İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/7648 E. 2012/18775 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kredi ve teminat sözleşmesi↗ para borcu↗ hesap kat ihtarnamesi↗ kat ihtarnamesi↗ hesap kat↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ bsmv↗ müteselsil kefil↗ mahsup↗ sulh hukuk mahkemesi↗ kefil↗ görevsizlik kararı↗ sulh↗ ıslah↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ temerrüt↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirket ile imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmelerinde davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer aldıkları, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesap kat ihtarnamelerinin davalılara 18.08.2000 tarihinde tebliğ edildiği, bu ihtarname ile verilen süre gözetildiğinde davalıların 20.08.2000 tarihinde temerrüde
düştükleri, Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/715 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda dava tarihi olan 21.09.2000 tarihi itibariyle davalıların borcunun 8270,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, bu tarihten sonra krediye mahsuben ödemelerin yapıldığı, bu nedenle belirtilen miktarın asıl alacak olarak kabulünün mümkün olmadığı, icraya yatan paranın hesaplamaya esas alınması gerektiği yönündeki davalı savunmasının da yerinde bulunmadığı, davalıların ana para borcu dışında temerrüt tarihinden takip tarihine kadar olan temerrütleri nedeniyle de sorumlu bulundukları, kredi borcuna ilişkin olduğu tespit edilen ödemeler mahsup edilerek davalıların borçlu oldukları miktarın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5788,89 TL asıl alacak, 36.957,85 TL faiz, 1.847,89 TL BSMV olmak üzere toplam 44.594,63 TL'nın müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir
1- Dava, kredi alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemi ile açılmış olup yargılama sırasında ıslah edilerek alacak davasına dönüştürülmüştür. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça 5.788,89 TL anapara, 69.403,24 TL faiz ve 3.470,16 TL BSMV olmak üzere toplam 78.662,29 TL'nın tahsili istenilmiş olup 1086 sayılı HUMK'nun 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevinin tespitinde, faiz, icra tazminatı ve giderler dikkate alınamaz ise de talep olunan BSMV alacağının bu madde kapsamında faiz ya da gider olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Zira BSMV, 6802 sayılı Gider Vergisi Kanunu'nun 28. maddesine dayalı olarak bankaların, yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine nakden veya hesaben aldıkları paralar üzerinden alınan bir vergi olup esasen bu verginin yükümlüsü banka olmasına rağmen sözleşme ile bu yükümlülüğün üçüncü kişilere devredilmesi mümkündür. Somut olayda da, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 8. maddesine göre, banka bu yükümlülüğünü davalı kefillere devretmiştir. O halde, mahkemenin görevinin tespitinde, talep olunan BSMV alacağının da dikkate alınması gerektiğinden ve bu durumda talep olunan alacak miktarı itibariyle sulh hukuk mahkemesi görevsiz olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm tesisi doğru görülmemiş olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13471 E. 2012/21172 K.
Ortak:ihtarname · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirket ile imzalanan genel kredi ve «teminat» sözleşmelerinde davalıların müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla yer aldıkları, kredi borcunun ödenmemesi üzerine «hesap kat ihtarnamelerinin» davalılara 18.08.2000 tarihinde tebliğ edildiği, bu ihtarname ile verilen süre gözetildiğinde davalıların 20.08.2000 tarihinde «temerrüde» düştükleri, Eskişehir 2.
… tarihi itibariyle davalıların borcunun 8270,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, bu tarihten sonra krediye mahsuben ödemelerin yapıldığı, bu nedenle belirtilen miktarın «asıl alacak» olarak kabulünün mümkün olmadığı, icraya yatan paranın hesaplamaya esas alınması gerektiği yönündeki davalı savunmasının da yerinde bulunmadığı, davalıların ana «para borcu» dışında «temerrüt» tarihinden takip tarihine kadar olan temerrütleri nedeniyle de sorumlu bulundukları, kredi borcuna ilişkin olduğu tespit edilen ödemeler «mahsup» edilerek davalıların borçlu oldukları miktarın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5788,89 TL asıl alacak, 36.957,85 TL faiz, 1.847,89 TL BSMV ol …
Benzer bu kararda… amına göre, davalı bakanlık bünyesinde bulunan Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü ile davacı arasında kurum personelinin maaşlarının ödenmesine ilişkin «protokol» imzalandığı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü «fesih» gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça «bağış» olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli «ihtarnamenin» tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak «temerrütün» 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği, anılan protokolün 6. maddesi uyarınca söz konusu alacağa, davacı banka tarafından temerrüt tarihinde ticari kredilere uygulanan «temerrüt faizinin» %50 fazlası oranında faiz işletileceği, banka kredisinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olmadığından gider vergisi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek %180 oranında temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gider vergisi talebinin reddine kara …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bağış · fesih · protokol · temerrüt faizi · karar verilmesine yer olmadığına · kesin hüküm
Benzer bu kararda… amına göre, davalı bakanlık bünyesinde bulunan Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü ile davacı arasında kurum personelinin maaşlarının ödenmesine ilişkin «protokol» imzalandığı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü «fesih» gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça «bağış» olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli «ihtarnamenin» tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak «temerrütün» 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği, anılan protokolün 6. maddesi uyarınca söz konusu alacağa, davacı banka tarafından temerrüt tarihinde ticari kredilere uygulanan «temerrüt faizinin» %50 fazlası oranında faiz işletileceği, banka kredisinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olmadığından gider vergisi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek %180 oranında temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gider vergisi talebinin reddine kara …
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında, taraflar arasındaki «protokolün» 6. maddesi uyarınca davacı bankanın davalıya verdiği nakit «bağış» tutarını, ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlası oranında faiziyle birlikte geri isteyebileceği açıklanmış olup bozma sonrasında davacının ticari kredilere …
O halde, mahkemece, davacı tarafın ticari kredilere uyguladığı faiz oranının «kesin» olarak tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Somut olayda da, «protokolün» 6. maddesi uyarınca banka bu yükümlülüğünü davalıya devretmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9381 E. 2013/13401 K.
Ortak:temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirket ile imzalanan genel kredi ve «teminat» sözleşmelerinde davalıların müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla yer aldıkları, kredi borcunun ödenmemesi üzerine «hesap kat ihtarnamelerinin» davalılara 18.08.2000 tarihinde tebliğ edildiği, bu ihtarname ile verilen süre gözetildiğinde davalıların 20.08.2000 tarihinde «temerrüde» düştükleri, Eskişehir 2.
… tarihi itibariyle davalıların borcunun 8270,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, bu tarihten sonra krediye mahsuben ödemelerin yapıldığı, bu nedenle belirtilen miktarın «asıl alacak» olarak kabulünün mümkün olmadığı, icraya yatan paranın hesaplamaya esas alınması gerektiği yönündeki davalı savunmasının da yerinde bulunmadığı, davalıların ana «para borcu» dışında «temerrüt» tarihinden takip tarihine kadar olan temerrütleri nedeniyle de sorumlu bulundukları, kredi borcuna ilişkin olduğu tespit edilen ödemeler «mahsup» edilerek davalıların borçlu oldukları miktarın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5788,89 TL asıl alacak, 36.957,85 TL faiz, 1.847,89 TL BSMV ol …
Benzer bu karardaMahkemece, her ne kadar alacak miktarı daha fazla ise de taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 7.000 TL’nin dava tarihinden itibaren uygulanacak % 21.84 «temerrüt faizi» ve faizin % 5'i oranında BSMV uygulanarak davalıdan tahsiline dair verilen karar davacı vekili ile davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.02.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi
Benzer bu karardaMahkemece, her ne kadar alacak miktarı daha fazla ise de taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 7.000 TL’nin dava tarihinden itibaren uygulanacak % 21.84 «temerrüt faizi» ve faizin % 5'i oranında BSMV uygulanarak davalıdan tahsiline dair verilen karar davacı vekili ile davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.02.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15417 E. 2012/16350 K.
Ortak:müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · kefil · kredi sözleşmesi · asıl alacak · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirket ile imzalanan genel kredi ve «teminat» sözleşmelerinde davalıların müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla yer aldıkları, kredi borcunun ödenmemesi üzerine «hesap kat ihtarnamelerinin» davalılara 18.08.2000 tarihinde tebliğ edildiği, bu ihtarname ile verilen süre gözetildiğinde davalıların 20.08.2000 tarihinde «temerrüde» düştükleri, Eskişehir 2.
… tarihi itibariyle davalıların borcunun 8270,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, bu tarihten sonra krediye mahsuben ödemelerin yapıldığı, bu nedenle belirtilen miktarın «asıl alacak» olarak kabulünün mümkün olmadığı, icraya yatan paranın hesaplamaya esas alınması gerektiği yönündeki davalı savunmasının da yerinde bulunmadığı, davalıların ana «para borcu» dışında «temerrüt» tarihinden takip tarihine kadar olan temerrütleri nedeniyle de sorumlu bulundukları, kredi borcuna ilişkin olduğu tespit edilen ödemeler «mahsup» edilerek davalıların borçlu oldukları miktarın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5788,89 TL asıl alacak, 36.957,85 TL faiz, 1.847,89 TL BSMV ol …
Somut olayda da, taraflar arasındaki «kredi sözleşmesinin» 8. maddesine göre, banka bu yükümlülüğünü davalı kefillere devretmiştir.
Benzer bu kararda2- Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
1- Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in davacı bankadan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi davanın kısmen kabulü ile 3.700 TL anapara, 2.957,60 TL «işlemiş faiz», 147,88 TL BSMV olmak üzere toplam 6.805,48 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 30/09/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kapitalizasyon · vade tarihi · akdi faiz · muacceliyet · genel kredi sözleşmesi · işlemiş faiz · vade · ihbar
Benzer bu kararda1- Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece «vade tarihi» itibariyle «asıl alacak», «akdi faiz» alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplattırılıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline ve asıl alacağa «temerrüt faizi» işletilmesine karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 6.4 maddesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akdi faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak «kapitalize» edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden temerrüt faizine karar ver …
2- Öte yandan, akdedilen «genel kredi sözleşmesinde» asıl borçlu için borcun «vade» tarihinde «muaccel» olacağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, «müşterek borçlu müteselsil kefiller» yönünden de herhangi bir «ihbara» gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin düzenlenmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden «temerrüt» için «ihtar» koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin «vade tarihi» yerine dava tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmolunması da doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'in davacı bankadan zirai «kredi sözleşmesi» ile kredi kullandığı ancak krediyi geri ödemediği, davalı kefillerin de davacı bankaya herhangi bir ödeme yapmadıkları, kefillerin dava tarihinden önce «temerrüde» düşürüldüğünün kanıtlanmadığı gerekçesi davanın kısmen kabulü ile 3.700 TL anapara, 2.957,60 TL «işlemiş faiz», 147,88 TL BSMV olmak üzere toplam 6.805,48 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, dava konusu anaparaya asıl borçlu davalı ... yönünden «vade tarihi» olan 30/09/2001 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden dava tarihi olan 06/08/2007 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/7648 E. , 2012/18775 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.02.2011 tarih ve 2008/1232-2011/217 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Minerko Mineral Sıva ve Boya San. Tic. Ltd. Şti'nin, TMSF'ye devredilen Toprakbank Eskişehir Şubesi'nin kredi müşterisi olduğunu, anılan banka şubesi tarafından söz konusu şirkete kullandırılan krediden kaynaklanan tüm alacakların müvekkilince temlik alındığını, davalıların adı geçen şirket ile düzenlenen genel ve ek kredi sözleşmesinin müteselsil kefili bulunduklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini ve davalılara ihtarname gönderildiğini, aynı zamanda ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, 15.000 TL bedelli ipotekli taşınmazın paraya çevrildiğini, 16.08.2000 tarihi itibariyle borçlu şirketin ve davalıların toplam borçlarının 20.502,55 TL olduğunu, icradan yoluyla yapılan tahsilatlar düşüldüğünde 03.03.2005 tarihinde 5.788,89 TL ana para, 69.403,24 TL faiz, 3.470,16 TL BSMV alacağının bulunduğu, bu alacağın tahsili için başlatılan takibe davalıların itiraz ettiklerini ileri sürerek, davalıların itirazlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 03.04.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını alacak davasına dönüştürerek anılan meblağın tahsilini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın bir yıllık süre içinde açılmadığını, davanın açıldığı tarihte derdest bir icra takibinin bulunmadığını, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin kefaletinin 7.500 TL ile sınırlı olduğunu ve eşine ait ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesi sonucu 15.000 TL'nın tahsil edildiğini, müvekkili tarafından açılan menfi tespit davasında 21.09.2000 tarihi itibariyle 8.270 TL borcun bulunduğuna dair bir bilirkişi raporu alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., kredi sözleşmesindeki imzaların kendisine ait olduğunu ancak borcu kabul etmediğini beyan etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirket ile imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmelerinde davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer aldıkları, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesap kat ihtarnamelerinin davalılara 18.08.2000 tarihinde tebliğ edildiği, bu ihtarname ile verilen süre gözetildiğinde davalıların 20.08.2000 tarihinde temerrüde
düştükleri, Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/715 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda dava tarihi olan 21.09.2000 tarihi itibariyle davalıların borcunun 8270,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, bu tarihten sonra krediye mahsuben ödemelerin yapıldığı, bu nedenle belirtilen miktarın asıl alacak olarak kabulünün mümkün olmadığı, icraya yatan paranın hesaplamaya esas alınması gerektiği yönündeki davalı savunmasının da yerinde bulunmadığı, davalıların ana para borcu dışında temerrüt tarihinden takip tarihine kadar olan temerrütleri nedeniyle de sorumlu bulundukları, kredi borcuna ilişkin olduğu tespit edilen ödemeler mahsup edilerek davalıların borçlu oldukları miktarın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5788,89 TL asıl alacak, 36.957,85 TL faiz, 1.847,89 TL BSMV olmak üzere toplam 44.594,63 TL'nın müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir
1- Dava, kredi alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemi ile açılmış olup yargılama sırasında ıslah edilerek alacak davasına dönüştürülmüştür. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça 5.788,89 TL anapara, 69.403,24 TL faiz ve 3.470,16 TL BSMV olmak üzere toplam 78.662,29 TL'nın tahsili istenilmiş olup 1086 sayılı HUMK'nun 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevinin tespitinde, faiz, icra tazminatı ve giderler dikkate alınamaz ise de talep olunan BSMV alacağının bu madde kapsamında faiz ya da gider olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Zira BSMV, 6802 sayılı Gider Vergisi Kanunu'nun 28. maddesine dayalı olarak bankaların, yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine nakden veya hesaben aldıkları paralar üzerinden alınan bir vergi olup esasen bu verginin yükümlüsü banka olmasına rağmen sözleşme ile bu yükümlülüğün üçüncü kişilere devredilmesi mümkündür.
Somut olayda da, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 8. maddesine göre, banka bu yükümlülüğünü davalı kefillere devretmiştir. O halde, mahkemenin görevinin tespitinde, talep olunan BSMV alacağının da dikkate alınması gerektiğinden ve bu durumda talep olunan alacak miktarı itibariyle sulh hukuk mahkemesi görevsiz olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm tesisi doğru görülmemiş olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün resen BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden .....'a iadesine, 21.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065570200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz