Alacak | Senedin iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/12520 E. 2012/19735 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
komisyon alacağı↗ rekabet yasağı↗ mevduat hesabı↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ cezai şart↗ oy yasağı↗ komisyon↗ bono↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalıdan 6.640 USD alacaklı olduğu; ancak teminat amaçlı bono verildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın reddine dair verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak asıl davada davacının davalıdan 6.640 USD komisyon alacağı talebinin kabulüne, bu bedelin dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca Amerikan Doları üzerinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, teminat amaçlı verilen bononun iptaline yönelik istemin reddine, birleşen davada ise; B.K.’nun 348/2 maddesi uyarınca, birleşen dosya davacısı tarafından işçinin müşterileri tanıması ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine zarar verildiği hususu ispatlanamadığı, yapılan noter tespitinin de tek başına bu hususu kanıtlamaya yeterli olmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 348. maddesine göre rekabet yasağının ihlali nedeni ile cezai şarta hükmedilebilmesi için maddede sözü edilen koşulların gerçekleşmesi yeterli olup bu koşullar dışında ayrıca zararın kanıtlanmasına gerek yoktur. Bu itibarla mahkemece rekabet yasağı ile ilgili sözleşmenin geçerli olup olmadığı ve ihlal edilip edilmediği incelenip, geçerli ve ihlal edilmiş ise sözleşme ile kararlaştırılan cezai şarta hükmedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5174 E. 2010/2044 K.
Ortak:komisyon alacağı · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · komisyon · bono · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalıdan 6.640 USD alacaklı olduğu; ancak «teminat» amaçlı «bono» verildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın reddine dair verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak asıl davada davacının davalıdan 6.640 USD «komisyon alacağı» talebinin kabulüne, bu bedelin dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca Amerikan Doları üzerinden açılmış 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» uygulanan faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, teminat amaçlı verilen bononun iptaline yönelik istemin reddine, birleşen davad …
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 348. maddesine göre «rekabet yasağının» ihlali nedeni ile «cezai şarta» hükmedilebilmesi için maddede sözü edilen koşulların gerçekleşmesi yeterli olup bu koşullar dışında ayrıca zararın kanıtlanmasına gerek yoktur.
Bu itibarla mahkemece «rekabet yasağı» ile ilgili sözleşmenin geçerli olup olmadığı ve ihlal edilip edilmediği incelenip, geçerli ve ihlal edilmiş ise sözleşme ile kararlaştırılan «cezai şarta» hükmedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda2- Asıl dava, satış «temsilcisi» olan davacının davalıdan «komisyon alacağı» istemine, birleşen dava ise, davalıya ait işyerinden ayrılan davacının «rekabet yasağı sözleşmesine» aykırı hareket ettiği iddiasına dayalı «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan 6.640 USD alacaklı olduğu; ancak, «teminat» amaçlı «bono» verildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 6.640 USD’nin davalıdan tahsiline, bono iptali isteminin reddine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Oysa, Borçlar Kanunu’nun 348 ve devamı maddelerinde «rekabet yasağı» düzenlenmiş olup, anılan maddesinin 1. fıkrasında “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizme …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı sözleşmesi · reeskont faizi · olumsuz oy · eksik inceleme · temsil
Benzer bu kararda2- Asıl dava, satış «temsilcisi» olan davacının davalıdan «komisyon alacağı» istemine, birleşen dava ise, davalıya ait işyerinden ayrılan davacının «rekabet yasağı sözleşmesine» aykırı hareket ettiği iddiasına dayalı «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
3- Davacı vekili dava dilekçesinde, hükmedilecek alacağa «reeskont faizi» uygulanmasını talep etmiş olup, mahkemece davacının faiz konusundaki istemi hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davalı-birleşen davacı vekilinin talebinin BK’nın 348 ve devamı maddelerine göre değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir hüküm verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5488 E. 2017/7061 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı
İncelediğiniz karardaKarar tarihinde yürürlükte bulunan Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 348. maddesine göre «rekabet yasağının» ihlali nedeni ile «cezai şarta» hükmedilebilmesi için maddede sözü edilen koşulların gerçekleşmesi yeterli olup bu koşullar dışında ayrıca zararın kanıtlanmasına gerek yoktur.
Bu itibarla mahkemece «rekabet yasağı» ile ilgili sözleşmenin geçerli olup olmadığı ve ihlal edilip edilmediği incelenip, geçerli ve ihlal edilmiş ise sözleşme ile kararlaştırılan «cezai şarta» hükmedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… ...,...,...,...,... ..., ve ...'ta işveren ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren şirketlerde 3 ay çalışmamayı kabul edeceği, aksi halde 6 aylık brüt maaşı tutarında «cezai şart» ödeyeceği” hususlarının kararlaştırıldığı, davalının 08.04.2011 tarihinde davacı işyerinden «istifa» ederek 22.04.2011 tarihinden itibaren davacı ile aynı alan ve bölgede faaliyet gösteren dava dışı şirkette çalışmaya başladığı, böylece kararlaştırılan 3 aylık süre ile «rekabet etmeme yasağını» ihlal ettiği, ödenmesi gereken cezai şart miktarının 10.086,77 TL olarak tespit edildiği, ancak davacının 3 aylık «rekabet yasağı» için 6 aylık brüt ücreti tutarında öngörülen cezai şartın hak ve nesafet kurallarına aykırılık taşıdığı, bu nedenle takdiren 1/3 oranında «hakkaniyet indirimi» uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.724,51 TL cezai şart alacağının «temerrüt tarihi» olan 17.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki iş akdinin sona erdiği 08.04.2009 tarihi ve sözleşmede yer alan «rekabet yasağının» ihlali olan davalının dava dışı şirkette çalışmaya başladığı 20.04.2011 tarihi itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte olup, uyuşmazlığa 818 sayılı Yasa'nın 348 ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümlerin uygulanması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yasağı · hakkaniyet indirimi · ihbar tazminatı · istifa · temerrüt tarihi · hakkaniyet · ihbar · yasal faiz
Benzer bu kararda… ...,...,...,...,... ..., ve ...'ta işveren ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren şirketlerde 3 ay çalışmamayı kabul edeceği, aksi halde 6 aylık brüt maaşı tutarında «cezai şart» ödeyeceği” hususlarının kararlaştırıldığı, davalının 08.04.2011 tarihinde davacı işyerinden «istifa» ederek 22.04.2011 tarihinden itibaren davacı ile aynı alan ve bölgede faaliyet gösteren dava dışı şirkette çalışmaya başladığı, böylece kararlaştırılan 3 aylık süre ile «rekabet etmeme yasağını» ihlal ettiği, ödenmesi gereken cezai şart miktarının 10.086,77 TL olarak tespit edildiği, ancak davacının 3 aylık «rekabet yasağı» için 6 aylık brüt ücreti tutarında öngörülen cezai şartın hak ve nesafet kurallarına aykırılık taşıdığı, bu nedenle takdiren 1/3 oranında «hakkaniyet indirimi» uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.724,51 TL cezai şart alacağının «temerrüt tarihi» olan 17.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İş Mahkemesi’nin 2011/620 esas sayılı dosyasında davalı aleyhine «ihbar tazminatı» alacağı için dava açıldığı, bu dava sonucunda davalının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesine aykırı biçimde «istifa» ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmakta olup, bu hususlarda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Dosya kapsamından, taraflar arasında 24.04.2009 tarihinde düzenlenen hizmet akdine istinaden davalının davacı şirkette 24.04.2009-08.04.2009 tarihleri arasında medikal delege olarak çalıştığı, davalının 08.04.2009 tarihli dilekçesi ile görevinden «istifa» ettiği, davacı tarafından ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3658 E. 2015/11650 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/12520 E. , 2012/19735 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.03.2011 tarih ve 2010/866-2011/198 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının yanında müşteri temsilcisi olarak çalıştığını, işe girerken kendisinden teminat amaçlı bono alındığını, aralarındaki sözleşmenin feshine rağmen bononun iade edilmediğini, ayrıca davalıdan 6.640 USD komisyon alacağı olduğunu belirterek komisyon alacağının davalıdan reeskont faizi ile birlikte tahsiline ve teminat amaçlı verilen bononun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıdan teminat amaçlı bono alınmadığını, davacının müvekkilinden her hangi bir alacağı bulunmadığını savunarak asıl davanın reddini istemiş, birleşen dava ile de, davacının imzaladığı sözleşmede rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunduğunu, davacının işten ayrıldıktan sonra müvekkilinin bulunduğu bölgede aynı faaliyet alanında çalışarak rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini belirterek sözleşmede yer alan 10.000 USD cezai şartın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalıdan 6.640 USD alacaklı olduğu; ancak teminat amaçlı bono verildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın reddine dair verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak asıl davada davacının davalıdan 6.640 USD komisyon alacağı talebinin kabulüne, bu bedelin dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca Amerikan Doları üzerinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, teminat amaçlı verilen bononun iptaline yönelik istemin reddine, birleşen davada ise; B.K.’nun 348/2 maddesi uyarınca, birleşen dosya davacısı tarafından işçinin müşterileri tanıması ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine zarar verildiği hususu ispatlanamadığı, yapılan noter tespitinin de tek başına bu hususu kanıtlamaya yeterli olmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 348. maddesine göre rekabet yasağının ihlali nedeni ile cezai şarta hükmedilebilmesi için maddede sözü edilen koşulların gerçekleşmesi yeterli olup bu koşullar dışında ayrıca zararın kanıtlanmasına gerek yoktur. Bu itibarla mahkemece rekabet yasağı ile ilgili sözleşmenin geçerli olup olmadığı ve ihlal edilip edilmediği incelenip, geçerli ve ihlal edilmiş ise sözleşme ile kararlaştırılan cezai şarta hükmedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle birleşen dosyada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1066079100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz