen vekaletnamenin geçersiz olduğu, Ankara 24. Noterliğini 24.02.2016 tarihli ve 05995 numaralı düzenlenen genel vekaletnamede katılınacak genel kurul toplantı tarihi, pay adedi gibi özel bilgilerin yer almadığı, vekalet verenin aynı tarihli azilnamesiyle vekili azlettiği, bu nedenle Ticaret Sicil Müdürlüğü kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi'nce, davanın Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılması gerekirken ayrı bir tüzel kişiliği bulunan ... aleyhine açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dosya kapsamında ilk derece mahkemesince Ticaret Sicil Müdürlüğü işleminin doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine de Bölge Adliye Mahkemesi'nce Ankara Ticaret Odasının davalı olarak gösterilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak pasif husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Türk Ticaret Kanununa göre, ticaret sicil işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak ticaret sicili müdürlüğüne bırakılmıştır. Eğer bir yerde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odası mevcut değilse veya yeterli teşkilatı yoksa Ticaret sicili Ticaret Bakanlığınca belirlenecek başka bir oda büynesindeki ticaret sicili müdürlüğü tarafından tutulur (TTK m. 24/1; TSY m.5/1). Ayrıca ihtiyaç duyulması halinde odanın teklifi ve Bakanlığın onayı ile Ticaret sicili Müdürlüğüne bağlı şubeler açılabilir (TSYM. 5/4).
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelendiğinde, davacının amacı Ankara Ticaret sicil müdürlüğünü dava etmektir; davacı, davasını yanlış kuruluşa yönetmekle hasımda değil, temsilcide yanılmıştır. Bu yanlışlık düzeltilerek davaya Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı devam olunması veya HMK 124/3-4 maddesi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Ankara Ticaret Odasının hasım gösterildiğinden söz edilerek davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3359 E. 2023/3603 K.
Ortak:ticaret sicili müdürlüğü · ticaret sicili · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaTürk Ticaret Kanununa göre, «ticaret sicil» işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak «ticaret sicili müdürlüğüne» bırakılmıştır.
Eğer bir yerde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odası mevcut değilse veya yeterli teşkilatı yoksa Ticaret sicili Ticaret Bakanlığınca belirlenecek başka bir oda büynesindeki «ticaret sicili müdürlüğü» tarafından tutulur (TTK m.
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelendiğinde, davacının amacı Ankara Ticaret sicil müdürlüğünü dava etmektir; davacı, davasını yanlış kuruluşa yönetmekle hasımda değil, «temsilcide» yanılmıştır.
Benzer bu karardaDeğerlendirme 6098 sayılı Kanuna göre, «ticaret sicil» işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak Ticaret Sicili Müdürlüğüne bırakılmıştır.
Davacı, davasını yanlış kuruluşa yönetmekle hasımda değil, «temsilcide» yanılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrine itiraz · hukuki dinlenilme hakkı · takibin kesinleşmesi · münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması
Benzer bu karardaŞti. aleyhine davacı tarafından icra takibi başlatıldığını, «ödeme emrine itiraz» edilmeyerek «takibin kesinleştiğini», takip dosyası kapsamında işlemler yürütülürken borçlu şirketin davalı tarafından ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğinin fark edildiğini, icra takibinin henüz sonuçlandırılamadığını ve müvekkilinin haklı alacağına ulaşamamış olması nedeniyle «ihya» talebinde «hukuki yarar» bulunduğunu ileri sürerek dava dışı şirketin ihyasını talep etmiştir.
… n adresinin tespit edilememesi ve bu hali ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı tarafından 2 aylık süre içinde «münfesih» olma «sebebinin» ortadan kaldırılması için «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, bu kapsamda hazırlanan «tebligatın» bila tebliğ iade edildiği, yasal zorunluluk olmasına rağmen şirket yetkilisine tebligat yapılmadan «ilan» ile yetinilerek «terkin» işleminin yapıldığı, ayrıca «ihyası» talep edilen şirket hakkında terkinden önce yürüyen bir icra takibinin bulunduğu, «derdest» dosyası bulunan şirketin sicilden «resen terkin» edilemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeye aykırı davranıldığı, ayrıca şirketin 6102 sayılı Kanun'da belirtilmeyen bir sebepten ötürü sicil «kaydının» silindiği, buna göre davalının işleminin işleminin usulsüz olduğu, ihyası talep edilen şirket aleyhine girişilen icra takibinin sonuçlandırılması için şirketin ihyasının zorunlu olduğu, davacının «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının «hukuki dinlenilme hakkının» ihlal edildiğini, dava dışı şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, davanın «hak düşürücü sürenin» geçmiş olması nedeniyle reddi gerektiğini, dava dışı şirkete yapılan «tebligatın» usulüne uygun olduğunu, icra takibinin dava olarak nitelendirilemeyeceğini, davanın açılmasına davalı sebebiyet vermediğinden aleyhine «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, şirketin adresinin tespit edilememesinin «terkin» «sebebi» olmadığına dair değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1623 E. 2024/2442 K.
Ortak:ticaret sicili müdürlüğü · pasif husumet · tüzel kişilik · ticaret sicili · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi'nce, davanın Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılması gerekirken ayrı bir «tüzel kişiliği» bulunan ... aleyhine açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kald …
Dosya kapsamında ilk derece mahkemesince Ticaret Sicil Müdürlüğü işleminin doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine de Bölge Adliye Mahkemesi'nce Ankara Ticaret Odasının davalı olarak gösterilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak «pasif husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Ticaret Kanununa göre, «ticaret sicil» işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak «ticaret sicili müdürlüğüne» bırakılmıştır.
Benzer bu karardaDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; «ihya» davalarında «ticaret sicil müdürlüğüne» «husumet» yöneltilmesi gerektiğini, huzurdaki dava, «ticaret sicilinden terkin» edilen bir şirketin «tüzel kişiliğinin» yeniden ihyası istemine ilişkin olup, işbu davanın «yasal hasım» konumunda bulunan Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gerektiğini, ilgili şirketin terkin işlemini yapan kurumun, davalı Oda değil; Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü olduğunu, ... ile Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü birbirinden farklı olan ve farklı «görevleri» yerine getiren iki farklı tüzel kişilik olduğunu, davalının esasına ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmayacağını, zira, davanın esasına ilişkin konu Antalya Tica …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanca işbu «ihya» davasında «husumetin» Antalya Ticaret ve Sanayi Odasına ve ihyası istenilen şirkete yönetildiği ancak davalı Kurum'un ihya talebi bakımından «pasif husumeti» bulunmadığı, davalı şirketin ise taraf «ehliyeti» olmadığı gerekçesiyle davanın davalı Kurum bakımından pasif husumet, davalı şirket bakımından ise taraf ehliyeti yokluğundan «usulden reddine» karar verilmiştir.
6098 sayılı Kanuna göre, «ticaret sicil» işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak «ticaret sicili müdürlüğüne» bırakılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · taraf ehliyeti · usulden reddi
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurum tarafından davalı şirket aleyhine dava açıldığını, yargılama sürecinde davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» olduğunun tespit edilmesi üzerine davanın görüldüğü Mahkemece müvekkiline davalı «şirketin ihyası» için dava açmak üzere «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek davalı şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; «ihya» davalarında «ticaret sicil müdürlüğüne» «husumet» yöneltilmesi gerektiğini, huzurdaki dava, «ticaret sicilinden terkin» edilen bir şirketin «tüzel kişiliğinin» yeniden ihyası istemine ilişkin olup, işbu davanın «yasal hasım» konumunda bulunan Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gerektiğini, ilgili şirketin terkin işlemini yapan kurumun, davalı Oda değil; Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü olduğunu, ... ile Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü birbirinden farklı olan ve farklı «görevleri» yerine getiren iki farklı tüzel kişilik olduğunu, davalının esasına ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmayacağını, zira, davanın esasına ilişkin konu Antalya Tica …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanca işbu «ihya» davasında «husumetin» Antalya Ticaret ve Sanayi Odasına ve ihyası istenilen şirkete yönetildiği ancak davalı Kurum'un ihya talebi bakımından «pasif husumeti» bulunmadığı, davalı şirketin ise taraf «ehliyeti» olmadığı gerekçesiyle davanın davalı Kurum bakımından pasif husumet, davalı şirket bakımından ise taraf ehliyeti yokluğundan «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10533 E. 2012/17642 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderlerinden sorumluluk · yasal hasım · yargılama giderleri · ihya · tenfiz · yargılama gideri · ek tasfiye · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu olan ve «ihyası» talep edilen şirketin davacıya Uluslararası Ticaret Odası’nın Tahkim Kararları ve bu kararlara ilişkin «tenfiz» kararları uyarınca borçlu olduğu, bu borcun «tasfiye» dışı kaldığının sabit olduğu, bu alacaktan haberdar iken tasfiye işlemlerinin yapılmasının doğru olmadığı, alacağın tahsili için açılacak davalarda taraf teşkilinin sağlanabilmesi açısından davanın kabulü ile şirketin ihyasına ve «yargılama giderlerinin» davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava Anonim Şirketin İhyasına ilişkin olup, davalı ...'nun davada «yasal hasım» olması «sebebi» ile «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması doğru görülmeyip hükmün bu nedenle davalı ... yararına bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönden davalı ... yararına düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/5291 E. , 2019/1929 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27/03/2017 tarih ve 2016/255 E. - 2017/220 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 16/10/2017 tarih ve 2017/783-2017/668 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, NC Grup İnşaat Temizlik Peyzaj Gıda Bilgi İşlem Danışmanlık Teknik ve Sosyal Hizmetler Limited Şirketi'nin paylarını , Ankara 24. Noterliği'nin 04.03.2016 tarih ve 6824 yevmiye nolu "Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi" ile devir aldığını, yapılan devir işleminden sonra genel kurulda 04.03.2016 tarihinde, 2016/03 kararı ile " hisse devri, müdür azli, müdür ataması " konulu kararın alındığı ve karar defterine işlendiğini, bu kararın ticaret siciline tescili için yaptığı başvurunun ise, ... tarafından 15.03.2016 tarih ve TSM - 160315-1/016854 sayılı kararı ile reddedildiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek TTK nun 34 . maddesi gereğince anılan kararın iptaline ve karar defterinde yazılı kararların sicile tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
İlk derece mahkemesince, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları ile Bu Toplantıda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkındaki Yönetmeliğin 21/1. Maddesi gereğince genel kurul toplantılarına katılacak vekilin vekaletnamesinde şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantı tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya ünvanı ile imzasının bulunmasının şart olduğu, bu bilgilerden her hangi birini içermeyen vekaletnamenin geçersiz olduğu, Ankara 24. Noterliğini 24.02.2016 tarihli ve 05995 numaralı düzenlenen genel vekaletnamede katılınacak genel kurul toplantı tarihi, pay adedi gibi özel bilgilerin yer almadığı, vekalet verenin aynı tarihli azilnamesiyle vekili azlettiği, bu nedenle Ticaret Sicil Müdürlüğü kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi'nce, davanın Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılması gerekirken ayrı bir tüzel kişiliği bulunan ... aleyhine açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dosya kapsamında ilk derece mahkemesince Ticaret Sicil Müdürlüğü işleminin doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine de Bölge Adliye Mahkemesi'nce Ankara Ticaret Odasının davalı olarak gösterilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak pasif husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Türk Ticaret Kanununa göre, ticaret sicil işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak ticaret sicili müdürlüğüne bırakılmıştır. Eğer bir yerde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odası mevcut değilse veya yeterli teşkilatı yoksa Ticaret sicili Ticaret Bakanlığınca belirlenecek başka bir oda büynesindeki ticaret sicili müdürlüğü tarafından tutulur (TTK m.
24/1; TSY m.5/1). Ayrıca ihtiyaç duyulması halinde odanın teklifi ve Bakanlığın onayı ile Ticaret sicili Müdürlüğüne bağlı şubeler açılabilir (TSYM. 5/4).
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelendiğinde, davacının amacı Ankara Ticaret sicil müdürlüğünü dava etmektir; davacı, davasını yanlış kuruluşa yönetmekle hasımda değil, temsilcide yanılmıştır. Bu yanlışlık düzeltilerek davaya Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı devam olunması veya HMK 124/3-4 maddesi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Ankara Ticaret Odasının hasım gösterildiğinden söz edilerek davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/504057200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz