6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Cezai Şart

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/300 E. 2010/6163 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bağış cezai şart olumsuz oy tmsf fesih işlemiş faiz protokol yetki karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi taahhütname ihtarname taşıyan avans faizi karar verilmesine yer olmadığına temerrüt

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı kurumun yalnızca maaşların ödenmesi konusunda banka ile sözleşme yapabileceği, devleti yükümlülük altında bırakabilecek sözleşme yapma konusunda yetki verilmemiş bulunduğu, bu sebeple cezai şart ve bağış kabul etmeye ilişkin hükümler taşıyan sözleşmenin geçerli olmadığı, sözleşmeyi imzalayanların kişisel sorumluluğunu gerektirip davalıyı bağlamayacağı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü fesih gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça bağış olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli ihtarnamenin tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak temerrüdün 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği gerekçesiyle 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.

1) Taraflar arasında imzalanan taahhütnamenin 2. fıkrasında davalının protokolü haksız olarak feshetmesi halinde davacının vermiş olduğu nakit bağış tutarı olan 5.000 TL’yi işlemiş faiziyle birlikte geri alınacağı düzenlendiğinden ve taraflar arasında kabul edilen bu hususu hükümsüz kılacak yasal bir düzenleme de mevcut olmadığından, mahkemece, davacının protokol hükümleri uyarınca verdiği tutarı bağış tarihi 21/01/2002 tarihinden itibaren protokolün 6. maddesi uyarınca bankanın ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlasıyla isteyebileceği nazara alınarak, davalının bankanın dava dilekçesinde talep ettiği faizin fahiş olduğu savunması da değerlendirilmek kaydıyla sözleşme faizine hükmedilmesi gerekirken, aksini kabul gerekçeleri de gösterilmeksizin avans faizine hükmedilmesi doğru olmamış hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.

2) Öte yandan, davacının işlemiş faizin %5’i oranındaki gider vergisi talebi hususunda mahkemece olumlu-olumsuz karar verilmemesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3) Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; her ne kadar mahkemece verilen ilk kararda cezai şart ve bağışın iadesi talepleri yönünden davanın reddine karar verilerek her iki kalem alacak toplamı nazara alınarak davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmiş ve Dairemiz bozmasında da cezai şartla ilgili davacının temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş ise de, karar bozulduğundan davacı yararına cezai şart bakımından bir ücreti vekalet kararı mevcut değildir. Mahkemece, reddedilen cezai şart talebi yönünden davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Cezai Şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13471 E. 2012/21172 K.

    Ortak: · Cezai Şart

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cezai Şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8366 E. 2011/1140 K.

    Ortak: · Cezai Şart

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12550 E. 2010/3636 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/300 E.  ,  2010/6163 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.06.2008 tarih ve 2007/260-2008/344 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı kurum arasında kurum personelinin maaş ve ücretlerinin müvekkili banka aracılığıyla ödenmesi konusunda protokol ve taahhütname imzalandığını, protokolün süresinden önce feshedilerek gereklerinin yerine getirilmediğini ileri sürerek, şimdilik 5.822,80 TL cezai şart bedelinin 15/03/2003 tarihinden, protokolün devamı şartı ile ödenen 5.000 TL’nin 18/01/2002 tarihinden itibaren %375 oranında temerrüt faizi ve faizin %5’i oranında gider vergisi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, bakanlık tebliğ ve yönetmeliklerine aykırı olarak yapılan sözleşmelerin geçerli olmadığını, protokolün haklı nedenlerle feshedildiğini, istenen faizin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı kurumun yalnızca maaşların ödenmesi konusunda banka ile sözleşme yapabileceği, devleti yükümlülük altında bırakabilecek sözleşme yapma konusunda yetki verilmemiş bulunduğu, bu sebeple cezai şart ve bağış kabul etmeye ilişkin hükümler taşıyan sözleşmenin geçerli olmadığı, sözleşmeyi imzalayanların kişisel sorumluluğunu gerektirip davalıyı bağlamayacağı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü fesih gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça bağış olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli ihtarnamenin tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak temerrüdün 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği gerekçesiyle 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.

1) Taraflar arasında imzalanan taahhütnamenin 2. fıkrasında davalının protokolü haksız olarak feshetmesi halinde davacının vermiş olduğu nakit bağış tutarı olan 5.000 TL’yi işlemiş faiziyle birlikte geri alınacağı düzenlendiğinden ve taraflar arasında kabul edilen bu hususu hükümsüz kılacak yasal bir düzenleme de mevcut olmadığından, mahkemece, davacının protokol hükümleri uyarınca verdiği tutarı bağış tarihi 21/01/2002 tarihinden itibaren protokolün 6. maddesi uyarınca bankanın ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlasıyla isteyebileceği nazara alınarak, davalının bankanın dava dilekçesinde talep ettiği faizin fahiş olduğu savunması da değerlendirilmek kaydıyla sözleşme faizine hükmedilmesi gerekirken, aksini kabul gerekçeleri de gösterilmeksizin avans faizine hükmedilmesi doğru olmamış hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.

2) Öte yandan, davacının işlemiş faizin %5’i oranındaki gider vergisi talebi hususunda mahkemece olumlu-olumsuz karar verilmemesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3) Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; her ne kadar mahkemece verilen ilk kararda cezai şart ve bağışın iadesi talepleri yönünden davanın reddine karar verilerek her iki kalem alacak toplamı nazara alınarak davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmiş ve Dairemiz bozmasında da cezai şartla ilgili davacının temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş ise de, karar bozulduğundan davacı yararına cezai şart bakımından bir ücreti vekalet kararı mevcut değildir. Mahkemece, reddedilen cezai şart talebi yönünden davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına, (3) nolu açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 31.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021122300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.