Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2840 E. 2024/4746 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
grup muafiyeti↗ dikey anlaşma↗ rekabet etmeme yükümlülüğü↗ asgari alım taahhüdü↗ alım taahhüdü↗ akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ ariyet↗ rekabet kurulu kararı↗ kar mahrumiyeti↗ zeyilname↗ yoksun kalınan kâr↗ ihtirazi kayıt↗ muafiyet↗ direnme kararı↗ kâr mahrumiyeti↗ bayilik sözleşmesi↗ kira sözleşmesi↗ sözleşmeye aykırılık↗ cezai şart↗ derdestlik↗ kâr kaybı↗ kefil↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ yetki↗ ıslah↗ taahhütname↗ ihtarname↗ dahili dava↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 20.03.2018 tarih, 2009/1035 E. ve 2018/246 K. sayılı kararı ile davacı ile davalı şirket arasında 07.06.2004 tarihli akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi ve protokol imzalandığı, ayrıca bu sözleşme nedeniyle 10.12.2004 tarihli zeyilname akdedildiği, davalı ...’in 10.12.2004 tarihli zeyilname dışındaki sözleşmelere kefil olarak imzaladığı, taraflar arasındaki 07.06.2004 tarihli sözleşme süresinin bir yıl olduğu, ancak daha sonra imzalanan 10.12.2004 tarihli zeyilnamede sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren beş yıl olarak uzatıldığı ve 07.06.2004 tarihli sözleşmenin tüm maddelerinin aynen kabul edildiği, ancak davalı şirketin 10.12.2009 tarihinde sona ermesi gereken sözleşmeyi süresinden önce haklı bir neden bildirmeksizin 03.07.2009 tarihli ihtarname ile feshettiği, davalı şirketin bu şekilde sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, sözleşmenin davalı tarafından süresinden önce haksız feshinin sözleşmeye aykırılık oluşturduğu ve davacının cezai şart talebinin yerinde olduğu, sözleşmenin 27-1/c maddesi gereğince davacının cezai şart yanında mahrum kaldığı kârı da isteyebileceği, ayrıca 07.06.2004 tarihli protokolde bayiinin alım taahhüdünün düzenlendiği ve tonaj ihlâli nedeniyle ödenecek cezai şartın hüküm altına alındığı, davacının tonaj ihlali nedeniyle istediği cezai şart talebinin yerinde olduğu, davacı alacağının dayanağını 10.12.2004 tarihli zeyilnamenin oluşturduğu ve zeyilnamede ise davalı ...'in imzasının bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden 24.803,12 TL kâr kaybı alacağının ve 32.377 USD cezai şart alacağının faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilin karar verilmiş, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
B. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.07.2019 tarih, 2018/1182 E. ve 2019/948 K. sayılı kararı ile; davacı vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
D. Bozma Kararı
Dairemizin 07.12.2021 tarih 2020/3094 Esas, 2021/6902 Karar sayılı ilamı ile Rekabet Kurulu’nun 14.07.2002 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti (2002/2) Tebliğinin “Rekabet Etmeme Yükümlülüğü” başlıklı 5/a maddesi kapsamında taraflar arasında imzalanan dava konusu sözleşme, 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olması ve sözleşme beş yıllık süreden sonra feshedilmiş olduğundan sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ile buna göre değerlendirme yapılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeye ilaveten akaryakıt sektöründe uygulanan dikey anlaşmalara ilişkin olarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun) ve 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2002/2 sayılı Tebliğ) çerçevesinde Rekabet Kurulu ve Danıştay tarafından alınan çok sayıda karar ile sabit olduğu üzere bayiilik sözleşmeleri ile bu sözleşmelerde yer alan rekabet etmeme yükümlülüğünün süresine etki eden intifa sözleşmeleri ve kira sözleşmelerinin tamamının tek bir dikey anlaşma olarak kabul edildiği, söz konusu kararlarda Rekabet Kurulunun 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olan ve süresi beş yılı aşan anlaşmaların “azami hadde indirme” ilkesi gereğince 18.09.2010 tarihine kadar, 18.09.2005 tarihinden sonra yapılmış olan anlaşmaların ise yapıldıkları tarihten itibaren en fazla beş yıl süre ile 2002/2 sayılı Tebliğde düzenlenen grup muafiyetinden yararlanabileceğine ve bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağına karar verildiği, oysa taraflar arasında imzalanan 07.06.2004 tarihli sözleşmenin süresinin bir yıl olduğu, ancak daha sonra imzalanan 10.12.2004 tarihli zeyilname ile sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren beş yıl olarak uzatıldığı, taraflar arasındaki zeyilname ile uzatılmış sözleşmenin 10.12.2009 tarihinde sona ereceği ve her durumda taraflar arasındaki sözleşmenin 18.09.2010 tarihinden önce sona erdiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin süresinde feshedildiğini, ayrıca bayiilik sözleşmelerinde yoksun kalınan kâr ve cezai şart taleplerinin bir arada istenemeyeceğini, dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2024 tarihli ve 2023/11-10 Esas 2024/148 Karar sayılı ilâmı ile taraflar arasında imzalanan dava konusu sözleşme, 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olsa da süresi beş yılı aşmadığından akaryakıt dağıtım sektöründeki dikey anlaşmaların 2002/2 sayılı Tebliğe uygunluğunun belirlenmesine yönelik Rekabet Kurulu kararları kapsamına dahil olmadığı, taraflar arasındaki 07.06.2004 tarihli sözleşme süresinin 10.12.2004 tarihli zeyilname ile beş yıl olarak belirlendiği, bu durumda sözleşmenin 10.12.2009 tarihinde sona ermesi gerektiği, dolayısıyla davalı şirket tarafından süresinden önce 03.07.2005 tarihli ihtarname ile sona erdirildiği nazara alındığında Özel Daire bozma ilâmında belirtilen hususların somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesince verilen direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; 4054 sayılı Kanun ve 2002/2 sayılı Tebliğ çerçevesinde Rekabet Kurulu kararlarının taraflar arasındaki sözleşmeye uygulanıp uygulanamayacağı, buradan varılacak sonuca göre taraflar arasındaki sözleşmenin hangi tarihte sona ermesi gerektiği noktasında toplanmış olup dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği ve asgari alım taahhüdüne aykırı davranıldığı (tonaj ihlali) iddiasına dayalı cezai şart ve kâr kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4054 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği ve asgari alım taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı cezai şart ve kâr kaybı alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafından dava dilekçesinde; 07.06.2004 tarihinde davalı şirket ile Akaryakıt Sözleşmesi, 26.05.2004 tarihinde akaryakıt istasyonları için Ariyet ve Emanet Sözleşmesi ve 07.06.2004 tarihinde Protokol imzalanmış olduğu, 10.12.2004 tarihinde imzalanan Zeyilname ile 07.06.2004 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesinin süresinin 10.12.2004 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile uzatılmış olduğu ve 10.12.2009 tarihinde sona erecek sözleşmenin süresinden önce haklı bir neden olmaksızın 07.09.2009 tarihi itibari ile davalı şirket tarafından feshedildiği ileri sürülerek "sözleşme ihlalinden kaynaklanan cezai şart, tonaj ihlalinden kaynaklanan cezai şart ve erken fesihten dolayı kar mahrumiyeti" şeklinde üç ayrı alacak kalemi yönünden talepte bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Tonaj ihlalinden kaynaklanan cezai şart talebine yönelik olarak; 07.06.2004 tarihli Protokol'ün 2'nci maddesinde "Bayi, Total'den işbu protokol tarihinden itibaren her yıl 1.000 (bin) m3/yıl akaryakıt, ... 1 (bir) ton/yıl madeni yağ almayı kabul ve taahhüt etmiştir. Bayi, Total'e her eksik ton başına akaryakıtta 20 Dolar/ton, madeni yağda ise 200 Dolar/ton cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir." hükmü mevcuttur. Bu hüküm ile davacının tonaj ihlali nedeniyle ödeyeceği özel cezai şart hüküm altına alınmıştır.
07.06.2004 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesinin 27.1/b maddesinde ise; "İşleticinin bu sözleşmede yer alan hususlardan herhangi birisine uymaması halinde Şirket; İşleticiden uyulmayan her husus için 10.000 USD cezai şart talep etmeye yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
Somut olaya bakıldığında, davalının tonaj ihlali yapması ve sözleşmeyi süresinden önce haksız feshetmesi sözleşmeye aykırılık halleri olarak gösterilebilir. Mahkemece, hem yukarıda açıklanan Sözleşmesinin 27.1/b maddesinde belirtilen genel cezai şarta, hem de eki olan 07.06.2004 tarihli Protokol'ün 2'nci maddesinde tonaj ihlaline yönelik belirtilen özel cezai şarta yönelik olarak davanın kabulüne karar verilmişse de, birden fazla cezai şart öngörülmesi halinde yalnız bir defa cezai şarta hükmedilmesi gerekirken aynı hususa ilişkin iki ayrı cezai şarta hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle mahkemece yapılacak iş, talebin cezai şartlardan hangisine yönelik olduğunun açıklattırılması olup, kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Kabule göre de, tonaj ihlalinden doğan cezai şart talebi yönünden mahkemece, 07.06.2004 tarihli Protokol'ün 2'nci maddesi kapsamında Sözleşmenin yürürlüğü süresince ve Protokol'ün başlangıç tarihi olan 2004 yılından 05.09.2009 davalının son mal alım tarihine kadar geçen süre içerisindeki eksik alımlara ilişkin toplam 22.261,76 USD olarak hesaplanan 25.11.2013 tarihli bilirkişi heyet raporuna itibar edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Ancak, tonaj ihlaline yönelik her yıl için ayrı ayrı ihtirazı kayıt konularak mal teslim edilmiş olması gerekmektedir. Somut olayın dayandığı veriler ışığında davacının tonaj ihlaline yönelik talebi yönünden son 1 yıl için cezai şarta hükmedilmesi gerekirken, tüm sözleşme süresince (2004-2009) cezai şarta hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3094 E. 2021/6902 K.
Ortak:akaryakıt bayilik sözleşmesi · rekabet etmeme yükümlülüğü · cezai şart · kâr kaybı · dava şartı
İncelediğiniz kararda… eşmeye uygulanıp uygulanamayacağı, buradan varılacak sonuca göre taraflar arasındaki sözleşmenin hangi tarihte sona ermesi gerektiği noktasında toplanmış olup dava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği ve «asgari alım taahhüdüne» aykırı davranıldığı (tonaj ihlali) iddiasına dayalı «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2.Dava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği ve «asgari alım taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
… emece 20.03.2018 tarih, 2009/1035 E. ve 2018/246 K. sayılı kararı ile davacı ile davalı şirket arasında 07.06.2004 tarihli akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi ve «protokol» imzalandığı, ayrıca bu sözleşme nedeniyle 10.12.2004 tarihli «zeyilname» akdedildiği, davalı ...’in 10.12.2004 tarihli zeyilname dışındaki sözleşmelere «kefil» olarak imzaladığı, taraflar arasındaki 07.06.2004 tarihli sözleşme süresinin bir yıl olduğu, ancak daha sonra imzalanan 10.12.2004 tarihli zeyilnamede sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren beş yıl olarak uzatıldığı ve 07.06.2004 tarihli sözleşmenin tüm maddelerinin aynen kabul edildiği, ancak davalı şirketin 10.12.2009 tarihinde sona ermesi gereken sözleşmeyi süresinden önce haklı bir neden bildirmeksizin 03.07.2009 tarihli «ihtarname» ile feshettiği, davalı şirketin bu şekilde sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, sözleşmenin davalı tarafından süresinden önce haksız feshinin «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu ve davacının «cezai şart» talebinin yerinde olduğu, sözleşmenin 27-1/c maddesi gereğince davacının cezai şart yanında «mahrum» kaldığı kârı da isteyebileceği, ayrıca 07.06.2004 tarihli protokolde bayiinin «alım taahhüdünün» düzenlendiği ve tonaj ihlâli nedeniyle ödenecek cezai şartın hüküm altına alındığı, davacının tonaj ihlali nedeniyle istediği cezai şart talebinin yerinde olduğu, davacı alacağının dayanağını 10.12.2004 tarihli zeyilnamenin oluşturduğu ve zeyilnamede ise davalı ...'in imzasının bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden 24.803,12 TL kâr «kaybı» alacağının ve 32.377 USD cezai şart alacağının faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilin karar verilmiş, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği ve «asgari alım taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Şti. yönünden 24.803,12 TL kâr «kaybı» alacağının 07/09/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 32.377 USD «cezai şart» alacağının 07/09/2009 tarihinden itibaren USD’ye uygulanan en yüksek faiz ile birlikte ödeme günündeki TC.
… enin 31. maddesinde sözleşmenin 1 yıl süreli olduğu, sözleşmenin bitim süresinden 3 ay önce tarafların yazılı bildirimde bulunmamaları halinde kendiliğinden bir yıl «yenilenmiş» sayılacağının düzenlendiği, bu sözleşmenin davalı ... tarafından «kefil» sıfatıyla imzalandığı, 07/06/2004 tarihinde imzalanan Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesine Zeyilname başlıklı belgede sözleşme süresinin 10/12/2004 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile uzatıldığı, sözleşmenin değiştirilmeyen maddelerinin aynen kaldığının düzenlendiği, bu belgede davalı ...’in kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı, bu değişiklikle belirsiz süreli olan sözleşmenin belirli süreli sözleşmeye dönüştürüldüğü, buna göre 07/06/2004 tarihli sözleşmenin 10/12/2004 tarihinden itibaren 5 yılın sonunda yani 10/12/2009 tarihinde sona ermesinin kararlaştırıldığı, davalı kefilin imzası olan sözleşme 1 yıl süreli olduğundan 07.06.2005 tarihi itibariyle davalı kefilin sorumluluğunun sona erdiği, aynı sözleşmeye dayalı olarak davacı tarafından davalılara karşı «cari hesap» ve «vade farkı» alacağının tahsili talebiyle açılan davada verilen kararın temyizi üzerine hükmün davalı ... yararına 10/02/2016 tarihli ilamla bozulduğu ve gerekçesinin “Taraflar arasında düzenlenen ve davalı ...'in «kefalet» imzasını «taşıyan» sözleşmenin 07/06/2004 tarihli olduğu, daha sonra düzenlenen ve süre uzatımını içeren «zeyilnamede» ise davalı ...'in imzası bulunmadığı, bu durumda asıl sözleşmenin süresinin sona ermesi ile kefilin sorumluluğunun bittiği..” şeklinde olduğu, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddedildiği, davacı tarafın, davalı kefilin sözleşmenin 24.maddesi uyarınca şirket yöneticisi olarak borçtan sorumlu olduğu ve şirket yetkilisi olarak imza atmış olması nedeniyle sözleşme süresinin uzatıldığından haberdar olduğu yönündeki itirazlarının «sözleşmelerin nisbiliği ilkesi» gereği yerinde görülmediği, 07/06/2004-07/06/2005 tarihleri arasındaki «ürün alım taahhüdüne» aykırılık nedeniyle oluşan «cezai şart» alacağından davalı kefilin de sorumlu olduğu düşünülebilir ise de, zaten bu tutarın hesaplanmasına davalı kefil vekilinin itiraz ettiği, ve itirazında haklı olduğu, zira 1. yılın sonunda davalıya eksik alıma ilişkin gönderilen bir «ihtara» rastlanılmadığı, raporda «şerh» içeren faturadan da söz edilmediği, diğer cezai şart talebi ile kâr «kaybı» talebinin ise davalı kefilin kefaletinin sona erdiği dönemden sonrasına ilişkin olduğu, 07/06/2004 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesine İlişkin Zeyilnamede ve 07/06/2004 tarihli Protokolde kefil sıfatıyla imzası bulunmayan ve 07/06/2004-07/06/2005 tarihleri arası döneme ilişkin haksız cezai şart talebine itirazında haklı olan davalı ...’in «dava konusu» cezai şart ve «kar kaybı» alacağından sorumlu olmadığı, ilk derece mahkemesinin bu davalıya yönelik davanın reddi yönünde verdiği kararda bir isabetsizlik görülmediği, davalı şirket vekili yasal sürede cevap dilekçesi sunmadığından «yetki» ve «derdestlik» (o tarihte dava şartı olmayan) «ilk itirazları» yerinde görülmediği gibi, yargılama sırasında ileri sürülmeyen «zamanaşımı def»’inin de haklı görülmediği, davalı şirket vekilinin esasa yönelik istinaf sebeplerinin bu davada verilen karara yönelik olmadığı, davanın konusu olmayan «teminat mektubu» ve intifa süresine ilişkin olduğu, «kamu düzenine» ilişkin olup re’sen dikkate alınacak bir husus da bulunmadığı, dolayısıyla esasa yönelik istinaf sebeplerinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekili ile …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9042 E. 2023/293 K.
Ortak:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · kar mahrumiyeti · zeyilname · ihtirazi kayıt · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · kira sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… emece 20.03.2018 tarih, 2009/1035 E. ve 2018/246 K. sayılı kararı ile davacı ile davalı şirket arasında 07.06.2004 tarihli akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi ve «protokol» imzalandığı, ayrıca bu sözleşme nedeniyle 10.12.2004 tarihli «zeyilname» akdedildiği, davalı ...’in 10.12.2004 tarihli zeyilname dışındaki sözleşmelere «kefil» olarak imzaladığı, taraflar arasındaki 07.06.2004 tarihli sözleşme süresinin bir yıl olduğu, ancak daha sonra imzalanan 10.12.2004 tarihli zeyilnamede sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren beş yıl olarak uzatıldığı ve 07.06.2004 tarihli sözleşmenin tüm maddelerinin aynen kabul edildiği, ancak davalı şirketin 10.12.2009 tarihinde sona ermesi gereken sözleşmeyi süresinden önce haklı bir neden bildirmeksizin 03.07.2009 tarihli «ihtarname» ile feshettiği, davalı şirketin bu şekilde sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, sözleşmenin davalı tarafından süresinden önce haksız feshinin «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu ve davacının «cezai şart» talebinin yerinde olduğu, sözleşmenin 27-1/c maddesi gereğince davacının cezai şart yanında «mahrum» kaldığı kârı da isteyebileceği, ayrıca 07.06.2004 tarihli protokolde bayiinin «alım taahhüdünün» düzenlendiği ve tonaj ihlâli nedeniyle ödenecek cezai şartın hüküm altına alındığı, davacının tonaj ihlali nedeniyle istediği cezai şart talebinin yerinde olduğu, davacı alacağının dayanağını 10.12.2004 tarihli zeyilnamenin oluşturduğu ve zeyilnamede ise davalı ...'in imzasının bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden 24.803,12 TL kâr «kaybı» alacağının ve 32.377 USD cezai şart alacağının faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilin karar verilmiş, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
… eşmeye uygulanıp uygulanamayacağı, buradan varılacak sonuca göre taraflar arasındaki sözleşmenin hangi tarihte sona ermesi gerektiği noktasında toplanmış olup dava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği ve «asgari alım taahhüdüne» aykırı davranıldığı (tonaj ihlali) iddiasına dayalı «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2.Dava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği ve «asgari alım taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshedildiği, «asgari alım taahhüdüne» uyulmadığı iddiasıyla «cezai şart» ve kâr «mahrumiyeti» istemine ilişkindir.
2.Davacı dava dilekçesinde, «mahrum» kaldığı kâr için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla döviz cinsinden 500,00 USD'nin ödenmesi talebinde bulunmuş ise de, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede «mahrum kalınan» kârın döviz cinsinden ödeneceği konusunda açık hüküm bulunmadığından mahrum kalınan kâra TL cinsinden hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde USD cinsinden hükmedil …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mahrum kalınan kâr
Benzer bu kararda2.Davacı dava dilekçesinde, «mahrum» kaldığı kâr için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla döviz cinsinden 500,00 USD'nin ödenmesi talebinde bulunmuş ise de, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede «mahrum kalınan» kârın döviz cinsinden ödeneceği konusunda açık hüküm bulunmadığından mahrum kalınan kâra TL cinsinden hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde USD cinsinden hükmedil …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1953 E. 2022/7866 K.
Ortak:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · kâr kaybı
İncelediğiniz kararda… emece 20.03.2018 tarih, 2009/1035 E. ve 2018/246 K. sayılı kararı ile davacı ile davalı şirket arasında 07.06.2004 tarihli akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi ve «protokol» imzalandığı, ayrıca bu sözleşme nedeniyle 10.12.2004 tarihli «zeyilname» akdedildiği, davalı ...’in 10.12.2004 tarihli zeyilname dışındaki sözleşmelere «kefil» olarak imzaladığı, taraflar arasındaki 07.06.2004 tarihli sözleşme süresinin bir yıl olduğu, ancak daha sonra imzalanan 10.12.2004 tarihli zeyilnamede sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren beş yıl olarak uzatıldığı ve 07.06.2004 tarihli sözleşmenin tüm maddelerinin aynen kabul edildiği, ancak davalı şirketin 10.12.2009 tarihinde sona ermesi gereken sözleşmeyi süresinden önce haklı bir neden bildirmeksizin 03.07.2009 tarihli «ihtarname» ile feshettiği, davalı şirketin bu şekilde sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, sözleşmenin davalı tarafından süresinden önce haksız feshinin «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu ve davacının «cezai şart» talebinin yerinde olduğu, sözleşmenin 27-1/c maddesi gereğince davacının cezai şart yanında «mahrum» kaldığı kârı da isteyebileceği, ayrıca 07.06.2004 tarihli protokolde bayiinin «alım taahhüdünün» düzenlendiği ve tonaj ihlâli nedeniyle ödenecek cezai şartın hüküm altına alındığı, davacının tonaj ihlali nedeniyle istediği cezai şart talebinin yerinde olduğu, davacı alacağının dayanağını 10.12.2004 tarihli zeyilnamenin oluşturduğu ve zeyilnamede ise davalı ...'in imzasının bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden 24.803,12 TL kâr «kaybı» alacağının ve 32.377 USD cezai şart alacağının faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilin karar verilmiş, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
… eşmeye uygulanıp uygulanamayacağı, buradan varılacak sonuca göre taraflar arasındaki sözleşmenin hangi tarihte sona ermesi gerektiği noktasında toplanmış olup dava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği ve «asgari alım taahhüdüne» aykırı davranıldığı (tonaj ihlali) iddiasına dayalı «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2.Dava, «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» haksız feshedildiği ve «asgari alım taahhüdüne» aykırı davranıldığı iddiasına dayalı «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, davanın, «bayilik sözleşmesinin» haklı nedenle feshi nedeniyle «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacaklarının tahsili istemine ilişkin olduğu, sözleşmeler devam ederken davalı bayinin davacı «dağıtım» şirketi haricindeki başka dağıtım şirketlerinden ürün aldığı ve tonaj «taahhütlerine» uymadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmelerin davacı şirket tarafından haklı nedenle feshedildiği, sözleşmede yıllık «alım taahhüdü» ihlalinden kaynaklı ayrı bir cezai şart öngörüldüğü, ayrıca taraflar arasındaki her iki sözleşmede desözleşmeye aykırılık durumunun iki farklı cezai şarta bağlandığı, başka bir ifadeyle bu iki cezai şartın da konusunu sözleşmeye herhangi bir şekilde aykırılık oluşturduğu, davacı tarafın sadece birini talep edebileceği, bu sebeple 50.000,00 USD cezai şart talebinin reddinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 22. maddesine göre «tacir» borçlunun fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere cezai şartın fahişliği, borçlunun ekonomik mahvına sebep olacak nitelikte ise borçlunun talebi halinde bu hususun değerlendirilmesi gerekeceği, davalıların somut olayda böyle bir savunmaları olmadığı gibi, davalıların mali durumlarının tespiti yönünde de bir inceleme yapılmadan cezai şarttan indirim yapılmasının doğru olmadığı, kabule göre ise davacının 200.000,00 USD cezai şart alacağı «tenkise» tabi tutulmuş ise de, tenkis edilen miktar üzerinden karşı taraf yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi ve tenkis edilen tutarın kabul ve red oranlarının «yargılama giderlerinin» tayininde dikkate alınmasının doğru görülmediği, sözleşmenin başlangıç tarihinin 02.03.2011 olduğu, sözleşmenin imza tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği, sözleşmenin «fesih» tarihinin 14.08.2013 olduğu, 02.03.2011-02.03.2012 ile 02.03.2012-02.03.2013 arasındaki birinci ve ikinci bir yıllık dönemin hitamında eksik alıma ilişkin «ihtarnamenin» yada ikinci dönem başlangıcında ilk mal alış faturası üzerine geçmiş döneme yönelik eksik alınan ürün miktarından dolayı doğan cezai şart alacağının saklı tutulduğuna ilişkin «şerhin» bulunmadığı, bu sebeple davacının ilk ve ikinci döneme ilişkin cezai şart alacağı bulunmadığı, üçüncü döneme tekabül eden 02.03.2013 ile sözleşmenin feshedildiği 14.08.2013 tarihleri arasındaki dönemde davalı bayinin eksik alım yaptığı, davacının yalnızca üçüncü bir yıllık dönemden kaynaklı cezai şart alacağını talep edebileceği, «kar mahrumiyetinin» müspet zararlardan olup sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde akdin feshinden sonra talep edilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde kar mahrumiyeti istenebileceğine dair bir hüküm bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme 02.03.2016 tarihinde bitecek iken 14.08.2013 tarihinde fesihle sona ermiş olduğundan davacının 14.08.2013-02.03.2016 tarihleri arasında o bölgede bayisiz kaldığı düşünülerek davacının davalı ile yaptığı sözleşmedeki miktarda akaryakıt satışından mahrum kaldığı varsayımı ile davacının kar mahrumiyeti talebinin bulunmasının mümkün olduğu, kural olarak kar mahrumiyeti miktarı hesaplanırken davacının, davalının akaryakıt satış istasyonunun bulunduğu yere çok yakın başka bir bayisi olup olmadığı ve yoksa yeni bir bayilik tesisi için ne kadar süre gerektiği konusunda «bilirkişiye inceleme» ve tespit yaptırılıp davacının başka bir bayisi varsa davalıca satılmayan ürünlerin o bayice satılacağı kabul edilerek kar mahrumiyeti talebinin reddi, eğer böyle bir bayi yoksa davacının o bölgede yeni bir bayi tesis etmesi için gerekli süre kadar davalının hizmetinden mahrum kalacağı değerlendirilip sadece bu miktar için kar mahrumiyetine hükmedilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeden 14.08.2013-02.03.2016 döneminin tamamını kapsar şekilde davacı yararına kar mahrumiyeti alacağına hükmedilmiş ise de, istinaf eden davacının sıfatı ve usulü kazanılmış haklar göz önüne alınarak davacının bu yöndeki «istinaf sebebinin» reddi gerektiği, dava tarihinden önce davalı bayiye keşide edilen 14.08.2013 tarihli fesih ihtarnamesinde, kar mahrumiyeti ve birden çok cezai şart alacağından söz edilmesine karşın borçlu şirketten «asgari alım taahhüdünden» kaynaklı 59.536,00 USD cezai şart ve 547.655,00 USD kar mahrumiyeti alacağının ödenmesinin istendiği, bu sebeple yalnızca davaya konu asgari alım taahhüdüne dayalı cezai şart ve kar mahrumiyeti alacakları yönünden davalıların usulüne uygun «temerrüde» düşürüldüğünün kabulü gerektiği, davacının davalılara göndermiş olduğu 14.08.2013 tarihli ihtarnamenin davalılara 16.08.2013 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede «mehil» müddetinin 7 gün olduğu gözetildiğinde, davalıların temerrüdünün 24.08.2013 olarak belirlendiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacı tarafın istasyonlu bayilik «sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart istemi olan 50.000 USD yönünden açmış olduğu cezai şart talebine ilişkin davanın reddine, davacı tarafın eksik alım ve tonaj ihlali sebebiyle açmış olduğu davanın kabulü ile 5.000,00 USD cezai şart alacağının «temerrüt tarihi» olan 24.08.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsine uygulanacak en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilde «mükerrer» olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafça sözleşmenin 8. maddesine göre açılan cezai şart isteminin kısmen kabulü ile 200.000, …
İlk Derece Mahkemesi’nce,taraflar arasında hem istasyonlu «bayilik sözleşmesi» hem de sözleşme adı altında iki sözleşme bulunduğu, istasyonlu bayilik sözleşmesinin 27. maddesinde bayi tarafından sözleşmeye uyulmayan her husus için 50.000,00 USD «cezai şart» talep hakkının olduğunun düzenlendiği, yine aynı tarihte imzalanan sözleşmede ise bayinin sözleşmeyi herhangi bir şekilde yerine getirmemesi halinde 200.000,00 USD’nin fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası’nın cezai şart olarak ödeneceğinin düzenlendiği, dolayısıyla bir hukuki ilişkide sözleşmeye aykırı davranışta aynı sebeplerle ihlal dahi olsa iki farklı cezai şartın düzenlendiği, bu iki cezai şartın aynı konuya ilişkin olduğu, davacının bu şekilde bir cezai şart düzenlemesinde sadece bir cezai şart talep edebileceği, bu itibarla davacının sözleşme başlığı altındaki sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenen 200.000,00 USD cezai şartı talep edebileceği, bu bağlamda davacı tarafın istasyonlu bayilik sözleşmesi sebebiyle talep etmiş olduğu 50.000,00 USD'lik cezai şart talebinin yerinde olmadığı, davacı tarafın ikinci cezai şart talebinin eksik alım ve tonaj ihlali olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler uyarınca davalının 2011 yılından 2013 yılına kadar eksik ürün alımında bulunduğu, ancak davacının «son» dönem olan 02.03.2013 tarihi itibariyle sözleşmenin «fesih» edildiği 17.07.2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin eksik ürün alımı ile ilgili davalıya herhangi bir «ihtarname» çekmediği ya da cezai şart istemini saklı tutmadığı, dolayısıyla davacının sadece yeni başlayan dönem olan 02.03.2013 tarihi ile 17.07.2013 tarihi arasındaki dönemde eksik ürün alımında bulunduğu, belirtilen dönem için bilirkişiler tarafından hesaplanan cezai şart miktarının 30.008,00 USD olduğu, dolayısıyla davacının bu miktarda bir cezai şart talebinde bulunabileceği, davacı tarafından ise dava dilekçesinde 5.000,00 USD cezai şart talebinde bulunduğu, davacının belirtilen cezai şart istemine ilişkin yargılama sonuna kadar herhangi bir «ıslah» talebinde bulunmadığı anlaşılmakla davacının talebine bağlı kalmakla 5.000,00 USD cezai şarta hükmedildiği, davacı tarafça «kar mahrumiyetine» ilişkin açılan dava yönünden ise, mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre davacı tarafın belirtilen dönemde uğradığı «kar kaybının» 64.013,00 TL olduğu, bunun döviz karşılığının 30.909,00 USD olduğu, davacı tarafça kar mahrumiyetine ilişkin 5.000,00 USD’nin istendiği ve ıslah yapılmadığı, bu itibarla tespit edilen kar kaybı miktarının talep edilenden fazla olduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak 5.000,00 USD kâr kaybının kabul edildiği, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca öngörülen cezai şartın 200.000,00 USD olduğu, ancak 200.000,00 USD cezai şarta hükmetmenin hem davalı şirketin hem de diğer davalı «kefilin» ekonomik mahvına neden olacağı, söz konusu cezai şarttan takdiren ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliği gereği 80.000,00 USD indirim yapılarak 120.000,00 USD cezai şarta hükmedildiği, davalı ...'ın «kefaletinin» geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın istasyonlu bayilik «sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart istemi olan 50.000,00 USD yönünden açmış olduğu cezai şart talebine ilişkin davanın reddine, davacı tarafın eksik alım ve tonaj ihlali sebebiyle açmış olduğu davanın kabulü ile 5.000,00 USD cezai şartın dava tarihi olan 06.11.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsine uygulanacak en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilde «mükerrer» olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafça sözleşmenin 8. maddesine göre açılan cezai şart isteminin kısmen kabulü ile 120.000, …
… ına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir. (2) Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında «bayilik sözleşmelerinin» akdedildiğini, davalı bayinin başka «dağıtım» şirketlerinden alım yaptığını ve yıllık «ürün alım taahhüdünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin haklı nedenlerle 14.08.2013 tarihinde feshedildiğini iddia ederek «cezai şart» ve «kar mahrumiyeti» alacaklarının tahsili istemi ile eldeki davayı açmış, İlk Derece Mahkemesi’nce yapılan yargılama neticesinde, 50.000,00 USD cezai şart talebine ilişkin davanın red …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ürün alım taahhütnamesi · tenkis · kar kaybı · istinaf sebebi · ek mehil · mükerrerlik · temerrüt tarihi · cy/cy şerhi
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, davanın, «bayilik sözleşmesinin» haklı nedenle feshi nedeniyle «cezai şart» ve kâr «kaybı» alacaklarının tahsili istemine ilişkin olduğu, sözleşmeler devam ederken davalı bayinin davacı «dağıtım» şirketi haricindeki başka dağıtım şirketlerinden ürün aldığı ve tonaj «taahhütlerine» uymadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmelerin davacı şirket tarafından haklı nedenle feshedildiği, sözleşmede yıllık «alım taahhüdü» ihlalinden kaynaklı ayrı bir cezai şart öngörüldüğü, ayrıca taraflar arasındaki her iki sözleşmede desözleşmeye aykırılık durumunun iki farklı cezai şarta bağlandığı, başka bir ifadeyle bu iki cezai şartın da konusunu sözleşmeye herhangi bir şekilde aykırılık oluşturduğu, davacı tarafın sadece birini talep edebileceği, bu sebeple 50.000,00 USD cezai şart talebinin reddinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 22. maddesine göre «tacir» borçlunun fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere cezai şartın fahişliği, borçlunun ekonomik mahvına sebep olacak nitelikte ise borçlunun talebi halinde bu hususun değerlendirilmesi gerekeceği, davalıların somut olayda böyle bir savunmaları olmadığı gibi, davalıların mali durumlarının tespiti yönünde de bir inceleme yapılmadan cezai şarttan indirim yapılmasının doğru olmadığı, kabule göre ise davacının 200.000,00 USD cezai şart alacağı «tenkise» tabi tutulmuş ise de, tenkis edilen miktar üzerinden karşı taraf yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi ve tenkis edilen tutarın kabul ve red oranlarının «yargılama giderlerinin» tayininde dikkate alınmasının doğru görülmediği, sözleşmenin başlangıç tarihinin 02.03.2011 olduğu, sözleşmenin imza tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği, sözleşmenin «fesih» tarihinin 14.08.2013 olduğu, 02.03.2011-02.03.2012 ile 02.03.2012-02.03.2013 arasındaki birinci ve ikinci bir yıllık dönemin hitamında eksik alıma ilişkin «ihtarnamenin» yada ikinci dönem başlangıcında ilk mal alış faturası üzerine geçmiş döneme yönelik eksik alınan ürün miktarından dolayı doğan cezai şart alacağının saklı tutulduğuna ilişkin «şerhin» bulunmadığı, bu sebeple davacının ilk ve ikinci döneme ilişkin cezai şart alacağı bulunmadığı, üçüncü döneme tekabül eden 02.03.2013 ile sözleşmenin feshedildiği 14.08.2013 tarihleri arasındaki dönemde davalı bayinin eksik alım yaptığı, davacının yalnızca üçüncü bir yıllık dönemden kaynaklı cezai şart alacağını talep edebileceği, «kar mahrumiyetinin» müspet zararlardan olup sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde akdin feshinden sonra talep edilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde kar mahrumiyeti istenebileceğine dair bir hüküm bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme 02.03.2016 tarihinde bitecek iken 14.08.2013 tarihinde fesihle sona ermiş olduğundan davacının 14.08.2013-02.03.2016 tarihleri arasında o bölgede bayisiz kaldığı düşünülerek davacının davalı ile yaptığı sözleşmedeki miktarda akaryakıt satışından mahrum kaldığı varsayımı ile davacının kar mahrumiyeti talebinin bulunmasının mümkün olduğu, kural olarak kar mahrumiyeti miktarı hesaplanırken davacının, davalının akaryakıt satış istasyonunun bulunduğu yere çok yakın başka bir bayisi olup olmadığı ve yoksa yeni bir bayilik tesisi için ne kadar süre gerektiği konusunda «bilirkişiye inceleme» ve tespit yaptırılıp davacının başka bir bayisi varsa davalıca satılmayan ürünlerin o bayice satılacağı kabul edilerek kar mahrumiyeti talebinin reddi, eğer böyle bir bayi yoksa davacının o bölgede yeni bir bayi tesis etmesi için gerekli süre kadar davalının hizmetinden mahrum kalacağı değerlendirilip sadece bu miktar için kar mahrumiyetine hükmedilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeden 14.08.2013-02.03.2016 döneminin tamamını kapsar şekilde davacı yararına kar mahrumiyeti alacağına hükmedilmiş ise de, istinaf eden davacının sıfatı ve usulü kazanılmış haklar göz önüne alınarak davacının bu yöndeki «istinaf sebebinin» reddi gerektiği, dava tarihinden önce davalı bayiye keşide edilen 14.08.2013 tarihli fesih ihtarnamesinde, kar mahrumiyeti ve birden çok cezai şart alacağından söz edilmesine karşın borçlu şirketten «asgari alım taahhüdünden» kaynaklı 59.536,00 USD cezai şart ve 547.655,00 USD kar mahrumiyeti alacağının ödenmesinin istendiği, bu sebeple yalnızca davaya konu asgari alım taahhüdüne dayalı cezai şart ve kar mahrumiyeti alacakları yönünden davalıların usulüne uygun «temerrüde» düşürüldüğünün kabulü gerektiği, davacının davalılara göndermiş olduğu 14.08.2013 tarihli ihtarnamenin davalılara 16.08.2013 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede «mehil» müddetinin 7 gün olduğu gözetildiğinde, davalıların temerrüdünün 24.08.2013 olarak belirlendiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacı tarafın istasyonlu bayilik «sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart istemi olan 50.000 USD yönünden açmış olduğu cezai şart talebine ilişkin davanın reddine, davacı tarafın eksik alım ve tonaj ihlali sebebiyle açmış olduğu davanın kabulü ile 5.000,00 USD cezai şart alacağının «temerrüt tarihi» olan 24.08.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsine uygulanacak en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilde «mükerrer» olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafça sözleşmenin 8. maddesine göre açılan cezai şart isteminin kısmen kabulü ile 200.000, …
İlk Derece Mahkemesi’nce,taraflar arasında hem istasyonlu «bayilik sözleşmesi» hem de sözleşme adı altında iki sözleşme bulunduğu, istasyonlu bayilik sözleşmesinin 27. maddesinde bayi tarafından sözleşmeye uyulmayan her husus için 50.000,00 USD «cezai şart» talep hakkının olduğunun düzenlendiği, yine aynı tarihte imzalanan sözleşmede ise bayinin sözleşmeyi herhangi bir şekilde yerine getirmemesi halinde 200.000,00 USD’nin fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası’nın cezai şart olarak ödeneceğinin düzenlendiği, dolayısıyla bir hukuki ilişkide sözleşmeye aykırı davranışta aynı sebeplerle ihlal dahi olsa iki farklı cezai şartın düzenlendiği, bu iki cezai şartın aynı konuya ilişkin olduğu, davacının bu şekilde bir cezai şart düzenlemesinde sadece bir cezai şart talep edebileceği, bu itibarla davacının sözleşme başlığı altındaki sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenen 200.000,00 USD cezai şartı talep edebileceği, bu bağlamda davacı tarafın istasyonlu bayilik sözleşmesi sebebiyle talep etmiş olduğu 50.000,00 USD'lik cezai şart talebinin yerinde olmadığı, davacı tarafın ikinci cezai şart talebinin eksik alım ve tonaj ihlali olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler uyarınca davalının 2011 yılından 2013 yılına kadar eksik ürün alımında bulunduğu, ancak davacının «son» dönem olan 02.03.2013 tarihi itibariyle sözleşmenin «fesih» edildiği 17.07.2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin eksik ürün alımı ile ilgili davalıya herhangi bir «ihtarname» çekmediği ya da cezai şart istemini saklı tutmadığı, dolayısıyla davacının sadece yeni başlayan dönem olan 02.03.2013 tarihi ile 17.07.2013 tarihi arasındaki dönemde eksik ürün alımında bulunduğu, belirtilen dönem için bilirkişiler tarafından hesaplanan cezai şart miktarının 30.008,00 USD olduğu, dolayısıyla davacının bu miktarda bir cezai şart talebinde bulunabileceği, davacı tarafından ise dava dilekçesinde 5.000,00 USD cezai şart talebinde bulunduğu, davacının belirtilen cezai şart istemine ilişkin yargılama sonuna kadar herhangi bir «ıslah» talebinde bulunmadığı anlaşılmakla davacının talebine bağlı kalmakla 5.000,00 USD cezai şarta hükmedildiği, davacı tarafça «kar mahrumiyetine» ilişkin açılan dava yönünden ise, mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre davacı tarafın belirtilen dönemde uğradığı «kar kaybının» 64.013,00 TL olduğu, bunun döviz karşılığının 30.909,00 USD olduğu, davacı tarafça kar mahrumiyetine ilişkin 5.000,00 USD’nin istendiği ve ıslah yapılmadığı, bu itibarla tespit edilen kar kaybı miktarının talep edilenden fazla olduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak 5.000,00 USD kâr kaybının kabul edildiği, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca öngörülen cezai şartın 200.000,00 USD olduğu, ancak 200.000,00 USD cezai şarta hükmetmenin hem davalı şirketin hem de diğer davalı «kefilin» ekonomik mahvına neden olacağı, söz konusu cezai şarttan takdiren ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliği gereği 80.000,00 USD indirim yapılarak 120.000,00 USD cezai şarta hükmedildiği, davalı ...'ın «kefaletinin» geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın istasyonlu bayilik «sözleşmesine aykırılıktan» kaynaklanan cezai şart istemi olan 50.000,00 USD yönünden açmış olduğu cezai şart talebine ilişkin davanın reddine, davacı tarafın eksik alım ve tonaj ihlali sebebiyle açmış olduğu davanın kabulü ile 5.000,00 USD cezai şartın dava tarihi olan 06.11.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsine uygulanacak en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilde «mükerrer» olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafça sözleşmenin 8. maddesine göre açılan cezai şart isteminin kısmen kabulü ile 120.000, …
… ına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir. (2) Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında «bayilik sözleşmelerinin» akdedildiğini, davalı bayinin başka «dağıtım» şirketlerinden alım yaptığını ve yıllık «ürün alım taahhüdünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin haklı nedenlerle 14.08.2013 tarihinde feshedildiğini iddia ederek «cezai şart» ve «kar mahrumiyeti» alacaklarının tahsili istemi ile eldeki davayı açmış, İlk Derece Mahkemesi’nce yapılan yargılama neticesinde, 50.000,00 USD cezai şart talebine ilişkin davanın red …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2840 E. , 2024/4746 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/62 Esas, 2022/429 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın davalı şirket yönünden kabulüne verilmiştir.
Kararın davalı şirket vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkeme tarafından Dairemiz ilamına karşı direnilmiştir.
Direnme kararının davalı şirket vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2024 tarihli ve 2023/11-10 Esas 2024/148 Karar sayılı ilâmı ile direnme kararının yerinde olduğuna karar verilerek davalı şirket vekilinin esasa yönelik temyiz itirazları yönünden davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında 07.06.2004 tarihinde bir yıl süreli akaryakıt bayiilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeyi davalı ...’in kefil olarak imzaladığını, 10.12.2004 tarihinde ise davalı şirket ile imzalanan zeyilname gereğince Akaryakıt Bayiilik Sözleşmesinin süresinin 10.12.2004 tarihinden itibaren beş yıl süre ile uzatıldığını, 10.12.2009 tarihinde sona ermesi gereken sözleşmenin davalı şirket tarafından süresinden önce 07.09.2009 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle sona erme tarihine kadar geçecek üç ay için müvekkilinin akaryakıt ve madeni yağ satımından elde edeceği kârdan mahrum kaldığını, ayrıca davalı şirketin sözleşme süresinde müvekkilinden almayı taahhüt ettiği miktarın altında alım yapması nedeniyle müvekkilinin cezai şart alacağının olduğu gibi sözleşmeye uyulmaması sebebiyle de cezai şart alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek 32.377 USD cezai şart alacağı ile kâr kaybından dolayı şimdilik 5.000,00 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş;
yargılama sırasında kâr kaybı iddiasına dayalı alacak talebini 24.803,12 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; yetki ve derdestlik itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Mahkemece Verilen ilk Karar
Mahkemece 20.03.2018 tarih, 2009/1035 E. ve 2018/246 K. sayılı kararı ile davacı ile davalı şirket arasında 07.06.2004 tarihli akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi ve protokol imzalandığı, ayrıca bu sözleşme nedeniyle 10.12.2004 tarihli zeyilname akdedildiği, davalı ...’in 10.12.2004 tarihli zeyilname dışındaki sözleşmelere kefil olarak imzaladığı, taraflar arasındaki 07.06.2004 tarihli sözleşme süresinin bir yıl olduğu, ancak daha sonra imzalanan 10.12.2004 tarihli zeyilnamede sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren beş yıl olarak uzatıldığı ve 07.06.2004 tarihli sözleşmenin tüm maddelerinin aynen kabul edildiği, ancak davalı şirketin 10.12.2009 tarihinde sona ermesi gereken sözleşmeyi süresinden önce haklı bir neden bildirmeksizin 03.07.2009 tarihli ihtarname ile feshettiği, davalı şirketin bu şekilde sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, sözleşmenin davalı tarafından süresinden önce haksız feshinin sözleşmeye aykırılık oluşturduğu ve davacının cezai şart talebinin yerinde olduğu, sözleşmenin 27-1/c maddesi gereğince davacının cezai şart yanında mahrum kaldığı kârı da isteyebileceği, ayrıca 07.06.2004 tarihli protokolde bayiinin alım taahhüdünün düzenlendiği ve tonaj ihlâli nedeniyle ödenecek cezai şartın hüküm altına alındığı, davacının tonaj ihlali nedeniyle istediği cezai şart talebinin yerinde olduğu, davacı alacağının dayanağını 10.12.2004 tarihli zeyilnamenin oluşturduğu ve zeyilnamede ise davalı ...'in imzasının bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...
yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden 24.803,12 TL kâr kaybı alacağının ve 32.377 USD cezai şart alacağının faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilin karar verilmiş, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
B. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.07.2019 tarih, 2018/1182 E. ve 2019/948 K. sayılı kararı ile; davacı vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
D. Bozma Kararı
Dairemizin 07.12.2021 tarih 2020/3094 Esas, 2021/6902 Karar sayılı ilamı ile Rekabet Kurulu’nun 14.07.2002 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti (2002/2) Tebliğinin “Rekabet Etmeme Yükümlülüğü” başlıklı 5/a maddesi kapsamında taraflar arasında imzalanan dava konusu sözleşme, 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olması ve sözleşme beş yıllık süreden sonra feshedilmiş olduğundan sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ile buna göre değerlendirme yapılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeye ilaveten akaryakıt sektöründe uygulanan dikey anlaşmalara ilişkin olarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun) ve 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2002/2 sayılı Tebliğ) çerçevesinde Rekabet Kurulu ve Danıştay tarafından alınan çok sayıda karar ile sabit olduğu üzere bayiilik sözleşmeleri ile bu sözleşmelerde yer alan rekabet etmeme yükümlülüğünün süresine etki eden intifa sözleşmeleri ve kira sözleşmelerinin tamamının tek bir dikey anlaşma olarak kabul edildiği, söz konusu kararlarda Rekabet Kurulunun 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olan ve süresi beş yılı aşan anlaşmaların “azami hadde indirme” ilkesi gereğince 18.09.2010 tarihine kadar, 18.09.2005 tarihinden sonra yapılmış olan anlaşmaların ise yapıldıkları tarihten itibaren en fazla beş yıl süre ile 2002/2 sayılı Tebliğde düzenlenen grup muafiyetinden yararlanabileceğine ve bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağına karar verildiği, oysa taraflar arasında imzalanan 07.06.2004 tarihli sözleşmenin süresinin bir yıl olduğu, ancak daha sonra imzalanan 10.12.2004 tarihli zeyilname ile sözleşme süresinin zeyilname tarihinden itibaren beş yıl olarak uzatıldığı, taraflar arasındaki zeyilname ile uzatılmış sözleşmenin 10.12.2009 tarihinde sona ereceği ve her durumda taraflar arasındaki sözleşmenin 18.09.2010 tarihinden önce sona erdiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin süresinde feshedildiğini, ayrıca bayiilik sözleşmelerinde yoksun kalınan kâr ve cezai şart taleplerinin bir arada istenemeyeceğini, dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2024 tarihli ve 2023/11-10 Esas 2024/148 Karar sayılı ilâmı ile taraflar arasında imzalanan dava konusu sözleşme, 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olsa da süresi beş yılı aşmadığından akaryakıt dağıtım sektöründeki dikey anlaşmaların 2002/2 sayılı Tebliğe uygunluğunun belirlenmesine yönelik Rekabet Kurulu kararları kapsamına dahil olmadığı, taraflar arasındaki 07.06.2004 tarihli sözleşme süresinin 10.12.2004 tarihli zeyilname ile beş yıl olarak belirlendiği, bu durumda sözleşmenin 10.12.2009 tarihinde sona ermesi gerektiği, dolayısıyla davalı şirket tarafından süresinden önce 03.07.2005 tarihli ihtarname ile sona erdirildiği nazara alındığında Özel Daire bozma ilâmında belirtilen hususların somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesince verilen direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; 4054 sayılı Kanun ve 2002/2 sayılı Tebliğ çerçevesinde Rekabet Kurulu kararlarının taraflar arasındaki sözleşmeye uygulanıp uygulanamayacağı, buradan varılacak sonuca göre taraflar arasındaki sözleşmenin hangi tarihte sona ermesi gerektiği noktasında toplanmış olup dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği ve asgari alım taahhüdüne aykırı davranıldığı (tonaj ihlali) iddiasına dayalı cezai şart ve kâr kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4054 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği ve asgari alım taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı cezai şart ve kâr kaybı alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafından dava dilekçesinde;
07. 06.2004 tarihinde davalı şirket ile Akaryakıt Sözleşmesi, 26.05.2004 tarihinde akaryakıt istasyonları için Ariyet ve Emanet Sözleşmesi ve 07.06.2004 tarihinde Protokol imzalanmış olduğu, 10.12.2004 tarihinde imzalanan Zeyilname ile 07.06.2004 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesinin süresinin 10.12.2004 tarihinden itibaren 5 yıl süre ile uzatılmış olduğu ve 10.12.2009 tarihinde sona erecek sözleşmenin süresinden önce haklı bir neden olmaksızın 07.09.2009 tarihi itibari ile davalı şirket tarafından feshedildiği ileri sürülerek "sözleşme ihlalinden kaynaklanan cezai şart, tonaj ihlalinden kaynaklanan cezai şart ve erken fesihten dolayı kar mahrumiyeti" şeklinde üç ayrı alacak kalemi yönünden talepte bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Tonaj ihlalinden kaynaklanan cezai şart talebine yönelik olarak;
07. 06.2004 tarihli Protokol'ün 2'nci maddesinde "Bayi, Total'den işbu protokol tarihinden itibaren her yıl 1.000 (bin) m3/yıl akaryakıt, ... 1 (bir) ton/yıl madeni yağ almayı kabul ve taahhüt etmiştir. Bayi, Total'e her eksik ton başına akaryakıtta 20 Dolar/ton, madeni yağda ise 200 Dolar/ton cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir." hükmü mevcuttur. Bu hüküm ile davacının tonaj ihlali nedeniyle ödeyeceği özel cezai şart hüküm altına alınmıştır.
07.06.2004 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesinin 27.1/b maddesinde ise; "İşleticinin bu sözleşmede yer alan hususlardan herhangi birisine uymaması halinde Şirket; İşleticiden uyulmayan her husus için 10.000 USD cezai şart talep etmeye yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
Somut olaya bakıldığında, davalının tonaj ihlali yapması ve sözleşmeyi süresinden önce haksız feshetmesi sözleşmeye aykırılık halleri olarak gösterilebilir. Mahkemece, hem yukarıda açıklanan Sözleşmesinin 27.1/b maddesinde belirtilen genel cezai şarta, hem de eki olan 07.06.2004 tarihli Protokol'ün 2'nci maddesinde tonaj ihlaline yönelik belirtilen özel cezai şarta yönelik olarak davanın kabulüne karar verilmişse de, birden fazla cezai şart öngörülmesi halinde yalnız bir defa cezai şarta hükmedilmesi gerekirken aynı hususa ilişkin iki ayrı cezai şarta hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle mahkemece yapılacak iş, talebin cezai şartlardan hangisine yönelik olduğunun açıklattırılması olup, kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Kabule göre de, tonaj ihlalinden doğan cezai şart talebi yönünden mahkemece, 07.06.2004 tarihli Protokol'ün 2'nci maddesi kapsamında Sözleşmenin yürürlüğü süresince ve Protokol'ün başlangıç tarihi olan 2004 yılından 05.09.2009 davalının son mal alım tarihine kadar geçen süre içerisindeki eksik alımlara ilişkin toplam 22.261,76 USD olarak hesaplanan 25.11.2013 tarihli bilirkişi heyet raporuna itibar edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Ancak, tonaj ihlaline yönelik her yıl için ayrı ayrı ihtirazı kayıt konularak mal teslim edilmiş olması gerekmektedir. Somut olayın dayandığı veriler ışığında davacının tonaj ihlaline yönelik talebi yönünden son 1 yıl için cezai şarta hükmedilmesi gerekirken, tüm sözleşme süresince (2004-2009) cezai şarta hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062626000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz