Ortaktan ihraç | Ortaklıktan ayrılma | Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4644 E. 2024/7598 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklıktan çıkma↗ terditli dava↗ sevk irsaliyesi↗ kayyım atanması↗ zimmet↗ ticaret sicilinden terkin↗ rekabet yasağı↗ şirketin feshi↗ usulüne uygun tebliğ↗ irsaliye↗ savunma hakkı↗ kayyım↗ olağanüstü genel kurul↗ şirketin ihyası↗ ortaklar kurulu kararı↗ şikayet↗ şirket zararı↗ ihya↗ oy yasağı↗ tasfiye memuru↗ taraf ehliyeti↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ terkin↗ yetkisizlik kararı↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar birleşen dava davacıları ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı şirkette %25 oranında hissesinin bulunduğunu, müvekkilinin müdürlük görevini en iyi şekilde yerine getirdiğini, ancak diğer müdürün aynı çalışmayı göstermediğini, bir çok haksız suçlamaların yöneltildiği 14.08.2001 tarihli ortaklar genel kurulunda güya müvekkiline işlerini düzeltmesi için süre verildiğini, oysa müvekkilinin düzeltilmesi gerekli hiç bir kötü işinin bulunmadığını, yine diğer şirket ortaklarının haksız ve kötü niyetle müvekkilini savcılığa şikayet ettiklerini, ...'ın olaylar bu şekilde devam edince gazete baş bayiliğini iptal ettiğini, bu tür davranışlar devam edince 27.08.2001 tarihinde tekrar olağanüstü genel kurul istendiğini, bu şekilde şirket faaliyetinin devamının mümkün olmadığını ileri sürerek müvekkilinin payının ödenerek haklı sebeple şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini, aksi halde şirketin feshini talep etmiştir.
2.Davacılar vekili birleşen Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/37 E. dava dilekçesinde; şirket ortakları olan müvekkillerinin yine şirket ortağı ve temsilcisi olan davalının müdürlük görevini kötüye kullandığından şüphelendiklerini, bunun üzerine tespit yaptırdıklarını, tespitten hemen sonra davalının elindeki malları satış gibi göstererek elinden çıkardığını, şirket gelir ve giderleri hakkında bilgi vermediğini, şirket ortakları müvekkillerine sadece cep harçlığı mahiyetinde haftalık verdiğini, ...'ı şirkete dahi sokmadığını, 14.08.2001 tarihinde ortaklar kurulu toplantısının yapıldığını, bu toplantıda işleri düzelteceğine söz vermesi üzerine kendisine bu yönde süre verildiğini, ancak aynı hareketlerine devam ettiğini, 27.08.2011 tarihinde müdürlük yetkisinin kaldırıldığını, şirket müdürüyken 10.08.2001 tarihinde oğlu adına işletme kurduğunu, ...'a artık bu yeni kurulan işletme ile hizmet vereceğini ve müvekkili şirketin başka alanda faaliyette bulunacağını bildirerek haksız rekabet eder tarzda şirket zararına ve kendi çıkarına hareket ettiğini, şirket kazancını kendisine aktardığını, sahte faturalar düzenlediğini, sevk irsaliyelerinde müşterilerin ücretin banka yoluyla değil elden verilmesini istediğini ileri sürerek 15.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
3. Davacı vekili birleşen Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E. sayılı dava dilekçesinde; şirket ortağı ve eski müdürü olan davalının oğlu adına müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren işletme kurduğunu, ...'a "artık bu yeni kurulan işletme ile hizmet vereceğini ve müvekkili şirketin başka alanda faaliyette bulunacağını" noter vasıtasıyla bildirerek rekabet yasağı, özen yükümü ve sadakat borcuna aykırı tarzda şirket zararına hareket ettiğini, kararları diğer ortaklar adına imzaladığını, kâr payı dağıtmadığını ileri sürerek davalının haklı sebeple şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının diğer ortaklar adına imza atarak işlem yaptığını, şirket sözleşmesine aykırı olarak kâr payı dağıtmadığını, ortak ...'ın şirkete girişini engellediğini, bu nedenle şirket mallarına bir zarar gelmemesi için mahkemece tespit yaptırdıklarını, şirketin bu hale gelmesine bizzat davacının kusurlu hareketlerinin sebep olduğunu, ... bayiliği işinin feshini ve bayiliğin oğluna verilmesini sağladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı vekili birleşen Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/37 E., sayılı dosyada cevap dilekçesinde; asıl şirket zararına hareket edenin davacı ... olduğunu, zimmetine para geçirdiğini, haksız kazanç elde ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalı vekili birleşen Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E., cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyulara kbilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde terditli olarak açılan asıl davada, davacının şirket ortaklığından çıkma talebinin reddine, ... Gazete Mecmua Meşrubat Ticaret Ltd. Şti.'nin feshine, ...'in şirkete kayyım olarak atanmasına, karar kesinleştiğinde tasfiye memuru olarak görevinin devamına, birleşen 2002/377 E. sayılı davada çıkarılma talebinin reddine ve birleşen 2004/37 E. sayılı davanın reddine karar verilmiş, hüküm birleşen dava davacıları ..., ..., ... ve ... vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, şirketin feshi, birleşen Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/37 E. sayılı dava tazminat ve birleşen Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E. sayılı dava şirketten çıkarılma istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Davada taraf teşkili ve savunma hakkı için, yargılama sırasında asıl davada davalı birleşen (Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E.) davada davacı şirketin 19.09.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi hükmü uyarınca ticaret sicilinden terkin edildiği bu nedenle asıl davada davalı birleşen (Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E.) davada davacı şirket hakkında yargılamaya devam edilebilmesi için asıl davada davacı vekiline süre verilerek asıl davada davalı birleşen davada davacı şirketin ihyasının sağlanması, Mahkeme kararının söz konusu şirkete usulüne uygun tebliğ edilmesi hususunda Dairemizin 27.04.2023 ve 25.01.2024 tarihli kararları ile karar verilmiş olup söz konusu şirketin ihyasının sağlanmadığı anlaşılmıştır.
1982 Anayasası’nın 36. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddelerinde "taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, karar verilemeyeceği" hüküm altına alınmıştır. Yargılamanın devamı sırasında asıl davada davalı birleşen (Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E.) davada davacı şirketin ticaret sicilinden terkin edildiği, bu nedenle taraf ehliyetini yitirdiği, yargılamanın şirketin gıyabında sürdürüldüğü, taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulduğu ve gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğinin sağlanmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece asıl davada davacı ... vekiline, asıl davada davalı birleşen (Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E.) davada davacı şirketin ihyasını sağlaması için süre verilip şirketin ihyası sağlandıktan sonra bozma ilamına uyulması ve usuli kazanılmış haklar da nazara alınarak esasa ilişkin karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeden karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre birleşen dava davacıları ..., ..., ... ve ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaktan ihraç | Ortaklıktan ayrılma | Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1377 E. 2014/8486 K.
Ortak:terditli dava · şirketin feshi · ortaklar kurulu kararı · yetkisizlik kararı · temsil · Ortaktan ihraç, Ortaklıktan ayrılma | Şirketin feshi
İncelediğiniz karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2004/37 E. dava dilekçesinde; şirket ortakları olan müvekkillerinin yine şirket ortağı ve «temsilcisi» olan davalının müdürlük görevini kötüye kullandığından şüphelendiklerini, bunun üzerine tespit yaptırdıklarını, tespitten hemen sonra davalının elindeki malları satış gibi göstererek elinden çıkardığını, şirket gelir ve giderleri hakkında bilgi vermediğini, şirket ortakları müvekkillerine sadece cep harçlığı mahiyetinde haftalık verdiğini, ...'ı şirkete dahi sokmadığını, 14.08.2001 tarihinde «ortaklar kurulu» toplantısının yapıldığını, bu toplantıda işleri düzelteceğine söz vermesi üzerine kendisine bu yönde süre verildiğini, ancak aynı hareketlerine devam ettiğini, 27.08.2011 tarihinde müdürlük «yetkisinin» kaldırıldığını, şirket müdürüyken 10.08.2001 tarihinde oğlu adına işletme kurduğunu, ...'a artık bu yeni kurulan işletme ile hizmet vereceğini ve müvekkili şirketin başka alanda faaliyette bulunacağını bildirerek «haksız rekabet» eder tarzda «şirket zararına» ve kendi çıkarına hareket ettiğini, şirket kazancını kendisine aktardığını, sahte faturalar düzenlediğini, «sevk irsaliyelerinde» müşterilerin ücretin banka yoluyla değil elden verilmesini istediğini ileri sürerek 15.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
… e verildiğini, oysa müvekkilinin düzeltilmesi gerekli hiç bir kötü işinin bulunmadığını, yine diğer şirket ortaklarının haksız ve kötü niyetle müvekkilini savcılığa «şikayet» ettiklerini, ...'ın olaylar bu şekilde devam edince gazete baş bayiliğini iptal ettiğini, bu tür davranışlar devam edince 27.08.2001 tarihinde tekrar «olağanüstü genel kurul» istendiğini, bu şekilde şirket faaliyetinin devamının mümkün olmadığını ileri sürerek müvekkilinin «payının» ödenerek haklı sebeple şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini, aksi halde «şirketin feshini» talep etmiştir.
III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyulara kbilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde «terditli» olarak açılan asıl davada, davacının şirket «ortaklığından çıkma» talebinin reddine, ...
Benzer bu kararda1- Asıl davada davacı vekili «terditli» olarak talepte bulunmuş, öncelikle haklı sebeple şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini, aksi halde «şirketin feshini» talep etmiş olup mahkemece şirketin «fesih» koşullarının oluştuğu gerekçesiyle şirketin feshine karar verilmiştir.
U..'ın «temsilcisi» olduğu dönemde şirket adına yaptığı işlemler sebebiyle şahsen sorumlu tutulamayacağı, sorumluluk doğuran bir olgu ya da şirketçe alınmış bir karar bulunmadığını, «fesih» talebinin şirkete yöneltilebileceği gerekçesiyle asıl davada davacı M..
Şirketin feshi istemi davacının «terditli» ikinci talebi olup öncelikle çıkmaya izin verilmesi yönündeki talebin değerlendirilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · delillerin toplanmaması · ortaklıktan çıkarılma · fesih · anonim şirket · limited şirket
Benzer bu karardaMülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi hükmünün uygulanması gerekir.
U..'ın haklı sebeple şirket «ortaklığından çıkarılmasını» istemiş olup, mahkemece, asıl davada «fesih» kararı verildiğinden birleşen davadaki şirket ortaklığından çıkarılması talebinin reddine karar verilmiştir.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen mülga 6762 sayılı TTK'nın m.
U..'ın «temsilcisi» olduğu dönemde şirket adına yaptığı işlemler sebebiyle şahsen sorumlu tutulamayacağı, sorumluluk doğuran bir olgu ya da şirketçe alınmış bir karar bulunmadığını, «fesih» talebinin şirkete yöneltilebileceği gerekçesiyle asıl davada davacı M..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14096 E. 2013/19877 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap kat ihtarnamesi · usul ekonomisi · ipoteğin kaldırılması · kat ihtarnamesi · hesap kat · müşterek borçlu müteselsil kefil · i̇i̇k 257 · müteselsil kefil
Benzer bu karardaİcra İflas Kanunu'nun «257». maddesinde düzenlenen «ihtiyati haciz» kararı verilebilmesi şartlarından olan «muacceliyet» şartının «hesap kat ihtarnamesi»/muacceliyet ihtarnamesi düzenlenerek, borçlu ve müşterek müteselsil kefillerin bildirilen adreslerine gönderilmesiyle yerine getirildiği, alacağın rehinle «teminat» altına alınmadığı, hesap ekstresinde yer alan borçlunun adı ile aleyhine ihtiyati haciz istenenlerin «müşterek borçlu müteselsil kefil» olarak imzaladıkları «genel kredi sözleşmesindeki» müşterinin (borçlunun) aynı olduğu anlaşılmakta olup mahkemenin gerekçesi bu nedenlerle yerinde bulunmamaktadır.
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/110 esas sayılı dosyası ile «alacak davası» bulunduğu, ayrıca ihtiyati hacze konu alacakla ilgili «ipotek» bulunduğu ve bu «ipoteğin kaldırılması» için Nazilli 1.
Ne var ki «ihtiyati haciz» talep edilen mahkeme ile asıl davanın görüldüğü mahkeme aynı olduğundan, söz konusu talebin salt bu nedenle reddedilmeyerek, asıl davaya ilişkin ihtiyati haciz talebi olarak nitelendirilmesi ve incelenmesi «usul ekonomisine» uygun düşer.
Ancak bu durumda «ihtiyati haciz» istemini inceleyen mahkemenin sadece ihtiyati haciz sırasında sunulan belgelere göre değil, taraflar arasında devam eden davanın ulaştığı aşama esas alınarak, İİK’nın «257» vd. maddeleri uyarınca alacağın varlığına kanaat getirilmesi hâlinde ihtiyati haciz isteminin kabulüne, aksi hâlde ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7199 E. 2023/362 K.
Ortak:şirketin ihyası · ihya · terkin
İncelediğiniz karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E.) davada davacı şirketin ihyasını sağlaması için süre verilip «şirketin ihyası» sağlandıktan sonra bozma ilamına uyulması ve usuli kazanılmış haklar da nazara alınarak esasa ilişkin karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeden karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E.) davada davacı şirketin 19.09.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi hükmü uyarınca «ticaret sicilinden terkin» edildiği bu nedenle asıl davada davalı birleşen (Nazilli 1.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E.) davada davacı şirketin «ticaret sicilinden terkin» edildiği, bu nedenle taraf «ehliyetini» yitirdiği, yargılamanın şirketin gıyabında sürdürüldüğü, taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulduğu ve gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğinin sağlanmadığı anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereği sicilden «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirkete ait «ticaret sicil» kayıtlarına göre şirketin 11.06.2014 tarihinde sicilden «resen terkin» edildiği, eldeki davanın ise 14.06.2021 tarihinde açıldığı, Ticaret Sicili Müdürlüğünün şirketin «son» yetkili müdürü ile şirkete 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında «tebligatları» ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde gerekli ilanları yaptığı ve terkin işleminin usulüne uygun tamamlandığı, usulüne uygun resen terkin işleminden sonra (5) yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın «hizmet tespit davası» olduğu, hizmet tespit davalarında «zamanaşımı» söz konusu olmadığını, davacının tüm iş yaşamını ve emeklilik durumunu etkileyecek olan hizmet tespit davası yargılamasının yapılabilmesi için taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini bu nedenle «şirketin ihyası» davasının kabulü gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hizmet tespiti davası · resen terkin · tespit davası · hak düşürücü süre · tebligat · ticaret sicili · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirkete ait «ticaret sicil» kayıtlarına göre şirketin 11.06.2014 tarihinde sicilden «resen terkin» edildiği, eldeki davanın ise 14.06.2021 tarihinde açıldığı, Ticaret Sicili Müdürlüğünün şirketin «son» yetkili müdürü ile şirkete 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında «tebligatları» ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde gerekli ilanları yaptığı ve terkin işleminin usulüne uygun tamamlandığı, usulüne uygun resen terkin işleminden sonra (5) yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın «hizmet tespit davası» olduğu, hizmet tespit davalarında «zamanaşımı» söz konusu olmadığını, davacının tüm iş yaşamını ve emeklilik durumunu etkileyecek olan hizmet tespit davası yargılamasının yapılabilmesi için taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini bu nedenle «şirketin ihyası» davasının kabulü gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereği sicilden «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4644 E. , 2024/7598 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2019/163 Esas, 2019/647 Karar
HÜKÜM
Asıl davada davacının şirketten çıkma talebinin reddi, şirketin feshi talebinin kabulü; birleşen davaların reddi
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar birleşen dava davacıları ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı şirkette %25 oranında hissesinin bulunduğunu, müvekkilinin müdürlük görevini en iyi şekilde yerine getirdiğini, ancak diğer müdürün aynı çalışmayı göstermediğini, bir çok haksız suçlamaların yöneltildiği 14.08.2001 tarihli ortaklar genel kurulunda güya müvekkiline işlerini düzeltmesi için süre verildiğini, oysa müvekkilinin düzeltilmesi gerekli hiç bir kötü işinin bulunmadığını, yine diğer şirket ortaklarının haksız ve kötü niyetle müvekkilini savcılığa şikayet ettiklerini, ...'ın olaylar bu şekilde devam edince gazete baş bayiliğini iptal ettiğini, bu tür davranışlar devam edince 27.08.2001 tarihinde tekrar olağanüstü genel kurul istendiğini, bu şekilde şirket faaliyetinin devamının mümkün olmadığını ileri sürerek müvekkilinin payının ödenerek haklı sebeple şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini, aksi halde şirketin feshini talep etmiştir.
2.Davacılar vekili birleşen Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/37 E. dava dilekçesinde; şirket ortakları olan müvekkillerinin yine şirket ortağı ve temsilcisi olan davalının müdürlük görevini kötüye kullandığından şüphelendiklerini, bunun üzerine tespit yaptırdıklarını, tespitten hemen sonra davalının elindeki malları satış gibi göstererek elinden çıkardığını, şirket gelir ve giderleri hakkında bilgi vermediğini, şirket ortakları müvekkillerine sadece cep harçlığı mahiyetinde haftalık verdiğini, ...'ı şirkete dahi sokmadığını, 14.08.2001 tarihinde ortaklar kurulu toplantısının yapıldığını, bu toplantıda işleri düzelteceğine söz vermesi üzerine kendisine bu yönde süre verildiğini, ancak aynı hareketlerine devam ettiğini, 27.08.2011 tarihinde müdürlük yetkisinin kaldırıldığını, şirket müdürüyken 10.08.2001 tarihinde oğlu adına işletme kurduğunu, ...'a artık bu yeni kurulan işletme ile hizmet vereceğini ve müvekkili şirketin başka alanda faaliyette bulunacağını bildirerek haksız rekabet eder tarzda şirket zararına ve kendi çıkarına hareket ettiğini, şirket kazancını kendisine aktardığını, sahte faturalar düzenlediğini, sevk irsaliyelerinde müşterilerin ücretin banka yoluyla değil elden verilmesini istediğini ileri sürerek 15.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
3. Davacı vekili birleşen Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E. sayılı dava dilekçesinde; şirket ortağı ve eski müdürü olan davalının oğlu adına müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren işletme kurduğunu, ...'a "artık bu yeni kurulan işletme ile hizmet vereceğini ve müvekkili şirketin başka alanda faaliyette bulunacağını" noter vasıtasıyla bildirerek rekabet yasağı, özen yükümü ve sadakat borcuna aykırı tarzda şirket zararına hareket ettiğini, kararları diğer ortaklar adına imzaladığını, kâr payı dağıtmadığını ileri sürerek davalının haklı sebeple şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının diğer ortaklar adına imza atarak işlem yaptığını, şirket sözleşmesine aykırı olarak kâr payı dağıtmadığını, ortak ...'ın şirkete girişini engellediğini, bu nedenle şirket mallarına bir zarar gelmemesi için mahkemece tespit yaptırdıklarını, şirketin bu hale gelmesine bizzat davacının kusurlu hareketlerinin sebep olduğunu, ... bayiliği işinin feshini ve bayiliğin oğluna verilmesini sağladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı vekili birleşen Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/37 E., sayılı dosyada cevap dilekçesinde; asıl şirket zararına hareket edenin davacı ... olduğunu, zimmetine para geçirdiğini, haksız kazanç elde ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalı vekili birleşen Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E., cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyulara kbilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde terditli olarak açılan asıl davada, davacının şirket ortaklığından çıkma talebinin reddine, ... Gazete Mecmua Meşrubat Ticaret Ltd. Şti.'nin feshine, ...'in şirkete kayyım olarak atanmasına, karar kesinleştiğinde tasfiye memuru olarak görevinin devamına, birleşen 2002/377 E. sayılı davada çıkarılma talebinin reddine ve birleşen 2004/37 E. sayılı davanın reddine karar verilmiş, hüküm birleşen dava davacıları ..., ..., ... ve ... vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, şirketin feshi, birleşen Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/37 E. sayılı dava tazminat ve birleşen Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E. sayılı dava şirketten çıkarılma istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Davada taraf teşkili ve savunma hakkı için, yargılama sırasında asıl davada davalı birleşen (Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E.) davada davacı şirketin 19.09.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi hükmü uyarınca ticaret sicilinden terkin edildiği bu nedenle asıl davada davalı birleşen (Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E.) davada davacı şirket hakkında yargılamaya devam edilebilmesi için asıl davada davacı vekiline süre verilerek asıl davada davalı birleşen davada davacı şirketin ihyasının sağlanması, Mahkeme kararının söz konusu şirkete usulüne uygun tebliğ edilmesi hususunda Dairemizin 27.04.2023 ve 25.01.2024 tarihli kararları ile karar verilmiş olup söz konusu şirketin ihyasının sağlanmadığı anlaşılmıştır.
1982 Anayasası’nın 36. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddelerinde "taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, karar verilemeyeceği" hüküm altına alınmıştır. Yargılamanın devamı sırasında asıl davada davalı birleşen (Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E.) davada davacı şirketin ticaret sicilinden terkin edildiği, bu nedenle taraf ehliyetini yitirdiği, yargılamanın şirketin gıyabında sürdürüldüğü, taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulduğu ve gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğinin sağlanmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece asıl davada davacı ... vekiline, asıl davada davalı birleşen (Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/377 E.) davada davacı şirketin ihyasını sağlaması için süre verilip şirketin ihyası sağlandıktan sonra bozma ilamına uyulması ve usuli kazanılmış haklar da nazara alınarak esasa ilişkin karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeden karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre birleşen dava davacıları ..., ..., ... ve ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
V.SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bend uyarınca Mahkeme kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bend uyarınca birleşen dava davacıları ..., ..., ... ve ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1102927300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz