Cezai Şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13471 E. 2012/21172 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bağış↗ bsmv↗ tmsf↗ fesih↗ protokol↗ temerrüt faizi↗ ihtarname↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bakanlık bünyesinde bulunan Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü ile davacı arasında kurum personelinin maaşlarının ödenmesine ilişkin protokol imzalandığı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü fesih gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça bağış olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli ihtarnamenin tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak temerrütün 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği, anılan protokolün 6. maddesi uyarınca söz konusu alacağa, davacı banka tarafından temerrüt tarihinde ticari kredilere uygulanan temerrüt faizinin %50 fazlası oranında faiz işletileceği, banka kredisinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olmadığından gider vergisi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek %180 oranında temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gider vergisi talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında, taraflar arasındaki protokolün 6. maddesi uyarınca davacı bankanın davalıya verdiği nakit bağış tutarını, ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlası oranında faiziyle birlikte geri isteyebileceği açıklanmış olup bozma sonrasında davacının ticari kredilere uyguladığı faiz oranının %120 olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da, dosyaya davacı tarafça sunulan faiz tablosundan söz konusu oranın %250 olduğu anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, davacı tarafın ticari kredilere uyguladığı faiz oranının kesin olarak tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan, mahkemece banka kredisinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olmadığından davacının gider vergisi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmiş ise de bu değerlendirme doğru değildir. Zira davacı gider vergisi olarak BSMV'yi davalıdan talep etmektedir. BSMV ise 6802 sayılı Gider Vergisi Kanunu'nun 28. maddesine dayalı olarak bankaların, yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine nakden veya hesaben aldıkları paralar üzerinden alınan bir vergi olup esasen bu verginin yükümlüsü banka olmasına rağmen sözleşme ile bu yükümlülüğün üçüncü kişilere devredilmesi mümkündür. Somut olayda da, protokolün 6. maddesi uyarınca banka bu yükümlülüğünü davalıya devretmiştir. O halde, mahkemece davacının protokol hükümlerine göre faizin %5'i oranındaki BSMV'yi davalıdan talep edebileceğinin kabul edilmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/300 E. 2010/6163 K.
Ortak:bağış · fesih · protokol · ihtarname · karar verilmesine yer olmadığına · temerrüt · Cezai Şart
İncelediğiniz kararda… amına göre, davalı bakanlık bünyesinde bulunan Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü ile davacı arasında kurum personelinin maaşlarının ödenmesine ilişkin «protokol» imzalandığı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü «fesih» gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça «bağış» olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli «ihtarnamenin» tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak «temerrütün» 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği, anılan protokolün 6. maddesi uyarınca söz konusu alacağa, davacı banka tarafından temerrüt tarihinde ticari kredilere uygulanan «temerrüt faizinin» %50 fazlası oranında faiz işletileceği, banka kredisinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olmadığından gider vergisi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek %180 oranında temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gider vergisi talebinin reddine kara …
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında, taraflar arasındaki «protokolün» 6. maddesi uyarınca davacı bankanın davalıya verdiği nakit «bağış» tutarını, ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlası oranında faiziyle birlikte geri isteyebileceği açıklanmış olup bozma sonrasında davacının ticari kredilere …
Somut olayda da, «protokolün» 6. maddesi uyarınca banka bu yükümlülüğünü davalıya devretmiştir.
Benzer bu kararda… ama sonunda, davalı kurumun yalnızca maaşların ödenmesi konusunda banka ile sözleşme yapabileceği, devleti yükümlülük altında bırakabilecek sözleşme yapma konusunda «yetki» verilmemiş bulunduğu, bu sebeple «cezai şart» ve «bağış» kabul etmeye ilişkin hükümler «taşıyan» sözleşmenin geçerli olmadığı, sözleşmeyi imzalayanların kişisel sorumluluğunu gerektirip davalıyı bağlamayacağı, «protokolün» feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü «fesih» gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça bağış olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli «ihtarnamenin» tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak «temerrüdün» 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği gerekçesiyle 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1) Taraflar arasında imzalanan «taahhütnamenin» 2. fıkrasında davalının «protokolü» haksız olarak feshetmesi halinde davacının vermiş olduğu nakit «bağış» tutarı olan 5.000 TL’yi işlemiş faiziyle birlikte geri alınacağı düzenlendiğinden ve taraflar arasında kabul edilen bu hususu hükümsüz kılacak yasal bir düzenleme de mevcut olmadığından, mahkemece, davacının protokol hükümleri uyarınca verdiği tutarı bağış tarihi 21/01/2002 tarihinden itibaren protokolün 6. maddesi uyarınca bankanın ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlasıyla isteyebileceği nazara alınarak, davalının bankanın dava dilekçesinde talep ettiği faizin fahiş olduğu savunması da değerlendirilmek kaydıyla sözleşme faizine hükmedilmesi gerekirken, aksini kabul gerekçeleri de gösterilmeksizin «avans faizine» hükmedilmesi doğru olmamış hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3) Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; her ne kadar mahkemece verilen ilk kararda «cezai şart» ve «bağışın» iadesi talepleri yönünden davanın reddine karar verilerek her iki kalem alacak toplamı nazara alınarak davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmiş ve Dairemiz bozm …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart · olumsuz oy · işlemiş faiz · yetki · taahhütname · taşıyan · avans faizi
Benzer bu kararda… ama sonunda, davalı kurumun yalnızca maaşların ödenmesi konusunda banka ile sözleşme yapabileceği, devleti yükümlülük altında bırakabilecek sözleşme yapma konusunda «yetki» verilmemiş bulunduğu, bu sebeple «cezai şart» ve «bağış» kabul etmeye ilişkin hükümler «taşıyan» sözleşmenin geçerli olmadığı, sözleşmeyi imzalayanların kişisel sorumluluğunu gerektirip davalıyı bağlamayacağı, «protokolün» feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü «fesih» gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça bağış olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli «ihtarnamenin» tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak «temerrüdün» 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği gerekçesiyle 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1) Taraflar arasında imzalanan «taahhütnamenin» 2. fıkrasında davalının «protokolü» haksız olarak feshetmesi halinde davacının vermiş olduğu nakit «bağış» tutarı olan 5.000 TL’yi işlemiş faiziyle birlikte geri alınacağı düzenlendiğinden ve taraflar arasında kabul edilen bu hususu hükümsüz kılacak yasal bir düzenleme de mevcut olmadığından, mahkemece, davacının protokol hükümleri uyarınca verdiği tutarı bağış tarihi 21/01/2002 tarihinden itibaren protokolün 6. maddesi uyarınca bankanın ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlasıyla isteyebileceği nazara alınarak, davalının bankanın dava dilekçesinde talep ettiği faizin fahiş olduğu savunması da değerlendirilmek kaydıyla sözleşme faizine hükmedilmesi gerekirken, aksini kabul gerekçeleri de gösterilmeksizin «avans faizine» hükmedilmesi doğru olmamış hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2) Öte yandan, davacının «işlemiş faizin» %5’i oranındaki gider vergisi talebi hususunda mahkemece olumlu-«olumsuz» karar verilmemesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3) Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; her ne kadar mahkemece verilen ilk kararda «cezai şart» ve «bağışın» iadesi talepleri yönünden davanın reddine karar verilerek her iki kalem alacak toplamı nazara alınarak davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmiş ve Dairemiz bozm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7648 E. 2012/18775 K.
Ortak:ihtarname · temerrüt
İncelediğiniz kararda… amına göre, davalı bakanlık bünyesinde bulunan Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü ile davacı arasında kurum personelinin maaşlarının ödenmesine ilişkin «protokol» imzalandığı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü «fesih» gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça «bağış» olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli «ihtarnamenin» tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak «temerrütün» 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği, anılan protokolün 6. maddesi uyarınca söz konusu alacağa, davacı banka tarafından temerrüt tarihinde ticari kredilere uygulanan «temerrüt faizinin» %50 fazlası oranında faiz işletileceği, banka kredisinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olmadığından gider vergisi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek %180 oranında temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gider vergisi talebinin reddine kara …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirket ile imzalanan genel kredi ve «teminat» sözleşmelerinde davalıların müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla yer aldıkları, kredi borcunun ödenmemesi üzerine «hesap kat ihtarnamelerinin» davalılara 18.08.2000 tarihinde tebliğ edildiği, bu ihtarname ile verilen süre gözetildiğinde davalıların 20.08.2000 tarihinde «temerrüde» düştükleri, Eskişehir 2.
… tarihi itibariyle davalıların borcunun 8270,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, bu tarihten sonra krediye mahsuben ödemelerin yapıldığı, bu nedenle belirtilen miktarın «asıl alacak» olarak kabulünün mümkün olmadığı, icraya yatan paranın hesaplamaya esas alınması gerektiği yönündeki davalı savunmasının da yerinde bulunmadığı, davalıların ana «para borcu» dışında «temerrüt» tarihinden takip tarihine kadar olan temerrütleri nedeniyle de sorumlu bulundukları, kredi borcuna ilişkin olduğu tespit edilen ödemeler «mahsup» edilerek davalıların borçlu oldukları miktarın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5788,89 TL asıl alacak, 36.957,85 TL faiz, 1.847,89 TL BSMV ol …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcu · hesap kat ihtarnamesi · kat ihtarnamesi · hesap kat · müteselsil kefil · mahsup · sulh hukuk mahkemesi · kefil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirket ile imzalanan genel kredi ve «teminat» sözleşmelerinde davalıların müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla yer aldıkları, kredi borcunun ödenmemesi üzerine «hesap kat ihtarnamelerinin» davalılara 18.08.2000 tarihinde tebliğ edildiği, bu ihtarname ile verilen süre gözetildiğinde davalıların 20.08.2000 tarihinde «temerrüde» düştükleri, Eskişehir 2.
… tarihi itibariyle davalıların borcunun 8270,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, bu tarihten sonra krediye mahsuben ödemelerin yapıldığı, bu nedenle belirtilen miktarın «asıl alacak» olarak kabulünün mümkün olmadığı, icraya yatan paranın hesaplamaya esas alınması gerektiği yönündeki davalı savunmasının da yerinde bulunmadığı, davalıların ana «para borcu» dışında «temerrüt» tarihinden takip tarihine kadar olan temerrütleri nedeniyle de sorumlu bulundukları, kredi borcuna ilişkin olduğu tespit edilen ödemeler «mahsup» edilerek davalıların borçlu oldukları miktarın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5788,89 TL asıl alacak, 36.957,85 TL faiz, 1.847,89 TL BSMV ol …
O halde, mahkemenin görevinin tespitinde, talep olunan BSMV alacağının da dikkate alınması gerektiğinden ve bu durumda talep olunan alacak miktarı itibariyle «sulh hukuk» mahkemesi «görevsiz» olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm tesisi doğru görülmemiş olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9381 E. 2013/13401 K.
Ortak:temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz kararda… amına göre, davalı bakanlık bünyesinde bulunan Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü ile davacı arasında kurum personelinin maaşlarının ödenmesine ilişkin «protokol» imzalandığı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü «fesih» gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça «bağış» olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli «ihtarnamenin» tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak «temerrütün» 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği, anılan protokolün 6. maddesi uyarınca söz konusu alacağa, davacı banka tarafından temerrüt tarihinde ticari kredilere uygulanan «temerrüt faizinin» %50 fazlası oranında faiz işletileceği, banka kredisinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olmadığından gider vergisi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek %180 oranında temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gider vergisi talebinin reddine kara …
Benzer bu karardaMahkemece, her ne kadar alacak miktarı daha fazla ise de taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 7.000 TL’nin dava tarihinden itibaren uygulanacak % 21.84 «temerrüt faizi» ve faizin % 5'i oranında BSMV uygulanarak davalıdan tahsiline dair verilen karar davacı vekili ile davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.02.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9545 E. 2010/717 K.
Ortak:bağış · protokol
İncelediğiniz kararda… amına göre, davalı bakanlık bünyesinde bulunan Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü ile davacı arasında kurum personelinin maaşlarının ödenmesine ilişkin «protokol» imzalandığı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü «fesih» gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça «bağış» olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli «ihtarnamenin» tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak «temerrütün» 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği, anılan protokolün 6. maddesi uyarınca söz konusu alacağa, davacı banka tarafından temerrüt tarihinde ticari kredilere uygulanan «temerrüt faizinin» %50 fazlası oranında faiz işletileceği, banka kredisinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olmadığından gider vergisi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek %180 oranında temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gider vergisi talebinin reddine kara …
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında, taraflar arasındaki «protokolün» 6. maddesi uyarınca davacı bankanın davalıya verdiği nakit «bağış» tutarını, ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlası oranında faiziyle birlikte geri isteyebileceği açıklanmış olup bozma sonrasında davacının ticari kredilere …
Somut olayda da, «protokolün» 6. maddesi uyarınca banka bu yükümlülüğünü davalıya devretmiştir.
Benzer bu kararda2-Dava, davalı bakanlığa bağlı okulun personel maaş ve ücretlerinin davacı banka aracılığı ile ödenmesine ilişkin «yapılan protokol» ve «taahhütname» uyarınca «cezai şart» ve yapılan «bağışın» iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece, bağış olarak verilen iddia edilen meblağında iadesi istemi de yazılı gerekçelerle reddedilmiştir.
Oysa, «bağış» olarak verildiği iddia edilen para, eğer adı geçen okula ödenmiş ise envanter kayıtlarına girip girmediğinin tereddütsüz belirlenmesi, bu paranın okul kayıtlarına intikal etmiş bulunması halinde, davacı bankanın bu bedeli talep etmekte haklı olduğunun ilke olarak kabulü, aksi halde para okul müdürüne veya okul koruma derneği gibi farklı bir «tüzel kişiliğe» ödenmiş olması halinde, ödenen kişi veya tüzel kişiliğin bundan sorumlu olacağının kabulü gerekirken, mahkemece, ilgili okul müdürünün, bağış olarak ödenecek paranın okulun dernek işlemlerinin mahkeme aşamasında olması nedeni ile ileride makbuz vermek «taahhüdüyle» okul hesabına nakden yatırılmasına ilişkin tarihsiz yazısı, bağış tutarının ilgili kurumun 22000006 nolu hesabına yatırıldığına ilişkin davacı Banka yazısı, 18.1.2001 tarihli muhasebe fişi makbuzu ve ilgili banka kayıtları belirtilen açıklamalar doğrultusunda yeterince ve «denetime elverişli» bir şekilde değerlendirmeden bu kalem istem yönündende yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · cezai şart · denetime elverişlilik · tüzel kişilik · taahhütname · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda2-Dava, davalı bakanlığa bağlı okulun personel maaş ve ücretlerinin davacı banka aracılığı ile ödenmesine ilişkin «yapılan protokol» ve «taahhütname» uyarınca «cezai şart» ve yapılan «bağışın» iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece, bağış olarak verilen iddia edilen meblağında iadesi istemi de yazılı gerekçelerle reddedilmiştir.
Oysa, «bağış» olarak verildiği iddia edilen para, eğer adı geçen okula ödenmiş ise envanter kayıtlarına girip girmediğinin tereddütsüz belirlenmesi, bu paranın okul kayıtlarına intikal etmiş bulunması halinde, davacı bankanın bu bedeli talep etmekte haklı olduğunun ilke olarak kabulü, aksi halde para okul müdürüne veya okul koruma derneği gibi farklı bir «tüzel kişiliğe» ödenmiş olması halinde, ödenen kişi veya tüzel kişiliğin bundan sorumlu olacağının kabulü gerekirken, mahkemece, ilgili okul müdürünün, bağış olarak ödenecek paranın okulun dernek işlemlerinin mahkeme aşamasında olması nedeni ile ileride makbuz vermek «taahhüdüyle» okul hesabına nakden yatırılmasına ilişkin tarihsiz yazısı, bağış tutarının ilgili kurumun 22000006 nolu hesabına yatırıldığına ilişkin davacı Banka yazısı, 18.1.2001 tarihli muhasebe fişi makbuzu ve ilgili banka kayıtları belirtilen açıklamalar doğrultusunda yeterince ve «denetime elverişli» bir şekilde değerlendirmeden bu kalem istem yönündende yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, okul müdürlüğünün Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı faaliyet gösteren bir kurum olup, «tüzel kişiliği» bulunmadığı, okul müdürünün Bakanlığı borç altına sokacak sözleşme imzalama «yetkisinin» olmadığı, kaldı ki sözleşmenin haksız feshedildiğinin davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin «cezai şart» bedelinin tahsili istemine yönelik olan ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/13471 E. , 2012/21172 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11/05/2011 tarih ve 2010/636-2011/216 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı kurum arasında kurum personelinin maaş ve ücretlerinin müvekkili banka aracılığıyla ödenmesi konusunda protokol ve taahhütname imzalandığını, protokolün süresinden önce feshedilerek gereklerinin yerine getirilmediğini ileri sürerek, şimdilik 5.822,80 TL cezai şart bedelinin 15.03.2003 tarihinden, protokolün devamı şartı ile ödenen 5.000 TL’nin 18.01.2002 tarihinden itibaren %375 oranında temerrüt faizi ve faizin %5’i oranında gider vergisi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bakanlık tebliğ ve yönetmeliklerine aykırı olarak yapılan sözleşmelerin geçerli olmadığını, protokolün haklı nedenlerle feshedildiğini, istenen faizin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bakanlık bünyesinde bulunan Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü ile davacı arasında kurum personelinin maaşlarının ödenmesine ilişkin protokol imzalandığı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü fesih gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça bağış olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli ihtarnamenin tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak temerrütün 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği, anılan protokolün 6.
maddesi uyarınca söz konusu alacağa, davacı banka tarafından temerrüt tarihinde ticari kredilere uygulanan temerrüt faizinin %50 fazlası oranında faiz işletileceği, banka kredisinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olmadığından gider vergisi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek %180 oranında temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gider vergisi talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında, taraflar arasındaki protokolün 6. maddesi uyarınca davacı bankanın davalıya verdiği nakit bağış tutarını, ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlası oranında faiziyle birlikte geri isteyebileceği açıklanmış olup bozma sonrasında davacının ticari kredilere uyguladığı faiz oranının %120 olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da, dosyaya davacı tarafça sunulan faiz tablosundan söz konusu oranın %250 olduğu anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, davacı tarafın ticari kredilere uyguladığı faiz oranının kesin olarak tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan, mahkemece banka kredisinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olmadığından davacının gider vergisi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmiş ise de bu değerlendirme doğru değildir. Zira davacı gider vergisi olarak BSMV'yi davalıdan talep etmektedir. BSMV ise 6802 sayılı Gider Vergisi Kanunu'nun 28. maddesine dayalı olarak bankaların, yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine nakden veya hesaben aldıkları paralar üzerinden alınan bir vergi olup esasen bu verginin yükümlüsü banka olmasına rağmen sözleşme ile bu yükümlülüğün üçüncü kişilere devredilmesi mümkündür. Somut olayda da, protokolün 6. maddesi uyarınca banka bu yükümlülüğünü davalıya devretmiştir.
O halde, mahkemece davacının protokol hükümlerine göre faizin %5'i oranındaki BSMV'yi davalıdan talep edebileceğinin kabul edilmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, davalı harçtan muaf olduğundan dolayı, harç alınmasına mahal olmadığına,19/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1067230300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz