Zarar tehlikesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/13197 E. 2017/6476 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zarar tehlikesi↗ çalışma özgürlüğü↗ tbk 444↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ rekabet yasağı↗ emredici hüküm↗ dava şartı yokluğu↗ oy yasağı↗ pasif husumet↗ tbk 99↗ uyuşmazlık konusu↗ usulden reddi↗ haksız rekabet↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in iş akdinin sonlandırılmasından sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmasının başlı başına haksız rekabet oluşturmayacağı, davacının davalı işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığının ispat edilemediği, sözleşmede rekabet yasağına yönelik olarak belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeniyle anılan
sözleşme hükmünün sözleşme tarihi itibari ile yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 348. ve 349. maddelerindeki emredici düzenlemeye ve Anayasanın çalışma özgürlüğü ilkesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davalılardan ... aleyhine açılan davanın esastan, .... aleyhine açılan davanın pasif husumet nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalı .... yönünden verilen karara ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin davalılardan ...’e yönelik temyiz itirazlarına gelince, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir. Bu nedenle, uyuşmazlığa yasaya aykırı davranıldığı iddia olunan tarihteki, bir başka deyişle davalı işçinin yeni bir işe girdiği tarihte yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmalıdır. Somut uyuşmazlıkta da, dava konusu eylemin 23.07.2012 tarihinde başka bir işe girmek suretiyle gerçekleştiği ileri sürüldüğüne göre uyuşmazlığa bu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 444 vd. hükümlerinin uygulanması gerekir. Ayrıca, anılan maddeler uyarınca rekabet yasağının ihlali halinde zarar tehlikesinin varlığı yeterli olup, somut zararın gerçekleşmesi de gerekmez. O halde, mahkemece uyuşmazlığın 6098 sayılı TBK 444 vd. hükümlerine göre değerlendirilerek çözümü gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12344 E. 2016/8982 K.
Ortak:rekabet yasağı · oy yasağı · uyuşmazlık konusu · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ece, tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in iş akdinin sonlandırılmasından sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmasının başlı başına «haksız rekabet» oluşturmayacağı, davacının davalı işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığının ispat edilemediği, sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik olarak belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeniyle anılan sözleşme hükmünün sözleşme tarihi itibari ile yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 348. ve 349. maddelerindeki «emredici» düzenlemeye ve Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davalılardan ... aleyhine açılan davanın esastan, .... aleyhine açılan davanın «pasif husumet» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin davalılardan ...’e yönelik temyiz itirazlarına gelince, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesi» iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir.
Ayrıca, anılan maddeler uyarınca «rekabet yasağının» ihlali halinde «zarar tehlikesinin» varlığı yeterli olup, somut zararın gerçekleşmesi de gerekmez.
Benzer bu kararda… karşı açtığı davanın hukuki nitelik olarak şirketin yöneticisine açtığı dava kapsamında değerlendirilmesi, davalı şirkete karşı açtığı davanın genel hükümlere göre «haksız rekabet» davası kapsamında değerlendirilmesi ve diğer davalıların «rekabet yasağını» ihlal ettiği iddia edilen davranışlarının açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bulunduğundan, bu davranışın 6098 sayılı TBK'nın 444 …
Dava; «haksız rekabetin» tespiti ve men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Ancak, davalılardan ...’in davacı şirketin %... ortağı ve «şirketin müdürü» olduğu, diğer davalı gerçek kişilerin ise davacı şirketten ayrıldıktan sonra rakip olan davalı ...’in ortağı olduğu davalı şirkette işe başladıkları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama birliği · usul ekonomisi · mutlak ticari dava · haksız eylem · şirket müdürü · görevsizlik kararı · dahili dava · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalıların «haksız eylemlerinin» davacı şirkette çalışırken başladığı ve davalı şirkette işe başladıktan sonra da devam ettiğinin ileri sürüldüğü, buna göre davaya bakmaya «görevli» mahkemenin iş mahkemeleri olduğu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan «yargılamanın birliği» ve «usul ekonomisi» de nazara alındığında davalı şirket «dahil» olmak üzere tüm davalılar yönünden mahkemenin «görevsiz» olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara ilişkin davaların ise, 6102 sayılı TTK’nın .../...-a ve .../...-c maddeleri gereğince «mutlak ticari» dava niteliği taşımasına ve açık biçimde asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunmasına rağmen, mahkemece, iş mahkemesinin davaya bakmakla «görevli» olduğundan bahisle verilen «görevsizlik» kararı doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, tüm davalılar yönünden iş mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Ancak, davalılardan ...’in davacı şirketin %... ortağı ve «şirketin müdürü» olduğu, diğer davalı gerçek kişilerin ise davacı şirketten ayrıldıktan sonra rakip olan davalı ...’in ortağı olduğu davalı şirkette işe başladıkları «uyuşmazlık konusu» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7354 E. 2016/1838 K.
Ortak:çalışma özgürlüğü · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · oy yasağı
İncelediğiniz kararda… ece, tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in iş akdinin sonlandırılmasından sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmasının başlı başına «haksız rekabet» oluşturmayacağı, davacının davalı işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığının ispat edilemediği, sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik olarak belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeniyle anılan sözleşme hükmünün sözleşme tarihi itibari ile yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 348. ve 349. maddelerindeki «emredici» düzenlemeye ve Anayasanın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davalılardan ... aleyhine açılan davanın esastan, .... aleyhine açılan davanın «pasif husumet» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin davalılardan ...’e yönelik temyiz itirazlarına gelince, taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesi» iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir.
Ayrıca, anılan maddeler uyarınca «rekabet yasağının» ihlali halinde «zarar tehlikesinin» varlığı yeterli olup, somut zararın gerçekleşmesi de gerekmez.
Benzer bu kararda… enmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağına» yönelik belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeni ile söz konusu sözleşme hükmünün Anayasa'nın «çalışma özgürlüğü» ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
Buna göre, sözleşmedeki «rekabet yasağı» koşulunun gerçekleşmesi için, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmez, böyle bir tehlikenin varlığı yeterlidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · müşteri çevresi · fiil ehliyeti · kısıtlılık · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · taraf ehliyeti · geçersizlik
Benzer bu karardaDava, 6098 sayılı TBK'nın 444'üncü maddesi uyarınca (818 sayılı B.K'nın 348) işçi ile işveren arasında düzenlenen işçinin «rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık» iddiasından kaynaklanan «cezai şart» istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi gereğince, «fiil ehliyetine» sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
Ayrıca somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede 1 yıllık «rekabet yasağı» süresi öngörülmüş, coğrafi alana yönelik ise herhangi bir «kısıtlama» yapılmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/13197 E. , 2017/6476 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/11/2014 tarih ve 2014/733-2014/196 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirket ile davalılardan ... arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığını, davalının müvekkili şirkette son olarak gelişmekte olan ürün ve servisler uzmanı olarak çalıştığını, davalı tarafından iş akdinin sona erdirildiğini, taraflar arasında protokol imzalandığını, davalı ...'in iş akdinin feshi ile sözleşmenin 10. maddesinde belirtilen rekabet yasağı hükmüne aykırı olarak sözleşmenin sona ermesinden sonra 1 yıl içinde müvekkili şirketin faaliyet alanına giren başka bir şirket olan diğer davalı ....’de çalışmaya başladığını, rekabet yasağının ihlal edilmesi nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun yeni işveren sorumluluğu başlıklı 23.
maddesine göre cezai şarttan her iki davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 40.000,00 TL cezai şartın davalı işçi ve davalı işverenden yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin iş ve ticaret sırlarını işverene zarar verici nitelikte paylaşmasının söz konusu olmadığı, aksinin davacı tarafça ispat edilmesinin gerektiği savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı .... vekili, genel işlem şartı niteliğindeki rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli bulunmadığı savunarak davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in iş akdinin sonlandırılmasından sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmasının başlı başına haksız rekabet oluşturmayacağı, davacının davalı işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığının ispat edilemediği, sözleşmede rekabet yasağına yönelik olarak belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeniyle anılan
sözleşme hükmünün sözleşme tarihi itibari ile yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 348. ve 349. maddelerindeki emredici düzenlemeye ve Anayasanın çalışma özgürlüğü ilkesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davalılardan ... aleyhine açılan davanın esastan, .... aleyhine açılan davanın pasif husumet nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalı .... yönünden verilen karara ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin davalılardan ...’e yönelik temyiz itirazlarına gelince, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir. Bu nedenle, uyuşmazlığa yasaya aykırı davranıldığı iddia olunan tarihteki, bir başka deyişle davalı işçinin yeni bir işe girdiği tarihte yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmalıdır. Somut uyuşmazlıkta da, dava konusu eylemin 23.07.2012 tarihinde başka bir işe girmek suretiyle gerçekleştiği ileri sürüldüğüne göre uyuşmazlığa bu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 444 vd. hükümlerinin uygulanması gerekir. Ayrıca, anılan maddeler uyarınca rekabet yasağının ihlali halinde zarar tehlikesinin varlığı yeterli olup, somut zararın gerçekleşmesi de gerekmez.
O halde, mahkemece uyuşmazlığın 6098 sayılı TBK 444 vd. hükümlerine göre değerlendirilerek çözümü gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin davalı .... yönünden verilen karara ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ... yönünden verilen karara ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/384329600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz