Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7325 E. 2022/377 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
3095 sayılı kanun↗ hamil↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacılardan ...’un hamile olduğu, Antalya’da bulunan doktorunun daha önceden yaptığı tetkikler neticesinde rahim ağzındaki açıklığın ileriki aylarda düşük yapma riskini % 90’lara çıkarabileceğini belirttiği, ameliyata zamanında yetişememeleri sebebiyle ameliyatın bir hafta sonra yapıldığı, davacıların karı-koca oldukları, davacı ...’un doktoru ...’un beyanında, operasyon için davacıya randevu verdiğini, rahim ağzı açıklığının erken doğuma ve bebeğin kaybedilmesi riskini yaratan bir rahatsızlık olduğunu, hava limanında davacının valiz taşıması ve uzun süreli yürümesinin erken doğum ve bebeğin kaybedilmesi riskini artıran olaylar olduğunu beyan ettiği, tüm bu durumlar nedeniyle 6098 sayılı Yasa'nın 58'nci maddesindeki şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı ... yönünden; 7.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı ... yönünden; 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-) Dava, havayolu taşımasında "overbooking" uygulaması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olup mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak mahkemece, havayolu taşımacılığının ticari bir iş olduğu gözetilerek 6102 sayılı Kanun'un 3, 19 ve 9. maddeleri ile 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi çerçevesinde hükmedilen tazminat tutarına dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerekirken bu yönde bir hüküm kurulmamış olması doğru olmayıp davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın bu nedenle bozulması gerekiyor ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4239 E. 2019/5756 K.
Ortak:hamil · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacılardan ...’un «hamile» olduğu, Antalya’da bulunan doktorunun daha önceden yaptığı tetkikler neticesinde rahim ağzındaki açıklığın ileriki aylarda düşük yapma riskini % 90’lara çıkarabile …
Benzer bu kararda184 vd.) Somut olayda davacılar vekili, müvekkillerinden ...’un «hamile» olduğunu, Antalya’da bulunan doktorunun daha önceden yaptığı tetkikler neticesinde rahim ağzındaki açıklığın ileriki aylarda düşük yapma riskini % 90’lara çıkarabi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kişilik hakları · illiyet bağı · sözleşmeye aykırılık · olumsuz oy
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ...’un doktorunun tanık olarak verdiği beyanında “doğumun sağlıklı bir biçimde gerçekleştiğini” bildirdiği, tazminata karar verilebilmesi için bir zararın gerçekleşmesi ile zararla davalı tarafın eylemi arasında «illiyet bağının» bulunması gerektiği, netice itibarıyla bir zararın meydana gelmemiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu hükme göre, her «sözleşmeye aykırılık» tek başına manevi tazminatı gerektirmez.
Manevi tazminata hükmedilebilmesi için aynı zamanda TBK'nın 58. maddesinde belirtilen şartlar dahilinde «kişilik haklarına» yönelik bir saldırının da mevcudiyeti gerekir.
Manevi zarar, kişinin duygusal dengesini bozan, yaşama sevincini, yaşama keyfini azaltan, panik, korku, dehşet, yas, öfke, iğrenme, elem, küçük düşme, utanç duyma, moralsizlik, tedirginlik, ümitsizlik, yalnızlık hissi, aşağılık hissi, hayal kırıklığı gibi «olumsuz» duygular, sarsıntılar veya fiziksel acılar olarak tanımlanabilir (Sözleşmeye Aykırılıktan Doğan Manevi Tazminat,..., İstanbul 2008, s.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4772 E. 2024/6130 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tıbbi kötü uygulama · kusur tespiti · poliçe limiti · sorumluluk sigortası · maddi tazminat · yasal faiz · kusur · dava sebebi
Benzer bu kararda… ı ... şirketinin ise davalı doktor için Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını yapan sigorta şirketi olduğunu, bebeğin, çıkışının zorluğu «sebebi» ile doğumun vakumla gerçekleştirildiğini, doğum sırasında bebeğin kalbinin ve solunumunun durduğunu, doğum sonrasında da spontan solunumunun olmadığının ve bradikardik olduğunun tespit edildiğini, yapılan tedavilere ve ameliyata rağmen müvekkili ... ...'nin henüz sağlığına kavuşamadığını, hala sağ koltuk altındaki ve sağ göz kapağındaki rahatsızlığın devam ettiğini, sağ kolunun kalkmadığını ve bu kolunu kullanamadığını, Nevşehir Devlet Hastanesinin 12.08.2014 tarihli raporuna göre müvekkili çocuğun %60 oranında engelli olduğunun tespit edildiğini ve fizik tedavinin uygun görüldüğünü, müvekkili çocuğun rahatsızlığına ve engelli kalmasına davalı doktor ...'un bebeğin iri ve kilolu olmasına rağmen normal doğumu tercih etmesi ve doğum sırasındaki kusurlu davranışlarının neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, müvekkillerinden ... için 1.000,00 TL, ... bakımından 1.500,00 TL «maddi tazminatın» olay tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalı ... şirketinin «sorumluluğu sigorta» «poliçe limiti» ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 20.000,00'er TL'den olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden it …
… larak değerlendirildiğinde; doğum eylemi sırasında bebekte plektus brakialis lezyonu oluşması yönünden Doktor ..., ilgili diğer hekimler ve hastaneye atfı kabil bir «kusur tespit» edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… unun bulunmadığını, müvekkilindeki durumun, öngörülemeyen ve önlemeyen bir komplikasyon olarak nitelendirilmesi sureti ile doğumu yaptıran doktora ve ilgililere bir «kusur» yüklenmediğini, raporun soyut ve yetersiz olduğunu, bu durumda davalı doktorun en hafif kusurundan dahi sorumlu olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta önemli olanın doğum öncesi bulgular olduğunu, bu bulguların gerçeğe uygun yansıtılmayacağı düşünüldüğünde bunlara şüpheyle yaklaşılması ve olayın o şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece Adli Tıp Kurumundan "Doğumun sezaryenle yapılması durumunda yine aynı «hasarın» meydana gelip gelmeyeceği konusunda" rapor düzenlenmesinin istenilmesine rağmen raporda bu konuda bir değerlendirme yapılmadığını, ek rapor taleplerinin de mahkemece kabul edilmediğini, sonuç itibariyle müvekkili ...'ın normal doğum yoluyla dünyaya getirilmesi sırasında doktor tarafından yapılan hata nedeniyle müvekkilinin engelli kaldığını, bu şekilde bir yaralanmanın gerçekleşmesinin normal olmadığını, davaya tüketici mahkemesi olarak bakıldığı için davalılar lehine reddedilen maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı değil, tek «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini belirterek, müvekkilleri lehine kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6665 E. 2011/16786 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sigorta teminatı kapsamı · sigorta teminatı · illiyet bağı · teminat kapsamı · dahili dava · teminat
Benzer bu karardaOysa, sigorta genel şartlarının 12/a maddesinde fıtık ameliyatlarının 12 ay boyunca «sigorta teminatı kapsamı» dışında olduğu belirtilmiş olup, anılan şartlarda fıtık rahatsızlığının gelişim şekli, oluşma biçimi, bu hastalığın hangi durumlarda meydana gelmesi halinde teminata «dahil» olup olmayacağı konusunda ayrı bir düzenleme yapılmamıştır.
Dava, sağlık sigortasından kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki ihtilaf davacının olduğu fıtık ameliyatının poliçe «teminatı kapsamında» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bu itibarla mahkemece, taraflar arasında davacının fıtık ameliyatı olduğu hususu çekişmesiz bulunduğuna göre, yapılan tedavinin «teminat kapsamında» olmadığı kabul edilerek, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının daha önce rahim içi araç uygulaması sırasında oluşan komplikasyon sonucu fıtık ameliyatı olduğu, yapılan uygulama ile fıtık ameliyatı arasında «illiyet bağı» bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 5.736,44 TL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7325 E. , 2022/377 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.06.2020 tarih ve 2019/413 E. - 2020/357 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin 2015 yılı başından itibaren Dubai’de yaşadığını, müvekkillerinden ...’un hamile olduğunu, Antalya’da bulunan doktoru tarafından hamileliğinin sağlıklı şekilde sürmesi için gerekli olan ameliyatın yapılması konusunda kendisine 20/04/2015 tarihine randevu verildiğini, 19/04/2015 tarihinde konfor, koltuk aralıklarının genişliği ve hizmet kalitesini de dikkate alarak Dubai-İstanbul seferini yapacak davalı şirkete ait uçakta seyahat etmek üzere uçuş tarihinden çok önce biletlerini aldıklarını, havaalanına seyahat saatinden 3 saat önce gittiklerini ve uçuş için gerekli işlemleri tamamladıklarını, uçuş saati geldiğinde uçağa binmek üzereyken uçağın dolu olduğu ve davalı şirketin fazladan koltuk sattığı gerekçesi ile uçağa alınmadıklarını, durumlarını bildirmelerine rağmen davalı şirket yetkililerini ikna edemediklerini, güvenlik zoru ile kapıdan uzaklaştırıldıklarını, müvekkillerinin ısrarlı çabaları karşılığında bir saat sonrasında Kahire aktarmalı başka bir uçakta yer ayarlandığını, ancak bu uçağın kalktığı alana gidebilmek için havaalanı içerisinde ellerinde valizleri ile kendi başlarına bırakıldıklarını, aynı şekilde Kahire’de valizlerini diğer uçağa da kendileri taşımak zorunda kaldıklarını, İstanbul’a vardıklarında İstanbul’dan Antalya’ya gitmek için aldıkları uçak biletlerinin de uçağın kalkmış olması sebebiyle yandığını, yeniden bilet almak zorunda kaldıklarını, davalı şirket yetkililerinin yaşanan bu süreçlerde kendileri ile ilgilenmediğini, ameliyat günü Antalya’ya ulaşamadıklarından bir hafta sonra ameliyatın yapıldığını, bu olaylar sebebiyle stres, yorgunluk ve üzüntü yaşadıklarını, bu durumun müvekkillerini derinden etkilediğini ileri sürerek davacı ...
için 45.000,00 TL ve ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın en yüksek ticari avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, Dubai’de yaşanan overbook durumu için Türk hukukunun uygulanamayacağını, davanın Dubai’de açılması gerektiğini, davacıların iddialarının Dubai’de yaşanması sebebiyle araştırılabilir nitelikte olmadığını, iddialar doğru olsa dahi yaşananların mevzuatta yer alan bir uygulama olduğunu, davacıların mevzuata uygun şekilde en yakın uçuşa yönlendirilip varış yerlerine ulaştırıldıklarını, ayrıca kendilerine maddi-manevi zararın tazmini için hediye uçak bileti verildiğini, overbook durumunun bir sektör uygulaması olup, davacıların şahsına yönelik bir uygulama yapılmadığını, son dakika yola çıkılıp ameliyata gidildiği iddiasının makul olmadığını, ameliyatın sonradan gerçekleştirilip bir zararın meydana gelmediğini, ayrıca istenilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacılardan ...’un hamile olduğu, Antalya’da bulunan doktorunun daha önceden yaptığı tetkikler neticesinde rahim ağzındaki açıklığın ileriki aylarda düşük yapma riskini % 90’lara çıkarabileceğini belirttiği, ameliyata zamanında yetişememeleri sebebiyle ameliyatın bir hafta sonra yapıldığı, davacıların karı-koca oldukları, davacı ...’un doktoru ...’un beyanında, operasyon için davacıya randevu verdiğini, rahim ağzı açıklığının erken doğuma ve bebeğin kaybedilmesi riskini yaratan bir rahatsızlık olduğunu, hava limanında davacının valiz taşıması ve uzun süreli yürümesinin erken doğum ve bebeğin kaybedilmesi riskini artıran olaylar olduğunu beyan ettiği, tüm bu durumlar nedeniyle 6098 sayılı Yasa'nın 58'nci maddesindeki şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı ...
yönünden;
7. 000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı ... yönünden;
10. 000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-) Dava, havayolu taşımasında "overbooking" uygulaması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olup mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak mahkemece, havayolu taşımacılığının ticari bir iş olduğu gözetilerek 6102 sayılı Kanun'un 3, 19 ve 9. maddeleri ile 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi çerçevesinde hükmedilen tazminat tutarına dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerekirken bu yönde bir hüküm kurulmamış olması doğru olmayıp davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın bu nedenle bozulması gerekiyor ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm kısmının ''2'' ve ''3'' numaralı bentlerinde bulunan "manevi tazminatın" ibarelerinden hemen sonra ve "davalıdan" ibarelerinden önce gelmek üzere ''dava tarihinden itibaren avans oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte" ibarelerinin hüküm fıkrasına eklenmesi suretiyle yerel mahkeme kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 870,77 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 18/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/732760900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz