Belirsiz süreli sözleşme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3240 E. 2023/7050 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirsiz süreli sözleşme↗ know-how↗ ticari sır↗ ticari itibar↗ rekabet yasağı↗ istifa↗ sözleşmeye aykırılık↗ şirket zararı↗ cy/cy şerhi↗ cezai şart↗ oy yasağı↗ maddi ve manevi tazminat↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ ihtarname↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/714 E., 2019/839 K.
Taraflar arasındaki rekabet yasağına aykırılığın tespiti, meni ile cezai şart ve manevi tazminatın tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın müvekkili şirket bünyesinde taraflar arasında akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesi uyarınca çalışmakta olduğunu, davalının kendi isteği ile görevinden istifa ettiğini, davalı gerçek kişinin davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olduğunu, buna rağmen davacının rakibi olan davalı şirketin teşviği ile davacı şirket ile ilişiğini keserek davalı şirkette çalışmaya başladığını, gönderilen ihtarnamelere rağmen haksız rekabet ve rekabet yasağı hükümlerine aykırı davranıldığını ileri sürerek davalı ... ile davalı şirket arasındaki rekabet yasağına aykırı hizmet ilişkisinin derhal sonlandırılması ve bu surette haksız rekabetin men'ine, davacı ile davalılardan ... arasında imzalanan iş sözleşmesinin rekabet yasağı hükmüre aykırılık nedeniyle 55.137,17 TL cezai şartın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların haksız rekabette bulunarak müvekkilinin ticari itibarını sarsan davalılardan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(6102 sayılı Kanun) 56 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 58 inci maddesi hükümleri uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalıların vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkillerinden ...'ın diğer davalı müvekkili ile davacı bünyesinde çalışırken herhangi bir şekilde temasa geçmediğini, davacı ile davalı müvekkili şirketin rakip şirketler olmadığını, her iki şirketin odak alanlarının farklı olduğunu, davacının gönderdiğini iddia ettiği ihtarnamelerin tebliğ şerhlerinin mevcut olmadığını, davacı ile müvekkili ... arasında akdedilen iş sözleşmesine göre rekabet yasağı ile ilgili sürenin bir ay olduğunu, olayda hissedilir düzeyde bir zarar olasılığının mevcut olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalıların eylem birliği içerisinde haksız rekabet hükümlere aykırı davrandıkları, davalı ...'in davacı şirkette çalıştığı dönemde davalı şirketin kendisi ile görüşmeye başladığı, davalı şirketin, davacı şirket know-how'una (ticari sır) erişmek için ...'in kendi şirketlerinde çalışmaya başlamasına teşvik ettiği iddia edilmiş ise de, davacı tarafça bu iddiaların delillendirilemediği, davalı ...'in yazılım mühendisi olması sebebiyle uzman olduğu alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmaya başlamasının haksız rekabet teşkil edeceğinin düşünülmesinin Anayasa'da hüküm altına alınan çalışma hakkı hürriyetine aykırılık oluşturacağı, davalı ...'in 22.04.2016 tarihinde davacı şirketten ayrıldığı, davalı şirkette ise 01.06.2016 tarihinde çalışmaya başladığı, sözleşme hükümleri dikkate alındığında rekabet yasağına aykırı davranış ve yasal düzenlemeler dikkate alındığında haksız rekabetin oluşmadığı kanaatine varıldığı, davacının sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart, manevi tazminat ve haksız rekabetin meni taleplerinin reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1.Haksız rekabet hükmünün geçerli olup davalı tarafından anılan hükme aykırı hareket edildiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin iştigal alanıyla benzer faaliyetler yürütmekte olduğunu, davalı şirketle aralarında ciddi ve süregelen bir rekabet söz konusu olduğunu,
2. Salt coğrafi olarak geniş olduğundan bahisle haksız rekabete ilişkin düzenlemenin geçersiz kabul edilmesinin isabetli olmadığını, böyle olduğuna dair bir kabulde dahi mahkemenin sözleşme hükmünü uyarlaması ve buna istinaden hüküm tesis etmesi gerekmekte olduğunu,
3.Davalının henüz bir (1) aylık süre dolmadan ve müvekkili şirket bünyesindeki işinden ayrılmadan davalı firma ile görüşmelere başladığı, davalı firma bünyesinde istihdam edilmek üzere aldığı tekliften sonra işten ayrılmış ve haksız rekabet yasağına aykırı olarak davalı rakip firmada aynı uzmanlık alanına ilişkin bir pozisyonda işe başladığını, açıklanan nedenlerle geçerli nitelikteki sözleşme hükmüne aykırı hareketle haksız rekabet yasağına muhalefet edildiği açıkça ortada olduğunu,
4.Her iki davalının da müvekkili şirketin zararına olacak şekilde haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiği dikkate alındığında, haklı davanın reddine karar verilen yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu tespit edileceğini, savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı gerçek kişinin irade serbestisi içinde davacı şirket ile olan iş akdini feshedip davalı şirkette işe girmesinde hukuka uygun olmayan davacı aleyhine menfaat temininin ispat edilemediği, davacının ticari sırlarının ele geçirilmesine yönelik bir çalışmanın davalılarca gerçekleştirildiğine ilişkin bir delilin bulunmadığı, davacının yanında çalışan davalı işçinin işten ayrılarak faaliyetleri tamamen aynı olmayan davalı şirkette çalışmaya başlamasının haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 444 üncü maddesinde düzenlenen rekabet yasağının ihlali ve 6102 sayılı Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinde düzenlenen haksız rekabet hallerinin, dolayısıyla maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rekabet yasağına aykırılığın tespiti, meni ile cezai şart ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
2.6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesi.
3.6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13197 E. 2017/6476 K.
Ortak:rekabet yasağı · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… alı ...'ın müvekkili şirket bünyesinde taraflar arasında akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesi uyarınca çalışmakta olduğunu, davalının kendi isteği ile görevinden «istifa» ettiğini, davalı gerçek kişinin davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olduğunu, buna rağmen davacının rakibi olan davalı şirketin teşviği ile davacı şirket ile ilişiğini keserek davalı şirkette çalışmaya başladığını, gönderilen «ihtarnamelere» rağmen «haksız rekabet» ve «rekabet yasağı» hükümlerine aykırı davranıldığını ileri sürerek davalı ... ile davalı şirket arasındaki rekabet yasağına aykırı hizmet ilişkisinin derhal sonlandırılması ve bu surette haksız rekabetin men'ine, davacı ile davalılardan ... arasında imzalanan iş sözleşmesinin rekabet yasağı hükmüre aykırılık nedeniyle 55.137,17 TL «cezai şartın» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların haksız rekabette bulunarak müvekkilinin «ticari itibarını» sarsan davalılardan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(6102 sayılı Kanun) 56 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(609 …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalıların eylem birliği içerisinde «haksız rekabet» hükümlere aykırı davrandıkları, davalı ...'in davacı şirkette çalıştığı dönemde davalı şirketin kendisi ile görüşmeye başladığı, davalı şirketin, davacı şirket «know-how»'una («ticari sır») erişmek için ...'in kendi şirketlerinde çalışmaya başlamasına teşvik ettiği iddia edilmiş ise de, davacı tarafça bu iddiaların delillendirilemediği, davalı ...'in yazılım mühendisi olması sebebiyle uzman olduğu alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmaya başlamasının haksız rekabet teşkil edeceğinin düşünülmesinin Anayasa'da hüküm altına alınan çalışma hakkı hürriyetine aykırılık oluşturacağı, davalı ...'in 22.04.2016 tarihinde davacı şirketten ayrıldığı, davalı şirkette ise 01.06.2016 tarihinde çalışmaya başladığı, sözleşme hükümleri dikkate alındığında «rekabet yasağına» aykırı davranış ve yasal düzenlemeler dikkate alındığında haksız rekabetin oluşmadığı kanaatine varıldığı, davacının «sözleşmeye aykırılık» nedeniyle «cezai şart», manevi tazminat ve haksız rekabetin meni taleplerinin reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Salt coğrafi olarak geniş olduğundan bahisle «haksız rekabete» ilişkin düzenlemenin «geçersiz» kabul edilmesinin isabetli olmadığını, böyle olduğuna dair bir kabulde dahi mahkemenin sözleşme hükmünü uyarlaması ve buna istinaden hüküm tesis etmesi gerekmekte olduğunu, 3.Davalının henüz bir (1) aylık süre dolmadan ve müvekkili şirket bünyesindeki işinden ayrılmadan davalı firma ile görüşmelere başladığı, davalı firma bünyesinde istihdam edilmek üzere aldığı tekliften sonra işten ayrılmış ve haksız «rekabet yasağına» aykırı olarak davalı rakip firmada aynı uzmanlık alanına ilişkin bir pozisyonda işe başladığını, açıklanan nedenlerle geçerli nitelikteki sözleşme hükmüne aykırı hareketle haksız rekabet yasağına muhalefet edildiği açıkça ortada olduğunu, 4.Her iki davalının da müvekkili «şirketin zararına» olacak şekilde haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiği dikkate alındığında, haklı davanın reddine karar verilen yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğ …
Benzer bu kararda… ece, tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in iş akdinin sonlandırılmasından sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmasının başlı başına «haksız rekabet» oluşturmayacağı, davacının davalı işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığının ispat edilemediği, sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik olarak belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeniyle anılan sözleşme hükmünün sözleşme tarihi itibari ile yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 348. ve 349. maddelerindeki «emredici» düzenlemeye ve Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davalılardan ... aleyhine açılan davanın esastan, .... aleyhine açılan davanın «pasif husumet» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin davalılardan ...’e yönelik temyiz itirazlarına gelince, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesi» iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir.
Ayrıca, anılan maddeler uyarınca «rekabet yasağının» ihlali halinde «zarar tehlikesinin» varlığı yeterli olup, somut zararın gerçekleşmesi de gerekmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zarar tehlikesi · çalışma özgürlüğü · rekabet yasağı sözleşmesi · emredici hüküm · dava şartı yokluğu · pasif husumet · usulden reddi · husumet
Benzer bu kararda… ece, tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in iş akdinin sonlandırılmasından sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmasının başlı başına «haksız rekabet» oluşturmayacağı, davacının davalı işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığının ispat edilemediği, sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik olarak belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeniyle anılan sözleşme hükmünün sözleşme tarihi itibari ile yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 348. ve 349. maddelerindeki «emredici» düzenlemeye ve Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davalılardan ... aleyhine açılan davanın esastan, .... aleyhine açılan davanın «pasif husumet» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin davalılardan ...’e yönelik temyiz itirazlarına gelince, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesi» iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir.
Ayrıca, anılan maddeler uyarınca «rekabet yasağının» ihlali halinde «zarar tehlikesinin» varlığı yeterli olup, somut zararın gerçekleşmesi de gerekmez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7354 E. 2016/1838 K.
Ortak:rekabet yasağı · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalıların eylem birliği içerisinde «haksız rekabet» hükümlere aykırı davrandıkları, davalı ...'in davacı şirkette çalıştığı dönemde davalı şirketin kendisi ile görüşmeye başladığı, davalı şirketin, davacı şirket «know-how»'una («ticari sır») erişmek için ...'in kendi şirketlerinde çalışmaya başlamasına teşvik ettiği iddia edilmiş ise de, davacı tarafça bu iddiaların delillendirilemediği, davalı ...'in yazılım mühendisi olması sebebiyle uzman olduğu alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmaya başlamasının haksız rekabet teşkil edeceğinin düşünülmesinin Anayasa'da hüküm altına alınan çalışma hakkı hürriyetine aykırılık oluşturacağı, davalı ...'in 22.04.2016 tarihinde davacı şirketten ayrıldığı, davalı şirkette ise 01.06.2016 tarihinde çalışmaya başladığı, sözleşme hükümleri dikkate alındığında «rekabet yasağına» aykırı davranış ve yasal düzenlemeler dikkate alındığında haksız rekabetin oluşmadığı kanaatine varıldığı, davacının «sözleşmeye aykırılık» nedeniyle «cezai şart», manevi tazminat ve haksız rekabetin meni taleplerinin reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «rekabet yasağına» aykırılığın tespiti, meni ile «cezai şart» ve manevi tazminatın tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… alı ...'ın müvekkili şirket bünyesinde taraflar arasında akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesi uyarınca çalışmakta olduğunu, davalının kendi isteği ile görevinden «istifa» ettiğini, davalı gerçek kişinin davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olduğunu, buna rağmen davacının rakibi olan davalı şirketin teşviği ile davacı şirket ile ilişiğini keserek davalı şirkette çalışmaya başladığını, gönderilen «ihtarnamelere» rağmen «haksız rekabet» ve «rekabet yasağı» hükümlerine aykırı davranıldığını ileri sürerek davalı ... ile davalı şirket arasındaki rekabet yasağına aykırı hizmet ilişkisinin derhal sonlandırılması ve bu surette haksız rekabetin men'ine, davacı ile davalılardan ... arasında imzalanan iş sözleşmesinin rekabet yasağı hükmüre aykırılık nedeniyle 55.137,17 TL «cezai şartın» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların haksız rekabette bulunarak müvekkilinin «ticari itibarını» sarsan davalılardan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(6102 sayılı Kanun) 56 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(609 …
Benzer bu karardaDava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
… enmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile söz konusu sözleşme hükmünün Anayasa'nın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, sözleşmedeki «rekabet yasağı» koşulunun gerçekleşmesi için, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmez, böyle bir tehlikenin varlığı yeterlidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · çalışma özgürlüğü · müşteri çevresi · fiil ehliyeti · rekabet yasağı sözleşmesi · kısıtlılık · taraf ehliyeti · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaRekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi gereğince, «fiil ehliyetine» sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
… enmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile söz konusu sözleşme hükmünün Anayasa'nın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4347 E. 2017/6591 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… alı ...'ın müvekkili şirket bünyesinde taraflar arasında akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesi uyarınca çalışmakta olduğunu, davalının kendi isteği ile görevinden «istifa» ettiğini, davalı gerçek kişinin davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olduğunu, buna rağmen davacının rakibi olan davalı şirketin teşviği ile davacı şirket ile ilişiğini keserek davalı şirkette çalışmaya başladığını, gönderilen «ihtarnamelere» rağmen «haksız rekabet» ve «rekabet yasağı» hükümlerine aykırı davranıldığını ileri sürerek davalı ... ile davalı şirket arasındaki rekabet yasağına aykırı hizmet ilişkisinin derhal sonlandırılması ve bu surette haksız rekabetin men'ine, davacı ile davalılardan ... arasında imzalanan iş sözleşmesinin rekabet yasağı hükmüre aykırılık nedeniyle 55.137,17 TL «cezai şartın» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların haksız rekabette bulunarak müvekkilinin «ticari itibarını» sarsan davalılardan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(6102 sayılı Kanun) 56 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(609 …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalıların eylem birliği içerisinde «haksız rekabet» hükümlere aykırı davrandıkları, davalı ...'in davacı şirkette çalıştığı dönemde davalı şirketin kendisi ile görüşmeye başladığı, davalı şirketin, davacı şirket «know-how»'una («ticari sır») erişmek için ...'in kendi şirketlerinde çalışmaya başlamasına teşvik ettiği iddia edilmiş ise de, davacı tarafça bu iddiaların delillendirilemediği, davalı ...'in yazılım mühendisi olması sebebiyle uzman olduğu alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmaya başlamasının haksız rekabet teşkil edeceğinin düşünülmesinin Anayasa'da hüküm altına alınan çalışma hakkı hürriyetine aykırılık oluşturacağı, davalı ...'in 22.04.2016 tarihinde davacı şirketten ayrıldığı, davalı şirkette ise 01.06.2016 tarihinde çalışmaya başladığı, sözleşme hükümleri dikkate alındığında «rekabet yasağına» aykırı davranış ve yasal düzenlemeler dikkate alındığında haksız rekabetin oluşmadığı kanaatine varıldığı, davacının «sözleşmeye aykırılık» nedeniyle «cezai şart», manevi tazminat ve haksız rekabetin meni taleplerinin reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «rekabet yasağına» aykırılığın tespiti, meni ile «cezai şart» ve manevi tazminatın tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-) Dava, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde öngörülen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Bu itibarla mahkemenin, «haksız rekabete» ilişkin «cezai şartın» "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve raki …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · kısıtlılık · hizmet sözleşmesi · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece taraflar arasındaki «hizmet sözleşmenin» TBK'nin 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, «rekabet yasağının» yer konusunda sınırlandırılmadığı, bu hususun da Anayasa'da öngörülen «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, «haksız rekabetin» oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak sureti ile rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklaması gerektiği, haksız rekabete ilişkin «cezai şartın» "... ..." varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile de söz konusu sözleşme hükmünün Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Rekabet «yasağı» «kaydı» karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir.
2-) Ayrıca, taraflar arasındaki «hizmet sözleşmesinde» iş akdinin sona ermesinden sonrası için «rekabet yasağının» düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 13.01.2014 tarihi itibariyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nin 445. maddesi tatbik edilecektir.
2 benzer karar daha
-
Tecavüzün giderilmesi | Faydalı model hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7255 E. 2022/144 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1546 E. 2021/2428 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:maktu vekalet ücreti · dava şartı yokluğu · usulden reddi · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDava, markaya yapılan yapılan tecavüzün tespiti, müdahalenin meni ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Mahkemece dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiş, bu kararın davalı vekilince «vekalet ücreti» yönünden istinaf edilmesi üzerine istinaf mahkemesince istinaf isteminin kabulü ile yeniden hüküm kurularak davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi ile davalı yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından «vekalet ücreti» yönünden temyiz yoluna başvurulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3240 E. , 2023/7050 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/483 Esas, 2022/344 Karar
2.Arute Solutions Yazılım A.Ş.
(Eski Unvan: Eksi Bir Artı Bir Yatırım Danışmanlık
San. ve Tic. A.Ş.)
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/714 E., 2019/839 K.
Taraflar arasındaki rekabet yasağına aykırılığın tespiti, meni ile cezai şart ve manevi tazminatın tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın müvekkili şirket bünyesinde taraflar arasında akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesi uyarınca çalışmakta olduğunu, davalının kendi isteği ile görevinden istifa ettiğini, davalı gerçek kişinin davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olduğunu, buna rağmen davacının rakibi olan davalı şirketin teşviği ile davacı şirket ile ilişiğini keserek davalı şirkette çalışmaya başladığını, gönderilen ihtarnamelere rağmen haksız rekabet ve rekabet yasağı hükümlerine aykırı davranıldığını ileri sürerek davalı ... ile davalı şirket arasındaki rekabet yasağına aykırı hizmet ilişkisinin derhal sonlandırılması ve bu surette haksız rekabetin men'ine, davacı ile davalılardan ...
arasında imzalanan iş sözleşmesinin rekabet yasağı hükmüre aykırılık nedeniyle 55.137,17 TL cezai şartın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların haksız rekabette bulunarak müvekkilinin ticari itibarını sarsan davalılardan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(6102 sayılı Kanun) 56 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 58 inci maddesi hükümleri uyarınca 5.000,00 TL manevi tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalıların vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkillerinden ...'ın diğer davalı müvekkili ile davacı bünyesinde çalışırken herhangi bir şekilde temasa geçmediğini, davacı ile davalı müvekkili şirketin rakip şirketler olmadığını, her iki şirketin odak alanlarının farklı olduğunu, davacının gönderdiğini iddia ettiği ihtarnamelerin tebliğ şerhlerinin mevcut olmadığını, davacı ile müvekkili ... arasında akdedilen iş sözleşmesine göre rekabet yasağı ile ilgili sürenin bir ay olduğunu, olayda hissedilir düzeyde bir zarar olasılığının mevcut olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalıların eylem birliği içerisinde haksız rekabet hükümlere aykırı davrandıkları, davalı ...'in davacı şirkette çalıştığı dönemde davalı şirketin kendisi ile görüşmeye başladığı, davalı şirketin, davacı şirket know-how'una (ticari sır) erişmek için ...'in kendi şirketlerinde çalışmaya başlamasına teşvik ettiği iddia edilmiş ise de, davacı tarafça bu iddiaların delillendirilemediği, davalı ...'in yazılım mühendisi olması sebebiyle uzman olduğu alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmaya başlamasının haksız rekabet teşkil edeceğinin düşünülmesinin Anayasa'da hüküm altına alınan çalışma hakkı hürriyetine aykırılık oluşturacağı, davalı ...'in 22.04.2016 tarihinde davacı şirketten ayrıldığı, davalı şirkette ise 01.06.2016 tarihinde çalışmaya başladığı, sözleşme hükümleri dikkate alındığında rekabet yasağına aykırı davranış ve yasal düzenlemeler dikkate alındığında haksız rekabetin oluşmadığı kanaatine varıldığı, davacının sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart, manevi tazminat ve haksız rekabetin meni taleplerinin reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1.Haksız rekabet hükmünün geçerli olup davalı tarafından anılan hükme aykırı hareket edildiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin iştigal alanıyla benzer faaliyetler yürütmekte olduğunu, davalı şirketle aralarında ciddi ve süregelen bir rekabet söz konusu olduğunu,
2. Salt coğrafi olarak geniş olduğundan bahisle haksız rekabete ilişkin düzenlemenin geçersiz kabul edilmesinin isabetli olmadığını, böyle olduğuna dair bir kabulde dahi mahkemenin sözleşme hükmünü uyarlaması ve buna istinaden hüküm tesis etmesi gerekmekte olduğunu,
3.Davalının henüz bir (1) aylık süre dolmadan ve müvekkili şirket bünyesindeki işinden ayrılmadan davalı firma ile görüşmelere başladığı, davalı firma bünyesinde istihdam edilmek üzere aldığı tekliften sonra işten ayrılmış ve haksız rekabet yasağına aykırı olarak davalı rakip firmada aynı uzmanlık alanına ilişkin bir pozisyonda işe başladığını, açıklanan nedenlerle geçerli nitelikteki sözleşme hükmüne aykırı hareketle haksız rekabet yasağına muhalefet edildiği açıkça ortada olduğunu,
4.Her iki davalının da müvekkili şirketin zararına olacak şekilde haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiği dikkate alındığında, haklı davanın reddine karar verilen yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu tespit edileceğini, savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı gerçek kişinin irade serbestisi içinde davacı şirket ile olan iş akdini feshedip davalı şirkette işe girmesinde hukuka uygun olmayan davacı aleyhine menfaat temininin ispat edilemediği, davacının ticari sırlarının ele geçirilmesine yönelik bir çalışmanın davalılarca gerçekleştirildiğine ilişkin bir delilin bulunmadığı, davacının yanında çalışan davalı işçinin işten ayrılarak faaliyetleri tamamen aynı olmayan davalı şirkette çalışmaya başlamasının haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 444 üncü maddesinde düzenlenen rekabet yasağının ihlali ve 6102 sayılı Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinde düzenlenen haksız rekabet hallerinin, dolayısıyla maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rekabet yasağına aykırılığın tespiti, meni ile cezai şart ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
2.6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddesi.
3.6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1109741100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz