Tahsil | Zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/15760 E. 2012/20145 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fiil ehliyeti↗ bozma sonrası karar↗ muvafakat↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ yönetim kurulu kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda dava tarihindeki denetçilere ilişkin herhangi bir belge ve vekaletnamenin davacı tarafça dosyaya sunulmadığı, bozma ilamında belirtilen koşulların verilen süreye rağmen yerine getirilmediği, bu usuli eksikliklerin dava devam ederken ve bozmadan sonra da tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı yönetim kurulu üyeleri ve çalışanların usulsüz olarak verdikleri kredi nedeniyle davacı bankanın zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Bozma ilamındaki dava tarihi itibariyle şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlardan vekaletname alınmasına olanak tanınması gerektiği yönündeki açıklamada geçen “dava tarihi” ibaresi maddi bir hatadan kaynaklanmıştır. Davacı bir anonim şirket olup, organları aracılığıyla işlemlerde bulunmaktadır. Yetkili organlarının aldığı karar ve yaptığı işlemler davacı şirket hakkında hukuki sonuç doğurur. Yetkili organları oluşturan kişilerin değişmesi, ayrılması, ölmesi veya sonradan fiil ehliyetlerini kaybetmesinin bir önemi olmayıp, önemli olan organın varlığı ve devamıdır. Şirket adına yapılacak işlerde işlem anındaki yetkili organın karar alması veya işlem yapması yeterli olup, bu kural yasal mevzuat ile şirketlerin mahiyetine de uygun bulunmaktadır. Bu nedenle bozmaya uyulması yasa hükmünü ortadan kaldırmayacağından mahkemece bozma ilamında belirtilen usuli eksiklikler giderildikten sonra yargılamaya devam edilmesi gerekir. Bu itibarla somut olayda, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında işbu davaya muvafakat verilmesine ilişkin olarak genel kurul tarafından alınan karar üzerine aynı genel kurulda seçilen denetim kurulu üyeleri tarafından verilen vekaletname ile bozma ilamında belirtilen usuli eksiklikler giderilmiş olup, mahkemece yargılamaya devam olunarak uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5379 E. 2013/4871 K.
Ortak:fiil ehliyeti · muvafakat · anonim şirket · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaYetkili organları oluşturan kişilerin değişmesi, ayrılması, ölmesi veya sonradan «fiil ehliyetlerini» kaybetmesinin bir önemi olmayıp, önemli olan organın varlığı ve devamıdır.
Dava, davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve çalışanların usulsüz olarak verdikleri kredi nedeniyle davacı bankanın zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı bir «anonim şirket» olup, organları aracılığıyla işlemlerde bulunmaktadır.
Benzer bu karardaYetkili organları oluşturan kişilerin değişmesi, ayrılması, ölmesi veya sonradan «fiil ehliyetlerini» kaybetmesinin bir önemi olmayıp, önemli olan organın varlığı ve devamıdır.
Dava, davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve çalışanların usulsüz olarak verdikleri kredi nedeniyle davacı bankanın zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı bir «anonim şirket» olup, organları aracılığıyla işlemlerde bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5063 E. 2013/6434 K.
Ortak:fiil ehliyeti · muvafakat · anonim şirket · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaYetkili organları oluşturan kişilerin değişmesi, ayrılması, ölmesi veya sonradan «fiil ehliyetlerini» kaybetmesinin bir önemi olmayıp, önemli olan organın varlığı ve devamıdır.
Dava, davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve çalışanların usulsüz olarak verdikleri kredi nedeniyle davacı bankanın zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı bir «anonim şirket» olup, organları aracılığıyla işlemlerde bulunmaktadır.
Benzer bu karardaYetkili organları oluşturan kişilerin değişmesi, ayrılması, ölmesi veya sonradan «fiil ehliyetlerini» kaybetmesinin bir önemi olmayıp, önemli olan organın varlığı ve devamıdır.
Dava, davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve çalışanların usulsüz olarak verdikleri kredi nedeniyle davacı bankanın zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı bir «anonim şirket» olup, organları aracılığıyla işlemlerde bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin süre · kesin hüküm
Benzer bu kararda… sunulmasının gerektiği, davacı banka tarafından davanın açılması ile ilgili genel kurul kararının sunulduğu ancak HUMK 39. ve 40. maddeleri uyarınca verilen süre ve «kesin süreye» rağmen dava tarihi itibari ile denetim kurulu üyeleri olarak görev yapan ... ve ... 'nın davaya iştirakinin sağlanmadığı, bu kişilerden alınan vekaletnamenin de su …
-
Tahsil | Zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1294 E. 2024/3689 K.
Ortak:fiil ehliyeti · bozma sonrası karar · muvafakat · anonim şirket · taraf ehliyeti · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaYetkili organları oluşturan kişilerin değişmesi, ayrılması, ölmesi veya sonradan «fiil ehliyetlerini» kaybetmesinin bir önemi olmayıp, önemli olan organın varlığı ve devamıdır.
Bu itibarla somut olayda, «bozma sonrası» yapılan yargılama sırasında işbu davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin olarak genel kurul tarafından alınan karar üzerine aynı genel kurulda seçilen denetim kurulu üyeleri tarafından verilen vekaletname ile bozma i …
Dava, davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve çalışanların usulsüz olarak verdikleri kredi nedeniyle davacı bankanın zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve çalışanların usulsüz olarak verdikleri kredi nedeniyle davacı bankanın zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
… nda açıkça dosya numarası da bildirilmek suretiyle banka tahsili gecikmiş alacakları portföyünde yer alan kredi takip alacaklarının, Birleşim Varlık Yönetim A.Ş.'ye «temlik»/devir edilmesinin, yönetim kurulunun 26.12.2018 tarih ve 143 no.lu kararı ile kararlaştırıldığı ve işbu davaya konu alacakların tamamının bu kapsamda temlik/devir edildiği bildirilmiş, ekinde de «yönetim kurulu» karar örneği gönderilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · müddeabih · temlik sözleşmesi · üçüncü kişi · temlik
Benzer bu karardaBir dava açıldıktan sonra (dava devam ederken), dava konusu olan mal veya hakkın («müddeabihin») bir başkasına («üçüncü kişiye») devredilmesi mümkündür.
Taraflardan birinin, dava sırasında «müddeabihi» başkasına devretmesi hâlinde artık müddeabih üzerinde bir «tasarruf yetkisi» kalmaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.02.2011 tarihli, 2010/11-689 E. ve 2011/46 K. sayılı kararı).
… ktörlüğü'nün dosyaya sunulan 14.11.2019 tarihli yazısında, banka tahsili gecikmiş alacakları portföyünde yer alan alacakların, Birleşim Varlık Yönetim A.Ş.'ye devir/«temlik» edilmesinin, yönetim kurulunun 26.12.2018 tarih ve 143 no.lu kararı ile kararlaştırıldığı, ancak 06.07.2001 tarihinden önce kullandırılan kredilerden kaynaklı bu alacakların «temlik sözleşmesinde» (Ek-2) belirlenen bedelle temlik edilmiş olmasının, iş bu davaya konu banka zararını ortadan kaldırmadığı ve bu nitelikteki banka hak ve alacaklarının devir konusu …
4.Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, dava konusu edilen alacağın da dava açıldıktan sonra devir/«temlik» edildiği anlaşılmış olup buna göre Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca işlem yapılarak (görülmekte olan davada davacı yerine devralmış olan kişinin geçmesi için gerekli usuli işlemler yapılarak) bir karar verilmesi gerekirken «müddeabihi» devretmiş davacı huzuru ile davaya devam edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5532 E. 2010/12040 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · dava şartı yokluğu · yetki
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 30.06.2007 tarihli genel kurul toplantısında davadaki iddia ve isteme ilişkin denetçiler tarafından dava açılması yolunda alınmış bir karar ve denetçilere verilmiş bir «yetkinin» mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yöneticiler hakkında açılan işbu dava «sorumluluk davası» niteliğinde olup, bu davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341 nci maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır .Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7117 E. 2011/249 K.
Ortak:muvafakat · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDava, davalı «yönetim kurulu» üyeleri ve çalışanların usulsüz olarak verdikleri kredi nedeniyle davacı bankanın zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Bu itibarla somut olayda, «bozma sonrası» yapılan yargılama sırasında işbu davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin olarak genel kurul tarafından alınan karar üzerine aynı genel kurulda seçilen denetim kurulu üyeleri tarafından verilen vekaletname ile bozma i …
Benzer bu kararda341. maddesi gereği kooperatif «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılması için kooperatif genel kurulunda karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması veya açılan davaya «muvafakat» verilmesi gerektiği, yeni denetim kurulunun davaya muvafakatlerinin sağlanması için davacı tarafa süre verilmesine rağmen yeni atanan denetim kurulunun muvafakatinin alınamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava açılmasından sonra, önceki «yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası» açılması için genel kurulda karar alındığının anlaşılmasına göre, yeni seçilen denetim kurulu üyelerinin davaya «muvafakatleri» aranmaksızın, dava şartlarının gerçekleştiği kabul edilerek davanın esasına girilmesi gerekirken, yeni seçilen denetim kurulu üyelerinin açılan davaya muvafakatler …
Kooperatifin eski «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davasının görülebilmesi, 1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK.nun 341 nci maddesi gereğince, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması prosedürüne bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · sorumluluk davası · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDava açılmasından sonra, önceki «yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası» açılması için genel kurulda karar alındığının anlaşılmasına göre, yeni seçilen denetim kurulu üyelerinin davaya «muvafakatleri» aranmaksızın, dava şartlarının gerçekleştiği kabul edilerek davanın esasına girilmesi gerekirken, yeni seçilen denetim kurulu üyelerinin açılan davaya muvafakatler …
341. maddesi gereği kooperatif «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılması için kooperatif genel kurulunda karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması veya açılan davaya «muvafakat» verilmesi gerektiği, yeni denetim kurulunun davaya muvafakatlerinin sağlanması için davacı tarafa süre verilmesine rağmen yeni atanan denetim kurulunun muvafakatinin alınamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davanın kooperatif denetim kurulu adına dava tarihinde «görevli» denetçiler tarafından verilen vekaletname ile açıldığı anlaşılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/15760 E. , 2012/20145 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.05.2010 tarih ve 2009/458-2010/269 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.12.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av...... ile davalılardan ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkili bankanın genel müdürü, yönetim kurulu üyesi ve şube çalışanı oldukları dönemde usulsüz olarak dava dışı firmaya 2.000.000 DEM kredi kullandırdıklarını, bu kredinin geri ödenmediğini, bu nedenle müvekkilinin zararına neden olduklarını ileri sürerek, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
[…].... vekilleri ayrı ayrı, ilgili firma hakkında takiplerin devam ettiğini, bu nedenle davacının zararının henüz gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Davalılardan .... kredi kullandırılmasında bir usulsüzlüğün bulunmadığını, bu nedenle sorumlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Diğer bir kısım davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda dava tarihindeki denetçilere ilişkin herhangi bir belge ve vekaletnamenin davacı tarafça dosyaya sunulmadığı, bozma ilamında belirtilen koşulların verilen süreye rağmen yerine getirilmediği, bu usuli eksikliklerin dava devam ederken ve bozmadan sonra da tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı yönetim kurulu üyeleri ve çalışanların usulsüz olarak verdikleri kredi nedeniyle davacı bankanın zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Bozma ilamındaki dava tarihi itibariyle şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlardan vekaletname alınmasına olanak tanınması gerektiği yönündeki açıklamada geçen “dava tarihi” ibaresi maddi bir hatadan kaynaklanmıştır. Davacı bir anonim şirket olup, organları aracılığıyla işlemlerde bulunmaktadır. Yetkili organlarının aldığı karar ve yaptığı işlemler davacı şirket hakkında hukuki sonuç doğurur. Yetkili organları oluşturan kişilerin değişmesi, ayrılması, ölmesi veya sonradan fiil ehliyetlerini kaybetmesinin bir önemi olmayıp, önemli olan organın varlığı ve devamıdır.
Şirket adına yapılacak işlerde işlem anındaki yetkili organın karar alması veya işlem yapması yeterli olup, bu kural yasal mevzuat ile şirketlerin mahiyetine de uygun bulunmaktadır. Bu nedenle bozmaya uyulması yasa hükmünü ortadan kaldırmayacağından mahkemece bozma ilamında belirtilen usuli eksiklikler giderildikten sonra yargılamaya devam edilmesi gerekir. Bu itibarla somut olayda, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında işbu davaya muvafakat verilmesine ilişkin olarak genel kurul tarafından alınan karar üzerine aynı genel kurulda seçilen denetim kurulu üyeleri tarafından verilen vekaletname ile bozma ilamında belirtilen usuli eksiklikler giderilmiş olup, mahkemece yargılamaya devam olunarak uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 06.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066272200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz