Maddi manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4772 E. 2024/6130 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tıbbi kötü uygulama↗ kusur tespiti↗ zorunlu mali sorumluluk sigortası↗ poliçe limiti↗ mali sorumluluk sigortası↗ sorumluluk sigortası↗ maddi ve manevi tazminat↗ harç↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ kusur↗ dava sebebi↗ hasar↗ vekalet ücreti↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI :2018/234 E., 2018/364 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...'ın 05.09.2013 tarihinde davalılardan Orta Anadolu Sağlık Hizmetleri Tur. İnş. San. ve Tic. A.Ş.'ye ait Özel Kapadokya Hastanesinde doğum yaparak diğer müvekkili ... ...'yi dünyaya getirdiğini, doğumunun bu hastanede çalışan davalı doktor ... tarafından yaptırıldığını, diğer davalı ... şirketinin ise davalı doktor için Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yapan sigorta şirketi olduğunu, bebeğin, çıkışının zorluğu sebebi ile doğumun vakumla gerçekleştirildiğini, doğum sırasında bebeğin kalbinin ve solunumunun durduğunu, doğum sonrasında da spontan solunumunun olmadığının ve bradikardik olduğunun tespit edildiğini, yapılan tedavilere ve ameliyata rağmen müvekkili ... ...'nin henüz sağlığına kavuşamadığını, hala sağ koltuk altındaki ve sağ göz kapağındaki rahatsızlığın devam ettiğini, sağ kolunun kalkmadığını ve bu kolunu kullanamadığını, Nevşehir Devlet Hastanesinin 12.08.2014 tarihli raporuna göre müvekkili çocuğun %60 oranında engelli olduğunun tespit edildiğini ve fizik tedavinin uygun görüldüğünü, müvekkili çocuğun rahatsızlığına ve engelli kalmasına davalı doktor ...'un bebeğin iri ve kilolu olmasına rağmen normal doğumu tercih etmesi ve doğum sırasındaki kusurlu davranışlarının neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, müvekkillerinden ... için 1.000,00 TL, ... bakımından 1.500,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinin sorumluluğu sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 20.000,00'er TL'den olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalı ... şirketinin sorumluluğunun sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... ve Orta Anadolu Sağlık Hizmetleri Tur. İnş. San. ve Tic. A.Ş. yasal süresinde davaya cevap vermemiş olup, davalılar vekili yargılama sırasında davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Oyak Sigorta A.Ş. davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi kurulu ile adli tıp raporlarında da belirtildiği üzere, doğum öncesinde doğumun normal koşullar dışında gerçekleşebileceğine dair herhangi bir tıbbi bulguya rastlanılmadığı, sezaryen endikasyonunun bulunmadığı, doğum eyleminde uzama ya da aksaklık bildirilmediği, söz konusu bulgularla kişiye normal doğum yaptırılmasının doğru bir yaklaşım olduğu, küçükte saptanan brakial pleksus lezyonunun normal doğum eylemi sırasında tüm özenin gösterildiği durumlarda dahi bebeğin vaginal yoldan çıkartılması sırasındaki manevralara bağlı olarak görülebildiği, öngörülemeyen ve önlenemeyen bir komplikasyon olarak nitelendirildiği, bebeğin fiziksel gelişimi, doğum öncesi tetkik sonuçları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; doğum eylemi sırasında bebekte plektus brakialis lezyonu oluşması yönünden Doktor ..., ilgili diğer hekimler ve hastaneye atfı kabil bir kusur tespit edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu raporunun davalı hastane tarafından düzenlenen belgelerden yola çıkılarak hazırlandığını, adı geçenin kendi kusurunu tedavi evraklarına yansıtmayacağının açık olduğunu, ayrıca karara esas alınan bu raporun içerisinde yeni doğan çocuk uzman doktorunun bulunmadığını, müvekkilindeki durumun, öngörülemeyen ve önlemeyen bir komplikasyon olarak nitelendirilmesi sureti ile doğumu yaptıran doktora ve ilgililere bir kusur yüklenmediğini, raporun soyut ve yetersiz olduğunu, bu durumda davalı doktorun en hafif kusurundan dahi sorumlu olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta önemli olanın doğum öncesi bulgular olduğunu, bu bulguların gerçeğe uygun yansıtılmayacağı düşünüldüğünde bunlara şüpheyle yaklaşılması ve olayın o şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece Adli Tıp Kurumundan "Doğumun sezaryenle yapılması durumunda yine aynı hasarın meydana gelip gelmeyeceği konusunda" rapor düzenlenmesinin istenilmesine rağmen raporda bu konuda bir değerlendirme yapılmadığını, ek rapor taleplerinin de mahkemece kabul edilmediğini, sonuç itibariyle müvekkili ...'ın normal doğum yoluyla dünyaya getirilmesi sırasında doktor tarafından yapılan hata nedeniyle müvekkilinin engelli kaldığını, bu şekilde bir yaralanmanın gerçekleşmesinin normal olmadığını, davaya tüketici mahkemesi olarak bakıldığı için davalılar lehine reddedilen maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı değil, tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, müvekkilleri lehine kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8277 E. 2012/14063 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bildirim yükümlülüğü · özel dava şartı · ba formu · teminat kapsamı · ek prim · feragat · geçersizlik · dosya masrafı
Benzer bu kararda… lanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında ilk olarak düzenlenen 27.12.2002 başlangıç tarihli poliçeden bu yana davalıdan doğum «teminatı» için «prim» alındığı, doğumun gerçekleştiği 27.12.2008-27.12.2009 tarihlerini kapsayan poliçede anlaşmalı olmayan kurumlar ile ilgili olarak ''«geçersiz»'' ibaresi yazılıp, teminat dışı kaldığından bahsedilmediğinden doğum «masraflarının» istenebileceği, davalı taraf 27.12.2007 başlangıç ve 27.12.2008 bitiş tarihli poliçede Amerikan Hastanesinin anlaşmalı kurum statüsünden çıkartıldığı hususunun yer aldığını belirtse de, taraflar arasındaki ilk ve «son» poliçede bu hususun yazılı olmadığı, öte yandan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğe göre belirlenen «forma» dayalı olarak sigortalıya «bildirim yükümlüğünün» de usulünce yerine getirilmediği, kaldı ki davacının acil durum gereği ilgili hastaneye müracaat etmesi nedeniyle poliçedeki acil duruma ilişkin hükümlerin işletilerek faturalandırılmış hastane masrafları ile doktor ücretinden sigorta şirketinin sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davalı ... şirketi yönünden davanın kabulüne, diğer davalı bakımından ise «feragat» nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
… - 27.12.2008 tarihli poliçede Amerikan Hastanesi'nin anlaşmalı kurum statüsünden çıkarıldığına dair bilgilendirme yapıldığı, 27.12.2008-27.12.2009 tarihli poliçenin «özel şartlar» kısmının Hamilelik ve Doğum Teminatı başlıklı 2.3. maddesinde “Normal doğum,…tüm doğum «masrafları» sadece poliçe ekinde listesi verilen ve poliçe için geçerli olduğu belirtilen anlaşmalı sağlık kurumlarında gerçekleştirilmesi koşulu ile…«teminat kapsamında» karşılanır”, Sağlık Giderlerinin Tazmini başlıklı 11. maddede ise “…teminatlar için anlaşma harici sağlık kurumu olarak tanımlanmış kişi ve kurumlarca gerçekleştirilen sağlık gideri (sigortalının kendi isteği ve acil durum nedeni ile de olsa) bu poliçe kapsamında karşılanmaz” hükümleri ve diğer poliçe hükümlerine göre, poliçe ekindeki çizelgede iki yıldızlı sağlık kurumlarında hamilelik ve doğum yatışının «geçersiz» olduğunun bildirildiği, özel doktor ücretinin teminat kapsamında olmasının şartlarının gerçekleşmediği, acil durumda dahi anlaşma dışı kurumların teminat dahilinde …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7325 E. 2022/377 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hamil · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacılardan ...’un «hamile» olduğu, Antalya’da bulunan doktorunun daha önceden yaptığı tetkikler neticesinde rahim ağzındaki açıklığın ileriki aylarda düşük yapma riskini % 90’lara çıkarabile …
… lduğu gözetilerek 6102 sayılı Kanun'un 3, 19 ve 9. maddeleri ile 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi çerçevesinde hükmedilen tazminat tutarına dava tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmesi gerekirken bu yönde bir hüküm kurulmamış olması doğru olmayıp davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın bu n …
-
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7550 E. 2022/609 K.
Ortak:sorumluluk sigortası · kusur · dava sebebi
İncelediğiniz kararda… ı ... şirketinin ise davalı doktor için Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yapan sigorta şirketi olduğunu, bebeğin, çıkışının zorluğu «sebebi» ile doğumun vakumla gerçekleştirildiğini, doğum sırasında bebeğin kalbinin ve solunumunun durduğunu, doğum sonrasında da spontan solunumunun olmadığının ve bradikardik olduğunun tespit edildiğini, yapılan tedavilere ve ameliyata rağmen müvekkili ... ...'nin henüz sağlığına kavuşamadığını, hala sağ koltuk altındaki ve sağ göz kapağındaki rahatsızlığın devam ettiğini, sağ kolunun kalkmadığını ve bu kolunu kullanamadığını, Nevşehir Devlet Hastanesinin 12.08.2014 tarihli raporuna göre müvekkili çocuğun %60 oranında engelli olduğunun tespit edildiğini ve fizik tedavinin uygun görüldüğünü, müvekkili çocuğun rahatsızlığına ve engelli kalmasına davalı doktor ...'un bebeğin iri ve kilolu olmasına rağmen normal doğumu tercih etmesi ve doğum sırasındaki kusurlu davranışlarının neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, müvekkillerinden ... için 1.000,00 TL, ... bakımından 1.500,00 TL «maddi tazminatın» olay tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalı ... şirketinin «sorumluluğu sigorta» «poliçe limiti» ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 20.000,00'er TL'den olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden it …
… larak değerlendirildiğinde; doğum eylemi sırasında bebekte plektus brakialis lezyonu oluşması yönünden Doktor ..., ilgili diğer hekimler ve hastaneye atfı kabil bir «kusur tespit» edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… unun bulunmadığını, müvekkilindeki durumun, öngörülemeyen ve önlemeyen bir komplikasyon olarak nitelendirilmesi sureti ile doğumu yaptıran doktora ve ilgililere bir «kusur» yüklenmediğini, raporun soyut ve yetersiz olduğunu, bu durumda davalı doktorun en hafif kusurundan dahi sorumlu olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta önemli olanın doğum öncesi bulgular olduğunu, bu bulguların gerçeğe uygun yansıtılmayacağı düşünüldüğünde bunlara şüpheyle yaklaşılması ve olayın o şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece Adli Tıp Kurumundan "Doğumun sezaryenle yapılması durumunda yine aynı «hasarın» meydana gelip gelmeyeceği konusunda" rapor düzenlenmesinin istenilmesine rağmen raporda bu konuda bir değerlendirme yapılmadığını, ek rapor taleplerinin de mahkemece kabul edilmediğini, sonuç itibariyle müvekkili ...'ın normal doğum yoluyla dünyaya getirilmesi sırasında doktor tarafından yapılan hata nedeniyle müvekkilinin engelli kaldığını, bu şekilde bir yaralanmanın gerçekleşmesinin normal olmadığını, davaya tüketici mahkemesi olarak bakıldığı için davalılar lehine reddedilen maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı değil, tek «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini belirterek, müvekkilleri lehine kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaA.Ş.’de 09.05.2015 tarihinde sezeryanla doğum yapan davacının her iki ayağında hastanenin «kusuru» ile 3. derecede yanık meydana geldiğini, davacının bebeğini emzirmesi «sebebi» ile bebeğe de zarar vereceği endişesi ve üzüntüsü ile ağrı kesici ilaç kullandığını, uzun yıllar süren tüp bebek tedavisi ile bebeğine kavuşup olay nedeni ile bebeğine bakamadığını, evinin işlerini yapamadığını, anne ve eş olmanın gereklerini yerine getiremediğini, yardımlar için 5 ayda toplam 4.500,00 TL «masraf» yapıldığını, uzun süren tedaviler toplamı davacının toplam 5.024,85 TL maddi zarara ve 70.000,00 TL manevi zarara uğradığını ileri sürerek toplam 75.024,85 TL'nin …
1- Dava, davalı şirket nezdinde «mesleki sorumluluk sigorta poliçesi» ile sigortalı Rentıp Hastane'sinde doğum yapan davacının, hastanenin «kusuru» ile vücudunda meydana gelen 3. derece yanık nedeni ile maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davalı vekili, «kusurun» sigortalı hastane personelinden kaynaklandığını, maddi ve manevi zarar talebine ilişkin olarak Bursa 4.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mesleki sorumluluk sigortası · doğrudan zarar · sigorta tahkim komisyonu · sigorta tahkimi · tahkim · şirket zararı · hakem kararı · derdestlik
Benzer bu karardaUyumazlık Hakem Heyetince, başvuru konusu manevi tazminat değerlendirilmesinin sigorta «hakemlerinin» «görev alanı» dışında kalıp TMK m.4 gereği hakim tarafından takdir edilmesi gerektiği, aynı konuda iki dava açılmasında davacının korunmaya layık menfaati bulunmadığı, bu hususun dava şartı haline getirilmiş olduğu, sorumluluğun «doğrudan zarar» veren kişi üzerinde doğup sigorta «şirketinin zarar» veren kişi olmadığı, sigortalının hukuki sorumluluk alanında meydana gelmiş bir zarar varsa tespit ve takdir edilmesi gerektiği, sigortalının sorumlu tutulacağı manevi tazminat tutarı belirlenmeden doğrudan sigorta şirketini sorumlu tutmak suretiyle Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyetinin manevi tazminat talebini değerlendirmesinin usul açısından da mümkün olmadığı, Hakem Heyetinin «görevsizliği» gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.
Tüketici Mahkemesi'nin 2015/690 E. sayılı dosyası marifetiyle yargılamaya konu edildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, yargıya intikal etmiş uyuşmazlıklar yönünden «sigorta tahkim komisyonuna» başvuru yapılamayacağı gerekçesiyle başvuranın itirazlarının reddi ile anılan İlk Hakem Heyeti kararının «infazını» temin amacıyla düzeltilmesine, başvuruya konu ihtilafın adli yargıya intikal ettirilmiş olması ve SK m.
Tüketici Mahkemesi nezdinde 2015/690 E. sayı ile dava açıldığını, davanın halen «derdest» olduğunu, manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, sorumluluk tespiti için yeterli evrak bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
1- Dava, davalı şirket nezdinde «mesleki sorumluluk sigorta poliçesi» ile sigortalı Rentıp Hastane'sinde doğum yapan davacının, hastanenin «kusuru» ile vücudunda meydana gelen 3. derece yanık nedeni ile maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4772 E. , 2024/6130 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1003 Esas, 2023/1236 Karar
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2018/234 E., 2018/364 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...'ın 05.09.2013 tarihinde davalılardan Orta Anadolu Sağlık Hizmetleri Tur. İnş. San. ve Tic. A.Ş.'ye ait Özel Kapadokya Hastanesinde doğum yaparak diğer müvekkili ... ...'yi dünyaya getirdiğini, doğumunun bu hastanede çalışan davalı doktor ... tarafından yaptırıldığını, diğer davalı ... şirketinin ise davalı doktor için Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yapan sigorta şirketi olduğunu, bebeğin, çıkışının zorluğu sebebi ile doğumun vakumla gerçekleştirildiğini, doğum sırasında bebeğin kalbinin ve solunumunun durduğunu, doğum sonrasında da spontan solunumunun olmadığının ve bradikardik olduğunun tespit edildiğini, yapılan tedavilere ve ameliyata rağmen müvekkili ...
...'nin henüz sağlığına kavuşamadığını, hala sağ koltuk altındaki ve sağ göz kapağındaki rahatsızlığın devam ettiğini, sağ kolunun kalkmadığını ve bu kolunu kullanamadığını, Nevşehir Devlet Hastanesinin 12.08.2014 tarihli raporuna göre müvekkili çocuğun %60 oranında engelli olduğunun tespit edildiğini ve fizik tedavinin uygun görüldüğünü, müvekkili çocuğun rahatsızlığına ve engelli kalmasına davalı doktor ...'un bebeğin iri ve kilolu olmasına rağmen normal doğumu tercih etmesi ve doğum sırasındaki kusurlu davranışlarının neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, müvekkillerinden ... için 1.000,00 TL, ... bakımından 1.500,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...
şirketinin sorumluluğu sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 20.000,00'er TL'den olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalı ... şirketinin sorumluluğunun sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... ve Orta Anadolu Sağlık Hizmetleri Tur. İnş. San. ve Tic. A.Ş. yasal süresinde davaya cevap vermemiş olup, davalılar vekili yargılama sırasında davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Oyak Sigorta A.Ş. davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi kurulu ile adli tıp raporlarında da belirtildiği üzere, doğum öncesinde doğumun normal koşullar dışında gerçekleşebileceğine dair herhangi bir tıbbi bulguya rastlanılmadığı, sezaryen endikasyonunun bulunmadığı, doğum eyleminde uzama ya da aksaklık bildirilmediği, söz konusu bulgularla kişiye normal doğum yaptırılmasının doğru bir yaklaşım olduğu, küçükte saptanan brakial pleksus lezyonunun normal doğum eylemi sırasında tüm özenin gösterildiği durumlarda dahi bebeğin vaginal yoldan çıkartılması sırasındaki manevralara bağlı olarak görülebildiği, öngörülemeyen ve önlenemeyen bir komplikasyon olarak nitelendirildiği, bebeğin fiziksel gelişimi, doğum öncesi tetkik sonuçları bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
doğum eylemi sırasında bebekte plektus brakialis lezyonu oluşması yönünden Doktor ..., ilgili diğer hekimler ve hastaneye atfı kabil bir kusur tespit edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu raporunun davalı hastane tarafından düzenlenen belgelerden yola çıkılarak hazırlandığını, adı geçenin kendi kusurunu tedavi evraklarına yansıtmayacağının açık olduğunu, ayrıca karara esas alınan bu raporun içerisinde yeni doğan çocuk uzman doktorunun bulunmadığını, müvekkilindeki durumun, öngörülemeyen ve önlemeyen bir komplikasyon olarak nitelendirilmesi sureti ile doğumu yaptıran doktora ve ilgililere bir kusur yüklenmediğini, raporun soyut ve yetersiz olduğunu, bu durumda davalı doktorun en hafif kusurundan dahi sorumlu olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta önemli olanın doğum öncesi bulgular olduğunu, bu bulguların gerçeğe uygun yansıtılmayacağı düşünüldüğünde bunlara şüpheyle yaklaşılması ve olayın o şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece Adli Tıp Kurumundan "Doğumun sezaryenle yapılması durumunda yine aynı hasarın meydana gelip gelmeyeceği konusunda" rapor düzenlenmesinin istenilmesine rağmen raporda bu konuda bir değerlendirme yapılmadığını, ek rapor taleplerinin de mahkemece kabul edilmediğini, sonuç itibariyle müvekkili ...'ın normal doğum yoluyla dünyaya getirilmesi sırasında doktor tarafından yapılan hata nedeniyle müvekkilinin engelli kaldığını, bu şekilde bir yaralanmanın gerçekleşmesinin normal olmadığını, davaya tüketici mahkemesi olarak bakıldığı için davalılar lehine reddedilen maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı değil, tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, müvekkilleri lehine kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacılardan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1077990600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz