İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5582 E. 2024/6418 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hazirun cetveli↗ ortaklık sözleşmesi↗ bedel iadesi↗ pay sahipliği↗ müteselsil sorumluluk↗ hisse senedi↗ cezai şart↗ reeskont faizi↗ dolandırıcılık↗ muvafakat↗ tüzel kişilik↗ anonim şirket↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ zamanaşımı↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı firmanın yurt dışında şirket adına tahsilat yapan çalışanları ve temsilcileri aracılığı ile şirkete ortak olmak için para yatırdıklarını, davalıların bu parayı toplarken Ortaklık Sözleşmesi adı altında bir belge ile davalıların anlaştıkları bir matbaa tarafından basılmış olan hisse senedi olarak beyan ettikleri belgeyi müvekkillerine verdiklerini, davalıların kâr payları ile birlikte paralarını her zaman çekebileceklerini, tek farkının faiz verilmemesi olduğunu belirterek müvekkillerinin dini duygularını istismar ederek mevduat topladıklarını, şirketler yönetim kurulu başkanı ... tarafından müvekkillerine ve diğer ortaklara hitaben ve altında imza bulunan mektuplar ile yine şirketler yönetim kurulu başkan ve üyeleri tarafından müvekkillerine ve diğer ortaklara gönderilen mektuplarda şirketin yapısı ve nasıl mevduat topladığını açıkça gösterdiğini ileri sürerek, ... ... bakımından 54.276,18 TL, ... bakımından 4.360,59 TL olmak üzere, toplam 58.636,77 TL asıl alacağın dava tarihi itibariyle işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 405 inci maddesi " Pay sahibi, hisse senetlerinin çıkarılması sırasında tayin olunan ve hisse senetlerinin itibari kıymetine müsavi veya ondan yüksek olan pay bedelinden fazla bir şey ödemeye esas mukavele ile dahi mecbur tutulamaz. Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istiyemezler; tasfiye payına mütaallik hakları mahfuzdur. Hisse senetlerinin devri şirketin muvafakatine bağlı olan hallerde esas mukavele hissedarlara esas sermayeye iştirak borcundan başka muayyen zamanlarda tekerrür eden mevzuu para olmıyan edalarda bulunmak mükellefiyetini de yükleyebilir. Bu mükellefiyetlerin mahiyet ve şumulü hisse senetlerine ve ilmuhaberlere yazılır. Bu gibi tali mükellefiyetler hakkında esas mukavele ile cezai şart kabul edilebilir." hükmü ile, pay sahiplerinin hisse senetlerinin itibari değerinden fazla bir bedeli ödemeye zorlanamayacağı ve şirket sermayesi olarak pay sahiplerinin verdiği değerlerin geri verilemeyeceğinin düzenlendiği, bozma ilamında da pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemecekleri hususu düzenlenmiş olup, kişilerin anonim şirket paydaşı olduğunun kabulü halinde, paydaş olma amacıyla ödenen sermaye bedelinin iadesi mümkün olmadığının belirtildiği, araştırılması gereken hususun hisse senedinin itibari değerinin ne kadar olduğu ve davacıların bunun ne kadar fazlasını ödediği olduğu, Mahkemelerince alınan bilirkişi raporunda; davacılardan ...'ün hisse değerleri genel kurul hazirun cetvellerinde görüldüğü üzere, 3.300 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 330 TL ye tekabül ettiği, davacılardan ... ...'ın hisse değerleri genel kurul hazirun cetvellerinde görüldüğü üzere, 39.000 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 3.900 TL'ye tekabül ettiği, ... ...'ın 2003 yılında yapılan genel kurul hazirun cetvelinde hisse değeri 26.000 adet gösterildiği, ancak genel kurul hazirun cetvellerindeki ortakların isimleri, hisse adetleri ve tutarları ile şirket defterlerine yansıyan ortak isimleri, hisse adetleri ve tutarları konusunda farklılıklar mevcut olup, şirket defterlerinde ne ..., ne de ... ... ortak olarak göründüğü, Ticaret Sicil Gazetesi'ne yansıyan bilgilere göre ise ...'ün 3.300 adet ve 330TL değerinde hissesi olduğu, ... ...'ın ise 39.000 adet ve 3.900 TL hisseye sahip olduğu tespit edildiği, davacı ... ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 54.276,18 TL ödenmiş olup, bunun 3.900 TL'si ticaret sicil kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayıldığı, bu sebeple, geri kalan (54.276,18-3.900)50.376,18 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceği, davacı ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 4.360,59 TL ödenmiş olup, bunun 330 TL'si ticaret sicil kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayılmış olup, geri kalan (4.360,59-330)4.030,59 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceğinin mütalaa edildiği, bu itibarla şirket payının itibari değerini aşan kısım yönünden davacıların alacak taleplerinin kabulüne karar vermek gerektiği, itibari değeri aşan miktardan sorumluluk ise şirket tüzel kişiliğine ait olup, şirket tüzel kişiliğinde yönetici olan gerçek kişilerin şahsen sorumluluğu bulunmadığı, bu hususta 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda şahsen sorumluluk hali öngörülmemiş olmasına göre davalı gerçek kişiler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıların davalı ... Plastik A.Ş. şirkete ortak olmak amacıyla verdiği paranın hisse değerinden fazla olan kısmının iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 405 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, davacıların davalı Has-El Plastik A.Ş. şirkete ortak olmak amacıyla verdiği paranın hisse değerinden fazla olan kısmının iadesi istemine ilişkindir. Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.05.2009 tarih, 2008/104 E. ve 2009/157 K. sayılı kararıyla işbu davanın davalıları gerçek kişiler hakkında dolandırıcılık eylemenin gerçekleştirilmesi nedeniyle mahkumiyet kararı verilmiş, Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 26.04.2012 tarih, 2012/4307 E. ve 2012/35779 K. sayılı kararıyla dava zamanaşımının dolması nedeniyle düşme kararı verilmiş ise de ceza davasındaki statüleri ve şirket yöneticileri olduğu konusunda ihtilaf bulunmaması karşısında nihayetinde haksız ... niteliğinde olan davalı gerçek kişilerin eylemlerinin müteselsil sorumluluklarını gerektireceği düşünülmeksizin Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12100 E. 2015/8332 K.
Ortak:hazirun cetveli · bedel iadesi · hisse senedi · reeskont faizi · anonim şirket · temsil
İncelediğiniz karardaBu gibi tali mükellefiyetler hakkında esas mukavele ile «cezai şart» kabul edilebilir." hükmü ile, pay sahiplerinin hisse senetlerinin itibari değerinden fazla bir bedeli ödemeye zorlanamayacağı ve şirket sermayesi olarak pay sahiplerinin verdiği değerlerin geri verilemeyeceğinin düzenlendiği, bozma ilamında da pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemecekleri hususu düzenlenmiş olup, kişilerin «anonim şirket» paydaşı olduğunun kabulü halinde, paydaş olma amacıyla ödenen sermaye «bedelinin iadesi» mümkün olmadığının belirtildiği, araştırılması gereken hususun «hisse senedinin» itibari değerinin ne kadar olduğu ve davacıların bunun ne kadar fazlasını ödediği olduğu, Mahkemelerince alınan bilirkişi raporunda; davacılardan ...'ün hisse değerleri genel kurul «hazirun cetvellerinde» görüldüğü üzere, 3.300 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 330 TL ye tekabül ettiği, davacılardan ... ...'ın hisse değerleri genel kurul hazirun cetvellerinde görüldüğü üzere, 39.000 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 3.900 TL'ye tekabül ettiği, ... ...'ın 2003 yılında yapılan genel kurul hazirun cetvelinde hisse değeri 26.000 adet gösterildiği, ancak genel kurul hazirun cetvellerindeki ortakların isimleri, hisse adetleri ve tutarları ile şirket «defterlerine» yansıyan ortak isimleri, hisse adetleri ve tutarları konusunda farklılıklar mevcut olup, şirket defterlerinde ne ..., ne de ... ... ortak olarak göründüğü, Ticaret Sicil Gazetesi'ne yansıyan bilgilere göre ise ...'ün 3.300 adet ve 330TL değerinde hissesi olduğu, ... ...'ın ise 39.000 adet ve 3.900 TL hisseye sahip olduğu tespit edildiği, davacı ... ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 54.276,18 TL ödenmiş olup, bunun 3.900 TL'si «ticaret sicil» kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayıldığı, bu sebeple, geri kalan (54.276,18-3.900)50.376,18 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceği, davacı ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 4.360,59 TL ödenmiş olup, bunun 330 TL'si ticaret sicil kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayılmış olup, geri kalan (4.360,59-330)4.030,59 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceğinin mütalaa edildiği, bu itibarla şirket «payının» itibari değerini aşan kısım yönünden davacıların alacak taleplerinin kabulüne karar vermek gerektiği, itibari değeri aşan miktardan sorumluluk ise şirket «tüzel kişiliğine» ait olup, şirket tüzel kişiliğinde yönetici olan gerçek kişilerin şahsen sorumluluğu bulunmadığı, bu hususta 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ve 6102 sayılı Tür …
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı firmanın yurt dışında şirket adına tahsilat yapan çalışanları ve «temsilcileri» aracılığı ile şirkete ortak olmak için para yatırdıklarını, davalıların bu parayı toplarken Ortaklık Sözleşmesi adı altında bir belge ile davalıların anlaştıkları bir matbaa tarafından basılmış olan «hisse senedi» olarak beyan ettikleri belgeyi müvekkillerine verdiklerini, davalıların kâr payları ile birlikte paralarını her zaman çekebileceklerini, tek farkının faiz verilmemesi olduğunu belirterek müvekkillerinin dini duygularını istismar ederek mevduat topladıklarını, şirketler «yönetim kurulu» başkanı ... tarafından müvekkillerine ve diğer ortaklara hitaben ve altında imza bulunan mektuplar ile yine şirketler yönetim kurulu başkan ve üyeleri tarafından müvekkillerine ve diğer ortaklara gönderilen mektuplarda şirketin yapısı ve nasıl mevduat topladığını açıkça gösterdiğini ileri sürerek, ... ... bakımından 54.276,18 TL, ... bakımından 4.360,59 TL olmak üzere, toplam 58.636,77 TL asıl alacağın dava tarihi itibariyle işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacıların davalı şirket ve «temsilcilerine» «hisse senedi» karşılığında para verdikleri, davalıların vermiş oldukları makbuzların yapılan inceleme ve denetleme sonucunda «geçersiz» olduğu, usulüne uygun hisse senetleri olmadığı, davacıların vermiş oldukları parayı istediklerinde davalılardan paralarını tahsil edmedikleri, davalıların yapmış oldukları işlemlerden dolayı Sermaye Piyasası Denetleme Kurulu'nca davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/104 Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığı, davacıların mahkemenin 2010/98 Esas sayılı dosyasında mevcut bulunan 08/11/2003 tarihli «hazirun cetvelinde» davacılardan T..
E..'ün de 3.300 hisse sayısı ve 330.000.000 hisse tutarı ile hissedar olduklarının anlaşıldığı, alınan bilirkişi raporlarında davacıların davalı şirket ve «temsilcilerine» vermiş oldukları paraları şirketle birlikte temsilci olarak parayı tahsil eden koordinatörlerden de borçlu sıfatıyla isteyebileceklerinin belirtildiği, davacıların davalı şirket ve temsilcilerine toplam 55.000DM'yi «hisse senedi» olarak anılan makbuz karşılığında verdiği, resmiyette bu belgelerin hisse senedi değeri taşımadığı, davacıların parasını geri almak istediklerinde bu parayı alamadıkları, davalıların bu parayı davacılara geri verdiğine dair bir belge sunamadıkları gerekçesiyle, davanın kabulü ile 54.276,18TL'nin dava tarihinde TC Merkez bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı T..
… k oranı dışında kalan ve müvekkillerince ödenen kısımların ise iadesinin gerektiğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacıların davalı şirket ve «temsilcilerine» toplam 55.000 DM' yi «hisse senedi» olarak anılan makbuz karşılığında verdiği, resmiyette bu belgelerin hisse senedi değeri taşımadığı, davacıların parasını geri almak istediklerinde bu parayı alamad …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat · ortaklık ilişkisi · geçersizlik
Benzer bu kararda2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmaması nedeniyle, davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacıların davalı şirket ve «temsilcilerine» «hisse senedi» karşılığında para verdikleri, davalıların vermiş oldukları makbuzların yapılan inceleme ve denetleme sonucunda «geçersiz» olduğu, usulüne uygun hisse senetleri olmadığı, davacıların vermiş oldukları parayı istediklerinde davalılardan paralarını tahsil edmedikleri, davalıların yapmış oldukları işlemlerden dolayı Sermaye Piyasası Denetleme Kurulu'nca davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/104 Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığı, davacıların mahkemenin 2010/98 Esas sayılı dosyasında mevcut bulunan 08/11/2003 tarihli «hazirun cetvelinde» davacılardan T..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10501 E. 2015/10577 K.
Ortak:hazirun cetveli · temsil · e-defter
İncelediğiniz karardaBu gibi tali mükellefiyetler hakkında esas mukavele ile «cezai şart» kabul edilebilir." hükmü ile, pay sahiplerinin hisse senetlerinin itibari değerinden fazla bir bedeli ödemeye zorlanamayacağı ve şirket sermayesi olarak pay sahiplerinin verdiği değerlerin geri verilemeyeceğinin düzenlendiği, bozma ilamında da pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemecekleri hususu düzenlenmiş olup, kişilerin «anonim şirket» paydaşı olduğunun kabulü halinde, paydaş olma amacıyla ödenen sermaye «bedelinin iadesi» mümkün olmadığının belirtildiği, araştırılması gereken hususun «hisse senedinin» itibari değerinin ne kadar olduğu ve davacıların bunun ne kadar fazlasını ödediği olduğu, Mahkemelerince alınan bilirkişi raporunda; davacılardan ...'ün hisse değerleri genel kurul «hazirun cetvellerinde» görüldüğü üzere, 3.300 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 330 TL ye tekabül ettiği, davacılardan ... ...'ın hisse değerleri genel kurul hazirun cetvellerinde görüldüğü üzere, 39.000 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 3.900 TL'ye tekabül ettiği, ... ...'ın 2003 yılında yapılan genel kurul hazirun cetvelinde hisse değeri 26.000 adet gösterildiği, ancak genel kurul hazirun cetvellerindeki ortakların isimleri, hisse adetleri ve tutarları ile şirket «defterlerine» yansıyan ortak isimleri, hisse adetleri ve tutarları konusunda farklılıklar mevcut olup, şirket defterlerinde ne ..., ne de ... ... ortak olarak göründüğü, Ticaret Sicil Gazetesi'ne yansıyan bilgilere göre ise ...'ün 3.300 adet ve 330TL değerinde hissesi olduğu, ... ...'ın ise 39.000 adet ve 3.900 TL hisseye sahip olduğu tespit edildiği, davacı ... ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 54.276,18 TL ödenmiş olup, bunun 3.900 TL'si «ticaret sicil» kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayıldığı, bu sebeple, geri kalan (54.276,18-3.900)50.376,18 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceği, davacı ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 4.360,59 TL ödenmiş olup, bunun 330 TL'si ticaret sicil kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayılmış olup, geri kalan (4.360,59-330)4.030,59 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceğinin mütalaa edildiği, bu itibarla şirket «payının» itibari değerini aşan kısım yönünden davacıların alacak taleplerinin kabulüne karar vermek gerektiği, itibari değeri aşan miktardan sorumluluk ise şirket «tüzel kişiliğine» ait olup, şirket tüzel kişiliğinde yönetici olan gerçek kişilerin şahsen sorumluluğu bulunmadığı, bu hususta 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ve 6102 sayılı Tür …
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı firmanın yurt dışında şirket adına tahsilat yapan çalışanları ve «temsilcileri» aracılığı ile şirkete ortak olmak için para yatırdıklarını, davalıların bu parayı toplarken Ortaklık Sözleşmesi adı altında bir belge ile davalıların anlaştıkları bir matbaa tarafından basılmış olan «hisse senedi» olarak beyan ettikleri belgeyi müvekkillerine verdiklerini, davalıların kâr payları ile birlikte paralarını her zaman çekebileceklerini, tek farkının faiz verilmemesi olduğunu belirterek müvekkillerinin dini duygularını istismar ederek mevduat topladıklarını, şirketler «yönetim kurulu» başkanı ... tarafından müvekkillerine ve diğer ortaklara hitaben ve altında imza bulunan mektuplar ile yine şirketler yönetim kurulu başkan ve üyeleri tarafından müvekkillerine ve diğer ortaklara gönderilen mektuplarda şirketin yapısı ve nasıl mevduat topladığını açıkça gösterdiğini ileri sürerek, ... ... bakımından 54.276,18 TL, ... bakımından 4.360,59 TL olmak üzere, toplam 58.636,77 TL asıl alacağın dava tarihi itibariyle işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizce verilen bozma ilamına uyularak «temsil» olunan hisselerin gerçeği yansıttığı, «pay defterindeki kayıtlar» lehine olan kişi bakımından «karine» niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, davalı şirketler ve B..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defterine kayıt · karine · pasif husumet yokluğu · pay defteri · pasif husumet · husumet yokluğu · husumet
Benzer bu karardaU.. hakkındaki davanın ise «pasif husumet yokluğundan» davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14/04/2015 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilamına uyularak «temsil» olunan hisselerin gerçeği yansıttığı, «pay defterindeki kayıtlar» lehine olan kişi bakımından «karine» niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı gerekçesiyle, davalı şirketler ve B..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3507 E. 2010/3961 K.
Ortak:hazirun cetveli
İncelediğiniz karardaBu gibi tali mükellefiyetler hakkında esas mukavele ile «cezai şart» kabul edilebilir." hükmü ile, pay sahiplerinin hisse senetlerinin itibari değerinden fazla bir bedeli ödemeye zorlanamayacağı ve şirket sermayesi olarak pay sahiplerinin verdiği değerlerin geri verilemeyeceğinin düzenlendiği, bozma ilamında da pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemecekleri hususu düzenlenmiş olup, kişilerin «anonim şirket» paydaşı olduğunun kabulü halinde, paydaş olma amacıyla ödenen sermaye «bedelinin iadesi» mümkün olmadığının belirtildiği, araştırılması gereken hususun «hisse senedinin» itibari değerinin ne kadar olduğu ve davacıların bunun ne kadar fazlasını ödediği olduğu, Mahkemelerince alınan bilirkişi raporunda; davacılardan ...'ün hisse değerleri genel kurul «hazirun cetvellerinde» görüldüğü üzere, 3.300 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 330 TL ye tekabül ettiği, davacılardan ... ...'ın hisse değerleri genel kurul hazirun cetvellerinde görüldüğü üzere, 39.000 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 3.900 TL'ye tekabül ettiği, ... ...'ın 2003 yılında yapılan genel kurul hazirun cetvelinde hisse değeri 26.000 adet gösterildiği, ancak genel kurul hazirun cetvellerindeki ortakların isimleri, hisse adetleri ve tutarları ile şirket «defterlerine» yansıyan ortak isimleri, hisse adetleri ve tutarları konusunda farklılıklar mevcut olup, şirket defterlerinde ne ..., ne de ... ... ortak olarak göründüğü, Ticaret Sicil Gazetesi'ne yansıyan bilgilere göre ise ...'ün 3.300 adet ve 330TL değerinde hissesi olduğu, ... ...'ın ise 39.000 adet ve 3.900 TL hisseye sahip olduğu tespit edildiği, davacı ... ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 54.276,18 TL ödenmiş olup, bunun 3.900 TL'si «ticaret sicil» kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayıldığı, bu sebeple, geri kalan (54.276,18-3.900)50.376,18 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceği, davacı ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 4.360,59 TL ödenmiş olup, bunun 330 TL'si ticaret sicil kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayılmış olup, geri kalan (4.360,59-330)4.030,59 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceğinin mütalaa edildiği, bu itibarla şirket «payının» itibari değerini aşan kısım yönünden davacıların alacak taleplerinin kabulüne karar vermek gerektiği, itibari değeri aşan miktardan sorumluluk ise şirket «tüzel kişiliğine» ait olup, şirket tüzel kişiliğinde yönetici olan gerçek kişilerin şahsen sorumluluğu bulunmadığı, bu hususta 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ve 6102 sayılı Tür …
Benzer bu karardaMahkemece, davalıların davacı ortağı olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dosya içerisindeki 22.02.1998 tarihli «hazirun cetvelinde» davalıların ismi yer aldığı gibi, daha önceki tarihlerde yapılan genel kurul toplantılarına ilişkin hazirun cetvellerinde davalıların isimleri yer almaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istifa · iflas · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davalıların ortaklıktan ihraç edildikleri veya «istifa» ettikleri ispatlanamadığı hususu nazara alınmak suretiyle değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının «iflasına» karar verildiği tarihte davalıların davacı ortağı olduğunun ispatlanamadığı, davacının faaliyetinin bulunmadığı, dava davanağı olan 22.02.1998 tarihli genel kurula davalıların katılmadığı, bu kararların davalılara tebliğinin de yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, davalıların ihraç edildikleri veya «istifa» ettikleri ise ispatlanabilmiş değildir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3306 E. 2015/12608 K.
Ortak:hazirun cetveli · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı firmanın yurt dışında şirket adına tahsilat yapan çalışanları ve «temsilcileri» aracılığı ile şirkete ortak olmak için para yatırdıklarını, davalıların bu parayı toplarken Ortaklık Sözleşmesi adı altında bir belge ile davalıların anlaştıkları bir matbaa tarafından basılmış olan «hisse senedi» olarak beyan ettikleri belgeyi müvekkillerine verdiklerini, davalıların kâr payları ile birlikte paralarını her zaman çekebileceklerini, tek farkının faiz verilmemesi olduğunu belirterek müvekkillerinin dini duygularını istismar ederek mevduat topladıklarını, şirketler «yönetim kurulu» başkanı ... tarafından müvekkillerine ve diğer ortaklara hitaben ve altında imza bulunan mektuplar ile yine şirketler yönetim kurulu başkan ve üyeleri tarafından müvekkillerine ve diğer ortaklara gönderilen mektuplarda şirketin yapısı ve nasıl mevduat topladığını açıkça gösterdiğini ileri sürerek, ... ... bakımından 54.276,18 TL, ... bakımından 4.360,59 TL olmak üzere, toplam 58.636,77 TL asıl alacağın dava tarihi itibariyle işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Bu gibi tali mükellefiyetler hakkında esas mukavele ile «cezai şart» kabul edilebilir." hükmü ile, pay sahiplerinin hisse senetlerinin itibari değerinden fazla bir bedeli ödemeye zorlanamayacağı ve şirket sermayesi olarak pay sahiplerinin verdiği değerlerin geri verilemeyeceğinin düzenlendiği, bozma ilamında da pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemecekleri hususu düzenlenmiş olup, kişilerin «anonim şirket» paydaşı olduğunun kabulü halinde, paydaş olma amacıyla ödenen sermaye «bedelinin iadesi» mümkün olmadığının belirtildiği, araştırılması gereken hususun «hisse senedinin» itibari değerinin ne kadar olduğu ve davacıların bunun ne kadar fazlasını ödediği olduğu, Mahkemelerince alınan bilirkişi raporunda; davacılardan ...'ün hisse değerleri genel kurul «hazirun cetvellerinde» görüldüğü üzere, 3.300 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 330 TL ye tekabül ettiği, davacılardan ... ...'ın hisse değerleri genel kurul hazirun cetvellerinde görüldüğü üzere, 39.000 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 3.900 TL'ye tekabül ettiği, ... ...'ın 2003 yılında yapılan genel kurul hazirun cetvelinde hisse değeri 26.000 adet gösterildiği, ancak genel kurul hazirun cetvellerindeki ortakların isimleri, hisse adetleri ve tutarları ile şirket «defterlerine» yansıyan ortak isimleri, hisse adetleri ve tutarları konusunda farklılıklar mevcut olup, şirket defterlerinde ne ..., ne de ... ... ortak olarak göründüğü, Ticaret Sicil Gazetesi'ne yansıyan bilgilere göre ise ...'ün 3.300 adet ve 330TL değerinde hissesi olduğu, ... ...'ın ise 39.000 adet ve 3.900 TL hisseye sahip olduğu tespit edildiği, davacı ... ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 54.276,18 TL ödenmiş olup, bunun 3.900 TL'si «ticaret sicil» kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayıldığı, bu sebeple, geri kalan (54.276,18-3.900)50.376,18 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceği, davacı ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 4.360,59 TL ödenmiş olup, bunun 330 TL'si ticaret sicil kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayılmış olup, geri kalan (4.360,59-330)4.030,59 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceğinin mütalaa edildiği, bu itibarla şirket «payının» itibari değerini aşan kısım yönünden davacıların alacak taleplerinin kabulüne karar vermek gerektiği, itibari değeri aşan miktardan sorumluluk ise şirket «tüzel kişiliğine» ait olup, şirket tüzel kişiliğinde yönetici olan gerçek kişilerin şahsen sorumluluğu bulunmadığı, bu hususta 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ve 6102 sayılı Tür …
Benzer bu karardaM.'ın tarafların ortağı bulunduğu şirkette hiç bir zaman ortak bulunmadığı, «gizli ortaklığın» kanıtlanmadığı, hatta dava dışı şirketin 2.400.000.000 TL'lik davalı adına olan ortaklık ve hissedarlığının davacının bizzat imzaladığı tutanaklarla sabit olduğu, 06.04.2006 tarihli ve gerek 27.04.2007 tarihli bu toplantı «hazirun cetveli» ile davacının ve davalının hazirun cetvelinin belirli pay tutarlarının kesinleştiği, davacının itirazlarının olmadığı, davacının hem hissedar hem de «yönetim kurulu» başkan yardımcısı olarak görev yaptığı, çeklerle iddianın bu davada dinlenemeyeceği, kendisi tarafından yapılan ödemenin kanıtlanmadığı, «nama yazılı pay» senedinin devrinin «ciro» ve «teslim» ile gerçekleşeceği, dava dışı G.K.A.Ş hisselerini satın alan C.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gizli ortaklık · nama yazılı pay · satış vaadi sözleşmesi · ciro · teslim
Benzer bu karardaM.'ın tarafların ortağı bulunduğu şirkette hiç bir zaman ortak bulunmadığı, «gizli ortaklığın» kanıtlanmadığı, hatta dava dışı şirketin 2.400.000.000 TL'lik davalı adına olan ortaklık ve hissedarlığının davacının bizzat imzaladığı tutanaklarla sabit olduğu, 06.04.2006 tarihli ve gerek 27.04.2007 tarihli bu toplantı «hazirun cetveli» ile davacının ve davalının hazirun cetvelinin belirli pay tutarlarının kesinleştiği, davacının itirazlarının olmadığı, davacının hem hissedar hem de «yönetim kurulu» başkan yardımcısı olarak görev yaptığı, çeklerle iddianın bu davada dinlenemeyeceği, kendisi tarafından yapılan ödemenin kanıtlanmadığı, «nama yazılı pay» senedinin devrinin «ciro» ve «teslim» ile gerçekleşeceği, dava dışı G.K.A.Ş hisselerini satın alan C.
M.'ın bu şirket hissedarı olduğunu gösteren hiçbir kanıt sunulmadığı, 25.10.2004 tarihli devir sözleşmesinin ancak «satış vaadi sözleşmesi» niteliğinde olduğu, bu nedenlerle C.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5582 E. , 2024/6418 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.)
SAYISI 2020/138 Esas, 2023/154 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı firmanın yurt dışında şirket adına tahsilat yapan çalışanları ve temsilcileri aracılığı ile şirkete ortak olmak için para yatırdıklarını, davalıların bu parayı toplarken Ortaklık Sözleşmesi adı altında bir belge ile davalıların anlaştıkları bir matbaa tarafından basılmış olan hisse senedi olarak beyan ettikleri belgeyi müvekkillerine verdiklerini, davalıların kâr payları ile birlikte paralarını her zaman çekebileceklerini, tek farkının faiz verilmemesi olduğunu belirterek müvekkillerinin dini duygularını istismar ederek mevduat topladıklarını, şirketler yönetim kurulu başkanı ... tarafından müvekkillerine ve diğer ortaklara hitaben ve altında imza bulunan mektuplar ile yine şirketler yönetim kurulu başkan ve üyeleri tarafından müvekkillerine ve diğer ortaklara gönderilen mektuplarda şirketin yapısı ve nasıl mevduat topladığını açıkça gösterdiğini ileri sürerek, ...
... bakımından 54.276,18 TL, ... bakımından 4.360,59 TL olmak üzere, toplam 58.636,77 TL asıl alacağın dava tarihi itibariyle işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 405 inci maddesi " Pay sahibi, hisse senetlerinin çıkarılması sırasında tayin olunan ve hisse senetlerinin itibari kıymetine müsavi veya ondan yüksek olan pay bedelinden fazla bir şey ödemeye esas mukavele ile dahi mecbur tutulamaz. Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istiyemezler; tasfiye payına mütaallik hakları mahfuzdur. Hisse senetlerinin devri şirketin muvafakatine bağlı olan hallerde esas mukavele hissedarlara esas sermayeye iştirak borcundan başka muayyen zamanlarda tekerrür eden mevzuu para olmıyan edalarda bulunmak mükellefiyetini de yükleyebilir. Bu mükellefiyetlerin mahiyet ve şumulü hisse senetlerine ve ilmuhaberlere yazılır.
Bu gibi tali mükellefiyetler hakkında esas mukavele ile cezai şart kabul edilebilir." hükmü ile, pay sahiplerinin hisse senetlerinin itibari değerinden fazla bir bedeli ödemeye zorlanamayacağı ve şirket sermayesi olarak pay sahiplerinin verdiği değerlerin geri verilemeyeceğinin düzenlendiği, bozma ilamında da pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemecekleri hususu düzenlenmiş olup, kişilerin anonim şirket paydaşı olduğunun kabulü halinde, paydaş olma amacıyla ödenen sermaye bedelinin iadesi mümkün olmadığının belirtildiği, araştırılması gereken hususun hisse senedinin itibari değerinin ne kadar olduğu ve davacıların bunun ne kadar fazlasını ödediği olduğu, Mahkemelerince alınan bilirkişi raporunda;
davacılardan ...'ün hisse değerleri genel kurul hazirun cetvellerinde görüldüğü üzere, 3.300 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 330 TL ye tekabül ettiği, davacılardan ... ...'ın hisse değerleri genel kurul hazirun cetvellerinde görüldüğü üzere, 39.000 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 3.900 TL'ye tekabül ettiği, ... ...'ın 2003 yılında yapılan genel kurul hazirun cetvelinde hisse değeri 26.000 adet gösterildiği, ancak genel kurul hazirun cetvellerindeki ortakların isimleri, hisse adetleri ve tutarları ile şirket defterlerine yansıyan ortak isimleri, hisse adetleri ve tutarları konusunda farklılıklar mevcut olup, şirket defterlerinde ne ..., ne de ... ... ortak olarak göründüğü, Ticaret Sicil Gazetesi'ne yansıyan bilgilere göre ise ...'ün 3.300 adet ve 330TL değerinde hissesi olduğu, ...
...'ın ise 39.000 adet ve 3.900 TL hisseye sahip olduğu tespit edildiği, davacı ... ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 54.276,18 TL ödenmiş olup, bunun 3.900 TL'si ticaret sicil kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayıldığı, bu sebeple, geri kalan (54.276,18-3.900)50.376,18 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceği, davacı ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 4.360,59 TL ödenmiş olup, bunun 330 TL'si ticaret sicil kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayılmış olup, geri kalan (4.360,59-330)4.030,59 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceğinin mütalaa edildiği, bu itibarla şirket payının itibari değerini aşan kısım yönünden davacıların alacak taleplerinin kabulüne karar vermek gerektiği, itibari değeri aşan miktardan sorumluluk ise şirket tüzel kişiliğine ait olup, şirket tüzel kişiliğinde yönetici olan gerçek kişilerin şahsen sorumluluğu bulunmadığı, bu hususta 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda şahsen sorumluluk hali öngörülmemiş olmasına göre davalı gerçek kişiler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıların davalı ... Plastik A.Ş. şirkete ortak olmak amacıyla verdiği paranın hisse değerinden fazla olan kısmının iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 405 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, davacıların davalı Has-El Plastik A.Ş. şirkete ortak olmak amacıyla verdiği paranın hisse değerinden fazla olan kısmının iadesi istemine ilişkindir. Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.05.2009 tarih, 2008/104 E. ve 2009/157 K. sayılı kararıyla işbu davanın davalıları gerçek kişiler hakkında dolandırıcılık eylemenin gerçekleştirilmesi nedeniyle mahkumiyet kararı verilmiş, Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 26.04.2012 tarih, 2012/4307 E. ve 2012/35779 K. sayılı kararıyla dava zamanaşımının dolması nedeniyle düşme kararı verilmiş ise de ceza davasındaki statüleri ve şirket yöneticileri olduğu konusunda ihtilaf bulunmaması karşısında nihayetinde haksız ... niteliğinde olan davalı gerçek kişilerin eylemlerinin müteselsil sorumluluklarını gerektireceği düşünülmeksizin Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
V.SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle Mahkeme kararının BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1083991400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz