Ticaret sicil memuru kararına itiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4105 E. 2024/6021 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kararın icrasının geri bırakılması↗ tescil işleminin terkini↗ azınlık pay sahipliği↗ kararın yürütülmesinin geri bırakılması↗ yürütmenin durdurulması↗ davanın konusuz kalması↗ aldatma (hile)↗ pay sahipliği↗ ticaret sicili tescili↗ kamu düzenine aykırılık↗ sermaye artırımı↗ olağanüstü genel kurul↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ şikayet↗ ara karar↗ cy/cy şerhi↗ dava şartı yokluğu↗ yargılama giderleri↗ ihtiyati tedbir↗ derdestlik↗ infaz↗ üçüncü kişi↗ oy yasağı↗ rücu↗ kamu düzeni↗ iptal davası↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ terkin↗ dosya masrafı↗ ilan↗ kusur↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/724 E., 2022/825 K.
Taraflar arasındaki ticaret sicil memuru kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 22.09.2021 tarihinde Dikilitaş Mah. Emirhan Cad. Atakule No:109, Beşiktaş/İstanbul adresinde Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının yapıldığını, bu Genel Kurul Toplantısında alınan kararların 18.10.2021 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde tescil edildiğini, azınlık grubu pay sahiplerinin kötü niyetli şekilde şirketlerine karşı açmış olduğu 22.09.2021 tarihli Genel Kurul toplantısında alınan kararların iptali davalarının olduğunu ve İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/636 E. dosyası kapsamında derdest olduğunu, anılan dosyada davacı sıfatını haiz azınlık pay sahipleri tarafından, 22.09.2021 tarihli genel kurulun (2) numaralı gündem maddesi kapsamında şirket ana sözleşmesinin “Şirketin Sermayesi” başlıklı 6. maddesinin tadiline ilişkin genel kurul kararının icrasının geri bırakılmasının talep edildiğini, mahkemece yapılan eksik inceleme sonucunda, hukuka aykırı ve gerekçesiz şekilde, davacıların, ihtiyati tedbir niteliğindeki genel kurul kararının icrasının geri bırakılması taleplerinin kabul edilmiş olup, yine bu karar kapsamında şirketin uğrayacağı muhtemel zararlarla hiç ilgisi olmayan çok düşük miktarlarda teminatın davacılar tarafından yatırılmasına karar verildiğini, kaldı ki ne Ticaret Kanunu’nda, ne de herhangi bir mevzuat hükmünde “ihtiyati tedbir kararlarının tescilin ve ilanına” ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığını, ancak buna rağmen, söz konusu ihtiyati tedbir kararının Davalı Sicil Müdürlüğü tarafından 13 Aralık 2021 tarihli ve 10471 sayılı resmi gazetede yayınlanarak söz konusu hükümlere aykırı hareket edildiğini, yaptığı işlemlerde sıkı şekilde Kanun ve Yönetmelik hükümleri ile bağlı olan Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün, hiçbir mevzuatta tescil ve ilanı öngörülmeyen bir kararı tescil ve ilan etmesinin kesinlikle kabul edilemez nitelikte olduğunu ve ivedilikle terkininin gerektiğini, yine yazılan müzekkereden de açıkça görüldüğü üzere mahkemece, tedbir kararının sadece sicile bildirilmiş olup, mahkeme tarafından yazılan müzekkerede anılan kararın tescil ve ilanına ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 34 üncü maddesi uyarınca ticaret sicil memurunun vereceği tescil, tadil ve terkin ile ilgili kararlara karşı itiraz yoluna başvurulmasının söz konusu olmadığını, bu hususun 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde de belirtildiğini, somut olayda müvekkili şirketin 22.09.2021 tarihli Genel Kurulu Toplantısında alınan kararlara ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararının açıklanan sebeplerle kanuna açıkça aykırı olması ve mahkemece yazılan müzekkerede tedbir kararının yayımlanmasına, tescil ve ilana ilişkin herhangi bir ifade bulunmaması karşısında davalı sicil memurluğunca bu aykırılıklar dikkate alınmadan, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 28 ve 34. maddelerine ve hukuka aykırı olarak ihtiyati tedbir şerhinin tescil ve ilan edildiğini, bu durumun taraflarınca kabulünün mümkün olmayıp davalı sicil müdürlüğü tarafından yapılan hukuka aykırı tescilin ivedilikle terkininin gerektiğini beyanlarla öncelikle davanın kabulü ile yukarıda sayılan ve mahkemece resen takdir edilecek diğer nedenlerle; 22.09.2021 tarihli genel kurulun (2) numaralı gündem maddesi kapsamında şirket ana sözleşmesinin “Şirketin Sermayesi” başlıklı 6. maddesinin tadiline ilişkin genel kurul kararının icrasının geri bırakılmasına ilişkin hukuka aykırı kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yapılan tescilinin kanuna açıkça aykırılık taşıması sebebiyle terkinine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; huzurdaki davada, müvekkili müdürlükçe verilmiş bir red kararı bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesine göre, 6100 sayılı Kanun'un 115 inci maddesinin ikinci fıkrasınca davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/10026 E., 2017/2852 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğunu, buna göre, dava konusu işlem ve taleple ile ilgili olarak müvekkili müdürlüğe yapılmış bir başvuru ve müvekkil müdürlükçe verilmiş bir red kararı bulunmadığından davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili müdürlüğe karşı ikame ettiği davada hukuki yararının bulunmadığını, dava konusu işlemin, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/636 E. sayılı, 06.12.2021 tarihli müzekkeresine dayalı olup; kararın yürütülmesinin geri bırakılması (6102 sayılı Kanun 449 uncu maddesi) da bir ihtiyati tedbir olduğundan 6100 sayılı Kanun'un 394 üncü ve devamı maddeleri gereğince, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının esasına ve infazına yönelik şikayetlerin tedbir kararını veren mahkemece incelendiğini, buna göre davacı tarafça, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararıyla ilgili olarak müvekkili müdürlükçe tesis edilen işlemde bir hukuka aykırılık olduğu iddiasının ancak ihtiyati tedbir kararını veren mahkemece incelenebileceğinin açık olduğunu, bu nedenle de huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğünün, 6102 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, davacı vekilince iddia edilen hususların, hukuki dayanaktan yoksun olup; müvekkili müdürlükçe mahkeme kararı gereğince hukuka ve mevzuata uygun şekilde işlem tesis edildiğini, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, mahkemece gönderilen müzekkere gereğince tescil ve ilan işlemini tesis ettiğini, mahkemelerden gelen ara kararlar ve müzekkereleri denetleme gibi bir yükümlülüğünün ve sorumluluğunun bulunmadığı gibi aksinin söz konusu olması durumunda İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.12.2021 tarihli müzekkeresinin gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde "ihtiyati tedbire muhalefet" edilmiş olacağı ve cezai yaptırımla muhatap olunacağının izahtan vareste olduğunu, dava dilekçesinde yer alan; ihtiyati tedbir kararlarının tescil ve ilanına yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığı ve mahkemece ihtiyati tedbir kararının müvekkili Müdürlüğe sadece bildirildiğini, tescil ve ilanına ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı hususlarının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesi özel bir ihtiyati tedbir niteliğinde olduğundan ve sermaye artırımının tescille birlikte geçerli olduğunu, hüküm doğurduğunu; şirketin sermayesine ilişkin hususların kamu düzenini ilgilendirmesi, üçüncü kişilerin hak ve menfaatleri kapsamında da önem arz etmesi; ayrıca 6102 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesi kapsamında verilen karar karşısında mahkemece, sermaye artırımına ilişkin kararın yürürlüğünün durdurulması yönelik verilen kararının, 06.12.2021 müzekkere de göz önüne alındığında 6102 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin "Gerçeklik ilkesi, aldatma yasağı ve kamu düzenine uygunluk" başlıklı 27. maddesince işlem tesis edildiğinin açık olduğunu, davacı vekilinin ihtiyati tedbir kararının tescil ve ilanına hükmedilmediği, mevzuatta ihtiyati tedbir kararlarının tescil ve ilanına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı şeklindeki iddiasının dayanaksız olduğunu, buna göre, ticaret siciline tescili kurucu etkiye sahip hususlara ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararlarında; kararın ayrıca tescil ve ilanına karar verilmesi gerekmemekte, bu hususta müvekkili müdürlükçe huzurdaki davada olduğu gibi işlem tesis edilmesi, tescil edilen hususun ve kararın doğasından kaynaklandığını beyanlarla haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden reddine mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasında, ilgililerin, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Ticaret Mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilecekleri düzenlenmiştir. Kanunda özel olarak Ticaret Sicil Müdürlüğünün işleminin iptaline dair düzenleme bulunmadığı hallerde Ticaret Sicil Müdürlüğü işlemine karşı açılacak davalarda genel hüküm olan 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi uygulanacaktır. (İstanbul BAM 43 H.D.'nin 2021/166, 2021/1603 K. sayılı kararı), bu halde açılan davanın Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davası olarak değerlendirilmesi gerekeceği, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesine göre sicil işlemine karşı itiraz davası açılmadan önce Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuru yapılması zorunludur. Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından henüz işlem tesis edilmeden ve Ticaret Sicil Müdürlüğünü uyarıcı nitelikte bulunan başvurunun Kanun'un aradığı anlamda bir başvuru niteliği olmadığı açıktır. Bunun gibi Ticaret Sicil Müdürlüğünün talebi reddedeceğinin düşünülmesinden hareketle, sicil memurluğuna hiç tescil başvurusu yapılmadan veya red kararı olmadan doğrudan doğruya mahkemeye başvurulması mümkün değildir. Bir diğer ifadeyle mahkemeye başvurabilmek için elde sicil memurunca reddedilmiş bir istem dilekçesi olmalıdır. Bu nedenle Ticaret Sicil Müdürlüğünün işleminin iptali için itiraz dava yoluna başvurulabilmesi için gerekli olan dava şartı gerçekleşmemiştir. Hal böyle olunca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 22.09.2021 tarihinde Dikilitaş Mah., Emirhan Cad., Atakule No:109, Beşiktaş/İstanbul adresinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını, bu genel kurul toplantısında alınan kararların 18.10.2021 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde tescil edildiğini, azınlık grubu pay sahiplerinin kötü niyetli şekilde şirketlerine karşı açtıkları 22.09.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali davasında davacı sıfatını haiz azınlık pay sahipleri tarafından, 22.09.2021 tarihli genel kurulun (2) numaralı gündem maddesi kapsamında şirket ana sözleşmesinin “Şirketin Sermayesi” başlıklı 6. maddesinin tadiline ilişkin genel kurul kararının icrasının geri bırakılmasının talep edildiğini, Mahkemece davacıların, ihtiyati tedbir niteliğindeki genel kurul kararının icrasının geri bırakılması talepleri kabul edilmiş olup, yine bu karar kapsamında şirketin uğrayacağı muhtemel zararlarla hiç ilgisi olmayan çok düşük miktarlarda teminatın davacılar tarafından yatırılmasına karar verildiğini, Mahkemece ihtiyati tedbire ilişkin kararın verilmesinin hemen ardından mahkemenin kararından rücudan çekinen davacıların bir kısmının, aynı gün kendileri adına öngörülen teminatı yatırdığını ve“İstanbul Ticaret Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ihtiyati tedbir şerhinin sicile işlenmesi hususunun bildirilmesine” karar verilmesini talep ettiklerini, Mahkemece İstanbul Sicil Müdürlüğüne 06.12.2021 tarihinde yazılan müzekkere ile "tedbir kararı gereğince gerekli işlemlerin yapılmasının" talep edildiğini, ne Ticaret Kanunu’nda, ne de herhangi bir mevzuat hükmünde “ihtiyati tedbir kararlarının tescilin ve ilanına” ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığını, buna rağmen, söz konusu ihtiyati tedbir kararının davalı Sicil Müdürlüğü tarafından 13 Aralık 2021 tarihli ve 10471 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak söz konusu hükümlere aykırı hareket edildiğini, yaptığı işlemlerde sıkı şekilde Kanun ve Yönetmelik hükümleri ile bağlı olan Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün, hiçbir mevzuatta tescil ve ilanı öngörülmeyen bir kararı tescil ve ilan etmesinin kesinlikle kabul edilemez nitelikte olduğunu ve ivedilikle terkini gerektiğini, yine yazılan müzekkereden de açıkça görüldüğü üzere Mahkemece, tedbir kararı davalıya sadece sicile bildirilmiş olup, yazılan müzekkerede anılan kararın tescil ve ilanına ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığını, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 34 üncü maddesinin; “Sicile yapılacak tescillerin, gerçeği tam olarak yansıtması, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımaması ve kamu düzenine aykırılık oluşturmaması gerekir.” şeklinde olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi uyarınca ticaret sicil memurunun vereceği tescil, tadil ve terkin ile ilgili kararlara karşı itiraz yoluna başvurulmasının söz konusu olduğunu, bu hususun 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde de “İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Ticaret Mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.” denilmek suretiyle ayrıca belirtildiğini, somut olayda müvekkili şirketin 22.09.2021 tarihli genel kurulu toplantısında alınan kararlara ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararının açıklanan sebeplerle kanuna açıkça aykırı olması ve mahkemece yazılan müzekkerede tedbir kararının yayımlanmasına, tescil ve ilana ilişkin herhangi bir ifade bulunmaması karşısında davalı sicil memurluğunca bu aykırılıklar dikkate alınmadan, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 28 inci ve 34 üncü maddelerine ve hukuka aykırı olarak ihtiyati tedbir şerhinin tescil ve ilan edildiğini, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde verilen tedbir kararına karşı yaptıkları itirazlar neticesinde, kararı veren Mahkemece hatalı yönde karar tahsis edildiğinin anlaşıldığını ve söz konusu karardan rücu edilerek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verildiğini, Mahkemece verilen ara karar ile müvekkili şirket hakkında verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırıldığını ve taraflarca söz konusu ihtiyati tedbir kararının terkini talepli olarak ikame edilmiş olan huzurdaki davanın konusuz kaldığını, 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesi ve Yargıtay içtihatları uyarınca, davanın konusuz kalması halinde, konusuz kalan davayı açmakta davacının kusuru yoksa, onun aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini, Yerel Mahkemece verilen 28.03.2022 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararının haksızlığının ve buna karşılık tedbirin terkini için ikame ettikleri davanın haklılığının ortada olduğunu, tüm bunlara rağmen Yerel Mahkemece davanın reddine karar verilmesi ve vekalet ücreti ile yargılama giderleri belirlenirken bu hususların gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirdiğini beyanla yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut davada, davacı tarafından davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün yapmış olduğu tescil işleminin terkininin talep edildiği, yukarıda anılan madde kapsamında dava açılmadan önce Sicil Müdürlüğü'ne başvurulmamış ve müdürlükçe bir karar verilmemiş olduğu, dava tarihi itibariyle dava ön şartı mevcut olmadığından Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış olup istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Ticaret Sicil Müdürlüğünün Mahkemece verilen genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararının tescili işleminin terkini talebi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2501 E. 2013/4999 K.
Ortak:ihtiyati tedbir · infaz · oy yasağı · ticaret sicili · teminat
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/636 E. dosyası kapsamında «derdest» olduğunu, anılan dosyada davacı sıfatını haiz «azınlık pay sahipleri» tarafından, 22.09.2021 tarihli genel kurulun (2) numaralı gündem maddesi kapsamında şirket ana sözleşmesinin “Şirketin Sermayesi” başlıklı 6. maddesinin tadiline ilişkin genel kurul «kararının icrasının geri bırakılmasının» talep edildiğini, mahkemece yapılan «eksik inceleme» sonucunda, hukuka aykırı ve gerekçesiz şekilde, davacıların, «ihtiyati tedbir» niteliğindeki genel kurul kararının icrasının geri bırakılması taleplerinin kabul edilmiş olup, yine bu karar kapsamında şirketin uğrayacağı muhtemel zararlarla hiç ilgisi olmayan çok düşük miktarlarda «teminatın» davacılar tarafından yatırılmasına karar verildiğini, kaldı ki ne Ticaret Kanunu’nda, ne de herhangi bir mevzuat hükmünde “ihtiyati tedbir kararlarının tescilin ve «ilanına»” ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığını, ancak buna rağmen, söz konusu ihtiyati tedbir kararının Davalı Sicil Müdürlüğü tarafından 13 Aralık 2021 tarihli ve 10471 sayılı resmi gazetede yayınlanarak söz konusu hükümlere aykırı hareket edildiğini, yaptığı işlemlerde sıkı şekilde Kanun ve Yönetmelik hükümleri ile bağlı olan Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün, hiçbir mevzuatta tescil ve ilanı öngörülmeyen bir kararı tescil ve ilan etmesinin kesinlikle kabul edilemez nitelikte olduğunu ve ivedilikle terkininin gerektiğini, yine yazılan müzekkereden de açıkça görüldüğü üzere mahkemece, tedbir kararının sadece sicile bildirilmiş olup, mahkeme tarafından yazılan müzekkerede anılan kararın tescil ve ilanına ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 34 üncü maddesi uyarınca «ticaret sicil» memurunun vereceği tescil, tadil ve «terkin» ile ilgili kararlara karşı itiraz yoluna başvurulmasının söz konusu olmadığını, bu hususun 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde de belirtildiğini, somut olayda müvekkili şirketin 22.09.2021 tarihli Genel Kurulu Toplantısında alınan kararlara ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararının açıklanan sebeplerle kanuna açıkça aykırı olması ve mahkemece yazılan müzekkerede tedbir kararının yayımlanmasına, tescil ve ilana ilişkin herhangi bir ifade bulunmaması karşısında davalı sicil memurluğunca bu aykırılıklar dikkate alınmadan, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 28 ve 34. maddelerine ve hukuka aykırı olarak ihtiyati tedbir «şerhinin» tescil ve ilan edildiğini, bu durumun taraflarınca kabulünün mümkün olmayıp davalı sicil müdürlüğü tarafından yapılan hukuka aykırı tescilin ivedilikle terkininin gerektiğini beyanlarla öncelikle davanın kabulü ile yukarıda sayılan ve mahkemece resen takdir edilecek diğer nedenlerle; 22.09.2021 tarihli genel kurulun (2) numaralı gündem maddesi kapsamında şirket ana sözleşmesinin “Şirketin Sermayesi” başlıklı 6. maddesinin tadiline ilişkin genel kurul kararının icrasının geri bırakılmasına ilişkin hukuka aykırı kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yapılan tescilinin kanuna açıkça aykırılık taşıması sebebiyle terkinine, yargılama «masrafları» ile «vekalet ücretinin» davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.12.2021 tarihli müzekkeresinin gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde "«ihtiyati tedbire» muhalefet" edilmiş olacağı ve cezai yaptırımla muhatap olunacağının izahtan vareste olduğunu, dava dilekçesinde yer alan; ihtiyati tedbir kararlarının tescil ve «ilanına» yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığı ve mahkemece ihtiyati tedbir kararının müvekkili Müdürlüğe sadece bildirildiğini, tescil ve ilanına ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı hususlarının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesi özel bir ihtiyati tedbir niteliğinde olduğundan ve «sermaye artırımının» tescille birlikte geçerli olduğunu, hüküm doğurduğunu; şirketin sermayesine ilişkin hususların «kamu düzenini» ilgilendirmesi, üçüncü kişilerin hak ve menfaatleri kapsamında da önem arz etmesi; ayrıca 6102 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesi kapsamında verilen karar karşısında mahkemece, sermaye artırımına ilişkin kararın yürürlüğünün durdurulması yönelik verilen kararının, 06.12.2021 müzekkere de göz önüne alındığında 6102 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin "Gerçeklik ilkesi, aldatma «yasağı» ve kamu düzenine uygunluk" başlıklı 27. maddesince işlem tesis edildiğinin açık olduğunu, davacı vekilinin ihtiyati tedbir kararının tescil ve ilanına hükmedilmediği, mevzuatta ihtiyati tedbir kararlarının tescil ve ilanına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı şeklindeki iddiasının dayanaksız olduğunu, buna göre, «ticaret siciline tescili» kurucu etkiye sahip hususlara ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararlarında; kararın ayrıca tescil ve ilanına karar verilmesi gerekmemekte, bu hususta müvekkili müdürlükçe huzurdaki davada olduğu gibi işlem tesis edilmesi, tescil edilen hususun ve kararın doğasından kaynaklandığını beyanlarla haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın öncelikle «usulden reddine» mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini istemiştir.
… bepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 22.09.2021 tarihinde Dikilitaş Mah., Emirhan Cad., Atakule No:109, Beşiktaş/İstanbul adresinde «olağanüstü genel kurul» toplantısının yapıldığını, bu genel kurul toplantısında alınan kararların 18.10.2021 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde tescil edildiğini, azınlık grubu pay sahiplerinin kötü niyetli şekilde şirketlerine karşı açtıkları 22.09.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali davasında davacı sıfatını haiz «azınlık pay sahipleri» tarafından, 22.09.2021 tarihli genel kurulun (2) numaralı gündem maddesi kapsamında şirket ana sözleşmesinin “Şirketin Sermayesi” başlıklı 6. maddesinin tadiline ilişkin genel kurul «kararının icrasının geri bırakılmasının» talep edildiğini, Mahkemece davacıların, «ihtiyati tedbir» niteliğindeki genel kurul kararının icrasının geri bırakılması talepleri kabul edilmiş olup, yine bu karar kapsamında şirketin uğrayacağı muhtemel zararlarla hiç ilgisi olmayan çok düşük miktarlarda «teminatın» davacılar tarafından yatırılmasına karar verildiğini, Mahkemece ihtiyati tedbire ilişkin kararın verilmesinin hemen ardından mahkemenin kararından rücudan çekinen davacıların bir kısmının, aynı gün kendileri adına öngörülen teminatı yatırdığını ve“İstanbul Ticaret Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ihtiyati tedbir «şerhinin» sicile işlenmesi hususunun bildirilmesine” karar verilmesini talep ettiklerini, Mahkemece İstanbul Sicil Müdürlüğüne 06.12.2021 tarihinde yazılan müzekkere ile "tedbir kararı gereğince gerekli işlemlerin yapılmasının" talep edildiğini, ne Ticaret Kanunu’nda, ne de herhangi bir mevzuat hükmünde “ihtiyati tedbir kararlarının tescilin ve «ilanına»” ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığını, buna rağmen, söz konusu ihtiyati tedbir kararının davalı Sicil Müdürlüğü tarafından 13 Aralık 2021 tarihli ve 10471 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak söz konusu hükümlere aykırı hareket edildiğini, yaptığı işlemlerde sıkı şekilde Kanun ve Yönetmelik hükümleri ile bağlı olan Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün, hiçbir mevzuatta tescil ve ilanı öngörülmeyen bir kararı tescil ve ilan etmesinin kesinlikle kabul edilemez nitelikte olduğunu ve ivedilikle «terkini» gerektiğini, yine yazılan müzekkereden de açıkça görüldüğü üzere Mahkemece, tedbir kararı davalıya sadece sicile bildirilmiş olup, yazılan müzekkerede anılan kararın tescil ve ilanına ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığını, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 34 üncü maddesinin; “Sicile yapılacak tescillerin, gerçeği tam olarak yansıtması, «üçüncü kişilerde» yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımaması ve «kamu düzenine aykırılık» oluşturmaması gerekir.” şeklinde olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi uyarınca «ticaret sicil» memurunun vereceği tescil, tadil ve terkin ile ilgili kararlara karşı itiraz yoluna başvurulmasının söz konusu olduğunu, bu hususun 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde de “İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla «görevli» Asliye Ticaret Mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.” denilmek suretiyle ayrıca belirtildiğini, somut olayda müvekkili şirketin 22.09.2021 tarihli genel kuru …
Benzer bu karardaA.Ş’nin %50 oranında pay sahibi olduğunun tespiti ile davalı şirketin «ticaret sicil» «kaydına» yargılamanın kesinleşmesine kadar payların devri «yasağı» tedbirinin konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, «ihtiyati tedbir» talebinin kabulüne karar verilmesi üzerine davalı ... ve ...
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, itirazın kısmen kabulüne, davalı şirket paylarının tamamına konulan tedbirin %50’sinin kaldırılmasına, davalı şirketin toplam sermayesinin % 50 hissesine tedbir konulmasına, sicil kayıtlarındaki toplam sermayenin % 50 hissesine tekabül eden meblağın %...'i oranında «teminat» yatırılmasına, durumun Ticaret Sicil Memurluğu’na müzekkere ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · anonim şirket · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaA.Ş’nin %50 oranında pay sahibi olduğunun tespiti ile davalı şirketin «ticaret sicil» «kaydına» yargılamanın kesinleşmesine kadar payların devri «yasağı» tedbirinin konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Ancak, davalı şirket bir «anonim şirket» olup şirketin payları davalı ... dışında da bir çok kişiye aittir.
Mahkemece, hangi ortağın ya da ortakların paylarına tedbir konulduğu açıklanmadan davada taraf olmayan ortakları da kapsayacak ve «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde “davalı şirketin toplam sermayesinin % 50 hissesine tedbir konulmasına” şeklinde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4105 E. , 2024/6021 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/848 Esas, 2023/864 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/724 E., 2022/825 K.
Taraflar arasındaki ticaret sicil memuru kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 22.09.2021 tarihinde Dikilitaş Mah. Emirhan Cad. Atakule No:109, Beşiktaş/İstanbul adresinde Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının yapıldığını, bu Genel Kurul Toplantısında alınan kararların 18.10.2021 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde tescil edildiğini, azınlık grubu pay sahiplerinin kötü niyetli şekilde şirketlerine karşı açmış olduğu 22.09.2021 tarihli Genel Kurul toplantısında alınan kararların iptali davalarının olduğunu ve İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/636 E. dosyası kapsamında derdest olduğunu, anılan dosyada davacı sıfatını haiz azınlık pay sahipleri tarafından, 22.09.2021 tarihli genel kurulun (2) numaralı gündem maddesi kapsamında şirket ana sözleşmesinin “Şirketin Sermayesi” başlıklı 6.
maddesinin tadiline ilişkin genel kurul kararının icrasının geri bırakılmasının talep edildiğini, mahkemece yapılan eksik inceleme sonucunda, hukuka aykırı ve gerekçesiz şekilde, davacıların, ihtiyati tedbir niteliğindeki genel kurul kararının icrasının geri bırakılması taleplerinin kabul edilmiş olup, yine bu karar kapsamında şirketin uğrayacağı muhtemel zararlarla hiç ilgisi olmayan çok düşük miktarlarda teminatın davacılar tarafından yatırılmasına karar verildiğini, kaldı ki ne Ticaret Kanunu’nda, ne de herhangi bir mevzuat hükmünde “ihtiyati tedbir kararlarının tescilin ve ilanına” ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığını, ancak buna rağmen, söz konusu ihtiyati tedbir kararının Davalı Sicil Müdürlüğü tarafından 13 Aralık 2021 tarihli ve 10471 sayılı resmi gazetede yayınlanarak söz konusu hükümlere aykırı hareket edildiğini, yaptığı işlemlerde sıkı şekilde Kanun ve Yönetmelik hükümleri ile bağlı olan Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün, hiçbir mevzuatta tescil ve ilanı öngörülmeyen bir kararı tescil ve ilan etmesinin kesinlikle kabul edilemez nitelikte olduğunu ve ivedilikle terkininin gerektiğini, yine yazılan müzekkereden de açıkça görüldüğü üzere mahkemece, tedbir kararının sadece sicile bildirilmiş olup, mahkeme tarafından yazılan müzekkerede anılan kararın tescil ve ilanına ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 34 üncü maddesi uyarınca ticaret sicil memurunun vereceği tescil, tadil ve terkin ile ilgili kararlara karşı itiraz yoluna başvurulmasının söz konusu olmadığını, bu hususun 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde de belirtildiğini, somut olayda müvekkili şirketin 22.09.2021 tarihli Genel Kurulu Toplantısında alınan kararlara ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararının açıklanan sebeplerle kanuna açıkça aykırı olması ve mahkemece yazılan müzekkerede tedbir kararının yayımlanmasına, tescil ve ilana ilişkin herhangi bir ifade bulunmaması karşısında davalı sicil memurluğunca bu aykırılıklar dikkate alınmadan, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 28 ve 34.
maddelerine ve hukuka aykırı olarak ihtiyati tedbir şerhinin tescil ve ilan edildiğini, bu durumun taraflarınca kabulünün mümkün olmayıp davalı sicil müdürlüğü tarafından yapılan hukuka aykırı tescilin ivedilikle terkininin gerektiğini beyanlarla öncelikle davanın kabulü ile yukarıda sayılan ve mahkemece resen takdir edilecek diğer nedenlerle;
22. 09.2021 tarihli genel kurulun (2) numaralı gündem maddesi kapsamında şirket ana sözleşmesinin “Şirketin Sermayesi” başlıklı 6. maddesinin tadiline ilişkin genel kurul kararının icrasının geri bırakılmasına ilişkin hukuka aykırı kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yapılan tescilinin kanuna açıkça aykırılık taşıması sebebiyle terkinine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; huzurdaki davada, müvekkili müdürlükçe verilmiş bir red kararı bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesine göre, 6100 sayılı Kanun'un 115 inci maddesinin ikinci fıkrasınca davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/10026 E., 2017/2852 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğunu, buna göre, dava konusu işlem ve taleple ile ilgili olarak müvekkili müdürlüğe yapılmış bir başvuru ve müvekkil müdürlükçe verilmiş bir red kararı bulunmadığından davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili müdürlüğe karşı ikame ettiği davada hukuki yararının bulunmadığını, dava konusu işlemin, İstanbul 7.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/636 E. sayılı, 06.12.2021 tarihli müzekkeresine dayalı olup; kararın yürütülmesinin geri bırakılması (6102 sayılı Kanun 449 uncu maddesi) da bir ihtiyati tedbir olduğundan 6100 sayılı Kanun'un 394 üncü ve devamı maddeleri gereğince, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının esasına ve infazına yönelik şikayetlerin tedbir kararını veren mahkemece incelendiğini, buna göre davacı tarafça, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararıyla ilgili olarak müvekkili müdürlükçe tesis edilen işlemde bir hukuka aykırılık olduğu iddiasının ancak ihtiyati tedbir kararını veren mahkemece incelenebileceğinin açık olduğunu, bu nedenle de huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğünün, 6102 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, davacı vekilince iddia edilen hususların, hukuki dayanaktan yoksun olup;
müvekkili müdürlükçe mahkeme kararı gereğince hukuka ve mevzuata uygun şekilde işlem tesis edildiğini, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, mahkemece gönderilen müzekkere gereğince tescil ve ilan işlemini tesis ettiğini, mahkemelerden gelen ara kararlar ve müzekkereleri denetleme gibi bir yükümlülüğünün ve sorumluluğunun bulunmadığı gibi aksinin söz konusu olması durumunda İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.12.2021 tarihli müzekkeresinin gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde "ihtiyati tedbire muhalefet" edilmiş olacağı ve cezai yaptırımla muhatap olunacağının izahtan vareste olduğunu, dava dilekçesinde yer alan; ihtiyati tedbir kararlarının tescil ve ilanına yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığı ve mahkemece ihtiyati tedbir kararının müvekkili Müdürlüğe sadece bildirildiğini, tescil ve ilanına ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı hususlarının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesi özel bir ihtiyati tedbir niteliğinde olduğundan ve sermaye artırımının tescille birlikte geçerli olduğunu, hüküm doğurduğunu;
şirketin sermayesine ilişkin hususların kamu düzenini ilgilendirmesi, üçüncü kişilerin hak ve menfaatleri kapsamında da önem arz etmesi; ayrıca 6102 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesi kapsamında verilen karar karşısında mahkemece, sermaye artırımına ilişkin kararın yürürlüğünün durdurulması yönelik verilen kararının, 06.12.2021 müzekkere de göz önüne alındığında 6102 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin "Gerçeklik ilkesi, aldatma yasağı ve kamu düzenine uygunluk" başlıklı 27. maddesince işlem tesis edildiğinin açık olduğunu, davacı vekilinin ihtiyati tedbir kararının tescil ve ilanına hükmedilmediği, mevzuatta ihtiyati tedbir kararlarının tescil ve ilanına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı şeklindeki iddiasının dayanaksız olduğunu, buna göre, ticaret siciline tescili kurucu etkiye sahip hususlara ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararlarında;
kararın ayrıca tescil ve ilanına karar verilmesi gerekmemekte, bu hususta müvekkili müdürlükçe huzurdaki davada olduğu gibi işlem tesis edilmesi, tescil edilen hususun ve kararın doğasından kaynaklandığını beyanlarla haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden reddine mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasında, ilgililerin, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Ticaret Mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilecekleri düzenlenmiştir. Kanunda özel olarak Ticaret Sicil Müdürlüğünün işleminin iptaline dair düzenleme bulunmadığı hallerde Ticaret Sicil Müdürlüğü işlemine karşı açılacak davalarda genel hüküm olan 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi uygulanacaktır. (İstanbul BAM 43 H.D.'nin 2021/166, 2021/1603 K.
sayılı kararı), bu halde açılan davanın Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davası olarak değerlendirilmesi gerekeceği, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesine göre sicil işlemine karşı itiraz davası açılmadan önce Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuru yapılması zorunludur. Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından henüz işlem tesis edilmeden ve Ticaret Sicil Müdürlüğünü uyarıcı nitelikte bulunan başvurunun Kanun'un aradığı anlamda bir başvuru niteliği olmadığı açıktır. Bunun gibi Ticaret Sicil Müdürlüğünün talebi reddedeceğinin düşünülmesinden hareketle, sicil memurluğuna hiç tescil başvurusu yapılmadan veya red kararı olmadan doğrudan doğruya mahkemeye başvurulması mümkün değildir. Bir diğer ifadeyle mahkemeye başvurabilmek için elde sicil memurunca reddedilmiş bir istem dilekçesi olmalıdır.
Bu nedenle Ticaret Sicil Müdürlüğünün işleminin iptali için itiraz dava yoluna başvurulabilmesi için gerekli olan dava şartı gerçekleşmemiştir. Hal böyle olunca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 22.09.2021 tarihinde Dikilitaş Mah., Emirhan Cad., Atakule No:109, Beşiktaş/İstanbul adresinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını, bu genel kurul toplantısında alınan kararların 18.10.2021 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde tescil edildiğini, azınlık grubu pay sahiplerinin kötü niyetli şekilde şirketlerine karşı açtıkları 22.09.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali davasında davacı sıfatını haiz azınlık pay sahipleri tarafından, 22.09.2021 tarihli genel kurulun (2) numaralı gündem maddesi kapsamında şirket ana sözleşmesinin “Şirketin Sermayesi” başlıklı 6. maddesinin tadiline ilişkin genel kurul kararının icrasının geri bırakılmasının talep edildiğini, Mahkemece davacıların, ihtiyati tedbir niteliğindeki genel kurul kararının icrasının geri bırakılması talepleri kabul edilmiş olup, yine bu karar kapsamında şirketin uğrayacağı muhtemel zararlarla hiç ilgisi olmayan çok düşük miktarlarda teminatın davacılar tarafından yatırılmasına karar verildiğini, Mahkemece ihtiyati tedbire ilişkin kararın verilmesinin hemen ardından mahkemenin kararından rücudan çekinen davacıların bir kısmının, aynı gün kendileri adına öngörülen teminatı yatırdığını ve“İstanbul Ticaret Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ihtiyati tedbir şerhinin sicile işlenmesi hususunun bildirilmesine” karar verilmesini talep ettiklerini, Mahkemece İstanbul Sicil Müdürlüğüne 06.12.2021 tarihinde yazılan müzekkere ile "tedbir kararı gereğince gerekli işlemlerin yapılmasının" talep edildiğini, ne Ticaret Kanunu’nda, ne de herhangi bir mevzuat hükmünde “ihtiyati tedbir kararlarının tescilin ve ilanına” ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığını, buna rağmen, söz konusu ihtiyati tedbir kararının davalı Sicil Müdürlüğü tarafından 13 Aralık 2021 tarihli ve 10471 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak söz konusu hükümlere aykırı hareket edildiğini, yaptığı işlemlerde sıkı şekilde Kanun ve Yönetmelik hükümleri ile bağlı olan Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün, hiçbir mevzuatta tescil ve ilanı öngörülmeyen bir kararı tescil ve ilan etmesinin kesinlikle kabul edilemez nitelikte olduğunu ve ivedilikle terkini gerektiğini, yine yazılan müzekkereden de açıkça görüldüğü üzere Mahkemece, tedbir kararı davalıya sadece sicile bildirilmiş olup, yazılan müzekkerede anılan kararın tescil ve ilanına ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığını, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 34 üncü maddesinin;
“Sicile yapılacak tescillerin, gerçeği tam olarak yansıtması, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımaması ve kamu düzenine aykırılık oluşturmaması gerekir.” şeklinde olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi uyarınca ticaret sicil memurunun vereceği tescil, tadil ve terkin ile ilgili kararlara karşı itiraz yoluna başvurulmasının söz konusu olduğunu, bu hususun 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde de “İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Ticaret Mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.” denilmek suretiyle ayrıca belirtildiğini, somut olayda müvekkili şirketin 22.09.2021 tarihli genel kurulu toplantısında alınan kararlara ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararının açıklanan sebeplerle kanuna açıkça aykırı olması ve mahkemece yazılan müzekkerede tedbir kararının yayımlanmasına, tescil ve ilana ilişkin herhangi bir ifade bulunmaması karşısında davalı sicil memurluğunca bu aykırılıklar dikkate alınmadan, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 28 inci ve 34 üncü maddelerine ve hukuka aykırı olarak ihtiyati tedbir şerhinin tescil ve ilan edildiğini, İstanbul 7.
Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde verilen tedbir kararına karşı yaptıkları itirazlar neticesinde, kararı veren Mahkemece hatalı yönde karar tahsis edildiğinin anlaşıldığını ve söz konusu karardan rücu edilerek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verildiğini, Mahkemece verilen ara karar ile müvekkili şirket hakkında verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırıldığını ve taraflarca söz konusu ihtiyati tedbir kararının terkini talepli olarak ikame edilmiş olan huzurdaki davanın konusuz kaldığını, 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesi ve Yargıtay içtihatları uyarınca, davanın konusuz kalması halinde, konusuz kalan davayı açmakta davacının kusuru yoksa, onun aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini, Yerel Mahkemece verilen 28.03.2022 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararının haksızlığının ve buna karşılık tedbirin terkini için ikame ettikleri davanın haklılığının ortada olduğunu, tüm bunlara rağmen Yerel Mahkemece davanın reddine karar verilmesi ve vekalet ücreti ile yargılama giderleri belirlenirken bu hususların gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirdiğini beyanla yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut davada, davacı tarafından davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün yapmış olduğu tescil işleminin terkininin talep edildiği, yukarıda anılan madde kapsamında dava açılmadan önce Sicil Müdürlüğü'ne başvurulmamış ve müdürlükçe bir karar verilmemiş olduğu, dava tarihi itibariyle dava ön şartı mevcut olmadığından Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış olup istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Ticaret Sicil Müdürlüğünün Mahkemece verilen genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararının tescili işleminin terkini talebi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1074170800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz