Menfi tespit | İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/3401 E. 2024/5726 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekalet görevinin kötüye kullanılması↗ kısmi ödeme↗ aleyhe delil↗ ipoteğin kaldırılması↗ tapu iptali ve tescil↗ istirdat davası↗ bekletici mesele↗ yetkili hamil↗ lehdar↗ teminat senedi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ ciranta↗ kambiyo senedi↗ cy/cy şerhi↗ derdestlik↗ ipotek↗ istinaf incelemesi↗ kötü niyet tazminatı↗ dolandırıcılık↗ hamil↗ keşideci↗ işlemiş faiz↗ bono↗ kefil↗ istirdat↗ kötü niyet↗ haciz↗ iflas↗ asıl alacak↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmadığını, takibe konu bonoyu davalıya teminat olarak davacı şirket ortaklarından dava dışı ...’ın şahsi olarak verdiğini, ancak senede sonradan davacı şirket kaşesinin basıldığını, bononun gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığını, tefecilik ve dolandırıcılıktan davalı hakkında soruşturma başlatıldığını ve takip konusu bonoya savcılıkça el konulduğunu, bono bedeline istinaden dava dışı Hayrullah Kutulman tarafından 390.000,00 TL ödendiğini, bakiye bono bedeli olan 280.000,00 TL'den borçlu olunmadığının tespiti ile haciz tehdidi ile ödenen 132.566,00 TL’nin istirdatına ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu senet üzerine davacı şirket yetkilisince tanzim tarihinde kaşe basılıp imzalandığını, icra takibi sonrasında davalı şirket yetkililerince bu yönde herhangi bir itirazda bulunulmayıp borcun kabul edildiğini, senede ilişkin borcun bir kısmının ödenmesinin de buna delil teşkil ettiğini, senedin geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.06.2018 tarih, 2016/7 E. ve 2018/264 K. sayılı kararıyla; takibe konu bononun davalının yargılandığı ve tefecilik suçundan ceza aldığı ceza dosyası içeriği, davalının ifadeleri ve dosya içeriğindeki belgelerle Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen tefecilik ilişkisine istinaden davacı şirketin yetkilisince verildiği, vekalet görevini kötüye kullanılmak suretiyle davacı şirket yetkilisine ait olan ve davalı adına tescil ettirilen Bingöl İli, Merkez İlçesi, 345 ada, 36 parselde bulunan 27, 28, 38 numaralı bağımsız bölümlerin ipotekli olması nedeniyle bononun ek teminat olması amacıyla verildiği, senet meblağının ipotek bedelleri toplamından oluştuğu, bu hususun da davalı tarafın kabulünde olduğu, söz konusu bağımsız bölümlerin Bingöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ile vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle davacı şirketin yetkilisine iade edildiği ve bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacının davalıya bu senet nedeniyle gerçek bir borcunun bulunmadığı ve istirdat talebinde haklı olduğu, senet meblağının 388.769,00 TL'sinin dava dışı üçüncü kişilerce ödendiği ve davalının takip başlatırken kötü niyetli olduğu senedin hangi amaçla verildiğini bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile icra dosyasına ödenen 132.566,00 TL'nin davalıdan istirdatına ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.06.2019 tarih, 2018/2811 E. ve 2019/1195 K. sayılı kararıyla; taraflar arasındaki tefecilikten dolayı Yargıtay'dan kısmen onanarak kesinleşen Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki tüm ifadeler ve verilen karar ile Bingöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen tapu iptal ve tescil davasının verilen bononun tefecilik ilişkisine dayalı olduğunu ve bono bedelinin tapu kaydı iptal edilen taşınmaz ipoteklerine ilişkin olduğuna yönelik karar nazara alındığında taraflar arasında gerçek bir borç ilişkisi olmadığı İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 27.04.2021 tarih, 2020/3052 E. ve 2021/4114 K. sayılı kararıyla davanın, kambiyo senedine dayalı menfi tespit ve istirdat davası olduğu, takibe konu nakden kayıtlı bonoda keşidecinin davacı şirket, lehdar ve birinci cirantanın dava dışı ... Berdibek, ikinci cirantanın Binmax Gıda Şirketi, son ciranta ve yetkili hamilin davalı olup, icra takibinin yetkili hamilce yapıldığı, her iki tarafın, bononun devredilen taşınmazlar üzerindeki ipotek bedelleri karşılığı teminat verildiğini kabul ettiği, davalının ceza davası sürecindeki beyanlarında, davacı şirket yetkilisinden satın aldığı taşınmazlar üzerinde bulunan üç adet ipoteğin kaldırılması karşılığında 670.000,00 TL’lik bononun verildiğini, kaldırılmaması halinde bono bedelinin tahsil şartlarının oluşacağını beyan ettiği, davacı şirket yetkilisince Bingöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davalıya devredilen taşınmazların tapu tescilinin iptali için açılan davada tapu tescillerinin iptal edildiği ve kararın kesinleştiği, bu durumda söz konusu taşınmazların ipotek borcuna teminaten alındığı belirtilen bononun teminat özelliği gerçekleştiği ve bono bedelinin istenebilir hale geldiği, bono bedelinin 388.769,00 TL'sinin davacı dışındaki kişilerce ödendiğinin tarafların kabulünde olduğu, mahkemece, icra takip tarihi itibariyle alacak-borç durumunun tespit edilmesi ve yapılan ödemenin o tarihteki asıl alacak ve faiz toplamından düşülerek ödeme tarihinden dava tarihine kadar hesap yapılarak davacının bonodan dolayı borçlu olduğu tutarın tespiti ile davacının talebi de gözönüne alınarak bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takipte borçlu olduğu tutarın tespiti bakımından aldırılan bilirkişi raporunda yapılan ödemeler düşüldükten ve işlemiş faiz hesaba katıldıktan sonra davacının davalıya takipte 433.775,50 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, bu nedenle davacının menfi tespit istemi ve icra dosyasına yapılan ödemenin istirdatına yönelik isteminin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının menfi tespit ve istirdat istemlerine yönelik davasının reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ...'ın tefeci borcuna kefil olduğunu, 31 adet dükkanındaki payını emaneten ...'e verdiğini, malları uhdesine alan ...'in taşınmazların kaydında dava dışı banka lehine ipoteği görünce taşınmazlardaki ipotekten gelebilecek zarara karşılık bir de teminat senedi aldığını, senedin 670.000,00 TL bedelli ipotek miktarına karşılık verildiğini, Şerif Budan tapu iptal ve tescil davası açıp, mallarını geri alınca ipotek konulan 17, 28 ve 38 numaralı bağımsız bölümleri de geri aldığını, 2015 yılından beri bu mallardan tasarruf ettiğini, müvekkilinin önce mallarına el konulduğunu, üzerinde ipotek görülünce teminat senedi alındığını, habersiz firma kaşeleri vurularak takibe konulduğunu, eldeki diğer çekler ve mallarla tehdit edilerek kısmi ödeme alındığını, yapılan ödemelerin de aleyhe delil olduğunu, ödemelerin de tefe parası alan kişiler tarafından yapıldığını, Bingöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/145 E., 2014/191 K. sayılı kararın hükme esas alınmadığını, malların taraflarına iade edildiğini, mallar iade edildiği için tüm şerh, beyan ve hacizlerin sona erdiğini, ortada bir teminat olduğunu, teminatın üzerindeki ipotek için bir teminat daha alındığını, ipotek alacaklısı bankanın alacağının kapatıldığını, senetlere de el konularak ceza dosyasına alındığını, tefeciye teminat olarak verilen dava konusu 3 adet taşınmaz ile dava dışı 28 adet taşınmaz olmak üzere 31 adet taşınmaz için kira alacağı davası açıldığını, Bingöl 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/107 E. sayılı dosyasından verilen karar ile 327.980,82 TL kira alacağına hükmedildiğini, davaya konu ipotekli taşınmazların kirasını da uzun süre davacı şirketin sahibi ...'ın aldığını, kiraların tefeciler tarafından toplanması üzerine tefeciler hakkında ceza davası açıldığını, tefecilerin Bingöl 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/379 E., 2022/538 K. sayılı dosyasından ceza aldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senedine dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, kambiyo senedine istinaden menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Davacı şirket, davaya konu bononun, davacı şirketin ortağı ...'ın şahsen kefil olduğu tefeci borcundan dolayı alındığından davacı şirketin borçlu olmadığını iddia etmiştir. Davalı hakkında Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/249 E. sayılı dosyasıyla açılan ceza davası halen derdesttir. Ceza davasında verilecek karar eldeki davayı etkileyeceğinden ceza davasının bekletici mesele yapılarak ceza davasında verilip kesinleşecek karara göre değerlendirme yapılması gerektiğinden Mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3052 E. 2021/4114 K.
Ortak:vekalet görevinin kötüye kullanılması · ipoteğin kaldırılması · yetkili hamil · lehdar · ciranta · kambiyo senedi · ipotek · hamil
İncelediğiniz karardaBerdibek, ikinci «cirantanın» Binmax Gıda Şirketi, «son» ciranta ve «yetkili hamilin» davalı olup, icra takibinin yetkili hamilce yapıldığı, her iki tarafın, «bononun» devredilen taşınmazlar üzerindeki «ipotek» bedelleri karşılığı «teminat» verildiğini kabul ettiği, davalının ceza davası sürecindeki beyanlarında, davacı şirket yetkilisinden satın aldığı taşınmazlar üzerinde bulunan üç adet «ipoteğin kaldırılması» karşılığında 670.000,00 TL’lik bononun verildiğini, kaldırılmaması halinde bono bedelinin tahsil şartlarının oluşacağını beyan ettiği, davacı şirket yetkilisince B …
Dairemizin 27.04.2021 tarih, 2020/3052 E. ve 2021/4114 K. sayılı kararıyla davanın, «kambiyo senedine» dayalı «menfi tespit» ve «istirdat davası» olduğu, takibe konu nakden kayıtlı «bonoda» «keşidecinin» davacı şirket, «lehdar» ve birinci «cirantanın» dava dışı ...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.06.2018 tarih, 2016/7 E. ve 2018/264 K. sayılı kararıyla; takibe konu «bononun» davalının yargılandığı ve tefecilik suçundan ceza aldığı ceza dosyası içeriği, davalının ifadeleri ve dosya içeriğindeki belgelerle Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen tefecilik ilişkisine istinaden davacı şirketin yetkilisince verildiği, «vekalet görevini kötüye kullanılmak» suretiyle davacı şirket yetkilisine ait olan ve davalı adına tescil ettirilen Bingöl İli, Merkez İlçesi, 345 ada, 36 parselde bulunan 27, 28, 38 numaralı bağımsız bölümlerin «ipotekli» olması nedeniyle bononun ek «teminat» olması amacıyla verildiği, senet meblağının ipotek bedelleri toplamından oluştuğu, bu hususun da davalı tarafın kabulünde olduğu, söz konusu bağımsız bölümlerin Bi …
Benzer bu karardaTakibe konu nakden kayıtlı «bonoda» «keşideci» davacı şirket, «lehdar» ve 1. «ciranta» dava dışı Mustafa Berdibek, 2. ciranta Binmax gıda şirketi, «son» ciranta ve «yetkili hamil» davalı olup, icra takibi yetkili hamilce yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, takibe konu «bononun» davalının yargılandığı ve tefecilik suçundan ceza aldığı ceza dosyası içeriği, davalının ifadeleri ve dosya içeriğindeki belgelerle Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen tefecilik ilişkisine istinaden davacı şirketin yetkilisince verildiği, «vekalet görevini kötüye kullanılmak» suretiyle davacı şirket yetkilisine ait olan ve davalı adına tescil ettirilen ...İli ...İlçesi 345 ada 36 parselde bulunan 27, 28, 38 numaralı bağımsız bölümlerin «ipotekli» olması nedeniyle bononun ek «teminat» olması amacıyla verildiği, senet meblağının ipotek bedelleri toplamından oluştuğu, bu hususun da davalı tarafın kabulünde olduğu, söz konusu bağımsız bölümlerin .. …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile «vekalet görevinin kötüye kullanılması» nedeniyle davacı şirketin yetkilisine iade edildiği ve bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacının davalıya bu senet nedeniyle gerçek bir borcunun bulunmadığı ve «istirdat» talebinde haklı olduğu, senet meblağının 388.769,00-TL'sinin dava dışı üçüncü kişilerce ödendiği ve davalının takip başlatırken kötü niyetli olduğu senedin hangi amaçla verildiğini bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile icra dosyasına ödenen 132.566,00-TL'nin davalıdan istirdatına ve davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile «vekalet görevinin kötüye kullanılması» nedeniyle davacı şirketin yetkilisine iade edildiği ve bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacının davalıya bu senet nedeniyle gerçek bir borcunun bulunmadığı ve «istirdat» talebinde haklı olduğu, senet meblağının 388.769,00-TL'sinin dava dışı üçüncü kişilerce ödendiği ve davalının takip başlatırken kötü niyetli olduğu senedin hangi amaçla verildiğini bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile icra dosyasına ödenen 132.566,00-TL'nin davalıdan istirdatına ve davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2044 E. 2018/7787 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulen açılmış dava · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · pasif husumet · fesih · ek tasfiye · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu kararda… in suça konu faaliyetleri davalı şirkete ait iş yerinde gerçekleştirdiği, şirketin tefecilik suçuna konu faaliyetler açısından paravan olarak kullanıldığı, şirketin «fesih» ve tasfiyesi davalarında şirket ortaklarına «husumet» düşmediği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın kabulü ile, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, şirkete «tasfiye memuru atanmasına», davalı ortaklar hakkındaki davanın ise «pasif husumet» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı şirket ve «temsilcileri» vekili temyiz etmiştir.
2-) Davalı şirketin «temsilcileri» olan ..., ... ve ...’ın temyiz itirazlarına gelince, davacı dava dilekçesiyle «husumeti» sadece davalı şirkete yöneltmiş, adı geçen gerçek kişileri ise, şirket temsilcisi sıfatıyla davada göstermiştir.
Bu nedenle anılan şahıslar hakkında «usulen açılmış» bir dava olmadığı halde, adı geçenler hakkında hüküm tesisi ile «husumetten» ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün adı geçen gerçek şahıslar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2972 E. 2024/1035 K.
Ortak:istirdat · menfi tespit · Menfi tespit | İstirdat
İncelediğiniz karardaDairemizin 27.04.2021 tarih, 2020/3052 E. ve 2021/4114 K. sayılı kararıyla davanın, «kambiyo senedine» dayalı «menfi tespit» ve «istirdat davası» olduğu, takibe konu nakden kayıtlı «bonoda» «keşidecinin» davacı şirket, «lehdar» ve birinci «cirantanın» dava dışı ...
… arıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takipte borçlu olduğu tutarın tespiti bakımından aldırılan bilirkişi raporunda yapılan ödemeler düşüldükten ve «işlemiş faiz» hesaba katıldıktan sonra davacının davalıya takipte 433.775,50 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, bu nedenle davacının «menfi tespit» istemi ve icra dosyasına yapılan ödemenin «istirdatına» yönelik isteminin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının menfi tespit ve istirdat istemlerine yönelik davasının reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «kambiyo senedine» dayalı «menfi tespit» ve «istirdat» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4083 E. 2021/4099 K.
Ortak:kötü niyet tazminatı · bono · kötü niyet
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmadığını, takibe konu bonoyu davalıya «teminat» olarak davacı şirket ortaklarından dava dışı ...’ın şahsi olarak verdiğini, ancak senede sonradan davacı şirket kaşesinin basıldığını, «bononun» gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığını, tefecilik ve «dolandırıcılıktan» davalı hakkında soruşturma başlatıldığını ve takip konusu bonoya savcılıkça el konulduğunu, bono bedeline istinaden dava dışı Hayrullah Kutulman tarafından 390.000,00 TL ödendiğini, bakiye bono bedeli olan 280.000,00 TL'den «borçlu olunmadığının tespiti» ile «haciz» tehdidi ile ödenen 132.566,00 TL’nin «istirdatına» ve davalı aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ile «vekalet görevinin kötüye kullanılması» nedeniyle davacı şirketin yetkilisine iade edildiği ve bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacının davalıya bu senet nedeniyle gerçek bir borcunun bulunmadığı ve «istirdat» talebinde haklı olduğu, senet meblağının 388.769,00 TL'sinin dava dışı üçüncü kişilerce ödendiği ve davalının takip başlatırken kötü niyetli olduğu senedin hangi amaçla verildiğini bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile icra dosyasına ödenen 132.566,00 TL'nin davalıdan istirdatına ve davalı aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.06.2018 tarih, 2016/7 E. ve 2018/264 K. sayılı kararıyla; takibe konu «bononun» davalının yargılandığı ve tefecilik suçundan ceza aldığı ceza dosyası içeriği, davalının ifadeleri ve dosya içeriğindeki belgelerle Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen tefecilik ilişkisine istinaden davacı şirketin yetkilisince verildiği, «vekalet görevini kötüye kullanılmak» suretiyle davacı şirket yetkilisine ait olan ve davalı adına tescil ettirilen Bingöl İli, Merkez İlçesi, 345 ada, 36 parselde bulunan 27, 28, 38 numaralı bağımsız bölümlerin «ipotekli» olması nedeniyle bononun ek «teminat» olması amacıyla verildiği, senet meblağının ipotek bedelleri toplamından oluştuğu, bu hususun da davalı tarafın kabulünde olduğu, söz konusu bağımsız bölümlerin Bi …
Benzer bu kararda2-Davalı takipte haklı olduğunu kanıtlayamamış ise de kötü niyetli olduğu da söylenemeyeceğinden davalı aleyhine «kötü niyet tazminatı» verilmesi doğru olmayıp, hükmün bu nedenle bozulması gerekmektedir.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/337 esas ve 2011/852 kararı ile sayılı dosyası kapsamında dava konusu edilen «bono» nedeniyle davacının müdahil sıfatıyla davaya katıldığı, yapılan yargılama sonunda dava konusu edilen 10.500,00 Euro tutarlı senet de değerlendirilmek suretiyle davlının tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz incelenmesinden geçerek kesinleştiği, bu durumda ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıa kesinleştiğinden 818 sayılı Borçlar Kanununun 20/1. (6098 sayılı TBK’nın 27/1) maddesi hükmü uyarınca, kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka ve «kamu düzenine» aykırı sözleşmeler «geçersiz» olacağından, dava konusu bononun hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:emredici hüküm · kötüniyet tazminatı · kamu düzeni · geçersizlik · kötüniyet
Benzer bu karardaAsliye Ceza Mahkemesinin 2009/337 esas ve 2011/852 kararı ile sayılı dosyası kapsamında dava konusu edilen «bono» nedeniyle davacının müdahil sıfatıyla davaya katıldığı, yapılan yargılama sonunda dava konusu edilen 10.500,00 Euro tutarlı senet de değerlendirilmek suretiyle davlının tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz incelenmesinden geçerek kesinleştiği, bu durumda ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıa kesinleştiğinden 818 sayılı Borçlar Kanununun 20/1. (6098 sayılı TBK’nın 27/1) maddesi hükmü uyarınca, kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka ve «kamu düzenine» aykırı sözleşmeler «geçersiz» olacağından, dava konusu bononun hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/3401 E. , 2024/5726 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2021/351 Esas, 2022/538 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit ve istirdat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmadığını, takibe konu bonoyu davalıya teminat olarak davacı şirket ortaklarından dava dışı ...’ın şahsi olarak verdiğini, ancak senede sonradan davacı şirket kaşesinin basıldığını, bononun gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığını, tefecilik ve dolandırıcılıktan davalı hakkında soruşturma başlatıldığını ve takip konusu bonoya savcılıkça el konulduğunu, bono bedeline istinaden dava dışı Hayrullah Kutulman tarafından 390.000,00 TL ödendiğini, bakiye bono bedeli olan 280.000,00 TL'den borçlu olunmadığının tespiti ile haciz tehdidi ile ödenen 132.566,00 TL’nin istirdatına ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu senet üzerine davacı şirket yetkilisince tanzim tarihinde kaşe basılıp imzalandığını, icra takibi sonrasında davalı şirket yetkililerince bu yönde herhangi bir itirazda bulunulmayıp borcun kabul edildiğini, senede ilişkin borcun bir kısmının ödenmesinin de buna delil teşkil ettiğini, senedin geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.06.2018 tarih, 2016/7 E. ve 2018/264 K. sayılı kararıyla; takibe konu bononun davalının yargılandığı ve tefecilik suçundan ceza aldığı ceza dosyası içeriği, davalının ifadeleri ve dosya içeriğindeki belgelerle Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen tefecilik ilişkisine istinaden davacı şirketin yetkilisince verildiği, vekalet görevini kötüye kullanılmak suretiyle davacı şirket yetkilisine ait olan ve davalı adına tescil ettirilen Bingöl İli, Merkez İlçesi, 345 ada, 36 parselde bulunan 27, 28, 38 numaralı bağımsız bölümlerin ipotekli olması nedeniyle bononun ek teminat olması amacıyla verildiği, senet meblağının ipotek bedelleri toplamından oluştuğu, bu hususun da davalı tarafın kabulünde olduğu, söz konusu bağımsız bölümlerin Bingöl 2.
Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ile vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle davacı şirketin yetkilisine iade edildiği ve bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacının davalıya bu senet nedeniyle gerçek bir borcunun bulunmadığı ve istirdat talebinde haklı olduğu, senet meblağının 388.769,00 TL'sinin dava dışı üçüncü kişilerce ödendiği ve davalının takip başlatırken kötü niyetli olduğu senedin hangi amaçla verildiğini bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile icra dosyasına ödenen 132.566,00 TL'nin davalıdan istirdatına ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.06.2019 tarih, 2018/2811 E. ve 2019/1195 K. sayılı kararıyla; taraflar arasındaki tefecilikten dolayı Yargıtay'dan kısmen onanarak kesinleşen Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki tüm ifadeler ve verilen karar ile Bingöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen tapu iptal ve tescil davasının verilen bononun tefecilik ilişkisine dayalı olduğunu ve bono bedelinin tapu kaydı iptal edilen taşınmaz ipoteklerine ilişkin olduğuna yönelik karar nazara alındığında taraflar arasında gerçek bir borç ilişkisi olmadığı İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 27.04.2021 tarih, 2020/3052 E. ve 2021/4114 K. sayılı kararıyla davanın, kambiyo senedine dayalı menfi tespit ve istirdat davası olduğu, takibe konu nakden kayıtlı bonoda keşidecinin davacı şirket, lehdar ve birinci cirantanın dava dışı ... Berdibek, ikinci cirantanın Binmax Gıda Şirketi, son ciranta ve yetkili hamilin davalı olup, icra takibinin yetkili hamilce yapıldığı, her iki tarafın, bononun devredilen taşınmazlar üzerindeki ipotek bedelleri karşılığı teminat verildiğini kabul ettiği, davalının ceza davası sürecindeki beyanlarında, davacı şirket yetkilisinden satın aldığı taşınmazlar üzerinde bulunan üç adet ipoteğin kaldırılması karşılığında 670.000,00 TL’lik bononun verildiğini, kaldırılmaması halinde bono bedelinin tahsil şartlarının oluşacağını beyan ettiği, davacı şirket yetkilisince Bingöl 2.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davalıya devredilen taşınmazların tapu tescilinin iptali için açılan davada tapu tescillerinin iptal edildiği ve kararın kesinleştiği, bu durumda söz konusu taşınmazların ipotek borcuna teminaten alındığı belirtilen bononun teminat özelliği gerçekleştiği ve bono bedelinin istenebilir hale geldiği, bono bedelinin 388.769,00 TL'sinin davacı dışındaki kişilerce ödendiğinin tarafların kabulünde olduğu, mahkemece, icra takip tarihi itibariyle alacak-borç durumunun tespit edilmesi ve yapılan ödemenin o tarihteki asıl alacak ve faiz toplamından düşülerek ödeme tarihinden dava tarihine kadar hesap yapılarak davacının bonodan dolayı borçlu olduğu tutarın tespiti ile davacının talebi de gözönüne alınarak bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takipte borçlu olduğu tutarın tespiti bakımından aldırılan bilirkişi raporunda yapılan ödemeler düşüldükten ve işlemiş faiz hesaba katıldıktan sonra davacının davalıya takipte 433.775,50 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, bu nedenle davacının menfi tespit istemi ve icra dosyasına yapılan ödemenin istirdatına yönelik isteminin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının menfi tespit ve istirdat istemlerine yönelik davasının reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ...'ın tefeci borcuna kefil olduğunu, 31 adet dükkanındaki payını emaneten ...'e verdiğini, malları uhdesine alan ...'in taşınmazların kaydında dava dışı banka lehine ipoteği görünce taşınmazlardaki ipotekten gelebilecek zarara karşılık bir de teminat senedi aldığını, senedin 670.000,00 TL bedelli ipotek miktarına karşılık verildiğini, Şerif Budan tapu iptal ve tescil davası açıp, mallarını geri alınca ipotek konulan 17, 28 ve 38 numaralı bağımsız bölümleri de geri aldığını, 2015 yılından beri bu mallardan tasarruf ettiğini, müvekkilinin önce mallarına el konulduğunu, üzerinde ipotek görülünce teminat senedi alındığını, habersiz firma kaşeleri vurularak takibe konulduğunu, eldeki diğer çekler ve mallarla tehdit edilerek kısmi ödeme alındığını, yapılan ödemelerin de aleyhe delil olduğunu, ödemelerin de tefe parası alan kişiler tarafından yapıldığını, Bingöl 2.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/145 E., 2014/191 K. sayılı kararın hükme esas alınmadığını, malların taraflarına iade edildiğini, mallar iade edildiği için tüm şerh, beyan ve hacizlerin sona erdiğini, ortada bir teminat olduğunu, teminatın üzerindeki ipotek için bir teminat daha alındığını, ipotek alacaklısı bankanın alacağının kapatıldığını, senetlere de el konularak ceza dosyasına alındığını, tefeciye teminat olarak verilen dava konusu 3 adet taşınmaz ile dava dışı 28 adet taşınmaz olmak üzere 31 adet taşınmaz için kira alacağı davası açıldığını, Bingöl 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/107 E. sayılı dosyasından verilen karar ile 327.980,82 TL kira alacağına hükmedildiğini, davaya konu ipotekli taşınmazların kirasını da uzun süre davacı şirketin sahibi ...'ın aldığını, kiraların tefeciler tarafından toplanması üzerine tefeciler hakkında ceza davası açıldığını, tefecilerin Bingöl 1.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/379 E., 2022/538 K. sayılı dosyasından ceza aldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senedine dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, kambiyo senedine istinaden menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Davacı şirket, davaya konu bononun, davacı şirketin ortağı ...'ın şahsen kefil olduğu tefeci borcundan dolayı alındığından davacı şirketin borçlu olmadığını iddia etmiştir. Davalı hakkında Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/249 E. sayılı dosyasıyla açılan ceza davası halen derdesttir. Ceza davasında verilecek karar eldeki davayı etkileyeceğinden ceza davasının bekletici mesele yapılarak ceza davasında verilip kesinleşecek karara göre değerlendirme yapılması gerektiğinden Mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064769100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz