Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/985 E. 2024/9040 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminatsız tedbir↗ adi senet↗ harç ikmali↗ itirazın kaldırılması↗ peşin harç↗ harç tamamlama↗ harcın ikmali↗ maktu harç↗ yazılı delil başlangıcı↗ dosyanın işlemden kaldırılması↗ eksik harç↗ delil başlangıcı↗ imzaya itiraz↗ takibin durdurulması↗ borca itiraz↗ ödeme emri↗ icra hukuk mahkemesi↗ işlemden kaldırma↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ ispat külfeti↗ yazılı delil↗ lehtar↗ davanın açılmamış sayılması↗ kambiyo senedi↗ ikrar↗ ciro↗ icra takibine itiraz↗ açılmamış sayılma↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ yenileme↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ bono↗ protokol↗ kötü niyet↗ iflas↗ kötüniyet↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2020/163 E., 2022/154 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesince itirazlarının kaldırılmasına karar verildiğini, takibe konu senedin zamanaşımına uğradığını, senedin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, bu nedenle borçlunun açıkça itiraz etmemesinin "adi senetlerde" olduğu gibi imza ikrarı anlamına gelemeyeceğini, ikinci olarak sebepsiz zenginleşme davasına ilişkin zamanaşımının dolduğunu, 3 yıllık zamanaşımının dolmasından sonra 1 yıl içerisinde dava açılabileceğini, takibe konu senedin hamiline düzenlendiğini, dolayısı ile yasanın aradığı unsurları taşımadığından hiçbir zaman bono vasfinı da taşımayacağını, işbu davada öncelikle İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2019/28989 Esas sayılı dosyasının takibinin dava sonuna kadar teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, icra takibinin iptaline, haksız ve kötüniyetli icra takibi nedeniyle % 20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; borçlunun takibe konu borca, faize, faiz oranına ve borcun ferilerine itiraz edip ve takibi durdurduğunu, fakat imzaya itiraz etmediğini, imzayı ikrar etmiş sayıldığını, senedin artık imzası ikrar edilmiş bono niteliği kazandığını, ispat külfetinin davacı borçluda olduğunu, takibe konu senedin 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68/a maddesinde sınırlı olarak sayılan imzası ikrar edilmiş senetlerden olması nedeni ile davalı borçlunun da borca itirazını bu maddede sayılan nitelikle belgelerle ispatlamasının gerektiğini, davacının, bonoyu neden müvekkiline verdiğini açıklayamadığını, arada başka ciro olmadığına göre davacı ile davalı arasında bir ilişki olduğunun açık olduğunu savunarak davanın reddine ve davacının, alacağın % 20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacı borçlunun itiraz dilekçesinde, imzanın kendisine ait olmadığına ve borcu ödediğine dair bir iddiada bulunmadığı, dava konusu borcu ödediğine ilişkin ispat külfetinin davacı borçluda olduğu, takibe konu senedin 2004 sayılı Kanun'un 68/a maddesinde sınırlı olarak sayılan imzası ikrar edilmiş senetlerden olması dolayısıyla davalı borçlunun da borca itirazını bu maddede sayılan nitelikteki belgelerle ispatlaması gerektiği, davacının, bu bonoyu neden davalıya verdiğini açıklayamadığı, arada başka ciro olmadığına göre davacı ile davalı arasında bir ilişki olduğunun açık olduğu gerekçesi ile İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2019/28989 Esas sayılı icra takibinin iptali talebinin reddine, davacı-borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olması nedeni ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, bononun lehtar kısmında "hamiline" ibaresine yer verildiği ve böylece senedin başlangıçtan itibaren kambiyo senedi niteliği taşımadığı, alacaklı davalı tarafından açılan itirazın kaldırılması davasında verilen Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 24.03.2022 tarih ve 2021/11102 Esas- 2022/3894 Karar sayılı ilamında da bu hususa atıf yapılarak, icra hukuk mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararının bozulduğu, bu itibarla davada ispat yükünün davalıda olduğu ve davalı tarafından alacağın varlığının protokol ve tanık beyanlarıyla ispat edildiği, sonucu itibarı ile davanın reddi kararının doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, icra takibi sonrasında açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dava senedin iptali ve bu senede dayalı olarak başlatılan ilamsız takipteki borçtan borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Dava konusu 35.000,00 USD meblağlı senedin dava tarihindeki TL karşılığı 239.750,00 TL olup, davalı yanca başlatılan icra takibinde talep edilen toplam borç miktarının 62.731,51 USD (ödeme emri tarihindeki karşılığının 359.451,55 TL) olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilince gerek dava dilekçesinde gerekse de yargılama sürecince müvekkilinin icra takibi dosyasındaki tüm borçtan sorumluluğunun bulunmadığının tespitini talep ettiğine göre 62.731,51 USD'nin dava tarihindeki TL karşılığı dava değeri olarak dikkate alınıp harcın bu miktar üzerinden yatırılması gerekirken, 54.40 TL maktu harç olarak yatırıldığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun (492 sayılı Kanun) 30 uncu maddesi gereğince yargılama sırasında tespit edilen dava değerinin dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnızca o celse için yargılamaya devam edilerek müteakip celseye kadar noksan değer üzerinden harcın ikmali için davacıya süre verilmesi, bu süre zarfında da bakiye harcın yatırılmaması halinde de 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması, anılan maddede geçen süre zarfında harç ikmal edilmek suretiyle dava yenilenmediği takdirde ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir. Bu durumda, eksik peşin harç ikmal edilmeden yargılamaya devam edilmesi yerinde olmamıştır. Mahkemece, eksik harcın yatırılması için 492 sayılı Kanun'un 30 uncu ve 32 nci maddeleri uyarınca davacı yana süre verilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik harç tamamlatılmadan işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2762 E. 2020/5206 K.
Ortak:harç ikmali · harcın ikmali · dosyanın işlemden kaldırılması · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme · harç
İncelediğiniz kararda… rinin dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnızca o celse için yargılamaya devam edilerek müteakip celseye kadar noksan değer üzerinden «harcın ikmali» için davacıya süre verilmesi, bu süre zarfında da bakiye harcın yatırılmaması halinde de 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi gereğince «dosyanın işlemden kaldırılması», anılan maddede geçen süre zarfında «harç ikmal» edilmek suretiyle dava «yenilenmediği» takdirde ise «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekir.
Bu durumda, eksik «peşin harç ikmal» edilmeden yargılamaya devam edilmesi yerinde olmamıştır.
Davacı vekilince gerek dava dilekçesinde gerekse de yargılama sürecince müvekkilinin icra takibi dosyasındaki tüm borçtan sorumluluğunun bulunmadığının tespitini talep ettiğine göre 62.731,51 USD'nin dava tarihindeki TL karşılığı dava değeri olarak dikkate alınıp harcın bu miktar üzerinden yatırılması gerekirken, 54.40 TL «maktu harç» olarak yatırıldığı anlaşılmıştır.
Benzer bu kararda… rinin dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnızca o celse için yargılamaya devam edilerek müteakip celseye kadar noksan değer üzerinden «harcın ikmali» için davacıya süre verilmesi, bu süre zarfında da bakiye harcın yatırılmaması halinde de, HMK'nın 150. maddesi gereğince «dosyanın işlemden kaldırılması», anılan maddede geçen süre zarfında «harç ikmal» edilmek suretiyle dava «yenilenmediği» takdirde ise «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, «menfi tespit» talep edilen takip dosyasında takip borcunun 331.727,94 TL olduğu, «eksik harcın tamamlanması» için davacıya «ihtarda» bulunulduğu, davacı vekilince «adli yardım» talep edildiği, talebin «ara» karar ile reddedildiği, red kararına rağmen eksik harcın yatırılmadığı, Harçlar Kanunu gereği «harç ikmal» edilmedikçe müteakip işlemin yapılamayacağı, «davanın konusu» itibariyle kısmi dava açılamayacağı, davanın «usulden reddinin» gerektiği gibi, esası yönünden de davacının tapu memuru önünde imza attığı, «genel kredi sözleşmesi» yapılırken «kefalet» yönünden eş «muvafakatinin» alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik harcın tamamlattırılması · harcın tamamlanması · adli yardım · kamu düzenine aykırılık · davanın konusu · ara karar · kefalet · muvafakat
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, «menfi tespit» talep edilen takip dosyasında takip borcunun 331.727,94 TL olduğu, «eksik harcın tamamlanması» için davacıya «ihtarda» bulunulduğu, davacı vekilince «adli yardım» talep edildiği, talebin «ara» karar ile reddedildiği, red kararına rağmen eksik harcın yatırılmadığı, Harçlar Kanunu gereği «harç ikmal» edilmedikçe müteakip işlemin yapılamayacağı, «davanın konusu» itibariyle kısmi dava açılamayacağı, davanın «usulden reddinin» gerektiği gibi, esası yönünden de davacının tapu memuru önünde imza attığı, «genel kredi sözleşmesi» yapılırken «kefalet» yönünden eş «muvafakatinin» alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde istinaf başvuru sebeplerini ve gerekçesini göstermediği, HMK’nın 355. maddesine göre «kamu düzenine aykırılık» yönünden yapılan incelemede, kararda kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8479 E. 2022/1413 K.
Ortak:harç ikmali · peşin harç · harç tamamlama · harcın ikmali · dosyanın işlemden kaldırılması · eksik harç · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması
İncelediğiniz kararda… rinin dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnızca o celse için yargılamaya devam edilerek müteakip celseye kadar noksan değer üzerinden «harcın ikmali» için davacıya süre verilmesi, bu süre zarfında da bakiye harcın yatırılmaması halinde de 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi gereğince «dosyanın işlemden kaldırılması», anılan maddede geçen süre zarfında «harç ikmal» edilmek suretiyle dava «yenilenmediği» takdirde ise «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekir.
Bu durumda, eksik «peşin harç ikmal» edilmeden yargılamaya devam edilmesi yerinde olmamıştır.
Mahkemece, eksik harcın yatırılması için 492 sayılı Kanun'un 30 uncu ve 32 nci maddeleri uyarınca davacı yana süre verilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik harç tamamlatılmadan» işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu kararda… rinin dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnızca o celse için yargılamaya devam edilerek müteakip celseye kadar noksan değer üzerinden «harcın ikmali» için davacıya süre verilmesi, bu süre zarfında da bakiye harcın yatırılmaması halinde de, HMK'nın 150. maddesi gereğince «dosyanın işlemden kaldırılması», anılan maddede geçen süre zarfında «harç ikmal» edilmek suretiyle dava «yenilenmediği» takdirde ise «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekir.
Bu durumda, eksik «peşin harç ikmal» edilmeden yargılamaya devam edilmesi yerinde olmamıştır.
Mahkemece, eksik harcın yatırılması için Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı yana süre verilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik harç tamamlatılmadan» işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:talil · ticari dava niteliği · bedelsizlik · kefil · görevsizlik kararı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… cak bu gibi durumlarda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun’un 5/4 maddesine göre asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması nedeniyle «görevsizlik» kararı verilmesi gerekmez ise de, HMK’nın 1. maddesi ile 6102 sayılı Kanun’un 4/«son» maddesi de gözetilerek davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılması, 6100 sayılı HMK’nın 297/1-a maddesi uyarınca kurulacak hükümde de bu hususa işaret edil …
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, takip konusu yapılan senetlerde ...'nın ...'dan borç aldığı ibaresi yazılı olduğu, alacaklı vekili tarafından senetlerin ...'nın çalmış olduğu altın bedellerinin tahsili amacıyla düzenlendiğinin belirtildiği, senetlerin düzenlenme amacı «talil» edilmiş ise de Giresun 1.
… tlerin, çalınan altın bedellerine istinaden düzenlendiğinin alacaklı tarafından ispat edildiği, borçlu olarak gösterilen ... dışındaki kişilerin tamamının senetleri «kefil» sıfatıyla imzaladıkları dolayısıyla borçtan sorumlu gerekçesiyle davasının reddine karar verilmiş, kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
… esas ve 2013/3368 esas sayılı dosyaları ile takip başlatıldığını, takiplerin dayanağı olan kambiyo senetlerinin toplam miktarının 50.000,00 TL olduğunu, senetlerin «bedelsiz» olduğunu ileri sürerek mezkur senetler nedeni ile davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptali isteminde bulunmuşlar; dava dilekçesinde harca esas dava değeri 10.000,00 TL olarak gösterilmiş, fazlaya dair hak saklı tutularak bu miktar üzerinden «harç» yatırılmıştır.
-
Faydalı Model Belgesinin Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5740 E. 2012/7384 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1282 E. 2011/10245 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece davacı vekilinin itirazlarının karşılanması ve eksik hususların ikmali için bilirkişi heyetinden ek rapor veya yeni bir bilirkişi raporu alınması gerekirken, «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/985 E. , 2024/9040 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1410 Esas, 2023/2016 Karar
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/163 E., 2022/154 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesince itirazlarının kaldırılmasına karar verildiğini, takibe konu senedin zamanaşımına uğradığını, senedin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, bu nedenle borçlunun açıkça itiraz etmemesinin "adi senetlerde" olduğu gibi imza ikrarı anlamına gelemeyeceğini, ikinci olarak sebepsiz zenginleşme davasına ilişkin zamanaşımının dolduğunu, 3 yıllık zamanaşımının dolmasından sonra 1 yıl içerisinde dava açılabileceğini, takibe konu senedin hamiline düzenlendiğini, dolayısı ile yasanın aradığı unsurları taşımadığından hiçbir zaman bono vasfinı da taşımayacağını, işbu davada öncelikle İstanbul 37.
İcra Müdürlüğünün 2019/28989 Esas sayılı dosyasının takibinin dava sonuna kadar teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, icra takibinin iptaline, haksız ve kötüniyetli icra takibi nedeniyle % 20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; borçlunun takibe konu borca, faize, faiz oranına ve borcun ferilerine itiraz edip ve takibi durdurduğunu, fakat imzaya itiraz etmediğini, imzayı ikrar etmiş sayıldığını, senedin artık imzası ikrar edilmiş bono niteliği kazandığını, ispat külfetinin davacı borçluda olduğunu, takibe konu senedin 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68/a maddesinde sınırlı olarak sayılan imzası ikrar edilmiş senetlerden olması nedeni ile davalı borçlunun da borca itirazını bu maddede sayılan nitelikle belgelerle ispatlamasının gerektiğini, davacının, bonoyu neden müvekkiline verdiğini açıklayamadığını, arada başka ciro olmadığına göre davacı ile davalı arasında bir ilişki olduğunun açık olduğunu savunarak davanın reddine ve davacının, alacağın % 20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacı borçlunun itiraz dilekçesinde, imzanın kendisine ait olmadığına ve borcu ödediğine dair bir iddiada bulunmadığı, dava konusu borcu ödediğine ilişkin ispat külfetinin davacı borçluda olduğu, takibe konu senedin 2004 sayılı Kanun'un 68/a maddesinde sınırlı olarak sayılan imzası ikrar edilmiş senetlerden olması dolayısıyla davalı borçlunun da borca itirazını bu maddede sayılan nitelikteki belgelerle ispatlaması gerektiği, davacının, bu bonoyu neden davalıya verdiğini açıklayamadığı, arada başka ciro olmadığına göre davacı ile davalı arasında bir ilişki olduğunun açık olduğu gerekçesi ile İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2019/28989 Esas sayılı icra takibinin iptali talebinin reddine, davacı-borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olması nedeni ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, bononun lehtar kısmında "hamiline" ibaresine yer verildiği ve böylece senedin başlangıçtan itibaren kambiyo senedi niteliği taşımadığı, alacaklı davalı tarafından açılan itirazın kaldırılması davasında verilen Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 24.03.2022 tarih ve 2021/11102 Esas- 2022/3894 Karar sayılı ilamında da bu hususa atıf yapılarak, icra hukuk mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararının bozulduğu, bu itibarla davada ispat yükünün davalıda olduğu ve davalı tarafından alacağın varlığının protokol ve tanık beyanlarıyla ispat edildiği, sonucu itibarı ile davanın reddi kararının doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, icra takibi sonrasında açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dava senedin iptali ve bu senede dayalı olarak başlatılan ilamsız takipteki borçtan borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Dava konusu 35.000,00 USD meblağlı senedin dava tarihindeki TL karşılığı 239.750,00 TL olup, davalı yanca başlatılan icra takibinde talep edilen toplam borç miktarının 62.731,51 USD (ödeme emri tarihindeki karşılığının 359.451,55 TL) olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilince gerek dava dilekçesinde gerekse de yargılama sürecince müvekkilinin icra takibi dosyasındaki tüm borçtan sorumluluğunun bulunmadığının tespitini talep ettiğine göre 62.731,51 USD'nin dava tarihindeki TL karşılığı dava değeri olarak dikkate alınıp harcın bu miktar üzerinden yatırılması gerekirken, 54.40 TL maktu harç olarak yatırıldığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun (492 sayılı Kanun) 30 uncu maddesi gereğince yargılama sırasında tespit edilen dava değerinin dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnızca o celse için yargılamaya devam edilerek müteakip celseye kadar noksan değer üzerinden harcın ikmali için davacıya süre verilmesi, bu süre zarfında da bakiye harcın yatırılmaması halinde de 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması, anılan maddede geçen süre zarfında harç ikmal edilmek suretiyle dava yenilenmediği takdirde ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir. Bu durumda, eksik peşin harç ikmal edilmeden yargılamaya devam edilmesi yerinde olmamıştır.
Mahkemece, eksik harcın yatırılması için 492 sayılı Kanun'un 30 uncu ve 32 nci maddeleri uyarınca davacı yana süre verilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik harç tamamlatılmadan işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
16.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1110720100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz