Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1667 E. 2019/8208 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tıbbi kötü uygulama↗ aydınlatma yükümlülüğü↗ saklama yükümlülüğü↗ zorunlu mali sorumluluk sigortası↗ mali sorumluluk sigortası↗ sorumluluk sigortası↗ ispat külfeti↗ ihbar olunan↗ olumsuz oy↗ protokol↗ ihbar↗ bilirkişi incelemesi↗ sigorta poliçesi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispatı sağlık kuruluşu veya hekime ait olmakla birlikte, hekimin tıbbi belgeleri saklama yükümlülüğünün bulunmadığı, kayıtları tutma yükümlülüğünün başta Hasta Hakları Yönetmeliği, arşiv mevzuatı ve tıp hukuku mevzuatı uyarınca sağlık kurum ve kuruluşlarının hukuki sorumluluğunda bulunduğu, hastanın sağlık kişisel verilerinin hekimler tarafından saklanmasında hukuksal bir zorunluluk bulunmadığı, söz konusu verilerin mülkiyetinin sağlık kurumuna ait olduğu, bu nedenlerle; davacı ...'un gebeliği sürecinde, davalı sigortalısı doktor Dr. ...'nin görev yaptığı sağlık kuruluşundan başka bir hekim ya da sağlık kuruluşundan sağlık hizmeti alıp almadığı hususundaki belirsizlik bulunduğu, davacı hasta ile sözleşme ilişkisine giren bilgi ve belgelere vakıf olan ilgili hastanede saklanması gereken hasta dosyasına ulaşılamaması ve tarafların iddiaları doğrultusunda toplanan sınırlı sayıdaki tıbbi kayıtların hastanın gebelik sürecine ilişkin bilgi ve belgeleri içermemesi nedeni ile hekimin tıbbi gerekleri yerine getirip getirmediği hususunda bir değerlendirme yapılmasını mümkün kılmadığı gibi, hekim tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği hususunda da kanaate varılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, saklanması gerekli olan hasta dosyasına ulaşılamadığından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı, her ne kadar iddia olunan yükümlülüklerin yerine getirildiğinin ispat külfeti ihbar olunan sigortalı üzerinde ise de, bu kayıtları tutma ve saklama yükümlülüğünün sigortalı doktorda olmayıp davacı ile sözleşme ilişkisi içinde olan sağlık kurum veya kuruluşunda olduğu, mevcut dosya muhteviyatı itibariyle davacıların davalarını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya üzerinde yapılan incelemede, davacı ...'un hamilelik sürecinde gittiğini iddia ettiği Özel İrem Tıp Merkezindeki hasta dosyasının temini için yazılan müzekkereye İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün 15.12.2016 tarih, 81398278-434.99 sayılı yazısıyla, dava dışı Özel İrem Tıp Merkezi'nin dava dışı şirkete devredildiği, mevcut isminin Özel Mavi Deniz Tıp Merkezi olduğu, buradan hasta dosyasının celbi için yazı yazıldığının bildirildiği ve anılan sağlık kuruluşunun ise nihai olarak davacı ...'a ait herhangi bir kaydın bulunamadığını belirtmiş olduğu, yine mahkemece davacı ...'un başka yerde de tedavi gördüğü, hamileliğin başından sonuna kadar takibinin ihbar olunan sigortalı doktorun gözetiminde gerçekleşmediği iddiasına yönelik olarak Sosyal Güvenlik Kurumu'na yazılan müzekkereye, davacının 02.09.2010 ila 02.09.2011 tarihleri arasında Medula isimli sistemde kaydının bulunmadığı yönünde cevap verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olmakla birlikte, davalı ... vekili, 12.07.2017 tarihli beyanının ekinde ihbar olunan sigortalı ... tarafından İzmir İl Sağlık Müdürlüğü'nün 12.02.2015 tarih 81398278/150-99 sayılı yazısı ile temin edilmiş olan Özel İrem Tıp Merkezine ait protokol defterini sunmuş; davacı vekili ise 05.07.2017 tarihli beyanında mahkemece yazılan müzekkerelere olumsuz yanıt gelmesi üzerine bizzat müvekkili ...'un İzmir İl Sağlık Müdürlüğüne başvurduğunu ve kendisine 14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde protokol defterinde kaydının mevcut olduğunun bildirildiğini belirtmiştir.
Şu halde mahkemece, davacının hamilelik sürecinin takibinde sigortalı doktora muayene olmak için gittiğini iddia ettiği Özel İrem Tıp Merkezi'nin kapanmış olması nedeniyle, hasta evraklarının akıbeti tarafların yukarıda belirtilen beyanları da gözetilerek, şüpheye mahal bırakmayacak şekilde İl Sağlık Müdürlüğü nezdinde araştırılarak, davacı ...'a ait tüm tedavi evraklarının sunulması sonrasında yeniden bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/5979 E. 2025/3897 K.
Ortak:tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaDava «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre, «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirildiğinin ispatı sağlık kuruluşu veya hekime ait olmakla birlikte, hekimin tıbbi belgeleri «saklama yükümlülüğünün» bulunmadığı, kayıtları tutma yükümlülüğünün başta Hasta Hakları Yönetmeliği, arşiv mevzuatı ve tıp hukuku mevzuatı uyarınca sağlık kurum ve kuruluşlarının hukuki s …
Benzer bu karardaDava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «tıbbı kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigortalısı» hekimin, eksik tanı, tedavi ve «aydınlatma yükümlülüğüne» aykırı hareket etmesi sebepleriyle açılan tazminat davasında uyuşmazlık, hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile neden olduğu bir zararın olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın «tıbbi kötü uygulama» iddiasında bulunduğu dava dışı .. ...'in müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, dava konusu edilen olay yönünden dava dışı hekime başvurulduğuna dair bir delil sunulmadığını, hekim dava edilmeden doğrudan müvekkiline karşı dava açılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun başlamadığını, ayrıca kabul anlamında olmamak üzere söz konusu «sorumluluk sigortasının» hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile sebebiyet vereceği zararlara karşı «teminat» sağladığını, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğu için öncelikle davalı hekimin iddia edilen zarara ilişkin kusura dayalı sorumluluğunun bulunduğunun ispatlan …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · özen borcu · nedensellik bağı · poliçe limiti · vekalet sözleşmesi · kâr kaybı · yetki · maddi tazminat
Benzer bu kararda… nusu yükümlülüğün yerine getirildiğini ispata yarar herhangi bir delil sunulmadığı, böylece davacının gebeliği sonlandırma şansının elinden alındığı, davacı ...'nın «down sendromlu» ve engelli olması sebebiyle oluşan iş göremezlik (efor «kaybı») zararının 1.933.712,64 TL olduğu ve davalının söz konusu zarardan «poliçe limiti» kapsamında sorumlu olduğu, manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ise davacılar ... ve ...'ın çocuklarının down sendromlu ve engelli olması sebebiyle ömür boyu çekecekleri acının yine davacı ...'nın ömür boyu yaşayacağı sıkıntı ve acının karşılığı olamayacağından talep edilen miktarların yerinde olduğu gerekçesiyle davacıların «maddi tazminat» taleplerinin kabulü ile 360.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 21.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a velayeten davacılar ... ve ...'a verilmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü …
… ğer müvekkillerinin müşterek çocuğu olduğunu, müvekkil ...'ın hamileliği boyunca davalı şirket sigortalısı doktor ... tarafından takip edildiğini ancak sigortalının «tıbbi kötü uygulaması» sonucu küçük ...'nın «down sendromu» hamilelikte tespit edilmediğini, sigortalının kötü uygulamalarının bilgilendirmeme, onam almama, teşhiste «kusur», ileri testleri önermeme ve amniyosentez yapmama olarak sayılabileceğini, hasta hekim ilişkisinde sigortalının «vekalet sözleşmesi» kapsamında «özen borcu» altında olduğunu, küçüğün down sendromlu olarak doğumu nedeniyle hayat boyu işgöremez durumda olacağını, bu nedenle ayrıca müvekkillerinin zarara da uğradıklarını, tıbbi kötü uygulama nedeniyle hekimin kusurlu olduğunu ileri sürerek müvekkili ... için 15.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Somut olayda, hekimin gebeliğin takibi sırasında zarara neden olacak bir kusurunun bulunup bulunmadığı ve hastayı «aydınlatma yükümlülüğünün» yerine getirilip getirilmediği konusunda bilirkişi raporları aldırılmış, bilirkişi raporlarında sigortalı hekimin gebeyi sadece hamileliğinin 9-11. haftalarında takip ettiği ve ikili tarama testinin yapıldığı, gebeliğin ileri dönemlerinde gebenin sigortalı hekim tarafından takip edilmediği, hekimin «down sendromunun» teşhis edilememesinden sorumlu olması için gereken uygun «nedensellik bağının» ispat edilemediği, sigortalı hekimin gebenin hamileliğinin 9-11. haftasında ve sonraki dönemlerinde takip edilen hekimler tarafından aydınlatılma yapılıp yapılmadı …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın «tıbbi kötü uygulama» iddiasında bulunduğu dava dışı .. ...'in müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, dava konusu edilen olay yönünden dava dışı hekime başvurulduğuna dair bir delil sunulmadığını, hekim dava edilmeden doğrudan müvekkiline karşı dava açılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun başlamadığını, ayrıca kabul anlamında olmamak üzere söz konusu «sorumluluk sigortasının» hekimin «yetki» alanı dahilinde mesleki faaliyeti nedeni ile «kusuru» ile sebebiyet vereceği zararlara karşı «teminat» sağladığını, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğu için öncelikle davalı hekimin iddia edilen zarara ilişkin kusura dayalı sorumluluğunun bulunduğunun ispatlan …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14662 E. 2012/19306 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Tıbbi malpractice tazminatı | Sigorta alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/342 E. 2021/6946 K.
Ortak:tıbbi kötü uygulama · zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · olumsuz oy · bilirkişi incelemesi · sigorta poliçesi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaDava «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
… özetilerek, şüpheye mahal bırakmayacak şekilde İl Sağlık Müdürlüğü nezdinde araştırılarak, davacı ...'a ait tüm tedavi evraklarının sunulması sonrasında yeniden bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Hal böyle olmakla birlikte, davalı ... vekili, 12.07.2017 tarihli beyanının ekinde «ihbar olunan» sigortalı ... tarafından İzmir İl Sağlık Müdürlüğü'nün 12.02.2015 tarih 81398278/150-99 sayılı yazısı ile temin edilmiş olan Özel İrem Tıp Merkezine ait «protokol» «defterini» sunmuş; davacı vekili ise 05.07.2017 tarihli beyanında mahkemece yazılan müzekkerelere «olumsuz» yanıt gelmesi üzerine bizzat müvekkili ...'un İzmir İl Sağlık Müdürlüğüne başvurduğunu ve kendisine 14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde protokol defterinde «kaydının» mevcut olduğunun bildirildiğini belirtmiştir.
Benzer bu kararda… ı ve kombine testin dosyada görülmediği; 16-20 haftalar arasında yapılması önerilen materyal serum AFB testine dosyada rastlanılmadığı; yapılması önerilen testlerde «olumsuz» sonuç olması halinde ve anne adayı yaşının 35 yaş ve üzerinde olması halinde amniyosentez önerisi gerektiği; davacı-anne ve/veya babanın gebelik esnasında yapılması istenen bu testlere itiraz ettiğine dair herhangi bir tutanağa da dosyada rastlanılmadığı, dolayısıyla, gebeliğin takibinde hekim ve hastane ihmalinin olduğu, bu sürecin sonunda davacı ...'nın «down sendromlu» olarak doğduğu; 12/01/2013 doğumlu ...'nın down sendromuna bağlı olarak gelişen fonksiyon «kısıtlıkları» ve arazları kapsamında, meslekte kazanma gücündeki azalma oranını %100 olarak bulunduğu, bakıcıya ihtiyacı olduğu gerekçesiyle davacı ... tarafından, davalı aleyhine açılan «maddi tazminat» davasının kabulü ile, 280.000,00 TL maddi tazminatın 16/01/2015 dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacılar tarafından, davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulü ile, davacı ... için 60.000,0 …
… alı vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği itirazları cevap dilekçesinde belirtmediği, istinaf dilekçesi ekinde sunduğu delillere cevap dilekçesinde dayanmadığı, «mazeret» beyan etmeksizin hiç bir duruşmaya katılmadığı gibi alınan bilirkişi raporlarına da itiraz etmediği, yasal süresi içinde «ıslah» dilekçesine karşı da cevap vermediği, bu nedenle davalı vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği delillerin incelenemeyeceği, dava dışı sigortalı doktorun hamileliğin takibinde «down sendromunun» teşhisi için gerekli olan tarama testlerinin yapılmasını talep ettiğine ilişkin hasta dosyasında kayıt bulunmadığı, bunların yapılmasının, yapılmaması halinde oluşacak risklerin hastaya bildirildiği ve bu hususların takibinin yapıldığı ispatlanamadığından kusurlu olduğu, «sigorta poliçesi» kapsamında «rizikonun» gerçekleştiği, doktor hakkında idari veya cezai soruşturma açılmadığı ve bu doktor hakkında ayrı bir dava açılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalının istinaf …
2- Dava, «tıbbi kötü uygulama» nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · poliçe limiti · mazeret · kısıtlılık · teminat kapsamı · riziko · ek prim · iş bölümü
Benzer bu kararda… alı vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği itirazları cevap dilekçesinde belirtmediği, istinaf dilekçesi ekinde sunduğu delillere cevap dilekçesinde dayanmadığı, «mazeret» beyan etmeksizin hiç bir duruşmaya katılmadığı gibi alınan bilirkişi raporlarına da itiraz etmediği, yasal süresi içinde «ıslah» dilekçesine karşı da cevap vermediği, bu nedenle davalı vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği delillerin incelenemeyeceği, dava dışı sigortalı doktorun hamileliğin takibinde «down sendromunun» teşhisi için gerekli olan tarama testlerinin yapılmasını talep ettiğine ilişkin hasta dosyasında kayıt bulunmadığı, bunların yapılmasının, yapılmaması halinde oluşacak risklerin hastaya bildirildiği ve bu hususların takibinin yapıldığı ispatlanamadığından kusurlu olduğu, «sigorta poliçesi» kapsamında «rizikonun» gerçekleştiği, doktor hakkında idari veya cezai soruşturma açılmadığı ve bu doktor hakkında ayrı bir dava açılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalının istinaf …
… ı ve kombine testin dosyada görülmediği; 16-20 haftalar arasında yapılması önerilen materyal serum AFB testine dosyada rastlanılmadığı; yapılması önerilen testlerde «olumsuz» sonuç olması halinde ve anne adayı yaşının 35 yaş ve üzerinde olması halinde amniyosentez önerisi gerektiği; davacı-anne ve/veya babanın gebelik esnasında yapılması istenen bu testlere itiraz ettiğine dair herhangi bir tutanağa da dosyada rastlanılmadığı, dolayısıyla, gebeliğin takibinde hekim ve hastane ihmalinin olduğu, bu sürecin sonunda davacı ...'nın «down sendromlu» olarak doğduğu; 12/01/2013 doğumlu ...'nın down sendromuna bağlı olarak gelişen fonksiyon «kısıtlıkları» ve arazları kapsamında, meslekte kazanma gücündeki azalma oranını %100 olarak bulunduğu, bakıcıya ihtiyacı olduğu gerekçesiyle davacı ... tarafından, davalı aleyhine açılan «maddi tazminat» davasının kabulü ile, 280.000,00 TL maddi tazminatın 16/01/2015 dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacılar tarafından, davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının kabulü ile, davacı ... için 60.000,0 …
Dosya kapsamında bulunan Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi incelendiğinde, ilk sayfasında «poliçe limitlerine» dair açıklamaya ve «prim» tutarına, devamında ise Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına yer verildiği görülmüştür.
Her ne kadar, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Sigortası Tarife ve Talimatı’nın A.3. numaralı bendinde, «teminat» tutarının manevi tazminat için de geçerli olduğuna dair düzenlemeye yer verilmiş ise de; poliçenin «teminat kapsamına» manevi tazminat klozunun da ayrıca ve açıkça «dahil» edilip edilmediğinin ve sigortalı tarafından ödenen «primler» hesaplanırken manevi tazminat klozunun gözetilip gözetilmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5470 E. 2024/1868 K.
Ortak:tıbbi kötü uygulama · aydınlatma yükümlülüğü · zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · sorumluluk sigortası · ihbar olunan · ihbar · sigorta poliçesi · Tazminat
İncelediğiniz karardaDava «tıbbi kötü uygulamaya» ilişkin «zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
… madığından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı, her ne kadar iddia olunan yükümlülüklerin yerine getirildiğinin «ispat külfeti» «ihbar olunan» sigortalı üzerinde ise de, bu kayıtları tutma ve «saklama yükümlülüğünün» sigortalı doktorda olmayıp davacı ile sözleşme ilişkisi içinde olan sağlık kurum veya kuruluşunda olduğu, mevcut dosya muhteviyatı itibariyle davacıların davaların …
… z Tıp Merkezi olduğu, buradan hasta dosyasının celbi için yazı yazıldığının bildirildiği ve anılan sağlık kuruluşunun ise nihai olarak davacı ...'a ait herhangi bir «kaydın» bulunamadığını belirtmiş olduğu, yine mahkemece davacı ...'un başka yerde de tedavi gördüğü, hamileliğin başından sonuna kadar takibinin «ihbar olunan» sigortalı doktorun gözetiminde gerçekleşmediği iddiasına yönelik olarak Sosyal Güvenlik Kurumu'na yazılan müzekkereye, davacının 02.09.2010 ila 02.09.2011 tarihler …
Benzer bu karardaDAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde, ...'in, diğer davacıların çocuğu olduğunu, «ihbar olunan» Doktor ...'nın Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında davalı şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davalı ...'in hamileliği boyunca sigortalı doktor tarafından takip edildiğini, doktorun kötü tıbbi uygulamaları neticesinde davacı çocuğun «down sendromlu» olarak doğduğunu, hamilelik süresince doktor tarafından eksik yapılan uygulamalar ile çocuğun down sendromlu olduğunun tespitinin yapılmadığını, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu Özürlü Raporu ile özrün %82 olarak tespit edildiğini, doktorun tam kusuruna dayanılmadığını, müteselsilen talepte bulunulduğunu, ... için 10.000,00 TL iş göremezlik ve 20.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 50.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… ...’in hamileliği boyunca 8 farklı kadın doğum hekimi tarafından muayene edildiği, bu muayenelerden sadece birinin, gebeliğinin 24. haftasında 23.08.2013 tarihinde «ihbar olunan» sigortalı Dr. ... tarafından yapıldığı, ek rapora göre «down sendromu» tarama testi olan üçlü tarama testinin sigortalı hekim tarafından istenmediği, üçlü tarama testi istem tarihi 09.07.2013 olup, davacı annenin sigortalı hekime yapt …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, poliçenin azami «teminat» limitinin olay başına 400.000,00 TL olduğunu, 01.01.2014 tarihinde meydana gelen doğum için 10.08.2015 tarihinden önce sigortalıya bir bildirimde bulunulmuş ise, iddia edilen «rizikonun» poliçe vadesinden önce gerçekleşmiş sayılacağını, ayrıca önceki dönem poliçelerinde 1 aydan fazla boşluk bulunmaması gerektiğini, davacının iddialarını, illiyet bağını ispat etmesi gerektiğini, «down sendromunun» tüm testler yapılsa dahi tam olarak tespitinin mümkün olmadığını, tespit edilmiş olması halinde de tedavisinin anne karnında mümkün olmadığını, hastalığın kötü tıbbi müdahale nedeniyle oluşan bir hastalık olmadığını, önlenmesi ve tedavisinin mümkün olmadığını, hastalığın kalıtsal ve doğuştan olduğunu, çalışma gücünde daha önce bir eksikliğin bulunmaması, başkasının kusurlu hareketi ile var olan çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi gerektiğini, dolayısıyla down sendromlu kişinin çalışma gücü kaybından bahsedilemeyeceğini belirterek, davanın sigortalıya «ihbarına» ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:down sendromu · delil değerlendirmesi · riziko · taşıyan · avans faizi · ibraz · teminat
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, poliçenin azami «teminat» limitinin olay başına 400.000,00 TL olduğunu, 01.01.2014 tarihinde meydana gelen doğum için 10.08.2015 tarihinden önce sigortalıya bir bildirimde bulunulmuş ise, iddia edilen «rizikonun» poliçe vadesinden önce gerçekleşmiş sayılacağını, ayrıca önceki dönem poliçelerinde 1 aydan fazla boşluk bulunmaması gerektiğini, davacının iddialarını, illiyet bağını ispat etmesi gerektiğini, «down sendromunun» tüm testler yapılsa dahi tam olarak tespitinin mümkün olmadığını, tespit edilmiş olması halinde de tedavisinin anne karnında mümkün olmadığını, hastalığın kötü tıbbi müdahale nedeniyle oluşan bir hastalık olmadığını, önlenmesi ve tedavisinin mümkün olmadığını, hastalığın kalıtsal ve doğuştan olduğunu, çalışma gücünde daha önce bir eksikliğin bulunmaması, başkasının kusurlu hareketi ile var olan çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi gerektiğini, dolayısıyla down sendromlu kişinin çalışma gücü kaybından bahsedilemeyeceğini belirterek, davanın sigortalıya «ihbarına» ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde, ...'in, diğer davacıların çocuğu olduğunu, «ihbar olunan» Doktor ...'nın Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında davalı şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davalı ...'in hamileliği boyunca sigortalı doktor tarafından takip edildiğini, doktorun kötü tıbbi uygulamaları neticesinde davacı çocuğun «down sendromlu» olarak doğduğunu, hamilelik süresince doktor tarafından eksik yapılan uygulamalar ile çocuğun down sendromlu olduğunun tespitinin yapılmadığını, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu Özürlü Raporu ile özrün %82 olarak tespit edildiğini, doktorun tam kusuruna dayanılmadığını, müteselsilen talepte bulunulduğunu, ... için 10.000,00 TL iş göremezlik ve 20.000,00 TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 50.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; varsayım üzerine karar verildiğini, davacı müvekkilleri ... ve ...'in okur yazar olmadıklarının dosyaya «ibraz» edilen 17.03.2016 tarihli vekaletnameden açıkça anlaşıldığını, Hasta Hakları Yönetmeliği'nin Bilgi Vermenin Usulü başlığını «taşıyan» 18. maddesinde " ...
… ...’in hamileliği boyunca 8 farklı kadın doğum hekimi tarafından muayene edildiği, bu muayenelerden sadece birinin, gebeliğinin 24. haftasında 23.08.2013 tarihinde «ihbar olunan» sigortalı Dr. ... tarafından yapıldığı, ek rapora göre «down sendromu» tarama testi olan üçlü tarama testinin sigortalı hekim tarafından istenmediği, üçlü tarama testi istem tarihi 09.07.2013 olup, davacı annenin sigortalı hekime yapt …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1667 E. , 2019/8208 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/10/2018 tarih ve 2016/793-2018/978 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkillerinden ...'un diğer müvekkillerinin müşterek çocuğu olduğunu, davalıların ayrı ayrı kadın doğum uzmanı Dr. ...'nin mesleki sorumluluğunu Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında sigortaladıklarını, tarifede belirtilen poliçe başına 450.000 TL'lik teminat limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiklerini, davalıların sorumluluğunun geriye dönük 10 yılı kapsadığını, dava tarihi itibarıyla poliçelerin geçerli olduğunu, müvekkili ...'un hamileliği boyunca davalıların sigortalısı doktor tarafından takip edildiğini, doktorun bilgilendirmemesi, aydınlatılmış rıza almaması, teşhiste kusurlu davranması, ileri testleri önermemesi, ultrason kullanımında ihmali, ultrason bulgularını değerlendirememesi, konsültasyon istmemesi ve amniosentez yapmaması nedeniyle tıbbi uygulamalarda kusurlu olup müvekkili ...'nın down sendromlu olduğunu hamilelik sürecinde teşhis edemediğini ve müvekkili ...'nın down sendromlu olarak doğduğunu, down sendromunun hayat boyu süren bir iş göremezlik sebebi olup bakım da gerektirdiğini bu nedenle müvekkili ...'nın maddi zararının oluştuğunu ve yine bu elem ve acı sebebiyle tüm müvekkillerinin manevi zararın da oluştuğunu, davalıların sigortalısının tıbbi uygulamalardaki kusuru nedeniyle oluşan bu zararlardan davalıların sigorta poliçeleri kapsamında sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkili ...
için 10.000 TL bakıcı ücreti ve iş görmezlik tazminatı, 60.000 TL manevi tazminat; müvekkili ... için 30.000 TL manevi tazminat; müvekkili ... için 30.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 130.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekil, müvekkili nezdinde sigortalı doktor ...'ye hamileliğin ilerleyen safhalarında başvuran davacıların, başka bir doktorun istemiyle yaptırdıkları ikili down sendromu tarama testini de beraberlerinde getirdiklerini, bu testi sigortalı doktorun yapmadığını ancak tıbbi usullere uygun olarak değerlendirdiğini ve down sendromu riskinin oldukça düşük olduğunun görüldüğünü, her hastada çok düşük dahi olsa down sendromu riskinin bulunduğunu, gebeliğin 18. haftasında üçlü down sendromu tarama testinin ise sigortalı doktorun yönlendirmesiyle yapıldığını ve anormal bir bulguya rastlanmadığını, ikili ve üçlü testlerde yüksek risk taşımayan davacının sadece yüksek risk altında olan hastalara önerilen amniyosentez testine yönlendirilmemesinin normal olduğunu, sigortalının daha sonraki aşamalarda tespit ettiği gelişim geriliği için daha kapsamlı tetkikler önerdiğini, buna rağmen davacıların bu tetkikleri yerine getirmediklerini, ayrıca hamileliğin sadece sigortalı doktor nezdinde takip edilmediğini, nitekim doğumun da başka bir doktor nezaretinde gerçekleştirildiğini, gebeliği takip ettiği kısım yönünden sigortalı ...'nin tıbbi uygulamalarında kusurunun bulunmadığını, tüm bunların yanında davacıların sigortalı doktora yasal gebeliğin sonlandırılması süresinden sonra başvurduklarını, anılan aşamalarda down sendromu teşhisi konulsaydı dahi ciddi yaşamsal bir hastalık bulunup da buna istinaden doktor onayı olmaksızın gebeliğin sonlandırılamayacağını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili, sorumluluğu iddia olunan doktor ...'nin müvekkili şirket nezdinde sorumluluk sigortasının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispatı sağlık kuruluşu veya hekime ait olmakla birlikte, hekimin tıbbi belgeleri saklama yükümlülüğünün bulunmadığı, kayıtları tutma yükümlülüğünün başta Hasta Hakları Yönetmeliği, arşiv mevzuatı ve tıp hukuku mevzuatı uyarınca sağlık kurum ve kuruluşlarının hukuki sorumluluğunda bulunduğu, hastanın sağlık kişisel verilerinin hekimler tarafından saklanmasında hukuksal bir zorunluluk bulunmadığı, söz konusu verilerin mülkiyetinin sağlık kurumuna ait olduğu, bu nedenlerle; davacı ...'un gebeliği sürecinde, davalı sigortalısı doktor Dr. ...'nin görev yaptığı sağlık kuruluşundan başka bir hekim ya da sağlık kuruluşundan sağlık hizmeti alıp almadığı hususundaki belirsizlik bulunduğu, davacı hasta ile sözleşme ilişkisine giren bilgi ve belgelere vakıf olan ilgili hastanede saklanması gereken hasta dosyasına ulaşılamaması ve tarafların iddiaları doğrultusunda toplanan sınırlı sayıdaki tıbbi kayıtların hastanın gebelik sürecine ilişkin bilgi ve belgeleri içermemesi nedeni ile hekimin tıbbi gerekleri yerine getirip getirmediği hususunda bir değerlendirme yapılmasını mümkün kılmadığı gibi, hekim tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği hususunda da kanaate varılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, saklanması gerekli olan hasta dosyasına ulaşılamadığından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı, her ne kadar iddia olunan yükümlülüklerin yerine getirildiğinin ispat külfeti ihbar olunan sigortalı üzerinde ise de, bu kayıtları tutma ve saklama yükümlülüğünün sigortalı doktorda olmayıp davacı ile sözleşme ilişkisi içinde olan sağlık kurum veya kuruluşunda olduğu, mevcut dosya muhteviyatı itibariyle davacıların davalarını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya üzerinde yapılan incelemede, davacı ...'un hamilelik sürecinde gittiğini iddia ettiği Özel İrem Tıp Merkezindeki hasta dosyasının temini için yazılan müzekkereye İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün 15.12.2016 tarih, 81398278-434.99 sayılı yazısıyla, dava dışı Özel İrem Tıp Merkezi'nin dava dışı şirkete devredildiği, mevcut isminin Özel Mavi Deniz Tıp Merkezi olduğu, buradan hasta dosyasının celbi için yazı yazıldığının bildirildiği ve anılan sağlık kuruluşunun ise nihai olarak davacı ...'a ait herhangi bir kaydın bulunamadığını belirtmiş olduğu, yine mahkemece davacı ...'un başka yerde de tedavi gördüğü, hamileliğin başından sonuna kadar takibinin ihbar olunan sigortalı doktorun gözetiminde gerçekleşmediği iddiasına yönelik olarak Sosyal Güvenlik Kurumu'na yazılan müzekkereye, davacının 02.09.2010 ila 02.09.2011 tarihleri arasında Medula isimli sistemde kaydının bulunmadığı yönünde cevap verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olmakla birlikte, davalı ... vekili, 12.07.2017 tarihli beyanının ekinde ihbar olunan sigortalı ... tarafından İzmir İl Sağlık Müdürlüğü'nün 12.02.2015 tarih 81398278/150-99 sayılı yazısı ile temin edilmiş olan Özel İrem Tıp Merkezine ait protokol defterini sunmuş; davacı vekili ise 05.07.2017 tarihli beyanında mahkemece yazılan müzekkerelere olumsuz yanıt gelmesi üzerine bizzat müvekkili ...'un İzmir İl Sağlık Müdürlüğüne başvurduğunu ve kendisine 14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde protokol defterinde kaydının mevcut olduğunun bildirildiğini belirtmiştir.
Şu halde mahkemece, davacının hamilelik sürecinin takibinde sigortalı doktora muayene olmak için gittiğini iddia ettiği Özel İrem Tıp Merkezi'nin kapanmış olması nedeniyle, hasta evraklarının akıbeti tarafların yukarıda belirtilen beyanları da gözetilerek, şüpheye mahal bırakmayacak şekilde İl Sağlık Müdürlüğü nezdinde araştırılarak, davacı ...'a ait tüm tedavi evraklarının sunulması sonrasında yeniden bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 16/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/561680200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz