Hazirun cetveli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12100 E. 2015/8332 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hazirun cetveli↗ bedel iadesi↗ hisse senedi↗ reeskont faizi↗ anonim şirket↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ geçersizlik↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacıların davalı şirket ve temsilcilerine hisse senedi karşılığında para verdikleri, davalıların vermiş oldukları makbuzların yapılan inceleme ve denetleme sonucunda geçersiz olduğu, usulüne uygun hisse senetleri olmadığı, davacıların vermiş oldukları parayı istediklerinde davalılardan paralarını tahsil edmedikleri, davalıların yapmış oldukları işlemlerden dolayı Sermaye Piyasası Denetleme Kurulu'nca davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/104 Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığı, davacıların mahkemenin 2010/98 Esas sayılı dosyasında mevcut bulunan 08/11/2003 tarihli hazirun cetvelinde davacılardan T.. K..'ın 236.000 hisse sayısı ve 23.600.000.000hisse tutarı, davacı N.. E..'ün de 3.300 hisse sayısı ve 330.000.000 hisse tutarı ile hissedar olduklarının anlaşıldığı, alınan bilirkişi raporlarında davacıların davalı şirket ve temsilcilerine vermiş oldukları paraları şirketle birlikte temsilci olarak parayı tahsil eden koordinatörlerden de borçlu sıfatıyla isteyebileceklerinin belirtildiği, davacıların davalı şirket ve temsilcilerine toplam 55.000DM'yi hisse senedi olarak anılan makbuz karşılığında verdiği, resmiyette bu belgelerin hisse senedi değeri taşımadığı, davacıların parasını geri almak istediklerinde bu parayı alamadıkları, davalıların bu parayı davacılara geri verdiğine dair bir belge sunamadıkları gerekçesiyle, davanın kabulü ile 54.276,18TL'nin dava tarihinde TC Merkez bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı T.. K..'a verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar S.. G.., M.. T.., M.. A.., Y.. K.., M.. Ç.. ve H. El Plastik A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmaması nedeniyle, davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar vekili, davalılar tarafından istendiği an geri ödeneceği güvencesi ile dini duygular kötüye kullanılmak suretiyle müvekkillerinden para tahsil edildiğini ancak bu paranın geri ödenmediğini, daha önce açtıkları davaların kabul hükmü ile sonuçlandığını ve müvekkillerinin davalı şirketin paydaşı olduklarının mahkeme kararı ile tespit edildiğini, bu tespit ile paydaşlık oranı dışında kalan ve müvekkillerince ödenen kısımların ise iadesinin gerektiğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacıların davalı şirket ve temsilcilerine toplam 55.000 DM' yi hisse senedi olarak anılan makbuz karşılığında verdiği, resmiyette bu belgelerin hisse senedi değeri taşımadığı, davacıların parasını geri almak istediklerinde bu parayı alamadıkları, davalıların bu parayı davacılara geri verdiğine dair bir belge sunamadıkları gerekçesine dayanılmış, yine karar gerekçesinde, davacıların davalı şirket paydaşı olduklarının tespitine dair mahkeme kararına yer verilmiştir. Ancak dava tarihi itibari ile yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK'nun 405/2 hükmü uyarınca pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemecekleri hususu düzenlenmiş olup, kişilerin anonim şirket paydaşı olduğunun kabulü halinde, paydaş olma amacıyla ödenen sermaye bedelinin iadesi mümkün değildir. Nitekim bu amaçla davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde, müvekkillerinin paydaş olduğuna dair mahkeme kararlarına değinilerek, davalılara ödenen fazla kısımların iadesi talep edilmiştir. Buna karşın mahkemece, paydaşlık kavramı, sermayenin iadesi ve hisse oranı dışında kalan kısımlar yönünden bir değerlendirme yapılmamış, davacıların paydaş olduğu olgusundan hareketle fazla miktarın ne sebeple geri ödenmesi gerektiği üzerinde durulmamıştır. Bu durumda mahkemece, anılan hususlar göz önüne alınarak, davalıların işlem ve sorumluluklarının tespiti ile sonuca gidilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Kabule göre de; dava dilekçesinde, davacıların pay değerleri olan 3.900 TL ve 330 TL dışında kalan ödemeler yönünden istemde bulunulmasına karşın, davacılar tarafından ödenen 55.000 DM'nin tamamı üzerinden yapılan hesaplama ile kabul hükmü kurulması dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/903 E. 2015/3495 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacıların davalı şirket ve «temsilcilerine» «hisse senedi» karşılığında para verdikleri, davalıların vermiş oldukları makbuzların yapılan inceleme ve denetleme sonucunda «geçersiz» olduğu, usulüne uygun hisse senetleri olmadığı, davacıların vermiş oldukları parayı istediklerinde davalılardan paralarını tahsil edmedikleri, davalıların yapmış oldukları işlemlerden dolayı Sermaye Piyasası Denetleme Kurulu'nca davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/104 Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığı, davacıların mahkemenin 2010/98 Esas sayılı dosyasında mevcut bulunan 08/11/2003 tarihli «hazirun cetvelinde» davacılardan T..
E..'ün de 3.300 hisse sayısı ve 330.000.000 hisse tutarı ile hissedar olduklarının anlaşıldığı, alınan bilirkişi raporlarında davacıların davalı şirket ve «temsilcilerine» vermiş oldukları paraları şirketle birlikte temsilci olarak parayı tahsil eden koordinatörlerden de borçlu sıfatıyla isteyebileceklerinin belirtildiği, davacıların davalı şirket ve temsilcilerine toplam 55.000DM'yi «hisse senedi» olarak anılan makbuz karşılığında verdiği, resmiyette bu belgelerin hisse senedi değeri taşımadığı, davacıların parasını geri almak istediklerinde bu parayı alamadıkları, davalıların bu parayı davacılara geri verdiğine dair bir belge sunamadıkları gerekçesiyle, davanın kabulü ile 54.276,18TL'nin dava tarihinde TC Merkez bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı T..
… k oranı dışında kalan ve müvekkillerince ödenen kısımların ise iadesinin gerektiğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacıların davalı şirket ve «temsilcilerine» toplam 55.000 DM' yi «hisse senedi» olarak anılan makbuz karşılığında verdiği, resmiyette bu belgelerin hisse senedi değeri taşımadığı, davacıların parasını geri almak istediklerinde bu parayı alamad …
Benzer bu kararda2-Ancak, yargılama sırasında davalı taraf vekille «temsil» edilmediği halde davanın reddi nedeniyle davalı taraf yararına «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:emniyeti suistimal · mirasçılık · ticari defter · vekalet ücreti · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 2001 ve 2002 yılları «ticari defterlerinde», davacının paydaşı olduğu taşınmaza ilişkin kira gelirlerinin kayıtlı olduğu, 2003 yılında ise söz konusu kira gelirinin, davacının hissesi oranında ortaklara borçlar hesabına kaydedildiği ancak gerek davacının şirkete karşı hizmet nedeniyle «emniyeti suistimal» suçundan mahkum edilmesi gerekse de taşınmazın diğer paydaşının «mirasçıları» tarafından kira parasının tahsili için bu davanın davacısana karşı açılan davada verilen kabul kararı gözetildiğinde, kira gelirlerinin şirket kayıtlarına fiilen a …
2-Ancak, yargılama sırasında davalı taraf vekille «temsil» edilmediği halde davanın reddi nedeniyle davalı taraf yararına «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5582 E. 2024/6418 K.
Ortak:hazirun cetveli · bedel iadesi · hisse senedi · reeskont faizi · anonim şirket · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacıların davalı şirket ve «temsilcilerine» «hisse senedi» karşılığında para verdikleri, davalıların vermiş oldukları makbuzların yapılan inceleme ve denetleme sonucunda «geçersiz» olduğu, usulüne uygun hisse senetleri olmadığı, davacıların vermiş oldukları parayı istediklerinde davalılardan paralarını tahsil edmedikleri, davalıların yapmış oldukları işlemlerden dolayı Sermaye Piyasası Denetleme Kurulu'nca davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/104 Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığı, davacıların mahkemenin 2010/98 Esas sayılı dosyasında mevcut bulunan 08/11/2003 tarihli «hazirun cetvelinde» davacılardan T..
E..'ün de 3.300 hisse sayısı ve 330.000.000 hisse tutarı ile hissedar olduklarının anlaşıldığı, alınan bilirkişi raporlarında davacıların davalı şirket ve «temsilcilerine» vermiş oldukları paraları şirketle birlikte temsilci olarak parayı tahsil eden koordinatörlerden de borçlu sıfatıyla isteyebileceklerinin belirtildiği, davacıların davalı şirket ve temsilcilerine toplam 55.000DM'yi «hisse senedi» olarak anılan makbuz karşılığında verdiği, resmiyette bu belgelerin hisse senedi değeri taşımadığı, davacıların parasını geri almak istediklerinde bu parayı alamadıkları, davalıların bu parayı davacılara geri verdiğine dair bir belge sunamadıkları gerekçesiyle, davanın kabulü ile 54.276,18TL'nin dava tarihinde TC Merkez bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı T..
… k oranı dışında kalan ve müvekkillerince ödenen kısımların ise iadesinin gerektiğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacıların davalı şirket ve «temsilcilerine» toplam 55.000 DM' yi «hisse senedi» olarak anılan makbuz karşılığında verdiği, resmiyette bu belgelerin hisse senedi değeri taşımadığı, davacıların parasını geri almak istediklerinde bu parayı alamad …
Benzer bu karardaBu gibi tali mükellefiyetler hakkında esas mukavele ile «cezai şart» kabul edilebilir." hükmü ile, pay sahiplerinin hisse senetlerinin itibari değerinden fazla bir bedeli ödemeye zorlanamayacağı ve şirket sermayesi olarak pay sahiplerinin verdiği değerlerin geri verilemeyeceğinin düzenlendiği, bozma ilamında da pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemecekleri hususu düzenlenmiş olup, kişilerin «anonim şirket» paydaşı olduğunun kabulü halinde, paydaş olma amacıyla ödenen sermaye «bedelinin iadesi» mümkün olmadığının belirtildiği, araştırılması gereken hususun «hisse senedinin» itibari değerinin ne kadar olduğu ve davacıların bunun ne kadar fazlasını ödediği olduğu, Mahkemelerince alınan bilirkişi raporunda; davacılardan ...'ün hisse değerleri genel kurul «hazirun cetvellerinde» görüldüğü üzere, 3.300 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 330 TL ye tekabül ettiği, davacılardan ... ...'ın hisse değerleri genel kurul hazirun cetvellerinde görüldüğü üzere, 39.000 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 3.900 TL'ye tekabül ettiği, ... ...'ın 2003 yılında yapılan genel kurul hazirun cetvelinde hisse değeri 26.000 adet gösterildiği, ancak genel kurul hazirun cetvellerindeki ortakların isimleri, hisse adetleri ve tutarları ile şirket «defterlerine» yansıyan ortak isimleri, hisse adetleri ve tutarları konusunda farklılıklar mevcut olup, şirket defterlerinde ne ..., ne de ... ... ortak olarak göründüğü, Ticaret Sicil Gazetesi'ne yansıyan bilgilere göre ise ...'ün 3.300 adet ve 330TL değerinde hissesi olduğu, ... ...'ın ise 39.000 adet ve 3.900 TL hisseye sahip olduğu tespit edildiği, davacı ... ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 54.276,18 TL ödenmiş olup, bunun 3.900 TL'si «ticaret sicil» kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayıldığı, bu sebeple, geri kalan (54.276,18-3.900)50.376,18 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceği, davacı ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 4.360,59 TL ödenmiş olup, bunun 330 TL'si ticaret sicil kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayılmış olup, geri kalan (4.360,59-330)4.030,59 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceğinin mütalaa edildiği, bu itibarla şirket «payının» itibari değerini aşan kısım yönünden davacıların alacak taleplerinin kabulüne karar vermek gerektiği, itibari değeri aşan miktardan sorumluluk ise şirket «tüzel kişiliğine» ait olup, şirket tüzel kişiliğinde yönetici olan gerçek kişilerin şahsen sorumluluğu bulunmadığı, bu hususta 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ve 6102 sayılı Tür …
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı firmanın yurt dışında şirket adına tahsilat yapan çalışanları ve «temsilcileri» aracılığı ile şirkete ortak olmak için para yatırdıklarını, davalıların bu parayı toplarken Ortaklık Sözleşmesi adı altında bir belge ile davalıların anlaştıkları bir matbaa tarafından basılmış olan «hisse senedi» olarak beyan ettikleri belgeyi müvekkillerine verdiklerini, davalıların kâr payları ile birlikte paralarını her zaman çekebileceklerini, tek farkının faiz verilmemesi olduğunu belirterek müvekkillerinin dini duygularını istismar ederek mevduat topladıklarını, şirketler «yönetim kurulu» başkanı ... tarafından müvekkillerine ve diğer ortaklara hitaben ve altında imza bulunan mektuplar ile yine şirketler yönetim kurulu başkan ve üyeleri tarafından müvekkillerine ve diğer ortaklara gönderilen mektuplarda şirketin yapısı ve nasıl mevduat topladığını açıkça gösterdiğini ileri sürerek, ... ... bakımından 54.276,18 TL, ... bakımından 4.360,59 TL olmak üzere, toplam 58.636,77 TL asıl alacağın dava tarihi itibariyle işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil sorumluluk · cezai şart · dolandırıcılık · muvafakat · tüzel kişilik · kâr payı · ticaret sicili · ek tasfiye
Benzer bu karardaBu gibi tali mükellefiyetler hakkında esas mukavele ile «cezai şart» kabul edilebilir." hükmü ile, pay sahiplerinin hisse senetlerinin itibari değerinden fazla bir bedeli ödemeye zorlanamayacağı ve şirket sermayesi olarak pay sahiplerinin verdiği değerlerin geri verilemeyeceğinin düzenlendiği, bozma ilamında da pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemecekleri hususu düzenlenmiş olup, kişilerin «anonim şirket» paydaşı olduğunun kabulü halinde, paydaş olma amacıyla ödenen sermaye «bedelinin iadesi» mümkün olmadığının belirtildiği, araştırılması gereken hususun «hisse senedinin» itibari değerinin ne kadar olduğu ve davacıların bunun ne kadar fazlasını ödediği olduğu, Mahkemelerince alınan bilirkişi raporunda; davacılardan ...'ün hisse değerleri genel kurul «hazirun cetvellerinde» görüldüğü üzere, 3.300 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 330 TL ye tekabül ettiği, davacılardan ... ...'ın hisse değerleri genel kurul hazirun cetvellerinde görüldüğü üzere, 39.000 adet ve hisse değerleri TL cinsinden 3.900 TL'ye tekabül ettiği, ... ...'ın 2003 yılında yapılan genel kurul hazirun cetvelinde hisse değeri 26.000 adet gösterildiği, ancak genel kurul hazirun cetvellerindeki ortakların isimleri, hisse adetleri ve tutarları ile şirket «defterlerine» yansıyan ortak isimleri, hisse adetleri ve tutarları konusunda farklılıklar mevcut olup, şirket defterlerinde ne ..., ne de ... ... ortak olarak göründüğü, Ticaret Sicil Gazetesi'ne yansıyan bilgilere göre ise ...'ün 3.300 adet ve 330TL değerinde hissesi olduğu, ... ...'ın ise 39.000 adet ve 3.900 TL hisseye sahip olduğu tespit edildiği, davacı ... ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 54.276,18 TL ödenmiş olup, bunun 3.900 TL'si «ticaret sicil» kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayıldığı, bu sebeple, geri kalan (54.276,18-3.900)50.376,18 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceği, davacı ... tarafından dava tarihi itibarı ile davalılara 4.360,59 TL ödenmiş olup, bunun 330 TL'si ticaret sicil kayıtlarına da yansıdığı üzere şirkete ortaklık karşılığı sayılmış olup, geri kalan (4.360,59-330)4.030,59 TL davalılara ödenmiş bir para olup, davalılardan alacak olarak istenebileceğinin mütalaa edildiği, bu itibarla şirket «payının» itibari değerini aşan kısım yönünden davacıların alacak taleplerinin kabulüne karar vermek gerektiği, itibari değeri aşan miktardan sorumluluk ise şirket «tüzel kişiliğine» ait olup, şirket tüzel kişiliğinde yönetici olan gerçek kişilerin şahsen sorumluluğu bulunmadığı, bu hususta 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ve 6102 sayılı Tür …
Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istiyemezler; «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur.
Hisse senetlerinin devri şirketin «muvafakatine» bağlı olan hallerde esas mukavele hissedarlara esas sermayeye iştirak borcundan başka muayyen zamanlarda tekerrür eden mevzuu para olmıyan edalarda bulunmak mükellefiyetini de yükleyebilir.
Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.05.2009 tarih, 2008/104 E. ve 2009/157 K. sayılı kararıyla işbu davanın davalıları gerçek kişiler hakkında «dolandırıcılık» eylemenin gerçekleştirilmesi nedeniyle mahkumiyet kararı verilmiş, Yargıtay 15.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12100 E. , 2015/8332 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ AKSARAY 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 24/01/2014
NUMARASI 2009/120-2014/125
Taraflar arasında görülen davada Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/01/2014 tarih ve 2009/120-2014/125 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar S.. G.., M.. T.., M.. A.., Y.. K.., M.. Ç.. ve H. E.Plastik A.Ş. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16/06/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan S.. G.., M.. T.., M.. A.., Y.. K.., kendi adına asaleten H.-E. Plastik A.Ş.'yi temsilen M.. Ç.. vekili Av. C.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilerinin davalı firmanın yurtdışında şirket adına tahsilat yapan çalışanları ve temsilcileri aracılığı ile şirkete ortak olmak için para yatırdıklarını, davalıların bu parayı toplarken Ortaklık Sözleşmesi adı altında bir belge ile davalıların anlaştıkları bir matbaa tarafından basılmış olan hisse senedi olarak beyan ettikleri belgeyi müvekkillerine verdiklerini, davalıların kar payları ile birlikte paralarını her zaman çekebileceklerini, tek farkının faiz verilmemesi olduğunu belirterek, müvekkillerinin dini duygularını istismar ederek mevduat topladıklarını, şirketler yönetim kurulu başkanı D.. K.. tarafından müvekkillerine ve diğer ortaklara hitaben ve altında imza bulunan mektuplar ile yine şirketler yönetim kurulu başkan ve üyeleri tarafından müvekkillerine ve diğer ortaklara gönderilen mektuplarda şirketin yapısı ve nasıl mevduat topladığını açıkça gösterdiğini ileri sürerek, T..
K.. bakımından 54.276,18 TL, N.. E.. bakımından 4.360,59 TL olmak üzere, toplam 58.636,77 TL asıl alacağın dava tarihi itibariyle işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacıların davalı şirket ve temsilcilerine hisse senedi karşılığında para verdikleri, davalıların vermiş oldukları makbuzların yapılan inceleme ve denetleme sonucunda geçersiz olduğu, usulüne uygun hisse senetleri olmadığı, davacıların vermiş oldukları parayı istediklerinde davalılardan paralarını tahsil edmedikleri, davalıların yapmış oldukları işlemlerden dolayı Sermaye Piyasası Denetleme Kurulu'nca davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/104 Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığı, davacıların mahkemenin 2010/98 Esas sayılı dosyasında mevcut bulunan 08/11/2003 tarihli hazirun cetvelinde davacılardan T..
K..'ın 236.000 hisse sayısı ve 23.600.000.000hisse tutarı, davacı N.. E..'ün de 3.300 hisse sayısı ve 330.000.000 hisse tutarı ile hissedar olduklarının anlaşıldığı, alınan bilirkişi raporlarında davacıların davalı şirket ve temsilcilerine vermiş oldukları paraları şirketle birlikte temsilci olarak parayı tahsil eden koordinatörlerden de borçlu sıfatıyla isteyebileceklerinin belirtildiği, davacıların davalı şirket ve temsilcilerine toplam 55.000DM'yi hisse senedi olarak anılan makbuz karşılığında verdiği, resmiyette bu belgelerin hisse senedi değeri taşımadığı, davacıların parasını geri almak istediklerinde bu parayı alamadıkları, davalıların bu parayı davacılara geri verdiğine dair bir belge sunamadıkları gerekçesiyle, davanın kabulü ile 54.276,18TL'nin dava tarihinde TC Merkez bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı T..
K..'a verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar S.. G.., M.. T.., M.. A.., Y.. K.., M.. Ç.. ve H. El Plastik A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmaması nedeniyle, davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar vekili, davalılar tarafından istendiği an geri ödeneceği güvencesi ile dini duygular kötüye kullanılmak suretiyle müvekkillerinden para tahsil edildiğini ancak bu paranın geri ödenmediğini, daha önce açtıkları davaların kabul hükmü ile sonuçlandığını ve müvekkillerinin davalı şirketin paydaşı olduklarının mahkeme kararı ile tespit edildiğini, bu tespit ile paydaşlık oranı dışında kalan ve müvekkillerince ödenen kısımların ise iadesinin gerektiğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacıların davalı şirket ve temsilcilerine toplam 55.000 DM' yi hisse senedi olarak anılan makbuz karşılığında verdiği, resmiyette bu belgelerin hisse senedi değeri taşımadığı, davacıların parasını geri almak istediklerinde bu parayı alamadıkları, davalıların bu parayı davacılara geri verdiğine dair bir belge sunamadıkları gerekçesine dayanılmış, yine karar gerekçesinde, davacıların davalı şirket paydaşı olduklarının tespitine dair mahkeme kararına yer verilmiştir.
Ancak dava tarihi itibari ile yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK'nun 405/2 hükmü uyarınca pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemecekleri hususu düzenlenmiş olup, kişilerin anonim şirket paydaşı olduğunun kabulü halinde, paydaş olma amacıyla ödenen sermaye bedelinin iadesi mümkün değildir. Nitekim bu amaçla davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde, müvekkillerinin paydaş olduğuna dair mahkeme kararlarına değinilerek, davalılara ödenen fazla kısımların iadesi talep edilmiştir. Buna karşın mahkemece, paydaşlık kavramı, sermayenin iadesi ve hisse oranı dışında kalan kısımlar yönünden bir değerlendirme yapılmamış, davacıların paydaş olduğu olgusundan hareketle fazla miktarın ne sebeple geri ödenmesi gerektiği üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda mahkemece, anılan hususlar göz önüne alınarak, davalıların işlem ve sorumluluklarının tespiti ile sonuca gidilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Kabule göre de; dava dilekçesinde, davacıların pay değerleri olan 3.900 TL ve 330 TL dışında kalan ödemeler yönünden istemde bulunulmasına karşın, davacılar tarafından ödenen 55.000 DM'nin tamamı üzerinden yapılan hesaplama ile kabul hükmü kurulması dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılar S.. G.., M.. T.., M.. A.., Y.. K.. ile H.-el Plastik A.Ş.'ye verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılar S.. G.., M.. T.., M. A., Y.. K.., M.. Ç.. ve H.-el Plastik A.Ş'ye iadesine, 16/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/134003600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz