Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/724 E. 2023/7577 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şartın tenkisi↗ erken fesih↗ tenkis↗ kar mahrumiyeti↗ haksız fesih↗ ticari itibarın zedelenmesi↗ mahrum kalınan kâr↗ ticari itibar↗ istinaf başvurusunun reddi↗ rekabet yasağı↗ vekalet ücreti takdiri↗ müktesep hak↗ haksız eylem↗ muvazaa↗ illiyet bağı↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ davanın açılmamış sayılması↗ cezai şart↗ yargılama giderleri↗ reeskont faizi↗ istinaf incelemesi↗ açılmamış sayılma↗ üçüncü kişi↗ oy yasağı↗ fesih↗ kâr dağıtımı↗ feragat↗ yargılama gideri↗ ıslah↗ taşıyan↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ haksız rekabet↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından aslen, davalı vekili tarafından ise katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 07.07.2003 tarihli sözleşme ile müvekkili bayisi olduğunu, davalının bayiliği süresince müşterilerde olan boş tüplere istinaden düzenlemesi gereken makbuzları düzenlemekten imtina ettiğini ve iş hacminin üzerinde 3330 adet tüpü müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin bunları ticari olarak kullanmasını engellediğini, yine davalının muvazaalı şekilde oğlu adına açtığı rakip şirket bayiliği ile rekabet yasağına aykırı eylemlerde bulunduğunu, müvekkili şirketin bunu fark etmesi üzerine davalının Aygaz bayiliğini sözleşme süresinden önce bırakmak istediğini şifaen bildirdiğini, bu isteğin müvekkilince davalıya verilen demirbaş mahiyetindeki tüplerin ve bayilik sabit sipariş telefon hatlarının müvekkilinin belirlediği yeni bayiye devredilmesi şartıyla kabul edildiğini, akabinde müvekkilince yeni bayiyi ve davalının artık bayileri olmadığını gösteren el ilanları bastırılarak örnek mahiyetinde bir miktarının Ünye’de yer alan şubelere gönderdiğini ancak bunlar henüz müşterilere dağıtılmadan davalının bu ilanları bahane ederek fesih ihbarıyla bayilik sözleşmesini feshettiğini, bu feshin haksız olduğunu, davalının bayilik sözleşmesini feshetmesine rağmen sorumluluğunda bulunan tüpleri ve boş tüp makbuzlarını müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin gereği gibi ticari faaliyetlerine devam etmesine engel olduğunu, müvekkili markasını taşıyan tabelayı da işletmesinden indirmediğini, bu hususların Mahkeme eliyle yapılan tespitle sabit olduğunu, fesih bildirimi sonrasında müvekkilince yeni bayilik verilen dava dışı kişiye bayinin iki tane sabit sipariş hattı olmasına rağmen sadece birinin devredildiğini, diğer müşterilerce yoğun kullanılan hattın ise devredilmediğini, müvekkilinin satış rakamlarının 2016 Eylül sonrasında %50 düştüğünü ileri sürerek davalının bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiğinin ve rekabet yasağının ihlalinin tespitine, mülkiyeti müvekkiline ait olan çeşitli nitelikteki toplam 4449 adet tüpün aynen iadesine, bu kabul edilmezse imalat değeri olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, bu dahi kabul edilmezse tüplerin dava açılışındaki rayiç depozito değeri 64.546,00 TL’nin davalıdan reeskont faiziyle tahsiline, 1 yıl 9 ay önce feshedilen sözleşme nedeniyle anılan süre boyunca müvekkilinin mahrum kaldığı kar olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle ödenmesine, davalının Ağustos ve Eylül 2006 döneminde rakip şirket adına satış yaparak müvekkilini uğrattığı zarara istinaden şimdilik 1 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsiline, davalının uhdesinde sebepsiz ve sözleşmeye aykırı olarak bulunan 3330 adet tüp nedeniyle müvekkilinin tüm bayilik süresince 1996 yılından 2006 yılına kadar uğradığı zararın tazminine, sözleşmenin haksız nedenle feshine dayalı olarak 50.000,00 USD cezai şartın ödenmesine, fesih sonrası müvekkilinin ticari itibarını karalamaya yönelik eylemleri nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.01.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle davalının rekabet sözleşmesine aykırı olarak dava dışı rakip şirket adına yaptığı satışla müvekkilini uğrattığı zarar ve 3330 adet tüpün sözleşmeye aykırı olarak sebepsiz yere elde tutularak sirkülasyondan çekilmesinden doğan zarara istinaden taleplerini atiye bıraktıklarını; sözleşmenin süresinden önce haksız feshi nedeniyle mahrum kalınan kâra ilişkin taleplerini 57.445,00 TL’ye tüp imalat veya depozito taleplerini 126.974,84 TL’ye çıkarttıklarını beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından hiçbir bildirimde bulunulmadığı halde 26.09.2006 tarihinde şehirde el ilanları dağıttırıldığını, bu ilanlarda müvekkilinin bayiliğinin sona erdiğinin yazılı olduğunu, bunu gören ve ticari itibarı sarsılan müvekkilinin mevcut bayilik sözleşmesini tek taraflı ve haklı olarak feshettiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların doğru olmadığını, müvekkilinin oğlunun kendi eylemlerinden kendisinin sorumlu olduğunu, müvekkiliyle bir alakası bulunmadığını, fesih sonrası 1 ay daha davacının Aygaz markalı tüplerini satmaya yetkisi bulunduğunu ancak yapılan tespit sonrasında bu tüplere tedbir konularak satışının engellendiğini, Ünye ilçesinde meydana gelen sel felaketi sırasında müvekkilinin işletmesinin de zarar gördüğünü ve bahsedilen boş tüp makbuzlarının kullanılamaz hale geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2018 tarihli ve 2018/157 E., 2018/270 K. sayılı kararıyla; davacının oğlunun rakip şirketin bayiliğini alması ve davacının şirket bayisi iken kullandığı telefonu davacıdan onay almaksızın 3 üncü kişiye devretemesinin sözleşmeye aykırı olduğu ve sözleşmeyi sona erdirme kastını ortaya koyduğu, bu nedenle fesih bildiriminin haksız olduğu, taraflar arasındaki 07.07.2003 tarihli sözleşmenin 12/f maddesine göre bayinin sözleşmenin feshi veya sona ermesi hallerinde emanet olarak verilen tüpleri 3 gün içinde iade etmek ve telefon kullanım hakkını devretmekle yükümlü olduğu, aykırı davranışların haksız rekabet oluşturacağının kararlaştırıldığı, buna göre davalı eylemlerinin haksız rekabet mahiyetinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre iade edilmeyen tüplerin davacı yasal defterlerindeki imalat değerleri üzerinden bedelini talep edebileceği, bu doğrultuda davacı şirket defterleri incelendiğinde iadesi gereken 6279 tüp bulunduğu, dava tarihi itibarıyla iade edilmeyen tüplerin depozitoları düşüldükten sonra 6279 adedine karşılık 126.974,84 TL tespit edilmiş ve davacı vekili tarafından bu talep 126.974,00 TL’ye ıslah edilmişse de, yine davacı vekilinin 4449 adet tüpün iadesini ilk dava açılışında talep ettiği ve toplam 82.416,47 TL haricindeki talebini atiye bıraktığının gözönüne alınması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davalıdan cezai şartın istenebileceği, tacirler arasındaki cezai şartın tenkisi mümkün değilse de davalının gelir vergisi matrahından sözleşmede kararlaştırılan 50.000,00 dolar cezai şarta hükmolunmasının davalı şirketin mahfına ve yok olmasına sebebiyet verebileceğinin anlaşıldığı ve tenkise gidildiği, 25.000,00 doların dava tarihindeki geçerli kura göre karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınması gerektiği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 24, 25, 26 ve 27 nci maddeleri ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafın 642 günlük erken fesih dolayısıyla 57.446,16 TL kârdan mahrum kaldığı, öte yandan her ne kadar davacı tarafça ticari itibarinin zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, yasal şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddinin gerektiği gerekçesiyle taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, 25.000,00 dolar cezai şartın dava tarihindeki geçerli kur karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine, davacının10.08.2015 tarihli atiye bırakılan kısım dışında kalan 4449 adet tüpün imalat değerine yönelik talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin 64.546,00 TL'sinin haksız fesih tarihi olan 27.06.2006 tarihinden itibaren, bakiye 19.987,63 TL'sinin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının kâr mahrumiyeti talebinin kabulü ile 57.445,00 TL'nin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asil istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.04.2019 tarihli ve 2019/471 E., 2019/522 K. sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı asilin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asil temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 12.10.2020 tarih, 2019/2826 E. ve 2020/4017 K. sayılı kararıyla davalı asilin sair temyiz itirazları reddedilmiş, davacının ne şekilde kar mahrumiyeti oluştuğunun açıklanmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkiline iade edilmeyen tüplerin öncelikle aynen iadesini, bu kabul edilmezse imalat değeri olarak 1,00 TL’nin, o dahi kabul edilmezse tüplerin dava tarihindeki rayiç depozito değeri olan 64.546,00 TL’nin fesih tarihinden itibaren reeskont faiziyle ödenmesini talep ettiği, daha sonra sunduğu ıslah dilekçesiyle imalat ve depozito bedeli istemini 126.974,84 TL’ye çıkarttığı, tüp imalat bedeli olarak dava açılışında 1,00 TL talep edildiği dikkate alınmaksızın talebi aşan şekilde dava açılışında 64.546,00 TL olarak talep edildiğinin kabulü ile tüp imalat bedeli olarak tespit edilen toplam 82.416,47 TL’nin 64.546,00 TL’sinin dava tarihinden, bakiye 19.987,63 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verildiği, davacı vekilinin talep ettiği tüm kalemler yönünden reeskont faizi istemiş olmasına rağmen mahkemece talebi aşan şekilde kabul edilen bedellerin faiziyle tahsiline karar verildiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf feshinin haklı olmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin haksız rekabet hükümlerine aykırı davrandığı, iade edilmeyen tüplerin davacı yasal defterlerindeki imalat değerleri üzerinden yapılan incelemesi ve davacının bir kısım tüp bedeli bakımından atiye bırakma beyanı sonucu 82.416,47 TL tüp imalat bedelinin davalıdan talep edilebileceğinin anlaşıldığı, sözleşmedeki cezai şart hükmünün haksız fesih nedeniyle uygulanabileceği ancak bunun davalının ekonomik mahvına sebep olacağından tenkisi gerektiği, yeni bayinin günlük faaliyet karı dikkate alınarak dosya içerisindeki belgelerden sözleşmeyi fesheden davalının getireceği kar ile yeni açılan bayinin karlılık oranları arasında fark olduğunun anlaşıldığı bu hali ile kar mahrumiyetinin gerçekleştiği ve davacının erken fesih dolayısıyla 30.398,70 TL kardan mahrum kaldığı, davacının davalının eylemleri nedeniyle haksız ve ağır bir manevi zarara uğradığı ve manevi tazminatın şartlarından olan haksız eylem zarar ve haksız eylem ile zarar arasındaki illiyet bağı unsurlarının bir arada gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, sözleşmeden dolayı davacı tarafça talep edilen cezai şart alacağının 1/2'si oranında indirim yapılarak neticeten 25.000,00 dolar cezai şart alacağının dava tarihindeki geçerli kur oranlamasıyla bulunan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 4449 adet imalat talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kar mahrumiyeti talebinin kabulü ile 30.398,70 TL'nin 09.01.2015 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talepler ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde aslen davacı vekili, katılmayla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin ve kar mahrumiyeti değerlendirmesinin hatalı olduğunu, zira davacının fesih tarihinden taraflar arasındaki sözleşme süresinin olağan bitim tarihine kadar ilçe içerisinde başka bayi açmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin bozma kapsamı dışında kalan hususlar bakımından da hüküm kurduğunu, davacı vekili lehine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin yalnızca davalı tarafından temyiz edilen karardakinden fazla olamayacağını, davacının ne şekilde kar mahrumiyeti zararının oluştuğunun gerekçelendirilmediğini, kar mahrumiyeti hesabına ilişkin bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının kar mahrumiyetinin bulunmadığını, tüp imalat bedeline ilişkin bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğini, feragat anlamına gelen 1830 adet tüp imalat bedeline ilişkin davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve buna göre lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshinin tespiti, süresinden önce fesih nedeniyle mahrum kalınan kârın, cezai şartın ve iade edilmeyen tüplerin imalat bedelinin istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dairemizin 12.10.2020 tarih 2019/2826 E. ve 2020/4017 K. sayılı kararı ile davalı tarafından bayilik sözleşmesinin feshinden kısa süre sonra davacının yeni bir bayi ile sözleşme imzalamış olması karşısında, davacının ne şekilde zararının gerçekleştiği belirtilmeksizin davalı taraf aleyhine kâr mahrumiyetine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile önceki ilk derece mahkemesi hükmünün bozulduğu, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada fesih tarihinden sonra değilse de çok kısa süre önce aynı ilçe sınırları içerisinde davacı ile dava dışı üçüncü kişi arasında başka bir bayilik ilişkisinin kurulduğu, bu nedenle davacının kar mahrumiyeti olduğunun söylenemeyeceği kabulü ile davacının bu talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
2. Davacı vekilinin cezai şart talebinin kabul edildiği, hakim takdiri ile bunun tenkisinin yapıldığı ancak davalı lehine reddedilen cezai şart miktarı üzerinden davalı taraf lehine avukatlık vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Ancak dava açılışında davacının, hakimin takdir yetkisini kullanıp kullanmayacağını bilmesine imkan olmadığı gibi cezai şarta hak kazandığı da dosya kapsamındaki önceki ilamlarda gerekçelendirilmiştir. Bu durumda tenkis edilen cezai şart üzerinden davalı lehine vekalet ücreti takdiri ve yargılama giderleri oranlaması doğru olmamıştır.
3. İlk derece mahkemesince kurulan ilk hükmün esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı yalnızca davalı asil tarafından temyiz edilmiş olup, yapılan temyiz üzerine bozulan ilk derece mahkemesi kararında davacı taraf lehine toplam 16.591,69 TL avukatlık vekalet ücretine hükmedildiği, işbu temyiz incelemesine konu kararda ise yine vekalet ücretine ilişkin hükmün davacı talep konu ve miktarlarına göre ayrı ayrı belirtilerek kurulmadığı gibi toplam 23.547,28 TL avukatlık vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Bu durumda önceki mahkeme kararının temyiz edilmemesi üzerine davacının kabulünde olan vekalet ücretinin, davacı taraf lehine güncellenerek hükmedilmesi usuli kazanılmış hakkın ihlali mahiyetinde olacağından kararın bu nedenle de bozulması gerekmişse de; mahkemece kurulacak nihai hükümde yukarıdaki bozma gerekçelerinin de gereği yapılması ve yeniden her bir talep için ayrı ayrı belirtilen vekalet ücreti hükmü ile müktesep hak hususunun ayrıca gözetilebilecek olmasına göre hükmün bu yönden eleştirilmesi ile yetinilmiştir.
4.Davalı taraf vekilinin temyiz sebeplerinde belirtildiği gibi davacının tüp depozito bedeline ilişkin talebinin bir kısmını atiye bıraktığı, atiye bırakılan kısım için feragatten ret hükmü kurulmadığı ve davalı tarafın bu hususu hem esasa ilişkin hem de vekalet ücretine ilişkin nedenlerle temyiz ettiği anlaşılmıştır. Ancak mahkemece kurulan hükmün bozulması ile yeniden hüküm kurulacağı, ayrıca mahkemenin kurduğu vekalet ücretine ilişkin hükümde atiye bırakılan tüp depozito bedellerinin dikkate alıp nihai olarak kurulacak toplam vekalet ücretinde hataya düştüğü anlaşılmış olmasına göre anılan hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2826 E. 2020/4017 K.
Ortak:cezai şartın tenkisi · erken fesih · haksız fesih · ticari itibarın zedelenmesi · mahrum kalınan kâr · ticari itibar · istinaf başvurusunun reddi · kâr mahrumiyeti
İncelediğiniz kararda… en kullandığı telefonu davacıdan onay almaksızın 3 üncü kişiye devretemesinin sözleşmeye aykırı olduğu ve sözleşmeyi sona erdirme kastını ortaya koyduğu, bu nedenle «fesih» bildiriminin haksız olduğu, taraflar arasındaki 07.07.2003 tarihli sözleşmenin 12/f maddesine göre bayinin «sözleşmenin feshi» veya sona ermesi hallerinde emanet olarak verilen tüpleri 3 gün içinde iade etmek ve telefon kullanım hakkını devretmekle yükümlü olduğu, aykırı davranışların «haksız rekabet» oluşturacağının kararlaştırıldığı, buna göre davalı eylemlerinin haksız rekabet mahiyetinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre iade edilmeyen tüplerin davacı yasal «defterlerindeki» imalat değerleri üzerinden bedelini talep edebileceği, bu doğrultuda davacı şirket defterleri incelendiğinde iadesi gereken 6279 tüp bulunduğu, dava tarihi itibarıyla iade edilmeyen tüplerin depozitoları düşüldükten sonra 6279 adedine karşılık 126.974,84 TL tespit edilmiş ve davacı vekili tarafından bu talep 126.974,00 TL’ye «ıslah» edilmişse de, yine davacı vekilinin 4449 adet tüpün iadesini ilk dava açılışında talep ettiği ve toplam 82.416,47 TL haricindeki talebini atiye bıraktığının gözönüne alınması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davalıdan «cezai şartın» istenebileceği, «tacirler» arasındaki «cezai şartın tenkisi» mümkün değilse de davalının gelir vergisi matrahından sözleşmede kararlaştırılan 50.000,00 dolar cezai şarta hükmolunmasının davalı şirketin mahfına ve yok olmasına sebebiyet verebileceğinin anlaşıldığı ve «tenkise» gidildiği, 25.000,00 doların dava tarihindeki geçerli kura göre karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınması gerektiği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 24, 25, 26 ve 27 nci maddeleri ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafın 642 günlük «erken fesih» dolayısıyla 57.446,16 TL kârdan «mahrum» kaldığı, öte yandan her ne kadar davacı tarafça «ticari itibarinin zedelenmesi» nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, yasal şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddinin gerektiği gerekçesiyle taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, 25.000,00 dolar cezai şartın dava tarihindeki geçerli kur karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine, davacının10.08.2015 tarihli atiye bırakılan kısım dışında kalan 4449 adet tüpün imalat değerine yönelik talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin 64.546,00 TL'sinin «haksız fesih» tarihi olan 27.06.2006 tarihinden itibaren, bakiye 19.987,63 TL'sinin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının kâr mahrumiyeti talebinin kabulü ile 57.445,00 TL'nin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile …
… kten imtina ettiğini ve iş hacminin üzerinde 3330 adet tüpü müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin bunları ticari olarak kullanmasını engellediğini, yine davalının «muvazaalı» şekilde oğlu adına açtığı rakip şirket bayiliği ile «rekabet yasağına» aykırı eylemlerde bulunduğunu, müvekkili şirketin bunu fark etmesi üzerine davalının Aygaz «bayiliğini sözleşme» süresinden önce bırakmak istediğini şifaen bildirdiğini, bu isteğin müvekkilince davalıya verilen demirbaş mahiyetindeki tüplerin ve bayilik sabit sipariş telefon hatlarının müvekkilinin belirlediği yeni bayiye devredilmesi şartıyla kabul edildiğini, akabinde müvekkilince yeni bayiyi ve davalının artık bayileri olmadığını gösteren el ilanları bastırılarak örnek mahiyetinde bir miktarının Ünye’de yer alan şubelere gönderdiğini ancak bunlar henüz müşterilere «dağıtılmadan» davalının bu ilanları bahane ederek «fesih» ihbarıyla bayilik sözleşmesini feshettiğini, bu feshin haksız olduğunu, davalının bayilik sözleşmesini feshetmesine rağmen sorumluluğunda bulunan tüpleri ve boş tüp makbuzlarını müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin gereği gibi ticari faaliyetlerine devam etmesine engel olduğunu, müvekkili markasını «taşıyan» tabelayı da işletmesinden indirmediğini, bu hususların Mahkeme eliyle yapılan tespitle sabit olduğunu, fesih bildirimi sonrasında müvekkilince yeni bayilik verilen dava dışı kişiye bayinin iki tane sabit sipariş hattı olmasına rağmen sadece birinin devredildiğini, diğer müşterilerce yoğun kullanılan hattın ise devredilmediğini, müvekkilinin satış rakamlarının 2016 Eylül sonrasında %50 düştüğünü ileri sürerek davalının bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiğinin ve rekabet yasağının ihlalinin tespitine, mülkiyeti müvekkiline ait olan çeşitli nitelikteki toplam 4449 adet tüpün aynen iadesine, bu kabul edilmezse imalat değeri olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, bu dahi kabul edilmezse tüplerin dava açılışındaki rayiç depozito değeri 64.546,00 TL’nin davalıdan reeskont faiziyle tahsiline, 1 yıl 9 ay önce feshedilen sözleşme nedeniyle anılan süre boyunca müvekkilinin «mahrum» kaldığı kar olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle ödenmesine, davalının Ağustos ve Eylül 2006 döneminde rakip şirket adına satış yaparak müvekkilini uğrattığı zarara istinaden şimdilik 1 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsiline, davalının uhdesinde sebepsiz ve sözleşmeye aykırı olarak bulunan 3330 adet tüp nedeniyle müvekkilinin tüm bayilik süresince 1996 yılından 2006 yılına kadar uğradığı zararın tazminine, sözleşmenin haksız nedenle feshine dayalı olarak 50.000,00 USD «cezai şartın» ödenmesine, fesih sonrası müvekkilinin «ticari itibarını» karalamaya yönelik eylemleri nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.01.2015 tarihli «ıslah» dilekçesiyle davalının rekabet sözleşmesine aykırı olarak dava dışı rakip şirket adına yaptığı satışla müvekkilini uğrattığı zarar ve 3330 adet tüpün sözleşmeye aykırı olarak sebepsiz yere elde tutularak sirkülasyondan çekilmesinden doğan zarara istinaden taleplerini atiye bıraktıklarını; sözleşmenin süresinden önce haksız feshi nedeniyle «mahrum kalınan» kâra ilişkin taleplerini 57.445,00 TL’ye tüp imalat veya depozito taleplerini 126.974,84 TL’ye çıkarttıklarını beyan etmiştir.
… Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf feshinin haklı olmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin «haksız rekabet» hükümlerine aykırı davrandığı, iade edilmeyen tüplerin davacı yasal «defterlerindeki» imalat değerleri üzerinden yapılan incelemesi ve davacının bir kısım tüp bedeli bakımından atiye bırakma beyanı sonucu 82.416,47 TL tüp imalat bedelinin davalıdan talep edilebileceğinin anlaşıldığı, sözleşmedeki «cezai şart» hükmünün «haksız fesih» nedeniyle uygulanabileceği ancak bunun davalının ekonomik mahvına sebep olacağından tenkisi gerektiği, yeni bayinin günlük faaliyet karı dikkate alınarak dosya içerisindeki belgelerden sözleşmeyi fesheden davalının getireceği kar ile yeni açılan bayinin karlılık oranları arasında fark olduğunun anlaşıldığı bu hali ile «kar mahrumiyetinin» gerçekleştiği ve davacının «erken fesih» dolayısıyla 30.398,70 TL kardan mahrum kaldığı, davacının davalının eylemleri nedeniyle haksız ve ağır bir manevi zarara uğradığı ve manevi tazminatın şartlarından olan «haksız eylem» zarar ve haksız eylem ile zarar arasındaki «illiyet bağı» unsurlarının bir arada gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, sözleşmeden dolayı davacı tarafça talep edilen cezai şart alacağının 1/2'si oranında indirim yapılarak neticeten 25.000,00 dolar cezai şart alacağının dava tarihindeki geçerli kur oranlamasıyla bulunan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 4449 adet imalat talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin «ıslah» tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kar mahrumiyeti talebinin kabulü ile 30.398,70 TL'nin 09.01.2015 tarihinden itibaren reeskont faizi …
Benzer bu kararda… isi iken kullandığı telefonu davacıdan onay almaksızın 3. kişiye devretemesinin sözleşmeye aykırı olduğu, sözleşmeyi sona erdirme kastını ortaya koyduğu, bu nedenle «fesih» bildiriminin haksız olduğu, taraflar arasındaki 07.07.2003 tarihli sözleşmenin 12/f maddesine göre bayinin «sözleşmenin feshi» veya sona ermesi hallerinde, emanet olarak verilen tüpleri 3 gün içinde iade etmek ve telefon kullanım hakkını devretmekle yükümlü olduğu, aykırı davranışların «haksız rekabet» oluşturacağının kararlaştırıldığı, buna göre davalı eylemlerinin haksız rekabet mahiyetinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre iade edilmeyen tüplerin davacı yasal «defterlerindeki» imalat değerleri üzerinden bedelini talep edebileceği, bu doğrultuda davacı şirket defterleri incelendiğinde iadesi gereken 6279 tüp bulunduğu, dava tarihi itibarıyla iade edilmeyen tüplerin depozitoları düşüldükten sonra 6279 adedine karşılık 126.974,84 TL tespit edilmiş ve davacı vekili tarafından bu talep 126.974,00 TL’ye «ıslah» edilmişse de, yine davacı vekilinin 4.449 adet tüpün iadesini ilk dava açılışında talep etmiş ve toplam 82.416,47 TL haricindeki talebini atiye bıraktığı gözönüne alındığından, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği anlaşılmakla davalıdan «cezai şartın» istenebileceği, ancak 6762 sayılı TTK’nın 24. maddesi uyarınca «tacirler» arasındaki «cezai şartın tenkisi» mümkün değilse de, davalının gelir vergisi matrahından sözleşmede kararlaştırılan 50.000 USD cezai şarta hükmolunmasının davalı şirketin mahfına ve yok olmasına sebebiyet verebileceğinin anlaşılması nedeniyle cezai şartın tenkisi yoluna gidilerek, 25.000 USD’nin dava tarihindeki geçerli kura göre bulunan 37.500,00 TLnin davalıdan alınması, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 24,25,26 ve 27 maddeleri ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafın 642 günlük «erken fesih» dolayısıyla 57.446,16 TL kârdan «mahrum» kaldığı, öte yandan her ne kadar davacı tarafça «ticari itibarinin zedelenmesi» nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, yasal şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddinin gerektiği gerekçesiyle, taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, sözleşmeden dolayı davacı tarafça talep edilen 50.000 USD cezai şartın davalının menfaati, kusurlu olması ve sözleşmeye aykırı davranmasının ağırlığı ve ayrıca davalı tarafının ekonomik anlamda mahfına sebep olacağı anlaşılmakla taktiren 1/2 oranında indirim yapılmak suretiyle 25.000 USD’nin dava tarihindeki geçerli kur karşılığı 37.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine, davacının,10.08.2015 tarihli atiye bırakılan kısım dışında kalan 4449 adet tüpün imalat/depozito değerine yönelik talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin 64.546,00 TL'sinin «haksız fesih» tarihi olan 27.06.2006 tarihinden itibaren, bakiye 19.987,63 TL'sinin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının kâr mahrumiyeti talebinin kabulü ile 57.445,00 TL'nin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile …
2-Dava, «bayilik sözleşmesinin» haksız feshinin tespiti, süresinden önce «fesih» nedeniyle «mahrum kalınan» kârın, «cezai şartın» ve iade edilmeyen tüplerin imalat bedelinin istemine ilişkindir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı asilin «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8660 E. 2013/13282 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… en kullandığı telefonu davacıdan onay almaksızın 3 üncü kişiye devretemesinin sözleşmeye aykırı olduğu ve sözleşmeyi sona erdirme kastını ortaya koyduğu, bu nedenle «fesih» bildiriminin haksız olduğu, taraflar arasındaki 07.07.2003 tarihli sözleşmenin 12/f maddesine göre bayinin «sözleşmenin feshi» veya sona ermesi hallerinde emanet olarak verilen tüpleri 3 gün içinde iade etmek ve telefon kullanım hakkını devretmekle yükümlü olduğu, aykırı davranışların «haksız rekabet» oluşturacağının kararlaştırıldığı, buna göre davalı eylemlerinin haksız rekabet mahiyetinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre iade edilmeyen tüplerin davacı yasal «defterlerindeki» imalat değerleri üzerinden bedelini talep edebileceği, bu doğrultuda davacı şirket defterleri incelendiğinde iadesi gereken 6279 tüp bulunduğu, dava tarihi itibarıyla iade edilmeyen tüplerin depozitoları düşüldükten sonra 6279 adedine karşılık 126.974,84 TL tespit edilmiş ve davacı vekili tarafından bu talep 126.974,00 TL’ye «ıslah» edilmişse de, yine davacı vekilinin 4449 adet tüpün iadesini ilk dava açılışında talep ettiği ve toplam 82.416,47 TL haricindeki talebini atiye bıraktığının gözönüne alınması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davalıdan «cezai şartın» istenebileceği, «tacirler» arasındaki «cezai şartın tenkisi» mümkün değilse de davalının gelir vergisi matrahından sözleşmede kararlaştırılan 50.000,00 dolar cezai şarta hükmolunmasının davalı şirketin mahfına ve yok olmasına sebebiyet verebileceğinin anlaşıldığı ve «tenkise» gidildiği, 25.000,00 doların dava tarihindeki geçerli kura göre karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınması gerektiği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 24, 25, 26 ve 27 nci maddeleri ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafın 642 günlük «erken fesih» dolayısıyla 57.446,16 TL kârdan «mahrum» kaldığı, öte yandan her ne kadar davacı tarafça «ticari itibarinin zedelenmesi» nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, yasal şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddinin gerektiği gerekçesiyle taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, 25.000,00 dolar cezai şartın dava tarihindeki geçerli kur karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine, davacının10.08.2015 tarihli atiye bırakılan kısım dışında kalan 4449 adet tüpün imalat değerine yönelik talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin 64.546,00 TL'sinin «haksız fesih» tarihi olan 27.06.2006 tarihinden itibaren, bakiye 19.987,63 TL'sinin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının kâr mahrumiyeti talebinin kabulü ile 57.445,00 TL'nin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile …
… Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf feshinin haklı olmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin «haksız rekabet» hükümlerine aykırı davrandığı, iade edilmeyen tüplerin davacı yasal «defterlerindeki» imalat değerleri üzerinden yapılan incelemesi ve davacının bir kısım tüp bedeli bakımından atiye bırakma beyanı sonucu 82.416,47 TL tüp imalat bedelinin davalıdan talep edilebileceğinin anlaşıldığı, sözleşmedeki «cezai şart» hükmünün «haksız fesih» nedeniyle uygulanabileceği ancak bunun davalının ekonomik mahvına sebep olacağından tenkisi gerektiği, yeni bayinin günlük faaliyet karı dikkate alınarak dosya içerisindeki belgelerden sözleşmeyi fesheden davalının getireceği kar ile yeni açılan bayinin karlılık oranları arasında fark olduğunun anlaşıldığı bu hali ile «kar mahrumiyetinin» gerçekleştiği ve davacının «erken fesih» dolayısıyla 30.398,70 TL kardan mahrum kaldığı, davacının davalının eylemleri nedeniyle haksız ve ağır bir manevi zarara uğradığı ve manevi tazminatın şartlarından olan «haksız eylem» zarar ve haksız eylem ile zarar arasındaki «illiyet bağı» unsurlarının bir arada gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, sözleşmeden dolayı davacı tarafça talep edilen cezai şart alacağının 1/2'si oranında indirim yapılarak neticeten 25.000,00 dolar cezai şart alacağının dava tarihindeki geçerli kur oranlamasıyla bulunan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 4449 adet imalat talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin «ıslah» tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kar mahrumiyeti talebinin kabulü ile 30.398,70 TL'nin 09.01.2015 tarihinden itibaren reeskont faizi …
Benzer bu kararda… vacıya ait 846 adet mutfak tüpünü toplayarak ticaretini yapmak üzere, diğer davalı ...'a ait araç ile taşıtma eyleminin TTK'nın 57/10. maddesi çerçevesinde özel bir «haksız rekabet» hali olduğu, davacı şirketin bu tüpleri piyasaya dağıttığı sırada depozito bedeli alarak bir kısım maliyetini telafi ettiği, 12 kg'lik LPG tüp maliyetinin 33,00 TL …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3529 E. 2013/4138 K.
Ortak:vekalet ücreti takdiri · haksız rekabet · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBu durumda «tenkis» edilen «cezai şart» üzerinden davalı lehine «vekalet ücreti takdiri» ve «yargılama giderleri» oranlaması doğru olmamıştır.
… en kullandığı telefonu davacıdan onay almaksızın 3 üncü kişiye devretemesinin sözleşmeye aykırı olduğu ve sözleşmeyi sona erdirme kastını ortaya koyduğu, bu nedenle «fesih» bildiriminin haksız olduğu, taraflar arasındaki 07.07.2003 tarihli sözleşmenin 12/f maddesine göre bayinin «sözleşmenin feshi» veya sona ermesi hallerinde emanet olarak verilen tüpleri 3 gün içinde iade etmek ve telefon kullanım hakkını devretmekle yükümlü olduğu, aykırı davranışların «haksız rekabet» oluşturacağının kararlaştırıldığı, buna göre davalı eylemlerinin haksız rekabet mahiyetinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre iade edilmeyen tüplerin davacı yasal «defterlerindeki» imalat değerleri üzerinden bedelini talep edebileceği, bu doğrultuda davacı şirket defterleri incelendiğinde iadesi gereken 6279 tüp bulunduğu, dava tarihi itibarıyla iade edilmeyen tüplerin depozitoları düşüldükten sonra 6279 adedine karşılık 126.974,84 TL tespit edilmiş ve davacı vekili tarafından bu talep 126.974,00 TL’ye «ıslah» edilmişse de, yine davacı vekilinin 4449 adet tüpün iadesini ilk dava açılışında talep ettiği ve toplam 82.416,47 TL haricindeki talebini atiye bıraktığının gözönüne alınması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davalıdan «cezai şartın» istenebileceği, «tacirler» arasındaki «cezai şartın tenkisi» mümkün değilse de davalının gelir vergisi matrahından sözleşmede kararlaştırılan 50.000,00 dolar cezai şarta hükmolunmasının davalı şirketin mahfına ve yok olmasına sebebiyet verebileceğinin anlaşıldığı ve «tenkise» gidildiği, 25.000,00 doların dava tarihindeki geçerli kura göre karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınması gerektiği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 24, 25, 26 ve 27 nci maddeleri ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafın 642 günlük «erken fesih» dolayısıyla 57.446,16 TL kârdan «mahrum» kaldığı, öte yandan her ne kadar davacı tarafça «ticari itibarinin zedelenmesi» nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, yasal şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddinin gerektiği gerekçesiyle taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, 25.000,00 dolar cezai şartın dava tarihindeki geçerli kur karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine, davacının10.08.2015 tarihli atiye bırakılan kısım dışında kalan 4449 adet tüpün imalat değerine yönelik talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin 64.546,00 TL'sinin «haksız fesih» tarihi olan 27.06.2006 tarihinden itibaren, bakiye 19.987,63 TL'sinin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının kâr mahrumiyeti talebinin kabulü ile 57.445,00 TL'nin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile …
… Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf feshinin haklı olmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin «haksız rekabet» hükümlerine aykırı davrandığı, iade edilmeyen tüplerin davacı yasal «defterlerindeki» imalat değerleri üzerinden yapılan incelemesi ve davacının bir kısım tüp bedeli bakımından atiye bırakma beyanı sonucu 82.416,47 TL tüp imalat bedelinin davalıdan talep edilebileceğinin anlaşıldığı, sözleşmedeki «cezai şart» hükmünün «haksız fesih» nedeniyle uygulanabileceği ancak bunun davalının ekonomik mahvına sebep olacağından tenkisi gerektiği, yeni bayinin günlük faaliyet karı dikkate alınarak dosya içerisindeki belgelerden sözleşmeyi fesheden davalının getireceği kar ile yeni açılan bayinin karlılık oranları arasında fark olduğunun anlaşıldığı bu hali ile «kar mahrumiyetinin» gerçekleştiği ve davacının «erken fesih» dolayısıyla 30.398,70 TL kardan mahrum kaldığı, davacının davalının eylemleri nedeniyle haksız ve ağır bir manevi zarara uğradığı ve manevi tazminatın şartlarından olan «haksız eylem» zarar ve haksız eylem ile zarar arasındaki «illiyet bağı» unsurlarının bir arada gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, sözleşmeden dolayı davacı tarafça talep edilen cezai şart alacağının 1/2'si oranında indirim yapılarak neticeten 25.000,00 dolar cezai şart alacağının dava tarihindeki geçerli kur oranlamasıyla bulunan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 4449 adet imalat talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin «ıslah» tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kar mahrumiyeti talebinin kabulü ile 30.398,70 TL'nin 09.01.2015 tarihinden itibaren reeskont faizi …
Benzer bu kararda… göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...-Dava, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi tazminatın» tahsili istemine ilişkin olup, davacıya ait "Aygaz" markalı 846 adet 12 kg'lık tüpün preslenmiş şekilde taşındığı sırada ele geçirildiği dosya kapsamı ile sabittir.Diğer uyuşmazlık konuları yanında maddi tazminat miktarının ne şekilde hesaplanması gerektiği hususuda çekişme konusu olup, mahkemece, yukarıda yazılı olduğu şekilde davacının tüp başına zararı 24.75 TL olduğu kabul edilerek yazılı tazminat miktarına hükmedilmiştir.Oysa, her ne kadar dava konusu 846 tüpün tümüyle yeni olduğunun kabulü ile hüküm tesis edilmiş ise de dava konusu tüplerin ekonomik ömürlerini tamamlamadığının kanıtlanamamasına, esasen 846 adet tüpün tamamının yeni olmasının da hayatın olağan akışına uygun bulunmamasına göre mahkemece, belirlenip hükmedilen tazminat miktarından hüküm tarihinde geçerli BK'nun 43 ve 44 ncü maddesi hükümlerince uygun bir miktar «hakkaniyet indirimi» yapılıp yapılmayacağının tartışmasız bırakılması doğru görülmemiş kararın öncelikle bu yönden davalılardan ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...-Öte yandan, mahkemece, «taşıyıcı» olan davalılardan ... hakkındaki dava yazılı gerekçeyle reddedilmiş olmasına rağmen, kendisini vekile «temsil» ettiren bu davalı yararına «vekalet ücretinin takdiri» yönünde olumlu ya da «olumsuz» bir hüküm tesis edilmemesi de doğru bulunmamış,kararın bu yönden davalılardan... yararına bozulması gerekmiştir.
… acıya ait 846 adet mutfak tüpünü toplayarak ticaretini yapmak üzere, diğer davalı ...’a ait araç ile taşıtma eyleminin ...'nun 57/.... maddesi çerçevesinde özel bir «haksız rekabet» hali olduğu, davacı şirketin bu tüpleri piyasaya dağıttığı sırada depozito bedeli alarak bir kısım maliyetini telafi ettiği, 12 kg'lik LPG tüp maliyetinin 33,00 TL …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet indirimi · hakkaniyet · olumsuz oy · taşıyıcı · maddi tazminat · temsil
Benzer bu kararda… göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...-Dava, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi tazminatın» tahsili istemine ilişkin olup, davacıya ait "Aygaz" markalı 846 adet 12 kg'lık tüpün preslenmiş şekilde taşındığı sırada ele geçirildiği dosya kapsamı ile sabittir.Diğer uyuşmazlık konuları yanında maddi tazminat miktarının ne şekilde hesaplanması gerektiği hususuda çekişme konusu olup, mahkemece, yukarıda yazılı olduğu şekilde davacının tüp başına zararı 24.75 TL olduğu kabul edilerek yazılı tazminat miktarına hükmedilmiştir.Oysa, her ne kadar dava konusu 846 tüpün tümüyle yeni olduğunun kabulü ile hüküm tesis edilmiş ise de dava konusu tüplerin ekonomik ömürlerini tamamlamadığının kanıtlanamamasına, esasen 846 adet tüpün tamamının yeni olmasının da hayatın olağan akışına uygun bulunmamasına göre mahkemece, belirlenip hükmedilen tazminat miktarından hüküm tarihinde geçerli BK'nun 43 ve 44 ncü maddesi hükümlerince uygun bir miktar «hakkaniyet indirimi» yapılıp yapılmayacağının tartışmasız bırakılması doğru görülmemiş kararın öncelikle bu yönden davalılardan ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...-Öte yandan, mahkemece, «taşıyıcı» olan davalılardan ... hakkındaki dava yazılı gerekçeyle reddedilmiş olmasına rağmen, kendisini vekile «temsil» ettiren bu davalı yararına «vekalet ücretinin takdiri» yönünde olumlu ya da «olumsuz» bir hüküm tesis edilmemesi de doğru bulunmamış,kararın bu yönden davalılardan... yararına bozulması gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17382 E. 2014/18599 K.
Ortak:kar mahrumiyeti · mahrum kalınan kâr · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart
İncelediğiniz kararda… kten imtina ettiğini ve iş hacminin üzerinde 3330 adet tüpü müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin bunları ticari olarak kullanmasını engellediğini, yine davalının «muvazaalı» şekilde oğlu adına açtığı rakip şirket bayiliği ile «rekabet yasağına» aykırı eylemlerde bulunduğunu, müvekkili şirketin bunu fark etmesi üzerine davalının Aygaz «bayiliğini sözleşme» süresinden önce bırakmak istediğini şifaen bildirdiğini, bu isteğin müvekkilince davalıya verilen demirbaş mahiyetindeki tüplerin ve bayilik sabit sipariş telefon hatlarının müvekkilinin belirlediği yeni bayiye devredilmesi şartıyla kabul edildiğini, akabinde müvekkilince yeni bayiyi ve davalının artık bayileri olmadığını gösteren el ilanları bastırılarak örnek mahiyetinde bir miktarının Ünye’de yer alan şubelere gönderdiğini ancak bunlar henüz müşterilere «dağıtılmadan» davalının bu ilanları bahane ederek «fesih» ihbarıyla bayilik sözleşmesini feshettiğini, bu feshin haksız olduğunu, davalının bayilik sözleşmesini feshetmesine rağmen sorumluluğunda bulunan tüpleri ve boş tüp makbuzlarını müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin gereği gibi ticari faaliyetlerine devam etmesine engel olduğunu, müvekkili markasını «taşıyan» tabelayı da işletmesinden indirmediğini, bu hususların Mahkeme eliyle yapılan tespitle sabit olduğunu, fesih bildirimi sonrasında müvekkilince yeni bayilik verilen dava dışı kişiye bayinin iki tane sabit sipariş hattı olmasına rağmen sadece birinin devredildiğini, diğer müşterilerce yoğun kullanılan hattın ise devredilmediğini, müvekkilinin satış rakamlarının 2016 Eylül sonrasında %50 düştüğünü ileri sürerek davalının bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiğinin ve rekabet yasağının ihlalinin tespitine, mülkiyeti müvekkiline ait olan çeşitli nitelikteki toplam 4449 adet tüpün aynen iadesine, bu kabul edilmezse imalat değeri olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, bu dahi kabul edilmezse tüplerin dava açılışındaki rayiç depozito değeri 64.546,00 TL’nin davalıdan reeskont faiziyle tahsiline, 1 yıl 9 ay önce feshedilen sözleşme nedeniyle anılan süre boyunca müvekkilinin «mahrum» kaldığı kar olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle ödenmesine, davalının Ağustos ve Eylül 2006 döneminde rakip şirket adına satış yaparak müvekkilini uğrattığı zarara istinaden şimdilik 1 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsiline, davalının uhdesinde sebepsiz ve sözleşmeye aykırı olarak bulunan 3330 adet tüp nedeniyle müvekkilinin tüm bayilik süresince 1996 yılından 2006 yılına kadar uğradığı zararın tazminine, sözleşmenin haksız nedenle feshine dayalı olarak 50.000,00 USD «cezai şartın» ödenmesine, fesih sonrası müvekkilinin «ticari itibarını» karalamaya yönelik eylemleri nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.01.2015 tarihli «ıslah» dilekçesiyle davalının rekabet sözleşmesine aykırı olarak dava dışı rakip şirket adına yaptığı satışla müvekkilini uğrattığı zarar ve 3330 adet tüpün sözleşmeye aykırı olarak sebepsiz yere elde tutularak sirkülasyondan çekilmesinden doğan zarara istinaden taleplerini atiye bıraktıklarını; sözleşmenin süresinden önce haksız feshi nedeniyle «mahrum kalınan» kâra ilişkin taleplerini 57.445,00 TL’ye tüp imalat veya depozito taleplerini 126.974,84 TL’ye çıkarttıklarını beyan etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «bayilik sözleşmesinin» haksız feshinin tespiti, süresinden önce «fesih» nedeniyle «mahrum kalınan» kârın, «cezai şartın» ve iade edilmeyen tüplerin imalat bedelinin istemine ilişkindir.
… Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf feshinin haklı olmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin «haksız rekabet» hükümlerine aykırı davrandığı, iade edilmeyen tüplerin davacı yasal «defterlerindeki» imalat değerleri üzerinden yapılan incelemesi ve davacının bir kısım tüp bedeli bakımından atiye bırakma beyanı sonucu 82.416,47 TL tüp imalat bedelinin davalıdan talep edilebileceğinin anlaşıldığı, sözleşmedeki «cezai şart» hükmünün «haksız fesih» nedeniyle uygulanabileceği ancak bunun davalının ekonomik mahvına sebep olacağından tenkisi gerektiği, yeni bayinin günlük faaliyet karı dikkate alınarak dosya içerisindeki belgelerden sözleşmeyi fesheden davalının getireceği kar ile yeni açılan bayinin karlılık oranları arasında fark olduğunun anlaşıldığı bu hali ile «kar mahrumiyetinin» gerçekleştiği ve davacının «erken fesih» dolayısıyla 30.398,70 TL kardan mahrum kaldığı, davacının davalının eylemleri nedeniyle haksız ve ağır bir manevi zarara uğradığı ve manevi tazminatın şartlarından olan «haksız eylem» zarar ve haksız eylem ile zarar arasındaki «illiyet bağı» unsurlarının bir arada gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, sözleşmeden dolayı davacı tarafça talep edilen cezai şart alacağının 1/2'si oranında indirim yapılarak neticeten 25.000,00 dolar cezai şart alacağının dava tarihindeki geçerli kur oranlamasıyla bulunan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 4449 adet imalat talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin «ıslah» tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kar mahrumiyeti talebinin kabulü ile 30.398,70 TL'nin 09.01.2015 tarihinden itibaren reeskont faizi …
Benzer bu kararda… bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı taraf davalı bayinin bayilik faaliyetine gereken özeni göstermediğini, satışların düştüğünü iddia etmiş ise de «bayilik sözleşmesi» ve MK’nın 2. maddesi uyarınca önce davalı bayiyi uyarıp gerekli önlemleri alması ve satışlarını artırması için uygun bir «mehil» vermesi gerektiği, bunları yapmadan aynı bölgede ikinci bir bayilik ihdas etmenin «dürüstlük kuralı» ve sözleşmeden kaynaklanan sadakat borcuna aykırı olduğu, ikinci bayinin 14.01.2011 tarihinde faaliyete başladığı, 04.02.2011 tarihinde de davacının, davalıya «ihtarname» çekerek “2011 Ocak ayında davalının alımlarındaki azalmanın %45,34 seviyesine çıktığını” «ihtar» ettiği, bu tarih aralığında davalı-karşı davacının bayiliğine yakın bir yerde ikinci bayilik açılması ile davalının alımlarının bu miktarda azalmış olmasının hayatın olağan akışına uygun düştüğü, davalının sözleşmeyi feshetmesinin haklı nedene dayandığı, bayilik sözleşmesinin 2. maddesinde davacıya davalınınki ile aynı bölgede ikinci bayilik ihdas etme hakkı tanınmış ise de bunun sonucu olarak davalının satışlarında düşme olacağı doğal olduğundan davalıya ihtarname gönderilmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, sözleşme haklı nedenle feshedildiğinden davacı-karşı davalının «kar mahrumiyeti» ve «cezai şart» talep edemeyeceği, davacı 6180 adet tüp için tüp depozito bedeli talep etmiş ise de talep konusu tüplerin «teslim» edildiğini ispatlayamadığı, davalı-karşı davacı bayi İ...A.Ş’den daha önce ödediği depozito bedelini talep etmiş ise de tüp olmadan tüpgaz bayiliği işi yapılması h …
A.Ş’nin davalı-karşı davacıdan aldığı 25.000 TL’lik «teminat mektubunu» nakde çevirip davalının hesabından düştüğü, davalı-karşı davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği kabul edildiğinden teminat bedelini davacıdan istemekte haklı olduğu, davalı-karşı davacı tüm «maddi tazminat» talepleri için harcını yatırarak 11.000 TL talepte bulunduğundan ve «teminat alacağı» 24.000 TL olduğundan taleple bağlı kalınarak teminat alacağı yönünden karşı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, davalı-karşı davacı «kar mahrumiyeti» talep etmiş ise de bu talebini kanıtlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, davalı-karşı davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 11.000,00 TL’nin faizi …
Şti. vekili karşı dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile «mahrum kalınan» kar için şimdilik 5.000,00 TL, haksız olarak nakde çevrilen 25.000 TL’lik «teminat mektubundan» dolayı şimdilik 5.000,00 TL ve depozito bedeli ödenmesine karşılık müvekkiline «teslim» edilmeyen tüplerden dolayı şimdilik 1.000,00 TL «maddi tazminatın» tahsilini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat alacağı · talep aşımı · ek mehil · teminat mektubu · dürüstlük kuralı · ihtar · ihtarname · maddi tazminat
Benzer bu kararda… bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı taraf davalı bayinin bayilik faaliyetine gereken özeni göstermediğini, satışların düştüğünü iddia etmiş ise de «bayilik sözleşmesi» ve MK’nın 2. maddesi uyarınca önce davalı bayiyi uyarıp gerekli önlemleri alması ve satışlarını artırması için uygun bir «mehil» vermesi gerektiği, bunları yapmadan aynı bölgede ikinci bir bayilik ihdas etmenin «dürüstlük kuralı» ve sözleşmeden kaynaklanan sadakat borcuna aykırı olduğu, ikinci bayinin 14.01.2011 tarihinde faaliyete başladığı, 04.02.2011 tarihinde de davacının, davalıya «ihtarname» çekerek “2011 Ocak ayında davalının alımlarındaki azalmanın %45,34 seviyesine çıktığını” «ihtar» ettiği, bu tarih aralığında davalı-karşı davacının bayiliğine yakın bir yerde ikinci bayilik açılması ile davalının alımlarının bu miktarda azalmış olmasının hayatın olağan akışına uygun düştüğü, davalının sözleşmeyi feshetmesinin haklı nedene dayandığı, bayilik sözleşmesinin 2. maddesinde davacıya davalınınki ile aynı bölgede ikinci bayilik ihdas etme hakkı tanınmış ise de bunun sonucu olarak davalının satışlarında düşme olacağı doğal olduğundan davalıya ihtarname gönderilmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, sözleşme haklı nedenle feshedildiğinden davacı-karşı davalının «kar mahrumiyeti» ve «cezai şart» talep edemeyeceği, davacı 6180 adet tüp için tüp depozito bedeli talep etmiş ise de talep konusu tüplerin «teslim» edildiğini ispatlayamadığı, davalı-karşı davacı bayi İ...A.Ş’den daha önce ödediği depozito bedelini talep etmiş ise de tüp olmadan tüpgaz bayiliği işi yapılması h …
Şti’nin «teminat mektubu» ile ilgi talebinin şimdilik 5.000,00 TL ile sınırlı olduğu nazara alınmadan «talep aşımı» yaratacak şekilde “davalı-karşı davacı tüm «maddi tazminat» talepleri için harcını yatırarak 11.000 TL talepte bulunduğundan ve «teminat alacağı» da 24.000 TL olduğundan karşı davanın kabulü ile 11.000 TL’nin tahsiline” şeklinde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
A.Ş’nin davalı-karşı davacıdan aldığı 25.000 TL’lik «teminat mektubunu» nakde çevirip davalının hesabından düştüğü, davalı-karşı davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği kabul edildiğinden teminat bedelini davacıdan istemekte haklı olduğu, davalı-karşı davacı tüm «maddi tazminat» talepleri için harcını yatırarak 11.000 TL talepte bulunduğundan ve «teminat alacağı» 24.000 TL olduğundan taleple bağlı kalınarak teminat alacağı yönünden karşı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, davalı-karşı davacı «kar mahrumiyeti» talep etmiş ise de bu talebini kanıtlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, davalı-karşı davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 11.000,00 TL’nin faizi …
Şti. vekili karşı dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile «mahrum kalınan» kar için şimdilik 5.000,00 TL, haksız olarak nakde çevrilen 25.000 TL’lik «teminat mektubundan» dolayı şimdilik 5.000,00 TL ve depozito bedeli ödenmesine karşılık müvekkiline «teslim» edilmeyen tüplerden dolayı şimdilik 1.000,00 TL «maddi tazminatın» tahsilini talep etmiştir.
-
Emanet tüplerin iadesini ispat yükü bayidedir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4600 E. 2024/760 K.
Ortak:bayilik sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… kten imtina ettiğini ve iş hacminin üzerinde 3330 adet tüpü müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin bunları ticari olarak kullanmasını engellediğini, yine davalının «muvazaalı» şekilde oğlu adına açtığı rakip şirket bayiliği ile «rekabet yasağına» aykırı eylemlerde bulunduğunu, müvekkili şirketin bunu fark etmesi üzerine davalının Aygaz «bayiliğini sözleşme» süresinden önce bırakmak istediğini şifaen bildirdiğini, bu isteğin müvekkilince davalıya verilen demirbaş mahiyetindeki tüplerin ve bayilik sabit sipariş telefon hatlarının müvekkilinin belirlediği yeni bayiye devredilmesi şartıyla kabul edildiğini, akabinde müvekkilince yeni bayiyi ve davalının artık bayileri olmadığını gösteren el ilanları bastırılarak örnek mahiyetinde bir miktarının Ünye’de yer alan şubelere gönderdiğini ancak bunlar henüz müşterilere «dağıtılmadan» davalının bu ilanları bahane ederek «fesih» ihbarıyla bayilik sözleşmesini feshettiğini, bu feshin haksız olduğunu, davalının bayilik sözleşmesini feshetmesine rağmen sorumluluğunda bulunan tüpleri ve boş tüp makbuzlarını müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin gereği gibi ticari faaliyetlerine devam etmesine engel olduğunu, müvekkili markasını «taşıyan» tabelayı da işletmesinden indirmediğini, bu hususların Mahkeme eliyle yapılan tespitle sabit olduğunu, fesih bildirimi sonrasında müvekkilince yeni bayilik verilen dava dışı kişiye bayinin iki tane sabit sipariş hattı olmasına rağmen sadece birinin devredildiğini, diğer müşterilerce yoğun kullanılan hattın ise devredilmediğini, müvekkilinin satış rakamlarının 2016 Eylül sonrasında %50 düştüğünü ileri sürerek davalının bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiğinin ve rekabet yasağının ihlalinin tespitine, mülkiyeti müvekkiline ait olan çeşitli nitelikteki toplam 4449 adet tüpün aynen iadesine, bu kabul edilmezse imalat değeri olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, bu dahi kabul edilmezse tüplerin dava açılışındaki rayiç depozito değeri 64.546,00 TL’nin davalıdan reeskont faiziyle tahsiline, 1 yıl 9 ay önce feshedilen sözleşme nedeniyle anılan süre boyunca müvekkilinin «mahrum» kaldığı kar olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle ödenmesine, davalının Ağustos ve Eylül 2006 döneminde rakip şirket adına satış yaparak müvekkilini uğrattığı zarara istinaden şimdilik 1 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsiline, davalının uhdesinde sebepsiz ve sözleşmeye aykırı olarak bulunan 3330 adet tüp nedeniyle müvekkilinin tüm bayilik süresince 1996 yılından 2006 yılına kadar uğradığı zararın tazminine, sözleşmenin haksız nedenle feshine dayalı olarak 50.000,00 USD «cezai şartın» ödenmesine, fesih sonrası müvekkilinin «ticari itibarını» karalamaya yönelik eylemleri nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.01.2015 tarihli «ıslah» dilekçesiyle davalının rekabet sözleşmesine aykırı olarak dava dışı rakip şirket adına yaptığı satışla müvekkilini uğrattığı zarar ve 3330 adet tüpün sözleşmeye aykırı olarak sebepsiz yere elde tutularak sirkülasyondan çekilmesinden doğan zarara istinaden taleplerini atiye bıraktıklarını; sözleşmenin süresinden önce haksız feshi nedeniyle «mahrum kalınan» kâra ilişkin taleplerini 57.445,00 TL’ye tüp imalat veya depozito taleplerini 126.974,84 TL’ye çıkarttıklarını beyan etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından hiçbir bildirimde bulunulmadığı halde 26.09.2006 tarihinde şehirde el ilanları dağıttırıldığını, bu «ilanlarda» müvekkilinin bayiliğinin sona erdiğinin yazılı olduğunu, bunu gören ve «ticari itibarı» sarsılan müvekkilinin mevcut «bayilik sözleşmesini» tek taraflı ve haklı olarak feshettiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların doğru olmadığını, müvekkilinin oğlunun kendi eylemlerinden kendisinin sorumlu olduğunu, müvekkiliyle bir alakası bulunmadığını, «fesih» sonrası 1 ay daha davacının Aygaz markalı tüplerini satmaya yetkisi bulunduğunu ancak yapılan tespit sonrasında bu tüplere tedbir konularak satışının engellendiğin …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «bayilik sözleşmesinin» haksız feshinin tespiti, süresinden önce «fesih» nedeniyle «mahrum kalınan» kârın, «cezai şartın» ve iade edilmeyen tüplerin imalat bedelinin istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinden» kaynaklanan alacak ve tazminat istemine ilişkin asıl ve karşı davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın kısmen kabulüne karşı davanın reddine karar verilmiştir.
ASIL DAVA VE CEVAP Davacı karşı davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile birleşen Mogaz A.Ş. ile davalı ... arasında 07.02.2007 tarihli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, «ipotek» resmi senedi gereğince, diğer davalının, davalı ...'nin doğabilecek borçlarına karşılık 150.000,00 TL'sine kadar taşınmazını ipotek verdiğini, davalı bayinin sözleşmeden kaynaklı borçlarını yapılan «ihtara» rağmen ödemediği gibi kendisine «teslim» edilen 10.671 adet LGP tüpünü de tekrardan doldurulup «dağıtıma» sokulmak üzere müvekkiline iade etmediğini, müvekkilinin bu nedenle bu sayıda tüpü yeniden imal ettirmek zorunda kaldığını, müvekkilinin taraflar arasında bayililik sözleşmesini belirtilen nedenlerle 11.12.2009 tarihinde haklı nedenle fesh edildiğini, müvekkilinin davalıdan «cari hesap alacağı» bulunduğunu, davalının sözleşmenin haklı nedenlerle feshi sebebiyle müvekkiline «kar mahrumiyeti» yanında «cezai şart» da ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek 303.338,24 TL tüp imalat bedelinin, 264.327,25 TL cari («açık) hesap alacağının», 25.000,00 USD cezai şartın ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL kar mahrumiyetinin davalı ...'in ipotek üst limiti olan 150.000,00 TL ile s …
KARŞI DAVA VE CEVAP 1.Davalı karşı davacı ... vekili karşı dava dilekçesinde; «bayilik sözleşmelerinin» karşı davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, bu nedenle müvekkilinin «kar kaybına» uğradığını, ayrıca sözleşmeler uyarınca karşı davalı tarafça «taahhüt» edilmesine rağmen müvekkili «prim» alacaklarının eksik ödendiğini ileri sürerek müvekkilinin davacı karşı davalıya «borçlu olunmadığının tespitine» ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL kâr kaybı ile 1.000,00 TL «cezai şart» alacağının, eksik ödenen işyeri destek priminden şimdilik 1.000,00 TL, ev ve kamp tüpü satışlarına yönelik «prim alacağından» şimdilik 1.000,00 TL alacağın karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davacı ile dava dışı Fulde Evcili arasındaki bayilik sözleşmesinin feshedilerek devir taahhüdü ile bayiliğin müvekkili tarafından 10.11.2006 tarihli sözleşme devralındığını, müvekkilinin devir tarihinden önceki işlemlerden sorumlu olmadığını, ayrıca iş bu sözleşmeye ek taraflar arasında 14.07.2007 tarihli ek sözleşme imzalandığını ve diğer davalının 150.000,00 TL bedelle iş bu sözleşmeye «ipotek» verdiğini, sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak feshedildiğini; müvekkilinin «teslim» ettiği boş tüpler karşılığında dolu tüp alındığını, bu nedenle davacı karşı davalı tarafından iddia edilen 10.671 adet tüpün karşılığında emanet depozito teslim makbuzunun veya depozito satış makbuzunun dosyaya davacı tarafından «ibrazı» gerektiğini, müvekkilinin, 14.07.2007 tarihli ek sözleşme dışında davacıya başka taahhüdünün olmadığını, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını savunarak asıl d …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat külfeti · ipotek · ayni sorumluluk · pasif husumet
Benzer bu kararda… yısı belirtilen kararı ile davacı karşı davalı vekilinin tüm davalılar/ karlı davacı vekilinin ise sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak ancak İpoteğin, «ayni sorumluluk» doğuran güvence olup bir alacağın güvencesi olarak taşınmazın karşılık gösterilmesi, diğer bir deyişle, bir taşınmazın bir borcun güvencesine özgülenmesi olduğu, burada alacaklının, alacağını ilk önce taşınmazın değeri üzerinden elde edeceği, eğer «ipotekli» taşınmazın bu değeri alacağın ödenmesine yetmezse, alacaklının borçlunun mal varlığının tamamına başvurma hakkı da vardır ki buna kişisel sorumluluk denildiği, davalı ...'in, diğer davalının davacıya karşı borçlarını teminen kendisi adına tescilli taşınmaz üzerinde davalı- karşı davacı bayiinin davacıdan mubayaa ettiği ve edeceği emtia alışverişinden ve her türlü bayilik ilişkisinden ... «taahhütlerinden» doğmuş ve doğacak borcunun 150.000,00 TL'ye kadar olan kısmının «teminatını» teşkil etmek üzere 3 üncü derecede ipotek ettiği, tapu «kaydı» incelendiğinde, taşınmazın 25.03.2008 tarihinde dava dışı Münevver ...'e satış yolu ile ipotekle birlikte satıldığı, İlk Derece Mahkemesince, ipotek borçlu davalının karşı davalının borçlarına şahsi teminat vermediği halde ipotek tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesinin doğru görülmediği, bu nedenle Mahkemece, davalı ..., ipotek borçlusu iken ipotek bedeli kadar ayni olarak sorumlu iken borçtan şahsen sorumlu tutularak adı geçen davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle davacı karşı davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalılar/ karşı davacı vekilininin başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl davada, davalı ... hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, davalı ... hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 246.233,92 TL «cari hesap alacağının» ve 25.000,00 USD «cezai şartın» adı geçen davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
ASIL DAVA VE CEVAP Davacı karşı davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile birleşen Mogaz A.Ş. ile davalı ... arasında 07.02.2007 tarihli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, «ipotek» resmi senedi gereğince, diğer davalının, davalı ...'nin doğabilecek borçlarına karşılık 150.000,00 TL'sine kadar taşınmazını ipotek verdiğini, davalı bayinin sözleşmeden kaynaklı borçlarını yapılan «ihtara» rağmen ödemediği gibi kendisine «teslim» edilen 10.671 adet LGP tüpünü de tekrardan doldurulup «dağıtıma» sokulmak üzere müvekkiline iade etmediğini, müvekkilinin bu nedenle bu sayıda tüpü yeniden imal ettirmek zorunda kaldığını, müvekkilinin taraflar arasında bayililik sözleşmesini belirtilen nedenlerle 11.12.2009 tarihinde haklı nedenle fesh edildiğini, müvekkilinin davalıdan «cari hesap alacağı» bulunduğunu, davalının sözleşmenin haklı nedenlerle feshi sebebiyle müvekkiline «kar mahrumiyeti» yanında «cezai şart» da ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek 303.338,24 TL tüp imalat bedelinin, 264.327,25 TL cari («açık) hesap alacağının», 25.000,00 USD cezai şartın ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL kar mahrumiyetinin davalı ...'in ipotek üst limiti olan 150.000,00 TL ile s …
KARŞI DAVA VE CEVAP 1.Davalı karşı davacı ... vekili karşı dava dilekçesinde; «bayilik sözleşmelerinin» karşı davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, bu nedenle müvekkilinin «kar kaybına» uğradığını, ayrıca sözleşmeler uyarınca karşı davalı tarafça «taahhüt» edilmesine rağmen müvekkili «prim» alacaklarının eksik ödendiğini ileri sürerek müvekkilinin davacı karşı davalıya «borçlu olunmadığının tespitine» ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL kâr kaybı ile 1.000,00 TL «cezai şart» alacağının, eksik ödenen işyeri destek priminden şimdilik 1.000,00 TL, ev ve kamp tüpü satışlarına yönelik «prim alacağından» şimdilik 1.000,00 TL alacağın karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davacı ile dava dışı Fulde Evcili arasındaki bayilik sözleşmesinin feshedilerek devir taahhüdü ile bayiliğin müvekkili tarafından 10.11.2006 tarihli sözleşme devralındığını, müvekkilinin devir tarihinden önceki işlemlerden sorumlu olmadığını, ayrıca iş bu sözleşmeye ek taraflar arasında 14.07.2007 tarihli ek sözleşme imzalandığını ve diğer davalının 150.000,00 TL bedelle iş bu sözleşmeye «ipotek» verdiğini, sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak feshedildiğini; müvekkilinin «teslim» ettiği boş tüpler karşılığında dolu tüp alındığını, bu nedenle davacı karşı davalı tarafından iddia edilen 10.671 adet tüpün karşılığında emanet depozito teslim makbuzunun veya depozito satış makbuzunun dosyaya davacı tarafından «ibrazı» gerektiğini, müvekkilinin, 14.07.2007 tarihli ek sözleşme dışında davacıya başka taahhüdünün olmadığını, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını savunarak asıl d …
Davalılar/ karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'in sözleşmenin tarafı olmayıp 3. şahıs olarak «ipotek» verdiğini, sözleşmelerde tarafların ... ve Fulde Evcili olduğunu, ipoteğin bozulması amacıyla müvekkili ...'in dosyaya eklendiğini, mahkemenin ...'ten 150.000,00 TL alacak varmış gibi hüküm verdiğini, dava aşamasında ipotekli gayrimenkulün başkalarına satıldığını, burada ...'in şahsından alacak olmayıp, gayrimenkulden kaynaklı olduğunu, yapılması gerekenin ipotek verilen gayrimenkulün nakde çevrilmesi ile alakalı bir karar olması gerektiğini, «iskonto» degerlerinin %40 ve %50 olduğunu, iskontoların sadece 013351 seri no.lu «fatura» ile verildiği, devam eden faturalarda asla tam verilmediğini «ticari defterlerde» de iskontolu satışların belli olduğunu, 26.11.2009 tarihli «ihtarnamede», «sözleşmelerin ihlal» edildiğinin gerekçe gösterildiğini, «sözleşmenin feshine» davalı şirketin kusurlu davranışlarının sebebiyet verdiğini, sözleşmenin 07.02.2012 tarihinde sona erecekken haksız olarak 26.11.2009 tarihli ihtarnameyi tebliğ alınan 12.11.2009 tarihinde feshedilmiş sayıldığını, buna göre yaklaşık 27 ay süre zarfında 300.000,00 TL - 350.000,00 TL'lik kâr «kaybı» bulunduğunu, müvekkiline hem tüp depozito bedeli adı altında fatura bedellerinin ödettirildiğini, hemde gelen dolu tüplerin karşılığı yabancı marka tüp alındığını, iskonto karşılığında müvekkiline ödenen rakam alış fiyatından 14,00 TL indirime karşılık sadece 700 kuruş verildiğini, şirket müvekkiline vermesi gereken primleri vermediğini senetlendirdikten sonra o anki 279.000,00 TL olan cari hesabın 95.000,00 TL'sinin 30.12.2008 tarihinde «havale» edildiğini, müvekkilinin ödemesi gereken senetler sadece geri dönük veremeyecekleri için alınan hatta 50.000,00 TL senedin de ödenmeyeceğini «ikrar» ettikleri senetler olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4434 E. 2017/6609 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · cezai şart · fesih · ıslah · avans faizi · e-defter
İncelediğiniz kararda… en kullandığı telefonu davacıdan onay almaksızın 3 üncü kişiye devretemesinin sözleşmeye aykırı olduğu ve sözleşmeyi sona erdirme kastını ortaya koyduğu, bu nedenle «fesih» bildiriminin haksız olduğu, taraflar arasındaki 07.07.2003 tarihli sözleşmenin 12/f maddesine göre bayinin «sözleşmenin feshi» veya sona ermesi hallerinde emanet olarak verilen tüpleri 3 gün içinde iade etmek ve telefon kullanım hakkını devretmekle yükümlü olduğu, aykırı davranışların «haksız rekabet» oluşturacağının kararlaştırıldığı, buna göre davalı eylemlerinin haksız rekabet mahiyetinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre iade edilmeyen tüplerin davacı yasal «defterlerindeki» imalat değerleri üzerinden bedelini talep edebileceği, bu doğrultuda davacı şirket defterleri incelendiğinde iadesi gereken 6279 tüp bulunduğu, dava tarihi itibarıyla iade edilmeyen tüplerin depozitoları düşüldükten sonra 6279 adedine karşılık 126.974,84 TL tespit edilmiş ve davacı vekili tarafından bu talep 126.974,00 TL’ye «ıslah» edilmişse de, yine davacı vekilinin 4449 adet tüpün iadesini ilk dava açılışında talep ettiği ve toplam 82.416,47 TL haricindeki talebini atiye bıraktığının gözönüne alınması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davalıdan «cezai şartın» istenebileceği, «tacirler» arasındaki «cezai şartın tenkisi» mümkün değilse de davalının gelir vergisi matrahından sözleşmede kararlaştırılan 50.000,00 dolar cezai şarta hükmolunmasının davalı şirketin mahfına ve yok olmasına sebebiyet verebileceğinin anlaşıldığı ve «tenkise» gidildiği, 25.000,00 doların dava tarihindeki geçerli kura göre karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınması gerektiği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 24, 25, 26 ve 27 nci maddeleri ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafın 642 günlük «erken fesih» dolayısıyla 57.446,16 TL kârdan «mahrum» kaldığı, öte yandan her ne kadar davacı tarafça «ticari itibarinin zedelenmesi» nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, yasal şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddinin gerektiği gerekçesiyle taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, 25.000,00 dolar cezai şartın dava tarihindeki geçerli kur karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine, davacının10.08.2015 tarihli atiye bırakılan kısım dışında kalan 4449 adet tüpün imalat değerine yönelik talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin 64.546,00 TL'sinin «haksız fesih» tarihi olan 27.06.2006 tarihinden itibaren, bakiye 19.987,63 TL'sinin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının kâr mahrumiyeti talebinin kabulü ile 57.445,00 TL'nin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile …
… kten imtina ettiğini ve iş hacminin üzerinde 3330 adet tüpü müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin bunları ticari olarak kullanmasını engellediğini, yine davalının «muvazaalı» şekilde oğlu adına açtığı rakip şirket bayiliği ile «rekabet yasağına» aykırı eylemlerde bulunduğunu, müvekkili şirketin bunu fark etmesi üzerine davalının Aygaz «bayiliğini sözleşme» süresinden önce bırakmak istediğini şifaen bildirdiğini, bu isteğin müvekkilince davalıya verilen demirbaş mahiyetindeki tüplerin ve bayilik sabit sipariş telefon hatlarının müvekkilinin belirlediği yeni bayiye devredilmesi şartıyla kabul edildiğini, akabinde müvekkilince yeni bayiyi ve davalının artık bayileri olmadığını gösteren el ilanları bastırılarak örnek mahiyetinde bir miktarının Ünye’de yer alan şubelere gönderdiğini ancak bunlar henüz müşterilere «dağıtılmadan» davalının bu ilanları bahane ederek «fesih» ihbarıyla bayilik sözleşmesini feshettiğini, bu feshin haksız olduğunu, davalının bayilik sözleşmesini feshetmesine rağmen sorumluluğunda bulunan tüpleri ve boş tüp makbuzlarını müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin gereği gibi ticari faaliyetlerine devam etmesine engel olduğunu, müvekkili markasını «taşıyan» tabelayı da işletmesinden indirmediğini, bu hususların Mahkeme eliyle yapılan tespitle sabit olduğunu, fesih bildirimi sonrasında müvekkilince yeni bayilik verilen dava dışı kişiye bayinin iki tane sabit sipariş hattı olmasına rağmen sadece birinin devredildiğini, diğer müşterilerce yoğun kullanılan hattın ise devredilmediğini, müvekkilinin satış rakamlarının 2016 Eylül sonrasında %50 düştüğünü ileri sürerek davalının bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiğinin ve rekabet yasağının ihlalinin tespitine, mülkiyeti müvekkiline ait olan çeşitli nitelikteki toplam 4449 adet tüpün aynen iadesine, bu kabul edilmezse imalat değeri olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, bu dahi kabul edilmezse tüplerin dava açılışındaki rayiç depozito değeri 64.546,00 TL’nin davalıdan reeskont faiziyle tahsiline, 1 yıl 9 ay önce feshedilen sözleşme nedeniyle anılan süre boyunca müvekkilinin «mahrum» kaldığı kar olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle ödenmesine, davalının Ağustos ve Eylül 2006 döneminde rakip şirket adına satış yaparak müvekkilini uğrattığı zarara istinaden şimdilik 1 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsiline, davalının uhdesinde sebepsiz ve sözleşmeye aykırı olarak bulunan 3330 adet tüp nedeniyle müvekkilinin tüm bayilik süresince 1996 yılından 2006 yılına kadar uğradığı zararın tazminine, sözleşmenin haksız nedenle feshine dayalı olarak 50.000,00 USD «cezai şartın» ödenmesine, fesih sonrası müvekkilinin «ticari itibarını» karalamaya yönelik eylemleri nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.01.2015 tarihli «ıslah» dilekçesiyle davalının rekabet sözleşmesine aykırı olarak dava dışı rakip şirket adına yaptığı satışla müvekkilini uğrattığı zarar ve 3330 adet tüpün sözleşmeye aykırı olarak sebepsiz yere elde tutularak sirkülasyondan çekilmesinden doğan zarara istinaden taleplerini atiye bıraktıklarını; sözleşmenin süresinden önce haksız feshi nedeniyle «mahrum kalınan» kâra ilişkin taleplerini 57.445,00 TL’ye tüp imalat veya depozito taleplerini 126.974,84 TL’ye çıkarttıklarını beyan etmiştir.
… Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf feshinin haklı olmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin «haksız rekabet» hükümlerine aykırı davrandığı, iade edilmeyen tüplerin davacı yasal «defterlerindeki» imalat değerleri üzerinden yapılan incelemesi ve davacının bir kısım tüp bedeli bakımından atiye bırakma beyanı sonucu 82.416,47 TL tüp imalat bedelinin davalıdan talep edilebileceğinin anlaşıldığı, sözleşmedeki «cezai şart» hükmünün «haksız fesih» nedeniyle uygulanabileceği ancak bunun davalının ekonomik mahvına sebep olacağından tenkisi gerektiği, yeni bayinin günlük faaliyet karı dikkate alınarak dosya içerisindeki belgelerden sözleşmeyi fesheden davalının getireceği kar ile yeni açılan bayinin karlılık oranları arasında fark olduğunun anlaşıldığı bu hali ile «kar mahrumiyetinin» gerçekleştiği ve davacının «erken fesih» dolayısıyla 30.398,70 TL kardan mahrum kaldığı, davacının davalının eylemleri nedeniyle haksız ve ağır bir manevi zarara uğradığı ve manevi tazminatın şartlarından olan «haksız eylem» zarar ve haksız eylem ile zarar arasındaki «illiyet bağı» unsurlarının bir arada gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, sözleşmeden dolayı davacı tarafça talep edilen cezai şart alacağının 1/2'si oranında indirim yapılarak neticeten 25.000,00 dolar cezai şart alacağının dava tarihindeki geçerli kur oranlamasıyla bulunan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 4449 adet imalat talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin «ıslah» tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kar mahrumiyeti talebinin kabulü ile 30.398,70 TL'nin 09.01.2015 tarihinden itibaren reeskont faizi …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 21.06.2004 tarihli 5 yıllık «bayilik sözleşmesi» imzalandığı, sözleşmenin 3/b maddesi gereğince davalının rekabet etmemeyi üstlendiği, davalıya ait olduğu anlaşılan 226 814 11 04 numaralı hattın davalı tarafından 30.01.2009 tarihinde aynı adresteki ...'a devredildiği Telekom yazısından anlaşıldığı, sözleşmenin 3/e maddesinin ihlal edildiği, müşteri tarafından benimsenen bir telefon numarasının ... korumasında olmasının makul olduğu, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshine dair 11.02.2009 tarihinde «ihtarname» gönderdiği, yapılan hesaplamada «sözleşmenin feshi» ile sözleşme bitim tarihine kadar davacının kâr «mahrumiyetinin» 5.159,00 TL olduğu, davacının geri vermediği tüpler için depozito «mahsup» edildiğinde 142.210,45 TL tüp depozitosu «cezai şart» talep hakkı ve 106.183,50 TL cezai şart talep etme hakkı olduğu, davacının cezai şart alacağının 106.183,50 TL olarak tespit edildiği ancak davalı talebi doğrultusunda ve yine borçlunun mahvına sebep olmamak kaydıyla 50.000,00 TL cezai şart alacağının fahiş olmadığı ve bu miktarın hüküm altına alınabileceği, 5.159,00 TL kâr «kaybı» alacağının talep edilebileceği, iade edilmeyen tüpler için 142.210,45 TL tüp depozitosu cezai şartı talep edebileceği ancak davacı talebiyle bağlı kalınarak 44.841,00 TL üzerinden alacağın kabulü gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davalılar davadan önce «temerrüde» düşürülmediğinden 5.159,00 TL kâr kaybı, 50.000,00 TL cezai şart alacağı, 44.841,00 TL tüp iade bedelinden doğan alacağın dava tarihinden ve artırılan kısım için «ıslah» tarihinden itibaren değişik oranlı «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, ... tüp «bayiliği sözleşmesinin haklı feshi» nedeniyle «cezai şart» alacağı ile «yoksun kalınan» kâr ve depozito bedeli istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
4- Sözleşmenin haklı feshi nedeniyle 24. maddede yer alan «cezai şart» miktarı belirlenirken, «son» bir yıl içinde bayii tarafından alınan en yüksek aya ait ton miktarı ile «fesih» tarihindeki 12. kg tüplü LPG'nin perakende satış fiyatı baz alınarak çarpıma esas tüp adeti bulunduktan sonra yine bulunan tüp adedinin de belirlenmeye esas alınan …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin haklı feshi · kar kaybı · kazanç kaybı · yoksun kalınan kâr · ticari işletme · ticari defter kayıtları · mahsup · kâr kaybı
Benzer bu karardaTaraflar arasında akdedilen sözleşmenin 11/02/2009 tarihinde feshedilmesinden sonra davacının 19/02/2009 tarihinde dava dışı başka bir şirketle yeni bir «bayilik sözleşmesi» yapmış olmasına göre, davacının uğrayabileceği «kazanç kaybının» bu tarihler arasında gerçekleşeceği gözetilmeksizin mahkemece dava konusu bayilik sözleşmesinin bitim tarihine kadar hesaplanan «kar kaybına» hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 21.06.2004 tarihli 5 yıllık «bayilik sözleşmesi» imzalandığı, sözleşmenin 3/b maddesi gereğince davalının rekabet etmemeyi üstlendiği, davalıya ait olduğu anlaşılan 226 814 11 04 numaralı hattın davalı tarafından 30.01.2009 tarihinde aynı adresteki ...'a devredildiği Telekom yazısından anlaşıldığı, sözleşmenin 3/e maddesinin ihlal edildiği, müşteri tarafından benimsenen bir telefon numarasının ... korumasında olmasının makul olduğu, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshine dair 11.02.2009 tarihinde «ihtarname» gönderdiği, yapılan hesaplamada «sözleşmenin feshi» ile sözleşme bitim tarihine kadar davacının kâr «mahrumiyetinin» 5.159,00 TL olduğu, davacının geri vermediği tüpler için depozito «mahsup» edildiğinde 142.210,45 TL tüp depozitosu «cezai şart» talep hakkı ve 106.183,50 TL cezai şart talep etme hakkı olduğu, davacının cezai şart alacağının 106.183,50 TL olarak tespit edildiği ancak davalı talebi doğrultusunda ve yine borçlunun mahvına sebep olmamak kaydıyla 50.000,00 TL cezai şart alacağının fahiş olmadığı ve bu miktarın hüküm altına alınabileceği, 5.159,00 TL kâr «kaybı» alacağının talep edilebileceği, iade edilmeyen tüpler için 142.210,45 TL tüp depozitosu cezai şartı talep edebileceği ancak davacı talebiyle bağlı kalınarak 44.841,00 TL üzerinden alacağın kabulü gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davalılar davadan önce «temerrüde» düşürülmediğinden 5.159,00 TL kâr kaybı, 50.000,00 TL cezai şart alacağı, 44.841,00 TL tüp iade bedelinden doğan alacağın dava tarihinden ve artırılan kısım için «ıslah» tarihinden itibaren değişik oranlı «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, ... tüp «bayiliği sözleşmesinin haklı feshi» nedeniyle «cezai şart» alacağı ile «yoksun kalınan» kâr ve depozito bedeli istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
3- Depozito bedeli bakımından da taraflar arasındaki dava konusu sözleşme süresi dikkate alınmak suretiyle davalıya «teslim» edilen ve iade edilen tüpler bakımından varsa tarafların «ticari defter kayıtları» incelenmek suretiyle, bu mümkün olmadığı takdirde davalının «ticari işletme» kapasitesi dikkate alınarak teslim ve iade edilmesi gereken tüp adedi belirlenerek depozito bedeli takdiri gerekirken mahkemece sözleşme dışı dönemi de kapsayacak …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/724 E. , 2023/7577 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2021/24 Esas, 2022/178 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat ve cezai şart alacağı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından aslen, davalı vekili tarafından ise katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 07.07.2003 tarihli sözleşme ile müvekkili bayisi olduğunu, davalının bayiliği süresince müşterilerde olan boş tüplere istinaden düzenlemesi gereken makbuzları düzenlemekten imtina ettiğini ve iş hacminin üzerinde 3330 adet tüpü müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin bunları ticari olarak kullanmasını engellediğini, yine davalının muvazaalı şekilde oğlu adına açtığı rakip şirket bayiliği ile rekabet yasağına aykırı eylemlerde bulunduğunu, müvekkili şirketin bunu fark etmesi üzerine davalının Aygaz bayiliğini sözleşme süresinden önce bırakmak istediğini şifaen bildirdiğini, bu isteğin müvekkilince davalıya verilen demirbaş mahiyetindeki tüplerin ve bayilik sabit sipariş telefon hatlarının müvekkilinin belirlediği yeni bayiye devredilmesi şartıyla kabul edildiğini, akabinde müvekkilince yeni bayiyi ve davalının artık bayileri olmadığını gösteren el ilanları bastırılarak örnek mahiyetinde bir miktarının Ünye’de yer alan şubelere gönderdiğini ancak bunlar henüz müşterilere dağıtılmadan davalının bu ilanları bahane ederek fesih ihbarıyla bayilik sözleşmesini feshettiğini, bu feshin haksız olduğunu, davalının bayilik sözleşmesini feshetmesine rağmen sorumluluğunda bulunan tüpleri ve boş tüp makbuzlarını müvekkiline iade etmeyerek müvekkilinin gereği gibi ticari faaliyetlerine devam etmesine engel olduğunu, müvekkili markasını taşıyan tabelayı da işletmesinden indirmediğini, bu hususların Mahkeme eliyle yapılan tespitle sabit olduğunu, fesih bildirimi sonrasında müvekkilince yeni bayilik verilen dava dışı kişiye bayinin iki tane sabit sipariş hattı olmasına rağmen sadece birinin devredildiğini, diğer müşterilerce yoğun kullanılan hattın ise devredilmediğini, müvekkilinin satış rakamlarının 2016 Eylül sonrasında %50 düştüğünü ileri sürerek davalının bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiğinin ve rekabet yasağının ihlalinin tespitine, mülkiyeti müvekkiline ait olan çeşitli nitelikteki toplam 4449 adet tüpün aynen iadesine, bu kabul edilmezse imalat değeri olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, bu dahi kabul edilmezse tüplerin dava açılışındaki rayiç depozito değeri 64.546,00 TL’nin davalıdan reeskont faiziyle tahsiline, 1 yıl 9 ay önce feshedilen sözleşme nedeniyle anılan süre boyunca müvekkilinin mahrum kaldığı kar olarak şimdilik 1,00 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle ödenmesine, davalının Ağustos ve Eylül 2006 döneminde rakip şirket adına satış yaparak müvekkilini uğrattığı zarara istinaden şimdilik 1 TL’nin 27.09.2006’dan itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsiline, davalının uhdesinde sebepsiz ve sözleşmeye aykırı olarak bulunan 3330 adet tüp nedeniyle müvekkilinin tüm bayilik süresince 1996 yılından 2006 yılına kadar uğradığı zararın tazminine, sözleşmenin haksız nedenle feshine dayalı olarak 50.000,00 USD cezai şartın ödenmesine, fesih sonrası müvekkilinin ticari itibarını karalamaya yönelik eylemleri nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş;
09. 01.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle davalının rekabet sözleşmesine aykırı olarak dava dışı rakip şirket adına yaptığı satışla müvekkilini uğrattığı zarar ve 3330 adet tüpün sözleşmeye aykırı olarak sebepsiz yere elde tutularak sirkülasyondan çekilmesinden doğan zarara istinaden taleplerini atiye bıraktıklarını; sözleşmenin süresinden önce haksız feshi nedeniyle mahrum kalınan kâra ilişkin taleplerini 57.445,00 TL’ye tüp imalat veya depozito taleplerini 126.974,84 TL’ye çıkarttıklarını beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından hiçbir bildirimde bulunulmadığı halde 26.09.2006 tarihinde şehirde el ilanları dağıttırıldığını, bu ilanlarda müvekkilinin bayiliğinin sona erdiğinin yazılı olduğunu, bunu gören ve ticari itibarı sarsılan müvekkilinin mevcut bayilik sözleşmesini tek taraflı ve haklı olarak feshettiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların doğru olmadığını, müvekkilinin oğlunun kendi eylemlerinden kendisinin sorumlu olduğunu, müvekkiliyle bir alakası bulunmadığını, fesih sonrası 1 ay daha davacının Aygaz markalı tüplerini satmaya yetkisi bulunduğunu ancak yapılan tespit sonrasında bu tüplere tedbir konularak satışının engellendiğini, Ünye ilçesinde meydana gelen sel felaketi sırasında müvekkilinin işletmesinin de zarar gördüğünü ve bahsedilen boş tüp makbuzlarının kullanılamaz hale geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2018 tarihli ve 2018/157 E., 2018/270 K. sayılı kararıyla; davacının oğlunun rakip şirketin bayiliğini alması ve davacının şirket bayisi iken kullandığı telefonu davacıdan onay almaksızın 3 üncü kişiye devretemesinin sözleşmeye aykırı olduğu ve sözleşmeyi sona erdirme kastını ortaya koyduğu, bu nedenle fesih bildiriminin haksız olduğu, taraflar arasındaki 07.07.2003 tarihli sözleşmenin 12/f maddesine göre bayinin sözleşmenin feshi veya sona ermesi hallerinde emanet olarak verilen tüpleri 3 gün içinde iade etmek ve telefon kullanım hakkını devretmekle yükümlü olduğu, aykırı davranışların haksız rekabet oluşturacağının kararlaştırıldığı, buna göre davalı eylemlerinin haksız rekabet mahiyetinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre iade edilmeyen tüplerin davacı yasal defterlerindeki imalat değerleri üzerinden bedelini talep edebileceği, bu doğrultuda davacı şirket defterleri incelendiğinde iadesi gereken 6279 tüp bulunduğu, dava tarihi itibarıyla iade edilmeyen tüplerin depozitoları düşüldükten sonra 6279 adedine karşılık 126.974,84 TL tespit edilmiş ve davacı vekili tarafından bu talep 126.974,00 TL’ye ıslah edilmişse de, yine davacı vekilinin 4449 adet tüpün iadesini ilk dava açılışında talep ettiği ve toplam 82.416,47 TL haricindeki talebini atiye bıraktığının gözönüne alınması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davalıdan cezai şartın istenebileceği, tacirler arasındaki cezai şartın tenkisi mümkün değilse de davalının gelir vergisi matrahından sözleşmede kararlaştırılan 50.000,00 dolar cezai şarta hükmolunmasının davalı şirketin mahfına ve yok olmasına sebebiyet verebileceğinin anlaşıldığı ve tenkise gidildiği, 25.000,00 doların dava tarihindeki geçerli kura göre karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınması gerektiği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 24, 25, 26 ve 27 nci maddeleri ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafın 642 günlük erken fesih dolayısıyla 57.446,16 TL kârdan mahrum kaldığı, öte yandan her ne kadar davacı tarafça ticari itibarinin zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, yasal şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddinin gerektiği gerekçesiyle taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, 25.000,00 dolar cezai şartın dava tarihindeki geçerli kur karşılığı olan 37.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine, davacının10.08.2015 tarihli atiye bırakılan kısım dışında kalan 4449 adet tüpün imalat değerine yönelik talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin 64.546,00 TL'sinin haksız fesih tarihi olan 27.06.2006 tarihinden itibaren, bakiye 19.987,63 TL'sinin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının kâr mahrumiyeti talebinin kabulü ile 57.445,00 TL'nin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asil istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.04.2019 tarihli ve 2019/471 E., 2019/522 K. sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı asilin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asil temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 12.10.2020 tarih, 2019/2826 E. ve 2020/4017 K. sayılı kararıyla davalı asilin sair temyiz itirazları reddedilmiş, davacının ne şekilde kar mahrumiyeti oluştuğunun açıklanmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkiline iade edilmeyen tüplerin öncelikle aynen iadesini, bu kabul edilmezse imalat değeri olarak 1,00 TL’nin, o dahi kabul edilmezse tüplerin dava tarihindeki rayiç depozito değeri olan 64.546,00 TL’nin fesih tarihinden itibaren reeskont faiziyle ödenmesini talep ettiği, daha sonra sunduğu ıslah dilekçesiyle imalat ve depozito bedeli istemini 126.974,84 TL’ye çıkarttığı, tüp imalat bedeli olarak dava açılışında 1,00 TL talep edildiği dikkate alınmaksızın talebi aşan şekilde dava açılışında 64.546,00 TL olarak talep edildiğinin kabulü ile tüp imalat bedeli olarak tespit edilen toplam 82.416,47 TL’nin 64.546,00 TL’sinin dava tarihinden, bakiye 19.987,63 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verildiği, davacı vekilinin talep ettiği tüm kalemler yönünden reeskont faizi istemiş olmasına rağmen mahkemece talebi aşan şekilde kabul edilen bedellerin faiziyle tahsiline karar verildiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf feshinin haklı olmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin haksız rekabet hükümlerine aykırı davrandığı, iade edilmeyen tüplerin davacı yasal defterlerindeki imalat değerleri üzerinden yapılan incelemesi ve davacının bir kısım tüp bedeli bakımından atiye bırakma beyanı sonucu 82.416,47 TL tüp imalat bedelinin davalıdan talep edilebileceğinin anlaşıldığı, sözleşmedeki cezai şart hükmünün haksız fesih nedeniyle uygulanabileceği ancak bunun davalının ekonomik mahvına sebep olacağından tenkisi gerektiği, yeni bayinin günlük faaliyet karı dikkate alınarak dosya içerisindeki belgelerden sözleşmeyi fesheden davalının getireceği kar ile yeni açılan bayinin karlılık oranları arasında fark olduğunun anlaşıldığı bu hali ile kar mahrumiyetinin gerçekleştiği ve davacının erken fesih dolayısıyla 30.398,70 TL kardan mahrum kaldığı, davacının davalının eylemleri nedeniyle haksız ve ağır bir manevi zarara uğradığı ve manevi tazminatın şartlarından olan haksız eylem zarar ve haksız eylem ile zarar arasındaki illiyet bağı unsurlarının bir arada gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında düzenlenen 07.07.2003 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespitine, sözleşmeden dolayı davacı tarafça talep edilen cezai şart alacağının 1/2'si oranında indirim yapılarak neticeten 25.000,00 dolar cezai şart alacağının dava tarihindeki geçerli kur oranlamasıyla bulunan 37.500,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 4449 adet imalat talebinin kabulü ile imalat bedeli olan 82.416,47 TL'nin ıslah tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kar mahrumiyeti talebinin kabulü ile 30.398,70 TL'nin 09.01.2015 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talepler ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde aslen davacı vekili, katılmayla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin ve kar mahrumiyeti değerlendirmesinin hatalı olduğunu, zira davacının fesih tarihinden taraflar arasındaki sözleşme süresinin olağan bitim tarihine kadar ilçe içerisinde başka bayi açmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin bozma kapsamı dışında kalan hususlar bakımından da hüküm kurduğunu, davacı vekili lehine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin yalnızca davalı tarafından temyiz edilen karardakinden fazla olamayacağını, davacının ne şekilde kar mahrumiyeti zararının oluştuğunun gerekçelendirilmediğini, kar mahrumiyeti hesabına ilişkin bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının kar mahrumiyetinin bulunmadığını, tüp imalat bedeline ilişkin bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğini, feragat anlamına gelen 1830 adet tüp imalat bedeline ilişkin davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve buna göre lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshinin tespiti, süresinden önce fesih nedeniyle mahrum kalınan kârın, cezai şartın ve iade edilmeyen tüplerin imalat bedelinin istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dairemizin 12.10.2020 tarih 2019/2826 E. ve 2020/4017 K. sayılı kararı ile davalı tarafından bayilik sözleşmesinin feshinden kısa süre sonra davacının yeni bir bayi ile sözleşme imzalamış olması karşısında, davacının ne şekilde zararının gerçekleştiği belirtilmeksizin davalı taraf aleyhine kâr mahrumiyetine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile önceki ilk derece mahkemesi hükmünün bozulduğu, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada fesih tarihinden sonra değilse de çok kısa süre önce aynı ilçe sınırları içerisinde davacı ile dava dışı üçüncü kişi arasında başka bir bayilik ilişkisinin kurulduğu, bu nedenle davacının kar mahrumiyeti olduğunun söylenemeyeceği kabulü ile davacının bu talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
2. Davacı vekilinin cezai şart talebinin kabul edildiği, hakim takdiri ile bunun tenkisinin yapıldığı ancak davalı lehine reddedilen cezai şart miktarı üzerinden davalı taraf lehine avukatlık vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Ancak dava açılışında davacının, hakimin takdir yetkisini kullanıp kullanmayacağını bilmesine imkan olmadığı gibi cezai şarta hak kazandığı da dosya kapsamındaki önceki ilamlarda gerekçelendirilmiştir. Bu durumda tenkis edilen cezai şart üzerinden davalı lehine vekalet ücreti takdiri ve yargılama giderleri oranlaması doğru olmamıştır.
3. İlk derece mahkemesince kurulan ilk hükmün esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı yalnızca davalı asil tarafından temyiz edilmiş olup, yapılan temyiz üzerine bozulan ilk derece mahkemesi kararında davacı taraf lehine toplam 16.591,69 TL avukatlık vekalet ücretine hükmedildiği, işbu temyiz incelemesine konu kararda ise yine vekalet ücretine ilişkin hükmün davacı talep konu ve miktarlarına göre ayrı ayrı belirtilerek kurulmadığı gibi toplam 23.547,28 TL avukatlık vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Bu durumda önceki mahkeme kararının temyiz edilmemesi üzerine davacının kabulünde olan vekalet ücretinin, davacı taraf lehine güncellenerek hükmedilmesi usuli kazanılmış hakkın ihlali mahiyetinde olacağından kararın bu nedenle de bozulması gerekmişse de;
mahkemece kurulacak nihai hükümde yukarıdaki bozma gerekçelerinin de gereği yapılması ve yeniden her bir talep için ayrı ayrı belirtilen vekalet ücreti hükmü ile müktesep hak hususunun ayrıca gözetilebilecek olmasına göre hükmün bu yönden eleştirilmesi ile yetinilmiştir.
4.Davalı taraf vekilinin temyiz sebeplerinde belirtildiği gibi davacının tüp depozito bedeline ilişkin talebinin bir kısmını atiye bıraktığı, atiye bırakılan kısım için feragatten ret hükmü kurulmadığı ve davalı tarafın bu hususu hem esasa ilişkin hem de vekalet ücretine ilişkin nedenlerle temyiz ettiği anlaşılmıştır. Ancak mahkemece kurulan hükmün bozulması ile yeniden hüküm kurulacağı, ayrıca mahkemenin kurduğu vekalet ücretine ilişkin hükümde atiye bırakılan tüp depozito bedellerinin dikkate alıp nihai olarak kurulacak toplam vekalet ücretinde hataya düştüğü anlaşılmış olmasına göre anılan hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1109913900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz