YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3684 E. 2024/5902 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanıma↗ iyiniyet↗ ticaret unvanı↗ esastan ret↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 5. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2019/247 E., 2020/178 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “ASİS” markası üzerinde üstün ve mutlak hak sahibi olduğunu, müvekkilinin istasyon otomasyon sistemleri, yazılım, müşteri tanıma sistemleri ve satış, montaj uygulama eğitim ve servis konularında yurt çapında hizmet verdiğini, davalının “SİS İSTASYON TEKNOLOJİLERİ” ibareli markası altındaki emtia ve hizmetlerin müvekkiline ait olduğu gibi bir algı oluşturacağını, güçlü markanın koruma alanının daha geniş olduğunu, davalı markasının ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davalının müvekkilinin sektörde bilinirliğini kullanarak ve yaptığı işlerin de aynılarını yaparak aynı müşteri kitlesini hedeflediğini, marka benzerliği ile iş yapmaya çalıştığını, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının kısmen kopyalanarak ve istasyon ibaresi eklenerek yeni bir marka yaratıldığı izlenimi verilmeye çalışıldığını, davalı başvurusunun iyiniyetli bir başvuru olmadığını, halkça davalı markasının “SİS İSTASYON” ismiyle bilineceğini, 9. ve 35. sınıflarda verilen hizmetin müvekkili şirketin haklarına halel getireceğini, markaların tüketici nezdinde görsel ve işitsel olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkilinin markasının bilinirliğine bağlı olarak tüketiciye ... vermesi sebebiyle davalının markasının müvekkilinin şirket markasının işlevlerini zedeleyeceğini hatta ortadan kaldıracağını, haksız kazanç elde edeceğini, markasının itibarına zarar verildiğini, markanın imajının sulandırılacağını ileri sürerek YİDK’in 2019-M-6863 sayılı kararının iptaline, 2018/56996 numaralı başvurunun tamamı ile reddine, hüküm fıkrasının Türkiye'de yayınlanan en yüksek tirajlı üç gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin uzun zamandır “SİS İSTASYON TEKNOLOJİLERİ” ibaresini ticaret unvanı olarak kullandığı gibi ürettiği ürünleri de bu marka altında piyasaya arz ettiğini, ticaret unvanı olarak kullandığı ibarenin marka olarak tescilini talep etmesinin hakkı olduğunu, başvuru konusu marka ile davacı markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında benzerlik bulunmadığını, markaların parçalara ayrılarak incelenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, bütünsel açıdan bakıldığında markalar arasında karıştırılmaya yol açacak derecede görsel, sesçil ve kavramsal bir benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik olmadığı, davacı markalarında bulunan "ASİS" ibaresinin anlamsal bir karşılığının bulunmadığı, ancak davaya konu markada bulunan "SİS" ibaresinin atmosferin alt tabakalarındaki küçük su taneleri veya buhardan oluşan bulutların çok alçalarak yeryüzüne kadar inmesiyle oluşan duman anlamına geldiği, davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesimi nezdinde bu nedenle kavramsal olarak benzerlik oluşmayacağı, görsel ve işitsel olarak da markaların ilgili tüketici kesiminde farklı ticari kaynaklara işaret edecek derecede farklı oldukları, davaya konu markada bulunan şekil unsurunun bu farklılığı arttırdığı, davalı markasında bulunan "SİS" ibaresinin anlamlı bir nesneyi çağrıştırması hususunun iltibas tehlikesini hemen ve ilk bakışta bertaraf edeceği, ilgili tüketici kesiminin marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının somut olayda oluşmadığı, davacının ticaret unvanının özünün “ASİS” ibaresi olduğu, bu ibare ile davalının dava konusu edilen markasının benzemediği, yukarıda ifade edildiği üzere "ASİS" ve "SİS" ibareleri arasında özellikle anlamsal olarak farklılık bulunduğu, bu hususun iltibas tehlikesini bertaraf ettiği, davacıya ait ticaret unvanı ile davalı markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin “asis” markası üzerinde üstün ve mutlak hak sahibi olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin sektörde bilinirliğini kullanarak ve yaptığı işlerin aynılarını da yaparak aynı müşteri kitlesini hedeflediğini, bu husus da gözetildiğinde itiraz edilen “sis istasyon teknolojileri” ibareli marka ile müvekkilinin tescilli markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, “sis istasyon” markası ile faaliyette bulunulmasının müvekkilinin ticaret unvanından kaynaklanan haklarına da halel getirdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda asli unsur olarak yer verilen "SİS" ibaresinin, anlamı itibariyle davacı markalarından farklı bulunduğu gibi görsel olarak da marka işaretleri arasında benzerlik olmadığı, ibareler arasında benzerlik olmadığından davacının ticaret unvanına dayalı iddialarının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
,
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4039 E. 2024/6287 K.
Ortak:ticaret unvanı · ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… acı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “ASİS” markası üzerinde üstün ve mutlak hak sahibi olduğunu, müvekkilinin istasyon otomasyon sistemleri, yazılım, müşteri «tanıma» sistemleri ve satış, montaj uygulama eğitim ve servis konularında yurt çapında hizmet verdiğini, davalının “SİS İSTASYON TEKNOLOJİLERİ” ibareli markası altındaki emtia ve hizmetlerin müvekkiline ait olduğu gibi bir algı oluşturacağını, güçlü markanın koruma alanının daha geniş olduğunu, davalı markasının «ayırt ediciliğinin» bulunmadığını, davalının müvekkilinin sektörde bilinirliğini kullanarak ve yaptığı işlerin de aynılarını yaparak aynı müşteri kitlesini hedeflediğini, marka benzerliği ile iş yapmaya çalıştığını, markalar arasında «iltibas» tehlikesinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının kısmen kopyalanarak ve istasyon ibaresi eklenerek yeni bir marka yaratıldığı izlenimi verilmeye çalışıldığını, davalı başvurusunun «iyiniyetli» bir başvuru olmadığını, halkça davalı markasının “SİS İSTASYON” ismiyle bilineceğini, 9. ve 35. sınıflarda verilen hizmetin müvekkili şirketin haklarına halel geti …
II.CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin uzun zamandır “SİS İSTASYON TEKNOLOJİLERİ” ibaresini «ticaret unvanı» olarak kullandığı gibi ürettiği ürünleri de bu marka altında piyasaya arz ettiğini, ticaret unvanı olarak kullandığı ibarenin marka olarak tescilini talep etmesini …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik olmadığı, davacı markalarında bulunan "ASİS" ibaresinin anlamsal bir karşılığının bulunmadığı, ancak davaya konu markada bulunan "SİS" ibaresinin atmosferin alt tabakalarındaki küçük su taneleri veya buhardan oluşan bulutların çok alçalarak yeryüzüne kadar inmesiyle oluşan duman anlamına geldiği, davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesimi nezdinde bu nedenle kavramsal olarak benzerlik oluşmayacağı, görsel ve işitsel olarak da markaların ilgili tüketici kesiminde farklı ticari kaynaklara işaret edecek derecede farklı oldukları, davaya konu markada bulunan şekil unsurunun bu farklılığı arttırdığı, davalı markasında bulunan "SİS" ibaresinin anlamlı bir nesneyi çağrıştırması hususunun iltibas tehlikesini hemen ve ilk bakışta bertaraf edeceği, ilgili tüketici kesiminin marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının somut olayda oluşmadığı, davacının «ticaret unvanının» özünün “ASİS” ibaresi olduğu, bu ibare ile davalının dava konusu edilen markasının benzemediği, yukarıda ifade edildiği üzere "ASİS" ve "SİS" ibareleri arasında öz …
Benzer bu kararda… 3. kişilerin hak ihlalinden korumak ve ... hak korumasından yararlanmak üzere marka tescillerinde bulunduğunu, bu yaklaşımla birlikte ayrıca hizmet ve emtialarında «ticaret unvanı» olarak kullandığı ibareyi 2001/06413 numaları "Asis Şekil" ibaresini TÜRKPATENT nezdinde tescil ettirdiğini, buna rağmen davalı firmanın müvekkili ile bağdaşan özgün bir anlamı olmayan hizmet ve emtia sınıfı için bir nitelik arz etmediği için bir güçlü marka niteliğindeki Asis baskın unsurlu markası ile benzer olan Ausıs Akıllı Ulaşım Sistemleri Ticaret A.Ş. ibareli ticaret unvanını kullandığını, söz konusu unvanı «ayırt edicilik» sağlayan esas unsurunu Asis ibaresini oluşturduğunu, dolayısıyla Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere bu ibarenin ayırt edicilik taşımadığını, bu nedenlerle İl …
Taraflar arasındaki «ticaret unvanının korunması», ticari unvanına yapılan tecavüzün önlenmesi ve davalı firmanın ticari unvanının terkinine karar verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Ausis Akıllı Ulaşım Sistemleri Ticaret A.Ş. «ticaret unvanını» kullandığını; bu durumun müvekkilinin isim hakkından haksız faydalanma olduğunu; ticaret unvanının ticaret «sicilden terkini» gerektiğini, davalı ile müvekkilinin iştigal alanlarının aynı olduğunu, ünvanın kullanılmaması için Kadıköy 15 Noterliğinden «ihtar» çektiklerini, davalının ihtara cevap verdiğini cevaplarında, farklı kitlelere hizmet verildiğinden bahisle talebin reddedildiğini terkin ileri sürerek «ticaret unvanına tecavüzünün» önlenmesini, davalı firmanın ticari unvanının iptalini talep ve dava etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanının korunması · ticari dürüstlük · müşteri portföyü · ticaret unvanına tecavüz · ticaret sicilinden terkin · sicilden terkin · derdestlik · üçüncü kişi
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Ausis Akıllı Ulaşım Sistemleri Ticaret A.Ş. «ticaret unvanını» kullandığını; bu durumun müvekkilinin isim hakkından haksız faydalanma olduğunu; ticaret unvanının ticaret «sicilden terkini» gerektiğini, davalı ile müvekkilinin iştigal alanlarının aynı olduğunu, ünvanın kullanılmaması için Kadıköy 15 Noterliğinden «ihtar» çektiklerini, davalının ihtara cevap verdiğini cevaplarında, farklı kitlelere hizmet verildiğinden bahisle talebin reddedildiğini terkin ileri sürerek «ticaret unvanına tecavüzünün» önlenmesini, davalı firmanın ticari unvanının iptalini talep ve dava etmiştir.
… şirket yetkililerinin, davalı firmanın müvekkili şirketin ticari unvanından haksız olarak faydalanması nedeniyle müvekkilinin unvanının korunması ve davalı firmanın «ticaret sicilinden terkin» edilmesi için açılan dava sonucunda verilen ret kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Türk Patent Marka Kurumunun (TÜRKPATENT) kararı ile davalı firmaya karşı müvekkilinin marka hakkını koruduğunu, ancak mahkeme kararının korumaktan uzak kaldığını, TÜRKPATENT 20.11.2017 tarihli Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile davalı firmanın yapmış olduğu marka başvurularının müvekkili firmanın hakları açısından değerlendirildiğini ve reddedildiğini, bu yönde davalı firmanın yapmış olduğu itirazların da reddedildiğini, iptal davasının «derdest» olduğunu, ticaret sicilinde kayıtlı olmasına rağmen davalı firmanın marka başvurusunun müvekkili firmanın haklarını zedeleyici şüphesiyle TürkPatent tarafından red …
… nuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf şirketlerin ticaret unvanlarında yer alan çekirdek kısımların farklı olduğu gibi, «ticaret unvanını» daha sonradan tescil ettirmiş olan davalı şirketin davacı firma ile ilgisinin olmadığı ve fiili faaliyet alanlarının farklılık arzettiği, ticaret unvanının eki olarak kullandığı "AUSİS" ibaresinin, davacı şirketin unvanından farklı olduğu, eklerin benzer nitelikte olduğu kabul edilse dahi bu durumun «üçüncü kişilerde» karşılıklığa mahal verecek nitelikte olmadığı, bir karışıklığın ortaya çıktığına dair delil olmadığı gibi tarafların ticaret unvanlarında ayırt edici klavuz sözcügün “SİS” olduğu, davalı şirketin ayırt edici ek aldığı, davalının bu kullanımın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 52 nci maddesinde tanımlandığı gibi «ticari dürüstlüğe» aykırı olduğundan söz edilemeyeceği, TÜRKPATENT YİDK kararının markaya ilişkin olduğu, ticaret unvanına ilişkin olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başv …
Taraflar arasındaki «ticaret unvanının korunması», ticari unvanına yapılan tecavüzün önlenmesi ve davalı firmanın ticari unvanının terkinine karar verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/896 E. 2014/7153 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cy/cy kaydı · ibraz
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, davaya konu taşınmazın 3. kişilere devredildiği ileri sürülmesine rağmen buna ilişkin tapu «kaydı» veya belgelerin halen de «ibraz» edilmemiş olmasına göre, davalı "...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5797 E. 2014/11913 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet · yargılama giderleri · yargılama gideri · vekalet ücreti
Benzer bu karardaA.Ş. yönünden açılan dava tamamen reddedilmiş olup bu husus gözetilerek davalı yararına «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerekirken bu davalı yönünden de açılan davanın kısmen reddedildiğinden bahisle kabul-red oranına göre «yargılama giderleri» ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Ltd. şirketi tarafından ihtiyacına uygun bir yazılımın belirlenip belirlenmediğini denetlememekte kusurlu olması nedeniyle «hakkaniyet» uyarınca ödediği bedelin % 50'sini talep edebileceği gerekçesiyle 9.440,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalı T.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1571 E. 2019/3216 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:borç ikrarı · el koyma · ikrar · e-defter
Benzer bu karardaDavalı vekilinin icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde ve mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde davalının sermaye «koyma» borcunu yerine getirdiğine ilişkin bir savunmasının bulunmaması ve bu dilekçelerde sermeye koyma borcunun davalının mal varlıklarına tedbir konulması nedeniyle fiilen ve hukuken imkansız hale geldiği yönünde savunmalar içeren beyanlarda bulunması dikkate alınarak davalı vekilinin itiraz ve cevap dilekçelerindeki beyanlarının «borç ikrarı» mahiyetinde olup olmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yö …
A.Ş. «defter» ve belgelerine göre davalının herhangi bir sermaye borcu olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
A.Ş.'ye olan sermaye «koyma» borcunu yerine getirmediği ileri sürülerek başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda O2 Oksijen A.Ş.'nin «defter» ve belgelerine göre davalının sermaye borcu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Bozma kararına karşı HUMK 440 dışı karar düzeltme isteminin reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15791 E. 2015/8034 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3684 E. , 2024/5902 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/348 Esas, 2023/313 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 5. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/247 E., 2020/178 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “ASİS” markası üzerinde üstün ve mutlak hak sahibi olduğunu, müvekkilinin istasyon otomasyon sistemleri, yazılım, müşteri tanıma sistemleri ve satış, montaj uygulama eğitim ve servis konularında yurt çapında hizmet verdiğini, davalının “SİS İSTASYON TEKNOLOJİLERİ” ibareli markası altındaki emtia ve hizmetlerin müvekkiline ait olduğu gibi bir algı oluşturacağını, güçlü markanın koruma alanının daha geniş olduğunu, davalı markasının ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davalının müvekkilinin sektörde bilinirliğini kullanarak ve yaptığı işlerin de aynılarını yaparak aynı müşteri kitlesini hedeflediğini, marka benzerliği ile iş yapmaya çalıştığını, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının kısmen kopyalanarak ve istasyon ibaresi eklenerek yeni bir marka yaratıldığı izlenimi verilmeye çalışıldığını, davalı başvurusunun iyiniyetli bir başvuru olmadığını, halkça davalı markasının “SİS İSTASYON” ismiyle bilineceğini, 9.
ve 35. sınıflarda verilen hizmetin müvekkili şirketin haklarına halel getireceğini, markaların tüketici nezdinde görsel ve işitsel olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkilinin markasının bilinirliğine bağlı olarak tüketiciye ... vermesi sebebiyle davalının markasının müvekkilinin şirket markasının işlevlerini zedeleyeceğini hatta ortadan kaldıracağını, haksız kazanç elde edeceğini, markasının itibarına zarar verildiğini, markanın imajının sulandırılacağını ileri sürerek YİDK’in 2019-M-6863 sayılı kararının iptaline, 2018/56996 numaralı başvurunun tamamı ile reddine, hüküm fıkrasının Türkiye'de yayınlanan en yüksek tirajlı üç gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin uzun zamandır “SİS İSTASYON TEKNOLOJİLERİ” ibaresini ticaret unvanı olarak kullandığı gibi ürettiği ürünleri de bu marka altında piyasaya arz ettiğini, ticaret unvanı olarak kullandığı ibarenin marka olarak tescilini talep etmesinin hakkı olduğunu, başvuru konusu marka ile davacı markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında benzerlik bulunmadığını, markaların parçalara ayrılarak incelenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, bütünsel açıdan bakıldığında markalar arasında karıştırılmaya yol açacak derecede görsel, sesçil ve kavramsal bir benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik olmadığı, davacı markalarında bulunan "ASİS" ibaresinin anlamsal bir karşılığının bulunmadığı, ancak davaya konu markada bulunan "SİS" ibaresinin atmosferin alt tabakalarındaki küçük su taneleri veya buhardan oluşan bulutların çok alçalarak yeryüzüne kadar inmesiyle oluşan duman anlamına geldiği, davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesimi nezdinde bu nedenle kavramsal olarak benzerlik oluşmayacağı, görsel ve işitsel olarak da markaların ilgili tüketici kesiminde farklı ticari kaynaklara işaret edecek derecede farklı oldukları, davaya konu markada bulunan şekil unsurunun bu farklılığı arttırdığı, davalı markasında bulunan "SİS" ibaresinin anlamlı bir nesneyi çağrıştırması hususunun iltibas tehlikesini hemen ve ilk bakışta bertaraf edeceği, ilgili tüketici kesiminin marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının somut olayda oluşmadığı, davacının ticaret unvanının özünün “ASİS” ibaresi olduğu, bu ibare ile davalının dava konusu edilen markasının benzemediği, yukarıda ifade edildiği üzere "ASİS" ve "SİS" ibareleri arasında özellikle anlamsal olarak farklılık bulunduğu, bu hususun iltibas tehlikesini bertaraf ettiği, davacıya ait ticaret unvanı ile davalı markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin “asis” markası üzerinde üstün ve mutlak hak sahibi olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin sektörde bilinirliğini kullanarak ve yaptığı işlerin aynılarını da yaparak aynı müşteri kitlesini hedeflediğini, bu husus da gözetildiğinde itiraz edilen “sis istasyon teknolojileri” ibareli marka ile müvekkilinin tescilli markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, “sis istasyon” markası ile faaliyette bulunulmasının müvekkilinin ticaret unvanından kaynaklanan haklarına da halel getirdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda asli unsur olarak yer verilen "SİS" ibaresinin, anlamı itibariyle davacı markalarından farklı bulunduğu gibi görsel olarak da marka işaretleri arasında benzerlik olmadığı, ibareler arasında benzerlik olmadığından davacının ticaret unvanına dayalı iddialarının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
,
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1071378300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz