Sigorta tazminatı | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7598 E. 2023/3450 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
atıfet mehli↗ ihtar tebliği↗ poliçe limiti↗ nakliyat emtia sigortası↗ eksper raporu↗ nakliyat sigortası↗ müterafik kusur↗ ibraname↗ gerçek zarar↗ rücuen tazminat↗ tazminat davası↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ dosya masrafı↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 26.12.2012 tarih, 2008/531 E. ve 2012/853 K. sayılı kararı ile sigortalı emtianın davalının yanlış yükleme yapması sırasında hasarladığı, söz konusu kablonun su altında kullanılacak olması kablonun hasarlanan kısımlarının ek yapılarak kullanılmasının mümkün olmaması nedeniyle davacının sigortalısından bu kabloları mevcut hali ile kullanmasını beklenemeyeceği, davacı ile sigortalısı arasında düzenlenen sigorta poliçesinde ödeme tarihindeki Akbank döviz satış kurlarının esas alınacağının belirtilmesi ve ödemenin de sözleşmeye göre yapılması nedeniyle davalının döviz kuruna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 67.793,26 TL'nin 16.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 20.12.2013 tarih, 2013/6073 E. ve 2013/23399 K. sayılı kararıyla ekspertiz raporu ile alınan bilirkişi ve ek raporlarındaki aynı konuda yapılan farklı değerlendirmeleri tartışan ve çelişkiyi gideren, sorumluluğu yeniden değerlendiren, bilirkişi raporunda yer alan ekspertiz raporundaki tespitlere aykırılıkları açıklayan, tarafların itirazlarını karşılayan bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi, yine hükme esas alındığı bildirildiği halde bilirkişi raporundan ayrılarak ekspertiz raporundaki değerlendirmeye göre karar verilmesinin gerekçesinin açıklanması, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davacı sigorta şirketiyle sigortalısı arasındaki sigorta poliçesindeki hükümlere göre döviz kurunun belirlenmesinin doğru olmadığı, ihtarın tebliğinden itibaren başlayan atıfet mehlinin sona erdiği tarihten sonraki gün davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı sigorta şirketi tarafından poliçe kapsamında sigortalı emtianın davalının yanlış yükleme yapması sırasında hasarlandığı, düşme sonrası kablonun silindirik yapısının bozulması nedeniyle mevcut haliyle veya hasarlı yerlerinden ek yapılarak tamir edilmek suretiyle kullanılmasının uygun olmadığı, dava dışı sigortalı Mass Kablo ... A.Ş.'nin gerçek zararının poliçe limiti dahilinde olmak üzere 40.767,73 USD olduğu, bu tutarın 28.03.2008 tarihli nakliyat sigortası ekspertiz raporunda ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da belirtilen tutar olduğu, söz konusu kablonun su altında kullanılacak olması kablonun hasarlanan kısımlarının ek yapılarak kullanılmasının mümkün olmaması nedeniyle davacının sigortalısından bu kabloları mevcut haliyle kullanmasının beklenemeyeceği, hasarlı kablonun yama yapılarak kullanılması ya da 3 eşit parçaya bölünerek kullanılması hususunda üretici firmaya karşı bir zorlamanın yapılamayacağı, deniz altında kullanılmak üzere üretimi yapılan kablonun yama yapılarak deniz altına serilmesinin ileride kabloda oluşacak bir dielektrik kırılma sonucu tekrar hasarlanmasına sebebiyet verebileceği ve onarımın maliyetinin bu sefer daha yüksek olacağı, bu anlamda abonman poliçesinin 6 ncı maddesindeki "kablo ve kablo üretiminde kullanılan bakır fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı hasar anında kablonun yeniden üretilme masrafları ikame değeri üzerinden tazmin edilecektir" düzenlemesi kapsamında LME bakır ve kurşun farkı olarak ilave 9.449,50 USD'lik tazminat talebinin de haklı olduğu, sonuç olarak (40.767,73 USD + 9.449,50 USD) 50.217,23 USD toplam tazminat talebinin haklı olduğu, davanın mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 1301 inci maddesine istinaden açılan rücuen tazminat davası olduğu, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davacı sigorta şirketiyle sigortalısı arasındaki sigorta poliçesindeki hükümlere göre döviz kuru belirlenmeyeceği, tazminat talebinde temerrüt tarihindeki döviz kurunun esas alındığı, davacı tarafından davalıya gönderilen 28.04.2008 tarihli ödeme ihtarı ile 50.217,23 USD'nin 10 gün içinde ödenmesinin istendiği, bu suretle, ihtarın tebliğinden itibaren başlayan atıfet mehlinin sona erdiği tarihten sonraki gün olan 26.05.2008 tarihinde davalının temerrüde düştüğü, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 62.696,21 TL'nin 26.05.2008 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; limanda düşerek dış ambalajı hasarlanan kablonun gerçekte davaya konu edildiği kadar hasarlanmadığını, Mahkemece buna ilişkin bilgi ve belgelerin incelenmediğini, Mahkemece davalı tarafından kabul edilmeyen teknik rapora göre karar verildiğini, hiçbir hukuki değerlendirme yapılmadığını, davalı şirkete ait limandan sadece dış ambalaj malzemesi hasarlı olarak çıkan kablonun bu denli kullanılamaz olduğu konusu belirsiz olduğunu, davacının bu hususu ispatlayamadığını, hasarlı kablonun müvekkil şirket tarafından değerlendirilmesine (satın alınması/kullanılmasına) ilişkin talepler, değerlendirmeye alınmadığını, hasarın, müvekkil şirket ya da bağımsız bir denetim firması tarafından yeniden tespitine yönelik taleplere rağmen, bu tespitin yaptırılmasına izin verilmediğini, maldaki hasar tespitinin tek taraflıdır olarak yapıldığını, davalının cevap ve itiraz hakkının engellendiğini, hasar bedelinin, malın hangi değeri esas alınarak belirlendiğinin belirsiz olduğunu, sigorta şirketi ve halefi olduğu firmanın zararın meydana gelmesinde, zararın artmasında ve böylece de müvekkilin durumunun ağırlaşmasında müterafik kusuru olduğunu, davacı sigorta şirketince müvekkil şirkete verilen atıfet süresi gereği, tazminata ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, Mahkemece dosyada mevcut bilirkişi raporlarından müvekkil şirket aleyhine olan rapor tercih edilerek hüküm tesisine gidildiğini, ancak bu raporun neden esas alındığı ve müvekkilin haklılığını gösterir diğer rapora neden dayanılmadığı açıklanmadığını, ilk rapor dışındaki raporlarda somut olayın özelliklerine değinilmediği gibi müvekkili şirketin savunmalarının da tartışılmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 1301 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6073 E. 2013/23399 K.
Ortak:atıfet mehli · ihtar tebliği · nakliyat emtia sigortası · eksper raporu · rücuen tazminat · tazminat davası · ihtar · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaBozma Kararı Dairemizin 20.12.2013 tarih, 2013/6073 E. ve 2013/23399 K. sayılı kararıyla «ekspertiz raporu» ile alınan bilirkişi ve ek raporlarındaki aynı konuda yapılan farklı değerlendirmeleri tartışan ve çelişkiyi gideren, sorumluluğu yeniden değerlendiren, bilirkişi raporunda yer alan ekspertiz raporundaki tespitlere aykırılıkları açıklayan, tarafların itirazlarını karşılayan «bilirkişi incelemesi» yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi, yine hükme esas alındığı bildirildiği halde bilirkişi raporundan ayrılarak ekspertiz raporundaki değerlendirmeye göre karar verilmesinin gerekçesinin açıklanması, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davacı sigorta şirketiyle sigortalısı arasındaki «sigorta poliçesindeki» hükümlere göre döviz kurunun belirlenmesinin doğru olmadığı, «ihtarın tebliğinden» itibaren başlayan «atıfet mehlinin» sona erdiği tarihten sonraki gün davalının «temerrüde» düştüğünün kabulü gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur.
A.Ş.'nin «gerçek zararının» «poliçe limiti» dahilinde olmak üzere 40.767,73 USD olduğu, bu tutarın 28.03.2008 tarihli «nakliyat sigortası» ekspertiz raporunda ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da belirtilen tutar olduğu, söz konusu kablonun su altında kullanılacak olması kablonun hasarlanan kısımlarının ek yapılarak kullanılmasının mümkün olmaması nedeniyle davacının sigortalısından bu kabloları mevcut haliyle kullanmasının beklenemeyeceği, hasarlı kablonun yama yapılarak kullanılması ya da 3 eşit parçaya bölünerek kullanılması hususunda üretici firmaya karşı bir zorlamanın yapılamayacağı, deniz altında kullanılmak üzere üretimi yapılan kablonun yama yapılarak deniz altına serilmesinin ileride kabloda oluşacak bir dielektrik kırılma sonucu tekrar hasarlanmasına sebebiyet verebileceği ve onarımın maliyetinin bu sefer daha yüksek olacağı, bu anlamda abonman poliçesinin 6 ncı maddesindeki "kablo ve kablo üretiminde kullanılan bakır fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı «hasar» anında kablonun yeniden üretilme «masrafları» ikame değeri üzerinden tazmin edilecektir" düzenlemesi kapsamında LME bakır ve kurşun farkı olarak ilave 9.449,50 USD'lik tazminat talebinin de haklı olduğu, sonuç olarak (40.767,73 USD + 9.449,50 USD) 50.217,23 USD toplam tazminat talebinin haklı olduğu, davanın mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 1301 inci maddesine istinaden açılan «rücuen tazminat davası» olduğu, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davacı sigorta şirketiyle sigortalısı arasındaki «sigorta poliçesindeki» hükümlere göre döviz kuru belirlenmeyeceği, tazminat talebinde «temerrüt» tarihindeki döviz kurunun esas alındığı, davacı tarafından davalıya gönderilen 28.04.2008 tarihli ödeme «ihtarı» ile 50.217,23 USD'nin 10 gün içinde ödenmesinin istendiği, bu suretle, «ihtarın tebliğinden» itibaren başlayan «atıfet mehlinin» sona erdiği tarihten sonraki gün olan 26.05.2008 tarihinde davalının temerrüde düştüğü, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 62.696,21 TL'nin 26.05.2008 tarihinde …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu suretle, «ihtarın tebliğinden» itibaren başlayan «atıfet mehlinin» sona erdiği tarihten sonraki gün davalının «temerrüde» düştüğünün kabulü gerekirken, hükmedilen tazminat miktarına davacının sigortalısına ödeme yaptığı 16/04/2008 tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
1- Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgi gerektirdiği kabul edilerek bilirkişi görüşüne başvurulmuş;..., Prof.
Bu itibarla; mahkemece, «ekspertiz raporu» ile alınan bilirkişi ve ek raporlarındaki aynı konuda yapılan farklı değerlendirmeleri tartışan ve çelişkiyi gideren, sorumluluğu yeniden değerlendiren, bilirkişi raporunda yer alan ekspertiz raporundaki tespitlere aykırılıkları açıklayan, tarafların itirazlarını karşılayan «bilirkişi incelemesi» yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi, yine hükme esas alındığı bildirildiği halde bilirkişi raporundan ayrılarak ekspertiz raporundaki değerlendirmeye gör …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sovtaj bedeli · sovtaj · ibraz
Benzer bu kararda… reddetmesinin haklı ve yerinde olduğu, tazminat bedeli olan 40.767,73 USD nin tahakkuk ve tahsil edilmesinin gerekli ve yerinde olduğu, bakır, lime kurşun farkının «sovtaj bedeli» içinde hesaba katılmış olması nedeniyle ayrıca hesaba katılmasına gerek olmadığı açıklanmıştır.
Dosyaya «ibraz» edilen ekspertiz raporunda; abonman poliçesinin 6. maddesinde kablo ve kablo üretiminde kullanılan bakır fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı «hasar» anında kablonun yeniden üretilme «masraflarının» ikame değeri üzerinden tazmin edileceğinin bildirildiği, böylece toplam lime bakır farkı ve lime kurşun farkı 9.449,50 USD olarak hesaplandığı ifade edilmiştir.
-
Marka hakkına tecavüzden tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1457 E. 2018/7070 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:garantörlük · marka hakkına tecavüz · ticari defter · fatura · taşıyan · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece davaya konu TSE markasını «taşıyan» kabloların davalı şirket tarafından üretildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı taraf, delil olarak davalının «ticari defter» ve kayıtlarına dayanmıştır.
Bu durumda davalı şirketin ilgili yıllara ilişkin «ticari defter» ve kayıtları ile basılı «fatura» koçanları ve varsa ürün katalogları getirtilerek davacı TSE’ye ait markanın davalıya ait ticari defter ve kayıtlarda kullanılıp kullanılmadığı ve davalının ...
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dosyaya sunulan kablonun ambalajında TSE «garanti» markasının kullanıldığı, ancak, söz konusu kablonun davalı tarafından üretildiğine veya pazarlandığına ilişkin bir delilin dosyaya sunulmadığı denetimi yapan ... ve ...
… zı cevabının beklenmesinden vazgeçildiği, ... kablo isimli ürünün davacı tarafından üretilerek satışa sunulduğu ve davalı tarafından kablo ürününde davacıya ait TSE «garanti» markasını izinsiz kullandığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5413 E. 2015/6414 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · ispat yükü · marka hakkına tecavüz · taşıyan · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsama göre; dava konusu ürünlerdeki «olumsuzlukların» sözleşme kapsamında kalması halinde «marka hakkına tecavüz» eyleminin oluşmayacağı, söz konusu kabloların sözleşmenin feshinden sonra üretildiğine dair dosyada yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «marka hakkına tecavüzün», «haksız rekabetin» önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davada «ispat yükü» davacıya yüklenerek dava dışı firmadan satın alınan ve üzerinde davacıya ait markayı «taşıyan» kablo emtiasının taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra üretildiğinin belirgin olmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bu nedenle, Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gözetildiğinde fesihten sonra satın alınan bu kabloların davalı tarafından sözleşmenin feshinden önce üretilen kablolar olduğu yolundaki savunmasını «ispat yükü» davalıya aittir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7598 E. , 2023/3450 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/947 Esas, 2021/161 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket nezdinde nakliyat emtia sigorta poliçesiyle sigortalı bulunan emtianın kamyon üzerinden iskeleye alınması sırasında yanlış elleçleme sebebiyle yere düşürüldüğünü ve hasarlandığını, davalı şirketin, emtianın hasarsız olarak tahliyesini sağlamakla yükümlü olması sebebiyle meydana gelen hasardan tamamıyla sorumlu olduğunu, hasarlanan emtia üzerinde yapılan ekspertiz incelemesi sonucu 50.217,23 USD'lik hasar tespit edildiğini ve bu miktarın 67.793,26 TL olarak 16.04.2008 tarihinde sigortalıya ibraname mukabili ödendiğini ileri sürerek 67.793,26 TL'nin ödeme tarihi olan 16.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; maldaki hasar tespitinin tek taraflı olarak yapıldığını davalının itiraz hakkının engellendiğini, tazminat talebine ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, fiili ödeme günü olan 16.04.2008'deki USD kurunun davacının talebinden farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 26.12.2012 tarih, 2008/531 E. ve 2012/853 K. sayılı kararı ile sigortalı emtianın davalının yanlış yükleme yapması sırasında hasarladığı, söz konusu kablonun su altında kullanılacak olması kablonun hasarlanan kısımlarının ek yapılarak kullanılmasının mümkün olmaması nedeniyle davacının sigortalısından bu kabloları mevcut hali ile kullanmasını beklenemeyeceği, davacı ile sigortalısı arasında düzenlenen sigorta poliçesinde ödeme tarihindeki Akbank döviz satış kurlarının esas alınacağının belirtilmesi ve ödemenin de sözleşmeye göre yapılması nedeniyle davalının döviz kuruna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 67.793,26 TL'nin 16.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 20.12.2013 tarih, 2013/6073 E. ve 2013/23399 K. sayılı kararıyla ekspertiz raporu ile alınan bilirkişi ve ek raporlarındaki aynı konuda yapılan farklı değerlendirmeleri tartışan ve çelişkiyi gideren, sorumluluğu yeniden değerlendiren, bilirkişi raporunda yer alan ekspertiz raporundaki tespitlere aykırılıkları açıklayan, tarafların itirazlarını karşılayan bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi, yine hükme esas alındığı bildirildiği halde bilirkişi raporundan ayrılarak ekspertiz raporundaki değerlendirmeye göre karar verilmesinin gerekçesinin açıklanması, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davacı sigorta şirketiyle sigortalısı arasındaki sigorta poliçesindeki hükümlere göre döviz kurunun belirlenmesinin doğru olmadığı, ihtarın tebliğinden itibaren başlayan atıfet mehlinin sona erdiği tarihten sonraki gün davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı sigorta şirketi tarafından poliçe kapsamında sigortalı emtianın davalının yanlış yükleme yapması sırasında hasarlandığı, düşme sonrası kablonun silindirik yapısının bozulması nedeniyle mevcut haliyle veya hasarlı yerlerinden ek yapılarak tamir edilmek suretiyle kullanılmasının uygun olmadığı, dava dışı sigortalı Mass Kablo ... A.Ş.'nin gerçek zararının poliçe limiti dahilinde olmak üzere 40.767,73 USD olduğu, bu tutarın 28.03.2008 tarihli nakliyat sigortası ekspertiz raporunda ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da belirtilen tutar olduğu, söz konusu kablonun su altında kullanılacak olması kablonun hasarlanan kısımlarının ek yapılarak kullanılmasının mümkün olmaması nedeniyle davacının sigortalısından bu kabloları mevcut haliyle kullanmasının beklenemeyeceği, hasarlı kablonun yama yapılarak kullanılması ya da 3 eşit parçaya bölünerek kullanılması hususunda üretici firmaya karşı bir zorlamanın yapılamayacağı, deniz altında kullanılmak üzere üretimi yapılan kablonun yama yapılarak deniz altına serilmesinin ileride kabloda oluşacak bir dielektrik kırılma sonucu tekrar hasarlanmasına sebebiyet verebileceği ve onarımın maliyetinin bu sefer daha yüksek olacağı, bu anlamda abonman poliçesinin 6 ncı maddesindeki "kablo ve kablo üretiminde kullanılan bakır fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı hasar anında kablonun yeniden üretilme masrafları ikame değeri üzerinden tazmin edilecektir" düzenlemesi kapsamında LME bakır ve kurşun farkı olarak ilave 9.449,50 USD'lik tazminat talebinin de haklı olduğu, sonuç olarak (40.767,73 USD + 9.449,50 USD) 50.217,23 USD toplam tazminat talebinin haklı olduğu, davanın mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 1301 inci maddesine istinaden açılan rücuen tazminat davası olduğu, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davacı sigorta şirketiyle sigortalısı arasındaki sigorta poliçesindeki hükümlere göre döviz kuru belirlenmeyeceği, tazminat talebinde temerrüt tarihindeki döviz kurunun esas alındığı, davacı tarafından davalıya gönderilen 28.04.2008 tarihli ödeme ihtarı ile 50.217,23 USD'nin 10 gün içinde ödenmesinin istendiği, bu suretle, ihtarın tebliğinden itibaren başlayan atıfet mehlinin sona erdiği tarihten sonraki gün olan 26.05.2008 tarihinde davalının temerrüde düştüğü, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 62.696,21 TL'nin 26.05.2008 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; limanda düşerek dış ambalajı hasarlanan kablonun gerçekte davaya konu edildiği kadar hasarlanmadığını, Mahkemece buna ilişkin bilgi ve belgelerin incelenmediğini, Mahkemece davalı tarafından kabul edilmeyen teknik rapora göre karar verildiğini, hiçbir hukuki değerlendirme yapılmadığını, davalı şirkete ait limandan sadece dış ambalaj malzemesi hasarlı olarak çıkan kablonun bu denli kullanılamaz olduğu konusu belirsiz olduğunu, davacının bu hususu ispatlayamadığını, hasarlı kablonun müvekkil şirket tarafından değerlendirilmesine (satın alınması/kullanılmasına) ilişkin talepler, değerlendirmeye alınmadığını, hasarın, müvekkil şirket ya da bağımsız bir denetim firması tarafından yeniden tespitine yönelik taleplere rağmen, bu tespitin yaptırılmasına izin verilmediğini, maldaki hasar tespitinin tek taraflıdır olarak yapıldığını, davalının cevap ve itiraz hakkının engellendiğini, hasar bedelinin, malın hangi değeri esas alınarak belirlendiğinin belirsiz olduğunu, sigorta şirketi ve halefi olduğu firmanın zararın meydana gelmesinde, zararın artmasında ve böylece de müvekkilin durumunun ağırlaşmasında müterafik kusuru olduğunu, davacı sigorta şirketince müvekkil şirkete verilen atıfet süresi gereği, tazminata ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, Mahkemece dosyada mevcut bilirkişi raporlarından müvekkil şirket aleyhine olan rapor tercih edilerek hüküm tesisine gidildiğini, ancak bu raporun neden esas alındığı ve müvekkilin haklılığını gösterir diğer rapora neden dayanılmadığı açıklanmadığını, ilk rapor dışındaki raporlarda somut olayın özelliklerine değinilmediği gibi müvekkili şirketin savunmalarının da tartışılmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 1301 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111483600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz