Ttk 595
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4595 E. 2020/2725 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 595↗ limited şirket pay devri↗ istinaf başvurusunun reddi↗ pay devri↗ ticaret sicili tescili↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ hisse devri↗ hisse devir sözleşmesi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ haciz↗ ilan↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 595. maddesinde limitet şirketlerde pay devrinin yazılı şekilde yapılıp noter tarafından onaylanması ve devre ortaklar kurulunca onay verilmesi şartının arandığı, dosyaya sunulan ... 1. Noterliğince düzenlenen 30/12/2013 tarihli 22830 yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi ve akabinde 30/12/2013 tarihli ... ve ... imzalarıyla alınan Genel Kurul kararı bir arada değerlendirildiğinde hisse devrinin gerçekleştiği, bu durumun haczin baki kalması şartıyla hisse devrinin tesciline engel teşkil etmeyeceği, yasa gereği ve Yargıtay kararlarında davacının hisse devrinin tespitini isteyebileceği gerekçesi ile davacının davasının kabulüne, ...’in hisselerini ...’a devrettiğinin tespitine, bu hususun ticaret sicilinde tescil ve ilanına, davalı ...’in şirket yetkilerinin geri alınması yönündeki 06/01/2014 tarihli genel kurul kararının geçerliliğine ve ...’ın şirket yetkilisi olarak seçildiğine ilişkin işlemin tespitine, bu hususta Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak tescil ve ilanının sağlanmasına, konan tedbirlerin karar kesinleşene kadar devamına karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamı uyarınca, davacılardan ...’ın devir aldığı hisseler üzerinde haciz konulmasını ve bu hususun ticaret siciline tescilini gerektiren herhangi bir bilgi, belge ve olguya rastlanılmamış olup, Antalya 8. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1572 E. ve 2011/1727 E. sayılı dosyalarından gönderilen haciz müzekkerelerinde ise borçlu Doğuş Gıda Nakliyat Turizm Tic. Ltd. Şti.’nin başka bir şirketten alacaklı olması halinde ve başka bir şirkete ortak olması halinde ortak olunan şirketteki hisselere haciz konulması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda, anılan müzekkerelere istinaden davacı ...’ın devir aldığı hisselere haciz konulması yerinde bir işlem olmayıp, esas itibarıyla söz konusu işlemlerin usulsüzlüğü gözetilerek bu durumda taleplerin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltilecek bir itiraz davası ile çözüme kavuşturulması gerekirken hisseleri devreden davalı aleyhine ikame edilen işbu tespit davasında hukuki yarar olmadığı gibi bu sebeplerle, davalıya husumet yöneltilmesi de yerinde olmadığından, ilk derece mahkemesince bu nedenlerle davanın karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi, vaki istinaf başvurusunun ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ticaret Sicil işleminin iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3987 E. 2024/5921 K.
Ortak:ticaret sicili tescili · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · limited şirket · hukuki yarar · ticaret sicili · haciz · ilan · dava şartı
İncelediğiniz karardaNoterliğince düzenlenen 30/12/2013 tarihli 22830 yevmiye nolu «hisse devir sözleşmesi» ve akabinde 30/12/2013 tarihli ... ve ... imzalarıyla alınan Genel Kurul kararı bir arada değerlendirildiğinde «hisse devrinin» gerçekleştiği, bu durumun haczin baki kalması şartıyla hisse devrinin tesciline engel teşkil etmeyeceği, yasa gereği ve Yargıtay kararlarında davacının hisse devrinin tespitini isteyebileceği gerekçesi ile davacının davasının kabulüne, ...’in hisselerini ...’a devrettiğinin tespitine, bu hususun ticaret sicilinde tescil ve «ilanına», davalı ...’in şirket yetkilerinin geri alınması yönündeki 06/01/2014 tarihli genel kurul kararının geçerliliğine ve ...’ın şirket yetkilisi olarak seçildiğine ili …
Dosya kapsamı uyarınca, davacılardan ...’ın devir aldığı hisseler üzerinde «haciz» konulmasını ve bu hususun «ticaret siciline tescilini» gerektiren herhangi bir bilgi, belge ve olguya rastlanılmamış olup, Antalya 8.
Bu durumda, anılan müzekkerelere istinaden davacı ...’ın devir aldığı hisselere «haciz» konulması yerinde bir işlem olmayıp, esas itibarıyla söz konusu işlemlerin usulsüzlüğü gözetilerek bu durumda taleplerin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltilecek bir itiraz davası ile çözüme kavuşturulması gerekirken hisseleri devreden davalı aleyhine ikame edilen işbu tespit davasında «hukuki yarar» olmadığı gibi bu sebeplerle, davalıya «husumet» yöneltilmesi de yerinde olmadığından, ilk derece mahkemesince bu nedenlerle davanın karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar veri …
Benzer bu karardaŞti.nin (Mahkemenin 2018/45 E. sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmemiş olması «sebebi» ile) ortağı ve yetkilisi olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğünün tek taraflı tesis ettiği 23.07.2020 tarihli sicil «tasdiknamesi» ile müvekkilinin «ortaklıktan çıkarıldığını», şirket yetkilisinin değiştirildiğini, 2018/45 E. sayılı dosyada hisse devir işlemine ve şirket adına kayıtlı taşınmaza ilişkin verilmiş tedbir kararının eldeki davaya konu işlemle bertaraf edilerek taşınmazın devir işlemlerine başlandığını, 2018/45 E. sayılı davada verilen kararın Yargıtay kararı ile bozulduğunu, eldeki dava konusu işlemle, 2018/45 E. sayılı dosya ile ilgili verilen bozma kararı sonrası Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması muhtemel itiraz davasında dinlenilme ve müdahil olmak haklarının elinden alındığını, 2018/45 E. sayılı dosyaya göre Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gereken dava ile ilgili olarak yasal sürenin geçtiğini, 2013 tarihli «hisse devri sözleşmesi» ile yeniden başvuru için de tescil talep süresinin geçtiğini, 2013 tarihli hisse devrine ilişkin davalının tescil talebinin reddedildiğini, ikinci talebin de süresinden sonra olduğu için reddedildiğini, her iki kararın da kesinleştiğini, şirket hisselerinin devri hususunda bir anlaşma yapılmışsa da bu şekilde bir faaliyetin yürütülmediğini, aradan geçen 5 yılda müvekkilinin şirketi «temsile» devam ettiğini, genel kurullara katıldığını, diğer ortak ile birlikte tutanaklara imza attığını, şirket yetkilisi olarak davalı ...'ın babası «dahil» başka kimselere vekâletnameler verdiğini, müvekkilinin hisselerini devraldığını iddia eden ...'ın bir dönem şirkette sigortalı çalışmak dışında başka bağlantısının olmadığını, 5 yıl sonra devirden dolayı hak iddia ederek 2018/45 E. sayılı dosyadaki davayı açtığını ileri sürerek Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 27.03.2020 tarihli işleminin iptaline, 30.12.2013 tarihli noter «hisse devir sözleşmesinin» 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 147 nci maddesine göre «zamanaşımı» ve «hakkın kötüye kullanılması» sebebiyle iptaline, «ticaret sicil» işlemine göre yetkilendirilen kişilerin yetkilerinin iptaline, ortaklık yapısının eski hale getirilmesine, müvekkilinin şirket ortaklığının tespiti, tescili ve «ilanını» karar verilmesini talep etmiştir.
Hukuk Dairesinin 09.06.2020 tarihli ve 2019/4595 E., 2020/2725 K. sayılı ilamı ile; davacı ...’ın devir aldığı hisselere «haciz» konulmasının yerinde bir işlem olmayıp, esas itibarıyla söz konusu işlemlerin usulsüzlüğü gözetilerek bu durumda taleplerin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltilecek bir itiraz davası ile çözüme kavuşturulması gerektiği belirtildiğinden davalı tarafından yapılan üçüncü tescil talebinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kabul edilerek tescil işleminin yapıldığı ve davacı tarafından ise bu tescil işlemine karşı görülmekte olan davanın açıldığı, dava konusu uyuşmazlığın esasen dava tarafları arasındaki 2018/45 E. («bozma sonrası» 2020/329) sayılı dava dosyasına ilişkin yukarıda belirtilen Yargıtay bozma ilamı ile dolaylı olarak giderildiği, zira kararda "...davacılardan ...’ın devir aldığı hisseler üzerinde haciz konulmasını ve bu hususun «ticaret siciline tescilini» gerektiren herhangi bir bilgi, belge ve olguya rastlanılmamış olup, Antalya 8.
… hissesinin tamamını bedeli nakden ve tamamen satın aldığını, 30.12.2013 tarihli ve 2013/2 sayılı karar ile bu hisse satışının oy birliği ile kabulüne ve keyfiyetin «pay defterine» işlenmesine karar verildiğini, davacının şirketin yeni ortaklarının kimler olduğunu ve pay dağılımını gösterir tablonun altını imzaladığını, oluşan yeni duruma göre şirket ortaklarının 06.01.2014 tarihinde toplanarak "şirket Müdürü ...'in «şirket müdürlüğü» görevinin sona ermesine, «temsil» ve ilzam yetkilerinin kaldırılmasına, şirket ortaklarından ...'ın «şirket müdürü» olarak seçilmesine, münferit imzası ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmasına dair 2014/1 sayılı kararın verildiğini, müvekkili ...'ın hisseleri devraldıktan sonra Trabzon Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurusunun ilkinde, şirketin dosyası üzerinde «haciz» olduğu gerekçesi ile reddedildiğini, dava konusu işlemin çözümü ve tescilin sağlanması için davacı taraf ile görüşülmüşse de davacının gerekli yardımı sağlayacağını söyleyerek müvekkillerini oyaladığını, nihayetinde davacı tarafın kötü niyetli hareket ettiği ve şirket adına hakkı olmadığı halde işlemler yaptığını haricen öğrendiklerini, Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/45 esasına kayden açtıkları dava ile hisse satışının geçerliliğinin tespitini, ...'in ortaklığının «son» bulduğu, temsil ve ilzam «yetkisinin» kaldırıldığı, müvekkili ...'ın yeni hissedar olduğu ile şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğunun tespiti ve Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ve «ilanı» hususunda açılan davanın kabulüne karar verildiğini, Yargıtay tarafından bozma kararı verilmişse de, bahsekonu bozma kararının davacı tarafa hak tanıyan bir karar …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · limited şirket hisse devri · hisse devri sözleşmesi · toplantı tutanağı · ortaklıktan çıkarılma · şirket müdürlüğü · bozma sonrası karar · tasdik kararı
Benzer bu karardaŞti.nin (Mahkemenin 2018/45 E. sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmemiş olması «sebebi» ile) ortağı ve yetkilisi olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğünün tek taraflı tesis ettiği 23.07.2020 tarihli sicil «tasdiknamesi» ile müvekkilinin «ortaklıktan çıkarıldığını», şirket yetkilisinin değiştirildiğini, 2018/45 E. sayılı dosyada hisse devir işlemine ve şirket adına kayıtlı taşınmaza ilişkin verilmiş tedbir kararının eldeki davaya konu işlemle bertaraf edilerek taşınmazın devir işlemlerine başlandığını, 2018/45 E. sayılı davada verilen kararın Yargıtay kararı ile bozulduğunu, eldeki dava konusu işlemle, 2018/45 E. sayılı dosya ile ilgili verilen bozma kararı sonrası Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması muhtemel itiraz davasında dinlenilme ve müdahil olmak haklarının elinden alındığını, 2018/45 E. sayılı dosyaya göre Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gereken dava ile ilgili olarak yasal sürenin geçtiğini, 2013 tarihli «hisse devri sözleşmesi» ile yeniden başvuru için de tescil talep süresinin geçtiğini, 2013 tarihli hisse devrine ilişkin davalının tescil talebinin reddedildiğini, ikinci talebin de süresinden sonra olduğu için reddedildiğini, her iki kararın da kesinleştiğini, şirket hisselerinin devri hususunda bir anlaşma yapılmışsa da bu şekilde bir faaliyetin yürütülmediğini, aradan geçen 5 yılda müvekkilinin şirketi «temsile» devam ettiğini, genel kurullara katıldığını, diğer ortak ile birlikte tutanaklara imza attığını, şirket yetkilisi olarak davalı ...'ın babası «dahil» başka kimselere vekâletnameler verdiğini, müvekkilinin hisselerini devraldığını iddia eden ...'ın bir dönem şirkette sigortalı çalışmak dışında başka bağlantısının olmadığını, 5 yıl sonra devirden dolayı hak iddia ederek 2018/45 E. sayılı dosyadaki davayı açtığını ileri sürerek Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 27.03.2020 tarihli işleminin iptaline, 30.12.2013 tarihli noter «hisse devir sözleşmesinin» 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 147 nci maddesine göre «zamanaşımı» ve «hakkın kötüye kullanılması» sebebiyle iptaline, «ticaret sicil» işlemine göre yetkilendirilen kişilerin yetkilerinin iptaline, ortaklık yapısının eski hale getirilmesine, müvekkilinin şirket ortaklığının tespiti, tescili ve «ilanını» karar verilmesini talep etmiştir.
… tescil işlemini, 2018/45 E. sayılı dosyada verilen Yargıtay kararında işaret edilen eksiklik ve yanlışlığı gidermek, sicildeki aleniyete güvenen üçüncü kişileri hak «kaybına» uğratmamak, «rücu davalarına» müzdarip olmamak adına yerine getirdiğini, dava konusu «tasdik» işleminde, kararın dayanağı tüm Mahkeme kararlarının gerekçeli olarak «şerh» edilerek tescil işleminin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… asında davacı ve şirketin diğer ortağı bir araya gelerek 30.12.2013 tarihli ve 2013/2 sayılı, davacının hisselerinin satışının oy birliği ile kabulüne ve keyfiyetin «pay defterine» işlenmesine dair kararı aldıkları, davacının yeni şirket ortaklarının kimler olduğunu ve pay dağılımını gösterir tablo altını imzaladığı, «son» yapılan hisse satışı ile birlikte yeni oluşan duruma göre şirket ortaklarının 06.01.2014 tarihinde toplanarak 2014/1 K. sayılı genel kurul «toplantı tutanağına» göre; "Şirket Müdürü ...'in «şirket müdürlüğü» görevinin sona ermesine, «temsil» ve ilzam yetkilerinin kaldırıldığı, şirket ortaklarından ...'ın «şirket müdürü» olarak seçildiği, şirket kaşesi ve ünvanı altında atacağı münferit imzası ile şirketi ahz-u kabze temsil ve ilzama yetkili kılındığı, söz konusu «hisse devrinin» tescili için davalı tarafça yasal süresi içerisinde Ticaret Sicil Müdürlüğüne müracaat edildiği, bu başvurunun Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından "... kaydında «haciz» «şerhi» olduğu"ndan bahisle reddedildiği, daha sonra davalı tarafından yapılan ikinci tescil başvurusunun ise Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından "tescil başvurusunun yasal …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; «limited şirket hisse devrinin» usule uygun şekilde yapıldığı, bu hisse devrine dayanılarak Ticaret Sicil Müdürlüğünce yapılan işlemlerde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi dayanak «hisse devri sözleşmesinin» «geçersizliğini» gerektirir şekilde bir delilin de ortaya konulamadığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başv …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4595 E. , 2020/2725 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/02/2019 tarih ve 2018/45 E.- 2019/95 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 21/05/2019 tarih ve 2019/631 E.- 2019/677 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ...
1. Noterliği'nde yapılan limited şirket hisse devri sözleşmesi ile davalının davacı şirketteki 7200 hissesinin 180.000,00 TL karşılığında davacı ...’a devredildiğini, devir işleminin genel kurul toplantısı ile onaylandığını, hisse devir işleminin tescili için ... Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne başvurulduğunda şirket hisseleri üzerinde haciz olduğu gerekçesi ile tescil isteminin reddedildiğini, hisseler üzerindeki hacze ilişkin borçlar ödendikten sonra yeniden yapılan başvurunun bu defa 15 günlük süre içinde tescil talebinde bulunulmaması sebebiyle reddedilip, güncel tarihli devredenin imzasını içeren genel kurul kararı talep edildiğini, davalının önceleri işi ötelemesi ve sonrasında ise davalıya ulaşılamaması sebepleriyle yeni tarihli genel kurul kararı alınamadığını, şirket genel kurulunca davalının şirket müdürlüğü görevinin de sonlandırıldığını ancak aynı gerekçelerle tescil işlemlerinin gerçekleştirilemediğini, davalının hali hazırda şirket ortağı ve müdür sıfatının olması sebebiyle üçüncü kişiler nezdinde müvekkilini korumasız durumda bıraktığını, davalının şirket hisselerini başka kişilere devredip şirketi borçlandırma ihtimalinin bulunduğunu, haricen yapılan araştırmada davalının bu şekilde girişimlerinin olduğunun öğrenildiğini ileri sürerek, davalının hisselerini davacı ...’a devrettiğinin, davalının şirket yetkilerinin geri alınması ve kaldırılması işlemi ile davacı ...’ın şirket yetkilisi seçildiğine ilişkin işlemlerin geçerliliğinin tespiti ve Ticaret Sicil Müdürlüğünde ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, hisseler devredildiğinde üzerlerinde haciz bulunduğunu, İİK’nın 94. maddesi gereğince yapılan devir işleminin batıl olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğü kararlarının yerinde olduğunu, batıl işlemin şartların değişmesinden sonra yenilenmesi gerektiğini, devralan davacı ...’ın devir tarihinden sonra bir süre davacı şirkette sigortalı çalışmak suretiyle tüm süreçten haberdar olduğunu, noter devir sözleşmesinden sonra müvekkilinin şirket yetkilisi sıfatı ile davacı ...’nin babası ...’a vekaletname verdiğini, bu vekalete dayalı olarak diğer davacı ... ile şirket karar defterinde şube açılışı v.s. konularda işlemler yapıldığını, hatta davacı ...’nin sonradan yetkilisi olduğu başka bir şirket ile fason üretim konusunda da anlaşmalar yapıldığını, bu durumun davacı ...’nin hisse devrinin batıl olduğunu ve hisselerini devraldığı şirketin aslında müvekkili davalı tarafından yönetildiğini zımnen kabul ettiği anlamını taşıdığını, kötü niyetli olarak hisse devrinden itibaren 5 yıl sonra dava açıldığını, davacı şirket ve ...’ın in aktif dava ehliyetleri bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 595. maddesinde limitet şirketlerde pay devrinin yazılı şekilde yapılıp noter tarafından onaylanması ve devre ortaklar kurulunca onay verilmesi şartının arandığı, dosyaya sunulan ...
1. Noterliğince düzenlenen 30/12/2013 tarihli 22830 yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi ve akabinde 30/12/2013 tarihli ... ve ... imzalarıyla alınan Genel Kurul kararı bir arada değerlendirildiğinde hisse devrinin gerçekleştiği, bu durumun haczin baki kalması şartıyla hisse devrinin tesciline engel teşkil etmeyeceği, yasa gereği ve Yargıtay kararlarında davacının hisse devrinin tespitini isteyebileceği gerekçesi ile davacının davasının kabulüne, ...’in hisselerini ...’a devrettiğinin tespitine, bu hususun ticaret sicilinde tescil ve ilanına, davalı ...’in şirket yetkilerinin geri alınması yönündeki 06/01/2014 tarihli genel kurul kararının geçerliliğine ve ...’ın şirket yetkilisi olarak seçildiğine ilişkin işlemin tespitine, bu hususta Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak tescil ve ilanının sağlanmasına, konan tedbirlerin karar kesinleşene kadar devamına karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamı uyarınca, davacılardan ...’ın devir aldığı hisseler üzerinde haciz konulmasını ve bu hususun ticaret siciline tescilini gerektiren herhangi bir bilgi, belge ve olguya rastlanılmamış olup, Antalya 8. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1572 E. ve 2011/1727 E. sayılı dosyalarından gönderilen haciz müzekkerelerinde ise borçlu Doğuş Gıda Nakliyat Turizm Tic. Ltd. Şti.’nin başka bir şirketten alacaklı olması halinde ve başka bir şirkete ortak olması halinde ortak olunan şirketteki hisselere haciz konulması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda, anılan müzekkerelere istinaden davacı ...’ın devir aldığı hisselere haciz konulması yerinde bir işlem olmayıp, esas itibarıyla söz konusu işlemlerin usulsüzlüğü gözetilerek bu durumda taleplerin Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yöneltilecek bir itiraz davası ile çözüme kavuşturulması gerekirken hisseleri devreden davalı aleyhine ikame edilen işbu tespit davasında hukuki yarar olmadığı gibi bu sebeplerle, davalıya husumet yöneltilmesi de yerinde olmadığından, ilk derece mahkemesince bu nedenlerle davanın karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi, vaki istinaf başvurusunun ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/608718800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz