6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticaret Sicil işleminin iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3987 E. 2024/5921 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Zamanaşımı
['6102/147']
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temsil ve ilzam yetkisi rücu davası limited şirket hisse devri hisse devri sözleşmesi toplantı tutanağı ortaklıktan çıkarılma şirket müdürlüğü bozma sonrası karar ticaret sicili tescili tasdik kararı hakkın kötüye kullanılması şirket müdürü ticaret sicili müdürlüğü hisse devri cy/cy şerhi hakkaniyet pay defteri hisse devir sözleşmesi rücu sebepsiz zenginleşme kâr kaybı limited şirket hukuki yarar ticaret sicili esastan ret geçersizlik haciz yetkisizlik kararı ilk derece kararının kaldırılması ilan kusur dava sebebi yükleten (shipper) dahili dava zamanaşımı temsil istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 147

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2022/200 E., 2022/586 K.

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Doğuş Gıda Nak. Tur. Ltd. Şti.nin (Mahkemenin 2018/45 E. sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmemiş olması sebebi ile) ortağı ve yetkilisi olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğünün tek taraflı tesis ettiği 23.07.2020 tarihli sicil tasdiknamesi ile müvekkilinin ortaklıktan çıkarıldığını, şirket yetkilisinin değiştirildiğini, 2018/45 E. sayılı dosyada hisse devir işlemine ve şirket adına kayıtlı taşınmaza ilişkin verilmiş tedbir kararının eldeki davaya konu işlemle bertaraf edilerek taşınmazın devir işlemlerine başlandığını, 2018/45 E. sayılı davada verilen kararın Yargıtay kararı ile bozulduğunu, eldeki dava konusu işlemle, 2018/45 E. sayılı dosya ile ilgili verilen bozma kararı sonrası Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması muhtemel itiraz davasında dinlenilme ve müdahil olmak haklarının elinden alındığını, 2018/45 E. sayılı dosyaya göre Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gereken dava ile ilgili olarak yasal sürenin geçtiğini, 2013 tarihli hisse devri sözleşmesi ile yeniden başvuru için de tescil talep süresinin geçtiğini, 2013 tarihli hisse devrine ilişkin davalının tescil talebinin reddedildiğini, ikinci talebin de süresinden sonra olduğu için reddedildiğini, her iki kararın da kesinleştiğini, şirket hisselerinin devri hususunda bir anlaşma yapılmışsa da bu şekilde bir faaliyetin yürütülmediğini, aradan geçen 5 yılda müvekkilinin şirketi temsile devam ettiğini, genel kurullara katıldığını, diğer ortak ile birlikte tutanaklara imza attığını, şirket yetkilisi olarak davalı ...'ın babası dahil başka kimselere vekâletnameler verdiğini, müvekkilinin hisselerini devraldığını iddia eden ...'ın bir dönem şirkette sigortalı çalışmak dışında başka bağlantısının olmadığını, 5 yıl sonra devirden dolayı hak iddia ederek 2018/45 E. sayılı dosyadaki davayı açtığını ileri sürerek Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 27.03.2020 tarihli işleminin iptaline, 30.12.2013 tarihli noter hisse devir sözleşmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 147 nci maddesine göre zamanaşımı ve hakkın kötüye kullanılması sebebiyle iptaline, ticaret sicil işlemine göre yetkilendirilen kişilerin yetkilerinin iptaline, ortaklık yapısının eski hale getirilmesine, müvekkilinin şirket ortaklığının tespiti, tescili ve ilanını karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkilinin Trabzon 1. Noterliğinin 30.12.2013 tarihli ve 22830 yevmiye numaralı "Limited Şirket Hisse Devri" sözleşmesi ile ...'in hissesinin tamamını bedeli nakden ve tamamen satın aldığını, 30.12.2013 tarihli ve 2013/2 sayılı karar ile bu hisse satışının oy birliği ile kabulüne ve keyfiyetin pay defterine işlenmesine karar verildiğini, davacının şirketin yeni ortaklarının kimler olduğunu ve pay dağılımını gösterir tablonun altını imzaladığını, oluşan yeni duruma göre şirket ortaklarının 06.01.2014 tarihinde toplanarak "şirket Müdürü ...'in şirket müdürlüğü görevinin sona ermesine, temsil ve ilzam yetkilerinin kaldırılmasına, şirket ortaklarından ...'ın şirket müdürü olarak seçilmesine, münferit imzası ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmasına dair 2014/1 sayılı kararın verildiğini, müvekkili ...'ın hisseleri devraldıktan sonra Trabzon Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurusunun ilkinde, şirketin dosyası üzerinde haciz olduğu gerekçesi ile reddedildiğini, dava konusu işlemin çözümü ve tescilin sağlanması için davacı taraf ile görüşülmüşse de davacının gerekli yardımı sağlayacağını söyleyerek müvekkillerini oyaladığını, nihayetinde davacı tarafın kötü niyetli hareket ettiği ve şirket adına hakkı olmadığı halde işlemler yaptığını haricen öğrendiklerini, Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/45 esasına kayden açtıkları dava ile hisse satışının geçerliliğinin tespitini, ...'in ortaklığının son bulduğu, temsil ve ilzam yetkisinin kaldırıldığı, müvekkili ...'ın yeni hissedar olduğu ile şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğunun tespiti ve Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ve ilanı hususunda açılan davanın kabulüne karar verildiğini, Yargıtay tarafından bozma kararı verilmişse de, bahsekonu bozma kararının davacı tarafa hak tanıyan bir karar olmayıp işin Ticaret Sicil Müdürlüğü ile çözülmesi gerektiğine işaret eden ve tescilin sağlanmasını destekler mahiyette bir karar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 23.07.2020 tarihli dava konusu tescil işlemini, 2018/45 E. sayılı dosyada verilen Yargıtay kararında işaret edilen eksiklik ve yanlışlığı gidermek, sicildeki aleniyete güvenen üçüncü kişileri hak kaybına uğratmamak, rücu davalarına müzdarip olmamak adına yerine getirdiğini, dava konusu tasdik işleminde, kararın dayanağı tüm Mahkeme kararlarının gerekçeli olarak şerh edilerek tescil işleminin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, 30.12.2013 tarihinde davacı ...'in Trabzon 1. Noterliğinin 30.12.2013 tarihli ve 22830 yevmiye numaralı "Limited Şirket Hisse Devri" sözleşmesi ile ...'ne ait 7200 adetten oluşan hissesinin tamamını 180.000,00 TL bedelle, bedelini nakden ve tamamen alarak davalılardan ...'a sattığı, dava konusu satış sonrasında davacı ve şirketin diğer ortağı bir araya gelerek 30.12.2013 tarihli ve 2013/2 sayılı, davacının hisselerinin satışının oy birliği ile kabulüne ve keyfiyetin pay defterine işlenmesine dair kararı aldıkları, davacının yeni şirket ortaklarının kimler olduğunu ve pay dağılımını gösterir tablo altını imzaladığı, son yapılan hisse satışı ile birlikte yeni oluşan duruma göre şirket ortaklarının 06.01.2014 tarihinde toplanarak 2014/1 K. sayılı genel kurul toplantı tutanağına göre; "Şirket Müdürü ...'in şirket müdürlüğü görevinin sona ermesine, temsil ve ilzam yetkilerinin kaldırıldığı, şirket ortaklarından ...'ın şirket müdürü olarak seçildiği, şirket kaşesi ve ünvanı altında atacağı münferit imzası ile şirketi ahz-u kabze temsil ve ilzama yetkili kılındığı, söz konusu hisse devrinin tescili için davalı tarafça yasal süresi içerisinde Ticaret Sicil Müdürlüğüne müracaat edildiği, bu başvurunun Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından "... kaydında haciz şerhi olduğu"ndan bahisle reddedildiği, daha sonra davalı tarafından yapılan ikinci tescil başvurusunun ise Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından "tescil başvurusunun yasal süresinde yapılmadığından" bahisle reddedildiği, nihayetinde Mahkemenin 2018/45 E. sayılı dosyasına ilişkin olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.06.2020 tarihli ve 2019/4595 E., 2020/2725 K. sayılı ilamı ile; davacı ...’ın devir aldığı hisselere haciz konulmasının yerinde bir işlem olmayıp, esas itibarıyla söz konusu işlemlerin usulsüzlüğü gözetilerek bu durumda taleplerin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltilecek bir itiraz davası ile çözüme kavuşturulması gerektiği belirtildiğinden davalı tarafından yapılan üçüncü tescil talebinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kabul edilerek tescil işleminin yapıldığı ve davacı tarafından ise bu tescil işlemine karşı görülmekte olan davanın açıldığı, dava konusu uyuşmazlığın esasen dava tarafları arasındaki 2018/45 E. (bozma sonrası 2020/329) sayılı dava dosyasına ilişkin yukarıda belirtilen Yargıtay bozma ilamı ile dolaylı olarak giderildiği, zira kararda "...davacılardan ...’ın devir aldığı hisseler üzerinde haciz konulmasını ve bu hususun ticaret siciline tescilini gerektiren herhangi bir bilgi, belge ve olguya rastlanılmamış olup, Antalya 8. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1572 E. ve 2011/1727 E. sayılı dosyalarından gönderilen haciz müzekkerelerinde ise borçlu Doğuş Gıda Nakliyat Turizm Tic. Ltd. Şti.’nin başka bir şirketten alacaklı olması halinde ve başka bir şirkete ortak olması halinde ortak olunan şirketteki hisselere haciz konulması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda, anılan müzekkerelere istinaden davacı ...’ın devir aldığı hisselere haciz konulması yerinde bir işlem olmayıp, esas itibarıyla söz konusu işlemlerin usulsüzlüğü gözetilerek bu durumda taleplerin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltilecek bir itiraz davası ile çözüme kavuşturulması gerektiği" hususlarına yer verildiği, o dosya davacısı ...’ın, devir aldığı dava konusu şirket hisseleri üzerinde haciz konulmasının ve dolayısıyla davalının süresi içerisinde yaptığı ilk tescil talebinin, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından reddedilmesinin usulsüz olduğu, fakat sorunun 2018/45 E. (bozma sonrası 2020/329) sayılı dava dosyasında davacı olan işbu dosya davalılarından ...'ın, 2018/45 E. sayılı dosyada davalı olan işbu dosya davacısına karşı değil de Trabzon Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhinde açacağı bir itiraz davası ile giderilmesi gerektiğinin tespit edildiği, somut olayda şirket hisselerinin satışına dair tarafların anlaştığı ve satış bedelinin noter evrakından anlaşıldığı üzere nakden ve tamamen alınmış olması karşısında, davacının sırf tescil işleminin (davalı ...'ın herhangi bir kusuru bulunmamasına rağmen) süresinde yapılmadığından bahisle usulüne uygun yapılan şirket hisse devrinin geçersizliğini ileri sürerek görülen davayı açmasının adalet ve hakkaniyete aykırı olduğu gibi hakkın kötüye kullanılmasını oluşturduğu, zira davacının haklı olduğunun kabulü halinde davacının hem ... iradesi ile usulüne uygun şekilde sattığı şirket hisselerine kavuşacağı hem de bu şirket hisselerinin satışından elde ettiği 180.000,00 TL'ye sahip olarak sebepsiz zenginleşeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil Müdürlüğünce yapılan dava konusu işlemde usul ve yasaya uyarlılık bulunmadığını, tescil işlemi süresinde yapılmadığını, noter devri sonrasında idari anlamda prosedürün tamamlanması için her halükarda yeniden noter devri işlemi yapılması gerektiğini, noter devrinden kaynaklı hak ve alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; limited şirket hisse devrinin usule uygun şekilde yapıldığı, bu hisse devrine dayanılarak Ticaret Sicil Müdürlüğünce yapılan işlemlerde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi dayanak hisse devri sözleşmesinin geçersizliğini gerektirir şekilde bir delilin de ortaya konulamadığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı hususunun ve davalı açısından hakkın kötüye kullanımının değerlendirilmediğini, hakkaniyet ve adalet olgularının ancak usul ile kullanılması gerekli hak ve olgular olduğunu, davalı ...'ın kusurunun olmadığı tespitinin hatalı olduğunu, 30.12.2013 tarihli devir sözleşmesi uyarınca talep edilebilecek haklarn zamanaşımına uğradığını, zaman aşımına uğramış ile tescilin usulsüz olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, Ticaret Sicil Müdürlüğü işleminin iptali talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ttk 595

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4595 E. 2020/2725 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13337 E. 2012/4049 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/3987 E.  ,  2024/5921 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/667 Esas, 2023/898 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/200 E., 2022/586 K.

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Doğuş Gıda Nak. Tur. Ltd. Şti.nin (Mahkemenin 2018/45 E. sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmemiş olması sebebi ile) ortağı ve yetkilisi olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğünün tek taraflı tesis ettiği 23.07.2020 tarihli sicil tasdiknamesi ile müvekkilinin ortaklıktan çıkarıldığını, şirket yetkilisinin değiştirildiğini, 2018/45 E. sayılı dosyada hisse devir işlemine ve şirket adına kayıtlı taşınmaza ilişkin verilmiş tedbir kararının eldeki davaya konu işlemle bertaraf edilerek taşınmazın devir işlemlerine başlandığını, 2018/45 E. sayılı davada verilen kararın Yargıtay kararı ile bozulduğunu, eldeki dava konusu işlemle, 2018/45 E. sayılı dosya ile ilgili verilen bozma kararı sonrası Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması muhtemel itiraz davasında dinlenilme ve müdahil olmak haklarının elinden alındığını, 2018/45 E.

sayılı dosyaya göre Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gereken dava ile ilgili olarak yasal sürenin geçtiğini, 2013 tarihli hisse devri sözleşmesi ile yeniden başvuru için de tescil talep süresinin geçtiğini, 2013 tarihli hisse devrine ilişkin davalının tescil talebinin reddedildiğini, ikinci talebin de süresinden sonra olduğu için reddedildiğini, her iki kararın da kesinleştiğini, şirket hisselerinin devri hususunda bir anlaşma yapılmışsa da bu şekilde bir faaliyetin yürütülmediğini, aradan geçen 5 yılda müvekkilinin şirketi temsile devam ettiğini, genel kurullara katıldığını, diğer ortak ile birlikte tutanaklara imza attığını, şirket yetkilisi olarak davalı ...'ın babası dahil başka kimselere vekâletnameler verdiğini, müvekkilinin hisselerini devraldığını iddia eden ...'ın bir dönem şirkette sigortalı çalışmak dışında başka bağlantısının olmadığını, 5 yıl sonra devirden dolayı hak iddia ederek 2018/45 E.

sayılı dosyadaki davayı açtığını ileri sürerek Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 27.03.2020 tarihli işleminin iptaline, 30.12.2013 tarihli noter hisse devir sözleşmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 147 nci maddesine göre zamanaşımı ve hakkın kötüye kullanılması sebebiyle iptaline, ticaret sicil işlemine göre yetkilendirilen kişilerin yetkilerinin iptaline, ortaklık yapısının eski hale getirilmesine, müvekkilinin şirket ortaklığının tespiti, tescili ve ilanını karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkilinin Trabzon 1. Noterliğinin 30.12.2013 tarihli ve 22830 yevmiye numaralı "Limited Şirket Hisse Devri" sözleşmesi ile ...'in hissesinin tamamını bedeli nakden ve tamamen satın aldığını, 30.12.2013 tarihli ve 2013/2 sayılı karar ile bu hisse satışının oy birliği ile kabulüne ve keyfiyetin pay defterine işlenmesine karar verildiğini, davacının şirketin yeni ortaklarının kimler olduğunu ve pay dağılımını gösterir tablonun altını imzaladığını, oluşan yeni duruma göre şirket ortaklarının 06.01.2014 tarihinde toplanarak "şirket Müdürü ...'in şirket müdürlüğü görevinin sona ermesine, temsil ve ilzam yetkilerinin kaldırılmasına, şirket ortaklarından ...'ın şirket müdürü olarak seçilmesine, münferit imzası ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmasına dair 2014/1 sayılı kararın verildiğini, müvekkili ...'ın hisseleri devraldıktan sonra Trabzon Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurusunun ilkinde, şirketin dosyası üzerinde haciz olduğu gerekçesi ile reddedildiğini, dava konusu işlemin çözümü ve tescilin sağlanması için davacı taraf ile görüşülmüşse de davacının gerekli yardımı sağlayacağını söyleyerek müvekkillerini oyaladığını, nihayetinde davacı tarafın kötü niyetli hareket ettiği ve şirket adına hakkı olmadığı halde işlemler yaptığını haricen öğrendiklerini, Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/45 esasına kayden açtıkları dava ile hisse satışının geçerliliğinin tespitini, ...'in ortaklığının son bulduğu, temsil ve ilzam yetkisinin kaldırıldığı, müvekkili ...'ın yeni hissedar olduğu ile şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğunun tespiti ve Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ve ilanı hususunda açılan davanın kabulüne karar verildiğini, Yargıtay tarafından bozma kararı verilmişse de, bahsekonu bozma kararının davacı tarafa hak tanıyan bir karar olmayıp işin Ticaret Sicil Müdürlüğü ile çözülmesi gerektiğine işaret eden ve tescilin sağlanmasını destekler mahiyette bir karar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 23.07.2020 tarihli dava konusu tescil işlemini, 2018/45 E. sayılı dosyada verilen Yargıtay kararında işaret edilen eksiklik ve yanlışlığı gidermek, sicildeki aleniyete güvenen üçüncü kişileri hak kaybına uğratmamak, rücu davalarına müzdarip olmamak adına yerine getirdiğini, dava konusu tasdik işleminde, kararın dayanağı tüm Mahkeme kararlarının gerekçeli olarak şerh edilerek tescil işleminin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, 30.12.2013 tarihinde davacı ...'in Trabzon 1. Noterliğinin 30.12.2013 tarihli ve 22830 yevmiye numaralı "Limited Şirket Hisse Devri" sözleşmesi ile ...'ne ait 7200 adetten oluşan hissesinin tamamını 180.000,00 TL bedelle, bedelini nakden ve tamamen alarak davalılardan ...'a sattığı, dava konusu satış sonrasında davacı ve şirketin diğer ortağı bir araya gelerek 30.12.2013 tarihli ve 2013/2 sayılı, davacının hisselerinin satışının oy birliği ile kabulüne ve keyfiyetin pay defterine işlenmesine dair kararı aldıkları, davacının yeni şirket ortaklarının kimler olduğunu ve pay dağılımını gösterir tablo altını imzaladığı, son yapılan hisse satışı ile birlikte yeni oluşan duruma göre şirket ortaklarının 06.01.2014 tarihinde toplanarak 2014/1 K.

sayılı genel kurul toplantı tutanağına göre; "Şirket Müdürü ...'in şirket müdürlüğü görevinin sona ermesine, temsil ve ilzam yetkilerinin kaldırıldığı, şirket ortaklarından ...'ın şirket müdürü olarak seçildiği, şirket kaşesi ve ünvanı altında atacağı münferit imzası ile şirketi ahz-u kabze temsil ve ilzama yetkili kılındığı, söz konusu hisse devrinin tescili için davalı tarafça yasal süresi içerisinde Ticaret Sicil Müdürlüğüne müracaat edildiği, bu başvurunun Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından "... kaydında haciz şerhi olduğu"ndan bahisle reddedildiği, daha sonra davalı tarafından yapılan ikinci tescil başvurusunun ise Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından "tescil başvurusunun yasal süresinde yapılmadığından" bahisle reddedildiği, nihayetinde Mahkemenin 2018/45 E.

sayılı dosyasına ilişkin olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.06.2020 tarihli ve 2019/4595 E., 2020/2725 K. sayılı ilamı ile; davacı ...’ın devir aldığı hisselere haciz konulmasının yerinde bir işlem olmayıp, esas itibarıyla söz konusu işlemlerin usulsüzlüğü gözetilerek bu durumda taleplerin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltilecek bir itiraz davası ile çözüme kavuşturulması gerektiği belirtildiğinden davalı tarafından yapılan üçüncü tescil talebinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kabul edilerek tescil işleminin yapıldığı ve davacı tarafından ise bu tescil işlemine karşı görülmekte olan davanın açıldığı, dava konusu uyuşmazlığın esasen dava tarafları arasındaki 2018/45 E. (bozma sonrası 2020/329) sayılı dava dosyasına ilişkin yukarıda belirtilen Yargıtay bozma ilamı ile dolaylı olarak giderildiği, zira kararda "...davacılardan ...’ın devir aldığı hisseler üzerinde haciz konulmasını ve bu hususun ticaret siciline tescilini gerektiren herhangi bir bilgi, belge ve olguya rastlanılmamış olup, Antalya 8.

İcra Müdürlüğü’nün 2011/1572 E. ve 2011/1727 E. sayılı dosyalarından gönderilen haciz müzekkerelerinde ise borçlu Doğuş Gıda Nakliyat Turizm Tic. Ltd. Şti.’nin başka bir şirketten alacaklı olması halinde ve başka bir şirkete ortak olması halinde ortak olunan şirketteki hisselere haciz konulması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda, anılan müzekkerelere istinaden davacı ...’ın devir aldığı hisselere haciz konulması yerinde bir işlem olmayıp, esas itibarıyla söz konusu işlemlerin usulsüzlüğü gözetilerek bu durumda taleplerin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltilecek bir itiraz davası ile çözüme kavuşturulması gerektiği" hususlarına yer verildiği, o dosya davacısı ...’ın, devir aldığı dava konusu şirket hisseleri üzerinde haciz konulmasının ve dolayısıyla davalının süresi içerisinde yaptığı ilk tescil talebinin, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından reddedilmesinin usulsüz olduğu, fakat sorunun 2018/45 E.

(bozma sonrası 2020/329) sayılı dava dosyasında davacı olan işbu dosya davalılarından ...'ın, 2018/45 E. sayılı dosyada davalı olan işbu dosya davacısına karşı değil de Trabzon Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhinde açacağı bir itiraz davası ile giderilmesi gerektiğinin tespit edildiği, somut olayda şirket hisselerinin satışına dair tarafların anlaştığı ve satış bedelinin noter evrakından anlaşıldığı üzere nakden ve tamamen alınmış olması karşısında, davacının sırf tescil işleminin (davalı ...'ın herhangi bir kusuru bulunmamasına rağmen) süresinde yapılmadığından bahisle usulüne uygun yapılan şirket hisse devrinin geçersizliğini ileri sürerek görülen davayı açmasının adalet ve hakkaniyete aykırı olduğu gibi hakkın kötüye kullanılmasını oluşturduğu, zira davacının haklı olduğunun kabulü halinde davacının hem ...

iradesi ile usulüne uygun şekilde sattığı şirket hisselerine kavuşacağı hem de bu şirket hisselerinin satışından elde ettiği 180.000,00 TL'ye sahip olarak sebepsiz zenginleşeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil Müdürlüğünce yapılan dava konusu işlemde usul ve yasaya uyarlılık bulunmadığını, tescil işlemi süresinde yapılmadığını, noter devri sonrasında idari anlamda prosedürün tamamlanması için her halükarda yeniden noter devri işlemi yapılması gerektiğini, noter devrinden kaynaklı hak ve alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; limited şirket hisse devrinin usule uygun şekilde yapıldığı, bu hisse devrine dayanılarak Ticaret Sicil Müdürlüğünce yapılan işlemlerde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi dayanak hisse devri sözleşmesinin geçersizliğini gerektirir şekilde bir delilin de ortaya konulamadığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı hususunun ve davalı açısından hakkın kötüye kullanımının değerlendirilmediğini, hakkaniyet ve adalet olgularının ancak usul ile kullanılması gerekli hak ve olgular olduğunu, davalı ...'ın kusurunun olmadığı tespitinin hatalı olduğunu, 30.12.2013 tarihli devir sözleşmesi uyarınca talep edilebilecek haklarn zamanaşımına uğradığını, zaman aşımına uğramış ile tescilin usulsüz olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, Ticaret Sicil Müdürlüğü işleminin iptali talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1080261600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.