Belirlilik ilkesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13718 E. 2012/17811 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirlilik ilkesi↗ finansal kiralama↗ özen yükümlülüğü↗ sorumluluk davası↗ teminat mektubu↗ lehtar↗ kefalet↗ olumsuz oy↗ kefil↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirket yöneticilerine karşı açılacak sorumluluk davalarının TTK'nun 340. maddesi delaletiyle aynı yasanın 309.maddesinde belirtilen zarar ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl içinde açılmasının gerektiği, dava dışı şirket hakkında 26.05.2003 tarihinde ödemeden aciz belgesinin alındığı, bu tarih itibariyle davanın zamanaşımına uğramadığı, dava dışı Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin kredi başvurusu üzerine düzenlenen 25.11.1996 tarihli mali tahlil istihbarat raporunda, Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin iş hacmine göre öz kaynaklarının yeterli olmadığının, bilanço aktifini yabancı kaynaklarla finanse ettiğinin, borçlanmasının çok yüksek olduğunun, kar oranının giderek azaldığının, döviz borçları ile birlikte mevcut karının da zarara dönüştüğünün, finansal kiralama borçları nedeniyle ağır bir borç yükü altında bulunduğunun, kredi kefili olması planlanan Sevgi Yatırım Holding A.Ş.'nin ise işletme sermayesi açığının olduğunun, borçlanmasının yüksek seviyede bulunduğunun, faaliyet zararına uğradığının belirtildiği, İzmir Caddesi Şubesinin alınan bu raporlara rağmen Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş. lehine 3 yıl vadeli 4.500.000.USD tutarlı kefalet karşılığı yabancı para teminat mektubu kredisi teklif ettiği, Başkent 1. Bölge Başmüdürlüğü'nün şube teklifini uygun görüş ile Proje Kredileri ve İstihbarat Daire Başkanlığı'na gönderdiği, teklif edilen kredinin yönetim kuruluna 3.000.000.USD olarak sunulduğu ve yönetim kurulunun 13.02.1997 tarih 4/117 sayılı kararı ile kredi teklifinin onaylandığı, davacı bankadan
kullanılan teminat mektubunun vadesinden önce 13.09.1999 tarihinde nakde dönüştüğü ve 1.354.464,55.TL üzerinden yasal takibe geçildiği, kredi lehtarı şirket ve kefiller aleyhine başlatılan takiplerde aciz belgesi alındığı, 13.02.1997 tarihli yönetim kurulu kararına konu edilen kredinin açılışında izlenen yöntem ve işlemlerin davacı bankanın iç düzenlemelerine uygun olmadığı, davacı bankanın krediler yönetmenliğinin 15.maddesinde “bankaca kredi ilişkisine girilecek firmalara, hakkında yapılacak istihbarat ve mali tahlil değerlendirmeleri sonucunda edilen bilgi ve verilerin kredi tahsisi için olumsuz olmaması koşulu ile genel müdürlükçe belirlenen ilkeler doğrultusunda kredi saptanır” hükmü yer almasına karşın, proje değerlendirme raporunda ağır borç yükü ve öz kaynak yetersizliği içinde olduğu, mevcut borçlarını ödeyemediği belirlenen şirket lehine kredi tahsisinin onaylandığı, kredi tahsisi yapılan firmanın mali durumunun ve kredibilitesinin dikkate alınmamasının, ilave limit tahsisinin firmanın mali yapısı ile orantısız olmasının, firma yatırımlarının kısa vadeli kredilerle finanse edilmeye çalışılmasının, ön görülen sermaye artışının firma tarafından yerine getirilip getirilemeyeceği hususunun kredilendirme sürecinde değerlendirilmemesinin, kefaletleri öngörülen gerçek ve tüzel kişilerin kredi değerliliklerinin araştırılmamasının, bankacılık usul, esas ve prensiplerine aykırı bulunduğu, TTK'nun 336/5 maddesi uyarınca davalı yönetim kurulu üyelerinin meydana gelen zarardan sorumlu oldukları, her ne kadar davalı yönetim kurulu üyelerince istihbarat raporlarını görmeden söz konusu krediyi onayladıkları savunulmuş ise de bu durumda da kusurlu davranıldığı, yönetim kurulu üyesi olmayan davalıların, yönetim kurulunun emir ve gözetimi altında bulundukları, kredi verilmesine ilişkin yetkinin bizzat yönetim kurulu tarafından kullandırıldığı, söz konusu yetkinin başka bir birime veya müdürlere devredilmediği, dolayısıyla anılan davalıların doğan zarardan sorumluluklarının söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 5.115.305,02.TL'nın faizi ile birlikte bu davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre mümeyyiz davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; Dava, davacı bankanın yöneticileri ve çalışanları olan davalıların usulsüz kredi vererek bankayı zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece yönetim kurulu üyesi olmayan davalıların, yönetim kurulunun emir ve gözetimi altında bulunmaları, kredi verilmesine ilişkin yetkinin yönetim kurulu tarafından kullandırılması gerekçesiyle yönetim kurulu üyesi olmayan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ancak anılan davalılar, davaya konu kredinin verildiği dönemde davacı bankanın çalışanı olarak söz konusu kredinin verilmesi sürecinde görev alarak bir üst birimlerine olumlu görüş bildirmişlerdir. Bu durumda, mahkemece, yönetim kurulu üyesi olmayan davalıların da istihbarat raporlarının olumsuz olmasına rağmen dava dışı şirkete kredi verilmesi yönünde olumlu görüş bildirerek özen yükümlülüklerine aykırı davranmaları nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu tutulmaları gerekirken, yazılı şekilde bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11269 E. 2018/3819 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · dava sebebi · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanmış olan «kredi sözleşmelerine» istinaden kullandırılan ticari kredilerden davalı bankaca «komisyon» ve istihbarat ücreti adı altında 3.610,00 TL kesinti yapıldığı, davalı bankanın ticari kredileri kullandırdığı tarihte komisyon adı altında peşin tahsilat yapmasının yerinde olmadığı, kredilerin kullandırılması aşamasında istihbaratın davalı bankanın mali tahlil birimleri aracılığı ile yapıldığı, bu doğrultuda davalı bankanın istihdam ettiği personel giderlerini müşterilerine yansıttığı, istihbarat için ayrıca yapılan «masraflar» için geçerli bir belge «ibraz» edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 3.610,00 TL'nın tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, dosya masrafı vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle istihbarat ücreti ve «komisyon» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4054 E. 2019/1030 K.
Ortak:teminat mektubu · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirket yöneticilerine karşı açılacak «sorumluluk davalarının» TTK'nun 340. maddesi delaletiyle aynı yasanın 309.maddesinde belirtilen zarar ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl içinde açılmasının gerektiği, dava dışı şirket hakkında 26.05.2003 tarihinde ödemeden aciz belgesinin alındığı, bu tarih itibariyle davanın «zamanaşımına» uğramadığı, dava dışı Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin kredi başvurusu üzerine düzenlenen 25.11.1996 tarihli mali tahlil istihbarat raporunda, Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin iş hacmine göre öz kaynaklarının yeterli olmadığının, bilanço aktifini yabancı kaynaklarla finanse ettiğinin, borçlanmasının çok yüksek olduğunun, kar oranının giderek azaldığının, döviz borçları ile birlikte mevcut karının da zarara dönüştüğünün, «finansal kiralama» borçları nedeniyle ağır bir borç yükü altında bulunduğunun, kredi «kefili» olması planlanan Sevgi Yatırım Holding A.Ş.'nin ise işletme sermayesi açığının olduğunun, borçlanmasının yüksek seviyede bulunduğunun, faaliyet zararına uğradığının belirtildiği, İzmir Caddesi Şubesinin alınan bu raporlara rağmen Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş. lehine 3 yıl vadeli 4.500.000.USD tutarlı «kefalet» karşılığı yabancı para «teminat mektubu» kredisi teklif ettiği, Başkent 1.
… netim kuruluna 3.000.000.USD olarak sunulduğu ve yönetim kurulunun 13.02.1997 tarih 4/117 sayılı kararı ile kredi teklifinin onaylandığı, davacı bankadan kullanılan «teminat mektubunun» vadesinden önce 13.09.1999 tarihinde nakde dönüştüğü ve 1.354.464,55.TL üzerinden yasal takibe geçildiği, kredi «lehtarı» şirket ve «kefiller» aleyhine başlatılan takiplerde aciz belgesi alındığı, 13.02.1997 tarihli «yönetim kurulu» kararına konu edilen kredinin açılışında izlenen yöntem ve işlemlerin davacı bankanın iç düzenlemelerine uygun olmadığı, davacı bankanın krediler yönetmenliğinin 15.maddesinde “bankaca kredi ilişkisine girilecek firmalara, hakkında yapılacak istihbarat ve mali tahlil değerlendirmeleri sonucunda edilen bilgi ve verilerin kredi tahsisi için «olumsuz» olmaması koşulu ile genel müdürlükçe «belirlenen ilkeler» doğrultusunda kredi saptanır” hükmü yer almasına karşın, proje değerlendirme raporunda ağır borç yükü ve öz kaynak yetersizliği içinde olduğu, mevcut borçlarını ödeyemediği belirlenen şirket lehine kredi tahsisinin onaylandığı, kredi tahsisi yapılan firmanın mali durumunun ve kredibilitesinin dikkate alınmamasının, ilave limit tahsisinin firmanın mali yapısı ile orantısız olmasının, firma yatırımlarının kısa vadeli kredilerle finanse edilmeye çalışılmasının, ön görülen sermaye artışının firma tarafından yerine getirilip getirilemeyeceği hususunun kredilendirme sürecinde değerlendirilmemesinin, «kefaletleri» öngörülen gerçek ve tüzel kişilerin kredi değerliliklerinin araştırılmamasının, bankacılık usul, esas ve prensiplerine aykırı bulunduğu, TTK'nun 336/5 maddesi uyarınca davalı yönetim kurulu üyelerinin meydana gelen zarardan sorumlu oldukları, her ne kadar davalı yönetim kurulu üyelerince istihbarat raporlarını görmeden söz konusu krediyi onayladıkları savunulmuş ise de bu durumda da kusurlu davranıldığı, yönetim kurulu üyesi olmayan davalıların, yönetim kurulunun emir ve gözetimi altında bulundukları, kredi verilmesine ilişkin «yetkinin» bizzat yönetim kurulu tarafından kullandırıldığı, söz konusu yetkinin başka bir birime veya müdürlere devredilmediği, dolayısıyla anılan davalıların doğan zarardan …
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi tarafından, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde», tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında akdedilen .../02/2012 tarihli ....000,000 TL limitli genel kredi ve «teminat» sözleşmesinden sonra davacının .../03/2013 tarihli 150.000,00 TL geçici «teminat mektubu» haricinde nakdi veya gayri nakdi herhangi bir kredi kullanmadığı, taraflar arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesinin 6. maddesinde bankaca «komisyon» ücreti alınacağının belirtildiği ancak müşteriden hangi kalemlerde ne kadar kesinti yapılacağının açık ve net olarak belirlenmediği, sadece davacıya verilen geçici teminat mektubu tutarı üzerinden diğer bankaların yaptığı kesinti ortalamasının oranı olan % 1,65 oranında ....475,00 TL tahsil etmesi gerekirken davacının kredi tahsis ve istihbarat ücreti adı altında 75.180,00 TL tahsil ettiği, dolayısıyla davacının fazla tahsil ettiği 72.705,00 TL'nin tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 54.179,35 TL'nin tahsiline karar verildiği, ayrıca davacının toplam 75.180,00 TL kesintinin ... gün içerisinde iadesini talep ettiği yazının 14/07/2015 tarihinde davalıya ulaştığı, bu durumda davalı bankanın 30/07/2015 tarihinde haksız yapılan kesintileri iade etmemesi nedeniyle «temerrüde» düştüğü, mahkemece dava tarihi olan 20/.../2015 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile tahsiline karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi tahsis ücreti · denetime elverişli bilirkişi raporu · emsal banka uygulaması · istinaf başvurusunun reddi · denetime elverişlilik · reeskont faizi · istinaf incelemesi · komisyon
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi tarafından, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde», tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında akdedilen .../02/2012 tarihli ....000,000 TL limitli genel kredi ve «teminat» sözleşmesinden sonra davacının .../03/2013 tarihli 150.000,00 TL geçici «teminat mektubu» haricinde nakdi veya gayri nakdi herhangi bir kredi kullanmadığı, taraflar arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesinin 6. maddesinde bankaca «komisyon» ücreti alınacağının belirtildiği ancak müşteriden hangi kalemlerde ne kadar kesinti yapılacağının açık ve net olarak belirlenmediği, sadece davacıya verilen geçici teminat mektubu tutarı üzerinden diğer bankaların yaptığı kesinti ortalamasının oranı olan % 1,65 oranında ....475,00 TL tahsil etmesi gerekirken davacının kredi tahsis ve istihbarat ücreti adı altında 75.180,00 TL tahsil ettiği, dolayısıyla davacının fazla tahsil ettiği 72.705,00 TL'nin tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 54.179,35 TL'nin tahsiline karar verildiği, ayrıca davacının toplam 75.180,00 TL kesintinin ... gün içerisinde iadesini talep ettiği yazının 14/07/2015 tarihinde davalıya ulaştığı, bu durumda davalı bankanın 30/07/2015 tarihinde haksız yapılan kesintileri iade etmemesi nedeniyle «temerrüde» düştüğü, mahkemece dava tarihi olan 20/.../2015 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile tahsiline karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ...
O halde, istinaf mahkemesince, bu konuda inceleme yaptırılıp, «denetime elverişli bilirkişi raporu» alınarak, sözleşme uyarınca alınması gereken «kredi tahsis ücretinin» mahiyeti belirlendikten sonra, .../11/2014 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (Sayı: 2006/1)’de Değişiklik Yapılmasına Dair 2014/6 sayılı Tebliğ hükümleri gözetilerek, gerektiğinde «emsal banka uygulamalarının» araştırılması, alınan «masrafların» emsal banka uygulamalarına uygun olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan araştırma yapılmaksızın, davanın kısmen ka …
… zalanmış olması karşısında nakit kredi kullanılmamış olmasının kredi tahsisi için yapılan işlemler yönünden "kredi tahsis ve istihbarat ücreti" adı altında bankanın «komisyon» almasının mümkün olduğu, sözleşmenin 7 ve 818 sayılı BK'nın 22 maddelerine göre davalının ücret isteme hakkının bulunduğu, sözleşmede oran ve miktar belirlenmediği, benzeri krediyi kullandıran bankaların komisyon ortalamasına karşılık gelen %1.65 oranını aşan biçimde davalının %....5 oranında komisyon tahsil etmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, ortalama oranı aşan ve fazladan tahsil edilen 54.179,35 TL'nin dava tarihinden itibaren uygulanacak «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, bu hususta «denetime elverişli» değerlendirmede bulunulmamış, istinaf mahkemesince ise «bilirkişi incelemesi» yapılmaksızın, kullandırılan kredi tutarına göre kredi tahsis ve istihbarat ücreti adı altında ücret alınmasının haklı olduğu, kullandırılmayan kredi tutarı için «komisyon» ücreti alınamayacağı kabul edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7082 E. 2010/11376 K.
Ortak:olumsuz oy · teminat
İncelediğiniz kararda… netim kuruluna 3.000.000.USD olarak sunulduğu ve yönetim kurulunun 13.02.1997 tarih 4/117 sayılı kararı ile kredi teklifinin onaylandığı, davacı bankadan kullanılan «teminat mektubunun» vadesinden önce 13.09.1999 tarihinde nakde dönüştüğü ve 1.354.464,55.TL üzerinden yasal takibe geçildiği, kredi «lehtarı» şirket ve «kefiller» aleyhine başlatılan takiplerde aciz belgesi alındığı, 13.02.1997 tarihli «yönetim kurulu» kararına konu edilen kredinin açılışında izlenen yöntem ve işlemlerin davacı bankanın iç düzenlemelerine uygun olmadığı, davacı bankanın krediler yönetmenliğinin 15.maddesinde “bankaca kredi ilişkisine girilecek firmalara, hakkında yapılacak istihbarat ve mali tahlil değerlendirmeleri sonucunda edilen bilgi ve verilerin kredi tahsisi için «olumsuz» olmaması koşulu ile genel müdürlükçe «belirlenen ilkeler» doğrultusunda kredi saptanır” hükmü yer almasına karşın, proje değerlendirme raporunda ağır borç yükü ve öz kaynak yetersizliği içinde olduğu, mevcut borçlarını ödeyemediği belirlenen şirket lehine kredi tahsisinin onaylandığı, kredi tahsisi yapılan firmanın mali durumunun ve kredibilitesinin dikkate alınmamasının, ilave limit tahsisinin firmanın mali yapısı ile orantısız olmasının, firma yatırımlarının kısa vadeli kredilerle finanse edilmeye çalışılmasının, ön görülen sermaye artışının firma tarafından yerine getirilip getirilemeyeceği hususunun kredilendirme sürecinde değerlendirilmemesinin, «kefaletleri» öngörülen gerçek ve tüzel kişilerin kredi değerliliklerinin araştırılmamasının, bankacılık usul, esas ve prensiplerine aykırı bulunduğu, TTK'nun 336/5 maddesi uyarınca davalı yönetim kurulu üyelerinin meydana gelen zarardan sorumlu oldukları, her ne kadar davalı yönetim kurulu üyelerince istihbarat raporlarını görmeden söz konusu krediyi onayladıkları savunulmuş ise de bu durumda da kusurlu davranıldığı, yönetim kurulu üyesi olmayan davalıların, yönetim kurulunun emir ve gözetimi altında bulundukları, kredi verilmesine ilişkin «yetkinin» bizzat yönetim kurulu tarafından kullandırıldığı, söz konusu yetkinin başka bir birime veya müdürlere devredilmediği, dolayısıyla anılan davalıların doğan zarardan …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirket yöneticilerine karşı açılacak «sorumluluk davalarının» TTK'nun 340. maddesi delaletiyle aynı yasanın 309.maddesinde belirtilen zarar ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl içinde açılmasının gerektiği, dava dışı şirket hakkında 26.05.2003 tarihinde ödemeden aciz belgesinin alındığı, bu tarih itibariyle davanın «zamanaşımına» uğramadığı, dava dışı Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin kredi başvurusu üzerine düzenlenen 25.11.1996 tarihli mali tahlil istihbarat raporunda, Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin iş hacmine göre öz kaynaklarının yeterli olmadığının, bilanço aktifini yabancı kaynaklarla finanse ettiğinin, borçlanmasının çok yüksek olduğunun, kar oranının giderek azaldığının, döviz borçları ile birlikte mevcut karının da zarara dönüştüğünün, «finansal kiralama» borçları nedeniyle ağır bir borç yükü altında bulunduğunun, kredi «kefili» olması planlanan Sevgi Yatırım Holding A.Ş.'nin ise işletme sermayesi açığının olduğunun, borçlanmasının yüksek seviyede bulunduğunun, faaliyet zararına uğradığının belirtildiği, İzmir Caddesi Şubesinin alınan bu raporlara rağmen Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş. lehine 3 yıl vadeli 4.500.000.USD tutarlı «kefalet» karşılığı yabancı para «teminat mektubu» kredisi teklif ettiği, Başkent 1.
Bu durumda, mahkemece, «yönetim kurulu» üyesi olmayan davalıların da istihbarat raporlarının «olumsuz» olmasına rağmen dava dışı şirkete kredi verilmesi yönünde olumlu görüş bildirerek «özen yükümlülüklerine» aykırı davranmaları nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu tutulmaları gerekirken, yazılı şekilde bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece verilen «görevsizlik» kararın Dairemizce bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kredi kullandırılan dava dışı firma için «olumsuz» istihbarat bilgisi verilmediği, kredi miktarının üzerinde «teminat» alındığı, bankacılığın risk «taşıyan» işlemler olduğu, bankacılık mevzuatı ve uygulamalarına aykırı işlemleri bulunmadığından davalıların sorumluluklarını gerektiren bir durumun olmadığı gerekçesiyle d …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:görevsizlik kararı · taşıyan
Benzer bu karardaMahkemece verilen «görevsizlik» kararın Dairemizce bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kredi kullandırılan dava dışı firma için «olumsuz» istihbarat bilgisi verilmediği, kredi miktarının üzerinde «teminat» alındığı, bankacılığın risk «taşıyan» işlemler olduğu, bankacılık mevzuatı ve uygulamalarına aykırı işlemleri bulunmadığından davalıların sorumluluklarını gerektiren bir durumun olmadığı gerekçesiyle d …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14490 E. 2017/2268 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borçlu temerrüdü · eksik harcın tamamlattırılması · peşin harç · borcun ifası · harcın tamamlanması · muacceliyet · ifa · komisyon
Benzer bu kararda2-Faiz başlangıcına yönelik yazılı emir istemine gelince; borcun «muaccel» olmasına rağmen «ifa» edilmemesi ve alacaklının «ihtarı» ile «borçlu temerrütünün» oluşacağı TBK m.
Böylece, ıslahla talep konusu miktar artırılmış ve bu artırım «harç» yatırılmasını gerektiriyorsa, «eksik harcın tamamlanacağı» öngörülmüştür.
Dava, dosya «masrafı», istihbarat ücreti ve «komisyon» adı altında yapılan kesintinin tahsili istemine ilişkindir.
Oysa, somut olayda, davacının ... olduğu «peşin harç» göz önüne alındığında, bunun «ıslah» edilen kısım için ödenecek harcı da kapsadığı görülmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8795 E. 2010/8236 K.
Ortak:özen yükümlülüğü · kefalet · olumsuz oy · yönetim kurulu kararı · teminat
İncelediğiniz kararda… netim kuruluna 3.000.000.USD olarak sunulduğu ve yönetim kurulunun 13.02.1997 tarih 4/117 sayılı kararı ile kredi teklifinin onaylandığı, davacı bankadan kullanılan «teminat mektubunun» vadesinden önce 13.09.1999 tarihinde nakde dönüştüğü ve 1.354.464,55.TL üzerinden yasal takibe geçildiği, kredi «lehtarı» şirket ve «kefiller» aleyhine başlatılan takiplerde aciz belgesi alındığı, 13.02.1997 tarihli «yönetim kurulu» kararına konu edilen kredinin açılışında izlenen yöntem ve işlemlerin davacı bankanın iç düzenlemelerine uygun olmadığı, davacı bankanın krediler yönetmenliğinin 15.maddesinde “bankaca kredi ilişkisine girilecek firmalara, hakkında yapılacak istihbarat ve mali tahlil değerlendirmeleri sonucunda edilen bilgi ve verilerin kredi tahsisi için «olumsuz» olmaması koşulu ile genel müdürlükçe «belirlenen ilkeler» doğrultusunda kredi saptanır” hükmü yer almasına karşın, proje değerlendirme raporunda ağır borç yükü ve öz kaynak yetersizliği içinde olduğu, mevcut borçlarını ödeyemediği belirlenen şirket lehine kredi tahsisinin onaylandığı, kredi tahsisi yapılan firmanın mali durumunun ve kredibilitesinin dikkate alınmamasının, ilave limit tahsisinin firmanın mali yapısı ile orantısız olmasının, firma yatırımlarının kısa vadeli kredilerle finanse edilmeye çalışılmasının, ön görülen sermaye artışının firma tarafından yerine getirilip getirilemeyeceği hususunun kredilendirme sürecinde değerlendirilmemesinin, «kefaletleri» öngörülen gerçek ve tüzel kişilerin kredi değerliliklerinin araştırılmamasının, bankacılık usul, esas ve prensiplerine aykırı bulunduğu, TTK'nun 336/5 maddesi uyarınca davalı yönetim kurulu üyelerinin meydana gelen zarardan sorumlu oldukları, her ne kadar davalı yönetim kurulu üyelerince istihbarat raporlarını görmeden söz konusu krediyi onayladıkları savunulmuş ise de bu durumda da kusurlu davranıldığı, yönetim kurulu üyesi olmayan davalıların, yönetim kurulunun emir ve gözetimi altında bulundukları, kredi verilmesine ilişkin «yetkinin» bizzat yönetim kurulu tarafından kullandırıldığı, söz konusu yetkinin başka bir birime veya müdürlere devredilmediği, dolayısıyla anılan davalıların doğan zarardan …
Bu durumda, mahkemece, «yönetim kurulu» üyesi olmayan davalıların da istihbarat raporlarının «olumsuz» olmasına rağmen dava dışı şirkete kredi verilmesi yönünde olumlu görüş bildirerek «özen yükümlülüklerine» aykırı davranmaları nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu tutulmaları gerekirken, yazılı şekilde bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirket yöneticilerine karşı açılacak «sorumluluk davalarının» TTK'nun 340. maddesi delaletiyle aynı yasanın 309.maddesinde belirtilen zarar ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl içinde açılmasının gerektiği, dava dışı şirket hakkında 26.05.2003 tarihinde ödemeden aciz belgesinin alındığı, bu tarih itibariyle davanın «zamanaşımına» uğramadığı, dava dışı Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin kredi başvurusu üzerine düzenlenen 25.11.1996 tarihli mali tahlil istihbarat raporunda, Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin iş hacmine göre öz kaynaklarının yeterli olmadığının, bilanço aktifini yabancı kaynaklarla finanse ettiğinin, borçlanmasının çok yüksek olduğunun, kar oranının giderek azaldığının, döviz borçları ile birlikte mevcut karının da zarara dönüştüğünün, «finansal kiralama» borçları nedeniyle ağır bir borç yükü altında bulunduğunun, kredi «kefili» olması planlanan Sevgi Yatırım Holding A.Ş.'nin ise işletme sermayesi açığının olduğunun, borçlanmasının yüksek seviyede bulunduğunun, faaliyet zararına uğradığının belirtildiği, İzmir Caddesi Şubesinin alınan bu raporlara rağmen Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş. lehine 3 yıl vadeli 4.500.000.USD tutarlı «kefalet» karşılığı yabancı para «teminat mektubu» kredisi teklif ettiği, Başkent 1.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu» üyesi dışındaki davalıların kredi kullandırma yetkilerinin bulunmaması nedeniyle banka zararından sorumlu olmadıkları, yönetim kurulu üyelerinin ise, «özen yükümlülüklerini» yerine getirdikleri, kullandırılan kredi karşılığında ortakların şahsi «kefaletinin» alındığı, banka işlemlerinin doğası gereği risk «taşıyan» işlemler olduğu, bankacılık mevzuatı ve uygulamalarına aykırı işlemleri bulunmadığından sorumluluklarını gerektirir bir durum olmadığı gerekçesiyle davanın reddine …
Mahkemece, kredi tahsis edilirken hangi nedenle «ipotek» alınmadığı, kullanılan kredilerin aynı grup bünyesindeki şirketlerin ortağı olan iki kişinin «kefaletiyle» verilmesi karşısında bu tür bir kefaletin ne suretle yeterli «teminat» olduğu açıklanmadan, mali istihbarat raporlarına göre kredi kullanan...AŞ.’nin 1994 yılında 7.1 Milyar Lira negatif olan işletme sermayesinin 1995 yılında 10.6 Mil …
Diğer yandan, davacı vekili, Banka Ticari Krediler Genel Esasları Yönetmeliği’ne göre kredinin ancak, olumlu istihbarat raporu ve yeterli derecede maddi «teminatla» (1. derece «ipotekle») verilebileceği yönündeki iddiası üzerinde yeterince durulmamış, istihbarat raporlarının içeriği irdelenerek verilen kredi miktarı da dikkate alındığında bu miktar kredinin maddi teminat alınmadan grup şirketlerinin ortaklarının şahsi «kefaletiyle» verilmesinin «bankacılık teamülleri» ve hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı da yeterince irdelenmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık teamülleri · teamül · ipotek · taşıyan · kusur
Benzer bu karardaDiğer yandan, davacı vekili, Banka Ticari Krediler Genel Esasları Yönetmeliği’ne göre kredinin ancak, olumlu istihbarat raporu ve yeterli derecede maddi «teminatla» (1. derece «ipotekle») verilebileceği yönündeki iddiası üzerinde yeterince durulmamış, istihbarat raporlarının içeriği irdelenerek verilen kredi miktarı da dikkate alındığında bu miktar kredinin maddi teminat alınmadan grup şirketlerinin ortaklarının şahsi «kefaletiyle» verilmesinin «bankacılık teamülleri» ve hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı da yeterince irdelenmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu» üyesi dışındaki davalıların kredi kullandırma yetkilerinin bulunmaması nedeniyle banka zararından sorumlu olmadıkları, yönetim kurulu üyelerinin ise, «özen yükümlülüklerini» yerine getirdikleri, kullandırılan kredi karşılığında ortakların şahsi «kefaletinin» alındığı, banka işlemlerinin doğası gereği risk «taşıyan» işlemler olduğu, bankacılık mevzuatı ve uygulamalarına aykırı işlemleri bulunmadığından sorumluluklarını gerektirir bir durum olmadığı gerekçesiyle davanın reddine …
Bilirkişi raporunda, kredi kullandırılan firmaların her biri hakkında düzenlenen mali tahlil ve istihbarat raporları ayrı ayrı incelenmek yerine sadece subjektif değerlendirmelerle “dava dışı şirketlere tahsis edilen kredilerle ilgili olarak kredilerin teklif ve kullandırım aşamalarına kadar davalılara atfı kabil «kusur» bulunmadığını” belirtmişlerdir.
Mahkemece, kredi tahsis edilirken hangi nedenle «ipotek» alınmadığı, kullanılan kredilerin aynı grup bünyesindeki şirketlerin ortağı olan iki kişinin «kefaletiyle» verilmesi karşısında bu tür bir kefaletin ne suretle yeterli «teminat» olduğu açıklanmadan, mali istihbarat raporlarına göre kredi kullanan...AŞ.’nin 1994 yılında 7.1 Milyar Lira negatif olan işletme sermayesinin 1995 yılında 10.6 Mil …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/13718 E. , 2012/17811 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/03/2010 tarih ve 2004/124-2010/58 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30/11/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan ..., ... ile davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkili bankanın eski yönetim kurulu üyeleri ve çalışanları olduklarını, müvekkili bankanın İzmir Şubesi'nden kredi talebinde bulunan dava dışı Sevgi Özel Sağlık Hiz. A.Ş. ile bu şirkete kefil olan Sevgi Yatırım Holding A.Ş. hakkında düzenlenen istihbarat raporunda, bu şirketlerin iş hacmine göre öz kaynaklarının yeterli olmadığının, işletme sermayesi açıklarının bulunduğunun, kar oranlarının düştüğünün, Firmaların leasing ödemeleri nedeniyle zararda olduklarının, kur farkı yüzünden büyük borç yükü altına girdiklerinin belirtilmesine rağmen yönetim kurulunun 13.02.1997 tarihli kararı ile şirket lehine önerilen kredinin aynı miktar ve şartlarda onaylandığını, dava dışı kredi kullanan şirketin bankalara olan edimlerini yerine getirememesi sonucunda müvekkili bankadan kullanılan ve nakde dönüşen borç nedeniyle 354.434,55 TL üzerinden yasal takip başlatıldığını, borçlu şirketin ve kefillerinin iflasına karar verildiğini, söz konusu şirketler yönünden ödemeden aciz belgesi alındığını, meydana gelen banka zararından davalıların sorumlu bulunduklarını ileri sürerek, 11.318.396,67 TL'nın faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., davanın zamanaşımına uğradığını, davacı bankanın zararının gerçekleşmediğini, devlet memuru olan banka çalışanlarının hazırladıkları önergeye dayalı olarak kredinin onaylandığını, kendisine yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı bankanın zararının gerçekleşmediğini, devlet memuru olan banka çalışanlarının hazırladıkları önergeye dayalı olarak kredinin onaylandığını, müvekkiline yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı bankanın zararının gerçekleşmediğini, devlet memuru olan banka çalışanlarının hazırladıkları önergeye dayalı olarak kredinin onaylandığını, müvekkiline yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, kredi işleminin usulüne uygun biçimde gerçekleştirildiğini, söz konusu işlemden sonra 1998 yılında da dava dışı şirkete kredi verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının zarara uğramadığını, kredi işleminin usulüne uygun biçimde gerçekleştirildiğini, söz konusu işlemden sonra 1998 yılında da dava dışı şirkete kredi verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu kredinin verildiği tarihte kredi verilen şirketin olumsuz bir durumunun olmadığını, kredi verildikten yaklaşık 2 yıl sonra şirketin mali durumunun bozulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davacının zarara uğramadığını, kredi işleminin usulüne uygun biçimde gerçekleştirildiğini, söz konusu işlemden sonra 1998 yılında da dava dışı şirkete kredi verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkiline herhangi bir kusur atfedilmesinin mümkün bulunmadığını, söz konusu şirkete kullandırılan krediyi onaylayanlar arasında müvekkilinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkiline herhangi bir kusur atfedilmesinin mümkün bulunmadığını, söz konusu şirkete kullandırılan krediyi onaylayanlar arasında müvekkilinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davanın zamanaşımına uğradığını, davacı bankanın zararının gerçekleşmediğini, devlet memuru olan banka çalışanlarının hazırladıkları önergeye dayalı olarak kredinin onaylandığını, kendisine yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirket yöneticilerine karşı açılacak sorumluluk davalarının TTK'nun 340. maddesi delaletiyle aynı yasanın 309.maddesinde belirtilen zarar ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl içinde açılmasının gerektiği, dava dışı şirket hakkında 26.05.2003 tarihinde ödemeden aciz belgesinin alındığı, bu tarih itibariyle davanın zamanaşımına uğramadığı, dava dışı Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin kredi başvurusu üzerine düzenlenen 25.11.1996 tarihli mali tahlil istihbarat raporunda, Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin iş hacmine göre öz kaynaklarının yeterli olmadığının, bilanço aktifini yabancı kaynaklarla finanse ettiğinin, borçlanmasının çok yüksek olduğunun, kar oranının giderek azaldığının, döviz borçları ile birlikte mevcut karının da zarara dönüştüğünün, finansal kiralama borçları nedeniyle ağır bir borç yükü altında bulunduğunun, kredi kefili olması planlanan Sevgi Yatırım Holding A.Ş.'nin ise işletme sermayesi açığının olduğunun, borçlanmasının yüksek seviyede bulunduğunun, faaliyet zararına uğradığının belirtildiği, İzmir Caddesi Şubesinin alınan bu raporlara rağmen Sevgi Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.
lehine 3 yıl vadeli 4.500.000.USD tutarlı kefalet karşılığı yabancı para teminat mektubu kredisi teklif ettiği, Başkent 1. Bölge Başmüdürlüğü'nün şube teklifini uygun görüş ile Proje Kredileri ve İstihbarat Daire Başkanlığı'na gönderdiği, teklif edilen kredinin yönetim kuruluna 3.000.000.USD olarak sunulduğu ve yönetim kurulunun 13.02.1997 tarih 4/117 sayılı kararı ile kredi teklifinin onaylandığı, davacı bankadan
kullanılan teminat mektubunun vadesinden önce 13.09.1999 tarihinde nakde dönüştüğü ve 1.354.464,55.TL üzerinden yasal takibe geçildiği, kredi lehtarı şirket ve kefiller aleyhine başlatılan takiplerde aciz belgesi alındığı, 13.02.1997 tarihli yönetim kurulu kararına konu edilen kredinin açılışında izlenen yöntem ve işlemlerin davacı bankanın iç düzenlemelerine uygun olmadığı, davacı bankanın krediler yönetmenliğinin 15.maddesinde “bankaca kredi ilişkisine girilecek firmalara, hakkında yapılacak istihbarat ve mali tahlil değerlendirmeleri sonucunda edilen bilgi ve verilerin kredi tahsisi için olumsuz olmaması koşulu ile genel müdürlükçe belirlenen ilkeler doğrultusunda kredi saptanır” hükmü yer almasına karşın, proje değerlendirme raporunda ağır borç yükü ve öz kaynak yetersizliği içinde olduğu, mevcut borçlarını ödeyemediği belirlenen şirket lehine kredi tahsisinin onaylandığı, kredi tahsisi yapılan firmanın mali durumunun ve kredibilitesinin dikkate alınmamasının, ilave limit tahsisinin firmanın mali yapısı ile orantısız olmasının, firma yatırımlarının kısa vadeli kredilerle finanse edilmeye çalışılmasının, ön görülen sermaye artışının firma tarafından yerine getirilip getirilemeyeceği hususunun kredilendirme sürecinde değerlendirilmemesinin, kefaletleri öngörülen gerçek ve tüzel kişilerin kredi değerliliklerinin araştırılmamasının, bankacılık usul, esas ve prensiplerine aykırı bulunduğu, TTK'nun 336/5 maddesi uyarınca davalı yönetim kurulu üyelerinin meydana gelen zarardan sorumlu oldukları, her ne kadar davalı yönetim kurulu üyelerince istihbarat raporlarını görmeden söz konusu krediyi onayladıkları savunulmuş ise de bu durumda da kusurlu davranıldığı, yönetim kurulu üyesi olmayan davalıların, yönetim kurulunun emir ve gözetimi altında bulundukları, kredi verilmesine ilişkin yetkinin bizzat yönetim kurulu tarafından kullandırıldığı, söz konusu yetkinin başka bir birime veya müdürlere devredilmediği, dolayısıyla anılan davalıların doğan zarardan sorumluluklarının söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ...
ve ... aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 5.115.305,02.TL'nın faizi ile birlikte bu davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre mümeyyiz davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; Dava, davacı bankanın yöneticileri ve çalışanları olan davalıların usulsüz kredi vererek bankayı zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece yönetim kurulu üyesi olmayan davalıların, yönetim kurulunun emir ve gözetimi altında bulunmaları, kredi verilmesine ilişkin yetkinin yönetim kurulu tarafından kullandırılması gerekçesiyle yönetim kurulu üyesi olmayan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ancak anılan davalılar, davaya konu kredinin verildiği dönemde davacı bankanın çalışanı olarak söz konusu kredinin verilmesi sürecinde görev alarak bir üst birimlerine olumlu görüş bildirmişlerdir.
Bu durumda, mahkemece, yönetim kurulu üyesi olmayan davalıların da istihbarat raporlarının olumsuz olmasına rağmen dava dışı şirkete kredi verilmesi yönünde olumlu görüş bildirerek özen yükümlülüklerine aykırı davranmaları nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu tutulmaları gerekirken, yazılı şekilde bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 303.832,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065183400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz