Cezai Şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/300 E. 2010/6163 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bağış↗ cezai şart↗ olumsuz oy↗ tmsf↗ fesih↗ işlemiş faiz↗ protokol↗ yetki↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ taahhütname↗ ihtarname↗ taşıyan↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı kurumun yalnızca maaşların ödenmesi konusunda banka ile sözleşme yapabileceği, devleti yükümlülük altında bırakabilecek sözleşme yapma konusunda yetki verilmemiş bulunduğu, bu sebeple cezai şart ve bağış kabul etmeye ilişkin hükümler taşıyan sözleşmenin geçerli olmadığı, sözleşmeyi imzalayanların kişisel sorumluluğunu gerektirip davalıyı bağlamayacağı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü fesih gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça bağış olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli ihtarnamenin tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak temerrüdün 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği gerekçesiyle 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Taraflar arasında imzalanan taahhütnamenin 2. fıkrasında davalının protokolü haksız olarak feshetmesi halinde davacının vermiş olduğu nakit bağış tutarı olan 5.000 TL’yi işlemiş faiziyle birlikte geri alınacağı düzenlendiğinden ve taraflar arasında kabul edilen bu hususu hükümsüz kılacak yasal bir düzenleme de mevcut olmadığından, mahkemece, davacının protokol hükümleri uyarınca verdiği tutarı bağış tarihi 21/01/2002 tarihinden itibaren protokolün 6. maddesi uyarınca bankanın ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlasıyla isteyebileceği nazara alınarak, davalının bankanın dava dilekçesinde talep ettiği faizin fahiş olduğu savunması da değerlendirilmek kaydıyla sözleşme faizine hükmedilmesi gerekirken, aksini kabul gerekçeleri de gösterilmeksizin avans faizine hükmedilmesi doğru olmamış hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2) Öte yandan, davacının işlemiş faizin %5’i oranındaki gider vergisi talebi hususunda mahkemece olumlu-olumsuz karar verilmemesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3) Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; her ne kadar mahkemece verilen ilk kararda cezai şart ve bağışın iadesi talepleri yönünden davanın reddine karar verilerek her iki kalem alacak toplamı nazara alınarak davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmiş ve Dairemiz bozmasında da cezai şartla ilgili davacının temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş ise de, karar bozulduğundan davacı yararına cezai şart bakımından bir ücreti vekalet kararı mevcut değildir. Mahkemece, reddedilen cezai şart talebi yönünden davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13471 E. 2012/21172 K.
Ortak:bağış · fesih · protokol · ihtarname · karar verilmesine yer olmadığına · temerrüt · Cezai Şart
İncelediğiniz kararda… ama sonunda, davalı kurumun yalnızca maaşların ödenmesi konusunda banka ile sözleşme yapabileceği, devleti yükümlülük altında bırakabilecek sözleşme yapma konusunda «yetki» verilmemiş bulunduğu, bu sebeple «cezai şart» ve «bağış» kabul etmeye ilişkin hükümler «taşıyan» sözleşmenin geçerli olmadığı, sözleşmeyi imzalayanların kişisel sorumluluğunu gerektirip davalıyı bağlamayacağı, «protokolün» feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü «fesih» gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça bağış olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli «ihtarnamenin» tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak «temerrüdün» 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği gerekçesiyle 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1) Taraflar arasında imzalanan «taahhütnamenin» 2. fıkrasında davalının «protokolü» haksız olarak feshetmesi halinde davacının vermiş olduğu nakit «bağış» tutarı olan 5.000 TL’yi işlemiş faiziyle birlikte geri alınacağı düzenlendiğinden ve taraflar arasında kabul edilen bu hususu hükümsüz kılacak yasal bir düzenleme de mevcut olmadığından, mahkemece, davacının protokol hükümleri uyarınca verdiği tutarı bağış tarihi 21/01/2002 tarihinden itibaren protokolün 6. maddesi uyarınca bankanın ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlasıyla isteyebileceği nazara alınarak, davalının bankanın dava dilekçesinde talep ettiği faizin fahiş olduğu savunması da değerlendirilmek kaydıyla sözleşme faizine hükmedilmesi gerekirken, aksini kabul gerekçeleri de gösterilmeksizin «avans faizine» hükmedilmesi doğru olmamış hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3) Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; her ne kadar mahkemece verilen ilk kararda «cezai şart» ve «bağışın» iadesi talepleri yönünden davanın reddine karar verilerek her iki kalem alacak toplamı nazara alınarak davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmiş ve Dairemiz bozm …
Benzer bu kararda… amına göre, davalı bakanlık bünyesinde bulunan Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü ile davacı arasında kurum personelinin maaşlarının ödenmesine ilişkin «protokol» imzalandığı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü «fesih» gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça «bağış» olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli «ihtarnamenin» tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak «temerrütün» 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği, anılan protokolün 6. maddesi uyarınca söz konusu alacağa, davacı banka tarafından temerrüt tarihinde ticari kredilere uygulanan «temerrüt faizinin» %50 fazlası oranında faiz işletileceği, banka kredisinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olmadığından gider vergisi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek %180 oranında temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gider vergisi talebinin reddine kara …
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında, taraflar arasındaki «protokolün» 6. maddesi uyarınca davacı bankanın davalıya verdiği nakit «bağış» tutarını, ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlası oranında faiziyle birlikte geri isteyebileceği açıklanmış olup bozma sonrasında davacının ticari kredilere …
Somut olayda da, «protokolün» 6. maddesi uyarınca banka bu yükümlülüğünü davalıya devretmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · kesin hüküm
Benzer bu kararda… amına göre, davalı bakanlık bünyesinde bulunan Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü ile davacı arasında kurum personelinin maaşlarının ödenmesine ilişkin «protokol» imzalandığı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü «fesih» gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça «bağış» olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli «ihtarnamenin» tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak «temerrütün» 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği, anılan protokolün 6. maddesi uyarınca söz konusu alacağa, davacı banka tarafından temerrüt tarihinde ticari kredilere uygulanan «temerrüt faizinin» %50 fazlası oranında faiz işletileceği, banka kredisinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olmadığından gider vergisi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek %180 oranında temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gider vergisi talebinin reddine kara …
O halde, mahkemece, davacı tarafın ticari kredilere uyguladığı faiz oranının «kesin» olarak tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8366 E. 2011/1140 K.
Ortak:bağış · cezai şart · Cezai Şart
İncelediğiniz kararda… ama sonunda, davalı kurumun yalnızca maaşların ödenmesi konusunda banka ile sözleşme yapabileceği, devleti yükümlülük altında bırakabilecek sözleşme yapma konusunda «yetki» verilmemiş bulunduğu, bu sebeple «cezai şart» ve «bağış» kabul etmeye ilişkin hükümler «taşıyan» sözleşmenin geçerli olmadığı, sözleşmeyi imzalayanların kişisel sorumluluğunu gerektirip davalıyı bağlamayacağı, «protokolün» feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü «fesih» gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça bağış olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli «ihtarnamenin» tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak «temerrüdün» 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği gerekçesiyle 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
3) Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; her ne kadar mahkemece verilen ilk kararda «cezai şart» ve «bağışın» iadesi talepleri yönünden davanın reddine karar verilerek her iki kalem alacak toplamı nazara alınarak davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmiş ve Dairemiz bozm …
1) Taraflar arasında imzalanan «taahhütnamenin» 2. fıkrasında davalının «protokolü» haksız olarak feshetmesi halinde davacının vermiş olduğu nakit «bağış» tutarı olan 5.000 TL’yi işlemiş faiziyle birlikte geri alınacağı düzenlendiğinden ve taraflar arasında kabul edilen bu hususu hükümsüz kılacak yasal bir düzenleme de mevcut olmadığından, mahkemece, davacının protokol hükümleri uyarınca verdiği tutarı bağış tarihi 21/01/2002 tarihinden itibaren protokolün 6. maddesi uyarınca bankanın ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlasıyla isteyebileceği nazara alınarak, davalının bankanın dava dilekçesinde talep ettiği faizin fahiş olduğu savunması da değerlendirilmek kaydıyla sözleşme faizine hükmedilmesi gerekirken, aksini kabul gerekçeleri de gösterilmeksizin «avans faizine» hükmedilmesi doğru olmamış hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, 1.481.227.500 TL «cezai şart» bedeli ile 500.000.000 TL «bağışın» faiz ve gider vergileriyle birlikte davalıdan tahsilinin istendiği davada mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın davacı banka vekili tarafından temyiz …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacak davası · kesin hüküm
Benzer bu kararda… n 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 nci maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000.000.000 TL’sini geçmeyen taşınır mal ve «alacak davalarına» ilişkin nihai kararlar 21.07.2004 tarihi itibariyle «kesin» olup, anılan miktar 01.01.2009 tarihinden itibaren 1.400,00 TL’ye çıkarılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12550 E. 2010/3636 K.
Ortak:bağış · cezai şart · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… ama sonunda, davalı kurumun yalnızca maaşların ödenmesi konusunda banka ile sözleşme yapabileceği, devleti yükümlülük altında bırakabilecek sözleşme yapma konusunda «yetki» verilmemiş bulunduğu, bu sebeple «cezai şart» ve «bağış» kabul etmeye ilişkin hükümler «taşıyan» sözleşmenin geçerli olmadığı, sözleşmeyi imzalayanların kişisel sorumluluğunu gerektirip davalıyı bağlamayacağı, «protokolün» feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü «fesih» gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça bağış olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli «ihtarnamenin» tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak «temerrüdün» 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği gerekçesiyle 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
3) Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; her ne kadar mahkemece verilen ilk kararda «cezai şart» ve «bağışın» iadesi talepleri yönünden davanın reddine karar verilerek her iki kalem alacak toplamı nazara alınarak davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmiş ve Dairemiz bozm …
1) Taraflar arasında imzalanan «taahhütnamenin» 2. fıkrasında davalının «protokolü» haksız olarak feshetmesi halinde davacının vermiş olduğu nakit «bağış» tutarı olan 5.000 TL’yi işlemiş faiziyle birlikte geri alınacağı düzenlendiğinden ve taraflar arasında kabul edilen bu hususu hükümsüz kılacak yasal bir düzenleme de mevcut olmadığından, mahkemece, davacının protokol hükümleri uyarınca verdiği tutarı bağış tarihi 21/01/2002 tarihinden itibaren protokolün 6. maddesi uyarınca bankanın ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlasıyla isteyebileceği nazara alınarak, davalının bankanın dava dilekçesinde talep ettiği faizin fahiş olduğu savunması da değerlendirilmek kaydıyla sözleşme faizine hükmedilmesi gerekirken, aksini kabul gerekçeleri de gösterilmeksizin «avans faizine» hükmedilmesi doğru olmamış hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce “...«bağış» olarak verildiği iddia edilen para, okula ödenmiş ise envanter kayıtlarına girip girmediğinin belirlenerek, bu paranın okul kayıtlarına intikal etmiş bulunması halinde, davacı Bankanın BK'nun 244/3. maddesi uyarınca bu bedeli talep etmekte haklı olduğunun kabulü, aksi halde paranın okul müdürüne veya okul koruma derneği gibi farklı bir «tüzel kişiliğe» ödenmiş olması halinde, ödenen kişi veya tüzel kişiliğin bundan sorumlu olacağının kabulü...” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının yaptığı bağışın davalı kayıtlarına işlenmediği gerekçesiyle «cezai şart» alacağına ilişkin red kararı kesinleştiğinden bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», bağışın iadesine yönelik istem bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce “...«bağış» olarak verildiği iddia edilen para, okula ödenmiş ise envanter kayıtlarına girip girmediğinin belirlenerek, bu paranın okul kayıtlarına intikal etmiş bulunması halinde, davacı Bankanın BK'nun 244/3. maddesi uyarınca bu bedeli talep etmekte haklı olduğunun kabulü, aksi halde paranın okul müdürüne veya okul koruma derneği gibi farklı bir «tüzel kişiliğe» ödenmiş olması halinde, ödenen kişi veya tüzel kişiliğin bundan sorumlu olacağının kabulü...” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının yaptığı bağışın davalı kayıtlarına işlenmediği gerekçesiyle «cezai şart» alacağına ilişkin red kararı kesinleştiğinden bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», bağışın iadesine yönelik istem bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/300 E. , 2010/6163 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.06.2008 tarih ve 2007/260-2008/344 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı kurum arasında kurum personelinin maaş ve ücretlerinin müvekkili banka aracılığıyla ödenmesi konusunda protokol ve taahhütname imzalandığını, protokolün süresinden önce feshedilerek gereklerinin yerine getirilmediğini ileri sürerek, şimdilik 5.822,80 TL cezai şart bedelinin 15/03/2003 tarihinden, protokolün devamı şartı ile ödenen 5.000 TL’nin 18/01/2002 tarihinden itibaren %375 oranında temerrüt faizi ve faizin %5’i oranında gider vergisi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bakanlık tebliğ ve yönetmeliklerine aykırı olarak yapılan sözleşmelerin geçerli olmadığını, protokolün haklı nedenlerle feshedildiğini, istenen faizin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı kurumun yalnızca maaşların ödenmesi konusunda banka ile sözleşme yapabileceği, devleti yükümlülük altında bırakabilecek sözleşme yapma konusunda yetki verilmemiş bulunduğu, bu sebeple cezai şart ve bağış kabul etmeye ilişkin hükümler taşıyan sözleşmenin geçerli olmadığı, sözleşmeyi imzalayanların kişisel sorumluluğunu gerektirip davalıyı bağlamayacağı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü fesih gerekçesinde haksız olduğu, davacı tarafça bağış olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli ihtarnamenin tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak temerrüdün 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği gerekçesiyle 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Taraflar arasında imzalanan taahhütnamenin 2. fıkrasında davalının protokolü haksız olarak feshetmesi halinde davacının vermiş olduğu nakit bağış tutarı olan 5.000 TL’yi işlemiş faiziyle birlikte geri alınacağı düzenlendiğinden ve taraflar arasında kabul edilen bu hususu hükümsüz kılacak yasal bir düzenleme de mevcut olmadığından, mahkemece, davacının protokol hükümleri uyarınca verdiği tutarı bağış tarihi 21/01/2002 tarihinden itibaren protokolün 6. maddesi uyarınca bankanın ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlasıyla isteyebileceği nazara alınarak, davalının bankanın dava dilekçesinde talep ettiği faizin fahiş olduğu savunması da değerlendirilmek kaydıyla sözleşme faizine hükmedilmesi gerekirken, aksini kabul gerekçeleri de gösterilmeksizin avans faizine hükmedilmesi doğru olmamış hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2) Öte yandan, davacının işlemiş faizin %5’i oranındaki gider vergisi talebi hususunda mahkemece olumlu-olumsuz karar verilmemesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3) Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; her ne kadar mahkemece verilen ilk kararda cezai şart ve bağışın iadesi talepleri yönünden davanın reddine karar verilerek her iki kalem alacak toplamı nazara alınarak davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmiş ve Dairemiz bozmasında da cezai şartla ilgili davacının temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş ise de, karar bozulduğundan davacı yararına cezai şart bakımından bir ücreti vekalet kararı mevcut değildir. Mahkemece, reddedilen cezai şart talebi yönünden davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına, (3) nolu açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 31.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021122300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz