Kararın kaldırılması | Menfi tespit | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2793 E. 2024/5001 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kgf (kredi garanti fonu)↗ kefalet sözleşmesinin şekli↗ teselsül karinesi↗ arabuluculuk son tutanağı↗ rehin açığı↗ rehin açığı belgesi↗ şekle aykırılık↗ son tutanak↗ tbk 583↗ dava şartı arabuluculuk↗ yetkisiz temsil↗ mutlak ticari dava↗ arabuluculuk↗ imzaya itiraz↗ takibin durdurulması↗ kefalet limiti↗ şekil şartı↗ kefalet sözleşmesi↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ tahsilde tekerrür↗ itirazın iptali davası↗ malvarlığına ilişkin dava↗ ihtisas mahkemesi↗ ticari işletme↗ ilamsız icra takibi↗ ticari dava niteliği↗ hakkın kötüye kullanılması↗ şirket müdürü↗ kötüniyet tazminatı↗ iyiniyet↗ rehin↗ müteselsil kefil↗ basiretli tacir↗ dava şartı yokluğu↗ yargılama giderleri↗ ipotek↗ iş bölümü↗ kefalet↗ dürüstlük kuralı↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ garantörlük↗ tbk 99↗ ihtiyati haciz↗ iptal davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kefil↗ kötü niyet↗ usulden reddi↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ geçersizlik↗ haciz↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ kötüniyet↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ tacir↗ inkar tazminatı↗ yetkisizlik kararı↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/624 E., 2020/563 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine, tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl davanın davalı birleşen davanın davacısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davanın davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın dava dışı borçlu Özcan Plastik Ltd. Şti.'nin borcu sebebiyle müvekkilinin müteselsil kefil olduğundan bahisle müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, icra dosyasına yaptıkları itiraz neticesinde takibin durduğunu, ancak halen müvekkili üzerindeki icra tehdidinin devam ettiğini, banka tarafından düzenlenen alacağın dayanağı teşkil edilen kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazıların müvekkiline ait olmadığını, TBK 583 ve TBK 12. madde hükümleri gereğince kefalet sözleşmesinin geçersiz sayılması gerektiğini, müvekkilinin sorumlu tutulduğu kefalet sözleşmesine istinaden asıl borçluya her hangi bir kredi kullandırılmadığını, asıl borçlunun kullanmış olduğu kredilerin farklı tarihlerde KGF kapsamında olduğunu, davalı bankanın takipten önce müvekkiline ihtarnameye, müvekkilinin verdiği cevapta kefalet akdinin geçersiz olduğunun açık bir şekilde izah edildiğini, davalı bankanın kefalet akdinin geçersiz olduğunu bile bile müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı alarak mal varlığı üzerine Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2019/2753 E. sayılı dosyası üzerinden haciz konulduğunu belirterek, müvekkilinin davalıya 939.327,63 TL'den dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalının takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra tazminatına mahkum edilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 329 uncu maddesi gereğince dava değerinin %10'u oranındaki müvekkil vekalet ücretinin de davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davanın davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili bankaca, dava dışı Özcan Plastik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne Genel Kredi sözleşmelerine istinaden krediler kullanıldığını, davalılar Vindora Plas. Yapı Elemanları İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., Başcan Plastik Otom. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Dekopen PVC Plastik Sanayi ve Ltd. Şti.'nin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile bu sözleşmeleri imzaladıklarını, Genel Kredi Sözleşmesi 4.maddesi gereğince kredi hesabı kat edilerek kat’ına ilişkin keşide edilen Gebze 3. Noterliğinin 07.03.2019 tarih ve 17134 yevmiye nolu ihtarnamesi borçlulara gönderildiğini, verilen süre zarfında alacağın ödenmediğini, ana kredi borçlusu Özcan Plastik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında; borcunun teminatı olarak verilen 1.000.000,00 TL bedelli 1. Derece müvekkili banka lehine ipotekli Konya ili Selçuklu ilçesi Şeker Murat Mah. 5 Parsel, 28810 Ada, M28B15B4D Pafta, 15 No’ lu bağımsız bölümde olan taşınmazın ipotek bedeli, asıl borcun tamamını karşıladığından borçlu firmanın ilamsız icra takibine taraf tutulmadığını, müşterek borçlu müteselsil kefiller hakkında müvekkili bankaya olan borçları rehinle teminat altına alınmadığından; kefalet borcunun müteselsil kefiller hakkında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 586 ncı maddesi madde gereği borcun tamamı olan 939.327,63 TL üzerinden, Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2019/2753 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takip başlatıldığını, takip borçluları/davalıların takibe itiraz etmeleri üzenrine icra müdürlüğünce haklarındaki takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçluların imzaladığı 23.10.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde borçlu-kefillerin kefaletlerinin limitleri 3.000.000,00 TL olarak belirlendiğini, 07.03.2019 tarih ve 17134 yevmiye nolu ihbarname uyarınca toplam ihtar edilen borç tutarı borçluların kefalet limitlerinin altında olduğundan asıl alacağın tamamından müteselsil kefil olarak sorumlulukları bulunduğunu, tüm bu sebepler ve dava süresince ortaya konacak delillerle haksız ve mesnetsiz itirazın iptalini ve borçluların %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davanın davalısı birleşen davanın davacısı cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın dava dışı Özcan Plastik İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'ne genel kredi sözleşmelerine istinaden krediler kullandırıldığını, kredi sözleşmelerine müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile davacının imza attığını, dolayısıyla davacının da borcun tamamından sorumlu olduğunu, borçlulara kredinin kat'ına ilişkin ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamede verilen süre içerisinde borç ödenmediğinden dolayı Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2019/2753 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibi davacının itirazı üzerine durdurulduğunu, davacının dava açmakta hukuki yarar bulunmadığını, taraflarınca açılmış olan yine mahkememizin 2019/648 E. sayılı dosyasında görülmekte olan itirazın iptali davasında borçlu olunmadığının tespitinin de ileri sürülebileceğini, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davaya konu 23.10.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde bulunan kefil olan davacı şirket yetkilisinin el yazısının ve imzasının müvekkili banka çalışanları huzurunda alındığını belirterek, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, müvekkili bankanın zararının davacıdan tahsiline ve bu zarar miktarının %20'den az olmayacak şekilde belirlenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Asıl davanın davacısı-birleşen davanın davalısı Dekopen Pvc Plastik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacı bankanın, Konya 10. İcra Müdürlüğü 2019/2753 E. sayılı dosyası ile dava dışı borçlu Özcan Plastik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin borcu sebebiyle müvekilinin ve davalıların müteselsil kefil olduklarından bahisle icra takibine geçtiğini, söz konusu takibe dayanak olarak gösterilen kefalet sözleşmesinin; müvekkili açısından 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi ve devamındaki şartları taşımadığından hukuken geçersiz olduğunu, davacı banka tarafından alacağa dayanak gösterilen kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazıların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin şekil şartları taşımayan kefalet sözleşmesi gereğince davacıya bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından asıl borçluya bu sözleşme kapsamında kredi kullandırılmadığını, sonraki tarihlerde kredi garanti fonu kapsamında kredi kullandırıldığını, asıl borçlunun -şayet borcu var ise dahi- borcunun kaynağının bu sözleşme değil; kredi garanti fonu kapsamında kullandırılan kredi olduğunu, bu sebeple dahi müvekkiline takip yapılamayacağını, davacı bankanın sözleşmenin geçersizliğini bile bile takibe geçmesinin, müvekkilinin malvarlığı üzerine ihtiyati hacizler koydurmasının kötü niyetli olduğunu, asıl borçlu açısından ipotek ile güvenceye alınmış bir alacak mevcut iken, rehin açığı belgesi alınmadan kefil hakkında ilamsız icra takibine geçilmesinin de 2004 sayılı İcra İflas Kanun'un (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine aykırı olduğunu, bu nedenlerle davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Birleşen davanın davalısı Başcan Plastik Ltd. Şti. vekili süresinde cevap dilekçesi sunmamış olup 03.07.2019 tarihli beyan dilekçesinde; davacı bankanın Konya 10. İcra Müdürlüğü 2019/2753 E. sayılı dosyası ile dava dışı borçlu Özcan Plastik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin borcu sebebiyle müvekilinin ve diğer muhatapların aleyhine icra takibine geçtiğini, müvekkilinin itirazı üzerine takibin durduğunu, söz konusu takibe dayanak olarak gösterilen kefalet sözleşmesinin; müvekkili açısından 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi ve devamındaki şartları taşımadığından hukuken geçersiz olduğunu, davacı banka tarafından alacağa dayanak gösterilen kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazılar müvekkiline ait olmadığını, dolayısıyla ortada geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, bu hususun yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ispat edilebileceğini, dava dışı şirketin borcunun kefalet sözleşmesinden çok sonra kullandığı kredilerden kaynaklandığını, ayrıca dava dışı şirketin bankada ipoteğinin bulunmasına rağmen kefillere ilamsız icra takibine geçilmesinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine maddesine aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine, davacının takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
4. Birleşen davanın davalısı Vindora Ltd. Şti. vekili süresinde cevap dilekçesi sunmamış olup 22.10.2019 tarihli beyan dilekçesinde, davacı bankanın Konya 10. İcra Müdürlüğü 2019/2753 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, icra takibine müvekkilinin itirazı nedeniyle takibinin durdurulduğunu, müvekkili şirketin iki şirket yetkilisinin ortak imzası ile temsil edilmesine rağmen 17.05.2019 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağında müvekkili şirketin tek temsilcisinin imzası bulunması nedeniyle arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğunu ve bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacının mahkemeye sunduğu genel kredi sözleşmesindeki müvekkili şirket kaşesinin üzerinde tek imza bulunduğunu, müvekkili şirketin temsil ve ilzama çift imza ile yetkili olduğunu, buna ilişkin yaptıkları itirazın kabul edilerek müvekkili şirket hakkındaki ihtiyati haciz kararının kaldırıldığını, bu nedenlerle genel kredi sözleşmesinin müvekkili açısından geçersiz olduğunu, ayrıca icra takibine dayanak olarak gösterilen kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine uygun şekilde düzenlenmediğini, kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazıların müvekkili şirketin yetkililerinden herhangi birine ait olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine, davacının kötü niyetli olması nedeniyle takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "mahkememizce toplanan deliller ve İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesince düzenlenen 25.06.2020 tarihli raporla kefalet sözleşmelerinde yer alan yazıların davacı-davalı şirket temsilcilerinin eli ürünü olmadığı tespit edildiğinden, BK 583/1. maddesinde belirtilen şekil şartlarının bulunmaması nedeniyle genel kredi sözleşmesi gereğince kök davada davacı, birleşen davada davalı şirketlerin kefalet sorumluluklarının bulunmadığı kanaatine varılarak kök davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine, kök davada davalı, birleşen davada davacı sıfatına haiz olan bankanın kefalet sözleşmesi düzenlenirken yazıların kime ait olup olmadığını ve kefil Vindora Ltd. Şti.'nin kaç kişi ile temsil edilebileceğini denetleyecek ve bilebilecek durumda olması karşısında tazminat taleplerinin kabulüne, kök davada ve birleşen davada imza itirazı bulunmadığından ve yazıların kime ait olduğunun tespiti yargılamayı gerektirdiğinden kök davada davacı, birleşen davada davalı olan Dekopen Pvc Plas. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin 6100 sayılı Kanun'un 329 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince vekalet ücreti talebinin ise reddine..." gerekçesiyle; ana davanın kabulü ile davacı Dekopen Ltd. Şti.'nin Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2019/2753 E. sayılı takip dosyasından dolayı davalı ....'ye 939.327,63 TL borçlu olmadığının tespitine, takibe konu 939.327,63 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 187.865,63 TL tazminatının davalı ....'den tahsili ile davacı Dekopen Ltd. Şti.'ne verilmesine, davacı Dekopen Pvc Plas. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin 6102 sayılı Kanun'un 329 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca vekalet ücreti verilmesi ile ilgili talebinin reddine,
Mahkememizin 2019/648 E. sayılı dosyasından açılan birleşen davanın reddine, takibe konu 939.327,63 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 187.865,52 TL'nin davacı ....'den tahsili ile davalılar Dekopen Ltd. Şti., Vindora Ltd. Şti. ve Başcan Ltd. Şti.'ne verilmesi şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davanın davalısı birleşen davanın davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davanın davalısı-birleşen dosya davacısı .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; itirazın iptaline ilişkin açtıkları birleşen davada davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeleri imzalamış bulunduklarından kefalet limiti gereğince borcun tamamından sorumlu olduklarını, 2019/624 E. sayılı (kök) dava yönünden ilk derece mahkemesince açılan menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabul yönünde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 08.11.2007 tarih 5232/9773 ve Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 06.04.2006 tarih 1745-3747 sayılı kararlarının da bu yönde olduğunu, davacının davayı açmakta hukuki yararı olduğunu ispatlası gerektiğini, davacının kefalete ilişkin el yazısının kendisine ait olmadığı iddiası gerçek dışı olup, el yazılarının banka görevlisi huzurunda alındığına dair evrakların dosyaya sunulduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte kefalet sözleşmesinde şekle aykırılık bulunsa dahi davacının kefalet sözleşmesini imzalayarak ve 6 yıl boyunca şekle aykırılık itirazında bulunmadığını, şekle aykırılık iddiasının hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, 2019/648 E. sayılı (birleşen) itirazın iptali davası yönünden, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu, Davalı Vindora Plas... Ltd. Şti. ve Başcan Plas.... Ltd. Şti.'nin davaya süresinde cevap vermediğinden, şekil noksanlığı iddialarının dinlenilmesinin mümkün olmayacağını, mahkemenin Vindora Plastik....Ltd. Şti. yönünden yetkisiz temsile ilişkin red sebebinin de yerinde olmadığını, Kazım Büyüközlü'nün Dekopen PVC Plas....Ltd. Şti. adına kredi kefalet sözleşmesini imzalayan yetkili müdür ve kefalet sözleşmesinde Vindora Plas....Ltd. Şti.’ni temsilen imza atmadığı iddia edilen şirket müdürü olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte her iki davada da müvekkil banka aleyhine tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını, müvekkili bankanın iyiniyetli olduğundan inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, ayrıca davacı ... birleşen davada davalı olan Dekopen PVC Plas.....Ltd. Şti. lehine hem ana davada hem de birleşen davada vekalet ücretine ve inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığını belirterek; Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/624 E. 2020/563 K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılarak, menfi tespit davasının reddine, birleşen Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/648 E. sayılı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davanın davalısı-birleşen dosya davacısı .... vekili 05.10.2019 tarihli ek istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda kefalet ile ilgili uygulanması gereken kanunun maddesinin TBK 583 değil, teselsül karinesine yer verilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 7 nci maddesi olduğunu, 6102 sayılı Kanun 7 nci maddesinde kefalet bakımından farklı düzenleme yer aldığını, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde aranan şekil şartlarının, ticari işlere ilişkin kefalet durumunda aranmayacağını, 6102 sayılı Kanun 7 nci maddesinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre özel kanun olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın taraflarının tacir olup, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olduğunu, huzurdaki davanın ise mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu, kefaletin geçerli olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/2405 E., 2016/10936 K. sayılı kararının da bu yönde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
1. Asıl davanın kabulü ile; davacı Dekopen Ltd. Şti.'nin Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2019/2753 Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalı ... T. A.Ş.' ye 939.327,63 TL borçlu olmadığının tespitine,
-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
-Davalının inkar tazminatı talebinin reddine,
2. Birleşen davanın reddine,
-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davanın davalısı-birleşen dosya davacısı .... vekili temyiz dilekçesinde özetle, İstinaf dilekçesi ve ek istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Birleşen davanın davalısı Başcan Plastik Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, basiretli bir tacirin gerçekleştirmemesi gereken bunun yanında kefalet sözleşmesi hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı bir biçimde davranan bankanın kötü niyetli olmadığının kabulü hukuka açık bir şekilde aykırı olduğunu belirterek takibe konu alacağın %20'si oranında ki tazminatın kaldırılmasına ilişkin kısmın bozulmasını talep etmiştir.
3. Birleşen davanın davalısı Vindora Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, kendi kendisine yazıp doldurduğu genel kredi sözleşmesine ve kefalet sözleşmesine istinaden takip başlattığını, icra takibinin kötü niyetli olduğunu, Vindora Şirketinin çift imza ile temsil edildiğini de bilmiyordum diyemeyeceğini belirterek %20 oranındaki tazminata ilişkin hüküm doğru iken, hatalı gerekçelerle kararın kaldırılması ve tazminat verilmemesi şeklindeki istinaf kararının bozulmasını talep etmektedir.
4. Asıl davanın davacısı-birleşen davanın davalısı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esas davanın (menfi tespit) yönünden davanın kabulüne karar verildiği ve 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin beşinci fıkrasının şartları oluştuğu halde bölge mahkemesi tarafından müvekkil lehine icra tazminatına hükmedilmemiş olması açık bir şekilde usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verildiği halde müvekkil lehine icra tazminatına hükmedilmemiş olması hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit ve itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin tüm, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Birleşen davada İlk Derece Mahkemesinde tazminata ilişkin hüküm kurulmuş iken Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında karar yazılırken tazminata ilişkin hüküm kurulmadığı görülmekle, birleşen davada davacı-asıl davada davalı olan banka icra takibi başlatmada haksız ise de, ayrıca kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından İlk Derece Mahkemesince karar altına alınan kötüniyet tazminatının kaldırılmasına ve asıl davada davacı-birleşen davada davalının buna ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken gerekçede söz konusu husustan bahsedilmiş olmasına rağmen hüküm kısmında söz konusu tazminata ilişkin bir hüküm kurulmaması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10143 E. 2010/1150 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davacı şirketin 18.03.1987 tarihinde “B.PLAS Bursa Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” «ticaret unvanı» ile sicile tescil edildiği, “B-PLAS Bursa Plastik, Metal, İnşaat ve Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” şeklindeki unvan değişikliğinin ise 23.10.2003 tarihli sicil gazetesinde «ilan» edildiği, faaliyet konusunun plastik mamullerinin imali olduğu, davalı şirketin ise “...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10601 E. 2010/9239 K.
Ortak:ihtiyati haciz · haciz · dava sebebi
İncelediğiniz karardaŞti.'nin borcu sebebiyle müvekkilinin «müteselsil kefil» olduğundan bahisle müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, icra dosyasına yaptıkları itiraz neticesinde takibin durduğunu, ancak halen müvekkili üzerindeki icra tehdidinin devam ettiğini, banka tarafından düzenlenen alacağın dayanağı teşkil edilen «kefalet sözleşmesindeki» tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazıların müvekkiline ait olmadığını, TBK 583 ve TBK 12. madde hükümleri gereğince kefalet sözleşmesinin «geçersiz» sayılması gerektiğini, müvekkilinin sorumlu tutulduğu kefalet sözleşmesine istinaden asıl borçluya her hangi bir kredi kullandırılmadığını, asıl borçlunun kullanmış olduğu kredilerin farklı tarihlerde KGF kapsamında olduğunu, davalı bankanın takipten önce müvekkiline «ihtarnameye», müvekkilinin verdiği cevapta kefalet akdinin geçersiz olduğunun açık bir şekilde izah edildiğini, davalı bankanın kefalet akdinin geçersiz olduğunu bile bile müvekkili aleyhine «ihtiyati haciz» kararı alarak mal varlığı üzerine Konya 10.
Şti.'nin borcu sebebiyle müvekilinin ve davalıların «müteselsil kefil» olduklarından bahisle icra takibine geçtiğini, söz konusu takibe dayanak olarak gösterilen «kefalet sözleşmesinin»; müvekkili açısından 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi ve devamındaki şartları taşımadığından hukuken «geçersiz» olduğunu, davacı banka tarafından alacağa dayanak gösterilen kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazıların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin şekil şartları taşımayan kefalet sözleşmesi gereğince davacıya bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından asıl borçluya bu sözleşme kapsamında kredi kullandırılmadığını, sonraki tarihlerde kredi «garanti» fonu kapsamında kredi kullandırıldığını, asıl borçlunun -şayet borcu var ise dahi- borcunun kaynağının bu sözleşme değil; kredi garanti fonu kapsamında kullandırılan kredi olduğunu, bu sebeple dahi müvekkiline takip yapılamayacağını, davacı bankanın sözleşmenin geçersizliğini bile bile takibe geçmesinin, müvekkilinin «malvarlığı» üzerine «ihtiyati hacizler» koydurmasının kötü niyetli olduğunu, asıl borçlu açısından «ipotek» ile güvenceye alınmış bir alacak mevcut iken, «rehin açığı belgesi» alınmadan kefil hakkında «ilamsız icra takibine» geçilmesinin de 2004 sayılı İcra İflas Kanun'un (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine aykırı olduğunu, bu nedenlerle davacı tarafından açılan itirazın iptali davas …
İcra Müdürlüğü 2019/2753 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, icra takibine müvekkilinin itirazı nedeniyle «takibinin durdurulduğunu», müvekkili şirketin iki şirket yetkilisinin ortak imzası ile «temsil» edilmesine rağmen 17.05.2019 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağında müvekkili şirketin tek temsilcisinin imzası bulunması nedeniyle «arabuluculuk» tutanağının «geçersiz» olduğunu ve bu nedenle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddi» gerektiğini, davacının mahkemeye sunduğu «genel kredi sözleşmesindeki» müvekkili şirket kaşesinin üzerinde tek imza bulunduğunu, müvekkili şirketin temsil ve ilzama çift imza ile yetkili olduğunu, buna ilişkin yaptıkları itirazın kabul edilerek müvekkili şirket hakkındaki «ihtiyati haciz» kararının kaldırıldığını, bu nedenlerle genel kredi sözleşmesinin müvekkili açısından geçersiz olduğunu, ayrıca icra takibine dayanak olarak gösterilen «kefalet sözleşmesinin» 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine uygun şekilde düzenlenmediğini, kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazıların müvekkili şirketin yetkililerinden herhangi birine ait olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine, davacının kötü niyetli olması nedeniyle takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere «icra inkar tazminatına» mahkum edilmesine, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaŞti’de olan hisselerini 22.05.2008 tarihinde devrettiğini buna rağmen işyerinde «haciz» işlemi yapıldığını belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece, «üçüncü kişinin» itirazı yerinde görülerek uygulanan ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiş, kararın temyizi üzerine, Dairemizce, «ihtiyati hacze itiraz» eden üçüncü kişinin yasa maddelerinde sayılan itiraz nedenleri dışında bir «sebebe» dayanarak «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasını istediğine göre, istemin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusund …
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş, «ihtiyati haciz» kararına itiraz eden ..., ...Plastik Ltd.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · üçüncü kişi
Benzer bu karardaŞti’de olan hisselerini 22.05.2008 tarihinde devrettiğini buna rağmen işyerinde «haciz» işlemi yapıldığını belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece, «üçüncü kişinin» itirazı yerinde görülerek uygulanan ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiş, kararın temyizi üzerine, Dairemizce, «ihtiyati hacze itiraz» eden üçüncü kişinin yasa maddelerinde sayılan itiraz nedenleri dışında bir «sebebe» dayanarak «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasını istediğine göre, istemin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusund …
Kararı, «ihtiyati hacze itiraz» eden ... temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, «ihtiyati hacze itiraz» eden (borçlu) vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2793 E. , 2024/5001 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/2628 E., 2023/522 K.
HÜKÜM
Asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/624 E., 2020/563 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine, tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl davanın davalı birleşen davanın davacısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davanın davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın dava dışı borçlu Özcan Plastik Ltd. Şti.'nin borcu sebebiyle müvekkilinin müteselsil kefil olduğundan bahisle müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, icra dosyasına yaptıkları itiraz neticesinde takibin durduğunu, ancak halen müvekkili üzerindeki icra tehdidinin devam ettiğini, banka tarafından düzenlenen alacağın dayanağı teşkil edilen kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazıların müvekkiline ait olmadığını, TBK 583 ve TBK 12. madde hükümleri gereğince kefalet sözleşmesinin geçersiz sayılması gerektiğini, müvekkilinin sorumlu tutulduğu kefalet sözleşmesine istinaden asıl borçluya her hangi bir kredi kullandırılmadığını, asıl borçlunun kullanmış olduğu kredilerin farklı tarihlerde KGF kapsamında olduğunu, davalı bankanın takipten önce müvekkiline ihtarnameye, müvekkilinin verdiği cevapta kefalet akdinin geçersiz olduğunun açık bir şekilde izah edildiğini, davalı bankanın kefalet akdinin geçersiz olduğunu bile bile müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı alarak mal varlığı üzerine Konya 10.
İcra Müdürlüğünün 2019/2753 E. sayılı dosyası üzerinden haciz konulduğunu belirterek, müvekkilinin davalıya 939.327,63 TL'den dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalının takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra tazminatına mahkum edilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 329 uncu maddesi gereğince dava değerinin %10'u oranındaki müvekkil vekalet ücretinin de davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davanın davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili bankaca, dava dışı Özcan Plastik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne Genel Kredi sözleşmelerine istinaden krediler kullanıldığını, davalılar Vindora Plas. Yapı Elemanları İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., Başcan Plastik Otom. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Dekopen PVC Plastik Sanayi ve Ltd. Şti.'nin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile bu sözleşmeleri imzaladıklarını, Genel Kredi Sözleşmesi 4.maddesi gereğince kredi hesabı kat edilerek kat’ına ilişkin keşide edilen Gebze 3. Noterliğinin 07.03.2019 tarih ve 17134 yevmiye nolu ihtarnamesi borçlulara gönderildiğini, verilen süre zarfında alacağın ödenmediğini, ana kredi borçlusu Özcan Plastik İnş.
San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında; borcunun teminatı olarak verilen 1.000.000,00 TL bedelli 1. Derece müvekkili banka lehine ipotekli Konya ili Selçuklu ilçesi Şeker Murat Mah. 5 Parsel, 28810 Ada, M28B15B4D Pafta, 15 No’ lu bağımsız bölümde olan taşınmazın ipotek bedeli, asıl borcun tamamını karşıladığından borçlu firmanın ilamsız icra takibine taraf tutulmadığını, müşterek borçlu müteselsil kefiller hakkında müvekkili bankaya olan borçları rehinle teminat altına alınmadığından; kefalet borcunun müteselsil kefiller hakkında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 586 ncı maddesi madde gereği borcun tamamı olan 939.327,63 TL üzerinden, Konya 10.
İcra Müdürlüğünün 2019/2753 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takip başlatıldığını, takip borçluları/davalıların takibe itiraz etmeleri üzenrine icra müdürlüğünce haklarındaki takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçluların imzaladığı 23.10.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde borçlu-kefillerin kefaletlerinin limitleri 3.000.000,00 TL olarak belirlendiğini, 07.03.2019 tarih ve 17134 yevmiye nolu ihbarname uyarınca toplam ihtar edilen borç tutarı borçluların kefalet limitlerinin altında olduğundan asıl alacağın tamamından müteselsil kefil olarak sorumlulukları bulunduğunu, tüm bu sebepler ve dava süresince ortaya konacak delillerle haksız ve mesnetsiz itirazın iptalini ve borçluların %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davanın davalısı birleşen davanın davacısı cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın dava dışı Özcan Plastik İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'ne genel kredi sözleşmelerine istinaden krediler kullandırıldığını, kredi sözleşmelerine müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile davacının imza attığını, dolayısıyla davacının da borcun tamamından sorumlu olduğunu, borçlulara kredinin kat'ına ilişkin ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamede verilen süre içerisinde borç ödenmediğinden dolayı Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2019/2753 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibi davacının itirazı üzerine durdurulduğunu, davacının dava açmakta hukuki yarar bulunmadığını, taraflarınca açılmış olan yine mahkememizin 2019/648 E.
sayılı dosyasında görülmekte olan itirazın iptali davasında borçlu olunmadığının tespitinin de ileri sürülebileceğini, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davaya konu 23.10.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde bulunan kefil olan davacı şirket yetkilisinin el yazısının ve imzasının müvekkili banka çalışanları huzurunda alındığını belirterek, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, müvekkili bankanın zararının davacıdan tahsiline ve bu zarar miktarının %20'den az olmayacak şekilde belirlenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Asıl davanın davacısı-birleşen davanın davalısı Dekopen Pvc Plastik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacı bankanın, Konya 10. İcra Müdürlüğü 2019/2753 E. sayılı dosyası ile dava dışı borçlu Özcan Plastik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin borcu sebebiyle müvekilinin ve davalıların müteselsil kefil olduklarından bahisle icra takibine geçtiğini, söz konusu takibe dayanak olarak gösterilen kefalet sözleşmesinin; müvekkili açısından 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi ve devamındaki şartları taşımadığından hukuken geçersiz olduğunu, davacı banka tarafından alacağa dayanak gösterilen kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazıların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin şekil şartları taşımayan kefalet sözleşmesi gereğince davacıya bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından asıl borçluya bu sözleşme kapsamında kredi kullandırılmadığını, sonraki tarihlerde kredi garanti fonu kapsamında kredi kullandırıldığını, asıl borçlunun -şayet borcu var ise dahi- borcunun kaynağının bu sözleşme değil;
kredi garanti fonu kapsamında kullandırılan kredi olduğunu, bu sebeple dahi müvekkiline takip yapılamayacağını, davacı bankanın sözleşmenin geçersizliğini bile bile takibe geçmesinin, müvekkilinin malvarlığı üzerine ihtiyati hacizler koydurmasının kötü niyetli olduğunu, asıl borçlu açısından ipotek ile güvenceye alınmış bir alacak mevcut iken, rehin açığı belgesi alınmadan kefil hakkında ilamsız icra takibine geçilmesinin de 2004 sayılı İcra İflas Kanun'un (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine aykırı olduğunu, bu nedenlerle davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Birleşen davanın davalısı Başcan Plastik Ltd. Şti. vekili süresinde cevap dilekçesi sunmamış olup 03.07.2019 tarihli beyan dilekçesinde; davacı bankanın Konya 10. İcra Müdürlüğü 2019/2753 E. sayılı dosyası ile dava dışı borçlu Özcan Plastik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin borcu sebebiyle müvekilinin ve diğer muhatapların aleyhine icra takibine geçtiğini, müvekkilinin itirazı üzerine takibin durduğunu, söz konusu takibe dayanak olarak gösterilen kefalet sözleşmesinin; müvekkili açısından 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi ve devamındaki şartları taşımadığından hukuken geçersiz olduğunu, davacı banka tarafından alacağa dayanak gösterilen kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazılar müvekkiline ait olmadığını, dolayısıyla ortada geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, bu hususun yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ispat edilebileceğini, dava dışı şirketin borcunun kefalet sözleşmesinden çok sonra kullandığı kredilerden kaynaklandığını, ayrıca dava dışı şirketin bankada ipoteğinin bulunmasına rağmen kefillere ilamsız icra takibine geçilmesinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine maddesine aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine, davacının takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
4. Birleşen davanın davalısı Vindora Ltd. Şti. vekili süresinde cevap dilekçesi sunmamış olup 22.10.2019 tarihli beyan dilekçesinde, davacı bankanın Konya 10. İcra Müdürlüğü 2019/2753 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, icra takibine müvekkilinin itirazı nedeniyle takibinin durdurulduğunu, müvekkili şirketin iki şirket yetkilisinin ortak imzası ile temsil edilmesine rağmen 17.05.2019 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağında müvekkili şirketin tek temsilcisinin imzası bulunması nedeniyle arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğunu ve bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacının mahkemeye sunduğu genel kredi sözleşmesindeki müvekkili şirket kaşesinin üzerinde tek imza bulunduğunu, müvekkili şirketin temsil ve ilzama çift imza ile yetkili olduğunu, buna ilişkin yaptıkları itirazın kabul edilerek müvekkili şirket hakkındaki ihtiyati haciz kararının kaldırıldığını, bu nedenlerle genel kredi sözleşmesinin müvekkili açısından geçersiz olduğunu, ayrıca icra takibine dayanak olarak gösterilen kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine uygun şekilde düzenlenmediğini, kefalet sözleşmesindeki tarih, kefalet miktarı, kefalet türüne ilişkin yazıların müvekkili şirketin yetkililerinden herhangi birine ait olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine, davacının kötü niyetli olması nedeniyle takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "mahkememizce toplanan deliller ve İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesince düzenlenen 25.06.2020 tarihli raporla kefalet sözleşmelerinde yer alan yazıların davacı-davalı şirket temsilcilerinin eli ürünü olmadığı tespit edildiğinden, BK 583/1. maddesinde belirtilen şekil şartlarının bulunmaması nedeniyle genel kredi sözleşmesi gereğince kök davada davacı, birleşen davada davalı şirketlerin kefalet sorumluluklarının bulunmadığı kanaatine varılarak kök davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine, kök davada davalı, birleşen davada davacı sıfatına haiz olan bankanın kefalet sözleşmesi düzenlenirken yazıların kime ait olup olmadığını ve kefil Vindora Ltd.
Şti.'nin kaç kişi ile temsil edilebileceğini denetleyecek ve bilebilecek durumda olması karşısında tazminat taleplerinin kabulüne, kök davada ve birleşen davada imza itirazı bulunmadığından ve yazıların kime ait olduğunun tespiti yargılamayı gerektirdiğinden kök davada davacı, birleşen davada davalı olan Dekopen Pvc Plas. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin 6100 sayılı Kanun'un 329 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince vekalet ücreti talebinin ise reddine..." gerekçesiyle; ana davanın kabulü ile davacı Dekopen Ltd. Şti.'nin Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2019/2753 E. sayılı takip dosyasından dolayı davalı ....'ye 939.327,63 TL borçlu olmadığının tespitine, takibe konu 939.327,63 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 187.865,63 TL tazminatının davalı ....'den tahsili ile davacı Dekopen Ltd.
Şti.'ne verilmesine, davacı Dekopen Pvc Plas. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin 6102 sayılı Kanun'un 329 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca vekalet ücreti verilmesi ile ilgili talebinin reddine,
Mahkememizin 2019/648 E. sayılı dosyasından açılan birleşen davanın reddine, takibe konu 939.327,63 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 187.865,52 TL'nin davacı ....'den tahsili ile davalılar Dekopen Ltd. Şti., Vindora Ltd. Şti. ve Başcan Ltd. Şti.'ne verilmesi şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davanın davalısı birleşen davanın davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davanın davalısı-birleşen dosya davacısı .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; itirazın iptaline ilişkin açtıkları birleşen davada davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeleri imzalamış bulunduklarından kefalet limiti gereğince borcun tamamından sorumlu olduklarını, 2019/624 E. sayılı (kök) dava yönünden ilk derece mahkemesince açılan menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabul yönünde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 08.11.2007 tarih 5232/9773 ve Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 06.04.2006 tarih 1745-3747 sayılı kararlarının da bu yönde olduğunu, davacının davayı açmakta hukuki yararı olduğunu ispatlası gerektiğini, davacının kefalete ilişkin el yazısının kendisine ait olmadığı iddiası gerçek dışı olup, el yazılarının banka görevlisi huzurunda alındığına dair evrakların dosyaya sunulduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte kefalet sözleşmesinde şekle aykırılık bulunsa dahi davacının kefalet sözleşmesini imzalayarak ve 6 yıl boyunca şekle aykırılık itirazında bulunmadığını, şekle aykırılık iddiasının hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, 2019/648 E.
sayılı (birleşen) itirazın iptali davası yönünden, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu, Davalı Vindora Plas... Ltd. Şti. ve Başcan Plas.... Ltd. Şti.'nin davaya süresinde cevap vermediğinden, şekil noksanlığı iddialarının dinlenilmesinin mümkün olmayacağını, mahkemenin Vindora Plastik....Ltd. Şti. yönünden yetkisiz temsile ilişkin red sebebinin de yerinde olmadığını, Kazım Büyüközlü'nün Dekopen PVC Plas....Ltd. Şti. adına kredi kefalet sözleşmesini imzalayan yetkili müdür ve kefalet sözleşmesinde Vindora Plas....Ltd. Şti.’ni temsilen imza atmadığı iddia edilen şirket müdürü olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte her iki davada da müvekkil banka aleyhine tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını, müvekkili bankanın iyiniyetli olduğundan inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, ayrıca davacı ...
birleşen davada davalı olan Dekopen PVC Plas.....Ltd. Şti. lehine hem ana davada hem de birleşen davada vekalet ücretine ve inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığını belirterek; Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/624 E. 2020/563 K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılarak, menfi tespit davasının reddine, birleşen Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/648 E. sayılı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davanın davalısı-birleşen dosya davacısı .... vekili 05.10.2019 tarihli ek istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda kefalet ile ilgili uygulanması gereken kanunun maddesinin TBK 583 değil, teselsül karinesine yer verilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 7 nci maddesi olduğunu, 6102 sayılı Kanun 7 nci maddesinde kefalet bakımından farklı düzenleme yer aldığını, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde aranan şekil şartlarının, ticari işlere ilişkin kefalet durumunda aranmayacağını, 6102 sayılı Kanun 7 nci maddesinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesine göre özel kanun olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın taraflarının tacir olup, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olduğunu, huzurdaki davanın ise mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu, kefaletin geçerli olduğunu, Yargıtay 19.
Hukuk Dairesinin 2016/2405 E., 2016/10936 K. sayılı kararının da bu yönde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
1. Asıl davanın kabulü ile; davacı Dekopen Ltd. Şti.'nin Konya 10. İcra Müdürlüğünün 2019/2753 Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalı ... T. A.Ş.' ye 939.327,63 TL borçlu olmadığının tespitine,
-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
-Davalının inkar tazminatı talebinin reddine,
2. Birleşen davanın reddine,
-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davanın davalısı-birleşen dosya davacısı .... vekili temyiz dilekçesinde özetle, İstinaf dilekçesi ve ek istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Birleşen davanın davalısı Başcan Plastik Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, basiretli bir tacirin gerçekleştirmemesi gereken bunun yanında kefalet sözleşmesi hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı bir biçimde davranan bankanın kötü niyetli olmadığının kabulü hukuka açık bir şekilde aykırı olduğunu belirterek takibe konu alacağın %20'si oranında ki tazminatın kaldırılmasına ilişkin kısmın bozulmasını talep etmiştir.
3. Birleşen davanın davalısı Vindora Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, kendi kendisine yazıp doldurduğu genel kredi sözleşmesine ve kefalet sözleşmesine istinaden takip başlattığını, icra takibinin kötü niyetli olduğunu, Vindora Şirketinin çift imza ile temsil edildiğini de bilmiyordum diyemeyeceğini belirterek %20 oranındaki tazminata ilişkin hüküm doğru iken, hatalı gerekçelerle kararın kaldırılması ve tazminat verilmemesi şeklindeki istinaf kararının bozulmasını talep etmektedir.
4. Asıl davanın davacısı-birleşen davanın davalısı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esas davanın (menfi tespit) yönünden davanın kabulüne karar verildiği ve 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin beşinci fıkrasının şartları oluştuğu halde bölge mahkemesi tarafından müvekkil lehine icra tazminatına hükmedilmemiş olması açık bir şekilde usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verildiği halde müvekkil lehine icra tazminatına hükmedilmemiş olması hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit ve itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin tüm, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Birleşen davada İlk Derece Mahkemesinde tazminata ilişkin hüküm kurulmuş iken Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında karar yazılırken tazminata ilişkin hüküm kurulmadığı görülmekle, birleşen davada davacı-asıl davada davalı olan banka icra takibi başlatmada haksız ise de, ayrıca kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından İlk Derece Mahkemesince karar altına alınan kötüniyet tazminatının kaldırılmasına ve asıl davada davacı-birleşen davada davalının buna ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken gerekçede söz konusu husustan bahsedilmiş olmasına rağmen hüküm kısmında söz konusu tazminata ilişkin bir hüküm kurulmaması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilin tüm, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden Dekopen Pvc Plastik Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'ne yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde .... ve Başcan Plastik Otomotiv İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ve Vindora Plastik Yapı Elemanları İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'ne iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1076286700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz