Genel kurulun devredilemez yetkisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6159 E. 2024/7746 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurulun devredilemez yetkisi↗ devredilemez yetkiler↗ limited şirket müdürünün azli↗ temsil yetkisinin kaldırılması↗ limited şirket müdürü↗ şirket müdürünün azli↗ tedbirin kaldırılması↗ azil↗ delil değerlendirmesi↗ tanık beyanı↗ şirket müdürlüğü↗ aktif dava ehliyeti↗ yazılı delil↗ şirket müdürü↗ pasif husumet yokluğu↗ şirket zararı↗ hisse devri↗ istinaf incelemesi↗ olumsuz oy↗ pasif husumet↗ kamu düzeni↗ husumet yokluğu↗ taraf ehliyeti↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ taahhütname↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/236 E., 2022/42 K.
Taraflar arasındaki limited şirket müdürünün azli ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Güzellik Bakımı San. Tic. Ltd. Şti'nin davacının öncülüğünde 09.01.2020 tarihinde kurulduğunu, şirketin % 51'lik hissesine davacının sahip olduğunu, şirketin % 25'lik hissesinin ... ve % 24'lük hissesinin ...'a ait olduğunu, davacının şirketin kurulduğu günden bu güne kadar şirketten gerektiği ölçüde kazanç elde edememesi ortaklarının bilgi ve belge paylaşımında bulunmamaları, şirket müdürünün üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemesi sebebiyle dava yoluna gitmek zorunluluğunun hasıl olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile, aksine bir sözleşme yapılmadığı sürece şirket müdürlerinin kanunla ve şirket sözleşmesiyle genel kurula devredilmemiş tüm yetkilerini şirketin işleyişini devam ettirmeyi görev edinirlerken aynı zamanda şirketin ortaklarına karşı da sorumlu olduklarını beyanla; dava dışı ... Güzellik Bakımı San. Tic. Ltd. Şti.'nin şirket müdürlüğü görevini yürüten ...'ın mevcut temsil yetkisinin kaldırılmasına, ...'ın yürütmekte olduğu şirket müdürlüğü görevinin kötüye kullanımının engellenmesi adına temsil yetkisinin tedbiren kaldırılmasına, davalının müdür olmasından sonra şirketin uğradığı zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Malatya 4. Noterliği'nin 09 Nisan 2021 tarih ve 05014 yevmiye nolu ihtarının ekinde sunulan demirbaşların davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirkette herhangi bir temsil yetkisinin bulunmamasından dolayı davalılardan ... yönünden husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının azil için ileri sürdüğü iddialarının ispatı noktasında üç öğrenciyi tanık olarak gösterdiğini, ancak bu üç öğrencinin derslere hiçbir şekilde katılmayarak devamsızlık yaptıklarından dolayı öğrenci olarak kurumlarıyla herhangi bir bağlantılarının kalmadığını, ayrıca davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, zira hukukta şirketle ilgili bilgi alamayan şirket ortağının TTK'nın md. 614/2 uyarınca limited şirket genel kuruluna müracaat edebileceğini, şirket genel kurulunun müdürün engellediği hususlarda pay sahibini bilgi alma ve inceleme yapabilmesine karar vereceğini, davacı ortağın, şirketin bilgi ve belgelerine ulaşmasının hiçbir zaman engellenmediğini, gerekli bilgilerin daima kendisine verildiğini, bununla ilgili şirketin muhasebecisinin, davacının gelip kayıtları incelemesine bire bir şahit olduğunu, ayrıca şirket ortaklarının bulunduğu whatsapp grubunda da sürekli olarak kayıtların fotoğrafı çekilmek suretiyle gönderildiğini, davacının talebiyle ilgili olarak haklı bir nedene dayanmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, öncelikle şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesinin gerekli olduğu, davaya konu şirketin 2020 yılının ocak ayında kurulduğu ve dava tarihi itibariyle henüz iki yaşını bile doldurmadığı, dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere, davacının kendisinde şirket anahtarının bulunduğu ve istediği her zaman şirkete girip çıktığı, şirket defter kayıtlarına ulaşımının engellenmediği, dolayısıyla davacının bu yöndeki iddialarının yerinde olmadığı, şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede şirketin idaresi konusunda olumsuz bir durumun gözlemlenmediği, henüz yeni kurulmuş olmasına ve
ortakların taahhüt ettikleri sermayeyi ödememelerine rağmen 1. yıl küçük bir zarar ile (582,58 TL) kapanırken, 2. yılın 9 aylık diliminde 18.219,23 TL kar elde edildiği, 30.09.2021 tarihli şirket bilançosunda
özkaynaklar toplamının 17.636,65 TL'ye ulaştığı, kayıtlar ve defterlerin düzgün ve usule uygun şekilde
tutulduğu, tüm bunlara bakıldığında şirketin yönetiminde şirket müdürüne atfedilebilecek bir
kusur ve olumsuzluk bulunmadığı anlaşılmakla davalı ...'ın temsil yetkisinin kaldırılarak şirket müdürlüğünden azli talebinin reddine,
Davacı tarafından davalıların şirkete zarar verdikleri iddia edilerek, zararların tahsilini talep ettiği, davalıların hangi eylemi ile şirkete zarar verdikleri dosya kapsamı ile somutlaştırılamadığı, eğer şirkete bir zarar verilmiş ise, davacı bu zararı kendi adına değil sadece şirket adına talep edilebileceği, bu talebin hukuki bir dayanağının bulunmadığı, yine davalı ..., şirkette yönetici veya idareci olmadığından bu talebin yerinde görülmediği, tüm dosya kapsamından şirketin zarara uğratılmadığı, bu hususta dosyada somut bir delil bulunmadığı,
Demirbaşların davacıya iadesi talebi ele alındığında ise; davacı tarafından söz konusu eşyaların şirketin kuruluşu sırasında şirkete verildiğinin belirtildiği, bu bağlamda söz konusu talebin de ancak şirkete yöneltilebileceği anlaşılmakla davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine, davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hiçbir delilin değerlendirilmeden sadece davalı tanık beyanlarına dayanılarak rapor düzenlendiğini, davacının % 51 hissedar olmasına rağmen yönetimle ilgili hiçbir karar ve durumda bilgilendirme yapılmadığını ve talep ettiği belgelerin ibraz edilmediğini, bilirkişi raporunda söz konusu kar oranlarının çok düşük miktarda gösterildiğini, şirket müdürü davalının eksiksiz ve düzgün bir şekilde görev yaptığına kanaat getirildiğini, şirketin yaklaşık 3 yıldır faaliyet gösterdiğini, genel kurul toplantısının şirket yönetmeliği gereği yöneten müdür tarafından düzenli olarak yapılması gerektiğini, fakat söz konusu toplantıların şirket kurulduğu tarihten itibaren hiçbir şekilde yapılmamış olduğunu, hissedarlarla ortak karar alınmadığını beyanla istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının Türkiye'nin çeşitli illerinde ortaklıklar kurup güzellik merkezleri işlettiğini, davalıların davacının taleplerine kaçamak ve soyut bilgiler paylaştığını, dava dışı şirketin ne kadar kâr elde ettiğine dair hiçbir bilgi paylaşılmadığını, davalının tanık beyanları dışında hiçbir yazılı delilinin olmadığını, dava dışı şirkete dair karar defterinin davacıya verilmediğini, şirketin kuruluşundan bu yana genel kurul yapılmamış olduğunu ortaklar kurulunun toplanmamış ve ortak karar alınmamış olduğunu beyanla temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket müdürünün azli ile alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 200 üncü maddesi.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630 uncu maddesi
3. Değerlendirme
Uyuşmazlık, limited şirket müdürü davalılardan ...'ın azlini gerektiren haklı bir neden bulunup bulunmadığı, bu nedenlerin araştırılıp sonucuna göre azle karar verilip verilemeyeceği üzerinde toplanmaktadır.
Dava, limited şirket müdürünün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630 uncu maddesine istinaden haklı sebeplerle azli istemine ilişkin olmakla birlikte dava dışı şirketin zarara uğraması halinde bu zararların tazminine dair alacak ve şirkete ait demirbaşların davacıya teslimi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi'nce; davacının, dava dışı şirket hakkında bilgi edinebildiği, şirketin az zamanda kâr elde ettiği, dolayısıyla şirket müdürüne atfedilecek bir kusur ya da olumsuzluk bulunmadığı, davalı ...'in şirket müdürü olmadığı, şirketin zarara uğratılmadığı, demirbaşların da şirketten talep edilmesi gerektiğinden davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... yönünden davanın esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi'nce istinaf incelemesi neticesinde İlk Derece Mahkemesi'nce tarihinde verilen kararın yerinde görülmesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ise de; İlk Derece Mahkemesi kararından sonra ancak Bölge Adliye Mahkemesi kararından evvel davacının şirketteki %51 hissesini davalılardan ...'a satış yoluyla devrettiği, devir işleminin 19.01.2023 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, satış yoluyla devir işleminin 29.12.2022 tarihinde yapıldığı, böylelikle davalılardan ...'ın hisse oranının %75, davalılardan ...'in hisse oranının %25 olduğu anlaşılmıştır.
Limited şirket müdürünün azil davasını şirket pay sahibi açabilecek olup aktif dava ehliyetini gerektiren bu durumun yargılamanın sonuna kadar devam etmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesi'nce istinaf incelemesi yapılmakta olduğu sırada hisse devri hususunun gözetilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5809 E. 2018/67 K.
Ortak:temsil yetkisinin kaldırılması · şirket müdürünün azli · azil · limited şirket · yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, öncelikle «şirket müdürünün azli» veya «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesinin gerekli olduğu, davaya konu şirketin 2020 yılının ocak ayında kurulduğu ve dava tarihi itibariyle henüz iki yaşını bile doldurmadığı, dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere, davacının kendisinde şirket anahtarının bulunduğu ve istediği her zaman şirkete girip çıktığı, şirket «defter» kayıtlarına ulaşımının engellenmediği, dolayısıyla davacının bu yöndeki iddialarının yerinde olmadığı, şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede şirketin idaresi konusunda «olumsuz» bir durumun gözlemlenmediği, henüz yeni kurulmuş olmasına ve ortakların «taahhüt» ettikleri sermayeyi ödememelerine rağmen 1. yıl küçük bir zarar ile (582,58 TL) kapanırken, 2. yılın 9 aylık diliminde 18.219,23 TL kar elde edildiği, 30.09.2021 tarihli şirket bilançosunda özkaynaklar toplamının 17.636,65 TL'ye ulaştığı, kayıtlar ve defterlerin düzgün ve usule uygun şekilde tutulduğu, tüm bunlara bakıldığında şirketin yönetiminde şirket müdürüne atfedilebilecek bir «kusur» ve olumsuzluk bulunmadığı anlaşılmakla davalı ...'ın «temsil yetkisinin kaldırılarak» «şirket müdürlüğünden» azli talebinin reddine, Davacı tarafından davalıların «şirkete zarar» verdikleri iddia edilerek, zararların tahsilini talep ettiği, davalıların hangi eylemi ile şirkete zarar verdikleri dosya kapsamı ile somutlaştırılamadığı, eğer şirkete bir zarar verilmiş ise, davacı bu zararı kendi adına değil sadece şirket adına talep edilebileceği, bu talebin hukuki bir dayanağının bulunmadığı, yine davalı ..., şirkette yönetici veya idareci olmadığından bu talebin yerinde görülmediği, tüm dosya kapsamından şirketin zarara uğratılmadığı, bu hususta dosyada somut bir delil bulunmadığı, Demirbaşların davacıya iadesi talebi ele alındığında ise; davacı tarafından söz konusu eşyaların şirketin kuruluşu sırasında şirkete verildiğinin belirtildiği, bu bağlamda söz konusu talebin de ancak şirkete yöneltilebileceği anlaşılmakla davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine, davalı ... hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Şti.'nin «şirket müdürlüğü» görevini yürüten ...'ın mevcut «temsil yetkisinin kaldırılmasına», ...'ın yürütmekte olduğu şirket müdürlüğü görevinin kötüye kullanımının engellenmesi adına temsil yetkisinin «tedbiren kaldırılmasına», davalının müdür olmasından sonra şirketin uğradığı zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Malatya 4.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirkette herhangi bir «temsil» «yetkisinin» bulunmamasından dolayı davalılardan ... yönünden «husumet» nedeniyle reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının «azil» için ileri sürdüğü iddialarının ispatı noktasında üç öğrenciyi tanık olarak gösterdiğini, ancak bu üç öğrencinin derslere hiçbir şekilde katılmayarak devamsızlık yaptıklarından dolayı öğrenci olarak kurumlarıyla herhangi bir bağlantılarının kalmadığını, ayrıca davacının iş bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, zira hukukta şirketle ilgili bilgi alamayan şirket ortağının TTK'nın md.
Benzer bu karardaAncak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» müdürünün azline ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:azınlık pay sahibi · müdahale talebi · asli müdahale · haklı sebep · tefrik · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5893 E. 2016/2550 K.
Ortak:limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · azil · şirket müdürü · limited şirket · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «limited şirket müdürünün azli» ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirkette herhangi bir «temsil» «yetkisinin» bulunmamasından dolayı davalılardan ... yönünden «husumet» nedeniyle reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının «azil» için ileri sürdüğü iddialarının ispatı noktasında üç öğrenciyi tanık olarak gösterdiğini, ancak bu üç öğrencinin derslere hiçbir şekilde katılmayarak devamsızlık yaptıklarından dolayı öğrenci olarak kurumlarıyla herhangi bir bağlantılarının kalmadığını, ayrıca davacının iş bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, zira hukukta şirketle ilgili bilgi alamayan şirket ortağının TTK'nın md.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, öncelikle «şirket müdürünün azli» veya «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesinin gerekli olduğu, davaya konu şirketin 2020 yılının ocak ayında kurulduğu ve dava tarihi itibariyle henüz iki yaşını bile doldurmadığı, dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere, davacının kendisinde şirket anahtarının bulunduğu ve istediği her zaman şirkete girip çıktığı, şirket «defter» kayıtlarına ulaşımının engellenmediği, dolayısıyla davacının bu yöndeki iddialarının yerinde olmadığı, şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede şirketin idaresi konusunda «olumsuz» bir durumun gözlemlenmediği, henüz yeni kurulmuş olmasına ve ortakların «taahhüt» ettikleri sermayeyi ödememelerine rağmen 1. yıl küçük bir zarar ile (582,58 TL) kapanırken, 2. yılın 9 aylık diliminde 18.219,23 TL kar elde edildiği, 30.09.2021 tarihli şirket bilançosunda özkaynaklar toplamının 17.636,65 TL'ye ulaştığı, kayıtlar ve defterlerin düzgün ve usule uygun şekilde tutulduğu, tüm bunlara bakıldığında şirketin yönetiminde şirket müdürüne atfedilebilecek bir «kusur» ve olumsuzluk bulunmadığı anlaşılmakla davalı ...'ın «temsil yetkisinin kaldırılarak» «şirket müdürlüğünden» azli talebinin reddine, Davacı tarafından davalıların «şirkete zarar» verdikleri iddia edilerek, zararların tahsilini talep ettiği, davalıların hangi eylemi ile şirkete zarar verdikleri dosya kapsamı ile somutlaştırılamadığı, eğer şirkete bir zarar verilmiş ise, davacı bu zararı kendi adına değil sadece şirket adına talep edilebileceği, bu talebin hukuki bir dayanağının bulunmadığı, yine davalı ..., şirkette yönetici veya idareci olmadığından bu talebin yerinde görülmediği, tüm dosya kapsamından şirketin zarara uğratılmadığı, bu hususta dosyada somut bir delil bulunmadığı, Demirbaşların davacıya iadesi talebi ele alındığında ise; davacı tarafından söz konusu eşyaların şirketin kuruluşu sırasında şirkete verildiğinin belirtildiği, bu bağlamda söz konusu talebin de ancak şirkete yöneltilebileceği anlaşılmakla davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine, davalı ... hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1- Dava, «limited şirket müdürünün azli» davası olup, bu tür davalarda «husumetin» azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/«son» maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde «limited şirket» yöneticilerinin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket müdürünün, birleşen davalı şirketi iyi yönettiği, şirketin kar elde ettiği, ihtilafın davacının eşi... ile şirketin diğer ortağı ve davalının eşi olan... arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı, müdürlükten «azil» için haklı nedenlerin bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bağlılık yükümü · temsil yetkisi · haklı sebep · sözleşmeden doğan dava · temlik · haciz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMaddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Davacının, dava dışı bankaya olan borcu, davalı müdür tarafından «temlik» alınmış, daha sonra da bu borcun tahsili için başlatılan icra takibinde davacının söz konusu şirket hissesine «haciz» konulması talep edilmiş ve bu talep kabul edilerek davacının şirket hissesi haczedilmiştir.
1- Dava, «limited şirket müdürünün azli» davası olup, bu tür davalarda «husumetin» azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/«son» maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde «limited şirket» yöneticilerinin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13526 E. 2018/4741 K.
Ortak:limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · şirket müdürü · husumet yokluğu · limited şirket · yetkisizlik kararı · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, öncelikle «şirket müdürünün azli» veya «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesinin gerekli olduğu, davaya konu şirketin 2020 yılının ocak ayında kurulduğu ve dava tarihi itibariyle henüz iki yaşını bile doldurmadığı, dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere, davacının kendisinde şirket anahtarının bulunduğu ve istediği her zaman şirkete girip çıktığı, şirket «defter» kayıtlarına ulaşımının engellenmediği, dolayısıyla davacının bu yöndeki iddialarının yerinde olmadığı, şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede şirketin idaresi konusunda «olumsuz» bir durumun gözlemlenmediği, henüz yeni kurulmuş olmasına ve ortakların «taahhüt» ettikleri sermayeyi ödememelerine rağmen 1. yıl küçük bir zarar ile (582,58 TL) kapanırken, 2. yılın 9 aylık diliminde 18.219,23 TL kar elde edildiği, 30.09.2021 tarihli şirket bilançosunda özkaynaklar toplamının 17.636,65 TL'ye ulaştığı, kayıtlar ve defterlerin düzgün ve usule uygun şekilde tutulduğu, tüm bunlara bakıldığında şirketin yönetiminde şirket müdürüne atfedilebilecek bir «kusur» ve olumsuzluk bulunmadığı anlaşılmakla davalı ...'ın «temsil yetkisinin kaldırılarak» «şirket müdürlüğünden» azli talebinin reddine, Davacı tarafından davalıların «şirkete zarar» verdikleri iddia edilerek, zararların tahsilini talep ettiği, davalıların hangi eylemi ile şirkete zarar verdikleri dosya kapsamı ile somutlaştırılamadığı, eğer şirkete bir zarar verilmiş ise, davacı bu zararı kendi adına değil sadece şirket adına talep edilebileceği, bu talebin hukuki bir dayanağının bulunmadığı, yine davalı ..., şirkette yönetici veya idareci olmadığından bu talebin yerinde görülmediği, tüm dosya kapsamından şirketin zarara uğratılmadığı, bu hususta dosyada somut bir delil bulunmadığı, Demirbaşların davacıya iadesi talebi ele alındığında ise; davacı tarafından söz konusu eşyaların şirketin kuruluşu sırasında şirkete verildiğinin belirtildiği, bu bağlamda söz konusu talebin de ancak şirkete yöneltilebileceği anlaşılmakla davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine, davalı ... hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «limited şirket müdürünün azli» ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirkette herhangi bir «temsil» «yetkisinin» bulunmamasından dolayı davalılardan ... yönünden «husumet» nedeniyle reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının «azil» için ileri sürdüğü iddialarının ispatı noktasında üç öğrenciyi tanık olarak gösterdiğini, ancak bu üç öğrencinin derslere hiçbir şekilde katılmayarak devamsızlık yaptıklarından dolayı öğrenci olarak kurumlarıyla herhangi bir bağlantılarının kalmadığını, ayrıca davacının iş bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, zira hukukta şirketle ilgili bilgi alamayan şirket ortağının TTK'nın md.
Benzer bu kararda1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu değildir.
Bu durumda, davacının, öncelikle «şirket müdürünün azli» veya «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bağlılık yükümü · temsil yetkisi · haklı sebep · sözleşmeden doğan dava · denetime elverişlilik · ispat yükü · uyuşmazlık konusu · usulden reddi
Benzer bu karardaAnılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu gözetilerek, davacının dayandığı deliller toplanmak ve davacı tarafından ileri sürülen iddialar üzerinde durulmak, şirket kayıtları üzerinde «denetime elverişli» «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak ve sonuçta haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Bu durumda, davalı şirket hakkındaki davanın, «husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamış ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün HUMK 436. maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Ayrıca, tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ...’in bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6365 E. 2018/236 K.
Ortak:limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · husumet yokluğu · limited şirket · yetkisizlik kararı · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, öncelikle «şirket müdürünün azli» veya «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesinin gerekli olduğu, davaya konu şirketin 2020 yılının ocak ayında kurulduğu ve dava tarihi itibariyle henüz iki yaşını bile doldurmadığı, dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere, davacının kendisinde şirket anahtarının bulunduğu ve istediği her zaman şirkete girip çıktığı, şirket «defter» kayıtlarına ulaşımının engellenmediği, dolayısıyla davacının bu yöndeki iddialarının yerinde olmadığı, şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede şirketin idaresi konusunda «olumsuz» bir durumun gözlemlenmediği, henüz yeni kurulmuş olmasına ve ortakların «taahhüt» ettikleri sermayeyi ödememelerine rağmen 1. yıl küçük bir zarar ile (582,58 TL) kapanırken, 2. yılın 9 aylık diliminde 18.219,23 TL kar elde edildiği, 30.09.2021 tarihli şirket bilançosunda özkaynaklar toplamının 17.636,65 TL'ye ulaştığı, kayıtlar ve defterlerin düzgün ve usule uygun şekilde tutulduğu, tüm bunlara bakıldığında şirketin yönetiminde şirket müdürüne atfedilebilecek bir «kusur» ve olumsuzluk bulunmadığı anlaşılmakla davalı ...'ın «temsil yetkisinin kaldırılarak» «şirket müdürlüğünden» azli talebinin reddine, Davacı tarafından davalıların «şirkete zarar» verdikleri iddia edilerek, zararların tahsilini talep ettiği, davalıların hangi eylemi ile şirkete zarar verdikleri dosya kapsamı ile somutlaştırılamadığı, eğer şirkete bir zarar verilmiş ise, davacı bu zararı kendi adına değil sadece şirket adına talep edilebileceği, bu talebin hukuki bir dayanağının bulunmadığı, yine davalı ..., şirkette yönetici veya idareci olmadığından bu talebin yerinde görülmediği, tüm dosya kapsamından şirketin zarara uğratılmadığı, bu hususta dosyada somut bir delil bulunmadığı, Demirbaşların davacıya iadesi talebi ele alındığında ise; davacı tarafından söz konusu eşyaların şirketin kuruluşu sırasında şirkete verildiğinin belirtildiği, bu bağlamda söz konusu talebin de ancak şirkete yöneltilebileceği anlaşılmakla davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine, davalı ... hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «limited şirket müdürünün azli» ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Şti.'nin «şirket müdürlüğü» görevini yürüten ...'ın mevcut «temsil yetkisinin kaldırılmasına», ...'ın yürütmekte olduğu şirket müdürlüğü görevinin kötüye kullanımının engellenmesi adına temsil yetkisinin «tedbiren kaldırılmasına», davalının müdür olmasından sonra şirketin uğradığı zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Malatya 4.
Benzer bu kararda1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkindir.
Bu durumda, davacıların, öncelikle «şirket müdürünün azli» veya «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bağlılık yükümü · temsil yetkisi · haklı sebep · sözleşmeden doğan dava · zayi · ispat yükü · uyuşmazlık konusu · usulden reddi
Benzer bu karardaAnılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, davalı şirket hakkındaki davanın «husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı şirket aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ...’in bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6159 E. , 2024/7746 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/690 Esas, 2023/958 Karar
HÜKÜM
Esastan Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2021/236 E., 2022/42 K.
Taraflar arasındaki limited şirket müdürünün azli ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Güzellik Bakımı San. Tic. Ltd. Şti'nin davacının öncülüğünde 09.01.2020 tarihinde kurulduğunu, şirketin % 51'lik hissesine davacının sahip olduğunu, şirketin % 25'lik hissesinin ... ve % 24'lük hissesinin ...'a ait olduğunu, davacının şirketin kurulduğu günden bu güne kadar şirketten gerektiği ölçüde kazanç elde edememesi ortaklarının bilgi ve belge paylaşımında bulunmamaları, şirket müdürünün üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemesi sebebiyle dava yoluna gitmek zorunluluğunun hasıl olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile, aksine bir sözleşme yapılmadığı sürece şirket müdürlerinin kanunla ve şirket sözleşmesiyle genel kurula devredilmemiş tüm yetkilerini şirketin işleyişini devam ettirmeyi görev edinirlerken aynı zamanda şirketin ortaklarına karşı da sorumlu olduklarını beyanla;
dava dışı ... Güzellik Bakımı San. Tic. Ltd. Şti.'nin şirket müdürlüğü görevini yürüten ...'ın mevcut temsil yetkisinin kaldırılmasına, ...'ın yürütmekte olduğu şirket müdürlüğü görevinin kötüye kullanımının engellenmesi adına temsil yetkisinin tedbiren kaldırılmasına, davalının müdür olmasından sonra şirketin uğradığı zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Malatya 4. Noterliği'nin 09 Nisan 2021 tarih ve 05014 yevmiye nolu ihtarının ekinde sunulan demirbaşların davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirkette herhangi bir temsil yetkisinin bulunmamasından dolayı davalılardan ... yönünden husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının azil için ileri sürdüğü iddialarının ispatı noktasında üç öğrenciyi tanık olarak gösterdiğini, ancak bu üç öğrencinin derslere hiçbir şekilde katılmayarak devamsızlık yaptıklarından dolayı öğrenci olarak kurumlarıyla herhangi bir bağlantılarının kalmadığını, ayrıca davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, zira hukukta şirketle ilgili bilgi alamayan şirket ortağının TTK'nın md. 614/2 uyarınca limited şirket genel kuruluna müracaat edebileceğini, şirket genel kurulunun müdürün engellediği hususlarda pay sahibini bilgi alma ve inceleme yapabilmesine karar vereceğini, davacı ortağın, şirketin bilgi ve belgelerine ulaşmasının hiçbir zaman engellenmediğini, gerekli bilgilerin daima kendisine verildiğini, bununla ilgili şirketin muhasebecisinin, davacının gelip kayıtları incelemesine bire bir şahit olduğunu, ayrıca şirket ortaklarının bulunduğu whatsapp grubunda da sürekli olarak kayıtların fotoğrafı çekilmek suretiyle gönderildiğini, davacının talebiyle ilgili olarak haklı bir nedene dayanmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, öncelikle şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesinin gerekli olduğu, davaya konu şirketin 2020 yılının ocak ayında kurulduğu ve dava tarihi itibariyle henüz iki yaşını bile doldurmadığı, dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere, davacının kendisinde şirket anahtarının bulunduğu ve istediği her zaman şirkete girip çıktığı, şirket defter kayıtlarına ulaşımının engellenmediği, dolayısıyla davacının bu yöndeki iddialarının yerinde olmadığı, şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede şirketin idaresi konusunda olumsuz bir durumun gözlemlenmediği, henüz yeni kurulmuş olmasına ve
ortakların taahhüt ettikleri sermayeyi ödememelerine rağmen 1. yıl küçük bir zarar ile (582,58 TL) kapanırken, 2. yılın 9 aylık diliminde 18.219,23 TL kar elde edildiği, 30.09.2021 tarihli şirket bilançosunda
özkaynaklar toplamının 17.636,65 TL'ye ulaştığı, kayıtlar ve defterlerin düzgün ve usule uygun şekilde
tutulduğu, tüm bunlara bakıldığında şirketin yönetiminde şirket müdürüne atfedilebilecek bir
kusur ve olumsuzluk bulunmadığı anlaşılmakla davalı ...'ın temsil yetkisinin kaldırılarak şirket müdürlüğünden azli talebinin reddine,
Davacı tarafından davalıların şirkete zarar verdikleri iddia edilerek, zararların tahsilini talep ettiği, davalıların hangi eylemi ile şirkete zarar verdikleri dosya kapsamı ile somutlaştırılamadığı, eğer şirkete bir zarar verilmiş ise, davacı bu zararı kendi adına değil sadece şirket adına talep edilebileceği, bu talebin hukuki bir dayanağının bulunmadığı, yine davalı ..., şirkette yönetici veya idareci olmadığından bu talebin yerinde görülmediği, tüm dosya kapsamından şirketin zarara uğratılmadığı, bu hususta dosyada somut bir delil bulunmadığı,
Demirbaşların davacıya iadesi talebi ele alındığında ise; davacı tarafından söz konusu eşyaların şirketin kuruluşu sırasında şirkete verildiğinin belirtildiği, bu bağlamda söz konusu talebin de ancak şirkete yöneltilebileceği anlaşılmakla davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine, davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hiçbir delilin değerlendirilmeden sadece davalı tanık beyanlarına dayanılarak rapor düzenlendiğini, davacının % 51 hissedar olmasına rağmen yönetimle ilgili hiçbir karar ve durumda bilgilendirme yapılmadığını ve talep ettiği belgelerin ibraz edilmediğini, bilirkişi raporunda söz konusu kar oranlarının çok düşük miktarda gösterildiğini, şirket müdürü davalının eksiksiz ve düzgün bir şekilde görev yaptığına kanaat getirildiğini, şirketin yaklaşık 3 yıldır faaliyet gösterdiğini, genel kurul toplantısının şirket yönetmeliği gereği yöneten müdür tarafından düzenli olarak yapılması gerektiğini, fakat söz konusu toplantıların şirket kurulduğu tarihten itibaren hiçbir şekilde yapılmamış olduğunu, hissedarlarla ortak karar alınmadığını beyanla istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının Türkiye'nin çeşitli illerinde ortaklıklar kurup güzellik merkezleri işlettiğini, davalıların davacının taleplerine kaçamak ve soyut bilgiler paylaştığını, dava dışı şirketin ne kadar kâr elde ettiğine dair hiçbir bilgi paylaşılmadığını, davalının tanık beyanları dışında hiçbir yazılı delilinin olmadığını, dava dışı şirkete dair karar defterinin davacıya verilmediğini, şirketin kuruluşundan bu yana genel kurul yapılmamış olduğunu ortaklar kurulunun toplanmamış ve ortak karar alınmamış olduğunu beyanla temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket müdürünün azli ile alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 200 üncü maddesi.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630 uncu maddesi
3. Değerlendirme
Uyuşmazlık, limited şirket müdürü davalılardan ...'ın azlini gerektiren haklı bir neden bulunup bulunmadığı, bu nedenlerin araştırılıp sonucuna göre azle karar verilip verilemeyeceği üzerinde toplanmaktadır.
Dava, limited şirket müdürünün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630 uncu maddesine istinaden haklı sebeplerle azli istemine ilişkin olmakla birlikte dava dışı şirketin zarara uğraması halinde bu zararların tazminine dair alacak ve şirkete ait demirbaşların davacıya teslimi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi'nce; davacının, dava dışı şirket hakkında bilgi edinebildiği, şirketin az zamanda kâr elde ettiği, dolayısıyla şirket müdürüne atfedilecek bir kusur ya da olumsuzluk bulunmadığı, davalı ...'in şirket müdürü olmadığı, şirketin zarara uğratılmadığı, demirbaşların da şirketten talep edilmesi gerektiğinden davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... yönünden davanın esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi'nce istinaf incelemesi neticesinde İlk Derece Mahkemesi'nce tarihinde verilen kararın yerinde görülmesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ise de; İlk Derece Mahkemesi kararından sonra ancak Bölge Adliye Mahkemesi kararından evvel davacının şirketteki %51 hissesini davalılardan ...'a satış yoluyla devrettiği, devir işleminin 19.01.2023 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, satış yoluyla devir işleminin 29.12.2022 tarihinde yapıldığı, böylelikle davalılardan ...'ın hisse oranının %75, davalılardan ...'in hisse oranının %25 olduğu anlaşılmıştır.
Limited şirket müdürünün azil davasını şirket pay sahibi açabilecek olup aktif dava ehliyetini gerektiren bu durumun yargılamanın sonuna kadar devam etmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesi'nce istinaf incelemesi yapılmakta olduğu sırada hisse devri hususunun gözetilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1108548200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz