6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Maddi ve Manevi Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/724 E. 2023/7577 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şartın tenkisi erken fesih tenkis kar mahrumiyeti haksız fesih ticari itibarın zedelenmesi mahrum kalınan kâr ticari itibar istinaf başvurusunun reddi rekabet yasağı vekalet ücreti takdiri müktesep hak haksız eylem muvazaa illiyet bağı kâr mahrumiyeti sözleşmenin feshi bayilik sözleşmesi davanın açılmamış sayılması cezai şart yargılama giderleri reeskont faizi istinaf incelemesi açılmamış sayılma üçüncü kişi oy yasağı fesih kâr dağıtımı feragat yargılama gideri ıslah taşıyan tacir yetkisizlik kararı ilan haksız rekabet vekalet ücreti avans faizi istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından aslen, davalı vekili tarafından ise katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 07.07.2003 tarihli sözleşme ile müvekkili bayisi olduğunu, davalının bayiliği süresince müşterilerde olan boş tüplere istinaden düzenlemesi gereken makbuzları düzenlemekten imtina ettiğini ve iş hacminin üzerinde 3330 adet tüpü müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin bunları ticari olarak kullanmasını engellediğini, yine davalının muvazaalı şekilde oğlu adına açtığı rakip şirket bayiliği ile rekabet yasağına aykırı eylemlerde bulunduğunu, müvekkili şirketin bunu fark etmesi üzerine davalının Aygaz bayiliğini sözleşme süresinden önce bırakmak istediğini şifaen bildirdiğini, bu isteğin müvekkilince davalıya verilen demirbaş mahiyetindeki tüplerin ve bayilik sabit sipariş telefon hatlarının müvekkilinin belirlediği yeni bayiye devredilmesi şartıyla kabul edildiğini, akabinde müvekkilince yeni bayiyi ve davalının artık bayileri olmadığını gösteren el ilanları bastırılarak örnek mahiyetinde bir miktarının Ünye’de yer alan şubelere gönderdiğini ancak bunlar henüz müşterilere dağıtılmadan davalının bu ilanları bahane ederek fesih ihbarıyla bayilik sözleşmesini feshettiğini, bu feshin haksız olduğunu, davalının bayilik sözleşmesini feshetmesine rağmen sorumluluğunda bulunan tüpleri ve boş tüp makbuzlarını müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin gereği gibi ticari faaliyetlerine devam etmesine engel olduğunu, müvekkili markasını taşıyan tabelayı da işletmesinden indirmediğini, bu hususların Mahkeme eliyle yapılan tespitle sabit olduğunu, fesih bildirimi sonrasında müvekkilince yeni bayilik verilen dava dışı kişiye bayinin iki tane sabit sipariş hattı olmasına rağmen sadece birinin devredildiğini, diğer müşterilerce yoğun kullanılan hattın ise devredilmediğini, müvekkilinin satış rakamlarının 2016 Eylül sonrasında %50 düştüğünü ileri sürerek davalının bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiğinin ve rekabet yasağının ihlalinin tespitine, mülkiyeti müvekkiline ait olan çeşitli nitelikteki toplam 4449 adet tüpün aynen iadesine, bu kabul edilmezse imalat değeri olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, bu dahi kabul edilmezse tüplerin dava açılışındaki rayiç depozito değeri 64.546,00 TL’nin davalıdan reeskont faiziyle tahsiline, 1 yıl 9 ay önce feshedilen sözleşme nedeniyle anılan süre boyunca müvekkilinin mahrum kaldığı kar olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle ödenmesine, davalının Ağustos ve Eylül 2006 döneminde rakip şirket adına satış yaparak müvekkilini uğrattığı zarara istinaden şimdilik 1 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsiline, davalının uhdesinde sebepsiz ve sözleşmeye aykırı olarak bulunan 3330 adet tüp nedeniyle müvekkilinin tüm bayilik süresince 1996 yılından 2006 yılına kadar uğradığı zararın tazminine, sözleşmenin haksız nedenle feshine dayalı olarak 50.000,00 USD cezai şartın ödenmesine, fesih sonrası müvekkilinin ticari itibarını karalamaya yönelik eylemleri nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.01.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle davalının rekabet sözleşmesine aykırı olarak dava dışı rakip şirket adına yaptığı satışla müvekkilini uğrattığı zarar ve 3330 adet tüpün sözleşmeye aykırı olarak sebepsiz yere elde tutularak sirkülasyondan çekilmesinden doğan zarara istinaden taleplerini atiye bıraktıklarını; sözleşmenin süresinden önce haksız feshi nedeniyle mahrum kalınan kâra ilişkin taleplerini 57.445,00 TL’ye tüp imalat veya depozito taleplerini 126.974,84 TL’ye çıkarttıklarını beyan etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından hiçbir bildirimde bulunulmadığı halde 26.09.2006 tarihinde şehirde el ilanları dağıttırıldığını, bu ilanlarda müvekkilinin bayiliğinin sona erdiğinin yazılı olduğunu, bunu gören ve ticari itibarı sarsılan müvekkilinin mevcut bayilik sözleşmesini tek taraflı ve haklı olarak feshettiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların doğru olmadığını, müvekkilinin oğlunun kendi eylemlerinden kendisinin sorumlu olduğunu, müvekkiliyle bir alakası bulunmadığını, fesih sonrası 1 ay daha davacının Aygaz markalı tüplerini satmaya yetkisi bulunduğunu ancak yapılan tespit sonrasında bu tüplere tedbir konularak satışının engellendiğini, Ünye ilçesinde meydana gelen sel felaketi sırasında müvekkilinin işletmesinin de zarar gördüğünü ve bahsedilen boş tüp makbuzlarının kullanılamaz hale geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2018 tarihli ve 2018/157 E., 2018/270 K. sayılı kararıyla; davacının oğlunun rakip şirketin bayiliğini alması ve davacının şirket bayisi iken kullandığı telefonu davacıdan onay almaksızın 3 üncü kişiye devretemesinin sözleşmeye aykırı olduğu ve sözleşmeyi sona erdirme kastını ortaya koyduğu, bu nedenle fesih bildiriminin haksız olduğu, taraflar arasındaki 07.07.2003 tarihli sözleşmenin 12/f maddesine göre bayinin sözleşmenin feshi veya sona ermesi hallerinde emanet olarak verilen tüpleri 3 gün içinde iade etmek ve telefon kullanım hakkını devretmekle yükümlü olduğu, aykırı davranışların haksız rekabet oluşturacağının kararlaştırıldığı, buna göre davalı eylemlerinin haksız rekabet mahiyetinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre iade edilmeyen tüplerin davacı yasal defterlerindeki imalat değerleri üzerinden bedelini talep edebileceği, bu doğrultuda davacı şirket defterleri incelendiğinde iadesi gereken 6279 tüp bulunduğu, dava tarihi itibarıyla iade edilmeyen tüplerin depozitoları düşüldükten sonra 6279 adedine karşılık 126.974,84 TL tespit edilmiş ve davacı vekili tarafından bu talep 126.974,00 TL’ye ıslah edilmişse de, yine davacı vekilinin 4449 adet tüpün iadesini ilk dava açılışında talep ettiği ve toplam 82.416,47 TL haricindeki talebini atiye bıraktığının gözönüne alınması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davalıdan cezai şartın istenebileceği, tacirler arasındaki cezai şartın tenkisi mümkün değilse de davalının gelir vergisi matrahından sözleşmede kararlaştırılan 50.000,00 dolar cezai şarta hükmolunmasının davalı şirketin mahfına ve yok olmasına sebebiyet verebileceğinin anlaşıldığı ve tenkise gidildiği, 25.000,00 doların dava tarihindeki geçerli kura göre karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınması gerektiği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 24, 25, 26 ve 27 nci maddeleri ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafın 642 günlük erken fesih dolayısıyla 57.446,16 TL kârdan mahrum kaldığı, öte yandan her ne kadar davacı tarafça ticari itibarinin zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, yasal şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddinin gerektiği gerekçesiyle taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, 25.000,00 dolar cezai şartın dava tarihindeki geçerli kur karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine, davacının10.08.2015 tarihli atiye bırakılan kısım dışında kalan 4449 adet tüpün imalat değerine yönelik talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin 64.546,00 TL'sinin haksız fesih tarihi olan 27.06.2006 tarihinden itibaren, bakiye 19.987,63 TL'sinin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının kâr mahrumiyeti talebinin kabulü ile 57.445,00 TL'nin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asil istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 22.04.2019 tarihli ve 2019/471 E., 2019/522 K. sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı asilin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asil temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 12.10.2020 tarih, 2019/2826 E. ve 2020/4017 K. sayılı kararıyla davalı asilin sair temyiz itirazları reddedilmiş, davacının ne şekilde kar mahrumiyeti oluştuğunun açıklanmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkiline iade edilmeyen tüplerin öncelikle aynen iadesini, bu kabul edilmezse imalat değeri olarak 1,00 TL’nin, o dahi kabul edilmezse tüplerin dava tarihindeki rayiç depozito değeri olan 64.546,00 TL’nin fesih tarihinden itibaren reeskont faiziyle ödenmesini talep ettiği, daha sonra sunduğu ıslah dilekçesiyle imalat ve depozito bedeli istemini 126.974,84 TL’ye çıkarttığı, tüp imalat bedeli olarak dava açılışında 1,00 TL talep edildiği dikkate alınmaksızın talebi aşan şekilde dava açılışında 64.546,00 TL olarak talep edildiğinin kabulü ile tüp imalat bedeli olarak tespit edilen toplam 82.416,47 TL’nin 64.546,00 TL’sinin dava tarihinden, bakiye 19.987,63 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verildiği, davacı vekilinin talep ettiği tüm kalemler yönünden reeskont faizi istemiş olmasına rağmen mahkemece talebi aşan şekilde kabul edilen bedellerin faiziyle tahsiline karar verildiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf feshinin haklı olmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin haksız rekabet hükümlerine aykırı davrandığı, iade edilmeyen tüplerin davacı yasal defterlerindeki imalat değerleri üzerinden yapılan incelemesi ve davacının bir kısım tüp bedeli bakımından atiye bırakma beyanı sonucu 82.416,47 TL tüp imalat bedelinin davalıdan talep edilebileceğinin anlaşıldığı, sözleşmedeki cezai şart hükmünün haksız fesih nedeniyle uygulanabileceği ancak bunun davalının ekonomik mahvına sebep olacağından tenkisi gerektiği, yeni bayinin günlük faaliyet karı dikkate alınarak dosya içerisindeki belgelerden sözleşmeyi fesheden davalının getireceği kar ile yeni açılan bayinin karlılık oranları arasında fark olduğunun anlaşıldığı bu hali ile kar mahrumiyetinin gerçekleştiği ve davacının erken fesih dolayısıyla 30.398,70 TL kardan mahrum kaldığı, davacının davalının eylemleri nedeniyle haksız ve ağır bir manevi zarara uğradığı ve manevi tazminatın şartlarından olan haksız eylem zarar ve haksız eylem ile zarar arasındaki illiyet bağı unsurlarının bir arada gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, sözleşmeden dolayı davacı tarafça talep edilen cezai şart alacağının 1/2'si oranında indirim yapılarak neticeten 25.000,00 dolar cezai şart alacağının dava tarihindeki geçerli kur oranlamasıyla bulunan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 4449 adet imalat talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kar mahrumiyeti talebinin kabulü ile 30.398,70 TL'nin 09.01.2015 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talepler ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde aslen davacı vekili, katılmayla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin ve kar mahrumiyeti değerlendirmesinin hatalı olduğunu, zira davacının fesih tarihinden taraflar arasındaki sözleşme süresinin olağan bitim tarihine kadar ilçe içerisinde başka bayi açmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin bozma kapsamı dışında kalan hususlar bakımından da hüküm kurduğunu, davacı vekili lehine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin yalnızca davalı tarafından temyiz edilen karardakinden fazla olamayacağını, davacının ne şekilde kar mahrumiyeti zararının oluştuğunun gerekçelendirilmediğini, kar mahrumiyeti hesabına ilişkin bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının kar mahrumiyetinin bulunmadığını, tüp imalat bedeline ilişkin bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğini, feragat anlamına gelen 1830 adet tüp imalat bedeline ilişkin davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve buna göre lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshinin tespiti, süresinden önce fesih nedeniyle mahrum kalınan kârın, cezai şartın ve iade edilmeyen tüplerin imalat bedelinin istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Dairemizin 12.10.2020 tarih 2019/2826 E. ve 2020/4017 K. sayılı kararı ile davalı tarafından bayilik sözleşmesinin feshinden kısa süre sonra davacının yeni bir bayi ile sözleşme imzalamış olması karşısında, davacının ne şekilde zararının gerçekleştiği belirtilmeksizin davalı taraf aleyhine kâr mahrumiyetine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile önceki ilk derece mahkemesi hükmünün bozulduğu, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada fesih tarihinden sonra değilse de çok kısa süre önce aynı ilçe sınırları içerisinde davacı ile dava dışı üçüncü kişi arasında başka bir bayilik ilişkisinin kurulduğu, bu nedenle davacının kar mahrumiyeti olduğunun söylenemeyeceği kabulü ile davacının bu talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.

2. Davacı vekilinin cezai şart talebinin kabul edildiği, hakim takdiri ile bunun tenkisinin yapıldığı ancak davalı lehine reddedilen cezai şart miktarı üzerinden davalı taraf lehine avukatlık vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Ancak dava açılışında davacının, hakimin takdir yetkisini kullanıp kullanmayacağını bilmesine imkan olmadığı gibi cezai şarta hak kazandığı da dosya kapsamındaki önceki ilamlarda gerekçelendirilmiştir. Bu durumda tenkis edilen cezai şart üzerinden davalı lehine vekalet ücreti takdiri ve yargılama giderleri oranlaması doğru olmamıştır.

3. İlk derece mahkemesince kurulan ilk hükmün esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı yalnızca davalı asil tarafından temyiz edilmiş olup, yapılan temyiz üzerine bozulan ilk derece mahkemesi kararında davacı taraf lehine toplam 16.591,69 TL avukatlık vekalet ücretine hükmedildiği, işbu temyiz incelemesine konu kararda ise yine vekalet ücretine ilişkin hükmün davacı talep konu ve miktarlarına göre ayrı ayrı belirtilerek kurulmadığı gibi toplam 23.547,28 TL avukatlık vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Bu durumda önceki mahkeme kararının temyiz edilmemesi üzerine davacının kabulünde olan vekalet ücretinin, davacı taraf lehine güncellenerek hükmedilmesi usuli kazanılmış hakkın ihlali mahiyetinde olacağından kararın bu nedenle de bozulması gerekmişse de; mahkemece kurulacak nihai hükümde yukarıdaki bozma gerekçelerinin de gereği yapılması ve yeniden her bir talep için ayrı ayrı belirtilen vekalet ücreti hükmü ile müktesep hak hususunun ayrıca gözetilebilecek olmasına göre hükmün bu yönden eleştirilmesi ile yetinilmiştir.

4.Davalı taraf vekilinin temyiz sebeplerinde belirtildiği gibi davacının tüp depozito bedeline ilişkin talebinin bir kısmını atiye bıraktığı, atiye bırakılan kısım için feragatten ret hükmü kurulmadığı ve davalı tarafın bu hususu hem esasa ilişkin hem de vekalet ücretine ilişkin nedenlerle temyiz ettiği anlaşılmıştır. Ancak mahkemece kurulan hükmün bozulması ile yeniden hüküm kurulacağı, ayrıca mahkemenin kurduğu vekalet ücretine ilişkin hükümde atiye bırakılan tüp depozito bedellerinin dikkate alıp nihai olarak kurulacak toplam vekalet ücretinde hataya düştüğü anlaşılmış olmasına göre anılan hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Cezai şartın tenkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2826 E. 2020/4017 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Haksız rekabet

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8660 E. 2013/13282 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Haksız rekabet

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3529 E. 2013/4138 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Cezai Şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17382 E. 2014/18599 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Emanet tüplerin iadesini ispat yükü bayidedir

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4600 E. 2024/760 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4434 E. 2017/6609 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/724 E.  ,  2023/7577 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)

SAYISI 2021/24 Esas, 2022/178 Karar

HÜKÜM

Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat ve cezai şart alacağı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından aslen, davalı vekili tarafından ise katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 07.07.2003 tarihli sözleşme ile müvekkili bayisi olduğunu, davalının bayiliği süresince müşterilerde olan boş tüplere istinaden düzenlemesi gereken makbuzları düzenlemekten imtina ettiğini ve iş hacminin üzerinde 3330 adet tüpü müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin bunları ticari olarak kullanmasını engellediğini, yine davalının muvazaalı şekilde oğlu adına açtığı rakip şirket bayiliği ile rekabet yasağına aykırı eylemlerde bulunduğunu, müvekkili şirketin bunu fark etmesi üzerine davalının Aygaz bayiliğini sözleşme süresinden önce bırakmak istediğini şifaen bildirdiğini, bu isteğin müvekkilince davalıya verilen demirbaş mahiyetindeki tüplerin ve bayilik sabit sipariş telefon hatlarının müvekkilinin belirlediği yeni bayiye devredilmesi şartıyla kabul edildiğini, akabinde müvekkilince yeni bayiyi ve davalının artık bayileri olmadığını gösteren el ilanları bastırılarak örnek mahiyetinde bir miktarının Ünye’de yer alan şubelere gönderdiğini ancak bunlar henüz müşterilere dağıtılmadan davalının bu ilanları bahane ederek fesih ihbarıyla bayilik sözleşmesini feshettiğini, bu feshin haksız olduğunu, davalının bayilik sözleşmesini feshetmesine rağmen sorumluluğunda bulunan tüpleri ve boş tüp makbuzlarını müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin gereği gibi ticari faaliyetlerine devam etmesine engel olduğunu, müvekkili markasını taşıyan tabelayı da işletmesinden indirmediğini, bu hususların Mahkeme eliyle yapılan tespitle sabit olduğunu, fesih bildirimi sonrasında müvekkilince yeni bayilik verilen dava dışı kişiye bayinin iki tane sabit sipariş hattı olmasına rağmen sadece birinin devredildiğini, diğer müşterilerce yoğun kullanılan hattın ise devredilmediğini, müvekkilinin satış rakamlarının 2016 Eylül sonrasında %50 düştüğünü ileri sürerek davalının bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiğinin ve rekabet yasağının ihlalinin tespitine, mülkiyeti müvekkiline ait olan çeşitli nitelikteki toplam 4449 adet tüpün aynen iadesine, bu kabul edilmezse imalat değeri olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, bu dahi kabul edilmezse tüplerin dava açılışındaki rayiç depozito değeri 64.546,00 TL’nin davalıdan reeskont faiziyle tahsiline, 1 yıl 9 ay önce feshedilen sözleşme nedeniyle anılan süre boyunca müvekkilinin mahrum kaldığı kar olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle ödenmesine, davalının Ağustos ve Eylül 2006 döneminde rakip şirket adına satış yaparak müvekkilini uğrattığı zarara istinaden şimdilik 1 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsiline, davalının uhdesinde sebepsiz ve sözleşmeye aykırı olarak bulunan 3330 adet tüp nedeniyle müvekkilinin tüm bayilik süresince 1996 yılından 2006 yılına kadar uğradığı zararın tazminine, sözleşmenin haksız nedenle feshine dayalı olarak 50.000,00 USD cezai şartın ödenmesine, fesih sonrası müvekkilinin ticari itibarını karalamaya yönelik eylemleri nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş;

09. 01.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle davalının rekabet sözleşmesine aykırı olarak dava dışı rakip şirket adına yaptığı satışla müvekkilini uğrattığı zarar ve 3330 adet tüpün sözleşmeye aykırı olarak sebepsiz yere elde tutularak sirkülasyondan çekilmesinden doğan zarara istinaden taleplerini atiye bıraktıklarını; sözleşmenin süresinden önce haksız feshi nedeniyle mahrum kalınan kâra ilişkin taleplerini 57.445,00 TL’ye tüp imalat veya depozito taleplerini 126.974,84 TL’ye çıkarttıklarını beyan etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından hiçbir bildirimde bulunulmadığı halde 26.09.2006 tarihinde şehirde el ilanları dağıttırıldığını, bu ilanlarda müvekkilinin bayiliğinin sona erdiğinin yazılı olduğunu, bunu gören ve ticari itibarı sarsılan müvekkilinin mevcut bayilik sözleşmesini tek taraflı ve haklı olarak feshettiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların doğru olmadığını, müvekkilinin oğlunun kendi eylemlerinden kendisinin sorumlu olduğunu, müvekkiliyle bir alakası bulunmadığını, fesih sonrası 1 ay daha davacının Aygaz markalı tüplerini satmaya yetkisi bulunduğunu ancak yapılan tespit sonrasında bu tüplere tedbir konularak satışının engellendiğini, Ünye ilçesinde meydana gelen sel felaketi sırasında müvekkilinin işletmesinin de zarar gördüğünü ve bahsedilen boş tüp makbuzlarının kullanılamaz hale geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2018 tarihli ve 2018/157 E., 2018/270 K. sayılı kararıyla; davacının oğlunun rakip şirketin bayiliğini alması ve davacının şirket bayisi iken kullandığı telefonu davacıdan onay almaksızın 3 üncü kişiye devretemesinin sözleşmeye aykırı olduğu ve sözleşmeyi sona erdirme kastını ortaya koyduğu, bu nedenle fesih bildiriminin haksız olduğu, taraflar arasındaki 07.07.2003 tarihli sözleşmenin 12/f maddesine göre bayinin sözleşmenin feshi veya sona ermesi hallerinde emanet olarak verilen tüpleri 3 gün içinde iade etmek ve telefon kullanım hakkını devretmekle yükümlü olduğu, aykırı davranışların haksız rekabet oluşturacağının kararlaştırıldığı, buna göre davalı eylemlerinin haksız rekabet mahiyetinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre iade edilmeyen tüplerin davacı yasal defterlerindeki imalat değerleri üzerinden bedelini talep edebileceği, bu doğrultuda davacı şirket defterleri incelendiğinde iadesi gereken 6279 tüp bulunduğu, dava tarihi itibarıyla iade edilmeyen tüplerin depozitoları düşüldükten sonra 6279 adedine karşılık 126.974,84 TL tespit edilmiş ve davacı vekili tarafından bu talep 126.974,00 TL’ye ıslah edilmişse de, yine davacı vekilinin 4449 adet tüpün iadesini ilk dava açılışında talep ettiği ve toplam 82.416,47 TL haricindeki talebini atiye bıraktığının gözönüne alınması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davalıdan cezai şartın istenebileceği, tacirler arasındaki cezai şartın tenkisi mümkün değilse de davalının gelir vergisi matrahından sözleşmede kararlaştırılan 50.000,00 dolar cezai şarta hükmolunmasının davalı şirketin mahfına ve yok olmasına sebebiyet verebileceğinin anlaşıldığı ve tenkise gidildiği, 25.000,00 doların dava tarihindeki geçerli kura göre karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınması gerektiği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 24, 25, 26 ve 27 nci maddeleri ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafın 642 günlük erken fesih dolayısıyla 57.446,16 TL kârdan mahrum kaldığı, öte yandan her ne kadar davacı tarafça ticari itibarinin zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, yasal şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddinin gerektiği gerekçesiyle taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, 25.000,00 dolar cezai şartın dava tarihindeki geçerli kur karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine, davacının10.08.2015 tarihli atiye bırakılan kısım dışında kalan 4449 adet tüpün imalat değerine yönelik talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin 64.546,00 TL'sinin haksız fesih tarihi olan 27.06.2006 tarihinden itibaren, bakiye 19.987,63 TL'sinin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının kâr mahrumiyeti talebinin kabulü ile 57.445,00 TL'nin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asil istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 22.04.2019 tarihli ve 2019/471 E., 2019/522 K. sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı asilin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asil temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 12.10.2020 tarih, 2019/2826 E. ve 2020/4017 K. sayılı kararıyla davalı asilin sair temyiz itirazları reddedilmiş, davacının ne şekilde kar mahrumiyeti oluştuğunun açıklanmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkiline iade edilmeyen tüplerin öncelikle aynen iadesini, bu kabul edilmezse imalat değeri olarak 1,00 TL’nin, o dahi kabul edilmezse tüplerin dava tarihindeki rayiç depozito değeri olan 64.546,00 TL’nin fesih tarihinden itibaren reeskont faiziyle ödenmesini talep ettiği, daha sonra sunduğu ıslah dilekçesiyle imalat ve depozito bedeli istemini 126.974,84 TL’ye çıkarttığı, tüp imalat bedeli olarak dava açılışında 1,00 TL talep edildiği dikkate alınmaksızın talebi aşan şekilde dava açılışında 64.546,00 TL olarak talep edildiğinin kabulü ile tüp imalat bedeli olarak tespit edilen toplam 82.416,47 TL’nin 64.546,00 TL’sinin dava tarihinden, bakiye 19.987,63 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verildiği, davacı vekilinin talep ettiği tüm kalemler yönünden reeskont faizi istemiş olmasına rağmen mahkemece talebi aşan şekilde kabul edilen bedellerin faiziyle tahsiline karar verildiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf feshinin haklı olmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin haksız rekabet hükümlerine aykırı davrandığı, iade edilmeyen tüplerin davacı yasal defterlerindeki imalat değerleri üzerinden yapılan incelemesi ve davacının bir kısım tüp bedeli bakımından atiye bırakma beyanı sonucu 82.416,47 TL tüp imalat bedelinin davalıdan talep edilebileceğinin anlaşıldığı, sözleşmedeki cezai şart hükmünün haksız fesih nedeniyle uygulanabileceği ancak bunun davalının ekonomik mahvına sebep olacağından tenkisi gerektiği, yeni bayinin günlük faaliyet karı dikkate alınarak dosya içerisindeki belgelerden sözleşmeyi fesheden davalının getireceği kar ile yeni açılan bayinin karlılık oranları arasında fark olduğunun anlaşıldığı bu hali ile kar mahrumiyetinin gerçekleştiği ve davacının erken fesih dolayısıyla 30.398,70 TL kardan mahrum kaldığı, davacının davalının eylemleri nedeniyle haksız ve ağır bir manevi zarara uğradığı ve manevi tazminatın şartlarından olan haksız eylem zarar ve haksız eylem ile zarar arasındaki illiyet bağı unsurlarının bir arada gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, sözleşmeden dolayı davacı tarafça talep edilen cezai şart alacağının 1/2'si oranında indirim yapılarak neticeten 25.000,00 dolar cezai şart alacağının dava tarihindeki geçerli kur oranlamasıyla bulunan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 4449 adet imalat talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kar mahrumiyeti talebinin kabulü ile 30.398,70 TL'nin 09.01.2015 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talepler ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde aslen davacı vekili, katılmayla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin ve kar mahrumiyeti değerlendirmesinin hatalı olduğunu, zira davacının fesih tarihinden taraflar arasındaki sözleşme süresinin olağan bitim tarihine kadar ilçe içerisinde başka bayi açmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin bozma kapsamı dışında kalan hususlar bakımından da hüküm kurduğunu, davacı vekili lehine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin yalnızca davalı tarafından temyiz edilen karardakinden fazla olamayacağını, davacının ne şekilde kar mahrumiyeti zararının oluştuğunun gerekçelendirilmediğini, kar mahrumiyeti hesabına ilişkin bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının kar mahrumiyetinin bulunmadığını, tüp imalat bedeline ilişkin bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğini, feragat anlamına gelen 1830 adet tüp imalat bedeline ilişkin davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve buna göre lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshinin tespiti, süresinden önce fesih nedeniyle mahrum kalınan kârın, cezai şartın ve iade edilmeyen tüplerin imalat bedelinin istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Dairemizin 12.10.2020 tarih 2019/2826 E. ve 2020/4017 K. sayılı kararı ile davalı tarafından bayilik sözleşmesinin feshinden kısa süre sonra davacının yeni bir bayi ile sözleşme imzalamış olması karşısında, davacının ne şekilde zararının gerçekleştiği belirtilmeksizin davalı taraf aleyhine kâr mahrumiyetine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile önceki ilk derece mahkemesi hükmünün bozulduğu, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada fesih tarihinden sonra değilse de çok kısa süre önce aynı ilçe sınırları içerisinde davacı ile dava dışı üçüncü kişi arasında başka bir bayilik ilişkisinin kurulduğu, bu nedenle davacının kar mahrumiyeti olduğunun söylenemeyeceği kabulü ile davacının bu talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.

2. Davacı vekilinin cezai şart talebinin kabul edildiği, hakim takdiri ile bunun tenkisinin yapıldığı ancak davalı lehine reddedilen cezai şart miktarı üzerinden davalı taraf lehine avukatlık vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Ancak dava açılışında davacının, hakimin takdir yetkisini kullanıp kullanmayacağını bilmesine imkan olmadığı gibi cezai şarta hak kazandığı da dosya kapsamındaki önceki ilamlarda gerekçelendirilmiştir. Bu durumda tenkis edilen cezai şart üzerinden davalı lehine vekalet ücreti takdiri ve yargılama giderleri oranlaması doğru olmamıştır.

3. İlk derece mahkemesince kurulan ilk hükmün esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı yalnızca davalı asil tarafından temyiz edilmiş olup, yapılan temyiz üzerine bozulan ilk derece mahkemesi kararında davacı taraf lehine toplam 16.591,69 TL avukatlık vekalet ücretine hükmedildiği, işbu temyiz incelemesine konu kararda ise yine vekalet ücretine ilişkin hükmün davacı talep konu ve miktarlarına göre ayrı ayrı belirtilerek kurulmadığı gibi toplam 23.547,28 TL avukatlık vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Bu durumda önceki mahkeme kararının temyiz edilmemesi üzerine davacının kabulünde olan vekalet ücretinin, davacı taraf lehine güncellenerek hükmedilmesi usuli kazanılmış hakkın ihlali mahiyetinde olacağından kararın bu nedenle de bozulması gerekmişse de;

mahkemece kurulacak nihai hükümde yukarıdaki bozma gerekçelerinin de gereği yapılması ve yeniden her bir talep için ayrı ayrı belirtilen vekalet ücreti hükmü ile müktesep hak hususunun ayrıca gözetilebilecek olmasına göre hükmün bu yönden eleştirilmesi ile yetinilmiştir.

4.Davalı taraf vekilinin temyiz sebeplerinde belirtildiği gibi davacının tüp depozito bedeline ilişkin talebinin bir kısmını atiye bıraktığı, atiye bırakılan kısım için feragatten ret hükmü kurulmadığı ve davalı tarafın bu hususu hem esasa ilişkin hem de vekalet ücretine ilişkin nedenlerle temyiz ettiği anlaşılmıştır. Ancak mahkemece kurulan hükmün bozulması ile yeniden hüküm kurulacağı, ayrıca mahkemenin kurduğu vekalet ücretine ilişkin hükümde atiye bırakılan tüp depozito bedellerinin dikkate alıp nihai olarak kurulacak toplam vekalet ücretinde hataya düştüğü anlaşılmış olmasına göre anılan hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1109913900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.