Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/167 E. 2012/20675 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pasif dava ehliyeti (husumet)↗ ortaklık sıfatı↗ yoklukla malul karar↗ yokluk↗ aktif dava ehliyeti↗ genel kurul kararının iptali↗ iptal davası↗ tüzel kişilik↗ taraf ehliyeti↗ hukuki yarar↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, 09.06.2000 tarihi itibarı ile ...'a ait hisselerin oğlu 1980 doğumlu ...'a devri gerekir iken, şirket yönetim kurulu başkanı olan davalı 1930 doğumlu ...'ın hileli şekilde kendi adına tescilini sağladığı, bu hisse devrinden sonra icra edilen dava konusu genel kurulun, davacı ...'a ait %26 hissenin temsili olmadan yapıldığından, alınan kararların geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu genel kurul toplantısının TTK.’nun 370. maddesi uyarınca tüm pay sahiplerinin hazır bulunduğu belirtilmek suretiyle davet merasimine riayet edilmeden yapılmış olmasına, böyle bir durumda tek bir pay sahibinin dahi hazır bulunmaması veya katılıp da toplantı şekline itiraz etmesi halinde, alınan kararların yoklukla malul sayılmasının gerekmesine, somut uyuşmazlıkta da davacı ...’in pay sahibi olduğu yargı kararıyla belirlendiği halde dava konusu genel kurul toplantısına katılmadığının sabit olmasına, bu durum karşısında mahkemece davacı ...’in davalı şirkete karşı açtığı davanın kabulü ile dava konusu genel kurulda alınan kararların geçersiz sayılmasında bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan bu türden bir davada, dava açan kişinin, davanın başından sonuna kadar bu sıfatının sürmesi gereklidir. Şayet yargılama sırasında bu sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki yararı kalmaz. Yine genel kurul kararlarının iptali davalarının, TTK.’nun 381. maddesi hükmü uyarınca, sadece ortaklık tüzel kişiliğine karşı açılması gerekli olup, bu türden bir davada ortaklara husumet yöneltilemez. Aktif ve pasif dava ehliyetine ilişkin olan bu hususlar, mahkemece resen göz önüne alınır.
Somut uyuşmazlıkta ise dosya içerisinde bulunan ve kesinleşen Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2002/721 E.-2008/537 K. sayılı ilamı ile davacı ...’ın davalı şirkette bulunan (1.229.000) adet hissesinin tamamını 1980 doğumlu diğer davacı ...’a devir ettiğinin tespiti ile bu davacı adına tesciline karar verilmiştir. Bu durumda davacı ...’ın ortaklık sıfatının kalmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır.
Yine her ne kadar dava dilekçesinde, davacılardan ...’in de davalı ...’a hissesini devrettiğinden söz edilmişse de, 24.06.1999 tarihli genel kurul hazır bulunanlar cetvelinin incelenmesinden, davacı ...’in bu tarihte pay sahibi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı ...’in davalı ...’a pay devretmesi mümkün değildir. Nitekim ..., Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2002/721 E.-2008/537 K. sayılı dosyasında davacı da değildir.
Ancak bu noktada bir başka sorun daha ortaya çıkmaktadır. Buna göre 24.06.1999 tarihli genel kurul hazır bulunanlar cetvelinde, davalı 1930 doğumlu ... (740.000) adet, davacı ... da (1.229.000) adet hisseye sahip iken, 23.06.2000 tarihli genel kurul hazır bulunanlar cetveline göre, davalı 1930 doğumlu ... (1.649.000) adet hisseye, daha önce ortaklığı bulunmayan 1978 doğumlu ... (150.000), ... (150.000), ... (10.000) ve ... da (10.000) adet hisseye sahip olmuştur. Diğer ortaklarda ve paylarında bir değişiklik olmadığına göre, davalı ...’ın daha önceden maliki bulunduğu (740.000) adet hisse de dikkate alınarak yapılacak bir hesaplamada, davacı ...’nın (1.229.000) adet hissesinin, davalı ...’ın yanında, davacı ... ve dava dışı 1978 doğumlu ..., ... ve ...’a da devredildiği anlaşılmaktadır.
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2002/721 E.-2008/537 K. sayılı dava dosyasında ise ...’ın davalı şirkette bulunan (1.229.000) adet hissesinin 1980 doğumlu diğer davacı ...’a devir ettiğinin tespiti ile bu davacı adına tesciline karar verildiğine göre, davacı ...’ın, bu karardan ve yukarıda açıklanan tespitlerden sonra, halen ortaklık sıfatının devam edip etmediği konusunda tereddüt doğmaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, davacılardan ... ve ...’ın ortaklık sıfatının yargılamanın başından sonuna kadar devam edip etmediğinin, dolayısıyla aktif dava ehliyetlerinin bulunup bulunmadığının, yukarıda açıklanan şekilde incelenip araştırılmadan, anılan davacılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yine yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca, mahkemece genel kurul karalarının iptali davasında davalı ortak ...’a husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, anılan davalı hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davalı ... hakkındaki davanın da kabulüne karar verilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel Kurul Kararının İptali 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/190 E. 2012/21402 K.
Ortak:ortaklık sıfatı · yoklukla malul karar · yokluk · genel kurul kararının iptali · iptal davası · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · hukuki yarar · dava şartı · Genel Kurul Kararının İptali
İncelediğiniz karardaYine «genel kurul kararlarının iptali davalarının», TTK.’nun 381. maddesi hükmü uyarınca, sadece ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli olup, bu türden bir davada ortaklara «husumet» yöneltilemez.
… dilmeden yapılmış olmasına, böyle bir durumda tek bir pay sahibinin dahi hazır bulunmaması veya katılıp da toplantı şekline itiraz etmesi halinde, alınan kararların «yoklukla malul» sayılmasının gerekmesine, somut uyuşmazlıkta da davacı ...’in pay sahibi olduğu yargı kararıyla belirlendiği halde dava konusu genel kurul toplantısına katılmadığının sabit olmasına, bu durum karşısında mahkemece davacı ...’in davalı şirkete karşı açtığı davanın kabulü ile dava konusu genel kurulda alınan kararların «geçersiz» sayılmasında bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının red …
Bu durum karşısında mahkemece, davacılardan ... ve ...’ın «ortaklık sıfatının» yargılamanın başından sonuna kadar devam edip etmediğinin, dolayısıyla aktif dava «ehliyetlerinin» bulunup bulunmadığının, yukarıda açıklanan şekilde incelenip araştırılmadan, anılan davacılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaYine «genel kurul kararlarının iptali davalarının», TTK.’nun 381. maddesi hükmü uyarınca, sadece ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli olup, bu türden bir davada ortaklara «husumet» yöneltilemez.
… dilmeden yapılmış olmasına, böyle bir durumda tek bir pay sahibinin dahi hazır bulunmaması veya katılıp da toplantı şekline itiraz etmesi halinde, alınan kararların «yoklukla malul» sayılmasının gerekmesine, somut uyuşmazlıkta da davacı ...’in pay sahibi olduğu yargı kararıyla belirlendiği halde dava konusu genel kurul toplantısına katılmadığının sabit olmasına, bu durum karşısında mahkemece davacı ...’in davalı şirkete karşı açtığı davanın kabulü ile dava konusu genel kurulda alınan kararların «geçersiz» sayılmasında bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının red …
Bu durum karşısında mahkemece, davacılardan ... ve ...’ın «ortaklık sıfatının» yargılamanın başından sonuna kadar devam edip etmediği, dolayısıyla aktif dava «ehliyetlerinin» bulunup bulunmadığı araştırılmadan, anılan davacılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · olağanüstü genel kurul
Benzer bu karardaYine davacı ..., 23.06.2000 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısına ait «hazirun cetvelinde» ortak olarak yer almasına rağmen, 20.07.2000 tarihli genel kurula ait hazirun cetvelinde ortak olarak gözükmemektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/181 E. 2012/21360 K.
Ortak:ortaklık sıfatı · yoklukla malul karar · yokluk · genel kurul kararının iptali · iptal davası · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaYine «genel kurul kararlarının iptali davalarının», TTK.’nun 381. maddesi hükmü uyarınca, sadece ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli olup, bu türden bir davada ortaklara «husumet» yöneltilemez.
… dilmeden yapılmış olmasına, böyle bir durumda tek bir pay sahibinin dahi hazır bulunmaması veya katılıp da toplantı şekline itiraz etmesi halinde, alınan kararların «yoklukla malul» sayılmasının gerekmesine, somut uyuşmazlıkta da davacı ...’in pay sahibi olduğu yargı kararıyla belirlendiği halde dava konusu genel kurul toplantısına katılmadığının sabit olmasına, bu durum karşısında mahkemece davacı ...’in davalı şirkete karşı açtığı davanın kabulü ile dava konusu genel kurulda alınan kararların «geçersiz» sayılmasında bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının red …
Bu durum karşısında mahkemece, davacılardan ... ve ...’ın «ortaklık sıfatının» yargılamanın başından sonuna kadar devam edip etmediğinin, dolayısıyla aktif dava «ehliyetlerinin» bulunup bulunmadığının, yukarıda açıklanan şekilde incelenip araştırılmadan, anılan davacılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaYine «genel kurul kararlarının iptali davalarının», TTK.’nun 381. maddesi hükmü uyarınca, sadece ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli olup, bu türden bir davada ortaklara «husumet» yöneltilemez.
… dilmeden yapılmış olmasına, böyle bir durumda tek bir pay sahibinin dahi hazır bulunmaması veya katılıp da toplantı şekline itiraz etmesi halinde, alınan kararların «yoklukla malul» sayılmasının gerekmesine, somut uyuşmazlıkta da davacı ...’in pay sahibi olduğu yargı kararıyla belirlendiği halde dava konusu genel kurul toplantısına katılmadığınınsabit olmasına, bu durum karşısında mahkemece davacı ...’in davalı şirkete karşı açtığı davanın kabulü ile dava konusu genel kurulda alınan kararların «geçersiz» sayılmasında bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının red …
Bu durum karşısında mahkemece, davacılardan ... ve ...’ın «ortaklık sıfatının» yargılamanın başından sonuna kadar devam edip etmediği, dolayısıyla aktif dava «ehliyetlerinin» bulunup bulunmadığı araştırılmadan, anılan davacılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · olağanüstü genel kurul
Benzer bu karardaYine davacı ..., 23.06.2000 ve 06.10.2000 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantılarına ait «hazirun cetvellerinde» ortak olarak yer almasına rağmen, 20.07.2000 tarihli genel kurula ait hazirun cetvelinde ortak olarak gözükmemektedir.
3- Asıl dava 20.07.2000 tarihli olağanüstü genel kurulunun ve bu genel kurulda alınan 3.nolu kararın iptali, birleşen dava ise, 06.10.2000 tarihli «olağanüstü genel kurulun» ve bu genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptali istemine ilişkin olup, genel kurul «iptali davası» TTK’nun 381. maddesi hükmü uyarınca ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılacağından, davalı ... hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Genel Kurul Kararının İptali 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6287 E. 2013/11056 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı · temsil · Genel Kurul Kararının İptali
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, 09.06.2000 tarihi itibarı ile ...'a ait hisselerin oğlu 1980 doğumlu ...'a devri gerekir iken, şirket «yönetim kurulu» başkanı olan davalı 1930 doğumlu ...'ın hileli şekilde kendi adına tescilini sağladığı, bu hisse devrinden sonra icra edilen dava konusu genel kurulun, davacı ...'a ait %26 hissenin «temsili» olmadan yapıldığından, alınan kararların geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, 09.06.2000 tarihi itibarı ile ...'a ait hisselerin oğlu 1980 doğumlu ...'a devri gerekir iken, şirket «yönetim kurulu» başkanı olan davalı 1930 doğumlu ...'ın hileli şekilde kendi adına tescilini sağladığı, bu hisse devrinden sonra icra edilen dava konusu genel kurulun, davacı ...'a ait %26 hissenin «temsili» olmadan yapıldığından, alınan kararların geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair tesis edilen karar, davalılar vekilinin temyizi üzerine, Dai …
Sonuç: 🔶 iki emsal
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17972 E. 2014/4385 K.
Ortak:genel kurul kararının iptali · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · hukuki yarar · yönetim kurulu kararı · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaYine «genel kurul kararlarının iptali davalarının», TTK.’nun 381. maddesi hükmü uyarınca, sadece ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli olup, bu türden bir davada ortaklara «husumet» yöneltilemez.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, 09.06.2000 tarihi itibarı ile ...'a ait hisselerin oğlu 1980 doğumlu ...'a devri gerekir iken, şirket «yönetim kurulu» başkanı olan davalı 1930 doğumlu ...'ın hileli şekilde kendi adına tescilini sağladığı, bu hisse devrinden sonra icra edilen dava konusu genel kurulun, davacı ...'a ait %26 hissenin «temsili» olmadan yapıldığından, alınan kararların geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şayet yargılama sırasında bu sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta «hukuki yararı» kalmaz.
Benzer bu karardaDiğer yandan, «genel kurul kararlarının iptaline» ilişkin davaların TTK'nın 381. maddesi hükmü uyarınca sadece «tüzel kişilik» olan şirkete karşı açılması gerekli olup, bu türden bir davada ortaklara «husumet» yöneltilemez.
K..'ın paylarının 64.950 adet hisse «dahil» olacak şekilde 82.449,97 adet olarak gösterildiği, bu durumun 6762 sayılı TTK'nın 381/1, 361/2, 3 maddelerine aykırılık oluşturduğu, birleşen davada 10.02.2010 tarihli genel kurulda sermayenin artırılmasına ve «yönetim kurulu» üyelerinin seçilmesine karar verildiği, alınan kararların Konya 1.
Şayet yargılama sırasında bu sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta «hukuki yararı» kalmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · hazirun cetveli · sermaye artırımı · pasif husumet yokluğu · maddi hata · pasif husumet · husumet yokluğu · dahili dava
Benzer bu karardaK..’a «husumet» yöneltilmesi de yerinde olmadığından anılan davalı hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu davalıyı da kapsayacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/636 Esas sayılı kararına aykırılık teşkil ettiği, genel kurul kararı bulunmadan yönetim kurulunun «sermaye artırımana» ilişkin kararının hüküm ifade etmeyeceği, iptaline karar verilemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 05.02.2009 tarihli genel kurul toplantısının 4 nolu kararının «hükümsüzlüğünün tespitine», iptaline, fazla talebin reddine, birleşen davada 10.02.2010 tarihli genel kurulun 6, 7. ve 8. maddelerinin hükümsüzlüğünün tespitine ve iptaline karar verilmiştir …
K.. adına (1980 doğumlu) tesciline karar verildiği, 05.02.2009 tarihli genel kurulda sermayenin artırılmasına ilişkin gündemin görüşülmesi ve karara bağlanmasının önlenmesine ilişkin tedbir kararı alındığı, buna rağmen «hazirun cetvelinde» davalı M..
K..'ın paylarının 64.950 adet hisse «dahil» olacak şekilde 82.449,97 adet olarak gösterildiği, bu durumun 6762 sayılı TTK'nın 381/1, 361/2, 3 maddelerine aykırılık oluşturduğu, birleşen davada 10.02.2010 tarihli genel kurulda sermayenin artırılmasına ve «yönetim kurulu» üyelerinin seçilmesine karar verildiği, alınan kararların Konya 1.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6277 E. 2013/9520 K.
Ortak:ortaklık sıfatı · yokluk · genel kurul kararının iptali · iptal davası · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · hukuki yarar · geçersizlik · dava şartı
İncelediğiniz karardaYine «genel kurul kararlarının iptali davalarının», TTK.’nun 381. maddesi hükmü uyarınca, sadece ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli olup, bu türden bir davada ortaklara «husumet» yöneltilemez.
… dilmeden yapılmış olmasına, böyle bir durumda tek bir pay sahibinin dahi hazır bulunmaması veya katılıp da toplantı şekline itiraz etmesi halinde, alınan kararların «yoklukla malul» sayılmasının gerekmesine, somut uyuşmazlıkta da davacı ...’in pay sahibi olduğu yargı kararıyla belirlendiği halde dava konusu genel kurul toplantısına katılmadığının sabit olmasına, bu durum karşısında mahkemece davacı ...’in davalı şirkete karşı açtığı davanın kabulü ile dava konusu genel kurulda alınan kararların «geçersiz» sayılmasında bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının red …
Bu durum karşısında mahkemece, davacılardan ... ve ...’ın «ortaklık sıfatının» yargılamanın başından sonuna kadar devam edip etmediğinin, dolayısıyla aktif dava «ehliyetlerinin» bulunup bulunmadığının, yukarıda açıklanan şekilde incelenip araştırılmadan, anılan davacılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu kararda4-Genel kurul kararlarının iptalini düzenleyen mülga TTK'nun 381. maddesinde, toplantıda hazır bulunup da alınan karara muhalif kalan ve bu durumu «toplantı tutanağına» geçiren ortağın söz konusu kararlara karşı «iptal davası» açma hakkının olduğu belirtilmiştir.Buna göre, «yokluk» ve «geçersizlik» halleri dışında kalıp da iptali mümkün olan genel kurul kararlarına karşı iptal davası açabilmek için öncelikle kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” ko …
3-Öte yandan, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan işbu davada, dava açan kişinin davanın başından sonuna kadar bu sıfatını sürdürmesi gereklidir.Şayet yargılama sırasında bu sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta «hukuki yararı» kalmaz.Aktif dava «ehliyetine» ilişkin olan bu hususlar mahkemece resen göz önüne alınır.Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece «bekletici mesele» yapılan ...
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.11.2008 tarihli, 2002/637 Esas-2008/536 Karar sayılı «kesinleşmiş ilamı» ile davalı şirketteki davalı ... adına kayıtlı olan 2.600.000 adet hissenin davacı ... adına tesciline karar verildiği ve bu karara dayalı olarak mahkemece hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.Bu durumda, davacı ...’ın «ortaklık sıfatının» kalmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır.Bu nedenle, davacı ... yönünden aktif dava «ehliyeti» açısından bir değerlendirme yapılması gerekirken, bu yön üzerinde durulmaması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nitelikli çoğunluk · toplantı ve karar nisabı · karar nisabı · toplantı tutanağı · kesinleşen ilam · bekletici mesele · ticaret sicili tescili · pasif husumet yokluğu
Benzer bu kararda… maddesinde, bu konuda ana sözleşmenin değişmesi hakkındaki usul ve şartlar dairesinde karar alınması gerektiğinin belirtildiği, davalı şirketin 25.04.1969 tarihinde «ticaret siciline tescil» edilerek kurulduğu, kurulduğu tarihte tescil edilen ana sözleşmesinin “Toplantı Nisabı” başlığını «taşıyan» 19. maddesinde, genel kurul toplantıları ve «toplantılardaki nisabın» Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğunun belirtildiği, bu durumda davaya konu toplantı tarihinde yürürlükte bulunan ana sözleşmenin anılan hükmü gereği uygulanacak toplantı nisabının şirketin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan TTK'nın “Toplantı ve Karar Nisabı”na ilişkin hükümleri olup, bu tarihte yürürlükte bulunan 388. maddesi uyarınca bu durumda ilk toplantı için en az ¾ oranında pay sahiplerinin toplantıda hazır bulunması gerektiği, somut olayda ise toplantıda davacı ...'a ait % 26 oranındaki hissenin «temsil» edilmediği, bu nedenle gündemin 7. sırasında alınan birleşmeye ilişkin kararın yasal toplantı nisabına uyulmadan alındığından yok hükmünde olduğunun kabulü gerekme …
Davaya konu genel kurul toplantısında gündemin 7. sırasında alınan karar dışında kalan kararların alınmasında «nitelikli çoğunluk» gerekmediğinden davacı ...'a ait hisselerin toplantıda «temsil» edilmemiş olmasının 7. madde dışında iptali istenen diğer maddelerde alınan kararların geçerliliğine etkisi olmadığı anlaşılmakla iptali istenen 3, 4 ve 5. maddele …
3-Öte yandan, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan işbu davada, dava açan kişinin davanın başından sonuna kadar bu sıfatını sürdürmesi gereklidir.Şayet yargılama sırasında bu sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta «hukuki yararı» kalmaz.Aktif dava «ehliyetine» ilişkin olan bu hususlar mahkemece resen göz önüne alınır.Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece «bekletici mesele» yapılan ...
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.11.2008 tarihli, 2002/637 Esas-2008/536 Karar sayılı «kesinleşmiş ilamı» ile davalı şirketteki davalı ... adına kayıtlı olan 2.600.000 adet hissenin davacı ... adına tesciline karar verildiği ve bu karara dayalı olarak mahkemece hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.Bu durumda, davacı ...’ın «ortaklık sıfatının» kalmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır.Bu nedenle, davacı ... yönünden aktif dava «ehliyeti» açısından bir değerlendirme yapılması gerekirken, bu yön üzerinde durulmaması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13343 E. 2012/18850 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin hüküm
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/229 Karar sayılı kararın «kesin» hüküm oluşturduğu gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/167 E. , 2012/20675 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/10/2010 tarih ve 2000/880-2010/543 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/12/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı ... vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden ...ve ...'ın, davalı şirketteki hisselerini diğer müvekkili ...'a devrettiklerini, bu devir sözleşmesinin pay defterine kaydedilmesi için şirket yönetim kurulu üyesi ve kız kardeşi olan...'a teslim edildiğini, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı bulunan diğer davalı ...'ın, hem isim benzerliğinden hem de baba adlarının... olmasından yararlanarak bu hisseleri kendi adına kayıt ve tescil ettiğini, bu hisseleri hileli yollarla üzerine geçiren davacı ...' in dedesi 1930 doğumlu ... ve şirket aleyhine, davalı ...' in hissedarlığının kısmen iptali ile davacı 1980 doğumlu ... adına hissedarlığın tescili için mahkemeye dava açıldığını, bu davanın derdest olduğunu, iptali istenen 23.06.2000 tarihli genel kurul toplantısına ise davacı ...'ın çağrılmadığını ve oy da kullandırılmadığını, genel kurulun çağrı merasimine uyulmaksızın tüm ortaklar hazır bulunmuş gibi icra edildiğini ve şirket sermayesinin % 26'sına sahip bir kişinin katılmasının hileli yollarla önlendiğinden genel kurulun yoklukla malül bulunduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 23.06.2000 tarihinde yapılan olağan genel kurulunun ve bu genel kurulda alınan 3, 4, 6 ve 7.
gündem maddelerindeki kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, 09.06.2000 tarihi itibarı ile ...'a ait hisselerin oğlu 1980 doğumlu ...'a devri gerekir iken, şirket yönetim kurulu başkanı olan davalı 1930 doğumlu ...'ın hileli şekilde kendi adına tescilini sağladığı, bu hisse devrinden sonra icra edilen dava konusu genel kurulun, davacı ...'a ait %26 hissenin temsili olmadan yapıldığından, alınan kararların geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu genel kurul toplantısının TTK.’nun 370. maddesi uyarınca tüm pay sahiplerinin hazır bulunduğu belirtilmek suretiyle davet merasimine riayet edilmeden yapılmış olmasına, böyle bir durumda tek bir pay sahibinin dahi hazır bulunmaması veya katılıp da toplantı şekline itiraz etmesi halinde, alınan kararların yoklukla malul sayılmasının gerekmesine, somut uyuşmazlıkta da davacı ...’in pay sahibi olduğu yargı kararıyla belirlendiği halde dava konusu genel kurul toplantısına katılmadığının sabit olmasına, bu durum karşısında mahkemece davacı ...’in davalı şirkete karşı açtığı davanın kabulü ile dava konusu genel kurulda alınan kararların geçersiz sayılmasında bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan bu türden bir davada, dava açan kişinin, davanın başından sonuna kadar bu sıfatının sürmesi gereklidir. Şayet yargılama sırasında bu sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki yararı kalmaz. Yine genel kurul kararlarının iptali davalarının, TTK.’nun 381. maddesi hükmü uyarınca, sadece ortaklık tüzel kişiliğine karşı açılması gerekli olup, bu türden bir davada ortaklara husumet yöneltilemez. Aktif ve pasif dava ehliyetine ilişkin olan bu hususlar, mahkemece resen göz önüne alınır.
Somut uyuşmazlıkta ise dosya içerisinde bulunan ve kesinleşen Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2002/721 E.-2008/537 K. sayılı ilamı ile davacı ...’ın davalı şirkette bulunan (1.229.000) adet hissesinin tamamını 1980 doğumlu diğer davacı ...’a devir ettiğinin tespiti ile bu davacı adına tesciline karar verilmiştir. Bu durumda davacı ...’ın ortaklık sıfatının kalmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır.
Yine her ne kadar dava dilekçesinde, davacılardan ...’in de davalı ...’a hissesini devrettiğinden söz edilmişse de, 24.06.1999 tarihli genel kurul hazır bulunanlar cetvelinin incelenmesinden, davacı ...’in bu tarihte pay sahibi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı ...’in davalı ...’a pay devretmesi mümkün değildir. Nitekim ..., Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2002/721 E.-2008/537 K. sayılı dosyasında davacı da değildir.
Ancak bu noktada bir başka sorun daha ortaya çıkmaktadır. Buna göre 24.06.1999 tarihli genel kurul hazır bulunanlar cetvelinde, davalı 1930 doğumlu ... (740.000) adet, davacı ... da (1.229.000) adet hisseye sahip iken, 23.06.2000 tarihli genel kurul hazır bulunanlar cetveline göre, davalı 1930 doğumlu ... (1.649.000) adet hisseye, daha önce ortaklığı bulunmayan 1978 doğumlu ... (150.000), ... (150.000), ... (10.000) ve ... da (10.000) adet hisseye sahip olmuştur. Diğer ortaklarda ve paylarında bir değişiklik olmadığına göre, davalı ...’ın daha önceden maliki bulunduğu (740.000) adet hisse de dikkate alınarak yapılacak bir hesaplamada, davacı ...’nın (1.229.000) adet hissesinin, davalı ...’ın yanında, davacı ...
ve dava dışı 1978 doğumlu ..., ... ve ...’a da devredildiği anlaşılmaktadır.
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2002/721 E.-2008/537 K. sayılı dava dosyasında ise ...’ın davalı şirkette bulunan (1.229.000) adet hissesinin 1980 doğumlu diğer davacı ...’a devir ettiğinin tespiti ile bu davacı adına tesciline karar verildiğine göre, davacı ...’ın, bu karardan ve yukarıda açıklanan tespitlerden sonra, halen ortaklık sıfatının devam edip etmediği konusunda tereddüt doğmaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, davacılardan ... ve ...’ın ortaklık sıfatının yargılamanın başından sonuna kadar devam edip etmediğinin, dolayısıyla aktif dava ehliyetlerinin bulunup bulunmadığının, yukarıda açıklanan şekilde incelenip araştırılmadan, anılan davacılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yine yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca, mahkemece genel kurul karalarının iptali davasında davalı ortak ...’a husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, anılan davalı hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davalı ... hakkındaki davanın da kabulüne karar verilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066729300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz