YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8672 E. 2023/2789 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sicilden terkin↗ iptal davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ ortalama tüketici↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ terkin↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/478 E., 2019/369 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı TPMK vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; TPMK nezdinde müvekkili şirket adına tescilli "CEP", "CEPTE", "CEP SERVICE" ibareli birçok tanınmış markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise 15.02.2017 tarihinde 2017/13579 numaralı "serviscepte aradığım servis cebimde+şekil" ibareli markanın 38 ve 42 inci sınıflarda adına tescili başvurusunda bulunduğunu, markanın yayınlanmasına karar verildiğini, marka yayınına ve YİDK kararına 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi kapsamında yapılan itirazların davalı Kurum tarafından taraf markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, kötü niyet ve tanınmışlık şartlarının da gerçekleşmediği gerekçesiyle nihai olarak reddedildiğini, ancak alınan YİDK kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı markasının müvekkillerinin "cep" ve "cepte" ibareli seri markaları ile aynı işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimi yarattığını, başvuru sahibinin müvekkillerine ait "cep" ve "cepte" markalarının kullanımı, tanınmışlığından faydalanarak haksız yarar elde etmek istediğini, başvurunun kötü niyet taşıması nedeniyle tüm mal ve sınıflar açısından hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek TPMK YİDK'in 12.10.2018 tarih ve 2018-M-8603 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, "cep" ibaresinin taraf markalarının mal ve hizmetleri bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davalı kişinin yaptığı farklılıklarla ayırt ediciliğin sağlandığını, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesi sunmamış, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/13579 sayılı davalı markasının 38 inci ve 42 inci sınıfta tescili talep edilen bütün hizmetleri açısından, davacı yana ait davaya mesnet markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, 2017/13579 sayılı davalı markası açısından, aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası şartlarının oluşmadığı, davacının, davalı markasının kötü niyetli tescil talebine konu olduğu yönünde ispata elverişli delil sunmadığı, 2017/13579 sayılı davalı markası tescil edilmediğinden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, dava konusu 2018/M-8603 sayılı YİDK kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK'in 12.10.2018 tarih ve 2018/M-8603 sayılı kararının iptaline, davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük ve sicilden terkin konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TPMK vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal farklılıklar olduğunu, bu farklılıklar gözetildiğinde markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, cep ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, müvekkili ile davacı tarafın her ne kadar tabi olduğu hizmet sınıfları aynı olsa da son tüketici nezdinde markaların birbirinden ayırt edilebildiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itirazına mesnet markalarının "CEP" ve "CEPTE" esas ibarelerinden oluştuğu, davacı markalarının tamamının "CEP" ibaresi etrafında oluşturulmuş seri markalar olduğu, dava konusu davalı markasının ise "serviscepte aradığım servis cebimde" ibaresinden oluştuğu, markalarda ortak olarak yer alan "cep" kelimesinin, günümüzde cep telefonu olarak algılandığı ve başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin cep telefonu ile yapıldığını ifade etmek için kullanıldığı, bu haliyle, "cep" kelimesinin zayıf ayırt edici niteliği ve dava konusu başvurunun biçim, düzenleme ve tertip tarzı da gözetildiğinde davacının itirazına mesnet markalarla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin ortalama tüketicileri üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de dahil benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davalının başvurusundaki şekil ve farklılıklarla yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusuna konu "serviscepte aradığım servis cebimde" ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı adına 2002/08806 numaralı markanın da tescilli olduğunu, İlk Derece Mahkemesince alınan raporun yerinde olduğunu, alınan raporda taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun belirtildiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafın "serviscepte aradığım servis cebimde" ibareli başvurusunun, davacının itirazına mesnet "CEP" ve "CEPTE" esas ibareli markaları karşısında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi bağlamında tescil engeli ile karşılaşıp karşılaşmayacağı, tarafların markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4472 E. 2022/8241 K.
Ortak:sicilden terkin · kaldırma ve yeniden hüküm · ortalama tüketici · terkin · ayırt edicilik · iltibas · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… rzı da gözetildiğinde davacının itirazına mesnet markalarla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin «ortalama tüketicileri» üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» benzerlik ve «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, davalının başvurusundaki şekil ve farklılıklarla yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusuna konu "serviscepte aradığım servis cebimde" ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ta tescili talep edilen bütün hizmetleri açısından, davacı yana ait davaya mesnet markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, 2017/13579 sayılı davalı markası açısından, aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası şartlarının oluşmadığı, davacının, davalı markasının kötü niyetli tescil talebine konu olduğu yönünde ispata elverişli delil sunmadığı, 2017/13579 sayılı davalı markası tescil edilmediğinden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, dava konusu 2018/M-8603 sayılı YİDK kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK'in 12.10.2018 tarih ve 2018/M-8603 sayılı kararının «iptaline, davaya» konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük ve «sicilden terkin» konusunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, "cep" ibaresinin taraf markalarının mal ve hizmetleri bakımından «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu, davalı kişinin yaptığı farklılıklarla ayırt ediciliğin sağlandığını, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… tüm dosya kapsamına göre; davalının "servisimcepte.com+şekil" ibareli başvuru markasıyla davacının "CEP" ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sescil olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının "servisimcepte.com+şekil" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden bunun davacının "CEP" ibare ve biçimli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, başvuruya konu olan markanın kapsamındaki hizmetler ile davacının yukarıda belirtilen markalarının kapsamındaki hizmetler bakımından her iki markanın işletmesel kökenlerinin aynı olduğu, idari ve ekonomik açıdan birbirleriyle bağlantılı olabileceği ihtimali doğacağı, bu açıdan 556 sayılı KHK'nın 8/1.maddesindeki koşulların oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu 24.03.2017 tarihli ve 2017/M-2028 sayılı TürkPatent YİDK kararının iptaline, 2015/94276 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve «sicilden terkin» edilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce, tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; davacının itirazına mesnet markalarının "CEP" esas ibarelerinden oluştuğu, davacı markalarının tamamının "CEP" ibaresi etrafında oluşturulmuş seri markalar olduğu, dava konusu davalı markasının ise “servisimcepte.com+şekil” ibaresinden oluştuğu, davalının başvurusundaki şekil ve farklılıklarla yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusuna konu “servisimcepte.com+şekil” ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla davalının başvurusuna konu ibare ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» bulunmadığı gerekçesi ile, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın re …
… ibaresinin şekil ve farklılıkları itibariyle yeterli ayırtedicilik sağladığı, dolayısıyla taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi hükmü anlamında «iltibas» bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf incelemesi
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce, tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; davacının itirazına mesnet markalarının "CEP" esas ibarelerinden oluştuğu, davacı markalarının tamamının "CEP" ibaresi etrafında oluşturulmuş seri markalar olduğu, dava konusu davalı markasının ise “servisimcepte.com+şekil” ibaresinden oluştuğu, davalının başvurusundaki şekil ve farklılıklarla yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusuna konu “servisimcepte.com+şekil” ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla davalının başvurusuna konu ibare ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» bulunmadığı gerekçesi ile, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın re …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4477 E. 2024/1977 K.
Ortak:sicilden terkin · kaldırma ve yeniden hüküm · kötü niyet · ortalama tüketici · terkin · ayırt edicilik · iltibas
İncelediğiniz kararda… rzı da gözetildiğinde davacının itirazına mesnet markalarla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin «ortalama tüketicileri» üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» benzerlik ve «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, davalının başvurusundaki şekil ve farklılıklarla yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusuna konu "serviscepte aradığım servis cebimde" ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
… ta tescili talep edilen bütün hizmetleri açısından, davacı yana ait davaya mesnet markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, 2017/13579 sayılı davalı markası açısından, aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası şartlarının oluşmadığı, davacının, davalı markasının kötü niyetli tescil talebine konu olduğu yönünde ispata elverişli delil sunmadığı, 2017/13579 sayılı davalı markası tescil edilmediğinden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, dava konusu 2018/M-8603 sayılı YİDK kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK'in 12.10.2018 tarih ve 2018/M-8603 sayılı kararının «iptaline, davaya» konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük ve «sicilden terkin» konusunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, "cep" ibaresinin taraf markalarının mal ve hizmetleri bakımından «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu, davalı kişinin yaptığı farklılıklarla ayırt ediciliğin sağlandığını, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… 9/35 K. sayılı kararıyla; davalının "servisimcepte.com+şekil" ibareli başvuru markasıyla davacının "CEP" ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sescil olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının "servisimcepte.com+şekil" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden bunun davacının "CEP" ibare ve biçimli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, başvuruya konu olan markanın kapsamındaki hizmetler ile davacının yukarıda belirtilen markalarının kapsamındaki hizmetler bakımından her iki markanın işletmesel kökenlerinin aynı olduğu, idari ve ekonomik açıdan birbirleriyle bağlantılı olabileceği ihtimali doğacağı, bu açıdan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu YİDK kararının iptaline, 2015/94276 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve «sicilden terkin» edilmesine karar verilmiştir.
… muş seri markalar olduğu, dava konusu davalı markasının ise “servisimcepte.com+şekil” ibaresinden oluştuğu, davalının başvurusundaki şekil ve farklılıklarla yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusuna konu “servisimcepte.com+şekil” ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla davalının başvurusuna konu ibare ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasındaki anlamında «iltibas» bulunmadığı gerekçesi ile, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın re …
Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "servisimcepte.com" ibareli başvuruyla davacının itiraza mesnet "CEPSERVICE" markası karşılaştırılmış ve taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kazanılmış hak
Benzer bu karardaTemyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurumu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1767 E. 2023/5505 K.
Ortak:kaldırma ve yeniden hüküm · kötü niyet · ortalama tüketici · ayırt edicilik · dahili dava · iltibas
İncelediğiniz kararda… rzı da gözetildiğinde davacının itirazına mesnet markalarla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin «ortalama tüketicileri» üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» benzerlik ve «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, davalının başvurusundaki şekil ve farklılıklarla yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusuna konu "serviscepte aradığım servis cebimde" ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, "cep" ibaresinin taraf markalarının mal ve hizmetleri bakımından «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu, davalı kişinin yaptığı farklılıklarla ayırt ediciliğin sağlandığını, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal farklılıklar olduğunu, bu farklılıklar gözetildiğinde markalar arasında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… ının davalı Kurum nezdindeki itirazına mesnet "CEP" asıl unsurlu markalar arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının da somut olayda bulunmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği, diğer taraftan davacının, dava konusu başvuruya davalı Kurum nezdinde yaptığı itirazında 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı "İş Yerim Cebimde", "Ofisim Cebimde" ibareli markalarına dayanmadığından davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden anılan markaların İlk Derece Mahkemesince iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacının istinaf dilekçesinde bahsi geçen 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı "İş Yerim Cebimde", "Ofisim Cebimde" ibareli markalarına, dava dilekçesinde dayanmamakla birlikte davalı şirketin cevap dilekçesine karşı sunduğu cevaba cevap dilekçesinde, anılan markaları ile dava konusu marka arasında iltibas bulunduğunu ileri sürdüğü, davacının cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 141 inci maddesi uyarınca «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmadığından 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı markaların davadaki hükümsüzlük talebi bakımından iltibas değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları yönünden bir inceleme yapılmadığı gibi Mahkemece de anılan markalar yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından davacının bahsi geçen markalarının davadaki hükümsüzlük talebi bakımından değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih, ve 2014/11-696 E. ve 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, dava konusu markanın tescil kapsamında 9,35,38,41 ve 42 sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin bulunduğu, davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları kapsamında da 9,35,38 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, buna göre bahsi geçen davacı markaları ile dava konusu marka arasında 9,35,38 ve 42. sınıfta yer alan bir kısım mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markalarının "İş Yerim Cebimde" ve "Ofisim Cebimde" ibarelerinden, dava konusu markasının ise "İş Cebim" ibaresinden oluştuğu, markalarda ortak olarak yer alan "cep" kelimesinin, günümüzde cep telefonu olarak algılandığı ve başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin cep telefonu ile yapıldığını ifade etmek için kullanıldığı, bu haliyle, "cep" kelimesinin zayıf ayırt edici niteliği gözetildiğinde davacının bahsi geçen markalarıyla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin ortalama tüketicileri üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de dahil benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu markaya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, dava konusu " İş Cebim" ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları ile dava konusu marka arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas koşullarının oluşmadığı, sonuç olarak dava konusu marka ile 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı davacı markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı dolayısıyla dava konusu markanın davacının anılan markaları karşısında da hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davacının bu yöndeki iddiasının da yerinde bulunmadığı, açıklanan bütün gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… bulunmadığından dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaları arasında mülga 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca «iltibas» bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu, mülga 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının somut olayda uygulanabilirlik koşullarının oluşmadığı, «kötüniyet» iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… arı ile benzer olup müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, dava konusu markadaki "cep" sözcüğünün markanın asli unsuru oluşturduğunu, "cep" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olmadığını, dava konusu markanın özellikle müvekkilinin "işyerim cebimde", "ofisim" cebimde" ibareli markaları ile de anlam ve konsept bütünlüğü oluşturması nedeniyle karıştırılma ihtimali olduğunu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu zira müvekkili markaları ile «iltibas» yaratacak şekilde marka başvuruları yaptığını, müvekkilinin yoğun reklam, tanıtım ve kullanımla "cep" ibaresini tanınır ve ayırt edici hale getirdiğini ileri sürer …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iddianın genişletilmesi yasağı · oy yasağı · kötüniyet
Benzer bu kararda… ının davalı Kurum nezdindeki itirazına mesnet "CEP" asıl unsurlu markalar arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının da somut olayda bulunmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği, diğer taraftan davacının, dava konusu başvuruya davalı Kurum nezdinde yaptığı itirazında 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı "İş Yerim Cebimde", "Ofisim Cebimde" ibareli markalarına dayanmadığından davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden anılan markaların İlk Derece Mahkemesince iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacının istinaf dilekçesinde bahsi geçen 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı "İş Yerim Cebimde", "Ofisim Cebimde" ibareli markalarına, dava dilekçesinde dayanmamakla birlikte davalı şirketin cevap dilekçesine karşı sunduğu cevaba cevap dilekçesinde, anılan markaları ile dava konusu marka arasında iltibas bulunduğunu ileri sürdüğü, davacının cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 141 inci maddesi uyarınca «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmadığından 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı markaların davadaki hükümsüzlük talebi bakımından iltibas değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları yönünden bir inceleme yapılmadığı gibi Mahkemece de anılan markalar yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından davacının bahsi geçen markalarının davadaki hükümsüzlük talebi bakımından değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih, ve 2014/11-696 E. ve 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, dava konusu markanın tescil kapsamında 9,35,38,41 ve 42 sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin bulunduğu, davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları kapsamında da 9,35,38 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, buna göre bahsi geçen davacı markaları ile dava konusu marka arasında 9,35,38 ve 42. sınıfta yer alan bir kısım mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markalarının "İş Yerim Cebimde" ve "Ofisim Cebimde" ibarelerinden, dava konusu markasının ise "İş Cebim" ibaresinden oluştuğu, markalarda ortak olarak yer alan "cep" kelimesinin, günümüzde cep telefonu olarak algılandığı ve başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin cep telefonu ile yapıldığını ifade etmek için kullanıldığı, bu haliyle, "cep" kelimesinin zayıf ayırt edici niteliği gözetildiğinde davacının bahsi geçen markalarıyla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin ortalama tüketicileri üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de dahil benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu markaya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, dava konusu " İş Cebim" ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları ile dava konusu marka arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas koşullarının oluşmadığı, sonuç olarak dava konusu marka ile 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı davacı markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı dolayısıyla dava konusu markanın davacının anılan markaları karşısında da hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davacının bu yöndeki iddiasının da yerinde bulunmadığı, açıklanan bütün gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… bulunmadığından dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaları arasında mülga 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca «iltibas» bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu, mülga 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının somut olayda uygulanabilirlik koşullarının oluşmadığı, «kötüniyet» iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1223 E. 2023/4688 K.
Ortak:kötü niyet · ortalama tüketici · ayırt edicilik · dahili dava · iltibas · YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
İncelediğiniz kararda… rzı da gözetildiğinde davacının itirazına mesnet markalarla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin «ortalama tüketicileri» üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» benzerlik ve «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, davalının başvurusundaki şekil ve farklılıklarla yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusuna konu "serviscepte aradığım servis cebimde" ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, "cep" ibaresinin taraf markalarının mal ve hizmetleri bakımından «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu, davalı kişinin yaptığı farklılıklarla ayırt ediciliğin sağlandığını, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal farklılıklar olduğunu, bu farklılıklar gözetildiğinde markalar arasında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… ep" ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "cep" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından tanınmışlığın sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle d …
… da, "cep" ibaresinin zayıf marka olması sebebiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında benzerlik ve «iltibas» tehlikesi bulunmadığı, 6769 sayılı kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşullarının oluşmadığı, «kötü niyet» iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP 1-Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; davalının dava konusu başvuru markası ile davacının itirazına mesnet markaları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8672 E. , 2023/2789 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/14 Esas, 2021/1044 Karar
HÜKÜM
Yeniden Esas Hakkında Hüküm Kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/478 E., 2019/369 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı TPMK vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; TPMK nezdinde müvekkili şirket adına tescilli "CEP", "CEPTE", "CEP SERVICE" ibareli birçok tanınmış markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise 15.02.2017 tarihinde 2017/13579 numaralı "serviscepte aradığım servis cebimde+şekil" ibareli markanın 38 ve 42 inci sınıflarda adına tescili başvurusunda bulunduğunu, markanın yayınlanmasına karar verildiğini, marka yayınına ve YİDK kararına 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi kapsamında yapılan itirazların davalı Kurum tarafından taraf markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, kötü niyet ve tanınmışlık şartlarının da gerçekleşmediği gerekçesiyle nihai olarak reddedildiğini, ancak alınan YİDK kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı markasının müvekkillerinin "cep" ve "cepte" ibareli seri markaları ile aynı işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimi yarattığını, başvuru sahibinin müvekkillerine ait "cep" ve "cepte" markalarının kullanımı, tanınmışlığından faydalanarak haksız yarar elde etmek istediğini, başvurunun kötü niyet taşıması nedeniyle tüm mal ve sınıflar açısından hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek TPMK YİDK'in 12.10.2018 tarih ve 2018-M-8603 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, "cep" ibaresinin taraf markalarının mal ve hizmetleri bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davalı kişinin yaptığı farklılıklarla ayırt ediciliğin sağlandığını, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesi sunmamış, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/13579 sayılı davalı markasının 38 inci ve 42 inci sınıfta tescili talep edilen bütün hizmetleri açısından, davacı yana ait davaya mesnet markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, 2017/13579 sayılı davalı markası açısından, aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası şartlarının oluşmadığı, davacının, davalı markasının kötü niyetli tescil talebine konu olduğu yönünde ispata elverişli delil sunmadığı, 2017/13579 sayılı davalı markası tescil edilmediğinden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, dava konusu 2018/M-8603 sayılı YİDK kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK'in 12.10.2018 tarih ve 2018/M-8603 sayılı kararının iptaline, davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük ve sicilden terkin konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TPMK vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal farklılıklar olduğunu, bu farklılıklar gözetildiğinde markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, cep ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, müvekkili ile davacı tarafın her ne kadar tabi olduğu hizmet sınıfları aynı olsa da son tüketici nezdinde markaların birbirinden ayırt edilebildiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itirazına mesnet markalarının "CEP" ve "CEPTE" esas ibarelerinden oluştuğu, davacı markalarının tamamının "CEP" ibaresi etrafında oluşturulmuş seri markalar olduğu, dava konusu davalı markasının ise "serviscepte aradığım servis cebimde" ibaresinden oluştuğu, markalarda ortak olarak yer alan "cep" kelimesinin, günümüzde cep telefonu olarak algılandığı ve başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin cep telefonu ile yapıldığını ifade etmek için kullanıldığı, bu haliyle, "cep" kelimesinin zayıf ayırt edici niteliği ve dava konusu başvurunun biçim, düzenleme ve tertip tarzı da gözetildiğinde davacının itirazına mesnet markalarla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin ortalama tüketicileri üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de dahil benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davalının başvurusundaki şekil ve farklılıklarla yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusuna konu "serviscepte aradığım servis cebimde" ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı adına 2002/08806 numaralı markanın da tescilli olduğunu, İlk Derece Mahkemesince alınan raporun yerinde olduğunu, alınan raporda taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun belirtildiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafın "serviscepte aradığım servis cebimde" ibareli başvurusunun, davacının itirazına mesnet "CEP" ve "CEPTE" esas ibareli markaları karşısında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi bağlamında tescil engeli ile karşılaşıp karşılaşmayacağı, tarafların markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111279100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz