Rücû tazminatı | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/564 E. 2024/6490 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tenzili muafiyet↗ afet↗ poliçe limiti↗ mücbir sebep↗ nakliyat emtia sigortası↗ rücuan tazminat↗ sınırlı sorumluluk↗ özen yükümlülüğü↗ sigorta tazminatı↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ işyeri sigortası↗ muafiyet↗ illiyet bağı↗ depo kararı↗ teminat kapsamı↗ şirket zararı↗ ticari faiz↗ riziko↗ rücu↗ sigorta poliçesi↗ dava sebebi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı ...Ş. vekili 22-24.10.2012 tarihlerindeki yağış sonucu oluşan sel baskının mücbir sebep oluşturduğunu savunmuştur.
Mahkemece bilirkişi raporu alınmadan önce Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün 02.11.2012 tarihli hasar tespit raporu, Çorlu Meteoroloji Müdürlüğü’nün 22-24.10.2012 tarihleri arasında Çorlu’da meydana gelen yağış ile ilgili değerlendirmelerine dair 27.05.2014 tarihli müzekkere cevabı, Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün “...Velimeşe Beldesi Sanayi bölgesinde aşırı yağışın sebep olduğu hasarın boyutunun Afetlerin Genel Hayata Etkililiğine İlişkin ... Kurallar Hakkındaki Yönetmelik’te belirlenen “Genel Hayata Etkililik” kriterlerini taşımadığından genel hayata etkililik oluru alınmadığına dair 15.05.2014 tarihli müzekkere cevabı ve Çorlu Meteoroloji Müdürlüğü’nün 22.10.2012 tarihinde Tekirdağ Meteorolji Müdürlüğü’nce hazılanan fevk (olağanüstü olay) raporunun bildirilmesine ilişkin 10.07.2014 tarihli müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda sayılan müzekkere cevapları değerlendirilmek suretiyle olay günü ve öncesi de dahil olmak üzere 22-24.10.2012 tarihlerinde gözlenen yağışın "şiddetli yağış" niteliği taşımadığı, şiddetli yağış niteliği taşımayan bu yağış sonucunda olayın meydana geldiği depoda doğrudan bir sel etkisi gözlenmediği, ortamda bulunan suyun dış kaynaklı sular olduğu bildirilmiş ise de davalı ...Ş. vekili 05.11.2014 tarihli dilekçesi ekinde Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün “Sel Felaketi Raporu” ve Meteoroloji Müdürlüğü’nün Tekirdağ ve Kırklareli illerinin “Fevk raporlarını” dosyaya sunarak anılan raporlar uyarınca değerlendirme yapılması talebinde bulunmuş ve 23.02.2015 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün “Sel Felaketi Raporu” ve Meteoroloji Müdürlüğü’nün Tekirdağ ve Kırklareli illerinin “Fevk raporları” uyarınca dava konusu hasarın mücbir sebepten kaynakladığını ileri sürerek yeni bir heyetten rapor alınmasını istemiştir.
Bu durumda mahkemece, davalı vekilinin hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazları dikkate alınıp, Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün 15.05.2014 tarihli müzekkere cevabı, davalı ...Ş. vekilince dosyaya sunulan AFAD “sel felaketi raporu” ile Meteoroloji Müdürlüğü’nün Tekirdağ ve Kırklareli illerinin “Fevk raporları” uyarınca dava konusu hasarın mücbir sebepten kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda değerlendirme yapılmak üzere ek rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmediğinden davalı ...Ş. vekilinin Dairemizin 18.10.2016 tarih 2016/1939 Esas, 2016/8235 Karar sayılı ilamına karşı ileri sürdüğü karar düzeltme itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının açıklanan sebeplerle davalı ...Ş. yararına bozulmasına ve buna göre Dairemizin 18.10.2016 tarih 2016/1939 Esas, 2016/8235 Karar sayılı ilamının gerekçe bölümünün ve sonuç bölümünün (1) nolu bentlerindeki “tüm” ibaresinin “sair” olarak yazılmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, temin edilen belgeler ışığında alınan bilirkişi raporunda olay günü meydana gelen şiddetli yağış sonucunda olay yerinde su birikimi ve su baskını meydana geldiğinin, su birikiminin tahliyesinin mevcut tahliye kanallarının yetersizliğinden dolayı mümkün olmadığının ve mücbir sebep oluştuğunun bildirildiği, aynı antrepoda aynı tarihli su baskını olayına ilişkin başka bir dosyada meydana gelen sel baskının mücbir sebep olduğunun, davacının ödediği tazminatı davalıya rücu edemeyeceği vicdani kanaatine varılarak davanın reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 10.03.2020 tarih ve 2017/64 E. ve 2020/1657 K. sayılı ilamıyla hükmün onandığı ve karar düzeltme isteminin de aynı Dairenin 18.01.2021 gün ve 2020/1453 E., 2021/79 K. sayılı ilamı ile reddedilmesiyle kararın 18.01.2021 tarihinde kesinleştiği, bu dosyanın da kuvvetli delil olduğu, yine henüz kesinleşmemiş bir başka dosyada da olayın mücbir sebepli kaynaklı kabul edildiği, tüm bu deliller karşısında dava konusu hasarın, olay günü meydana gelen şiddetli yağış sonucunda, olay yerinde su tahliye kanallarının yetersiz olması nedeniyle su birikimesinden kaynaklandığı kanaatinin oluştuğu, dava konusu antreponun bakımında bir eksiklik ve bozukluk saptanamadığı, davalı tarafın özen yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair bir delil bulunmadığı, sel baskınının öngörülemez ve kaçınılmaz bir olay olduğu, zarar ile ... arasındaki illiyet bağının kesildiği ve zararın mücbir sebepten kaynaklı oluştuğu, dava konusu zararın mücbir sebepten kaynaklı olması dolayısıyla davalılar arasındaki poliçe ile teminat altına alınmış bir zarar kapsamında olmadığı, davanın reddine karar verilmiş olmakla ve davalıların zarardan sorumlu tutulmadıkları göz önünde bulundurularak, ilk bozma kararı gerekçeleri kapsamında "davaya konu hasar nedeniyle riziko tarihini kapsar şekilde başka bir sigorta şirketine geçerli sigorta poliçesi düzenlettirilip düzenlettirilmediğinin açıklığa kavuşturulması, geçerli bir poliçenin varlığı halinde ise davalı şirketinin hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi, ayrıca davalı ... şirketinin sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi için poliçede öngörülen tenzili muafiyetin de nazara alınarak karar verilmesi" hususlarında ayrıca inceleme yapılmasına gerek duyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ve hükme elverişli olmadığını, rapora esas AFAD raporunda deponun bulunduğu bölgeye ilişkin yağış oranı verilmediğini, deponun bulunduğu Velimeşe mevkii için genel hayata etkililik kararı alınmadığının ve bir başka bölge için alınan genel hayata etkililik kararının kararın alındığı bölge dışında etkili olmayacağının bildirildiğini, afet koşulları oluşmadığını, AFAD'ın 10.06.2013 ve 15.05.2014 tarihli yazılarında da deponun bulunduğu bölgede genel hayata etkililik kararı alınmadığının belirtildiğini, bilirkişilerce mücbir sebebin koşullarının tartışılmadığını zira antrepo sahibi gerekli önlemleri alsaydı zararın oluşmayacağını, bu halde de mücbir sebepten bahsedilemeyeceğini, antreponun su basmanı olmadığını ve raf sistemi bulunmadığını, illiyet bağının koptuğundan bahsedilemeyeceğini, deponun dere yatağına kurulu olup daha önce de defalarca su baskınına uğradığını, dosyaya sunulan diğer hasar dosyalarından anlaşıldığı üzere davalı ... şirketinin aynı olaya ilişkin hasar ödemeleri yaptığını ve olayın mücbir sebep olmadığını kabul ettiğini, Çorlu Meteroloji Genel Müdürlüğü istasyonu kayıtları ve akım gözlem istasyonu verilerine göre olay günü gerçekleşen yağını mücbir sebep oluşturacak boyutta değil, sıklıkla görülebilir boyutta olduğunu, depodaki suyun yüksekliğinin 9 cm olup 9 yıl tekerrürlü olduğunu 25 yıl tekerrürlü olsa 62,5 cm; 100 yıl tekerrürlü olsa 120 cm su yüksekliği olacağını, sigorta şirketinin sel veya su baskını klozuyla oluşan hasarı teminat altına aldığını, sigorta şirketinin tüm zarar görenlerin talebini alıp zamanaşımı süresini bekledikten sonra başvurulara göre garamaten ödeme yapması gerekmesine rağmen başvuruların bir kısmını seçerek ödeme yaptığını, çifte sigorta mevcut olmadığını, müvekkilinin nakliyat emtia sigortası yaptığını, davalının ise işyeri paket sigortası yaptığını, müvekkilinin nakliyat poliçesi kapsamında ödediği bedeli rücu ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödediği sigorta tazminatından rizikonun gerçekleşmesine kusuruyla sebep olduğu iddia edilen davalı depo sahibi ve işyeri sigortacısının sorumlu tutulup tutulamayacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1472 nci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/805 E. 2018/8111 K.
Ortak:afet · poliçe limiti · mücbir sebep · nakliyat emtia sigortası · rücuan tazminat · sınırlı sorumluluk · bilirkişi raporuna itiraz · depo kararı
İncelediğiniz kararda… ebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ve hükme elverişli olmadığını, rapora esas AFAD raporunda «deponun» bulunduğu bölgeye ilişkin yağış oranı verilmediğini, deponun bulunduğu Velimeşe mevkii için genel hayata etkililik kararı alınmadığının ve bir başka bölge için alınan genel hayata etkililik kararının kararın alındığı bölge dışında etkili olmayacağının bildirildiğini, «afet» koşulları oluşmadığını, AFAD'ın 10.06.2013 ve 15.05.2014 tarihli yazılarında da deponun bulunduğu bölgede genel hayata etkililik kararı alınmadığının belirtildiğini, bilirkişilerce mücbir «sebebin» koşullarının tartışılmadığını zira antrepo sahibi gerekli önlemleri alsaydı zararın oluşmayacağını, bu halde de mücbir sebepten bahsedilemeyeceğini, antreponun su basmanı olmadığını ve raf sistemi bulunmadığını, «illiyet bağının» koptuğundan bahsedilemeyeceğini, deponun dere yatağına kurulu olup daha önce de defalarca su baskınına uğradığını, dosyaya sunulan diğer «hasar» dosyalarından anlaşıldığı üzere davalı ... şirketinin aynı olaya ilişkin hasar ödemeleri yaptığını ve olayın «mücbir sebep» olmadığını kabul ettiğini, Çorlu Meteroloji Genel Müdürlüğü istasyonu kayıtları ve akım gözlem istasyonu verilerine göre olay günü gerçekleşen yağını mücbir sebep oluşturacak boyutta değil, sıklıkla görülebilir boyutta olduğunu, depodaki suyun yüksekliğinin 9 cm olup 9 yıl tekerrürlü olduğunu 25 yıl tekerrürlü olsa 62,5 cm; 100 yıl tekerrürlü olsa 120 cm su yüksekliği olacağını, sigorta şirketinin sel veya su baskını klozuyla oluşan hasarı «teminat» altına aldığını, sigorta şirketinin tüm zarar görenlerin talebini alıp «zamanaşımı» süresini bekledikten sonra başvurulara göre garamaten ödeme yapması gerekmesine rağmen başvuruların bir kısmını seçerek ödeme yaptığını, çifte sigorta mevcut olmadığını, müvekkilinin «nakliyat emtia sigortası» yaptığını, davalının ise işyeri paket sigortası yaptığını, müvekkilinin nakliyat poliçesi kapsamında ödediği bedeli «rücu» ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı «rücuan tazminat» istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda sayılan müzekkere cevapları değerlendirilmek suretiyle olay günü ve öncesi de «dahil» olmak üzere 22-24.10.2012 tarihlerinde gözlenen yağışın "şiddetli yağış" niteliği taşımadığı, şiddetli yağış niteliği taşımayan bu yağış sonucunda olayın meydana geldiği «depoda» doğrudan bir sel etkisi gözlenmediği, ortamda bulunan suyun dış kaynaklı sular olduğu bildirilmiş ise de davalı ...Ş. vekili 05.11.2014 tarihli dilekçesi ekinde Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün “Sel Felaketi Raporu” ve Meteoroloji Müdürlüğü’nün Tekirdağ ve Kırklareli illerinin “Fevk raporlarını” dosyaya sunarak anılan raporlar uyarınca değerlendirme yapılması talebinde bulunmuş ve 23.02.2015 tarihli «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün “Sel Felaketi Raporu” ve Meteoroloji Müdürlüğü’nün Tekirdağ ve Kırklareli illerinin “Fevk raporları” uyarınca dava konusu «hasarın» mücbir sebepten kaynakladığını ileri sürerek yeni bir heyetten rapor alınmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne, 213.223,00 TL'nin 08/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faiz» ile birlikte davalılardan tahsiline (davalı ... şirketinin «poliçe limiti» ile «sınırlı sorumlu» olmasına) dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı ve davalı ... şirketi yararına bozulmuştur.
Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı «rücuan tazminat» istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı ...Ş. vekili 22-24.10.2012 tarihlerindeki yağış sonucu oluşan sel baskının «mücbir sebep» oluşturduğunu savunmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5734 E. 2013/23142 K.
Ortak:mücbir sebep · bilirkişi raporuna itiraz · dava sebebi · hasar
İncelediğiniz kararda… ebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ve hükme elverişli olmadığını, rapora esas AFAD raporunda «deponun» bulunduğu bölgeye ilişkin yağış oranı verilmediğini, deponun bulunduğu Velimeşe mevkii için genel hayata etkililik kararı alınmadığının ve bir başka bölge için alınan genel hayata etkililik kararının kararın alındığı bölge dışında etkili olmayacağının bildirildiğini, «afet» koşulları oluşmadığını, AFAD'ın 10.06.2013 ve 15.05.2014 tarihli yazılarında da deponun bulunduğu bölgede genel hayata etkililik kararı alınmadığının belirtildiğini, bilirkişilerce mücbir «sebebin» koşullarının tartışılmadığını zira antrepo sahibi gerekli önlemleri alsaydı zararın oluşmayacağını, bu halde de mücbir sebepten bahsedilemeyeceğini, antreponun su basmanı olmadığını ve raf sistemi bulunmadığını, «illiyet bağının» koptuğundan bahsedilemeyeceğini, deponun dere yatağına kurulu olup daha önce de defalarca su baskınına uğradığını, dosyaya sunulan diğer «hasar» dosyalarından anlaşıldığı üzere davalı ... şirketinin aynı olaya ilişkin hasar ödemeleri yaptığını ve olayın «mücbir sebep» olmadığını kabul ettiğini, Çorlu Meteroloji Genel Müdürlüğü istasyonu kayıtları ve akım gözlem istasyonu verilerine göre olay günü gerçekleşen yağını mücbir sebep oluşturacak boyutta değil, sıklıkla görülebilir boyutta olduğunu, depodaki suyun yüksekliğinin 9 cm olup 9 yıl tekerrürlü olduğunu 25 yıl tekerrürlü olsa 62,5 cm; 100 yıl tekerrürlü olsa 120 cm su yüksekliği olacağını, sigorta şirketinin sel veya su baskını klozuyla oluşan hasarı «teminat» altına aldığını, sigorta şirketinin tüm zarar görenlerin talebini alıp «zamanaşımı» süresini bekledikten sonra başvurulara göre garamaten ödeme yapması gerekmesine rağmen başvuruların bir kısmını seçerek ödeme yaptığını, çifte sigorta mevcut olmadığını, müvekkilinin «nakliyat emtia sigortası» yaptığını, davalının ise işyeri paket sigortası yaptığını, müvekkilinin nakliyat poliçesi kapsamında ödediği bedeli «rücu» ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda sayılan müzekkere cevapları değerlendirilmek suretiyle olay günü ve öncesi de «dahil» olmak üzere 22-24.10.2012 tarihlerinde gözlenen yağışın "şiddetli yağış" niteliği taşımadığı, şiddetli yağış niteliği taşımayan bu yağış sonucunda olayın meydana geldiği «depoda» doğrudan bir sel etkisi gözlenmediği, ortamda bulunan suyun dış kaynaklı sular olduğu bildirilmiş ise de davalı ...Ş. vekili 05.11.2014 tarihli dilekçesi ekinde Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün “Sel Felaketi Raporu” ve Meteoroloji Müdürlüğü’nün Tekirdağ ve Kırklareli illerinin “Fevk raporlarını” dosyaya sunarak anılan raporlar uyarınca değerlendirme yapılması talebinde bulunmuş ve 23.02.2015 tarihli «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün “Sel Felaketi Raporu” ve Meteoroloji Müdürlüğü’nün Tekirdağ ve Kırklareli illerinin “Fevk raporları” uyarınca dava konusu «hasarın» mücbir sebepten kaynakladığını ileri sürerek yeni bir heyetten rapor alınmasını istemiştir.
… nda olay yerinde su birikimi ve su baskını meydana geldiğinin, su birikiminin tahliyesinin mevcut tahliye kanallarının yetersizliğinden dolayı mümkün olmadığının ve «mücbir sebep» oluştuğunun bildirildiği, aynı antrepoda aynı tarihli su baskını olayına ilişkin başka bir dosyada meydana gelen sel baskının mücbir sebep olduğunun, davacının ödediği tazminatı davalıya «rücu» edemeyeceği vicdani kanaatine varılarak davanın reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 10.03.2020 tarih ve 2017/64 E. ve 2020/1657 K. sayılı ilamıyla hükmün onandığı ve karar düzeltme isteminin de aynı Dairenin 18.01.2021 gün ve 2020/1453 E., 2021/79 K. sayılı ilamı ile reddedilmesiyle kararın 18.01.2021 tarihinde kesinleştiği, bu dosyanın da kuvvetli delil olduğu, yine henüz kesinleşmemiş bir başka dosyada da olayın mücbir sebepli kaynaklı kabul edildiği, tüm bu deliller karşısında dava konusu «hasarın», olay günü meydana gelen şiddetli yağış sonucunda, olay yerinde su tahliye kanallarının yetersiz olması nedeniyle su birikimesinden kaynaklandığı kanaatinin oluştuğu, dava konusu antreponun bakımında bir eksiklik ve bozukluk saptanamadığı, davalı tarafın «özen yükümlülüğünü» ihlal ettiğine dair bir delil bulunmadığı, sel baskınının öngörülemez ve kaçınılmaz bir olay olduğu, zarar ile ... arasındaki «illiyet bağının» kesildiği ve zararın mücbir sebepten kaynaklı oluştuğu, dava konusu zararın mücbir sebepten kaynaklı olması dolayısıyla davalılar arasındaki poliçe ile «teminat» altına alınmış bir zarar kapsamında olmadığı, davanın reddine karar verilmiş olmakla ve davalıların zarardan sorumlu tutulmadıkları göz önünde bulundurularak, ilk bozma kararı gerekçeleri kapsamında "davaya konu hasar nedeniyle «riziko» tarihini kapsar şekilde başka bir sigorta şirketine geçerli «sigorta poliçesi» düzenlettirilip düzenlettirilmediğinin açıklığa kavuşturulması, geçerli bir poliçenin varlığı halinde ise davalı şirketinin hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi, ayrıca davalı ... şirketinin sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi için poliçede öngörülen «tenzili muafiyetin» de nazara alınarak karar verilmesi" hususlarında ayrıca inceleme yapılmasına gerek duyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… i raporu ve tüm dosya kapsamına göre;davalı tarafından işletilmekte olan antrepoda 09.09.2009 tarihinde meydana gelen su baskınında davacıya ait gıda malzemelerinin «hasar» gördüğü, olayda mücbir «sebebin» bulunmadığı, antreponun bulunduğu taşınmazın dere taşkın alanında kaldığı, yapı ruhsatı ve iskan belgesi bulunmaksızın imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilen antrepoda meydana gelen zarardan, sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü 20.175 ABD Dolarının olay tarihindeki satış kuru karşılığı olarak hesaplanan 29.893,29 TL bedelin değişen oranlarda «avans faizi» işletilmek sureti ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava, davalı antreposuna bırakılan davacıya ait malların, şiddetli yağmur sebebiyle, antrepoyu su basması sonucu, hasarlanması nedeniyle «hasar» bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, mahkemece, 09.09.2009 tarihinde meydana gelen yağışın «mücbir sebep» olmadığı kabul edilerek yazılı şeklide hüküm tesis edilmiştir.
Ancak davalı taraf, «bilirkişi raporuna itirazında», aynı tarihte meydana gelen sel baskını ile ilgili olarak açılan davalarda sel baskınının «mücbir sebep» teşkil ettiğine dair bilirkişi raporları bulunduğunu belirterek söz konusu rapor örneklerini dosyaya «ibraz» etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi · ibraz
Benzer bu kararda… i raporu ve tüm dosya kapsamına göre;davalı tarafından işletilmekte olan antrepoda 09.09.2009 tarihinde meydana gelen su baskınında davacıya ait gıda malzemelerinin «hasar» gördüğü, olayda mücbir «sebebin» bulunmadığı, antreponun bulunduğu taşınmazın dere taşkın alanında kaldığı, yapı ruhsatı ve iskan belgesi bulunmaksızın imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilen antrepoda meydana gelen zarardan, sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü 20.175 ABD Dolarının olay tarihindeki satış kuru karşılığı olarak hesaplanan 29.893,29 TL bedelin değişen oranlarda «avans faizi» işletilmek sureti ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Ancak davalı taraf, «bilirkişi raporuna itirazında», aynı tarihte meydana gelen sel baskını ile ilgili olarak açılan davalarda sel baskınının «mücbir sebep» teşkil ettiğine dair bilirkişi raporları bulunduğunu belirterek söz konusu rapor örneklerini dosyaya «ibraz» etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1670 E. 2019/8284 K.
Ortak:mücbir sebep · hasar
İncelediğiniz kararda… nda olay yerinde su birikimi ve su baskını meydana geldiğinin, su birikiminin tahliyesinin mevcut tahliye kanallarının yetersizliğinden dolayı mümkün olmadığının ve «mücbir sebep» oluştuğunun bildirildiği, aynı antrepoda aynı tarihli su baskını olayına ilişkin başka bir dosyada meydana gelen sel baskının mücbir sebep olduğunun, davacının ödediği tazminatı davalıya «rücu» edemeyeceği vicdani kanaatine varılarak davanın reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 10.03.2020 tarih ve 2017/64 E. ve 2020/1657 K. sayılı ilamıyla hükmün onandığı ve karar düzeltme isteminin de aynı Dairenin 18.01.2021 gün ve 2020/1453 E., 2021/79 K. sayılı ilamı ile reddedilmesiyle kararın 18.01.2021 tarihinde kesinleştiği, bu dosyanın da kuvvetli delil olduğu, yine henüz kesinleşmemiş bir başka dosyada da olayın mücbir sebepli kaynaklı kabul edildiği, tüm bu deliller karşısında dava konusu «hasarın», olay günü meydana gelen şiddetli yağış sonucunda, olay yerinde su tahliye kanallarının yetersiz olması nedeniyle su birikimesinden kaynaklandığı kanaatinin oluştuğu, dava konusu antreponun bakımında bir eksiklik ve bozukluk saptanamadığı, davalı tarafın «özen yükümlülüğünü» ihlal ettiğine dair bir delil bulunmadığı, sel baskınının öngörülemez ve kaçınılmaz bir olay olduğu, zarar ile ... arasındaki «illiyet bağının» kesildiği ve zararın mücbir sebepten kaynaklı oluştuğu, dava konusu zararın mücbir sebepten kaynaklı olması dolayısıyla davalılar arasındaki poliçe ile «teminat» altına alınmış bir zarar kapsamında olmadığı, davanın reddine karar verilmiş olmakla ve davalıların zarardan sorumlu tutulmadıkları göz önünde bulundurularak, ilk bozma kararı gerekçeleri kapsamında "davaya konu hasar nedeniyle «riziko» tarihini kapsar şekilde başka bir sigorta şirketine geçerli «sigorta poliçesi» düzenlettirilip düzenlettirilmediğinin açıklığa kavuşturulması, geçerli bir poliçenin varlığı halinde ise davalı şirketinin hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi, ayrıca davalı ... şirketinin sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi için poliçede öngörülen «tenzili muafiyetin» de nazara alınarak karar verilmesi" hususlarında ayrıca inceleme yapılmasına gerek duyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ve hükme elverişli olmadığını, rapora esas AFAD raporunda «deponun» bulunduğu bölgeye ilişkin yağış oranı verilmediğini, deponun bulunduğu Velimeşe mevkii için genel hayata etkililik kararı alınmadığının ve bir başka bölge için alınan genel hayata etkililik kararının kararın alındığı bölge dışında etkili olmayacağının bildirildiğini, «afet» koşulları oluşmadığını, AFAD'ın 10.06.2013 ve 15.05.2014 tarihli yazılarında da deponun bulunduğu bölgede genel hayata etkililik kararı alınmadığının belirtildiğini, bilirkişilerce mücbir «sebebin» koşullarının tartışılmadığını zira antrepo sahibi gerekli önlemleri alsaydı zararın oluşmayacağını, bu halde de mücbir sebepten bahsedilemeyeceğini, antreponun su basmanı olmadığını ve raf sistemi bulunmadığını, «illiyet bağının» koptuğundan bahsedilemeyeceğini, deponun dere yatağına kurulu olup daha önce de defalarca su baskınına uğradığını, dosyaya sunulan diğer «hasar» dosyalarından anlaşıldığı üzere davalı ... şirketinin aynı olaya ilişkin hasar ödemeleri yaptığını ve olayın «mücbir sebep» olmadığını kabul ettiğini, Çorlu Meteroloji Genel Müdürlüğü istasyonu kayıtları ve akım gözlem istasyonu verilerine göre olay günü gerçekleşen yağını mücbir sebep oluşturacak boyutta değil, sıklıkla görülebilir boyutta olduğunu, depodaki suyun yüksekliğinin 9 cm olup 9 yıl tekerrürlü olduğunu 25 yıl tekerrürlü olsa 62,5 cm; 100 yıl tekerrürlü olsa 120 cm su yüksekliği olacağını, sigorta şirketinin sel veya su baskını klozuyla oluşan hasarı «teminat» altına aldığını, sigorta şirketinin tüm zarar görenlerin talebini alıp «zamanaşımı» süresini bekledikten sonra başvurulara göre garamaten ödeme yapması gerekmesine rağmen başvuruların bir kısmını seçerek ödeme yaptığını, çifte sigorta mevcut olmadığını, müvekkilinin «nakliyat emtia sigortası» yaptığını, davalının ise işyeri paket sigortası yaptığını, müvekkilinin nakliyat poliçesi kapsamında ödediği bedeli «rücu» ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı ...Ş. vekili 22-24.10.2012 tarihlerindeki yağış sonucu oluşan sel baskının «mücbir sebep» oluşturduğunu savunmuştur.
Benzer bu kararda… avacı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Dairemizin 17/05/2018 tarih, 2016/11323 Esas, 2018/3669 Karar sayılı ilamı ile “...Dairemiz bozma ilamında ilke olarak «hasara» sebebiyet veren sel baskınının «mücbir sebep» oluşturduğunun belirtilmiş bulunmasına, öte yandan mahkemece bozma ilamına uyulduğu takdirde davacının iddiası doğrultusunda davalının «sebepsiz zenginleşmesinin» söz konusu olup olmadığının ayrıca inceleneceğinin tabi bulunmasına göre, davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine” karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davaya konu tazminat talebine dayanak teşkil eden 09/09/2009 tarihli sel felaketinin davalı tarafın tazminat sorumluğunu ortadan kaldıran «mücbir sebep» niteliği taşıdığı gerekçesiyle davalı Ulusal Lojistik Antrepo Hizmetleri Dış Tic.
Mahkemece verilen ilk karar Dairemizin 28/04/2016 tarih 2015/10768 Esas, 2016/4782 Karar sayılı ilamı ile “… davaya konu sel felaketinin davalı antrepo işletmecisi yönünden «mücbir sebep» oluşturduğunun ilke olarak kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş…” gerekçesi ile bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sebepsiz zenginleşme
Benzer bu kararda… avacı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Dairemizin 17/05/2018 tarih, 2016/11323 Esas, 2018/3669 Karar sayılı ilamı ile “...Dairemiz bozma ilamında ilke olarak «hasara» sebebiyet veren sel baskınının «mücbir sebep» oluşturduğunun belirtilmiş bulunmasına, öte yandan mahkemece bozma ilamına uyulduğu takdirde davacının iddiası doğrultusunda davalının «sebepsiz zenginleşmesinin» söz konusu olup olmadığının ayrıca inceleneceğinin tabi bulunmasına göre, davacı vekilinin karar düzeltme istemlerinin reddine” karar verilmiştir.
Ltd’nin kendi sigortacısından hasarlanan mal bedelini tahsil ettiği ve dolayısıyla davalının «sebepsiz zenginleşmesinin» söz konusu olup olmadığı hususuyla ilgili mahkemece herhangi bir araştırma yapılmadan yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/564 E. , 2024/6490 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2022/219 Esas, 2023/220 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete nakliyat poliçesi ile sigortalı bulunan emtianın davalıya ait antrepoda beklerken 24.10.2012 tarihinde ... nedeniyle oluşan su baskını sonucu hasarlandığını, müvekkili şirketin 83.290,83 euro tutarındaki hasar tazminatını P-D Interglas Technologies GmbH şirketine ödediğini ve haklarına halef olduğunu, davalı ... Sanayi Ticaret A.Ş.'ye ait antreponun diğer davalı ... şirketine işyeri paket poliçesi ile sigortalandığını, davalı ... şirketinin teminat miktarı ile sınırlı olmak kaydıyla diğer davalının ise hasarın meydana geldiği antreponun işletmesini üstlenmesi nedeniyle emtiada meydana gelen hasarın tamamından sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik 83.290,93 Euro'nun 08.02.2013 ödeme tarihinden itibaren işleyecek dövizli mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen hasarın mücbir sebep nedeniyle oluştuğunu, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceği savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; hasarın teminat harici olduğunu ve mücbir sebep nedeniyle meydana geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 03.04.2015 tarih, 2013/551 E. ve 2015/326 K. sayılı kararı ile tüm dosya kapsamına göre; hasarın sel niteliği taşımayan su basması sonucu meydana geldiği, olayda mücbir sebep söz konusu olmadığından davalıların hasardan sorumlu olduğu, talep edilen alacağın hasar raporu ile uyumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 213.223,00 TL'nin 08.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalılardan tahsiline (davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına) karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararları
1.Dairemizin 18.10.2016 tarih, 2016/1939 E. ve 2016/8235 K. sayılı kararıyla;
"1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...Ş. vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki 2 numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davalı ... şirketi tarafından sigortalanan antrepoda bulunan emtianın sel sonucu oluşan hasar bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı ... şirketi, üçüncü sahıs emtiaları için sel ve su baskını teminatı kapsamında poliçede öngörülen tenzili muafiyetin uygulanması gerektiğini ve dava konusu olayla ilgili çifte sigorta bulunduğunu savunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı ... şirketinin bu savunmaları bakımından bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı gibi, mahkemece de bu konuda gerekçeli kararda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durum karşısında, davaya konu hasar nedeniyle riziko tarihini kapsar şekilde başka bir sigorta şirketine geçerli sigorta poliçesi düzenlettirilip düzenlettirilmediğinin açıklığa kavuşturulması, geçerli bir poliçenin varlığı halinde ise davalı şirketinin hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi, ayrıca davalı ...
şirketinin sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi için poliçede öngörülen tenzili muafiyetin de nazara alınarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı ... şirketi yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı vekili dava dilekçesinde 83.290,93 Euro'nun 08.02.2013 ödeme tarihinden itibaren işleyecek dövizli mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş olup, mahkemece davanın kabulüne, 213.223,00 TL'nin 08.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 26'ncı maddesi gereğince hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu durumda mahkemece, davacının talebi aşılarak yazılı şekilde dava tarihindeki kur karşılığı TL tutarı üzerinden hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuş;
anılan karara karşı davalı ...Ş. vekili bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 20.12.2018 tarih, 2017/805 E. ve 2018/8111 K. sayılı kararıyla karar düzeltme istemi üzerine;
"Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı ...Ş. vekili 22-24.10.2012 tarihlerindeki yağış sonucu oluşan sel baskının mücbir sebep oluşturduğunu savunmuştur.
Mahkemece bilirkişi raporu alınmadan önce Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün 02.11.2012 tarihli hasar tespit raporu, Çorlu Meteoroloji Müdürlüğü’nün 22-24.10.2012 tarihleri arasında Çorlu’da meydana gelen yağış ile ilgili değerlendirmelerine dair 27.05.2014 tarihli müzekkere cevabı, Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün “...Velimeşe Beldesi Sanayi bölgesinde aşırı yağışın sebep olduğu hasarın boyutunun Afetlerin Genel Hayata Etkililiğine İlişkin ... Kurallar Hakkındaki Yönetmelik’te belirlenen “Genel Hayata Etkililik” kriterlerini taşımadığından genel hayata etkililik oluru alınmadığına dair 15.05.2014 tarihli müzekkere cevabı ve Çorlu Meteoroloji Müdürlüğü’nün 22.10.2012 tarihinde Tekirdağ Meteorolji Müdürlüğü’nce hazılanan fevk (olağanüstü olay) raporunun bildirilmesine ilişkin 10.07.2014 tarihli müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda sayılan müzekkere cevapları değerlendirilmek suretiyle olay günü ve öncesi de dahil olmak üzere 22-24.10.2012 tarihlerinde gözlenen yağışın "şiddetli yağış" niteliği taşımadığı, şiddetli yağış niteliği taşımayan bu yağış sonucunda olayın meydana geldiği depoda doğrudan bir sel etkisi gözlenmediği, ortamda bulunan suyun dış kaynaklı sular olduğu bildirilmiş ise de davalı ...Ş. vekili 05.11.2014 tarihli dilekçesi ekinde Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün “Sel Felaketi Raporu” ve Meteoroloji Müdürlüğü’nün Tekirdağ ve Kırklareli illerinin “Fevk raporlarını” dosyaya sunarak anılan raporlar uyarınca değerlendirme yapılması talebinde bulunmuş ve 23.02.2015 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün “Sel Felaketi Raporu” ve Meteoroloji Müdürlüğü’nün Tekirdağ ve Kırklareli illerinin “Fevk raporları” uyarınca dava konusu hasarın mücbir sebepten kaynakladığını ileri sürerek yeni bir heyetten rapor alınmasını istemiştir.
Bu durumda mahkemece, davalı vekilinin hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazları dikkate alınıp, Tekirdağ Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün 15.05.2014 tarihli müzekkere cevabı, davalı ...Ş. vekilince dosyaya sunulan AFAD “sel felaketi raporu” ile Meteoroloji Müdürlüğü’nün Tekirdağ ve Kırklareli illerinin “Fevk raporları” uyarınca dava konusu hasarın mücbir sebepten kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda değerlendirme yapılmak üzere ek rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmediğinden davalı ...Ş. vekilinin Dairemizin 18.10.2016 tarih 2016/1939 Esas, 2016/8235 Karar sayılı ilamına karşı ileri sürdüğü karar düzeltme itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının açıklanan sebeplerle davalı ...Ş.
yararına bozulmasına ve buna göre Dairemizin 18.10.2016 tarih 2016/1939 Esas, 2016/8235 Karar sayılı ilamının gerekçe bölümünün ve sonuç bölümünün (1) nolu bentlerindeki “tüm” ibaresinin “sair” olarak yazılmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, temin edilen belgeler ışığında alınan bilirkişi raporunda olay günü meydana gelen şiddetli yağış sonucunda olay yerinde su birikimi ve su baskını meydana geldiğinin, su birikiminin tahliyesinin mevcut tahliye kanallarının yetersizliğinden dolayı mümkün olmadığının ve mücbir sebep oluştuğunun bildirildiği, aynı antrepoda aynı tarihli su baskını olayına ilişkin başka bir dosyada meydana gelen sel baskının mücbir sebep olduğunun, davacının ödediği tazminatı davalıya rücu edemeyeceği vicdani kanaatine varılarak davanın reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 10.03.2020 tarih ve 2017/64 E.
ve 2020/1657 K. sayılı ilamıyla hükmün onandığı ve karar düzeltme isteminin de aynı Dairenin 18.01.2021 gün ve 2020/1453 E., 2021/79 K. sayılı ilamı ile reddedilmesiyle kararın 18.01.2021 tarihinde kesinleştiği, bu dosyanın da kuvvetli delil olduğu, yine henüz kesinleşmemiş bir başka dosyada da olayın mücbir sebepli kaynaklı kabul edildiği, tüm bu deliller karşısında dava konusu hasarın, olay günü meydana gelen şiddetli yağış sonucunda, olay yerinde su tahliye kanallarının yetersiz olması nedeniyle su birikimesinden kaynaklandığı kanaatinin oluştuğu, dava konusu antreponun bakımında bir eksiklik ve bozukluk saptanamadığı, davalı tarafın özen yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair bir delil bulunmadığı, sel baskınının öngörülemez ve kaçınılmaz bir olay olduğu, zarar ile ...
arasındaki illiyet bağının kesildiği ve zararın mücbir sebepten kaynaklı oluştuğu, dava konusu zararın mücbir sebepten kaynaklı olması dolayısıyla davalılar arasındaki poliçe ile teminat altına alınmış bir zarar kapsamında olmadığı, davanın reddine karar verilmiş olmakla ve davalıların zarardan sorumlu tutulmadıkları göz önünde bulundurularak, ilk bozma kararı gerekçeleri kapsamında "davaya konu hasar nedeniyle riziko tarihini kapsar şekilde başka bir sigorta şirketine geçerli sigorta poliçesi düzenlettirilip düzenlettirilmediğinin açıklığa kavuşturulması, geçerli bir poliçenin varlığı halinde ise davalı şirketinin hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi, ayrıca davalı ... şirketinin sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi için poliçede öngörülen tenzili muafiyetin de nazara alınarak karar verilmesi" hususlarında ayrıca inceleme yapılmasına gerek duyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ve hükme elverişli olmadığını, rapora esas AFAD raporunda deponun bulunduğu bölgeye ilişkin yağış oranı verilmediğini, deponun bulunduğu Velimeşe mevkii için genel hayata etkililik kararı alınmadığının ve bir başka bölge için alınan genel hayata etkililik kararının kararın alındığı bölge dışında etkili olmayacağının bildirildiğini, afet koşulları oluşmadığını, AFAD'ın 10.06.2013 ve 15.05.2014 tarihli yazılarında da deponun bulunduğu bölgede genel hayata etkililik kararı alınmadığının belirtildiğini, bilirkişilerce mücbir sebebin koşullarının tartışılmadığını zira antrepo sahibi gerekli önlemleri alsaydı zararın oluşmayacağını, bu halde de mücbir sebepten bahsedilemeyeceğini, antreponun su basmanı olmadığını ve raf sistemi bulunmadığını, illiyet bağının koptuğundan bahsedilemeyeceğini, deponun dere yatağına kurulu olup daha önce de defalarca su baskınına uğradığını, dosyaya sunulan diğer hasar dosyalarından anlaşıldığı üzere davalı ...
şirketinin aynı olaya ilişkin hasar ödemeleri yaptığını ve olayın mücbir sebep olmadığını kabul ettiğini, Çorlu Meteroloji Genel Müdürlüğü istasyonu kayıtları ve akım gözlem istasyonu verilerine göre olay günü gerçekleşen yağını mücbir sebep oluşturacak boyutta değil, sıklıkla görülebilir boyutta olduğunu, depodaki suyun yüksekliğinin 9 cm olup 9 yıl tekerrürlü olduğunu 25 yıl tekerrürlü olsa 62,5 cm; 100 yıl tekerrürlü olsa 120 cm su yüksekliği olacağını, sigorta şirketinin sel veya su baskını klozuyla oluşan hasarı teminat altına aldığını, sigorta şirketinin tüm zarar görenlerin talebini alıp zamanaşımı süresini bekledikten sonra başvurulara göre garamaten ödeme yapması gerekmesine rağmen başvuruların bir kısmını seçerek ödeme yaptığını, çifte sigorta mevcut olmadığını, müvekkilinin nakliyat emtia sigortası yaptığını, davalının ise işyeri paket sigortası yaptığını, müvekkilinin nakliyat poliçesi kapsamında ödediği bedeli rücu ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödediği sigorta tazminatından rizikonun gerçekleşmesine kusuruyla sebep olduğu iddia edilen davalı depo sahibi ve işyeri sigortacısının sorumlu tutulup tutulamayacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1472 nci maddesi
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1074247600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz