Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurumu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1767 E. 2023/5505 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iddianın genişletilmesi yasağı↗ oy yasağı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kötü niyet↗ ortalama tüketici↗ kötüniyet↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/388 E., 2019/283 K.
Taraflar arasındaki TMPK Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket adına tescilli "CEP" asıl unsurlu tanınmış markaların bulunduğunu, davalı şirketin "iş cebim " ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından yapılan itirazın, davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, davalı markasının müvekkilinin "cep" ibareli seri markalarının yeni bir versiyonu ve/veya "cep" ibareli markaları ile aynı işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimi yarattığını, başvuru sahibinin müvekkiline ait markaların tanınmışlığından faydalanarak haksız yarar elde etmek istediğini, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2017-M-6611 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu markası ile davacının itirazına mesnet markaları arasında mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik bulunmadığını, davacı markalarının asıl unsurunu oluşturan "cep" ibaresinin ayırt edici niteliğe sahip olmadığını, kötü niyet iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmesine rağmen marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaları arasında mülga 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, mülga 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının somut olayda uygulanabilirlik koşullarının oluşmadığı, kötüniyet iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markanın müvekkilinin “cep” ibareli markaları ile benzer olup müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, dava konusu markadaki "cep" sözcüğünün markanın asli unsuru oluşturduğunu, "cep" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olmadığını, dava konusu markanın özellikle müvekkilinin "işyerim cebimde", "ofisim" cebimde" ibareli markaları ile de anlam ve konsept bütünlüğü oluşturması nedeniyle karıştırılma ihtimali olduğunu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu zira müvekkili markaları ile iltibas yaratacak şekilde marka başvuruları yaptığını, müvekkilinin yoğun reklam, tanıtım ve kullanımla "cep" ibaresini tanınır ve ayırt edici hale getirdiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "İş Cebim " ibareli dava konusu başvuru ile davacının davalı Kurum nezdindeki itirazına mesnet "CEP" asıl unsurlu markalar arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama tüketiciler üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil iltibasa yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının da somut olayda bulunmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği, diğer taraftan davacının, dava konusu başvuruya davalı Kurum nezdinde yaptığı itirazında 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı "İş Yerim Cebimde", "Ofisim Cebimde" ibareli markalarına dayanmadığından davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden anılan markaların İlk Derece Mahkemesince iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacının istinaf dilekçesinde bahsi geçen 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı "İş Yerim Cebimde", "Ofisim Cebimde" ibareli markalarına, dava dilekçesinde dayanmamakla birlikte davalı şirketin cevap dilekçesine karşı sunduğu cevaba cevap dilekçesinde, anılan markaları ile dava konusu marka arasında iltibas bulunduğunu ileri sürdüğü, davacının cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 141 inci maddesi uyarınca iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadığından 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı markaların davadaki hükümsüzlük talebi bakımından iltibas değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları yönünden bir inceleme yapılmadığı gibi Mahkemece de anılan markalar yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından davacının bahsi geçen markalarının davadaki hükümsüzlük talebi bakımından değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih, ve 2014/11-696 E. ve 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, dava konusu markanın tescil kapsamında 9,35,38,41 ve 42 sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin bulunduğu, davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları kapsamında da 9,35,38 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, buna göre bahsi geçen davacı markaları ile dava konusu marka arasında 9,35,38 ve 42. sınıfta yer alan bir kısım mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markalarının "İş Yerim Cebimde" ve "Ofisim Cebimde" ibarelerinden, dava konusu markasının ise "İş Cebim" ibaresinden oluştuğu, markalarda ortak olarak yer alan "cep" kelimesinin, günümüzde cep telefonu olarak algılandığı ve başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin cep telefonu ile yapıldığını ifade etmek için kullanıldığı, bu haliyle, "cep" kelimesinin zayıf ayırt edici niteliği gözetildiğinde davacının bahsi geçen markalarıyla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin ortalama tüketicileri üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de dahil benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu markaya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, dava konusu " İş Cebim" ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları ile dava konusu marka arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas koşullarının oluşmadığı, sonuç olarak dava konusu marka ile 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı davacı markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı dolayısıyla dava konusu markanın davacının anılan markaları karşısında da hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davacının bu yöndeki iddiasının da yerinde bulunmadığı, açıklanan bütün gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline ait markaların seri marka niteliğinde olduğunu, kullanım sonucu ayırt edicilik kazandıklarını, zayıf olduğu belirtilen "cep" ibaresinin zaman içerisinde müvekkili ile özdeşleştiğini, bu ibareyi gören tüketicilerin davalı markasını müvekkilinin markası olarak algılayacaklarını, müvekkili tarafından oluşturulan 180 marka olduğu dikkate alındığında, müvekkili markasının tanınmış marka düzeyinde korunması gerektiğin belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı marka başvurusuna yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 141, 222 nci maddesinin beşinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile dördüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8672 E. 2023/2789 K.
Ortak:kaldırma ve yeniden hüküm · kötü niyet · ortalama tüketici · ayırt edicilik · dahili dava · iltibas
İncelediğiniz kararda… ının davalı Kurum nezdindeki itirazına mesnet "CEP" asıl unsurlu markalar arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «ortalama tüketiciler» üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali «dahil» «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının da somut olayda bulunmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği, diğer taraftan davacının, dava konusu başvuruya davalı Kurum nezdinde yaptığı itirazında 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı "İş Yerim Cebimde", "Ofisim Cebimde" ibareli markalarına dayanmadığından davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden anılan markaların İlk Derece Mahkemesince iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacının istinaf dilekçesinde bahsi geçen 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı "İş Yerim Cebimde", "Ofisim Cebimde" ibareli markalarına, dava dilekçesinde dayanmamakla birlikte davalı şirketin cevap dilekçesine karşı sunduğu cevaba cevap dilekçesinde, anılan markaları ile dava konusu marka arasında iltibas bulunduğunu ileri sürdüğü, davacının cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 141 inci maddesi uyarınca «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmadığından 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı markaların davadaki hükümsüzlük talebi bakımından iltibas değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları yönünden bir inceleme yapılmadığı gibi Mahkemece de anılan markalar yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından davacının bahsi geçen markalarının davadaki hükümsüzlük talebi bakımından değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih, ve 2014/11-696 E. ve 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, dava konusu markanın tescil kapsamında 9,35,38,41 ve 42 sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin bulunduğu, davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları kapsamında da 9,35,38 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, buna göre bahsi geçen davacı markaları ile dava konusu marka arasında 9,35,38 ve 42. sınıfta yer alan bir kısım mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markalarının "İş Yerim Cebimde" ve "Ofisim Cebimde" ibarelerinden, dava konusu markasının ise "İş Cebim" ibaresinden oluştuğu, markalarda ortak olarak yer alan "cep" kelimesinin, günümüzde cep telefonu olarak algılandığı ve başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin cep telefonu ile yapıldığını ifade etmek için kullanıldığı, bu haliyle, "cep" kelimesinin zayıf ayırt edici niteliği gözetildiğinde davacının bahsi geçen markalarıyla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin ortalama tüketicileri üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de dahil benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu markaya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, dava konusu " İş Cebim" ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları ile dava konusu marka arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas koşullarının oluşmadığı, sonuç olarak dava konusu marka ile 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı davacı markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı dolayısıyla dava konusu markanın davacının anılan markaları karşısında da hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davacının bu yöndeki iddiasının da yerinde bulunmadığı, açıklanan bütün gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… bulunmadığından dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaları arasında mülga 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca «iltibas» bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğu, mülga 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının somut olayda uygulanabilirlik koşullarının oluşmadığı, «kötüniyet» iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… arı ile benzer olup müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, dava konusu markadaki "cep" sözcüğünün markanın asli unsuru oluşturduğunu, "cep" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf olmadığını, dava konusu markanın özellikle müvekkilinin "işyerim cebimde", "ofisim" cebimde" ibareli markaları ile de anlam ve konsept bütünlüğü oluşturması nedeniyle karıştırılma ihtimali olduğunu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu zira müvekkili markaları ile «iltibas» yaratacak şekilde marka başvuruları yaptığını, müvekkilinin yoğun reklam, tanıtım ve kullanımla "cep" ibaresini tanınır ve ayırt edici hale getirdiğini ileri sürer …
Benzer bu kararda… rzı da gözetildiğinde davacının itirazına mesnet markalarla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin «ortalama tüketicileri» üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» benzerlik ve «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, davalının başvurusundaki şekil ve farklılıklarla yeterli «ayırt ediciliğin» sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusuna konu "serviscepte aradığım servis cebimde" ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, "cep" ibaresinin taraf markalarının mal ve hizmetleri bakımından «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu, davalı kişinin yaptığı farklılıklarla ayırt ediciliğin sağlandığını, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal farklılıklar olduğunu, bu farklılıklar gözetildiğinde markalar arasında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · iptal davası · terkin · karar verilmesine yer olmadığına · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ta tescili talep edilen bütün hizmetleri açısından, davacı yana ait davaya mesnet markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, 2017/13579 sayılı davalı markası açısından, aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası şartlarının oluşmadığı, davacının, davalı markasının kötü niyetli tescil talebine konu olduğu yönünde ispata elverişli delil sunmadığı, 2017/13579 sayılı davalı markası tescil edilmediğinden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, dava konusu 2018/M-8603 sayılı YİDK kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK'in 12.10.2018 tarih ve 2018/M-8603 sayılı kararının «iptaline, davaya» konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük ve «sicilden terkin» konusunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi kapsamında yapılan itirazların davalı Kurum tarafından taraf markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, «kötü niyet» ve tanınmışlık şartlarının da gerçekleşmediği gerekçesiyle nihai olarak reddedildiğini, ancak alınan YİDK kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı markasının müvekkillerinin "cep" ve "cepte" ibareli seri markaları ile aynı işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimi yarattığını, başvuru sahibinin müvekkillerine ait "cep" ve "cepte" markalarının kullanımı, tanınmışlığından faydalanarak haksız yarar elde etmek istediğini, başvurunun kötü niyet taşıması nedeniyle tüm mal ve sınıflar açısından hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek TPMK YİDK'in 12.10.2018 tarih ve 2018-M-8603 sayılı kararının «iptaline, dava» konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
… avalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığını, cep ibaresinin «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu, müvekkili ile davacı tarafın her ne kadar tabi olduğu hizmet sınıfları aynı olsa da «son» tüketici nezdinde markaların birbirinden ayırt edilebildiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1767 E. , 2023/5505 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/473 Esas, 2021/1510 Karar
HÜKÜM
Yeniden hüküm kurularak davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/388 E., 2019/283 K.
Taraflar arasındaki TMPK Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket adına tescilli "CEP" asıl unsurlu tanınmış markaların bulunduğunu, davalı şirketin "iş cebim " ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından yapılan itirazın, davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, davalı markasının müvekkilinin "cep" ibareli seri markalarının yeni bir versiyonu ve/veya "cep" ibareli markaları ile aynı işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimi yarattığını, başvuru sahibinin müvekkiline ait markaların tanınmışlığından faydalanarak haksız yarar elde etmek istediğini, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2017-M-6611 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu markası ile davacının itirazına mesnet markaları arasında mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik bulunmadığını, davacı markalarının asıl unsurunu oluşturan "cep" ibaresinin ayırt edici niteliğe sahip olmadığını, kötü niyet iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmesine rağmen marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaları arasında mülga 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, mülga 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının somut olayda uygulanabilirlik koşullarının oluşmadığı, kötüniyet iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markanın müvekkilinin “cep” ibareli markaları ile benzer olup müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, dava konusu markadaki "cep" sözcüğünün markanın asli unsuru oluşturduğunu, "cep" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olmadığını, dava konusu markanın özellikle müvekkilinin "işyerim cebimde", "ofisim" cebimde" ibareli markaları ile de anlam ve konsept bütünlüğü oluşturması nedeniyle karıştırılma ihtimali olduğunu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu zira müvekkili markaları ile iltibas yaratacak şekilde marka başvuruları yaptığını, müvekkilinin yoğun reklam, tanıtım ve kullanımla "cep" ibaresini tanınır ve ayırt edici hale getirdiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "İş Cebim " ibareli dava konusu başvuru ile davacının davalı Kurum nezdindeki itirazına mesnet "CEP" asıl unsurlu markalar arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama tüketiciler üzerinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil iltibasa yol açacak düzeyde benzerliğin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "CEP" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının koşullarının da somut olayda bulunmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği, diğer taraftan davacının, dava konusu başvuruya davalı Kurum nezdinde yaptığı itirazında 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı "İş Yerim Cebimde", "Ofisim Cebimde" ibareli markalarına dayanmadığından davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden anılan markaların İlk Derece Mahkemesince iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacının istinaf dilekçesinde bahsi geçen 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı "İş Yerim Cebimde", "Ofisim Cebimde" ibareli markalarına, dava dilekçesinde dayanmamakla birlikte davalı şirketin cevap dilekçesine karşı sunduğu cevaba cevap dilekçesinde, anılan markaları ile dava konusu marka arasında iltibas bulunduğunu ileri sürdüğü, davacının cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 141 inci maddesi uyarınca iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadığından 2010/56157 ve 2007/50379 sayılı markaların davadaki hükümsüzlük talebi bakımından iltibas değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları yönünden bir inceleme yapılmadığı gibi Mahkemece de anılan markalar yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından davacının bahsi geçen markalarının davadaki hükümsüzlük talebi bakımından değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih, ve 2014/11-696 E.
ve 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, dava konusu markanın tescil kapsamında 9,35,38,41 ve 42 sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin bulunduğu, davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları kapsamında da 9,35,38 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, buna göre bahsi geçen davacı markaları ile dava konusu marka arasında 9,35,38 ve 42. sınıfta yer alan bir kısım mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markalarının "İş Yerim Cebimde" ve "Ofisim Cebimde" ibarelerinden, dava konusu markasının ise "İş Cebim" ibaresinden oluştuğu, markalarda ortak olarak yer alan "cep" kelimesinin, günümüzde cep telefonu olarak algılandığı ve başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin cep telefonu ile yapıldığını ifade etmek için kullanıldığı, bu haliyle, "cep" kelimesinin zayıf ayırt edici niteliği gözetildiğinde davacının bahsi geçen markalarıyla dava konusu başvuru arasında, görsel, anlamsal ve işitsel olarak başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin ortalama tüketicileri üzerinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali de dahil benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu markaya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, markaların bütünsel olarak karşılaştırılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, dava konusu " İş Cebim" ibare ve biçimli işareti gördüğünde bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu itibarla davacının 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı markaları ile dava konusu marka arasında mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas koşullarının oluşmadığı, sonuç olarak dava konusu marka ile 2010/561757 ve 2007/50379 sayılı davacı markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı dolayısıyla dava konusu markanın davacının anılan markaları karşısında da hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davacının bu yöndeki iddiasının da yerinde bulunmadığı, açıklanan bütün gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline ait markaların seri marka niteliğinde olduğunu, kullanım sonucu ayırt edicilik kazandıklarını, zayıf olduğu belirtilen "cep" ibaresinin zaman içerisinde müvekkili ile özdeşleştiğini, bu ibareyi gören tüketicilerin davalı markasını müvekkilinin markası olarak algılayacaklarını, müvekkili tarafından oluşturulan 180 marka olduğu dikkate alındığında, müvekkili markasının tanınmış marka düzeyinde korunması gerektiğin belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı marka başvurusuna yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 141, 222 nci maddesinin beşinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile dördüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954672500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz