Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/14662 E. 2012/19306 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilen karar, Dairemizin 15.02.2012 günlü kararında yazılı gerekçelerle kısmen bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili ve davalı İrem Nakliyat Ltd. Şti. vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekili ve davalı İrem Nakliyat Ltd. Şti. vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7690 E. 2011/5774 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6416 E. 2015/4063 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyeliği · tanık beyanı · yokluk · istifa · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · anonim şirket · kâr payı
Benzer bu kararda1-Dava, «anonim şirket» «hisse devrinin» «geçersizliğinin» ve davacının ortaklığının eski «payı» oranında devam ettiğinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece «hisse devir sözleşmesindeki» imzaların davacının eli ürünü olmadığı, davalı ...'nın devir sözleşmesinin kurye ile gönderildiğini savunduğu, davacının hisse devrinden sonra şirket faaliyetlerine katılmadığı, davalılara herhangi bir bildirimde bulunmadığı, dinlenen tanıkların hisse devrinin davacının bilgisi dahilinde olduğunu belirttiği, hisse devrinin davacının icra takibi borcunun davalı ... tarafından ödenmesi nedeniyle yapıldığı, şirkete ve davalı ...'ya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın esastan, davalı şirket ve İrem yönünden husumetten davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «hisse devir sözleşmesindeki» imzaların davacının eli ürünü olmadığı, davalı ...'nın devir sözleşmesinin kurye ile gönderildiğini ve «yokluklarında» imzalandığını savunduğu, davacının hisse devrinden sonra 3 yıl boyunca şirket faaliyetlerine katılmadığı, bu süre zarfında davalılara herhangi bir bildirimde bulunmadığı, dinlenen tanıkların hisse devir işleminin davacının bilgisi dahilinde yapıldığını belirttiği, «hisse devrinin» davacının icra takibi borcunun davalı ... tarafından ödenmesi nedeniyle yapıldığı gerekçesiyle, davalı şirket ve İrem yönünden davanın «husumetten», davalı ... yönünden esastan reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı ile davalı ... arasında düzenlenen 28.08.2008 tarihli «hisse devir sözleşmesi» altındaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı belirlendiği gibi, davacının sırf şirket faaliyetlerine iştirak etmemesi veya genel kurullara katılmaması hisselerini devrettiğini göstermez, kaldı ki 30.03.2011'de davacının icra takibi borcuna yönelik olarak yapıldığı belirtilen ödeme, hisse devir tarihi olduğu belirtilen 28.08.2008 tarihinden bir hayli sonra olması nedeniyle bu yöndeki davalı savunmasına itibar edilemez, yine, HMK'nın 201, 203. maddelerindeki düzenlemeler karşısında, davaya konu olayda «tanık beyanına» itibar edilerek hüküm kurulması mümkün değildir.
Ayrıca, mahkeme gerekçesinde davacının hisse devir tarihi ile aynı tarihte «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ettiği, dilekçedeki imzaya davacının itiraz etmediği belirtilmiş ise de, davacı taraf dosyada mevcut 28.08.2008 tarihli ortaklıktan ayrılması nedeniyle yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğine dair dilekçeyi kabul etmediği gibi, 23.07.2013 «havale» tarihli grafoloji uzmanın düzenlediği bilirkişi raporunda da istifa dilekçesindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığının belirlenmesi nedeniyle, bu husus ta dava …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1667 E. 2019/8208 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · saklama yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · ispat külfeti · ihbar olunan
Benzer bu karardaDava «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
… madığından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı, her ne kadar iddia olunan yükümlülüklerin yerine getirildiğinin «ispat külfeti» «ihbar olunan» sigortalı üzerinde ise de, bu kayıtları tutma ve «saklama yükümlülüğünün» sigortalı doktorda olmayıp davacı ile sözleşme ilişkisi içinde olan sağlık kurum veya kuruluşunda olduğu, mevcut dosya muhteviyatı itibariyle davacıların davaların …
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre, «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirildiğinin ispatı sağlık kuruluşu veya hekime ait olmakla birlikte, hekimin tıbbi belgeleri «saklama yükümlülüğünün» bulunmadığı, kayıtları tutma yükümlülüğünün başta Hasta Hakları Yönetmeliği, arşiv mevzuatı ve tıp hukuku mevzuatı uyarınca sağlık kurum ve kuruluşlarının hukuki s …
… z Tıp Merkezi olduğu, buradan hasta dosyasının celbi için yazı yazıldığının bildirildiği ve anılan sağlık kuruluşunun ise nihai olarak davacı ...'a ait herhangi bir «kaydın» bulunamadığını belirtmiş olduğu, yine mahkemece davacı ...'un başka yerde de tedavi gördüğü, hamileliğin başından sonuna kadar takibinin «ihbar olunan» sigortalı doktorun gözetiminde gerçekleşmediği iddiasına yönelik olarak Sosyal Güvenlik Kurumu'na yazılan müzekkereye, davacının 02.09.2010 ila 02.09.2011 tarihler …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2594 E. 2021/3485 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kurtuluş beyyinesi · yönetici sorumluluğu · özen yükümlülüğü · sorumluluk davası · tefrik · zamanaşımı defi · ticari işletme · mirasçılık
Benzer bu karardaMahkemece, davalıların «özen yükümlülüklerine» aykırı davrandıkları, banka «yönetim kurulu» üyelerinin gerek eylem gerekse dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 336.maddesi uyarınca da sorumluluklarının bulunduğu, söz konusu sorumluluğun ağırlaştırılmış sorumluluk niteliğinde bulunduğu, yönetim kurulu üyeleri «kurtuluş beyyinesini» ispat etmedikleri sürece söz konusu zarardan sorumlu oldukları, yine banka ...
Şubesi çalışanları ile bölge müdürleri ve kredi değerlendirme «görevlilerinin» de söz konusu kredinin kullandırılmasında kasıt ve ihmallerinin bulunduğu gerkçesiyle davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile toplam 2.553.157,57 TL'nin davalılar Muris ... «mirasçıları» Ayşe İrem Maro Kırış ve ... dışındaki davalılardan tahsiline; davalı ... yönünden açılan dosyanın ise bu dosyadan «tefrikine» karar verilmiştir.
2- Mahkemece, asıl alacağa dava tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmişse de, 6762 sayılı TTK'nın 3. maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen hususlarda bir «ticari işletmeyi» ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari iş olduğundan, davanın banka «yöneticilerinin sorumluluğuna» ilişkin olduğu gözönüne alındığında ticari iştir ve 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi gereğince «avans faizi» istenebilir.
3- Dava, davacının eski «yönetim kurulu» üyeleri ve yöneticileri hakkında açılan «sorumluluk davası» olup, mahkemece davalıların sorumluluğuna karar verilmiş ise de, olay tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesinde, tazminat isteme hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren 5 yıl içinde «zamanaşımına» uğrayacağı hüküm altına alınmış olup, somut olayda usulsüz kredi işlemine onay veren yönetim kurulu kararının 28.03.1997 tarihinde alındığı, kredinin 01.04.1997 tarihinde kullandırıldığı, işbu davanın ise 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 04.12.2002 tarihinde açılması nedeniyle, davalıların «zamanaşımı defi» kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle mümeyyiz davalılar ya …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/14662 E. , 2012/19306 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/03/2010 gün ve 2008/673-2010/111 sayılı kararı onayan Daire’nin gün ve sayılı kararı aleyhinde davacı vekili ve davalı İrem Nakliyat Ltd. Şti. vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin Kazakistan'daki bir firmaya sattığı emtianın İstanbul -Kazakiskan karayolu nakliyesinin 1 nolu davalı tarafından üstlenildiğini, 2 nolu davalının ise alt taşıyıcı olduğunu, ancak emtianın Kazakistan'daki nihai alıcıya teslim edilmediğini, alıcının malların gelmediğini bildirmesi üzerine davacının aynı miktar emtiayı teslimde gecikme olması nedeniyle mecburen uçakla gönderdiğini, ikinci kez gönderilen mal bedeli olan 8.156 EURO ile havayolu navlunu olan 9.089.52 EURO nun (1) nolu davalıdan talep edilmesine rağmen ödenmediğini ileri sürerek, toplam 17.605.52 EURO zararın 19.06.2008 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı İrem Uluslararası Nak. Gümrükleme ve Dış Tic Ltd. Şti vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin aldığı nakliye işini dava dışı Tuna Uluslararası Lojistik Nak. ve Dış Tic. Ltd Şti'ne, onun da davalı Akar Uluslararası Nak. Güm. Hiz. ve Dış Tic Ltd Şti'ne devrettiğini, emtianın 01.02.2008 tarihinde varış yerine ulaşmasına rağmen alıcı tarafından teslim alınmadığını, bunun üzerine yükün güvenli bir depoya boşaltıldığını ve davacıya bilgi verildiğini, malların geri getirilmesi hususunda davacının talimatının bulunmadığını, teslim yükümlülüğünün yerine getirildiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunmuştur.
Davalı Akar Uluslararası Nak. Güm. Hiz. ve Dış Tic Ltd Şti. vekili, müvekkilinin taşıma işini dava dışı Tuna Uluslararası Lojistik Nak. ve Dış Tic. Ltd Şti'nden aldığını, yükün zamanında varış yerine ulaştırılıp boşaltıldığını, durumun işi veren Tuna Nakliyata bildirildiğini, müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilen karar, Dairemizin 15.02.2012 günlü kararında yazılı gerekçelerle kısmen bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili ve davalı İrem Nakliyat Ltd. Şti. vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekili ve davalı İrem Nakliyat Ltd. Şti. vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili ve davalı İrem Nakliyat Ltd. Şti. vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacı ve davalı İrem Nakliyat Ltd. Şti.'den ayrı ayrı alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 28/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065826700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz