Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3929 E. 2024/5799 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fiktif işlem↗ katılma yolu ile istinaf↗ uzman görüşü↗ ortaklıktan çıkmaya izin (ttk 638/2)↗ külli halefiyet↗ katılma yoluyla istinaf↗ zıya↗ uygun illiyet bağı↗ belirsiz alacak davası↗ eda davası↗ husumet itirazı↗ ba beyannamesi↗ halefiyet↗ sorumluluk davası↗ kar payı↗ tasdik kararı↗ illiyet bağı↗ cari hesap↗ şirket müdürü↗ müteselsil sorumluluk↗ şirket zararı↗ tespit davası↗ zamanaşımı def'i↗ mirasçılık↗ reeskont faizi↗ pasif husumet↗ def'i↗ hak düşürücü süre↗ alacak davası↗ husumet yokluğu↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ esastan ret↗ dosya masrafı↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/844 E., 2020/283 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından ve katılma yolu ile davalı ... ... mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ortağı olduğu dava dışı ... Cerrahi Aletler... Ltd. Şti.'nin müdürlüğünü uzun süre davalılar ..., ... ve ... ...'ın murisi ... ...'ın yaptığını, davalı ... ...'nin şirketin yeminli mali müşaviri (YMM) olduğunu, dava dışı ... Cerrahi Aletler... Ltd. Şti.'nin defterlerinde YMM raporu ile düzeltme beyannamesi verildiğini, müvekkilinin talebi sonucu şirketin 2012 dönemi mizanın gönderildiğini, anılan mizana ait Kurumlar Vergisi Beyannamesinin yasal süresi içerisinde Vergi Dairesine verildiğini, müvekkiline gönderilen mizanın değiştirildiğini, 02.07.2013 tarihinde kurumlar vergisi beyannamesinde düzeltme yapılarak müvekkiline ait döneme 2 nci mizanın gönderildiğini, düzeltme beyannamesinde açıklama olarak "YMM ...'nin Tam Tasdik Raporuna İstinaden" ibaresinin bulunduğunu, ilk mizanda şirket kasasında bulunan 798.421,24 TL'nin ikinci mizanda (Kanuni ... ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne, Yalova Devlet Hastanesi'ne Kadıköy Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'ne vs.) cari hesap yoluyla eksiltildiğini, müvekkili tarafından Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/556 E. sayılı dosyası ile dava dışı ... Cerrahi Aletler... Ltd. Şti. aleyhine şirketin müdürü tarafından kötü yönetildiği gerekçeleriyle ortaklıktan çıkmaya izin davası açıldığını, bu davada alınan ek uzman görüş raporunda şirket yöneticileri tarafından şirket varlıklarında şirket ortaklarının aleyhine olacak şekilde düzeltme işleminin yapıldığının bildirildiğini, dava dışı şirketin kasasında bulunması gereken 942.252,07 TL'nin şirket müdürü tarafından buharlaştırıldığının Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/556 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile ortayı çıktığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 ve devamı maddeleri gereği şirketin bu zararından davalıların murisi olan şirket müdürü ile birlikte mali müşavirin de bu zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak açılan bu davada dava dışı şirketin uğramış olduğu zararın şimdilik 40.000,00 TL'nin KDV beyanname düzeltme tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, dava dışı şirketin denetçisi olmayıp yeminli mali müşaviri olan müvekkili hakkında 6102 sayılı Kanun'un 554 üncü maddesi uyarınca sorumluluk davasının açılamayacağını, müvekkilinin görevinin tam tasdik raporu hazırlamak olduğunu, işletme varlıklarını azaltan bir durumun yada zararın söz konusu olmadığını, yeminli mali müşavirlerin yaptıkları tasdikin doğruluğundan, tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere zıyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, buna göre müvekkilinin sorumluluğunun yalnızca devlete karşı ve zıyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan ötürü olabileceğini, müvekkilinin muhasebe kayıtlarını tutan da olmadığından ortaklar arasındaki ihtilafın muhatabı olmasının mümkün olmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yönünden de itirazların değerlendirilmesinin gerektiğini, müvekkilinin sadece tam tasdik raporunu düzenlediğini, müvekkiline husumet yükletilemeyeceğini, zararın doğmadığını, tam tasdikli raporun varlığı iddia edilen zarara sebebiyet vermesinin muhasebe kayıtlarını tutan müvekkilinin olmaması sebebiyle mümkün olmadığını, meydana geldiği iddia edilen zarar ile tam tasdik raporu veren müvekkilinin eylemi arasında bir illiyet bağı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava ve talep konularının zamanaşımına uğradığını, davacının da bilgisi dahilinde olan bu işlemler ile ilgili dava açma süresinin 3 ay ile sınırlı iken olayın meydana geldiği tarihten 6 yıl sonra ve kötü niyetli olarak işbu davanın açıldığını, şirketi zarara uğratılmaktan bahsediliyor ise bunun bir suç teşkil edeceği de dikkate alınarak suç ve cezanın şahsiliği ilkesi gereğince vefat etmiş kişi ve mirasçıları hakkında dava açılamayacağının açık olduğunu, şirketin zarara uğradığı iddia edilen rakam için davanın açılması gerekirken davanın neden 40.000,00 TL için açıldığının anlaşılamadığını, davanın bir tespit davası mı yoksa eda davası mı olduğunun belli olmadığını, 2012 yılında şirkette müdür olan ... ...'ın vefat ettiğini, onun eylemleri nedeniyle davanın mirasçılara açılması ve husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının dava dışı şirketin işlemlerinden haberdar olduğunu, her genel kurul öncesi şirket kayıtlarını incelediğini, kaldı ki işlemlerin şirket menfaatine olduğunu ve davacı zararına olmadığını, davacının sanki bu işlemlerden yeni haberdar olmuş gibi dava açmasının da doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar davalılar zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de davanın 2012 yılı bilançosunun görüşüldüğü 2013 yılı bilanço düzeltmeleri ve beyannamelerine dayandığı, dava tarihi olan 2017 yılı itibariyle 5 yıllık süre dolmadığından davalıların zamanaşımı def'inin yerinde görülmediği, dava konusu dönemde murisleri dava konusu şirketin yöneticisi olup davanın 6102 sayılı Kanun'un 553 ve devamı maddelerine dayanan şirket yöneticilerine karşı açılan sorumluluk davası olduğu ve bu durumda yöneticinin mirasçıları olan davalıların külli halefiyet gereği mirası reddetmediği müddetçe murisin fiillerinden dolayı meydana gelecek zarardan sorumlu oldukları ve kendilerine husumet yöneltilebileceğinden buna yönelik itirazlarının yerinde görülmediği, davalı yeminli mali müşavirin husumet itirazlarına gelince, sorumluluk davası şirket yöneticilerine karşın açılabilir ise de yönetici olmayan ancak yöneticilerin eylemlerine iştirak eden kişilere karşı da açılabileceğinden davalının buna yönelik itirazlarının da yersiz olduğu, bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarına göre dava konusu şirketin 2011 ve 2012 yılı bilançolarında zarar ettiğinin tespit edildiği ve kayıtlarda zarar görüldüğü ancak buna rağmen şirket kasasında 804.030,92 TL'lik bir varlığın görüldüğü, davalıların murisi olan şirket yöneticisinin ve yeminli mali müşavirin 6111 sayılı yasa uyarınca aslında var olmayan ancak fiktif olarak bilançoda görülen bu varlığın bilanço dışına çıkartılarak bilançoların fiktif işlemlerden arındırılıp gerçek duruma dönüştürüldüğü, söz konusu dönemde yapılan işlemler nedeniyle dava konusu şirketin herhangi bir zarara uğratılmadığı, dolayısıyla davacının davalılardan talep edebileceği bir zarar ve tazminatın bulunmadığının belirlendiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... ... mirasçıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların fiktif hesaplar açarak şirketin kasasından 798.421,24 TL'yi buharlaştırdıklarını, müvekkilinin ısrarlı talepleri üzerine müvekkiline gönderilen 01.01.2012-31.12.2012 dönemlerine ait şirket mizana ait Kurumlar Vergisi Beyannamesinin yasal süresi içinde vergi dairesine verildiğini, müvekkiline gönderilen mizanın değiştirildiğini ve 02.07.2013 tarihinde Kurumlar Vergisi Beyannamesinde düzeltme yapılarak müvekkiline aynı döneme ait 2 nci mizanın gönderildiğini, düzeltme beyannamesinde açıklama olarak "YMM ...'nin Tam Tasdik Raporuna istinaden" ibaresinin bulunduğunu, ilk mizanda şirket kasasında bulunan 798.421,24 TL 'nin ikinci mizanda (Kanuni ... ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne, Yalova Devlet Hastanesi’ne, Kadıköy Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’ne vs. ) cari hesap yoluyla eksiltildiğini, müvekkili tarafından, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/556 E. sayılı dosyası ile dava dışı ... Cerrahi Aletler Pazarlama Ltd. Şti. aleyhine, şirketin müdürü tarafından kötü yönetildiğinden, şirketin mali durumu hakkında kendisine bilgi verilmediğinden ve sair sebeplerle ortaklıktan çıkmaya izin verilmesi istemiyle açılan davada, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/556 E. sayılı dosyasında; ilk mizandaki 798.421,24 TL’nin ikinci mizanda buharlaştırıldığı iddiaları üzerine söz konusu hastanelere yazılan müzekkere cevaplarında istenilen bilgi ve belgelerin bulunmadığının bildirildiğini, alınan bilirkişi raporlarında ilk mizan ile ikinci mizan arasındaki farklılıklardan olan ve alıcılar hesaplarının sahte/fiktif olduğunun ispatlandığını, ilk mizanda kasada gözüken 798.421,24 TL’nin hesabı müvekkiline verilemeyeceği için, yine davalı şirket tarafından kayıtlara alındığını ve yeminli mali müşavir tarafından da tam tasdik raporu ile onaylanarak, kasada gözüken 798.421,24 TL’nin 337.983,19 TL’sinin gerçekte olmayan alıcılar hesabına aktarıldığını, aktarım yapılan alıcılara Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/556 E. sayılı dosyasından yazılan müzekkerelere alıcıların vermiş oldukları cevaplar ile hesapların gerçek olmadığının anlaşıldığını, bu hususların bilirkişi raporları ile de tespit edildiği, yanlı ve yoruma dayalı 17.03.2020 tarihli ek raporun hükme esas alınmasının da doğru olmadığını, bilirkişi heyeti tarafından özetle; şirketin öz sermayesi her iki halde de negatif olduğu için, fiktif işlemler ile değişen bir durumun söz konusu olmadığının belirtildiğini, bilirkişi heyetinin bu yorumunun şirketin içinin boşaltılmasına yasal zemin oluşturduğunu, 1.832.090,34 TL borç ile 889.838,27 TL borcun ya da negatifliğin aynı olduğunun ya da önemsiz olduğunun belirtilmesinin, zorlama bir yorum olduğunu, iki rakam arasında yaklaşık 1.000.000,00 TL fark bulunduğunu, muhasebe tekniği açısından, kasadaki para, fiktif bir para olsaydı, kasa hesabında bırakılacağını, alıcılar hesabında olmayan sahte cari hesaplar oluşturulup bu hesaplara aktarılmayacağını, sahte cari hesaplar oluşturma işleminin kasadaki paranın gerçekte var olduğunun, davalılar tarafından müvekkiline kar payı ödenmek istenmemesi sebebiyle, sahte cari hesaplar açılarak paranın buharlaştırıldığının en açık delili olduğunu, Mahkemece davalıların fiktif hesap açmak suretiyle şirketi zarara uğrattıklarının değerlendirilmediğini, sadece 6111 sayılı yasadan faydalanarak buharlaştırılan bedel değerlendirilerek karar verildiğini, Mahkeme tarafından, davalıların, 6111 sayılı yasadan faydalandıkları ve yasadan faydalanmış olmaları gereğince de kanuna aykırı bir işlem yapmadıklarının kabul edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... ... mirasçıları vekili katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın husumet yokluğu ve zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, karar davalılar yönünden farklı gerekçelerle reddedildiği için masraf ve vekalet ücretinin ayrı ayrı takdir edilmesi gerektiğini kararın bu sebeplerle düzeltilerek onanmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesince usul ve yöntemine uygun olarak alınan ayrıntılı, objektif, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporlarında dava dilekçesine konu birinci mizanın düzenlendiği 01.01.2012 - 31.12.2012 arası dönemde dava dışı ... Cerrahi Aletler Pazarlama Ltd. Şti.'nin borca batık durumda olduğu, şirketin 2012 yılı itibarıyla toplam zararının ise 920.441,06 TL olduğu gözetildiğinde anılan şirketin kasasında 804.030,92 TL bir tutarın bulunabilmesinin mümkün olmadığı, iki bilanço arasında kasada görünen paranın yok görünmesinin sebebinin 6111 sayılı Yasa uyarınca bilançodaki fiktif tutarların bilanço dışına çıkarıldığı ancak yapılan bu işlemin şirketin özvarlığını negatiflikten kurtarmaya yetmediği, zaten borca batık durumda olan şirketin kasasında 804.030,92 TL olabilmesinin mümkün olmadığı, bu sebeple buharlaştırılacak bir meblağın da bulunmadığı belirlendiğine göre, davacının iddiasına konu ilk mizanın düzenlendiği dönemde esasen borca batık olduğu belirlenen dava dışı limited şirketin davacının iddia ettiği gibi kasasında bir meblağın bulunmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla şirketin dava dilekçesinde iddia edildiği gibi bir zararının varlığı kanıtlanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalıların mirasçısı oldukları şirket müdürü ile birlikte zararın giderilmesi amacıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi uyarınca pasif husumet yöneltilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği ve dava zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davalı ... ... mirasçıları vekilinin katılma yoluyla istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıların murisi olan ... ...'ın dava dışı ... Cerrahi Aletler Pazarlama Ltd. Şti. 'de müdürü olarak görev yaptığı dönemde diğer davalı olan şirketin yeminli mali müşaviri ile birlikte anılan şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, varsa zarar ile davacı tarafından iddia olan zarara yol açan ... arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı, bu ... sebebiyle davalıların sorumlu tutulup tutulamayacağı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a ) bendi atfıyla 553, 555 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2385 E. 2024/5159 K.
Ortak:şirket zararı · reeskont faizi · limited şirket · dava sebebi · vekalet ücreti · zamanaşımı · husumet · e-defter · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… ğu gözetildiğinde anılan şirketin kasasında 804.030,92 TL bir tutarın bulunabilmesinin mümkün olmadığı, iki bilanço arasında kasada görünen paranın yok görünmesinin «sebebinin» 6111 sayılı Yasa uyarınca bilançodaki fiktif tutarların bilanço dışına çıkarıldığı ancak yapılan bu işlemin şirketin özvarlığını negatiflikten kurtarmaya yetmediği, zaten borca batık durumda olan şirketin kasasında 804.030,92 TL olabilmesinin mümkün olmadığı, bu sebeple buharlaştırılacak bir meblağın da bulunmadığı belirlendiğine göre, davacının iddiasına konu ilk mizanın düzenlendiği dönemde esasen borca batık olduğu belirlenen dava dışı «limited şirketin» davacının iddia ettiği gibi kasasında bir meblağın bulunmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla şirketin dava dilekçesinde iddia edildiği gibi bir zararının varlığı kanıtlanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalıların «mirasçısı» oldukları «şirket müdürü» ile birlikte zararın giderilmesi amacıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi uyarınca «pasif husumet» yöneltilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği ve dava «zamanaşımı» süresinin dolmadığı gerekçesiyle davalı ... ... mirasçıları vekilinin «katılma yoluyla istinaf» talebinin reddine karar verilmiştir.
Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava ve talep konularının «zamanaşımına» uğradığını, davacının da bilgisi dahilinde olan bu işlemler ile ilgili dava açma süresinin 3 ay ile sınırlı iken olayın meydana geldiği tarihten 6 yıl sonra ve kötü niyetli olarak işbu davanın açıldığını, «şirketi zarara» uğratılmaktan bahsediliyor ise bunun bir suç teşkil edeceği de dikkate alınarak suç ve cezanın şahsiliği ilkesi gereğince vefat etmiş kişi ve «mirasçıları» hakkında dava açılamayacağının açık olduğunu, şirketin zarara uğradığı iddia edilen rakam için davanın açılması gerekirken davanın neden 40.000,00 TL için açıldığının anlaşılamadığını, davanın bir «tespit davası» mı yoksa «eda davası» mı olduğunun belli olmadığını, 2012 yılında «şirkette müdür» olan ... ...'ın vefat ettiğini, onun eylemleri nedeniyle davanın mirasçılara açılması ve «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının dava dışı şirketin işlemlerinden haberdar olduğunu, her genel kurul öncesi şirket kayıtlarını incelediğini, kaldı ki i …
2.Davalı ... ... «mirasçıları» vekili katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın «husumet yokluğu» ve «zamanaşımı» sebebiyle reddi gerektiğini, karar davalılar yönünden farklı gerekçelerle reddedildiği için «masraf» ve «vekalet ücretinin» ayrı ayrı takdir edilmesi gerektiğini kararın bu sebeplerle düzeltilerek onanmasını istemiştir.
Benzer bu karardaCerrahi Aletler A.Ş.'nin imal ettiği ürünler dışında başkaca herhangi bir ürünün pazarlanmayacağına dair alınmış bir karar ya da «mutabakatın» bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde bu durumun «ortaklıktan çıkma» için «haklı sebep» olarak kabul edilemeyeceği, «şirketin zarar» etmesinin tek başına çıkma «sebebi» olarak kabul edilemeyeceği, şirketin sürekli zarar etmesi halinin çıkma için haklı sebep olarak kabul edilebileceği, ancak zararın haklı sebep olarak kabulü için süreklilik arz eden bu durumun düzeltilemeyecek olması ve ürünlerde değişikliğe gidilmesi gibi iyileştirici işlemlerle dahi ortadan kaldırılamaması gerektiği, ancak bu yönde bir girişimde bulunulduğuna dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı, şirketin idaresinden bilgi verilmediği yönündeki iddiaların dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği, şirket ortaklığını çekilmez kılacak nitelikte taraflar arasında «husumet» bulunmadığı, şirket ortağının «rekabet yasağına» tabi olmadığı, ancak bu hususta «esas sözleşmedeki» ayrık düzenlemelerin saklı olduğu, somut olayda ise bu yönde bir düzenlemenin bulunmadığı, şirket ortağının bağlılık ve «sır saklama yükümlülüğünü» ihlal ettiğine dair dosya kapsamında ispata elverişli bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
… olduğuna dair iddiasının yersiz olduğu, davalı şirketin farklı şirketlerin ürünlerini de pazarlayabileceğinin anlaşıldığı, bilirkişi kök ve ek raporlarında şirketin «son» 4 yıldır zarar ettiği, şirket aktiflerinin pasiflerini karşılamadığı belirlenmiş ise de yine bu raporlarda tespit edildiği üzere «şirketin zarar» etmesinin tek başına «ortaklıktan çıkma» için «haklı sebep» teşkil etmediği, dosya kapsamında şirketin sürekli zarar etme halini ortadan kaldırmak için iyileştirici tedbirler alındığına, zarar etme halinin düzeltilemeyeceğine dair bir tespit yer almadığı, dava tarihi itibarıyla 5 ortaktan oluşan davalı «limited şirkette» dava tarihinde davacı ile davalı şirket ortakları arasında ortaklar arasındaki ilişkiyi çekilmez hale getirecek ve ortaklar arasında güven «kaybına» yol açacak nitelikte «husumet» bulunduğu ispatlanmadığı gibi davacı ortağın davalı limited şirketin idaresi hakkında bilgilendirilmediği iddiaları da dosya kapsamı itibarıyla kanıtlanmadığından asıl davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, birleşen davada, «istinaf incelemesi» aşamasında dava dışı ...
Cerrahi Aletler A.Ş.'nin kurucu ortağı olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olmasının tek «sebebinin» müvekkilinin kurucu ortağı olduğu dava dışı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtecilik iddiası · sır saklama yükümlülüğü · bağlılık yükümlülüğü · saklama yükümlülüğü · limited şirket ortağı · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · ticari defter incelemesi
Benzer bu karardaCerrahi Aletler A.Ş.'nin imal ettiği ürünler dışında başkaca herhangi bir ürünün pazarlanmayacağına dair alınmış bir karar ya da «mutabakatın» bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde bu durumun «ortaklıktan çıkma» için «haklı sebep» olarak kabul edilemeyeceği, «şirketin zarar» etmesinin tek başına çıkma «sebebi» olarak kabul edilemeyeceği, şirketin sürekli zarar etmesi halinin çıkma için haklı sebep olarak kabul edilebileceği, ancak zararın haklı sebep olarak kabulü için süreklilik arz eden bu durumun düzeltilemeyecek olması ve ürünlerde değişikliğe gidilmesi gibi iyileştirici işlemlerle dahi ortadan kaldırılamaması gerektiği, ancak bu yönde bir girişimde bulunulduğuna dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı, şirketin idaresinden bilgi verilmediği yönündeki iddiaların dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği, şirket ortaklığını çekilmez kılacak nitelikte taraflar arasında «husumet» bulunmadığı, şirket ortağının «rekabet yasağına» tabi olmadığı, ancak bu hususta «esas sözleşmedeki» ayrık düzenlemelerin saklı olduğu, somut olayda ise bu yönde bir düzenlemenin bulunmadığı, şirket ortağının bağlılık ve «sır saklama yükümlülüğünü» ihlal ettiğine dair dosya kapsamında ispata elverişli bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/17 E. sayılı dosyasıyla sır saklama ve «bağlılık yükümlülüğüne» aykırılık sebebiyle maddi ve manevi «tazminat davası» açıldığını, davalı şirket tarafından verilen ilk mizanda davalı şirketin kasasında bulunan yaklaşık 800.000,00 TL'nin, ikinci mizanda, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne ve Kadıköy Ağız ve Diş Hastanesi'ne Yalova Devlet Hastanesi'ne hesap açılmak suretiyle eritildiğini, söz konusu hastanelere yazılan müzekkerelere verilen cevaplar ile anılan hesapların sahte (fiktif) olduğu, davalı şirket ile anılan hastaneler arasında ticaret olmadığının anlaşıldığını, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince soyut ve afaki bilirkişi kök ve ek raporlarına istinaden davanın reddine karar verildiğini, davalı şirketin müvekkili ile ilgili olarak «sır saklama yükümlülüğünü» ihlal ettiğini, belgede «sahtecilik» yaptığını, «dolandırıcılık» yaptığını iddia etmesine karşılık müvekkilinin hem de bila bedel ortaklıktan çıkmasına izin verilmemesinin «hakkın kötüye kullanımı» niteliğinde olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… rkişi heyeti ek raporunda davacı şirketin kurulduğu 2005 yılından kar elde ettiği 2011 yılına kadar yıllık net kar oranı ile yıllık ortalama hasılat oranı üzerinden «sır saklama yükümlülüğü» kapsamında hesaplanan 2.475.018,38 TL tazminat miktarının ise gerek hesaplamanın varsayıma dayalı olarak yapılmış olması gerekse davalı ortağın esasen davacı şirketçe, davacı şirketin ticari sırlarının dava dışı anılan şirketlerle paylaşılmak suretiyle davacı şirketin ihaleleri kaybederek cirosunun düşmesi sonucunda davacı «şirketin zarara» uğratılmasında davalı ortağın 6102 sayılı Kanun'un 613 üncü maddesi kapsamında sır saklama yükümlülüğüne aykırı eylemlerde bulunduğunun, davacı şirketin sırlarını paylaştığının tüm dosya kapsamı itibarıyla kanıtlanmamış olması sebebiyle dikkate alınmadığı gerekçesiyle birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe nedeniyle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, birleşen davanın anılan gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada davacının haklı sebeple davalı «limited şirket ortaklığından» çıkmasına izin verilmesi, birleşen davada ise «limited şirket ortağı» olan davalının sadakat ve bağımlılık yükümlülüğüne aykırı davranması sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3238 E. 2019/2175 K.
Ortak:şirket zararı · e-defter
İncelediğiniz karardaŞti.'nin «defterlerinde» YMM raporu ile düzeltme «beyannamesi» verildiğini, müvekkilinin talebi sonucu şirketin 2012 dönemi mizanın gönderildiğini, anılan mizana ait Kurumlar Vergisi Beyannamesinin yasal süresi içerisinde Verg …
Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava ve talep konularının «zamanaşımına» uğradığını, davacının da bilgisi dahilinde olan bu işlemler ile ilgili dava açma süresinin 3 ay ile sınırlı iken olayın meydana geldiği tarihten 6 yıl sonra ve kötü niyetli olarak işbu davanın açıldığını, «şirketi zarara» uğratılmaktan bahsediliyor ise bunun bir suç teşkil edeceği de dikkate alınarak suç ve cezanın şahsiliği ilkesi gereğince vefat etmiş kişi ve «mirasçıları» hakkında dava açılamayacağının açık olduğunu, şirketin zarara uğradığı iddia edilen rakam için davanın açılması gerekirken davanın neden 40.000,00 TL için açıldığının anlaşılamadığını, davanın bir «tespit davası» mı yoksa «eda davası» mı olduğunun belli olmadığını, 2012 yılında «şirkette müdür» olan ... ...'ın vefat ettiğini, onun eylemleri nedeniyle davanın mirasçılara açılması ve «husumet» yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının dava dışı şirketin işlemlerinden haberdar olduğunu, her genel kurul öncesi şirket kayıtlarını incelediğini, kaldı ki i …
… .2020 tarihli ek raporun hükme esas alınmasının da doğru olmadığını, bilirkişi heyeti tarafından özetle; şirketin öz sermayesi her iki halde de negatif olduğu için, «fiktif işlemler» ile değişen bir durumun söz konusu olmadığının belirtildiğini, bilirkişi heyetinin bu yorumunun şirketin içinin boşaltılmasına yasal zemin oluşturduğunu, 1.832.090,34 TL borç ile 889.838,27 TL borcun ya da negatifliğin aynı olduğunun ya da önemsiz olduğunun belirtilmesinin, zorlama bir yorum olduğunu, iki rakam arasında yaklaşık 1.000.000,00 TL fark bulunduğunu, muhasebe tekniği açısından, kasadaki para, fiktif bir para olsaydı, kasa hesabında bırakılacağını, alıcılar hesabında olmayan sahte «cari hesaplar» oluşturulup bu hesaplara aktarılmayacağını, sahte cari hesaplar oluşturma işleminin kasadaki paranın gerçekte var olduğunun, davalılar tarafından müvekkiline «kar payı» ödenmek istenmemesi sebebiyle, sahte cari hesaplar açılarak paranın buharlaştırıldığının en açık delili olduğunu, Mahkemece davalıların fiktif hesap açmak suretiyle «şirketi zarara» uğrattıklarının değerlendirilmediğini, sadece 6111 sayılı yasadan faydalanarak buharlaştırılan bedel değerlendirilerek karar verildiğini, Mahkeme tarafından, daval …
Benzer bu karardaMahkemece, tarafların ortağı olduğu şirketin «ortaklar cari hesabına» giren paraların muhtelif hesaplarla ilişkilendirilmeyen veya gerçek işlemle belgelendirilmeyen ödemelerin, şirket kasasında fiilen ve gerçekte olmayan bir paranın kayıtlarda var gibi görünmesine yani fiktifliğe yol açtığı, şirketin 6111 sayılı Yasa'dan faydalanarak fiktifliği giderdiği, davalının dava dışı «şirketi zarara» uğrattığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de hükme esas alınan bilirkişi raporunun çoğunluk görüşünde genellikle gerçekte yapıland …
Davalı müdür tarafından da, 6111 sayılı Yasa'dan yararlanmadan önce şirket kasasında görünen bakiyenin fiktif olduğu, bu rakamın harcanmış, belgesi bulunan, ancak vergi mevzuatı nedeniyle muhasebe kayıtlarına yansıtılmayan tutardan ibaret bulunduğu yönünde savunma yapıldığı ve şirket «defterleri» ile harcama belgeleri sunulduğu halde mahkemece bu belgeler incelenmeden karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar cari hesabı · doğrudan zarar · dolaylı zarar · ıslah · eksik inceleme
Benzer bu karardaŞti.'nin müdürü olan davalının sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkin olup dava dilekçesinde 20.000.- TL zararın «doğrudan zarar» olarak kabul edilmesi halinde davacıya, «dolaylı zarar» olarak kabul edilmesi halinde şirkete verilmesi istenmiş, Dairemizin 01.11.2013 tarihli bozma ilamından sonra verilen 14.11.2014 tarihli «ıslah» dilekçesi ile de, doğrudan zarar kapsamında bir zarar isteminin bulunmadığı belirtilerek 888.444,79 TL dolaylı zararın tahsili talep edilmiştir.
… belgeler incelenip, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozmadan sonra «ıslah» yapılamayacağı da gözetilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 02.05.2017 gün ve 2015/15287 E.-2017/2553 K. sayı …
Mahkemece, tarafların ortağı olduğu şirketin «ortaklar cari hesabına» giren paraların muhtelif hesaplarla ilişkilendirilmeyen veya gerçek işlemle belgelendirilmeyen ödemelerin, şirket kasasında fiilen ve gerçekte olmayan bir paranın kayıtlarda var gibi görünmesine yani fiktifliğe yol açtığı, şirketin 6111 sayılı Yasa'dan faydalanarak fiktifliği giderdiği, davalının dava dışı «şirketi zarara» uğrattığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de hükme esas alınan bilirkişi raporunun çoğunluk görüşünde genellikle gerçekte yapıland …
-
Haksız rekabet tespiti | Tazminat | Haksız rekabetin tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2671 E. 2023/6292 K.
Ortak:ba beyannamesi · tasdik kararı · e-defter
İncelediğiniz karardaŞti.'nin «defterlerinde» YMM raporu ile düzeltme «beyannamesi» verildiğini, müvekkilinin talebi sonucu şirketin 2012 dönemi mizanın gönderildiğini, anılan mizana ait Kurumlar Vergisi Beyannamesinin yasal süresi içerisinde Verg …
… i raporu ile ortayı çıktığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 ve devamı maddeleri gereği şirketin bu zararından davalıların murisi olan «şirket müdürü» ile birlikte mali müşavirin de bu zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek «belirsiz alacak davası» olarak açılan bu davada dava dışı şirketin uğramış olduğu zararın şimdilik 40.000,00 TL'nin KDV «beyanname» düzeltme tarihinden itibaren işleyecek ticari «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın «belirsiz alacak davası» olarak açılamayacağını, davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, dava dışı şirketin denetçisi olmayıp yeminli mali müşaviri olan müvekkili hakkında 6102 sayılı Kanun'un 554 üncü maddesi uyarınca sorumluluk davasının açılamayacağını, müvekkilinin görevinin tam «tasdik» raporu hazırlamak olduğunu, işletme varlıklarını azaltan bir durumun yada zararın söz konusu olmadığını, yeminli mali müşavirlerin yaptıkları tasdikin doğruluğundan, tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere «zıyaa» uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduklarını, buna göre müvekkilinin sorumluluğunun yalnızca devlete karşı ve zıyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan ötürü olabileceğini, müvekkilinin muhasebe kayıtlarını tutan da olmadığından ortaklar arasındaki ihtilafın muhatabı olmasının mümkün olmadığını, «zamanaşımı» ve «hak düşürücü süreler» yönünden de itirazların değerlendirilmesinin gerektiğini, müvekkilinin sadece tam tasdik raporunu düzenlediğini, müvekkiline «husumet» yükletilemeyeceğini, zararın doğmadığını, tam tasdikli raporun varlığı iddia edilen zarara sebebiyet vermesinin muhasebe kayıtlarını tutan müvekkilinin olmaması sebebiyle mümkün olmadığını, meydana geldiği iddia edilen zarar ile tam tasdik raporu veren müvekkilinin eylemi arasında bir «illiyet bağı» bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaDürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak şeklinde düzenlendiği, davacının, dava dışı şirketler ile denetim ve «tasdik» sözleşmesi imzaladığı, bu sözleşme kapsamında mali müşavirlik hizmeti verdiği , 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun Mesleğin Konusu başlıklı madde 2 -" A) Muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusu: Gerçek ve tüzelkişilere ait teşebbüs ve işletmelerin; a) Genel kabul görmüş muhasebe prensipleri ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince, «defterlerini» tutmak, bilanço, kar-zarar tablosu ve «beyannameleri» ile diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmak. b) Muhasebe sistemlerini kurmak, geliştirmek, işletmecilik, muhasebe, finans, mali mevzuat ve bunların uygulamaları ile ilgili işlerini düzenlemek veya bu konularda müşavirlik yapmak. c) Yukarıdaki bentte yazılı konularda, belgelerine dayanılarak, inceleme, tahlil, denetim yapmak, mali tablo ve beyannamelerle ilgili konularda yazılı vermek, rapor ve benzerlerini düzenlemek, «tahkim», bilirkişilik ve benzeri işleri yapmak.
… usul ve esastan yoksun "Danışmanlık Sözleşmeleri" imzalayarak hizmet vermeye başladığını öğrendiğini, Nejat Elaldı'nın imzaladığı sözleşmelerin zorunlu düzenleme ve «şekil şartlarına» ve TÜRMOB tarafından bastırılan tip sözleşmeye uygun olmadığını, adı geçen firmaların, iki YMM'nin sürtüşmesinden rahatsız olarak 2016 yılı sözleşmelerini feshettiğini ve 2017 yılında kendisiyle çalışmayacaklarını bildirdiğini, davalı ...'nın eylem ve işlemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun), «haksız rekabetle» ilgili 54 ve 55 inci maddeleri kapsamında olduğunu, Kanun'un 56 ncı maddesi hükmüne göre de tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, bahis konusu eylem ve işlemlerin 3568 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri ve bu Kanun gereğince çıkarılan yönetmelik ve tebliğlere göre de dürüstlük, güvenilirlik ve tarafsızlık açısından da disiplin cezalarını gerektirdiğini, kendisinin adı geçen firmalar ile yıllık gelir veya kurumlar vergisi «beyanname» ve eklerinin «tasdiki» (tam tasdik) sözleşmesi bulunduğunu, 3568 sayılı Kanun - 35 sıra nolu Tebliğ'e göre bu durumda mükellefin yatırım indirimi istisnasından yararlanmaları için ayrıca "Yatırım İndirimi Tasdik Raporu" «ibraz» etmesine gerek olmadığını, 3568 sayılı Kanun - Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinde "Haksız Rekabet" başlığı altında, "meslek mensupları, başka bir meslek mensubu ile sözleşmesi devam eden gerçek ve tüzel kişilere mesleki hizmet vermeye girişemezler" denildiğini, davalı ...'nın bu firmalarla imzaladığı Danışmanlık Sözleşmesinin kapsamının kendisinin «yetki» ve sorumluluk alanında olduğunu ileri sürerek 6102 sayılı Kanun'a istinaden süresinde yıllık Denetim ve Tasdik sözleşmesi bulunan iki ayrı müşterisini usul ve esastan yoksun gayri nizami sözleşmelerle elinden alan, rekabet avantajı sağlayan ve «sözleşmeleri iptal» ettirildiğinden iki ayrı fiilin haksız rekabet olup olmadığını tespitine, sabit ve devamlı gelir kaybından dolayı iki ayrı fiilden dolayı 5.000,00'er TL'den «maddi tazminat» toplamı 10.000,00 TL ve her biri için 20.000'er TL manevi tazminat toplamı 40.000,00 TL tazminatın kendisine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… Sözleşmesiyle ilgili hizmetin mükellef kurumun iş ve işlemlerinin mali mevzuata uygunluğunun denetlenmesi ve yıllık olarak kamu otoritesine raporlanması olduğunu ve «tanımı» gereği "geriye dönük" (ex-post) bir işlem olduğunu, danışmanlık hizmetinde ise ileriye dönük olarak, karar vericilerin verecekleri kararın yapısı ve muhtemel sonuçlarının tartışılarak değerlendirildiğini, ayrıca fınansal işlemlerin ve muhtemel sonuçlarını, dış dünya ile ilişkiler ve muhtemel mali sonuçlarını kapsadığını, imzalanan Danışmanlık Sözleşmesi ile ilgili YMM Odasına ve Maliye Bakanlığına bildirim yapıldığını, «danışmanlık sözleşmesinin» davacının hizmetine engel teşkil etmediğini ve davacının sözleşmesinin öngörüldüğü gibi 1 yıl sürdüğünü, 3568 sayılı Kanun'un, ticari kurum ve şirketlerin hem tam «tasdik» sözleşmesi ve hem de danışmanlık sözleşmesi yapmasına cevaz verdiğini, TÜRMOB Disiplin Kurulunca, mükellefin aynı zamanda danışmanlık hizmeti alabileceğini teyit e …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma · danışmanlık sözleşmesi · şekil şartı · sözleşmenin iptali · tanıma · tahkim · hile · yetki
Benzer bu kararda… usul ve esastan yoksun "Danışmanlık Sözleşmeleri" imzalayarak hizmet vermeye başladığını öğrendiğini, Nejat Elaldı'nın imzaladığı sözleşmelerin zorunlu düzenleme ve «şekil şartlarına» ve TÜRMOB tarafından bastırılan tip sözleşmeye uygun olmadığını, adı geçen firmaların, iki YMM'nin sürtüşmesinden rahatsız olarak 2016 yılı sözleşmelerini feshettiğini ve 2017 yılında kendisiyle çalışmayacaklarını bildirdiğini, davalı ...'nın eylem ve işlemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun), «haksız rekabetle» ilgili 54 ve 55 inci maddeleri kapsamında olduğunu, Kanun'un 56 ncı maddesi hükmüne göre de tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, bahis konusu eylem ve işlemlerin 3568 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri ve bu Kanun gereğince çıkarılan yönetmelik ve tebliğlere göre de dürüstlük, güvenilirlik ve tarafsızlık açısından da disiplin cezalarını gerektirdiğini, kendisinin adı geçen firmalar ile yıllık gelir veya kurumlar vergisi «beyanname» ve eklerinin «tasdiki» (tam tasdik) sözleşmesi bulunduğunu, 3568 sayılı Kanun - 35 sıra nolu Tebliğ'e göre bu durumda mükellefin yatırım indirimi istisnasından yararlanmaları için ayrıca "Yatırım İndirimi Tasdik Raporu" «ibraz» etmesine gerek olmadığını, 3568 sayılı Kanun - Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinde "Haksız Rekabet" başlığı altında, "meslek mensupları, başka bir meslek mensubu ile sözleşmesi devam eden gerçek ve tüzel kişilere mesleki hizmet vermeye girişemezler" denildiğini, davalı ...'nın bu firmalarla imzaladığı Danışmanlık Sözleşmesinin kapsamının kendisinin «yetki» ve sorumluluk alanında olduğunu ileri sürerek 6102 sayılı Kanun'a istinaden süresinde yıllık Denetim ve Tasdik sözleşmesi bulunan iki ayrı müşterisini usul ve esastan yoksun gayri nizami sözleşmelerle elinden alan, rekabet avantajı sağlayan ve «sözleşmeleri iptal» ettirildiğinden iki ayrı fiilin haksız rekabet olup olmadığını tespitine, sabit ve devamlı gelir kaybından dolayı iki ayrı fiilden dolayı 5.000,00'er TL'den «maddi tazminat» toplamı 10.000,00 TL ve her biri için 20.000'er TL manevi tazminat toplamı 40.000,00 TL tazminatın kendisine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… Sözleşmesiyle ilgili hizmetin mükellef kurumun iş ve işlemlerinin mali mevzuata uygunluğunun denetlenmesi ve yıllık olarak kamu otoritesine raporlanması olduğunu ve «tanımı» gereği "geriye dönük" (ex-post) bir işlem olduğunu, danışmanlık hizmetinde ise ileriye dönük olarak, karar vericilerin verecekleri kararın yapısı ve muhtemel sonuçlarının tartışılarak değerlendirildiğini, ayrıca fınansal işlemlerin ve muhtemel sonuçlarını, dış dünya ile ilişkiler ve muhtemel mali sonuçlarını kapsadığını, imzalanan Danışmanlık Sözleşmesi ile ilgili YMM Odasına ve Maliye Bakanlığına bildirim yapıldığını, «danışmanlık sözleşmesinin» davacının hizmetine engel teşkil etmediğini ve davacının sözleşmesinin öngörüldüğü gibi 1 yıl sürdüğünü, 3568 sayılı Kanun'un, ticari kurum ve şirketlerin hem tam «tasdik» sözleşmesi ve hem de danışmanlık sözleşmesi yapmasına cevaz verdiğini, TÜRMOB Disiplin Kurulunca, mükellefin aynı zamanda danışmanlık hizmeti alabileceğini teyit e …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava özü itibariyle, davacının denetim ve «tasdik» sözleşmesi imzaladığı dava dışı şirketler ile davalının «danışmanlık sözleşmesi» imzalamasının «haksız rekabet» oluşturup oluşturmadığı konusunda toplandığı, 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, haksız rekabet teşkil eden haller 6102 sayılı Ka …
Başkalarının iş «ürünlerinden yetkisiz yararlanma», 4.
1 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/320 E. 2013/1895 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının davalı şirketin borçlu olduğunu kanıtlayamadığı, şirket yetkilisinin yeminli beyanı ile şirketin takibe konu belgeler ve «hisse devri» nedeniyle davacıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, takibin «kötüniyetli» olduğu kanıtlanamadığından davalının tazminat talebinin reddine dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3929 E. , 2024/5799 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1360 Esas, 2022/1558 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/844 E., 2020/283 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından ve katılma yolu ile davalı ... ... mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ortağı olduğu dava dışı ... Cerrahi Aletler... Ltd. Şti.'nin müdürlüğünü uzun süre davalılar ..., ... ve ... ...'ın murisi ... ...'ın yaptığını, davalı ... ...'nin şirketin yeminli mali müşaviri (YMM) olduğunu, dava dışı ... Cerrahi Aletler... Ltd. Şti.'nin defterlerinde YMM raporu ile düzeltme beyannamesi verildiğini, müvekkilinin talebi sonucu şirketin 2012 dönemi mizanın gönderildiğini, anılan mizana ait Kurumlar Vergisi Beyannamesinin yasal süresi içerisinde Vergi Dairesine verildiğini, müvekkiline gönderilen mizanın değiştirildiğini, 02.07.2013 tarihinde kurumlar vergisi beyannamesinde düzeltme yapılarak müvekkiline ait döneme 2 nci mizanın gönderildiğini, düzeltme beyannamesinde açıklama olarak "YMM ...'nin Tam Tasdik Raporuna İstinaden" ibaresinin bulunduğunu, ilk mizanda şirket kasasında bulunan 798.421,24 TL'nin ikinci mizanda (Kanuni ...
... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne, Yalova Devlet Hastanesi'ne Kadıköy Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'ne vs.) cari hesap yoluyla eksiltildiğini, müvekkili tarafından Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/556 E. sayılı dosyası ile dava dışı ... Cerrahi Aletler... Ltd. Şti. aleyhine şirketin müdürü tarafından kötü yönetildiği gerekçeleriyle ortaklıktan çıkmaya izin davası açıldığını, bu davada alınan ek uzman görüş raporunda şirket yöneticileri tarafından şirket varlıklarında şirket ortaklarının aleyhine olacak şekilde düzeltme işleminin yapıldığının bildirildiğini, dava dışı şirketin kasasında bulunması gereken 942.252,07 TL'nin şirket müdürü tarafından buharlaştırıldığının Ankara 4.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/556 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile ortayı çıktığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 ve devamı maddeleri gereği şirketin bu zararından davalıların murisi olan şirket müdürü ile birlikte mali müşavirin de bu zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak açılan bu davada dava dışı şirketin uğramış olduğu zararın şimdilik 40.000,00 TL'nin KDV beyanname düzeltme tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, dava dışı şirketin denetçisi olmayıp yeminli mali müşaviri olan müvekkili hakkında 6102 sayılı Kanun'un 554 üncü maddesi uyarınca sorumluluk davasının açılamayacağını, müvekkilinin görevinin tam tasdik raporu hazırlamak olduğunu, işletme varlıklarını azaltan bir durumun yada zararın söz konusu olmadığını, yeminli mali müşavirlerin yaptıkları tasdikin doğruluğundan, tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere zıyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, buna göre müvekkilinin sorumluluğunun yalnızca devlete karşı ve zıyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan ötürü olabileceğini, müvekkilinin muhasebe kayıtlarını tutan da olmadığından ortaklar arasındaki ihtilafın muhatabı olmasının mümkün olmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yönünden de itirazların değerlendirilmesinin gerektiğini, müvekkilinin sadece tam tasdik raporunu düzenlediğini, müvekkiline husumet yükletilemeyeceğini, zararın doğmadığını, tam tasdikli raporun varlığı iddia edilen zarara sebebiyet vermesinin muhasebe kayıtlarını tutan müvekkilinin olmaması sebebiyle mümkün olmadığını, meydana geldiği iddia edilen zarar ile tam tasdik raporu veren müvekkilinin eylemi arasında bir illiyet bağı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava ve talep konularının zamanaşımına uğradığını, davacının da bilgisi dahilinde olan bu işlemler ile ilgili dava açma süresinin 3 ay ile sınırlı iken olayın meydana geldiği tarihten 6 yıl sonra ve kötü niyetli olarak işbu davanın açıldığını, şirketi zarara uğratılmaktan bahsediliyor ise bunun bir suç teşkil edeceği de dikkate alınarak suç ve cezanın şahsiliği ilkesi gereğince vefat etmiş kişi ve mirasçıları hakkında dava açılamayacağının açık olduğunu, şirketin zarara uğradığı iddia edilen rakam için davanın açılması gerekirken davanın neden 40.000,00 TL için açıldığının anlaşılamadığını, davanın bir tespit davası mı yoksa eda davası mı olduğunun belli olmadığını, 2012 yılında şirkette müdür olan ...
...'ın vefat ettiğini, onun eylemleri nedeniyle davanın mirasçılara açılması ve husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının dava dışı şirketin işlemlerinden haberdar olduğunu, her genel kurul öncesi şirket kayıtlarını incelediğini, kaldı ki işlemlerin şirket menfaatine olduğunu ve davacı zararına olmadığını, davacının sanki bu işlemlerden yeni haberdar olmuş gibi dava açmasının da doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar davalılar zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de davanın 2012 yılı bilançosunun görüşüldüğü 2013 yılı bilanço düzeltmeleri ve beyannamelerine dayandığı, dava tarihi olan 2017 yılı itibariyle 5 yıllık süre dolmadığından davalıların zamanaşımı def'inin yerinde görülmediği, dava konusu dönemde murisleri dava konusu şirketin yöneticisi olup davanın 6102 sayılı Kanun'un 553 ve devamı maddelerine dayanan şirket yöneticilerine karşı açılan sorumluluk davası olduğu ve bu durumda yöneticinin mirasçıları olan davalıların külli halefiyet gereği mirası reddetmediği müddetçe murisin fiillerinden dolayı meydana gelecek zarardan sorumlu oldukları ve kendilerine husumet yöneltilebileceğinden buna yönelik itirazlarının yerinde görülmediği, davalı yeminli mali müşavirin husumet itirazlarına gelince, sorumluluk davası şirket yöneticilerine karşın açılabilir ise de yönetici olmayan ancak yöneticilerin eylemlerine iştirak eden kişilere karşı da açılabileceğinden davalının buna yönelik itirazlarının da yersiz olduğu, bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarına göre dava konusu şirketin 2011 ve 2012 yılı bilançolarında zarar ettiğinin tespit edildiği ve kayıtlarda zarar görüldüğü ancak buna rağmen şirket kasasında 804.030,92 TL'lik bir varlığın görüldüğü, davalıların murisi olan şirket yöneticisinin ve yeminli mali müşavirin 6111 sayılı yasa uyarınca aslında var olmayan ancak fiktif olarak bilançoda görülen bu varlığın bilanço dışına çıkartılarak bilançoların fiktif işlemlerden arındırılıp gerçek duruma dönüştürüldüğü, söz konusu dönemde yapılan işlemler nedeniyle dava konusu şirketin herhangi bir zarara uğratılmadığı, dolayısıyla davacının davalılardan talep edebileceği bir zarar ve tazminatın bulunmadığının belirlendiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... ... mirasçıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların fiktif hesaplar açarak şirketin kasasından 798.421,24 TL'yi buharlaştırdıklarını, müvekkilinin ısrarlı talepleri üzerine müvekkiline gönderilen 01.01.2012-31.12.2012 dönemlerine ait şirket mizana ait Kurumlar Vergisi Beyannamesinin yasal süresi içinde vergi dairesine verildiğini, müvekkiline gönderilen mizanın değiştirildiğini ve 02.07.2013 tarihinde Kurumlar Vergisi Beyannamesinde düzeltme yapılarak müvekkiline aynı döneme ait 2 nci mizanın gönderildiğini, düzeltme beyannamesinde açıklama olarak "YMM ...'nin Tam Tasdik Raporuna istinaden" ibaresinin bulunduğunu, ilk mizanda şirket kasasında bulunan 798.421,24 TL 'nin ikinci mizanda (Kanuni ...
... Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne, Yalova Devlet Hastanesi’ne, Kadıköy Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’ne vs. ) cari hesap yoluyla eksiltildiğini, müvekkili tarafından, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/556 E. sayılı dosyası ile dava dışı ... Cerrahi Aletler Pazarlama Ltd. Şti. aleyhine, şirketin müdürü tarafından kötü yönetildiğinden, şirketin mali durumu hakkında kendisine bilgi verilmediğinden ve sair sebeplerle ortaklıktan çıkmaya izin verilmesi istemiyle açılan davada, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/556 E. sayılı dosyasında; ilk mizandaki 798.421,24 TL’nin ikinci mizanda buharlaştırıldığı iddiaları üzerine söz konusu hastanelere yazılan müzekkere cevaplarında istenilen bilgi ve belgelerin bulunmadığının bildirildiğini, alınan bilirkişi raporlarında ilk mizan ile ikinci mizan arasındaki farklılıklardan olan ve alıcılar hesaplarının sahte/fiktif olduğunun ispatlandığını, ilk mizanda kasada gözüken 798.421,24 TL’nin hesabı müvekkiline verilemeyeceği için, yine davalı şirket tarafından kayıtlara alındığını ve yeminli mali müşavir tarafından da tam tasdik raporu ile onaylanarak, kasada gözüken 798.421,24 TL’nin 337.983,19 TL’sinin gerçekte olmayan alıcılar hesabına aktarıldığını, aktarım yapılan alıcılara Ankara 4.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/556 E. sayılı dosyasından yazılan müzekkerelere alıcıların vermiş oldukları cevaplar ile hesapların gerçek olmadığının anlaşıldığını, bu hususların bilirkişi raporları ile de tespit edildiği, yanlı ve yoruma dayalı 17.03.2020 tarihli ek raporun hükme esas alınmasının da doğru olmadığını, bilirkişi heyeti tarafından özetle; şirketin öz sermayesi her iki halde de negatif olduğu için, fiktif işlemler ile değişen bir durumun söz konusu olmadığının belirtildiğini, bilirkişi heyetinin bu yorumunun şirketin içinin boşaltılmasına yasal zemin oluşturduğunu, 1.832.090,34 TL borç ile 889.838,27 TL borcun ya da negatifliğin aynı olduğunun ya da önemsiz olduğunun belirtilmesinin, zorlama bir yorum olduğunu, iki rakam arasında yaklaşık 1.000.000,00 TL fark bulunduğunu, muhasebe tekniği açısından, kasadaki para, fiktif bir para olsaydı, kasa hesabında bırakılacağını, alıcılar hesabında olmayan sahte cari hesaplar oluşturulup bu hesaplara aktarılmayacağını, sahte cari hesaplar oluşturma işleminin kasadaki paranın gerçekte var olduğunun, davalılar tarafından müvekkiline kar payı ödenmek istenmemesi sebebiyle, sahte cari hesaplar açılarak paranın buharlaştırıldığının en açık delili olduğunu, Mahkemece davalıların fiktif hesap açmak suretiyle şirketi zarara uğrattıklarının değerlendirilmediğini, sadece 6111 sayılı yasadan faydalanarak buharlaştırılan bedel değerlendirilerek karar verildiğini, Mahkeme tarafından, davalıların, 6111 sayılı yasadan faydalandıkları ve yasadan faydalanmış olmaları gereğince de kanuna aykırı bir işlem yapmadıklarının kabul edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... ... mirasçıları vekili katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın husumet yokluğu ve zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, karar davalılar yönünden farklı gerekçelerle reddedildiği için masraf ve vekalet ücretinin ayrı ayrı takdir edilmesi gerektiğini kararın bu sebeplerle düzeltilerek onanmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesince usul ve yöntemine uygun olarak alınan ayrıntılı, objektif, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporlarında dava dilekçesine konu birinci mizanın düzenlendiği 01.01.2012 - 31.12.2012 arası dönemde dava dışı ... Cerrahi Aletler Pazarlama Ltd. Şti.'nin borca batık durumda olduğu, şirketin 2012 yılı itibarıyla toplam zararının ise 920.441,06 TL olduğu gözetildiğinde anılan şirketin kasasında 804.030,92 TL bir tutarın bulunabilmesinin mümkün olmadığı, iki bilanço arasında kasada görünen paranın yok görünmesinin sebebinin 6111 sayılı Yasa uyarınca bilançodaki fiktif tutarların bilanço dışına çıkarıldığı ancak yapılan bu işlemin şirketin özvarlığını negatiflikten kurtarmaya yetmediği, zaten borca batık durumda olan şirketin kasasında 804.030,92 TL olabilmesinin mümkün olmadığı, bu sebeple buharlaştırılacak bir meblağın da bulunmadığı belirlendiğine göre, davacının iddiasına konu ilk mizanın düzenlendiği dönemde esasen borca batık olduğu belirlenen dava dışı limited şirketin davacının iddia ettiği gibi kasasında bir meblağın bulunmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla şirketin dava dilekçesinde iddia edildiği gibi bir zararının varlığı kanıtlanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalıların mirasçısı oldukları şirket müdürü ile birlikte zararın giderilmesi amacıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi uyarınca pasif husumet yöneltilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği ve dava zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davalı ...
... mirasçıları vekilinin katılma yoluyla istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıların murisi olan ... ...'ın dava dışı ... Cerrahi Aletler Pazarlama Ltd. Şti. 'de müdürü olarak görev yaptığı dönemde diğer davalı olan şirketin yeminli mali müşaviri ile birlikte anılan şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, varsa zarar ile davacı tarafından iddia olan zarara yol açan ... arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı, bu ... sebebiyle davalıların sorumlu tutulup tutulamayacağı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a ) bendi atfıyla 553, 555 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1071352300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz