Münhasırlık içeren bayilik hükmü ve cezai şartın geçersizliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3072 E. 2024/5187 K. · · İlk derece: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Diğer usuli işlemKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Motorlu taşıtlarda kullanılan yağların satımına ilişkin bayilik sözleşmesi, yedek parça dikey anlaşmalarına ilişkin grup muafiyeti tebliği kapsamındadır; bayiye sağlayıcı dışındaki kaynaklardan ürün almama yükümlülüğü getiren münhasırlık hükmü ile alıcıyı bir önceki yıldaki ilgili pazar alımlarının %30'unu aşan oranda tek sağlayıcıdan alım yapmaya zorlayan asgari alım taahhüdü, rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamında olduğundan geçersizdir; bu hükümlere bağlanan cezai şart (tonaj ihlali nedeniyle 'kâr mahrumiyeti' adıyla istenen ifaya ekli cezai şart dâhil) de hükümsüzdür ve geçersiz hükme dayanan fesih haklı sayılamaz. Başka teşebbüsler için verilen bireysel muafiyet kararları, o kararların tarafı olmayan teşebbüsün sözleşmesine geçerlilik kazandırmaz. Cezai şartın tahakkuk ettiği dönemden sonra çekince koymaksızın mal vermeye devam eden sağlayıcı, o döneme ilişkin cezai şarttan vazgeçmiş sayılır. Temyize konu miktar kesinlik sınırının altında kalıyorsa temyiz dilekçesi miktardan reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması → ret
Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesinin kısmi kabul kararına konu olan miktar, karar tarihi itibarıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesinde belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından, bu miktara yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Münhasırlık (rekabet etmeme) hükmünün ve buna bağlı cezai şartın geçersizliği → ret
İddia: Davacı, alım taahhüdünün rekabet hukuku anlamında bir kısıtlama olmadığını, taraf iradelerinin göz ardı edildiğini ve sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Motorlu taşıtın kullanımı için gerekli olan yağlar yedek parça sayıldığından, madeni yağ bayilik sözleşmesi motorlu taşıtların yedek parçalarının alım, satım ve yeniden satımına ilişkin dikey anlaşmaları kapsayan 2005/4 sayılı Tebliğ kapsamında kalır. Bayinin sağlayıcı dışındaki kaynaklardan temin edilmiş ürün bulundurmamayı ve başka kaynaklardan satın almamayı esaslı unsur olarak taahhüt ettiği ve buna aykırılığı sağlayıcıya tek taraflı fesih hakkı veren sözleşme hükmü, Tebliğ'in 3 üncü maddesinde düzenlenen rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamında olup rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacı taşıdığından veya bu etkiyi doğurabilecek nitelikte olduğundan geçersizdir. Münhasırlık koşuluna bağlı olarak öngörülen cezai şart hükmü de bu geçersizliğe bağlı olarak geçersizdir; geçersiz hükme dayanılarak yapılan fesih haklı sayılamayacağından cezai şart istenemez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Asgari alım (tonaj) taahhüdüne dayalı kâr mahrumiyeti isteminin niteliği ve geçersizliği → ret
İddia: Davacı, alım taahhüdünün cezai şart olmadığını ve rekabet hukuku anlamında bir kısıtlama oluşturmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Tonaj ihlali nedeniyle istenen kâr mahrumiyeti, gerçekte ifaya ekli cezai şart niteliğindedir. Alıcının bir önceki takvim yılındaki alımları esas alınarak ilgili pazardaki anlaşma konusu mal veya hizmetlerin ya da onları ikame eden mal veya hizmetlerin %30'undan fazlasını sağlayıcıdan veya göstereceği başka bir teşebbüsten satın almasına yönelik doğrudan veya dolaylı her yükümlülük, rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamındadır. Sağlayıcının bu %30 sınırını dikkate almadan bayiye, ihlali hâlinde sonucu cezai şart olan bir alım yükümlülüğü yüklemesi, 4054 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi anlamında rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacı taşır veya bu etkiyi doğurabilecek niteliktedir; nitekim Tebliğ'e ilişkin kılavuzda da dağıtıcıları veya yetkili servisleri aynı ilgili pazara ait yedek parça alımlarının %30'dan fazlasını tek bir sağlayıcıdan almak zorunda bırakan doğrudan veya dolaylı yükümlülüklerin yasaklandığı belirtilmiştir. Bu nedenle taahhütname ve orada öngörülen cezai şart hükümsüz olup buna dayalı istem reddedilmelidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Başka teşebbüsler için verilen bireysel muafiyet kararlarının sözleşmeye etkisi → ret
İddia: Davacı, Rekabet Kurulunun 2007 yılı Mart ayında verdiği kararlarla madeni yağ dağıtım anlaşmalarının Tebliğ kapsamından çıkarıldığını, bu kararların tüm sektöre emsal olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Başka teşebbüsler açısından verilen bireysel muafiyet kararları, o kararların tarafı olmayan teşebbüs bakımından herhangi bir sonuç doğurmaz. Sözleşmesi için bireysel muafiyet başvurusunda bulunduğu yönünde bir iddiası bulunmayan ve Rekabet Kurulu kararları kapsamında yapılan araştırmada da taraf olduğu bir bireysel muafiyet kararına rastlanmayan teşebbüs, başkaları için verilen muafiyet kararlarına dayanamaz. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Çekince koymaksızın mal vermeye devam edilmesinin cezai şart hakkına etkisi → ret
İddia: Davacı, sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ve cezai şart ile kâr mahrumiyeti alacağına hak kazandığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Cezai şartın tahakkuk ettiği her yıl için çekince koymaksızın yeniden mal verilmeye devam edilmesi hâlinde, önceki yıllar için tahakkuk eden cezai şarttan vazgeçildiğinin kabulü gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Madeni yağ bayilik sözleşmelerinde münhasırlık ve asgari tonaj alım taahhüdünün grup muafiyeti tebliğindeki %30 sınırı karşısında geçersizliği ile buna bağlı cezai şartın istenemeyeceği ve çekincesiz mal vermeye devamın cezai şarttan vazgeçme sayılacağı yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dikey anlaşma↗ grup muafiyeti↗ bireysel muafiyet↗ rekabet etmeme yükümlülüğü↗ münhasırlık↗ ifaya ekli cezai şart↗ cezai şarttan zımnen vazgeçme↗ müteselsil kefalet↗ temyiz kesinlik sınırı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/485 E. 2023/3944 K.
Ortak:ifaya ekli cezai şart
İncelediğiniz kararda… liğ, 2005/4 sayılı Tebliğ olup Tebliğ'in 2 nci maddesinin birinci fıkrasında Tebliğin motorlu taşıtların yedek parçalarının alımı, satımı veya yeniden satımı konulu «dikey anlaşmaları» kapsaması, 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında motorlu taşıtın kullanımı için gerekli olan yağlar yedek parça olarak kabul edildiğinden, taraflar arasındaki madeni yağ «bayilik sözleşmesinin» de Tebliğ kapsamında kaldığı, taraflar arasındaki sözleşme 4/2 maddesinde, bayinin Opet dışındaki kaynaklardan temin edilmiş ürün ve mal bulundurmamayı ve ürünleri başka kaynaklardan satın almamayı bu hususun sözleşmenin esaslı unsurlarından biri olduğunu ve bu hükme aykırı davranışların Opet'e sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkını verdiğini kabul ve «taahhüt» ettiği, bu maddenin Tebliğ'in 3 üncü maddesinde düzenlenen «rekabet etmeme yükümlülüğü» kapsamında kaldığı, rekabeti engelleme, bozma ya da «kısıtlama» amacını taşıdığı veya bu etkiyi doğurduğu ya da doğurabilecek nitelikte olduğu, taraflar arasındaki «münhasıran» davacının ürünlerinin satışını öngören sözleşmenin 4/2 nci maddesinin «geçersiz» olduğu ve münhasırlık koşuluna bağlı olarak öngörülen «cezai şart» hükmünün de geçersiz kabul edildiği, bu madde gereğince davacı tarafından sözleşmenin feshedilmesinin haklı olmadığı, 30.000,00 USD cezai şart isteminin reddi gerekirken bu kısma yönelik davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği, davacı vekili 02.07.2015 tarihli dilekçesi ile tebliğe ilişkin olarak Rekabet Kurumunun 2007 yılı Mart ayında verdiği kararlarla madeni yağ «dağıtım» anlaşmalarını adeta Tebliğin kapsamından çıkardığını ileri sürmüşse de başka teşebbüsler açısından verilen bireysel «muafiyet» kararlarının davacı açısından her hangi bir sonuç doğurmadığı, davacının da dava konusu madeni yağ sözleşmesi/sözleşmeleri bakımından Kurul'a bireysel muafiyet kararı başvurusunda bulunduğu yönünde bir iddiası olmadığı gibi Rekabet Kurulu kararları kapsamında yapılmış araştırmada da davacının (Opet/Opet Fuchs) taraf olduğu her hangi bir bireysel muafiyet kararı olmadığı, davacının «kar mahrumiyeti» olarak adlandırdığı talep, akaryakıt alımında tonaj ihlali nedeniyle talep edilen «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olup Taahhütnamenin, Tebliğ 3 üncü madesinin birinci fıkrasında "alıcının bir önceki takvim yılındaki alımları esas alınarak, ilgili pazardaki anlaşma konusu mal veya hizmetlerin ya da onları ikame eden mal veya hizmetlerin %30’undan fazlasının sağlayıcıdan veya sağlayıcının göstereceği başka bir teşebbüsten satın almasına yönelik olarak alıcıya doğrudan veya dolaylı biçimde getirilen herhangi bir yükümlülük" şeklinde ifadesini bulmuş olan rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamında kaldığı ve bunun sonucu olarak da 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un (4054 sayılı Kanun) 4 üncü maddesine göre rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıdığı veya bu etkiyi doğurduğu ya da doğurabilecek nitelikte olduğu, davacı şirketin %30 sınırını dikkate almadan davalı bayiye ihlali halinde sonucu cezai şart olan bir yükümlülük yüklediği, Rekabet Kurumunca yayımlanmış olan 2005/4 sayılı Tebliğin Açıklanmasına Dair Kılavuzun 11. sayfasında da, Tebliğ'in dağıtıcıları veya yetkili servisleri, aynı ilgili pazara ait yedek parça alımlarının %30’dan fazlasını tek bir sağlayıcıdan almak zorunda bırakan doğrudan veya dolaylı yükümlülükleri yasakladığının belirtildiği, davaya konu taraflar arasındaki taahhütnamenin geçersiz olduğu ve bu taahhütnamede öngörülen cezai şart hükmü hükümsüz bulunduğundan istenemeyeceğinin kabulü gerektiği, geçerli bir şekilde öngörülmeyen cezai şart hükmüne dayalı olarak davalılardan tahsili istenilen 102.000,00 USD cezai şart isteminin reddine karar verilmek gerekirken bu kısım bakımından davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne; «sözleşmenin ihlali» ve «alım taahhüdünün» (tonaj) ihlali nedenine dayalı cezai şart taleplerinin reddine, «ariyet» emtia bedeli 16.543,60 TL nin 24.05.2013 (dava) tarihinden itibaren «reeskont faizi» işletilerek davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, «cari hesap alacağı» ödendiğinden bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin 30.05.1997 tarihinde başladığı, sözleşmenin başından itibaren davalının yıllık 15 ton «alım taahhüdüne» uymadığı, 19.07.2002 tarihli sözleşme ile 11 yıla uzatılan sözleşmenin 10.07.2007 tarihli ihtarla haklı nedenlerle sözleşme süresinin bitmesine kısa bir süre kala feshedildiği, davacının «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olan kâr «mahrumiyeti» tazminatını talep edemeyeceği, «son» iki yılda davalının her hangi bir alımının bulunmadığı, davacı yanca sözleşmenin feshedilmeyerek ifanın beklendiği, ifaya ilişkin herhangi bir «ihtarda» bulunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ürün alım taahhütnamesi · asgari alım taahhüdü · ifaya ekli ceza · alım taahhüdü · ariyet · ihtirazi kayıt · icazet · kâr mahrumiyeti
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde madeni yağ «bayilik sözleşmesi» akdedildiği, 19.07.2002 tarihinde imzalanan «protokol» ile sözleşme süresinin 11 yıl olarak tadil edildiği, sözleşme düzenlenirken davacı şirket tarafından davalı tarafa istasyonda kullanılmak üzere klima gaz dolum cihazı, balans makinası, oto servis lifti, kompresör ve yıkama makinasının davalı şirket yetkilisine «teslim» edildiği, sözleşmenin davacı tarafından 10.07.2007 tarihinde feshedildiği, davacının «ihtarnamede» «fesih» «sebebi» olarak temelde iki sebebe dayandığı, bunlardan bir tanesinin davalının yıllık 15 ton «ürün alımı taahhüdüne» aykırı davranışı, diğeri ise davalı şirketin işyerinde mahkeme aracılığıyla yaptırılan tespitte sözleşmeye aykırı olarak davacının ürünleri dışında başka firmaların ürünlerinin de bulundurulması ve satılması olduğu, fesih sebeplerinden birincisi olan eksik ürün alım taahhüdü yönünden yapılan değerlendirmede davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmede yıllık 15 ton madeni yağ alımı hususunda «asgari alım taahhüdünün» öngörüldüğü, davalının ilk yıldan itibaren söz konusu yıllık 15 ton alım taahhüdüne uymadığı, davacı tarafça da davalının bu alım taahhüdüne uymaması sonrası davalıya yıllık dönemler itibariyle alım taahhüdüne uyması yada eksik kalan alım taahhütlerini yerine getirmesi hususunda herhangi bir ihtarname, ihbarname çekmediği, yani davacının davalının bu alım taahhüdüne aykırı davranışına 10 yıl süre ile sessiz kalarak davalıda sözleşmenin bu şekilde devam edeceği noktasında bir güven oluşturduğu, bu itibarla davacının bu sebebe dayalı «sözleşme feshinin» haklı olmadığı, ancak davacının ikinci fesih sebebi olarak öngördüğü davalı bayinin işyerinde davacı şirkete ait yağlar dışında rakip firmaların yağlarını bulundurması noktasında ise taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.4.maddesinde bayinin davacı dışındaki başka şirketlere ait malları satmama yükümlülüğünü üstlendiği, yaptırılan tespite göre davalının bu yükümlülüğe aykırı davrandığı ve bu kapsamda bayinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu ve bayinin sözleşmenin feshine sebebiyet verdiği, «ariyet» olarak davalıya bir takım malzemeler teslim edildiği, sözleşmenin feshi halinde sözleşmenin 11.7.maddesine göre ariyet olarak teslim edilen malzemelerin davacıya iade edilmesi gerektiği, bu noktada feshin haklı yada haksız olmasının da bir öneminin bulunmadığı, davalı tarafça ariyet olarak teslim alınan malzemelerin davacı şirkete teslim edildiğine ilişkin herhangi bir teslim belgesinin dosyaya sunulmadığı gözönüne alındığında ariyet olarak teslim edilen makinaların davalıdan alınarak aynen davacıya teslimine karar vermek gerektiği, «cezai şart» alacağı yönünden ise davalı şirketin davacının markası olan yağlar dışında başka firmalara ait yağları da işyerinde bulundurduğu, bu bağlamda sözleşmeye aykırı davrandığı ve davacının sözleşmenin 10.1.maddesine göre cezai şart talebinde bulunabileceği, kâr «mahrumiyeti» talebi yönünden yapılan değerlendirmede, her ne kadar sözleşmenin 6 ncı maddesi uyarınca davalı tarafından yıllık asgari 15 ton alım taahhüdünde bulunulmuş ise de davacı tarafından davalının alım taahhüdüne aykırı davranıldıktan sonra birer yıllık süreler içerisinde alım taahhüdüne aykırı davranıldığı ve belirtilen dönem için kâr mahrumiyeti yada cezai şart istemlerini saklı tuttuğuna yönelik herhangi bir ihtarname bulunmadığı, davacının geçmiş dönem için kâr «kaybı» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ariyet mal teslimine ilişkin talebin kabulüne, davalıya ariyet olarak verilen makinelerin davalı tar …
… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin 30.05.1997 tarihinde başladığı, sözleşmenin başından itibaren davalının yıllık 15 ton «alım taahhüdüne» uymadığı, 19.07.2002 tarihli sözleşme ile 11 yıla uzatılan sözleşmenin 10.07.2007 tarihli ihtarla haklı nedenlerle sözleşme süresinin bitmesine kısa bir süre kala feshedildiği, davacının «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olan kâr «mahrumiyeti» tazminatını talep edemeyeceği, «son» iki yılda davalının her hangi bir alımının bulunmadığı, davacı yanca sözleşmenin feshedilmeyerek ifanın beklendiği, ifaya ilişkin herhangi bir «ihtarda» bulunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… dilekçesinde; taraflar arasında 30.05.1997 tarihinde 10 yıl süreli "Madeni Yağ Bayilik Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşme süresinin 19.07.2002 tarihinde imzalanan «protokolle» 11 yıl olarak tadil edildiğini, davalı şirketin sözleşme gereği yıllık 15 ton asgari alış «taahhüdünü» yerine getirmediğini, davaya konu işyerinde davacı şirket markası dışında başkaca madeni yağların satış ve teşhirini gerçekleştirmek suretiyle bayilik anlaşmasındaki taahhütlerini ve şartları ihlal ettiğinin Mahkeme dosyasından yapılan tespitle belirlendiğini, davalının bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin 10.07.2007 tarihli «ihtarnamesi» ile sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla «cezai şart» alacağından şimdilik 5.000,00 USD' nin, kâr «mahrumiyeti» alacağı için şimdilik 5.000,00 USD' nin «ihtar» tarihi olan 10.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, davalıya «ariyet» olarak bırakılan demirbaşların davacı şirkete iadesine, iadesinin mümkün olmaması halinde ariyet demirbaşların bedelinden şimdilik 5.000 USD' nin davalıdan tahsili …
Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereğince uzun müddet az alım yapılmasına rağmen sözleşmenin sürdürülmesinin sözleşmeye aykırı davranışa «icazet» gösterildiği anlamına gelmediğini, bayilik ilişkisinin sürdürülmesinin ihlalden kaynaklanan hakların talebinden vazgeçildiği anlamını taşımayacağının kabul edildiğini, bu kapsamda eksik alınan miktar üzerinden kâr «kaybı» talebinde bulunulamayacağı gerekçesinin hukuki ve maddi dayanağının bulunmadığını, bir an için müvekkilinin «ihtirazı kayıt» ileri sürmeden ürün ikmali halinde geçmişe dönük kâr kaybı talep edilemeyeceği kabul edilse dahi bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere davalının en «son» 2005 yılında ürün aldığını, 2006 ve devamı yıllarda ürün almadığını bu nedenle 2005-2006 ve 2007 yıllarındaki eksik alımdan kaynaklı kâr kaybını talep etme hakkını …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2765 E. 2022/5006 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ariyet · kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · cezai şart · havale
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, «kar mahrumiyeti» açısından yeniden inceleme yapıldığı, alınan rapora göre sektörel yönden 9 aylık süre zarfında yeni bir bayilik ilişkisinin kurulabilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle 9 aylık kar mahrumiyet bedelinin hesaplandığı, davalının yıllık 15 ton madeni yağ satışına göre güncel fiyatlarla bayiye ortalama satış fiyatının kg başına 11,00 TL+ KDV olduğu, piyasa ortalamalarına göre giderler düşülmek üzere ayrıca %20 vergi öncesi kar oranı olarak alınmasının makul kabul edilmesi karşısında, 9 aylık kar mahrumiyeti bedelinin 24.750,00 TL olarak belirlendiği, bozma ilamı içeriğinin sadece kar mahrumiyeti yönünden olduğu, dolayısıyla diğer hususların tekrar incelenmediği gerekçesiyle asıl dava yönünden «cezai şart» bedeli 5.000 USD, kar mahrumiyeti 5.000 USD olmak üzere toplam 10.000 USD'nin 20/01/2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalıya «ariyet» olarak bırakılan bilirkişi heyetinin 25/12/2012 «havale» tarihli raporunda listelenen toplam rayiç değerleri 7.656,00-TL olarak belirlenen demirbaşların davacıya iadesine, iadenin mümkün olmaması halinde (TL, USDye çevri …
1-Dava, «bayilik sözleşmesinden» kaynaklanan «kar mahrumiyeti» alacağının tahsiline ilişkindir.
Davacının «kar mahrumiyetini» yalnızca sözleşmenin feshinden sonraki dönemde makul bir süre için isteyebileceği bozma ilamı ve dosya kapsamı ile anlaşılmış olmakla, fesihten sonraki dönemde mak …
2-Ayrıca, taraflar arasındaki sözleşmeler feshedilmiş olup bu sözleşmelerde, fesihten sonraki döneme yönelik «kar mahrumiyeti» hesabı için özel bir düzenlemenin bulunmaması karşısında, kar mahrumiyeti yalnızca Türk parası olarak istenebileceği, böylece TBK 99. madde uyarınca kar mahrumiyeti alacağına Türk parası üzerinden karar verilmesi gerekirken, gerekçesi belirtilmeksizin yabancı para üzerinden hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4883 E. 2021/1097 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ariyet · bayilik sözleşmesi · cezai şart · ek prim · fesih · kâr dağıtımı · protokol · taahhütname
Benzer bu karardaBöyle bir durumda bayii Opet'in işbu «protokole» istinaden tüm ödemeleri («prim» ve yatırım bedelleri «dahil») faizleriyle birlikte geri ödemeyi ve Opetin verdiği tüm «ariyet» malzemelerinin normal kullanımdan doğan yıpranma hariç kullanılabilir ve bakımlı bir halde Opete iade etmeyi kabul ayrıca Opete 1.500.000.- USD «cezai şart» ödemeyi ve Opetin nezdindeki tüm «teminatları» nakde çevirmesini kabul ve «taahhüt» eder." hükmünün düzenlendiği, buna göre, sözleşmenin ancak davacı ... tarafından davalı bayinin yükümlülüklerine uymaması durumunda feshedilmesi halinde Opet’in davaya konu cezai şart bedelinin tahsilini isteyebileceği, ancak somut olayda, sözleşmeyi davalı bayiinin feshettiği, protokolün 5. maddesinin kıyasen davalı bayi tarafından «fesih» halinde de uygulanabilirliğinden söz edilemeyeceği, sözleşme hükümlerinin kıyas yoluyla davalı aleyhine genişletilemeyeceği, bir başka söyleyişle, sözleşmenin dava …
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, dava konusu «cezai şart» alacağının, 15.03.2013 tarihli «protokol» kapsamında davalı bayinin protokolde öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve davacı «dağıtım» şirketinin tek taraflı olarak protokolü feshi halinde öngörüldüğü, somut olayda feshe konu sözleşmenin taraflar arasındaki 01.09.2014 tarihli «bayilik sözleşmesi» olup anılan sözleşmede cezai şart alacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, diğer taraftan anılan protokol hükmü uyarınca cezai şart talep edilebilmesi için sözleşmenin davacı tarafından feshedilmesinin gerektiği, somut olayda feshin davalı bayi tarafınca yapıldığı, davacının davadan önce davalıya keşide ettiği «ihtarnamesinde» ve davada sözleşmenin taraflarınca feshedildiğine ilişkin herhangi bir irade açıklaması yapmamış olmasına göre ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekç …
İlk Derece Mahkemesi’nce, taraflar arasındaki 15.03.2013 tarihli «protokolün» 5. maddesinde "Bayinin işbu protokoldeki maddelerden herhangi birine uymaması ya da yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirememesi durumunda, Opet Protokolü tek taraflı olarak «fesih» hakkına sahiptir.
2 benzer karar daha
-
Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2223 E. 2025/565 K.
Ortak:münhasırlık
İncelediğiniz kararda… vacının yazılı izni ve onayı alınmadan yetkili servise dönüştürüldüğünü ve davacı markası dışında başka firma yağlarının bulunduğunun tespit edildiğini, sözleşmenin «münhasırlık» hükümlerine aykırılık teşkil eden bu eylem sebebiyle sözleşmenin 8 inci maddesi kapsamında davalılardan 30.000,00 USD karşılığı 55.203,00 TL «cezai şart» talepleri bulunduğunu, süreç içinde davalının yükümlülüklerine riayet etmesi için «ihtarname» gönderildiğini ancak sonuç alınamadığını ve sonuçda davalının «kusuru» sebebiyle sözleşmenin ifası imkansız hale geldiğinden feshedildiğini ileri sürerek 6.731,30 TL «cari hesap» borcunun, 16.543,60 TL «ariyet» olarak verilen emtia bedelinin, 102.000,00 USD karşılığı 187.680,00 TL «kar mahrumiyetinin» 30.000,00 USD cezai şart karşılığı 55.203,00 TL toplam «266».157,90 TL tazminatının, 55.203,00 TL’lik kısmının davalılardan müteselsilen tahsili ile kalan kısmın davalı şirketten tahsiline karar verilmesini, «fesih» tarihi olan 20.03.2013 tarihinden itibaren «reeskont faizi» işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… liğ, 2005/4 sayılı Tebliğ olup Tebliğ'in 2 nci maddesinin birinci fıkrasında Tebliğin motorlu taşıtların yedek parçalarının alımı, satımı veya yeniden satımı konulu «dikey anlaşmaları» kapsaması, 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında motorlu taşıtın kullanımı için gerekli olan yağlar yedek parça olarak kabul edildiğinden, taraflar arasındaki madeni yağ «bayilik sözleşmesinin» de Tebliğ kapsamında kaldığı, taraflar arasındaki sözleşme 4/2 maddesinde, bayinin Opet dışındaki kaynaklardan temin edilmiş ürün ve mal bulundurmamayı ve ürünleri başka kaynaklardan satın almamayı bu hususun sözleşmenin esaslı unsurlarından biri olduğunu ve bu hükme aykırı davranışların Opet'e sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkını verdiğini kabul ve «taahhüt» ettiği, bu maddenin Tebliğ'in 3 üncü maddesinde düzenlenen «rekabet etmeme yükümlülüğü» kapsamında kaldığı, rekabeti engelleme, bozma ya da «kısıtlama» amacını taşıdığı veya bu etkiyi doğurduğu ya da doğurabilecek nitelikte olduğu, taraflar arasındaki «münhasıran» davacının ürünlerinin satışını öngören sözleşmenin 4/2 nci maddesinin «geçersiz» olduğu ve münhasırlık koşuluna bağlı olarak öngörülen «cezai şart» hükmünün de geçersiz kabul edildiği, bu madde gereğince davacı tarafından sözleşmenin feshedilmesinin haklı olmadığı, 30.000,00 USD cezai şart isteminin reddi gerekirken bu kısma yönelik davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği, davacı vekili 02.07.2015 tarihli dilekçesi ile tebliğe ilişkin olarak Rekabet Kurumunun 2007 yılı Mart ayında verdiği kararlarla madeni yağ «dağıtım» anlaşmalarını adeta Tebliğin kapsamından çıkardığını ileri sürmüşse de başka teşebbüsler açısından verilen bireysel «muafiyet» kararlarının davacı açısından her hangi bir sonuç doğurmadığı, davacının da dava konusu madeni yağ sözleşmesi/sözleşmeleri bakımından Kurul'a bireysel muafiyet kararı başvurusunda bulunduğu yönünde bir iddiası olmadığı gibi Rekabet Kurulu kararları kapsamında yapılmış araştırmada da davacının (Opet/Opet Fuchs) taraf olduğu her hangi bir bireysel muafiyet kararı olmadığı, davacının «kar mahrumiyeti» olarak adlandırdığı talep, akaryakıt alımında tonaj ihlali nedeniyle talep edilen «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olup Taahhütnamenin, Tebliğ 3 üncü madesinin birinci fıkrasında "alıcının bir önceki takvim yılındaki alımları esas alınarak, ilgili pazardaki anlaşma konusu mal veya hizmetlerin ya da onları ikame eden mal veya hizmetlerin %30’undan fazlasının sağlayıcıdan veya sağlayıcının göstereceği başka bir teşebbüsten satın almasına yönelik olarak alıcıya doğrudan veya dolaylı biçimde getirilen herhangi bir yükümlülük" şeklinde ifadesini bulmuş olan rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamında kaldığı ve bunun sonucu olarak da 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un (4054 sayılı Kanun) 4 üncü maddesine göre rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıdığı veya bu etkiyi doğurduğu ya da doğurabilecek nitelikte olduğu, davacı şirketin %30 sınırını dikkate almadan davalı bayiye ihlali halinde sonucu cezai şart olan bir yükümlülük yüklediği, Rekabet Kurumunca yayımlanmış olan 2005/4 sayılı Tebliğin Açıklanmasına Dair Kılavuzun 11. sayfasında da, Tebliğ'in dağıtıcıları veya yetkili servisleri, aynı ilgili pazara ait yedek parça alımlarının %30’dan fazlasını tek bir sağlayıcıdan almak zorunda bırakan doğrudan veya dolaylı yükümlülükleri yasakladığının belirtildiği, davaya konu taraflar arasındaki taahhütnamenin geçersiz olduğu ve bu taahhütnamede öngörülen cezai şart hükmü hükümsüz bulunduğundan istenemeyeceğinin kabulü gerektiği, geçerli bir şekilde öngörülmeyen cezai şart hükmüne dayalı olarak davalılardan tahsili istenilen 102.000,00 USD cezai şart isteminin reddine karar verilmek gerekirken bu kısım bakımından davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne; «sözleşmenin ihlali» ve «alım taahhüdünün» (tonaj) ihlali nedenine dayalı cezai şart taleplerinin reddine, «ariyet» emtia bedeli 16.543,60 TL nin 24.05.2013 (dava) tarihinden itibaren «reeskont faizi» işletilerek davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, «cari hesap alacağı» ödendiğinden bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.03.2012 tarihli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının sözleşme gereğince almayı «taahhüt» ettiği miktarda ürün almaması ve «münhasırlık» «sözleşmesini ihlal» etmesi nedeniyle 01.04.2016 tarihli «ihtarname» ile bayilik anlaşmasının müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek davalının eksik aldığı 33,02 ton ürün nedeniyle şimdilik 2.000,00 USD kâr «mahrumiyeti», bayilik anlaşmasının haklı feshinden dolayı 80.000,00 USD «cezai şart» alacağından şimdilik 2.000,00 USD cezai şart, «ariyetlerin» davacıya «teslim» edilmemesinden dolayı şimdilik 2.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsiline, davalıya ariyet verilen ekipmanların müvekkiline aynen iadesine, ariyetlerin iadesinin mümkün olmaması halinde «rayiç bedeli» olarak 30.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin, davacı tarafça ürün «tesliminin» yapılmaması, ihtiyaçların karşılanmaması, bunun devamlılık arz etmesi nedeniyle sözleşmenin önce kendileri tarafından haklı nedenle feshedildiğini savunduğu, davalı tarafça davalıya 31.05.2015 tarihli e-mail gönderildiği, cevap verilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin davacıya bildirildiği ileri sürülmüş ise de söz konusu e-maile dosya içerisinde rastlanılmadığı, davalının ürün «teslimindeki gecikme» iddialarına ilişkin davacıya bir «ihtar» ya da çekince «kaydına» dair dosyaya delil sunulmadığı, maile cevap verilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiği savunmasına göre de bundan sonra sözleşmenin feshedildiğine ilişkin bir beyanın da bulunmadığı, bu durumda sözleşmenin davalı tarafça feshedildiğinin kabul edilemeyeceği, davalının «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesi ekinde dayandığı e-mailler ile noter «ihtarnamesinin» sözleşmenin davacı tarafından feshinden sonrasına ilişkin olduğu, davalı tarafın sözleşmenin devamı sırasında «münhasırlık» şartına aykırı olarak başka bir «dağıtım» firması ile anlaşması nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesinin «haklı fesih» niteliğinde görüldüğü, davalının «sözleşmenin haklı feshine» bağlanan sonuçlardan davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz e …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin haklı feshi · asgari alım taahhüdü · teslimde gecikme · alım taahhüdü · ariyet · haklı fesih · müspet zarar · kar mahrumiyeti
Benzer bu karardaİSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin, davacı tarafça ürün «tesliminin» yapılmaması, ihtiyaçların karşılanmaması, bunun devamlılık arz etmesi nedeniyle sözleşmenin önce kendileri tarafından haklı nedenle feshedildiğini savunduğu, davalı tarafça davalıya 31.05.2015 tarihli e-mail gönderildiği, cevap verilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin davacıya bildirildiği ileri sürülmüş ise de söz konusu e-maile dosya içerisinde rastlanılmadığı, davalının ürün «teslimindeki gecikme» iddialarına ilişkin davacıya bir «ihtar» ya da çekince «kaydına» dair dosyaya delil sunulmadığı, maile cevap verilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiği savunmasına göre de bundan sonra sözleşmenin feshedildiğine ilişkin bir beyanın da bulunmadığı, bu durumda sözleşmenin davalı tarafça feshedildiğinin kabul edilemeyeceği, davalının «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesi ekinde dayandığı e-mailler ile noter «ihtarnamesinin» sözleşmenin davacı tarafından feshinden sonrasına ilişkin olduğu, davalı tarafın sözleşmenin devamı sırasında «münhasırlık» şartına aykırı olarak başka bir «dağıtım» firması ile anlaşması nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesinin «haklı fesih» niteliğinde görüldüğü, davalının «sözleşmenin haklı feshine» bağlanan sonuçlardan davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz e …
Davalının «asgari alım taahhüdünden» kaynaklanan tazminata ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacı ile davalı bayi arasında düzenlenen 20.03.2012 tarihli sözleşmenin eki olan taahhütnamede "...
Davacı, önceki dönemlere ait «asgari alım taahhüdüne» uymamasına rağmen «ihtirazi kayıt» koymadan yeni mal «teslim» ederek davalıda haklı bir güven oluşturmuştur.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 20.03.2012 tarihli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, davalının sözleşme gereğince almayı «taahhüt» ettiği miktarda ürün almaması ve «münhasırlık» «sözleşmesini ihlal» etmesi nedeniyle 01.04.2016 tarihli «ihtarname» ile bayilik anlaşmasının müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek davalının eksik aldığı 33,02 ton ürün nedeniyle şimdilik 2.000,00 USD kâr «mahrumiyeti», bayilik anlaşmasının haklı feshinden dolayı 80.000,00 USD «cezai şart» alacağından şimdilik 2.000,00 USD cezai şart, «ariyetlerin» davacıya «teslim» edilmemesinden dolayı şimdilik 2.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsiline, davalıya ariyet verilen ekipmanların müvekkiline aynen iadesine, ariyetlerin iadesinin mümkün olmaması halinde «rayiç bedeli» olarak 30.000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2840 E. 2024/4746 K.
Ortak:grup muafiyeti · dikey anlaşma · rekabet etmeme yükümlülüğü
İncelediğiniz kararda… liğ, 2005/4 sayılı Tebliğ olup Tebliğ'in 2 nci maddesinin birinci fıkrasında Tebliğin motorlu taşıtların yedek parçalarının alımı, satımı veya yeniden satımı konulu «dikey anlaşmaları» kapsaması, 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında motorlu taşıtın kullanımı için gerekli olan yağlar yedek parça olarak kabul edildiğinden, taraflar arasındaki madeni yağ «bayilik sözleşmesinin» de Tebliğ kapsamında kaldığı, taraflar arasındaki sözleşme 4/2 maddesinde, bayinin Opet dışındaki kaynaklardan temin edilmiş ürün ve mal bulundurmamayı ve ürünleri başka kaynaklardan satın almamayı bu hususun sözleşmenin esaslı unsurlarından biri olduğunu ve bu hükme aykırı davranışların Opet'e sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkını verdiğini kabul ve «taahhüt» ettiği, bu maddenin Tebliğ'in 3 üncü maddesinde düzenlenen «rekabet etmeme yükümlülüğü» kapsamında kaldığı, rekabeti engelleme, bozma ya da «kısıtlama» amacını taşıdığı veya bu etkiyi doğurduğu ya da doğurabilecek nitelikte olduğu, taraflar arasındaki «münhasıran» davacının ürünlerinin satışını öngören sözleşmenin 4/2 nci maddesinin «geçersiz» olduğu ve münhasırlık koşuluna bağlı olarak öngörülen «cezai şart» hükmünün de geçersiz kabul edildiği, bu madde gereğince davacı tarafından sözleşmenin feshedilmesinin haklı olmadığı, 30.000,00 USD cezai şart isteminin reddi gerekirken bu kısma yönelik davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği, davacı vekili 02.07.2015 tarihli dilekçesi ile tebliğe ilişkin olarak Rekabet Kurumunun 2007 yılı Mart ayında verdiği kararlarla madeni yağ «dağıtım» anlaşmalarını adeta Tebliğin kapsamından çıkardığını ileri sürmüşse de başka teşebbüsler açısından verilen bireysel «muafiyet» kararlarının davacı açısından her hangi bir sonuç doğurmadığı, davacının da dava konusu madeni yağ sözleşmesi/sözleşmeleri bakımından Kurul'a bireysel muafiyet kararı başvurusunda bulunduğu yönünde bir iddiası olmadığı gibi Rekabet Kurulu kararları kapsamında yapılmış araştırmada da davacının (Opet/Opet Fuchs) taraf olduğu her hangi bir bireysel muafiyet kararı olmadığı, davacının «kar mahrumiyeti» olarak adlandırdığı talep, akaryakıt alımında tonaj ihlali nedeniyle talep edilen «ifaya ekli cezai şart» niteliğinde olup Taahhütnamenin, Tebliğ 3 üncü madesinin birinci fıkrasında "alıcının bir önceki takvim yılındaki alımları esas alınarak, ilgili pazardaki anlaşma konusu mal veya hizmetlerin ya da onları ikame eden mal veya hizmetlerin %30’undan fazlasının sağlayıcıdan veya sağlayıcının göstereceği başka bir teşebbüsten satın almasına yönelik olarak alıcıya doğrudan veya dolaylı biçimde getirilen herhangi bir yükümlülük" şeklinde ifadesini bulmuş olan rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamında kaldığı ve bunun sonucu olarak da 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un (4054 sayılı Kanun) 4 üncü maddesine göre rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıdığı veya bu etkiyi doğurduğu ya da doğurabilecek nitelikte olduğu, davacı şirketin %30 sınırını dikkate almadan davalı bayiye ihlali halinde sonucu cezai şart olan bir yükümlülük yüklediği, Rekabet Kurumunca yayımlanmış olan 2005/4 sayılı Tebliğin Açıklanmasına Dair Kılavuzun 11. sayfasında da, Tebliğ'in dağıtıcıları veya yetkili servisleri, aynı ilgili pazara ait yedek parça alımlarının %30’dan fazlasını tek bir sağlayıcıdan almak zorunda bırakan doğrudan veya dolaylı yükümlülükleri yasakladığının belirtildiği, davaya konu taraflar arasındaki taahhütnamenin geçersiz olduğu ve bu taahhütnamede öngörülen cezai şart hükmü hükümsüz bulunduğundan istenemeyeceğinin kabulü gerektiği, geçerli bir şekilde öngörülmeyen cezai şart hükmüne dayalı olarak davalılardan tahsili istenilen 102.000,00 USD cezai şart isteminin reddine karar verilmek gerekirken bu kısım bakımından davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne; «sözleşmenin ihlali» ve «alım taahhüdünün» (tonaj) ihlali nedenine dayalı cezai şart taleplerinin reddine, «ariyet» emtia bedeli 16.543,60 TL nin 24.05.2013 (dava) tarihinden itibaren «reeskont faizi» işletilerek davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, «cari hesap alacağı» ödendiğinden bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Bu durumda servis terimi bu yerleri de kapsar." hükmünü ihtiva ettiği, davacının müvekkili şirkete 29.12.2005 tarihinde noterden gönderdiği «ihtar» ile sözleşmelerde yer alan «rekabet etmeme yükümlülüğü» anlamına gelebilecek olan ibarelerin uygulanamayacağını, bu bağlamda Opet dışındaki kaynaklardan temin edilen motor yağlarının satın alınması veya satılmasının önünde herhangi bir engelin bulunmadığı, bu yükümlülüğün ihlali halinde uygulanması öngörülen cezai şartların diğer haller saklı kalmak üzere «geçersiz» hale geldiği, Rekabet Kurumu’nun 2005/4 sayılı tebliğ uyarınca «sözleşmeden doğan» madeni yağ «alım taahhütlerini» azami olarak bir önceki takvim yılındaki toplam muadil ürün alımlarının %30'una tekabül edebilecek oranda tedarik hakkının müvekkiline verildiği şeklinde ifadeleri …
Benzer bu karardaMahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeye ilaveten akaryakıt sektöründe uygulanan «dikey anlaşmalara» ilişkin olarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun) ve 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2002/2 sayılı Tebliğ) çerçevesinde Rekabet Kurulu ve Danıştay tarafından alınan çok sayıda karar ile sabit olduğu üzere bayiilik sözleşmeleri ile bu sözleşmelerde yer alan «rekabet etmeme yükümlülüğünün» süresine etki eden intifa sözleşmeleri ve «kira sözleşmelerinin» tamamının tek bir dikey anlaşma olarak kabul edildiği, söz konusu kararlarda Rekabet Kurulunun 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olan ve süresi beş yılı aşan anlaşmaların “azami hadde indirme” ilkesi gereğince 18.09.2010 tarihine kadar, 18.09.2005 tarihinden sonra yapılmış olan anlaşmaların ise yapıldıkları tarihten itibaren en fazla beş yıl süre ile 2002/2 sayılı Tebliğde düzenlenen «grup muafiyetinden» yararlanabileceğine ve bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağına karar verildiği, oysa taraflar arasında imzalanan 07.06.2004 tarihli sözleşmenin süresinin bir yıl olduğu, ancak daha sonra imzalanan 10.12.2004 tarihli «zeyilname» ile sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren beş yıl olarak uzatıldığı, taraflar arasındaki zeyilname ile uzatılmış sözleşmenin 10.12.2009 tarihinde sona ereceği ve her durumda taraflar arasındaki sözleşmenin 18.09.2010 tarihinden önce sona erdiği gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
… 2024/148 Karar sayılı ilâmı ile taraflar arasında imzalanan dava konusu sözleşme, 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olsa da süresi beş yılı aşmadığından akaryakıt «dağıtım» sektöründeki «dikey anlaşmaların» 2002/2 sayılı Tebliğe uygunluğunun belirlenmesine yönelik Rekabet Kurulu kararları kapsamına «dahil» olmadığı, taraflar arasındaki 07.06.2004 tarihli sözleşme süresinin 10.12.2004 tarihli «zeyilname» ile beş yıl olarak belirlendiği, bu durumda sözleşmenin 10.12.2009 tarihinde sona ermesi gerektiği, dolayısıyla davalı şirket tarafından süresinden önce 03.07.2005 tarihli «ihtarname» ile sona erdirildiği nazara alındığında Özel Daire bozma ilâmında belirtilen hususların somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesince verilen «direnme» kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · kar mahrumiyeti · zeyilname · yoksun kalınan kâr · ihtirazi kayıt · muafiyet
Benzer bu kararda… eşmeye uygulanıp uygulanamayacağı, buradan varılacak sonuca göre taraflar arasındaki sözleşmenin hangi tarihte sona ermesi gerektiği noktasında toplanmış olup dava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği ve «asgari alım taahhüdüne» aykırı davranıldığı (tonaj ihlali) iddiasına dayalı «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2.Dava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği ve «asgari alım taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
… emece 20.03.2018 tarih, 2009/1035 E. ve 2018/246 K. sayılı kararı ile davacı ile davalı şirket arasında 07.06.2004 tarihli akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi ve «protokol» imzalandığı, ayrıca bu sözleşme nedeniyle 10.12.2004 tarihli «zeyilname» akdedildiği, davalı ...’in 10.12.2004 tarihli zeyilname dışındaki sözleşmelere «kefil» olarak imzaladığı, taraflar arasındaki 07.06.2004 tarihli sözleşme süresinin bir yıl olduğu, ancak daha sonra imzalanan 10.12.2004 tarihli zeyilnamede sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren beş yıl olarak uzatıldığı ve 07.06.2004 tarihli sözleşmenin tüm maddelerinin aynen kabul edildiği, ancak davalı şirketin 10.12.2009 tarihinde sona ermesi gereken sözleşmeyi süresinden önce haklı bir neden bildirmeksizin 03.07.2009 tarihli «ihtarname» ile feshettiği, davalı şirketin bu şekilde sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, sözleşmenin davalı tarafından süresinden önce haksız feshinin «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu ve davacının «cezai şart» talebinin yerinde olduğu, sözleşmenin 27-1/c maddesi gereğince davacının cezai şart yanında «mahrum» kaldığı kârı da isteyebileceği, ayrıca 07.06.2004 tarihli protokolde bayiinin «alım taahhüdünün» düzenlendiği ve tonaj ihlâli nedeniyle ödenecek cezai şartın hüküm altına alındığı, davacının tonaj ihlali nedeniyle istediği cezai şart talebinin yerinde olduğu, davacı alacağının dayanağını 10.12.2004 tarihli zeyilnamenin oluşturduğu ve zeyilnamede ise davalı ...'in imzasının bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden 24.803,12 TL kâr «kaybı» alacağının ve 32.377 USD cezai şart alacağının faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilin karar verilmiş, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeye ilaveten akaryakıt sektöründe uygulanan «dikey anlaşmalara» ilişkin olarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun) ve 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2002/2 sayılı Tebliğ) çerçevesinde Rekabet Kurulu ve Danıştay tarafından alınan çok sayıda karar ile sabit olduğu üzere bayiilik sözleşmeleri ile bu sözleşmelerde yer alan «rekabet etmeme yükümlülüğünün» süresine etki eden intifa sözleşmeleri ve «kira sözleşmelerinin» tamamının tek bir dikey anlaşma olarak kabul edildiği, söz konusu kararlarda Rekabet Kurulunun 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olan ve süresi beş yılı aşan anlaşmaların “azami hadde indirme” ilkesi gereğince 18.09.2010 tarihine kadar, 18.09.2005 tarihinden sonra yapılmış olan anlaşmaların ise yapıldıkları tarihten itibaren en fazla beş yıl süre ile 2002/2 sayılı Tebliğde düzenlenen «grup muafiyetinden» yararlanabileceğine ve bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağına karar verildiği, oysa taraflar arasında imzalanan 07.06.2004 tarihli sözleşmenin süresinin bir yıl olduğu, ancak daha sonra imzalanan 10.12.2004 tarihli «zeyilname» ile sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren beş yıl olarak uzatıldığı, taraflar arasındaki zeyilname ile uzatılmış sözleşmenin 10.12.2009 tarihinde sona ereceği ve her durumda taraflar arasındaki sözleşmenin 18.09.2010 tarihinden önce sona erdiği gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3072 E. , 2024/5187 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1168 Esas, 2023/264 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2013/153 E., 2019/1352 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kısmi kabul kararına konu olan miktar 16.543,60 TL olup, karar tarihi itibariyle bu meblağın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesinde belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında olduğu anlaşılmakla; davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraf şirketler arasında 26.03.2008 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 3 üncü maddesinde bayinin satış yerinin belirlendiğini, bu satış yerinin müvekkilinin yazılı izni ile başka bir yere taşınabileceği veya ortak yeni bir servis açılabileceğinin düzenlendiğini, sözleşme süresinin 5 yıl olduğunu, sözleşmenin 8 inci maddesine göre sözleşmenin herhangi bir hükmünün kısmen veya tamamen ihlal edilmesi veya başka kaynaklardan ürün alındığının tespit edilmesi durumunda fesih halinde 30.000,00 USD cezai şart ödeneceğinin ve 12 nci maddesinde de bayinin eylemleri sebebiyle sözleşmenin feshi halinde cezai şartın yanı sıra uğranılan tüm zararların ödeneceğinin ve bayiye teslim edilen ekipmanların iade edileceğinin kararlaştırıldığını, 21 inci madde uyarınca diğer davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükler sebebiyle 30.000,00 USD müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olacağının hüküm altına alındığını, ariyet demirbaş senedi ile davalı şirket iş yerinde kullanılacak demirbaş aletlerin müvekkili tarafından temin edildiğini, bunların değerinin de 16.543,60 TL olduğunu, 14.04.2008 tarihli taahhütnamede anlaşma süresi boyunca yıllık asgari 12 ton davacının pazarladığı ürünlerden almayı, bu taahhüdün altında kalınması halinde ise ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden eksik kalan madeni yağ için ton başına 2.000,00 USD karşılığı TL'nın kar mahrumiyeti olarak ödeneceğinin kabul edildiğini,toplam altmış ton ürün alınması gerekirken sadece 9 ton ürün alındığını, eksik kalan 51 ton için ton başına 2.000,00 USD üzerinden 102.000,00 USD karşılığı 187.680,00 TL kar mahrumiyeti alacağı bulunduğunu, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi sebebiyle de davalının müvekkiline ödenmeyen 6.731,30 TL borcu bulunduğunu, Konya 2.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/324 D. İş sayılı tespit dosyasında sözleşmedeki adreste müvekkili davacının yazılı izni ve onayı alınmadan yetkili servise dönüştürüldüğünü ve davacı markası dışında başka firma yağlarının bulunduğunun tespit edildiğini, sözleşmenin münhasırlık hükümlerine aykırılık teşkil eden bu eylem sebebiyle sözleşmenin 8 inci maddesi kapsamında davalılardan 30.000,00 USD karşılığı 55.203,00 TL cezai şart talepleri bulunduğunu, süreç içinde davalının yükümlülüklerine riayet etmesi için ihtarname gönderildiğini ancak sonuç alınamadığını ve sonuçda davalının kusuru sebebiyle sözleşmenin ifası imkansız hale geldiğinden feshedildiğini ileri sürerek 6.731,30 TL cari hesap borcunun, 16.543,60 TL ariyet olarak verilen emtia bedelinin, 102.000,00 USD karşılığı 187.680,00 TL kar mahrumiyetinin 30.000,00 USD cezai şart karşılığı 55.203,00 TL toplam 266.157,90 TL tazminatının, 55.203,00 TL’lik kısmının davalılardan müteselsilen tahsili ile kalan kısmın davalı şirketten tahsiline karar verilmesini, fesih tarihi olan 20.03.2013 tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilleri Muammer’e ait olan iki şirketin bulunduğunu, bunların diğer davalı olan ... Oto..Ltd. Şti. ile dava dışı Motorcu Otomotiv ...Ltd. Şti. olduğunu, her iki şirketin de yıllar içinde davacıdan ürün aldığını, buna ilişkin faturaların dosyaya sunulduğunu, dava dışı Motorcu Ltd. Şti.’nin ... şirketinin Konya'daki iki yetkili servisinden birisi olduğunu, davalı şirketin de yine ...’un özel servisi olarak çalıştığını, dava dışı şirket için yapılan yağ alımının kesilmesi üzerine davacının rahatsız olduğunu, davaya konu sözleşmenin davalı ... Ltd. Şti. ile yapıldığını, her iki şirketin de kardeş şirket olmasından dolayı alımlarda ortak hareket edildiğini, bu durumun davacı tarafından iyi bilindiğini, sözleşmenin kurulmasından beri her iki şirket için davacıdan toplam 50.199,66 kg/ton ürün alındığını, taahhüdün fazlasıyla yerine getirildiğini, dava dışı Motorcu Ltd.
Şti.’nin davacıdan mal alımı yapmasa da davalı ... Ltd. Şti.'nin mal alımı yapmaya devam ettiğini, davacının sözleşmeyi fesih beyanına itibar edilmemesi gerektiğini zira davacının halen müvekkiline mal sattığını, yıllık asgari on iki ton mal alım taahhüdü olmasına rağmen davacının bu taahhüdün yerine getirilmeme iddiasını ileri sürmek için neden beş yıl beklendiğinin anlaşılamadığını, beş yıllık süre içinde yıllık asgari yağ alım tonajına uyulması hususunda bugüne kadar hiçbir ihtar ve uyarının yapılmadığını, dolayısıyla aradan geçen bu zamanın uzunluğu sebebiyle tacir olan davacı tarafından bu durumun benimsendiğinin kabulü gerektiğini, hem müvekkili şirketin hem de dava dışı servisin ... servisi olması sebebiyle, ...’un son zamanlarda ürettiği yeni Puma motor segmentine davacının uyumlu yağının bulunmadığını, bu motor tipine sadece Castrol marka yağın uyumlu olduğundan delil tespitinde o marka yağların tespit edildiğini, davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği iddia ediliyor olsa da aradaki ticari ilişki devam ettiğinden cezai şartın söz konusu olamayacağını, davacı tarafından müvekkili şirkete ariyet demirbaş senedi kapsamında ikinci el malların teslim edildiği ve hiç kullanılmadığını istenildiği takdirde davacının bu malzemeleri alabileceğini, aynen iade istenilmeden bedelinin istenilmesinin yasaya aykırı bulunduğunu, davacının cari hesaptan kaynaklanan 6.731,30 TL alacağının ise 27.05.2013 tarihinde ödendiği, böyle bir borcun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bayilik sözleşmesinin feshinin davalının haksız eylemi sebebiyle gerçekleştiği, haklı bir feshin mevcut olduğunun kabulünün gerektiği, tarafların arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak davalının defter ve kayıtlarının incelendiği, buna göre davalının fesih tarihine kadar 6.555,50 kg, dava tarihine kadar 8.305,50 kg mal satın aldığının tespit edildiği, davalının sözleşmedeki belirtilen taahhütlerine uymadığının anlaşıldığını, her ne kadar davacının defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesinde davalı şirketin 12 ton madeni yağ aldığının tespit edildiği belirtilmiş ise de her iki rapor arasındaki farkın dava dışı Motorcu Ltd.
Şti.'ye yapılan satışlardan kaynaklandığı, buna göre davalının fesih tarihine kadar davacıdan 60.000 kg-6.555,50 kg=53.444,50 kg; dava tarihine kadar 60.000kg-8.305,50 kg=51.694,50 kg eksik mal satın aldığı ancak davacının dava dilekçesindeki talebi gibi 51.000 kg x 2.000,00 USD=102.000,00 USD üzerinden kar kaybının hesaplanarak karar verildiği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 4 üncü ve 8 inci maddelerinde cezai şartın şartları ile hesap ve miktarın belirlendiğini, delil tespiti dosyasında davalı bayinin adresinde Motorcu Ltd. Şti.’nin faal durumda olduğu söz konusu iş yerinde başka markalı ürünlerin tespit edildiği, dolayısıyla davacının davalıdan 30.000,00 USD cezai şart talep edebileceği, söz konusu miktarın davalının ekonomik açıdan mahvı sonucunu doğurmayacağı, diğer davalı ...'in sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalaması sebebiyle cezai şarttan sorumlu olduğu, dava dilekçesinde talep edilen 6.731,30 TL cari hesap borcu dava açıldıktan sonra ödendiğinden bu talep açısından karar verilmesine yer olmadığı, taraflar arasında imzalanan ariyet demirbaş senedi kapsamındaki makine ve ekipmanların davalının yedinde bulunduğu, malların değerinin 18.000,00 TL olduğu sözleşmenin 12 nci maddesi uyarınca davacının da bu değeri davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle, 6.731,30 TL talep ile ilgili karar verilmesine yer olmadığı, 16.543,60 TL ariyet emtia bedeli alacağının kabulü ile söz konusu miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile davalı ...
Ltd. Şti.'den tahsiline; 102.000,00 USD kar mahrumiyeti alacağının kabulü ile dava tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince USD cinsinden 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalı ... Ltd. Şti.'den tahsiline;
30. 000,00 USD cezai şart alacağının kabulü ile dava tarihinden itibaren dava tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince USD cinsinden 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin Konya'da özel ... servisi olduğunu, bayilik sözleşmesinin imzalandığı dönemde şirketin ...'un Konya'daki ikinci yetkili servisi olarak hizmet vermeye başladığını, ancak bir servisin hem yetkili hem de özel servis olamayacağından davalı ...'in dava dışı Motorcu Ltd. Şti.'yi kurduğunu, her iki yerin de ihtiyaçlarının davacı şirketten karşılandığını, davacının Konya bölgesinde mallarını pazarlayan Erk Birlik Ltd. Şti. (Erk Ltd. Şti.) adı altında bir şirketinin bulunduğunu, davalı şirket mal talep ettiğinde davacının mal teslimini anılan şirket üzerinden yaptığını o yüzden de bazı faturalarda o şirketin isminin geçtiğini yani davacı şirket ile Erk Ltd.
Şti.'nin aynı firma olduğunu, bu satın almalara ilişkin faturaların cevap dilekçesinde sunulduğunu, sözleşmenin 3 üncü maddesinin "Bayi bölgesi içinde veya dışında servisini Opetin yazılı izni ile başka yere taşıyabilir, ortak yeni servis daha kurabilir veya şube açabilir. Bu durumda servis terimi bu yerleri de kapsar." hükmünü ihtiva ettiği, davacının müvekkili şirkete 29.12.2005 tarihinde noterden gönderdiği ihtar ile sözleşmelerde yer alan rekabet etmeme yükümlülüğü anlamına gelebilecek olan ibarelerin uygulanamayacağını, bu bağlamda Opet dışındaki kaynaklardan temin edilen motor yağlarının satın alınması veya satılmasının önünde herhangi bir engelin bulunmadığı, bu yükümlülüğün ihlali halinde uygulanması öngörülen cezai şartların diğer haller saklı kalmak üzere geçersiz hale geldiği, Rekabet Kurumu’nun 2005/4 sayılı tebliğ uyarınca sözleşmeden doğan madeni yağ alım taahhütlerini azami olarak bir önceki takvim yılındaki toplam muadil ürün alımlarının %30'una tekabül edebilecek oranda tedarik hakkının müvekkiline verildiği şeklinde ifadelerin bulunduğu, sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren dava tarihine kadar hem davalı şirket hem de dava dışı Motorcu Ltd.
Şti.'nin davacıdan 50.199,66 kg/ton malzeme alımı gerçekleştirdiği dolayısıyla sözleşme hükümlerinin aslında yerine getirildiğini, yargılama aşamasındaki tüm taleplerine rağmen dava dışı Motorcu Ltd. Şti. ile davacıya ait olan Erk Ltd. Şti.'nin defterlerinin incelenmediğini bunun da eksik inceleme oluşturduğunu, davacının iddiasına göre, beş yıl boyunca dokuz ton yağ alındığı iddiası karşısında neden beş yıl içinde herhangi bir uyarının yapılmadığını davacının asıl amacının hem sözleşmeyi yenilemek hem de her iki şirkete mal vermeye devam etmek olduğunu, tacir olan davacının da süreç içindeki mal alım durumunu kabul ettiğini, her iki şirketin de ... servisi olması sebebiyle ...'un yeni motoru olan Puma segmenti motorun sadece Castrol marka yağa uyumlu olduğunu, ...
merkezinden dava dosyasına gönderilen cevapdan bu durumun anlaşılacağını; her ne kadar davacı şirket sözleşmenin sona erdiğini iddia etse de taraflar arasındaki ticari ilişki devam ettiğinden, cezai şart isteme koşullarının oluşmadığını çünkü cezai şartın akdin feshi halinde geçerli olacağını; ayrıca davacının taleplerinden biri olan ariyet demirbaş senedindeki ekipmanların müvekkili tarafından hiç kullanılmadığını, istendiği takdirde onların iadesinin mümkün olduğunu, bu nedenle de mahkemece ekipmanların bedeline hükmedilmesinin doğru olmadığını; Rekabet Kurumunun 2005/4 numaralı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2005/4 sayılı Tebliğ) 3 üncü maddesi uyarınca ve 05.06.2015 tarihli bilirkişi heyetinin raporunun sonuç kısmında da belirtildiği üzere "uyuşmazlık konusu olayda sözleşmenin geçerli olduğu her yıl için davalı şirketin bir önceki takvim yılında ilgili pazarda ki alımları tespit edilerek bu miktarın %30 unun belirlenmesi ve davalı şirketin almakla yükümlü olduğu miktarın bu çerçevede belirlenmesi gerektiği" öngörülmüş ve sözleşmenin baştan beri geçersiz olmasına rağmen bu husus hiç gözetilmeyerek hüküm verildiği, sözleşmenin her yıl 12 ton mal alınması şartını öngören hükmü geçerli olsa bile belirtilen %30 kural uygulanarak Rekabet Kanununa uygun bir şartın belirlenmesinin gerekeceği, tüm bilirkişilerin cezai şartın geçersizliğini dile getirdikleri dikkate alınmadan döviz kurunun yüksekliği gözetildiğinde cezai şartın müvekkili şirketin mahvına yol açacağını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşme tarihinin 26.03.2008 ve süresinin beş yıl olması sebebiyle somut olayda dikkate alınması gereken Tebliğ, 2005/4 sayılı Tebliğ olup Tebliğ'in 2 nci maddesinin birinci fıkrasında Tebliğin motorlu taşıtların yedek parçalarının alımı, satımı veya yeniden satımı konulu dikey anlaşmaları kapsaması, 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında motorlu taşıtın kullanımı için gerekli olan yağlar yedek parça olarak kabul edildiğinden, taraflar arasındaki madeni yağ bayilik sözleşmesinin de Tebliğ kapsamında kaldığı, taraflar arasındaki sözleşme 4/2 maddesinde, bayinin Opet dışındaki kaynaklardan temin edilmiş ürün ve mal bulundurmamayı ve ürünleri başka kaynaklardan satın almamayı bu hususun sözleşmenin esaslı unsurlarından biri olduğunu ve bu hükme aykırı davranışların Opet'e sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkını verdiğini kabul ve taahhüt ettiği, bu maddenin Tebliğ'in 3 üncü maddesinde düzenlenen rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamında kaldığı, rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıdığı veya bu etkiyi doğurduğu ya da doğurabilecek nitelikte olduğu, taraflar arasındaki münhasıran davacının ürünlerinin satışını öngören sözleşmenin 4/2 nci maddesinin geçersiz olduğu ve münhasırlık koşuluna bağlı olarak öngörülen cezai şart hükmünün de geçersiz kabul edildiği, bu madde gereğince davacı tarafından sözleşmenin feshedilmesinin haklı olmadığı, 30.000,00 USD cezai şart isteminin reddi gerekirken bu kısma yönelik davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği, davacı vekili 02.07.2015 tarihli dilekçesi ile tebliğe ilişkin olarak Rekabet Kurumunun 2007 yılı Mart ayında verdiği kararlarla madeni yağ dağıtım anlaşmalarını adeta Tebliğin kapsamından çıkardığını ileri sürmüşse de başka teşebbüsler açısından verilen bireysel muafiyet kararlarının davacı açısından her hangi bir sonuç doğurmadığı, davacının da dava konusu madeni yağ sözleşmesi/sözleşmeleri bakımından Kurul'a bireysel muafiyet kararı başvurusunda bulunduğu yönünde bir iddiası olmadığı gibi Rekabet Kurulu kararları kapsamında yapılmış araştırmada da davacının (Opet/Opet Fuchs) taraf olduğu her hangi bir bireysel muafiyet kararı olmadığı, davacının kar mahrumiyeti olarak adlandırdığı talep, akaryakıt alımında tonaj ihlali nedeniyle talep edilen ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup Taahhütnamenin, Tebliğ 3 üncü madesinin birinci fıkrasında "alıcının bir önceki takvim yılındaki alımları esas alınarak, ilgili pazardaki anlaşma konusu mal veya hizmetlerin ya da onları ikame eden mal veya hizmetlerin %30’undan fazlasının sağlayıcıdan veya sağlayıcının göstereceği başka bir teşebbüsten satın almasına yönelik olarak alıcıya doğrudan veya dolaylı biçimde getirilen herhangi bir yükümlülük" şeklinde ifadesini bulmuş olan rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamında kaldığı ve bunun sonucu olarak da 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un (4054 sayılı Kanun) 4 üncü maddesine göre rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıdığı veya bu etkiyi doğurduğu ya da doğurabilecek nitelikte olduğu, davacı şirketin %30 sınırını dikkate almadan davalı bayiye ihlali halinde sonucu cezai şart olan bir yükümlülük yüklediği, Rekabet Kurumunca yayımlanmış olan 2005/4 sayılı Tebliğin Açıklanmasına Dair Kılavuzun 11.
sayfasında da, Tebliğ'in dağıtıcıları veya yetkili servisleri, aynı ilgili pazara ait yedek parça alımlarının %30’dan fazlasını tek bir sağlayıcıdan almak zorunda bırakan doğrudan veya dolaylı yükümlülükleri yasakladığının belirtildiği, davaya konu taraflar arasındaki taahhütnamenin geçersiz olduğu ve bu taahhütnamede öngörülen cezai şart hükmü hükümsüz bulunduğundan istenemeyeceğinin kabulü gerektiği, geçerli bir şekilde öngörülmeyen cezai şart hükmüne dayalı olarak davalılardan tahsili istenilen 102.000,00 USD cezai şart isteminin reddine karar verilmek gerekirken bu kısım bakımından davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne;
sözleşmenin ihlali ve alım taahhüdünün (tonaj) ihlali nedenine dayalı cezai şart taleplerinin reddine, ariyet emtia bedeli 16.543,60 TL nin 24.05.2013 (dava) tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, cari hesap alacağı ödendiğinden bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tüm sektöre emsal olacak şekilde 2007 Mart ayında muafiyet tanındığını, Rekabet Kurulu kararlarına göre bu tarihli kararlarda Tebliğ'in uygulanmadığını, istinaf mahkemesince muafiyet kararlarının dikkate alınmadığını, sadece Tebliğ dikkate alınarak karar verildiğini, alım taahhüdünün cezai şart olmadığını, haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini, taraf iradelerinin göz ardı edildiğini, alım taahhüdünün rekabet hukuku anlamında bir kısıtlama olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ariyet emtia bedeli açısından kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı tarafça taraflar arasındaki madeni yağ bayilik sözleşmesine aykırı olarak davalı şirketin iş yerinde başka markaların madeni yağlarını sattığı, bu nedenle sözleşmenin ihlali nedeniyle feshedildiği ileri sürülerek sözleşme gereğince 30.000,00 USD cezai şart karşılığı 55.203,00 TL, alım taahhütnamesi uyarınca eksik alınan 102.000,00 USD karşılığı 187.680,00 TL kar mahrumiyeti, davalı şirkete ariyet olarak verilen ekipman bedeli 16.543,60 TL'nin ve cari hesap alacağı 6.731,30 TL’nin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4054 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi.
3. 2005/4 sayılı Tebliğ.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davacı tarafından cezai şartın tahakkuk ettiği her yıl için çekince koymaksızın yeniden mal verilmeye devam edildiği, bu durumda önceki yıllar için tahakkuk eden cezai şarttan vazgeçildiği anlaşılmaktadır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A.Davalılar Temyizi Yönünden
Davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde davacıya iadesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1077215000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz