6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sigorta poliçesine dayalı tazminat | İtirazın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8731 E. 2023/3007 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekalet ilişkisi nakliyat emtia sigortası özel dava şartı istinaf başvurusunun reddi halefiyet rücu hakkı ibraname taşıyıcının sorumluluğu alacağın temliki aktif dava ehliyeti ibra münhasırlık sigorta sözleşmesi rücuen tazminat dava şartı yokluğu icra takibine itiraz taşıma sözleşmesi rücu muvafakat tüzel kişilik temlik taraf ehliyeti taşıyıcı usulden reddi ticaret sicili geçersizlik iflas icra inkar tazminatı inkar tazminatı yetkisizlik kararı ilk derece kararının kaldırılması sigorta poliçesi kusur cy/cy kaydı hasar eksik inceleme ibraz teminat temsil istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 67 · HMK · TTK — TTK 1472

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI :2019/519 E., 2021/103 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili nezdinde Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan emtianın, davalı tarafından Ankara'dan Antalya'ya taşınması sırasında nakliye aracının devrilmesi sonucu hasara uğradığını, hasar nedeniyle dava dışı sigortalı Piro Enerji Üretim A.Ş.'ye 18.10.2017 tarihinde 302.904,00 TL ödeme yapıldığını, hasardan davalı taşıyıcının sorumlu olduğunu, sigortalıya ödenen bedelin davalı taşıyıcıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, dava dışı Piro Enerji Üretim A.Ş. ile yaptığı “Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi” sözleşmesinde, sevkiyatın bir tüzel kişi ile yapılması veya sevkiyatın hukuken geçerli bir yazılı taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması gerektiğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin tüzel kişiliğinin olmadığını, müvekkili ile dava dışı sigortalı arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, bu nedenle sigorta sözleşmesinin özel şartlarının gerçekleşmediğini, talep edilen hasarın poliçe kapsamında olmadığını, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, emtianın yüklemesinin müvekkili tarafından yapılmadığını, beton köşk ve beton trafo merkezinin yükleme hatası nedeniyle devrildiğini, araç şoförü kusurlu olmadığından müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, hasar miktarının hatalı olarak tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Piro Enerji Üretim A.Ş.'ye ait emtianın davalı tarafından taşınması sırasında hasarlandığı, bu haksız eylemden ötürü dava dışı Piro Enerji Üretim A.Ş.'nin sözlü taşıma sözleşmesine dayalı olarak davalıdan hak talebi mümkün olmakla birlikte, davacı ... yönünden ayrıca değerlendirilme yapılması gerektiği, eldeki davada, aktif dava ehliyetinin varlığının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1472 nci maddesi kapsamında halefiyet sonucunu doğuracak bir ödeme yapılmasına bağlı olduğu, davacı ile sigortalı arasında düzenlenen poliçenin özel şartlarında "Teminat, taşımayı yapan nakliyecinin bir tüzel kişilik olması ve sevkiyatın hukuken geçerli yazılı bir taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması kaydı ile geçerlidir. Aksi halde teminat geçersiz sayılacaktır." düzenlemesinin bulunduğu, davalının 'tüzel kişi' olmadığı ve sevkiyatın hukuken geçerli 'yazılı' taşıma sözleşmesi ile yapılmadığı, poliçedeki özel şartın yokluğunun, teminatı geçersiz kılacağı, diğer taraftan davacı tarafça dava dışı sigortalı tarafından düzenlenmiş bir temlikname de sunulmadığı, bu durumda, davacının aktif dava ehliyeti bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve delil dilekçesi ekinde dava dışı sigortalı tarafından düzenlenen temliknamenin-ibranamenin sunulmuş olmasına rağmen mahkemece bu belge nazara alınmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verildiğini, sigorta poliçesinin geçerli olduğu bir dönemde meydana gelen hasar ile ilgili dava dışı sigortalıya ödeme yapan müvekkili bakımından halefiyet şartlarının oluştuğunu ayrıca alacağın temliki hükümleri kapsamında da rücu hakkının bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen nakliyat emtia sigorta poliçesinde teminatın, taşımayı yapan nakliyecinin bir tüzel kişilik olması ve sevkiyatın hukuken geçerli yazılı bir taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması kaydı ile geçerli olacağı, aksi halde teminatın geçersiz sayılacağının düzenlendiği, davalı taşıyıcının tüzel kişiliğinin bulunmaması ve dava dışı sigortalı ile davalı taşıyıcı arasında yazılı bir taşıma sözleşmesi bulunmaması karşısında poliçe teminatında olmayan hasar bedelini dava dışı sigortalısına ödeyen davacı ... şirketinin ödediği bedeli 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesine dayalı olarak davalı taşıyıcıdan talep edemeyeceği, dosyaya ibraz edilen ibranameyi imzalayan ...'un, 13.10.2017 tarihi olan ibraname imza tarihinde dava dışı sigortalı şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili olmadığının, www.ticaretsicil....tr adresinden temin edilen ticaret sicil gazetesi örneklerinden anlaşıldığı, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplere ilaveten hasar ödemesinin vekalet ilişkisine istinaden yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, dava dışı sigortalı şirkete müzekkere yazılmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı olarak davacı sigortacı tarafından dava dışı sigortalısına ödenen tazminat tutarının davalı taşıyıcıdan rücuan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi,

3. Değerlendirme

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Dava, sigorta poliçesinden kaynaklı rücuen tazminat talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davalının "tüzel kişi" olmadığı ve sevkiyatın hukuken geçerli "yazılı" taşıma sözleşmesi ile yapılmadığı, poliçedeki özel şartın yokluğunun, teminatı geçersiz kılacağı, diğer taraftan davacı tarafça dava dışı sigortalı tarafından düzenlenmiş bir temlikname de sunulmadığı, bu durumda, davacının aktif dava ehliyeti bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince ise yeni bir gerekçeyle dosyaya ibraz edilen ibranameyi imzalayan ...'un dava dışı sigortalı şirketi tek başına temsile yetkili olmadığı, bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 7251 sayılı Kanun ile değişik 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b.3) bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

6100 sayılı Kanun'un karar tarihinde yürürlükte olan 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b.3) bendi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmadığının ve kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediğinin anlaşılması halinde istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekir. Başka bir anlatımla, yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde ve bu hale münhasır olarak başvurunun esastan reddine karar verilmesi gereklidir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda da açıklandığı üzere yargılamada eksiklik görülerek dava konusu uyuşmazlık üzerinde yeniden bir inceleme yapılarak farklı gerekçeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi durumunda 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b.3) bendi gereğince esastan yeni bir karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, ilk derece mahkemesinin kararından tamamen farklı gerekçeye dayalı ve yargılama eksikliğinin giderildiğine değinilirken, diğer yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki oluşacağı açık olup bu gibi bir durum ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil eder niteliktedir. 22.07.2020 tarih 7251 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesiyle değişik 6100 sayılı Kanun'un 356 ncı maddesine eklenen ve yayım tarihinde yürürlüğe giren ikinci fıkra da yukarıda belirtilen hallerden farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirir nitelikte değildir. Nitekim, bilindiği ve 6100 sayılı Kanun'un 354 üncü maddesinde ve özellikle bu maddenin gerekçesinde değinildiği üzere, Bölge Adliye Mahkemelerince yapılacak incelemenin biri denetim açısından, diğeri ise dava konusu uyuşmazlık bakımından olmak üzere iki yönü bulunmaktadır. Ayrıntıya girilmeden ifade edilecek olursa, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu uyuşmazlık üzerinde yeniden bir inceleme yapılması halinde, 356 ncı maddenin ikinci fıkrasında değinilen ve verilmesi öngörülen gerekli karar, “yeniden esas hakkında bir karar” olmak durumundadır. Tüm bu nedenlerle, 6100 sayılı Kanun'un 356 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.

3. Kabule göre de her ne kadar ticaret sicil gazetesindeki 07.12.2006 tarihli 21801 sayılı kararına göre temlikname veren ...'un tek başına temsile yetkili olmadığı anlaşılmış ise de davacı vekili temyiz dilekçesinde vekalet ilişkisi uyarınca ödeme ve temlikname düzenlendiğini iddia ettiğine göre dava dışı sigortalı Piro Enerji Üretim A.Ş.'nin temlikname ve ibraya muvafakatı olup olmadığı, ...'un bu yetkileri içeren vekaletnamesi bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın sırf temsil yetkisine istinaden karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6020 E. 2023/6894 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14511 E. 2018/5674 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/8731 E.  ,  2023/3007 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/968 Esas, 2021/1051 Karar

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/519 E., 2021/103 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili nezdinde Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan emtianın, davalı tarafından Ankara'dan Antalya'ya taşınması sırasında nakliye aracının devrilmesi sonucu hasara uğradığını, hasar nedeniyle dava dışı sigortalı Piro Enerji Üretim A.Ş.'ye 18.10.2017 tarihinde 302.904,00 TL ödeme yapıldığını, hasardan davalı taşıyıcının sorumlu olduğunu, sigortalıya ödenen bedelin davalı taşıyıcıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, dava dışı Piro Enerji Üretim A.Ş. ile yaptığı “Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi” sözleşmesinde, sevkiyatın bir tüzel kişi ile yapılması veya sevkiyatın hukuken geçerli bir yazılı taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması gerektiğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin tüzel kişiliğinin olmadığını, müvekkili ile dava dışı sigortalı arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, bu nedenle sigorta sözleşmesinin özel şartlarının gerçekleşmediğini, talep edilen hasarın poliçe kapsamında olmadığını, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, emtianın yüklemesinin müvekkili tarafından yapılmadığını, beton köşk ve beton trafo merkezinin yükleme hatası nedeniyle devrildiğini, araç şoförü kusurlu olmadığından müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, hasar miktarının hatalı olarak tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Piro Enerji Üretim A.Ş.'ye ait emtianın davalı tarafından taşınması sırasında hasarlandığı, bu haksız eylemden ötürü dava dışı Piro Enerji Üretim A.Ş.'nin sözlü taşıma sözleşmesine dayalı olarak davalıdan hak talebi mümkün olmakla birlikte, davacı ... yönünden ayrıca değerlendirilme yapılması gerektiği, eldeki davada, aktif dava ehliyetinin varlığının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1472 nci maddesi kapsamında halefiyet sonucunu doğuracak bir ödeme yapılmasına bağlı olduğu, davacı ile sigortalı arasında düzenlenen poliçenin özel şartlarında "Teminat, taşımayı yapan nakliyecinin bir tüzel kişilik olması ve sevkiyatın hukuken geçerli yazılı bir taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması kaydı ile geçerlidir.

Aksi halde teminat geçersiz sayılacaktır." düzenlemesinin bulunduğu, davalının 'tüzel kişi' olmadığı ve sevkiyatın hukuken geçerli 'yazılı' taşıma sözleşmesi ile yapılmadığı, poliçedeki özel şartın yokluğunun, teminatı geçersiz kılacağı, diğer taraftan davacı tarafça dava dışı sigortalı tarafından düzenlenmiş bir temlikname de sunulmadığı, bu durumda, davacının aktif dava ehliyeti bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve delil dilekçesi ekinde dava dışı sigortalı tarafından düzenlenen temliknamenin-ibranamenin sunulmuş olmasına rağmen mahkemece bu belge nazara alınmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verildiğini, sigorta poliçesinin geçerli olduğu bir dönemde meydana gelen hasar ile ilgili dava dışı sigortalıya ödeme yapan müvekkili bakımından halefiyet şartlarının oluştuğunu ayrıca alacağın temliki hükümleri kapsamında da rücu hakkının bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen nakliyat emtia sigorta poliçesinde teminatın, taşımayı yapan nakliyecinin bir tüzel kişilik olması ve sevkiyatın hukuken geçerli yazılı bir taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması kaydı ile geçerli olacağı, aksi halde teminatın geçersiz sayılacağının düzenlendiği, davalı taşıyıcının tüzel kişiliğinin bulunmaması ve dava dışı sigortalı ile davalı taşıyıcı arasında yazılı bir taşıma sözleşmesi bulunmaması karşısında poliçe teminatında olmayan hasar bedelini dava dışı sigortalısına ödeyen davacı ... şirketinin ödediği bedeli 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesine dayalı olarak davalı taşıyıcıdan talep edemeyeceği, dosyaya ibraz edilen ibranameyi imzalayan ...'un, 13.10.2017 tarihi olan ibraname imza tarihinde dava dışı sigortalı şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili olmadığının, www.ticaretsicil....tr adresinden temin edilen ticaret sicil gazetesi örneklerinden anlaşıldığı, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplere ilaveten hasar ödemesinin vekalet ilişkisine istinaden yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, dava dışı sigortalı şirkete müzekkere yazılmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı olarak davacı sigortacı tarafından dava dışı sigortalısına ödenen tazminat tutarının davalı taşıyıcıdan rücuan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi,

3. Değerlendirme

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Dava, sigorta poliçesinden kaynaklı rücuen tazminat talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davalının "tüzel kişi" olmadığı ve sevkiyatın hukuken geçerli "yazılı" taşıma sözleşmesi ile yapılmadığı, poliçedeki özel şartın yokluğunun, teminatı geçersiz kılacağı, diğer taraftan davacı tarafça dava dışı sigortalı tarafından düzenlenmiş bir temlikname de sunulmadığı, bu durumda, davacının aktif dava ehliyeti bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince ise yeni bir gerekçeyle dosyaya ibraz edilen ibranameyi imzalayan ...'un dava dışı sigortalı şirketi tek başına temsile yetkili olmadığı, bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 7251 sayılı Kanun ile değişik 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b.3) bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

6100 sayılı Kanun'un karar tarihinde yürürlükte olan 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b.3) bendi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmadığının ve kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediğinin anlaşılması halinde istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekir. Başka bir anlatımla, yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde ve bu hale münhasır olarak başvurunun esastan reddine karar verilmesi gereklidir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda da açıklandığı üzere yargılamada eksiklik görülerek dava konusu uyuşmazlık üzerinde yeniden bir inceleme yapılarak farklı gerekçeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi durumunda 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b.3) bendi gereğince esastan yeni bir karar verilmesi gerekmektedir.

Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, ilk derece mahkemesinin kararından tamamen farklı gerekçeye dayalı ve yargılama eksikliğinin giderildiğine değinilirken, diğer yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki oluşacağı açık olup bu gibi bir durum ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil eder niteliktedir.

22. 07.2020 tarih 7251 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesiyle değişik 6100 sayılı Kanun'un 356 ncı maddesine eklenen ve yayım tarihinde yürürlüğe giren ikinci fıkra da yukarıda belirtilen hallerden farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirir nitelikte değildir. Nitekim, bilindiği ve 6100 sayılı Kanun'un 354 üncü maddesinde ve özellikle bu maddenin gerekçesinde değinildiği üzere, Bölge Adliye Mahkemelerince yapılacak incelemenin biri denetim açısından, diğeri ise dava konusu uyuşmazlık bakımından olmak üzere iki yönü bulunmaktadır. Ayrıntıya girilmeden ifade edilecek olursa, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu uyuşmazlık üzerinde yeniden bir inceleme yapılması halinde, 356 ncı maddenin ikinci fıkrasında değinilen ve verilmesi öngörülen gerekli karar, “yeniden esas hakkında bir karar” olmak durumundadır.

Tüm bu nedenlerle, 6100 sayılı Kanun'un 356 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.

3. Kabule göre de her ne kadar ticaret sicil gazetesindeki 07.12.2006 tarihli 21801 sayılı kararına göre temlikname veren ...'un tek başına temsile yetkili olmadığı anlaşılmış ise de davacı vekili temyiz dilekçesinde vekalet ilişkisi uyarınca ödeme ve temlikname düzenlendiğini iddia ettiğine göre dava dışı sigortalı Piro Enerji Üretim A.Ş.'nin temlikname ve ibraya muvafakatı olup olmadığı, ...'un bu yetkileri içeren vekaletnamesi bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın sırf temsil yetkisine istinaden karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111304900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.