Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3797 E. 2024/6074 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye azaltımı↗ taleple bağlılık kuralı↗ idari para cezası↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ dolaylı zarar↗ taleple bağlılık↗ aktif husumet yokluğu↗ sermaye piyasası kanunu↗ sermaye artırımı↗ aktif husumet↗ şirket zararı↗ hisse senedi↗ husumet yokluğu↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ ilan↗ zamanaşımı↗ husumet↗
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- altı ay
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/471 E., 2022/824 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin farklı tarihlerde ve farklı bedellerde Merko Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den hisse senedi aldığını, müvekkilinin hisse senedini aldıktan sonra, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 03.12.2020 tarih ve 75/1473 sayılı kararı ile onaylanan sermaye azaltımı ile eş anlı gerçekleştirilen sermaye artırımından şirketin gelir elde ettiğini, 18.12.2020 tarihinde Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) ilan edilen izahnamenin 27.2 nolu "Halka Arzın Gerekçesi ve Halka Arz Gelirlerinin Kullanım Yerleri" başlıklı bölümündeki açıklamalara göre, şirketin elde edilecek gelir ile; "Şirket'imizin kur riskine maruz kaldığı döviz borçlarının kapatılmasına, ürün gamının geliştirilmesine yönelik makina, tesis ve altyapı yatırımlarının yapılmasına, işletme sermayesinin güçlendirilerek üretim maliyetlerinin düşürülmesine ve satın alma politikalarının revize edilmesine," karar verildiğini bildirdiğini, müvekkilinin yatırım yaptığı şirketin büyüme hedefinde olduğunu KAP açıklamalarından görüp, bedelli sermaye artışına katılım sağladığını, ancak şirketin, sermaye azaltımı ile eş anlı gerçekleştirilen sermaye artırımından elde edilen gelirin %49'una tekamül eden 31.000.000,00 TL'yi 27.11.2020 tarihinde kamuya açıklanan fon kullanım veri raporunda ve 18.12.2020 tarihinde Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) ilan edilen izahnamenin 27.2 nolu "Halka Arzın Gerekçesi ve Halka Arz Gelirlerinin Kullanım Yerleri" başlıklı bölümündeki açıklamaların aksine Frigo-Pak Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin (Frigo-Pak) paylarının devralınmasında kullandığını, ayrıca şirketin, 24.03.2021 tarihinde KAP'ta yayınlanan özel durum açıklamasında Frigo-Pak paylarının alım bedelinin 4.000.000,00 ABD Doları tutarındaki kısmı için kredi kullanılacağı belirtilmiş olmasına rağmen, 08.04.2021 tarihinde gerçekleştirilen ödemenin 31.000.000,00 TL tutarındaki kısmının halka arz gelirlerinden karşılanmış olması yönündeki değişiklik hakkında kamuya açıklama yapmadığını, bu sebeplerle şirkete, 29.04.2021 tarihinde SPK tarafından idari para cezaları uygulandığını, şirketin bu cezalar nedeniyle ciddi maddi zarara uğradığını, şirket yetkilileri tarafından yapılan hukuka aykırı işlemlerle yatırımcıların büyük zarara uğratıldığını, müvekkilinin de onlardan birisi olduğunu, söz konusu bedelliden toplanan paranın izahnamede belirtilen döviz borçlarının kapanması, yatırım yapılması, maliyet düşümü ve satın alma politikalarının revize edilmesi için kullanılması durumunda daha güçlü bir sermaye ile çok daha değerli bir şirket olacağını, ancak şirket yetkililerinin bedelliden topladığı parayı hiçbir açıklama yapmadan Frigo-Pak alımı için kullandığını ve şirketin değerinin düşmesine sebep olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 üncü maddesi kapsamında işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu ileri sürerek müvekkilinin zararının bilirkişi maharetiyle tespit edilmesini, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun tali olduğunu, tazminat talebinin ihraççıya yöneltilmeden yönetim kurulu üyelerine yönetilemeyeceğini, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 32 nci maddesinin 6 ncı fıkrası uyarınca, kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan tazminat talebinin, zararın meydana geldiği tarihten itibaren altı ay içinde zamanaşımına uğrayacağını, davacı tarafın şirket yöneticilerinin kusurları sebebiyle zarara uğradığını ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafından, şirket yöneticilerinin haksız işlemleri nedeniyle SPK tarafından şirkete idari para cezası uygulandığı, yine şirket yetkililerinin işlem ve eylemleri nedeniyle şirketin değerinin düşürüldüğü şeklindeki iddialara dayalı zararın tazmininin talep edildiğini, davacının dava dilekçesi kapsamında iddia ettiği zararların dolaylı zarar niteliğinde olduğu anlaşıldığından hükmedilecek tazminatın şirkete ödenmesini talep edebileceği, davacı vekilinin 17.08.2022 tarihli cevaba cevap başlıklı beyan dilekçesinde açıkça talep sonucunun davacı müvekkili lehine yapıldığını, davacı zararının 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi kapsamında davalılardan talep edildiğini belirttiği gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı, davalı yöneticilerin ortağı olduğu şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek zararın tazminini talep etmişse de mahkeme gerekçesinde işaret edildiği üzere, davacının dava dilekçesi kapsamında iddia ettiği zararlar dolaylı zarar niteliğinde olduğundan hükmedilecek tazminatın 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince şirkete ödenmesinin talep edilmesi gerektiğini, somut olayda dava dilekçesinin sonuç ve istek kısmına göre zararın davacıya ödenmesinin talep edilmesi karşısında Mahkemece taleple bağlılık kuralı gereğince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, dava dışı anonim şirketin yöneticilerinin eylemleri nedeniyle oluşan zararın 6102 sayılı Kanun'un 553 ve devamı maddeleri uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü ve 555 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5528 E. 2019/6887 K.
Ortak:dolaylı zarar · şirket zararı · anonim şirket
İncelediğiniz karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacı, davalı yöneticilerin ortağı olduğu «şirketi zarara» uğrattıklarını ileri sürerek zararın tazminini talep etmişse de mahkeme gerekçesinde işaret edildiği üzere, davacının dava dilekçesi kapsamında iddia ettiği zararlar «dolaylı zarar» niteliğinde olduğundan hükmedilecek tazminatın 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince şirkete ödenmesinin talep edilmesi gerektiğini, somut olayda dava dilekçesinin sonuç ve istek kısmına göre zararın davacıya ödenmesinin talep edilmesi karşısında Mahkemece «taleple bağlılık kuralı» gereğince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafından, şirket yöneticilerinin haksız işlemleri nedeniyle SPK tarafından şirkete «idari para cezası» uygulandığı, yine şirket yetkililerinin işlem ve eylemleri nedeniyle şirketin değerinin düşürüldüğü şeklindeki iddialara dayalı zararın tazmininin talep edildiğini, davacının dava dilekçesi kapsamında iddia ettiği zararların «dolaylı zarar» niteliğinde olduğu anlaşıldığından hükmedilecek tazminatın şirkete ödenmesini talep edebileceği, davacı vekilinin 17.08.2022 tarihli cevaba cevap başlıklı beyan dilekçesinde açıkça talep sonucunun davacı müvekkili lehine yapıldığını, davacı zararının 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi kapsamında davalılardan talep edildiğini belirttiği gerekçesiyle davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava dışı «anonim şirketin» yöneticilerinin eylemleri nedeniyle oluşan zararın 6102 sayılı Kanun'un 553 ve devamı maddeleri uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… abilmesi için genel kurulun bu yönde bir karar alması gerektiği ancak ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunduğu, ortak tarafından açılacak davada «dolaylı zarar» söz konusu ise tazminatın ortaklığa ödenmesini talep etmek gerektiği, «uyuşmazlık konusu» olayda ileri sürülen maddi olguların tamamen dava dışı «anonim şirketin zararına» ilişkin olduğu, açıklanan zararların dava dışı anonim şirketin doğrudan, davacı ortakların ise dolaylı zararı kapsamında olduğu, bu durum karşısında davacı ortakla …
Farklı:şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · uyuşmazlık konusu · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davalılardan ...'nın şirket yöneticisi olması nedeniyle TTK 553 ve 555 maddesi gereğince «şirket yöneticisinin sorumluluğuna» dayalı tazminat talebinin şirkete verilmesi «kaydı» ile dava açılması gerektiği, diğer davalılar hakkında şirket yöneticisi ile birlikte hareket ettiklerinden bahisle dava açılmış olması nedeniyle aynı şekilde tazmi …
… abilmesi için genel kurulun bu yönde bir karar alması gerektiği ancak ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunduğu, ortak tarafından açılacak davada «dolaylı zarar» söz konusu ise tazminatın ortaklığa ödenmesini talep etmek gerektiği, «uyuşmazlık konusu» olayda ileri sürülen maddi olguların tamamen dava dışı «anonim şirketin zararına» ilişkin olduğu, açıklanan zararların dava dışı anonim şirketin doğrudan, davacı ortakların ise dolaylı zararı kapsamında olduğu, bu durum karşısında davacı ortakla …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1398 E. 2019/3160 K.
Farklı:kusur sorumluluğu · kusur · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu kararda… ilmeleri için TTK 553/1.maddesi gereğince kendilerinin kusurlu olduğunun davacılar tarafından ispatlanması gerektiği, zira 553. maddeye göre düzenlenen sorumluluğun «kusur sorumluluğu» olduğu, bu bağlamda davacıların davalı yöneticilerin kusurlu olduğuna ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı gibi bilirkişiler tarafından da davalıların ku …
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacılar vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3797 E. , 2024/6074 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/144 Esas, 2023/713 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/471 E., 2022/824 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin farklı tarihlerde ve farklı bedellerde Merko Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den hisse senedi aldığını, müvekkilinin hisse senedini aldıktan sonra, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 03.12.2020 tarih ve 75/1473 sayılı kararı ile onaylanan sermaye azaltımı ile eş anlı gerçekleştirilen sermaye artırımından şirketin gelir elde ettiğini, 18.12.2020 tarihinde Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) ilan edilen izahnamenin 27.2 nolu "Halka Arzın Gerekçesi ve Halka Arz Gelirlerinin Kullanım Yerleri" başlıklı bölümündeki açıklamalara göre, şirketin elde edilecek gelir ile; "Şirket'imizin kur riskine maruz kaldığı döviz borçlarının kapatılmasına, ürün gamının geliştirilmesine yönelik makina, tesis ve altyapı yatırımlarının yapılmasına, işletme sermayesinin güçlendirilerek üretim maliyetlerinin düşürülmesine ve satın alma politikalarının revize edilmesine," karar verildiğini bildirdiğini, müvekkilinin yatırım yaptığı şirketin büyüme hedefinde olduğunu KAP açıklamalarından görüp, bedelli sermaye artışına katılım sağladığını, ancak şirketin, sermaye azaltımı ile eş anlı gerçekleştirilen sermaye artırımından elde edilen gelirin %49'una tekamül eden 31.000.000,00 TL'yi 27.11.2020 tarihinde kamuya açıklanan fon kullanım veri raporunda ve 18.12.2020 tarihinde Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) ilan edilen izahnamenin 27.2 nolu "Halka Arzın Gerekçesi ve Halka Arz Gelirlerinin Kullanım Yerleri" başlıklı bölümündeki açıklamaların aksine Frigo-Pak Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin (Frigo-Pak) paylarının devralınmasında kullandığını, ayrıca şirketin, 24.03.2021 tarihinde KAP'ta yayınlanan özel durum açıklamasında Frigo-Pak paylarının alım bedelinin 4.000.000,00 ABD Doları tutarındaki kısmı için kredi kullanılacağı belirtilmiş olmasına rağmen, 08.04.2021 tarihinde gerçekleştirilen ödemenin 31.000.000,00 TL tutarındaki kısmının halka arz gelirlerinden karşılanmış olması yönündeki değişiklik hakkında kamuya açıklama yapmadığını, bu sebeplerle şirkete, 29.04.2021 tarihinde SPK tarafından idari para cezaları uygulandığını, şirketin bu cezalar nedeniyle ciddi maddi zarara uğradığını, şirket yetkilileri tarafından yapılan hukuka aykırı işlemlerle yatırımcıların büyük zarara uğratıldığını, müvekkilinin de onlardan birisi olduğunu, söz konusu bedelliden toplanan paranın izahnamede belirtilen döviz borçlarının kapanması, yatırım yapılması, maliyet düşümü ve satın alma politikalarının revize edilmesi için kullanılması durumunda daha güçlü bir sermaye ile çok daha değerli bir şirket olacağını, ancak şirket yetkililerinin bedelliden topladığı parayı hiçbir açıklama yapmadan Frigo-Pak alımı için kullandığını ve şirketin değerinin düşmesine sebep olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 üncü maddesi kapsamında işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu ileri sürerek müvekkilinin zararının bilirkişi maharetiyle tespit edilmesini, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun tali olduğunu, tazminat talebinin ihraççıya yöneltilmeden yönetim kurulu üyelerine yönetilemeyeceğini, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 32 nci maddesinin 6 ncı fıkrası uyarınca, kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan tazminat talebinin, zararın meydana geldiği tarihten itibaren altı ay içinde zamanaşımına uğrayacağını, davacı tarafın şirket yöneticilerinin kusurları sebebiyle zarara uğradığını ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafından, şirket yöneticilerinin haksız işlemleri nedeniyle SPK tarafından şirkete idari para cezası uygulandığı, yine şirket yetkililerinin işlem ve eylemleri nedeniyle şirketin değerinin düşürüldüğü şeklindeki iddialara dayalı zararın tazmininin talep edildiğini, davacının dava dilekçesi kapsamında iddia ettiği zararların dolaylı zarar niteliğinde olduğu anlaşıldığından hükmedilecek tazminatın şirkete ödenmesini talep edebileceği, davacı vekilinin 17.08.2022 tarihli cevaba cevap başlıklı beyan dilekçesinde açıkça talep sonucunun davacı müvekkili lehine yapıldığını, davacı zararının 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi kapsamında davalılardan talep edildiğini belirttiği gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı, davalı yöneticilerin ortağı olduğu şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek zararın tazminini talep etmişse de mahkeme gerekçesinde işaret edildiği üzere, davacının dava dilekçesi kapsamında iddia ettiği zararlar dolaylı zarar niteliğinde olduğundan hükmedilecek tazminatın 6102 sayılı Kanun'un 555 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince şirkete ödenmesinin talep edilmesi gerektiğini, somut olayda dava dilekçesinin sonuç ve istek kısmına göre zararın davacıya ödenmesinin talep edilmesi karşısında Mahkemece taleple bağlılık kuralı gereğince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, dava dışı anonim şirketin yöneticilerinin eylemleri nedeniyle oluşan zararın 6102 sayılı Kanun'un 553 ve devamı maddeleri uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü ve 555 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1080299200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz