Alacak | Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1474 E. 2024/5329 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yıpranma payı↗ sabit yatırım bedeli↗ ariyet sözleşmesi↗ sabit yatırım↗ amortisman↗ ariyet↗ rekabet kurulu kararı↗ intifa hakkı↗ münfesihlik↗ i̇i̇k 257↗ bayilik sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ ifa↗ yenileme↗ fesih↗ sebepsiz zenginleşme↗ kamu düzeni↗ işlemiş faiz↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihtar↗ kâr payı↗ geçersizlik↗ fatura↗ taahhütname↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/340 E., 2017/1512 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket davalılardan ... Petrol ... Ltd. Şti. arasında 22.06.2001 tarihli 15 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığını, istasyonun bulunduğu taşınmazın malikleri olan diğer davalılar tarafından müvekkili lehine 03.07.2001 tarihinde, 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, müvekkili şirketin bayilik ve intifa ilişkisinin kendisine yüklediği bütün borçları yerine getirdiğini ve ilişkinin 15 yıl süre devam edeceği varsayımına dayalı olarak, duran varlık-inşaat adı altında istasyon için 257.220,48 TL inşaat harcaması yaptığını ancak Rekabet Kurulu kararları ile sözleşmenin tasfiyesinin zorunluluk arz ettiğini, bu nedenle sözleşme ve intifa ilişkisinin 18.09.2010 tarihinde son bulması konusunda mutabık kalındığını, sözleşmenin öngörülenden önce sona ermesi nedeniyle duran varlık inşaat bedeline ilişkin harcama tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz dahil bakiye 221.274,14 TL bedelin müvekkiline iadesinin gerektiğini, yapılan inşaat bakımından karşı tarafın haksız kazancı oluştuğunu, ihtarname ile söz konusu alacağın davalılardan talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek 221.274,14 TL bakiye duran varlık inşaat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... Petrol Ür. Nak. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket dışında kalan diğer müvekkilleri yönünden yöneltilen davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, zira davacı şirket ile bayilik ve ariyet sözleşmelerini müvekkili şirketin yapmış olduğunu, davaya konu edilen harcamaların, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 22.06.2001 tarihli ariyet sözleşmesi uyarınca verilen malzemeler için yapıldığı iddia edilen giderlere ilişkin olduğunu, taraflar arasında yapılan bayilik ve ariyet sözleşmelerinin Rekabet Kurulu kararı uyarınca münfesih hale geldiğini, müvekkili şirketin iradesi dışında kusuru olmadan idari kararla fesih edilen sözleşmeler nedeniyle davacı şirketin müvekkili şirketten inşaat harcaması adı altında tazminat istemesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ihtarı ile davacıdan ariyet olarak verilen malzemelerin teslim alınmasını istediğini, istasyon kuruluşu sırasında teslim edilen malzemelerden sökülebilir ve kullanabilir olanların tamamının sökülerek tutanakla teslim alındığını, sökülemeyen ve ekonomik ömrü tamamlandığı için kullanılamaz hale gelen bir kısım malzemelerin ise herhangi bir değer atfedilmediğinden götürülmediğini, iddia edilen inşaat harcamasının gerçek harcama miktarının çok üzerinde olduğunu, sözleşmenin 9 yıl ayakta kaldığını ve kullanılamaz halde olduğunu, bir bedel talep edilebilecek ise yıpranma payı ve amortisman düşüldükten sonra istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların akaryakıt bayiilik sözleşmesini Rekabet Kurulu'nun kararı çerçevesinde zorunlu olarak sona erdirdikleri, davacının bayiilik sözleşmesi ilişkisinin icra edileceği taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu kurulması için bir takım harcamalar yaptığı, fakat bu bayilik sözleşmesinin 9 yıllık süre boyunca soluksuz devam ettiği, sözleşme ve intifa hakkının 08.09.2010 tarihi itibariyle hukuken geçersiz hale geldiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesi hükmüne göre bayiilik sözleşmesinin taraflardan herhangi birinin kusuru olmaksızın başka bir nedenden dolayı sürdürülmesi mümkün olmazsa tarafı birbirlerine karşı herhangi bir sorumluluk altında kalmayacaklarının taahhüt edildiği, bu sorumluluk kavramının kapsamına sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan iade yükümlülüğünün de girdiği, davacının bu çerçevede sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre davalı tarafın dava konusu akaryakıt istasyonu üzerinde yapılan ve sökülemeyecek nitelikte olan kalıcı yatırımların dava konusu taşınmaza değer katıyor olması ve davalı tarafın dava konusu taşınmaz üzerinde ticari hayatına devam ediyor olması nedeniyle sözleşmenin ifa edilemeyen kısmına denk gelen yatırım bedelini müvekkili şirkete sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ödemek durumunda olduğunu, taraflar arasında imzalanmış olan bayilik sözleşmesinin 11 inci maddesi hükmünün sebepsiz zenginleşmeden doğan talepleri de kapsamasının söz konusu olamayacağını, anılan maddede mücbir halin düzenlendiğini, sözleşmenin bu maddesi kapsamında taraflardan kaynaklanmayan bir hal nedeniyle sözleşmenin ifa edilememesi durumunda tarafların sözleşmedeki yükümlülükleri dolayısıyla birbirlerinden talepte bulunmayacaklarının kararlaştırıldığını, peşin olarak ödenen yatırım bedelinin veya yapılan kalıcı yatırım bedellerinin, sözleşmenin, taraflarının kusuru olmaksızın sonlanması durumunda dahi sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince talep ve dava edilmesinin mümkün olabileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından; akaryakıt satış istasyonu kanopisi, akaryakıt satış kanopisi, akaryakıt tankı, gözlem çukuru, altyapı işleri, altyapı tesisat yenileme, ilave tesisat işleri ve akaryakıt alt yapı tesisatı olmak üzere 257.220,48 TL bedel yönünden sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle kalan süreye tekabül eden kısmının faizi ile birlikte iadesi talep edildiği, davacı tarafın talebinin sözleşmenin sona ermesi nedeniyle, sözleşme gereği üstlendiği edimin ifası kapsamında yaptığı sabit yatırım bedellerinin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 vd. maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme hukuki temelinde iadesine ilişkin olduğu, sona eren sözleşme nedeniyle ileri sürülen talebin sözleşmenin uygulanması ile ilgili yükümlülüklerden olmaması sebebiyle sözleşmenin 11 inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin yerinde görülmediği, davacının sözleşme gereği yaptığını iddia ettiği sabit yatırımların davalı şirketin istasyonunun bulunduğu taşınmazın değerinde bir artış/fayda sağlaması, davalının kalıcı nitelikteki bu yatırımları kullanarak ticari faaliyetinin devam ettiğinin sabit olması halinde sözleşmenin işlemeyen süresine ilişkin kısmının iadesini talep etmesi mümkün olduğu, davacının talep ettiği kanopi bedeline ilişkin olarak, akaryakıt istasyonunda davacı tarafından yapılan kanopinin bulunmadığı, kanopi alt yapı imalatlarına ilişkin bir bilginin dosyada yer almadığı, saha betonlarının 9 yılı aşkın kullanım nedeniyle yıpranma sonucu yeniden yapıldığı, tank yerleri çukurları ve bağlantı mekanik boruları, fitings malzemelerinin de amortisman sürelerini doldurmaları nedeniyle yenilendiklerinin tespit edildiği, davalı şirket tarafından sunulan fotoğraflar ve davacıya gönderilen noter ihtarnamesi bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket tarafından kanopinin ve tankın söküldüğü, davalı tarafından teslim alınmadığı, kanopi alt yapı imalatlarının yenilendiği, davacı tarafın talep ettiği alt yapı işleri, tesisat yenileme faturalarının açık olmadığı, yapılan işlemlerin net olarak anlaşılamadığı, kaldı ki bilirkişi tarafından bu imalatların da amortisman süresini doldurduklarından yenilendiklerinin tespit edildiği, dolayısıyla davacı tarafından yapılmış sabit yatırımların taşınmazın değerinde bir artış/fayda sağlamadığı, davalının kalıcı nitelikteki bu yatırımları kullanarak ticari faaliyetine devam etmediği, bu nedenle davacının talebinin haksız olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek ve ayrıca istinaf incelemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi gereği istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi yönünde vermiş olduğu kararı kaldırma gerekçesi davalılar tarafından istinaf konusu yapılmadığı gibi bu husus kamu düzenine ilişkin de olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin davanın esastan reddine dair gerekçesinin hatalı olduğunu, zira dava konusu harcamaların dökümü dava dosyasına sunulduğunu, bu harcamaların tümünün fatura ve yevmiye kayıtları ile sabit yatırımların işlenmiş olduğu mimari projenin de dava dosyasında mevcut olduğunu, kanopi ve kanopi inşaatının da davacı tarafından yapıldığının ispatlandığını, davalıların ise kanopi ve inşaatının yeni akaryakıt şirketi tarafından yıkıldığını ve yeniden yapıldığını iddia ettiğini, davalıların sabit yatırımı yıktıkları, yerine yenisini yaptıklarına dair dosya içerisine sunmuş oldukları bir belge/delil bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı taraf, bayilik sözleşmesinin ve intifa hakkı süresinin sonuna kadar süreceği düşüncesiyle yapılan ve Rekabet Kurulu kararı gereğince sözleşmenin süresinden önce sona ermesinden sonra da davalı tarafından kullanılmaya devam edilen kalıcı yatırım bedellerinden, kalan sözleşme süresine tekabül eden bakiye bedelin davalıdan tahsilini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Sabit yatırım bedelinin amortismanlı değer üzerinden tazmini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6499 E. 2024/2943 K.
Ortak:bayilik sözleşmesi · sabit yatırım bedeli · amortisman · taahhütname
İncelediğiniz kararda… a erdirdikleri, davacının bayiilik sözleşmesi ilişkisinin icra edileceği taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu kurulması için bir takım harcamalar yaptığı, fakat bu «bayilik sözleşmesinin» 9 yıllık süre boyunca soluksuz devam ettiği, sözleşme ve «intifa hakkının» 08.09.2010 tarihi itibariyle hukuken «geçersiz» hale geldiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesi hükmüne göre bayiilik sözleşmesinin taraflardan herhangi birinin «kusuru» olmaksızın başka bir nedenden dolayı sürdürülmesi mümkün olmazsa tarafı birbirlerine karşı herhangi bir sorumluluk altında kalmayacaklarının «taahhüt» edildiği, bu sorumluluk kavramının kapsamına «sebepsiz zenginleşmeden» kaynaklanan iade yükümlülüğünün de girdiği, davacının bu çerçevede sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine kar …
… lirtilen kararı ile davacı tarafından; akaryakıt satış istasyonu kanopisi, akaryakıt satış kanopisi, akaryakıt tankı, gözlem çukuru, altyapı işleri, altyapı tesisat «yenileme», ilave tesisat işleri ve akaryakıt alt yapı tesisatı olmak üzere «257».220,48 TL bedel yönünden sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle kalan süreye tekabül eden kısmının faizi ile birlikte iadesi talep edildiği, davacı tarafın talebinin sözleşmenin sona ermesi nedeniyle, sözleşme gereği üstlendiği edimin ifası kapsamında yaptığı «sabit yatırım bedellerinin», 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 vd. maddeleri uyarınca «sebepsiz zenginleşme» hukuki temelinde iadesine ilişkin olduğu, sona eren sözleşme nedeniyle ileri sürülen talebin sözleşmenin uygulanması ile ilgili yükümlülüklerden olmaması sebebiyle sözleşmenin 11 inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin yerinde görülmediği, davacının sözleşme gereği yaptığını iddia ettiği sabit yatırımların davalı şirketin istasyonunun bulunduğu taşınmazın değerinde bir artış/fayda sağlaması, davalının kalıcı nitelikteki bu yatırımları kullanarak ticari faaliyetinin devam ettiğinin sabit olması halinde sözleşmenin işlemeyen süresine ilişkin kısmının iadesini talep etmesi mümkün olduğu, davacının talep ettiği kanopi bedeline ilişkin olarak, akaryakıt istasyonunda davacı tarafından yapılan kanopinin bulunmadığı, kanopi alt yapı imalatlarına ilişkin bir bilginin dosyada yer almadığı, saha betonlarının 9 yılı aşkın kullanım nedeniyle yıpranma sonucu yeniden yapıldığı, tank yerleri çukurları ve bağlantı mekanik boruları, fitings malzemelerinin de «amortisman» sürelerini doldurmaları nedeniyle yenilendiklerinin tespit edildiği, davalı şirket tarafından sunulan fotoğraflar ve davacıya gönderilen noter «ihtarnamesi» bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket tarafından kanopinin ve tankın söküldüğü, davalı tarafından «teslim» alınmadığı, kanopi alt yapı imalatlarının yenilendiği, davacı tarafın talep ettiği alt yapı işleri, tesisat yenileme faturalarının açık olmadığı, yapılan işlemleri …
Şti. arasında 22.06.2001 tarihli 15 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, istasyonun bulunduğu taşınmazın malikleri olan diğer davalılar tarafından müvekkili lehine 03.07.2001 tarihinde, 15 yıl süreli «intifa hakkı» tesis edildiğini, müvekkili şirketin bayilik ve intifa ilişkisinin kendisine yüklediği bütün borçları yerine getirdiğini ve ilişkinin 15 yıl süre devam edeceği varsayımına dayalı olarak, duran varlık-inşaat adı altında istasyon için «257».220,48 TL inşaat harcaması yaptığını ancak Rekabet Kurulu kararları ile sözleşmenin tasfiyesinin zorunluluk arz ettiğini, bu nedenle sözleşme ve intifa ilişkisinin 18.09.2010 tarihinde «son» bulması konusunda mutabık kalındığını, sözleşmenin öngörülenden önce sona ermesi nedeniyle duran varlık inşaat bedeline ilişkin harcama tarihinden dava tarihine kadar «işlemiş faiz» «dahil» bakiye 221.274,14 TL bedelin müvekkiline iadesinin gerektiğini, yapılan inşaat bakımından karşı tarafın haksız kazancı oluştuğunu, «ihtarname» ile söz konusu alacağın davalılardan talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek 221.274,14 TL bakiye duran varlık inşaat bedelinin dava tarihinden it …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu istasyonda «keşif» yapılarak bilirkişi heyetinden rapor alındığı, buna göre davaya konu «sabit yatırımlardan» akaryakıt tesisatının, kanopinin, satış binasının, saha işlerinin yerinde mevcut ve faal olduklarının tespit edildiği, davacı taraf ile davalılar arasındaki sözleşmelerin sona ermiş olduğu, gerek Yargıtay içtihatları gerekse de taraflar arasındaki sözleşmelerin hükümleri uyarınca mevcut ve faal olan akaryakıt tesisatı, kanopi, satış binası ve saha işlerinin zarar verilmeksizin aynen iadesinin mümkün olmadığı ve bunlara ilişkin hesaplanan bedelin davalılardan tazmin edilebileceği, sabit yatırımların 12.06.2006 tarihinde KDV hariç toplam 356.250,00 TL. bedelle vücuda getirildiklerinin saptandığı, 12.06.2006 tarihinden, «amortismanına» bağlı olarak dava tarihindeki aşınmalı ve yıpranmalı değerlerinin ise takriben toplam KDV hariç «194».649,00 TL olduğu, davacı tarafın sabit yatırımların amortisman uygulanmış değerinin «fatura» tarihi itibariyle hesaplanması gerektiği yönündeki itirazının yerinde olmadığı, davacı tarafından davalı ...'e verilmiş «taahhütname» ve 01.09.2010 günlü «kira sözleşmesinin» birlikte değerlendirilmesinde; davacının davalı ...'in verdiği «ipoteği kaldırmayı» taahhüt ettiği gibi bu davalıdan akaryakıt tesisini, kaponiyi, satış binasının bedellerini istemeyeceğinin anlaşıldığı, ...
… sizin aynen iadesinin mümkün olmadığı ve bunlara ilişkin hesaplanan bedelin davalılardan tazmin edilebileceğine yönelik tespitin isabetli olduğunu, ancak davalı ... «mirasçıları» bakımından reddine dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıya verilen «taahhütnameden» ve 01.09.2010 tarihli «kira sözleşmesinden» bahsedilmiş ise de bu belgelerin hiçbirinde müvekkilinin davalı ...'e karşı talep ileri sürmeyeceğine ilişkin beyan yer almadığını, müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğuna yönelik kurulan hükmün isabetli olduğunu, ancak tutar bakımından hatalı değerlendirme yapıldığını, müvekkili şirketin istasyona yaptığı sabit nitelikteki yatırımların «amortisman» uygulanan bedellerini 14.11.2012 tarihli sabit kıymet satış faturası ile talep ettiğini, faturada bu yatırımların «fatura» tarihi itibariyle amortisman süreleri dikkate alınarak güncel değerinin toplam KDV hariç 200.181,84 TL (KDV «dahil» 236.214,57 TL) olarak hesaplandığını, mahkemece dava tarihi olan 20.01.2015 tarihinden itibaren hesaplandığını, 2 yılı aşkın «sürenin hesaplama» dışında bırakıldığını, bu hesaplamanın davalıların «sabit yatırımları» karşılıksız kullanmasına, bu tutarda haksız zenginleşmesine yol açtığını, kararın aleyhe kısımlarının kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini istem …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bayilik sözleşmesi» kapsamında «sabit yatırım bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipoteğin fekki
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/848 E. sayılı dosyasında açılan «ipoteğin fekki» davasında müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı tespit edilerek ipoteğin fekkine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, diğer davalı şirketin davacıya olan herhangi bir borcu var ise bu borcun «ipotekten» alınmasının mümkün olmadığını, eski hissedarların bulunduğu taraflar arasında akdedilen 19.09.2003 tarihli «protokol» ve ekli tüm sözleşmelerin hükümsüz kaldığını, malik ile davacı arasında yapılan «kira sözleşmesinin» tüm taraflar arasındaki yeni hukuki durumun çatısını oluşturduğunu, bu yeni hukuki düzenleme ile davacının kiracı, müvekkili davalı malik ...'in kiraya veren durum …
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/848 E., 2015/209 K. sayılı dosyasında açılan «ipoteğin fekki» davası neticesinde «ipoteğin kaldırıldığı» ve kararın kesinleştiği, bu durumda yatırımlara ilişkin borcun davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15776 E. 2013/1274 K.
Ortak:kusur
İncelediğiniz karardaŞti., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket dışında kalan diğer müvekkilleri yönünden yöneltilen davanın «husumet» yönünden reddi gerektiğini, zira davacı şirket ile bayilik ve «ariyet sözleşmelerini» müvekkili şirketin yapmış olduğunu, davaya konu edilen harcamaların, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 22.06.2001 tarihli ariyet sözleşmesi uyarınca verilen malzemeler için yapıldığı iddia edilen giderlere ilişkin olduğunu, taraflar arasında yapılan bayilik ve ariyet sözleşmelerinin Rekabet Kurulu kararı uyarınca «münfesih» hale geldiğini, müvekkili şirketin iradesi dışında «kusuru» olmadan idari kararla «fesih» edilen sözleşmeler nedeniyle davacı şirketin müvekkili şirketten inşaat harcaması adı altında tazminat istemesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin «ihtarı» ile davacıdan ariyet olarak verilen malzemelerin «teslim» alınmasını istediğini, istasyon kuruluşu sırasında teslim edilen malzemelerden sökülebilir ve kullanabilir olanların tamamının sökülerek tutanakla teslim alındığını, sökülemeyen ve ekonomik ömrü tamamlandığı için kullanılamaz hale gelen bir kısım malzemelerin ise herhangi bir değer atfedilmediğinden götürülmediğini, iddia edilen inşaat harcamasının gerçek harcama miktarının çok üzerinde olduğunu, sözleşmenin 9 yıl ayakta kaldığını ve kullanılamaz halde olduğunu, bir bedel talep edilebilecek ise «yıpranma payı» ve «amortisman» düşüldükten sonra istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… a erdirdikleri, davacının bayiilik sözleşmesi ilişkisinin icra edileceği taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu kurulması için bir takım harcamalar yaptığı, fakat bu «bayilik sözleşmesinin» 9 yıllık süre boyunca soluksuz devam ettiği, sözleşme ve «intifa hakkının» 08.09.2010 tarihi itibariyle hukuken «geçersiz» hale geldiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesi hükmüne göre bayiilik sözleşmesinin taraflardan herhangi birinin «kusuru» olmaksızın başka bir nedenden dolayı sürdürülmesi mümkün olmazsa tarafı birbirlerine karşı herhangi bir sorumluluk altında kalmayacaklarının «taahhüt» edildiği, bu sorumluluk kavramının kapsamına «sebepsiz zenginleşmeden» kaynaklanan iade yükümlülüğünün de girdiği, davacının bu çerçevede sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine kar …
… cı yatırımların dava konusu taşınmaza değer katıyor olması ve davalı tarafın dava konusu taşınmaz üzerinde ticari hayatına devam ediyor olması nedeniyle sözleşmenin «ifa» edilemeyen kısmına denk gelen yatırım bedelini müvekkili şirkete «sebepsiz zenginleşme» hükümleri gereğince ödemek durumunda olduğunu, taraflar arasında imzalanmış olan «bayilik sözleşmesinin» 11 inci maddesi hükmünün sebepsiz zenginleşmeden doğan talepleri de kapsamasının söz konusu olamayacağını, anılan maddede mücbir halin düzenlendiğini, sözleşmenin bu maddesi kapsamında taraflardan kaynaklanmayan bir hal nedeniyle sözleşmenin ifa edilememesi durumunda tarafların sözleşmedeki yükümlülükleri dolayısıyla birbirlerinden talepte bulunmayacaklarının kararlaştırıldığını, peşin olarak ödenen yatırım bedelinin veya yapılan kalıcı yatırım bedellerinin, sözleşmenin, taraflarının «kusuru» olmaksızın sonlanması durumunda dahi sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince talep ve dava edilmesinin mümkün olabileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı …
Benzer bu karardaMahkemece her ne kadar bilirkişi raporuna itibar edilerek davalı sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, gerek «yetkisizlik» kararı ile kendine yönelik davası ayrılan davalı işleten cevap dilekçesinde gerekse davalı sürücü temyizinde, «hasar» gören kanopinin yüksekliğinin asgari 4.5 metre olması gerekirken bu yüksekliğin altında inşa edildiğini ve yüksekliğini belirtir uyarı işareti bulunmadığını, sürüş anında yüksekliğinin tespitinin mümkün olmadığını savunarak «kusur oranına» itiraz etmişler, bilirkişi raporunda ve mahkemece yapılan yargılamada bu savunma üzerinde durulmamış olup, «ekspertiz raporu» ve diğer belgelerde kanopinin yüksekliği konusunda tespit bulunmamaktadır.
Mahkemece, kanopiyle ilgili proje getirtilerek, gerektiğinde mahallinde «keşif» yapılarak davalının savunması incelenerek «kusur oranı» konusunda ek rapor veya yeni bilirkişi kurulundan rapor alınması ve aynı olay nedeniyle «yetkisizlik» kararı verilen dosyanın aşamasının araştırılarak kusur oranı konusunda inceleme yapılmış ise o rapor da değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · tazmin talebi · sigorta teminatı kapsamı · eksper raporu · sigorta teminatı · keşif · kusur oranı · teminat kapsamı
Benzer bu karardaDava, davacının davalının sürücüsü olduğu çekici ve römork ile sigortalı akaryakıt istasyonu pompalarının üstünü kaplayan kanopi çatısına çarparak «hasara» sebebiyet verdiği ve bu hasar nedeniyle sigortalısına ödeme yaptığından bahisle zorunlu mali mesuliyet «sigortası teminatı kapsamı» dışında kalan bakiye hasarın «rücuen tazmini talebine» ilişkindir.
Mahkemece her ne kadar bilirkişi raporuna itibar edilerek davalı sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, gerek «yetkisizlik» kararı ile kendine yönelik davası ayrılan davalı işleten cevap dilekçesinde gerekse davalı sürücü temyizinde, «hasar» gören kanopinin yüksekliğinin asgari 4.5 metre olması gerekirken bu yüksekliğin altında inşa edildiğini ve yüksekliğini belirtir uyarı işareti bulunmadığını, sürüş anında yüksekliğinin tespitinin mümkün olmadığını savunarak «kusur oranına» itiraz etmişler, bilirkişi raporunda ve mahkemece yapılan yargılamada bu savunma üzerinde durulmamış olup, «ekspertiz raporu» ve diğer belgelerde kanopinin yüksekliği konusunda tespit bulunmamaktadır.
Mahkemece, kanopiyle ilgili proje getirtilerek, gerektiğinde mahallinde «keşif» yapılarak davalının savunması incelenerek «kusur oranı» konusunda ek rapor veya yeni bilirkişi kurulundan rapor alınması ve aynı olay nedeniyle «yetkisizlik» kararı verilen dosyanın aşamasının araştırılarak kusur oranı konusunda inceleme yapılmış ise o rapor da değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7165 E. 2023/1738 K.
Ortak:sabit yatırım · intifa hakkı · bayilik sözleşmesi · sebepsiz zenginleşme · fatura
İncelediğiniz kararda… a erdirdikleri, davacının bayiilik sözleşmesi ilişkisinin icra edileceği taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu kurulması için bir takım harcamalar yaptığı, fakat bu «bayilik sözleşmesinin» 9 yıllık süre boyunca soluksuz devam ettiği, sözleşme ve «intifa hakkının» 08.09.2010 tarihi itibariyle hukuken «geçersiz» hale geldiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesi hükmüne göre bayiilik sözleşmesinin taraflardan herhangi birinin «kusuru» olmaksızın başka bir nedenden dolayı sürdürülmesi mümkün olmazsa tarafı birbirlerine karşı herhangi bir sorumluluk altında kalmayacaklarının «taahhüt» edildiği, bu sorumluluk kavramının kapsamına «sebepsiz zenginleşmeden» kaynaklanan iade yükümlülüğünün de girdiği, davacının bu çerçevede sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine kar …
Şti. arasında 22.06.2001 tarihli 15 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, istasyonun bulunduğu taşınmazın malikleri olan diğer davalılar tarafından müvekkili lehine 03.07.2001 tarihinde, 15 yıl süreli «intifa hakkı» tesis edildiğini, müvekkili şirketin bayilik ve intifa ilişkisinin kendisine yüklediği bütün borçları yerine getirdiğini ve ilişkinin 15 yıl süre devam edeceği varsayımına dayalı olarak, duran varlık-inşaat adı altında istasyon için «257».220,48 TL inşaat harcaması yaptığını ancak Rekabet Kurulu kararları ile sözleşmenin tasfiyesinin zorunluluk arz ettiğini, bu nedenle sözleşme ve intifa ilişkisinin 18.09.2010 tarihinde «son» bulması konusunda mutabık kalındığını, sözleşmenin öngörülenden önce sona ermesi nedeniyle duran varlık inşaat bedeline ilişkin harcama tarihinden dava tarihine kadar «işlemiş faiz» «dahil» bakiye 221.274,14 TL bedelin müvekkiline iadesinin gerektiğini, yapılan inşaat bakımından karşı tarafın haksız kazancı oluştuğunu, «ihtarname» ile söz konusu alacağın davalılardan talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek 221.274,14 TL bakiye duran varlık inşaat bedelinin dava tarihinden it …
… cı yatırımların dava konusu taşınmaza değer katıyor olması ve davalı tarafın dava konusu taşınmaz üzerinde ticari hayatına devam ediyor olması nedeniyle sözleşmenin «ifa» edilemeyen kısmına denk gelen yatırım bedelini müvekkili şirkete «sebepsiz zenginleşme» hükümleri gereğince ödemek durumunda olduğunu, taraflar arasında imzalanmış olan «bayilik sözleşmesinin» 11 inci maddesi hükmünün sebepsiz zenginleşmeden doğan talepleri de kapsamasının söz konusu olamayacağını, anılan maddede mücbir halin düzenlendiğini, sözleşmenin bu maddesi kapsamında taraflardan kaynaklanmayan bir hal nedeniyle sözleşmenin ifa edilememesi durumunda tarafların sözleşmedeki yükümlülükleri dolayısıyla birbirlerinden talepte bulunmayacaklarının kararlaştırıldığını, peşin olarak ödenen yatırım bedelinin veya yapılan kalıcı yatırım bedellerinin, sözleşmenin, taraflarının «kusuru» olmaksızın sonlanması durumunda dahi sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince talep ve dava edilmesinin mümkün olabileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı …
Benzer bu karardaŞti.nin maliki olduğu ve davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilen taşınmaz üzerine yapılan «sabit yatırımların» intifa hakkının «terkin» edilmesi sonucu taşınmaz maliki ile «bayilik sözleşmesinin» tarafı olan davalı ...'ten «sebepsiz zenginleşme» iddiasına dayalı olarak geri alınıp alınamayacağına ilişkindir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu «fatura» içeriklerinin saha betonunda kullanıldığı, zemin betonunun istasyonun faaliyete geçmesi için zaruri olmayan giderlerden olduğu, istasyonda rapor tarihi itibarıyla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terkin
Benzer bu karardaŞti.nin maliki olduğu ve davacı lehine «intifa hakkı» tesis edilen taşınmaz üzerine yapılan «sabit yatırımların» intifa hakkının «terkin» edilmesi sonucu taşınmaz maliki ile «bayilik sözleşmesinin» tarafı olan davalı ...'ten «sebepsiz zenginleşme» iddiasına dayalı olarak geri alınıp alınamayacağına ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5558 E. 2023/358 K.
Ortak:sabit yatırım · intifa hakkı · bayilik sözleşmesi · sebepsiz zenginleşme · fatura
İncelediğiniz kararda… a erdirdikleri, davacının bayiilik sözleşmesi ilişkisinin icra edileceği taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu kurulması için bir takım harcamalar yaptığı, fakat bu «bayilik sözleşmesinin» 9 yıllık süre boyunca soluksuz devam ettiği, sözleşme ve «intifa hakkının» 08.09.2010 tarihi itibariyle hukuken «geçersiz» hale geldiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesi hükmüne göre bayiilik sözleşmesinin taraflardan herhangi birinin «kusuru» olmaksızın başka bir nedenden dolayı sürdürülmesi mümkün olmazsa tarafı birbirlerine karşı herhangi bir sorumluluk altında kalmayacaklarının «taahhüt» edildiği, bu sorumluluk kavramının kapsamına «sebepsiz zenginleşmeden» kaynaklanan iade yükümlülüğünün de girdiği, davacının bu çerçevede sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine kar …
Şti. arasında 22.06.2001 tarihli 15 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, istasyonun bulunduğu taşınmazın malikleri olan diğer davalılar tarafından müvekkili lehine 03.07.2001 tarihinde, 15 yıl süreli «intifa hakkı» tesis edildiğini, müvekkili şirketin bayilik ve intifa ilişkisinin kendisine yüklediği bütün borçları yerine getirdiğini ve ilişkinin 15 yıl süre devam edeceği varsayımına dayalı olarak, duran varlık-inşaat adı altında istasyon için «257».220,48 TL inşaat harcaması yaptığını ancak Rekabet Kurulu kararları ile sözleşmenin tasfiyesinin zorunluluk arz ettiğini, bu nedenle sözleşme ve intifa ilişkisinin 18.09.2010 tarihinde «son» bulması konusunda mutabık kalındığını, sözleşmenin öngörülenden önce sona ermesi nedeniyle duran varlık inşaat bedeline ilişkin harcama tarihinden dava tarihine kadar «işlemiş faiz» «dahil» bakiye 221.274,14 TL bedelin müvekkiline iadesinin gerektiğini, yapılan inşaat bakımından karşı tarafın haksız kazancı oluştuğunu, «ihtarname» ile söz konusu alacağın davalılardan talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek 221.274,14 TL bakiye duran varlık inşaat bedelinin dava tarihinden it …
… cı yatırımların dava konusu taşınmaza değer katıyor olması ve davalı tarafın dava konusu taşınmaz üzerinde ticari hayatına devam ediyor olması nedeniyle sözleşmenin «ifa» edilemeyen kısmına denk gelen yatırım bedelini müvekkili şirkete «sebepsiz zenginleşme» hükümleri gereğince ödemek durumunda olduğunu, taraflar arasında imzalanmış olan «bayilik sözleşmesinin» 11 inci maddesi hükmünün sebepsiz zenginleşmeden doğan talepleri de kapsamasının söz konusu olamayacağını, anılan maddede mücbir halin düzenlendiğini, sözleşmenin bu maddesi kapsamında taraflardan kaynaklanmayan bir hal nedeniyle sözleşmenin ifa edilememesi durumunda tarafların sözleşmedeki yükümlülükleri dolayısıyla birbirlerinden talepte bulunmayacaklarının kararlaştırıldığını, peşin olarak ödenen yatırım bedelinin veya yapılan kalıcı yatırım bedellerinin, sözleşmenin, taraflarının «kusuru» olmaksızın sonlanması durumunda dahi sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince talep ve dava edilmesinin mümkün olabileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 07.11.2006 başlangıç tarihli ve 15 yıl süreli «intifa hakkına» ilişkin sözleşmenin, «bayilik sözleşmesinin» 21.06.2006 tarihinde yapılmasından ve 5 yıl süreli olmasından dolayı 21.06.2011 tarihine kadar geçerli olduğu, davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların işletme sözleşmesinin bir gereği olarak sözleşmenin süresine bakılmaksızın yapılması gereken yatırımlar olduğu, 21.06.2011 tarihinde sona eren üzerinde intifa hakkı tesis edilen petrol istasyonuna davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların bedelinin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri uyarınca davalılardan tahsili isteminin yerinde olmadığı, tapu «kaydına» göre davacı lehine 07.11.2006 tarihinde tesis edilen intifa hakkının 20.02.2014 tarihinde «terkin» edildiği, bu haliyle dava tarihi itibarıyla intifa hakkının henüz terkin edilmediği, intifa terkin edilmedikçe davacı yanın iddiaya konu talepleri yönünden henüz d …
… ı ile taraflar arasındaki sözleşmede 5 yıllık süre ile kararlaştırıldığından 5 yıllık sürenin dolduğu, sözleşmenin 21.06.2011 tarihinden önce feshedilmediği, kanopi «masrafının» 15 yıl intifa süresi için yapıldığına ilişkin bir delil bulunmadığı ve sözleşmede kararlaştırılan 5 yıllık süren dolduğuna göre kanopi kaplama ışıklandırma bedelinin talep edilemeyeceği, 06.11.2006 tarihli 200.000,00 TL ve ilave KDV bedelli faturanın ise gayrimaddi haklar bedeli açıklamasıyla düzenlendiği, davacının 13.04.2012 tarihli yazılı beyanında bu «fatura» kapsamında yapılan ödemenin intifa bedeli ödemesi olduğunun açıklandığı, «intifa hakkı» tesisine ilişkin 07.11.2006 tarihli 4118 yevmiye nolu resmi senette ise intifa hakkı bedelinin 27.750,00 TL olduğu, bu bedelin istasyondaki tesislerin donanımının tamamının (tankların, pompaların, jeneratörün, dış cephe dizaynının, kanopinin vs.) inşa ve iktisap bedellerinin davacı tarafından karşılanması ve ayrıca kalan miktarın ödenmesiyle karşılandığının belirtildiği, her ne kadar davacı tarafından faturadaki bedelin intifa bedeli olduğu ileri sürülmüş ise de davacının iddiasına dayanak faturanın "gayrimaddi haklar" açıklamasıyla düzenlendiği, faturadaki bedelin intifa bedeli olduğuna dair bir delil bulunmadığı, bu durumda intifa süresiyle açıkça ilişkilendirilemeyen nakdi yardımın sözleşme ile ilişkili bulunduğunun kabulü gerektiği, davacının alacağına dayanak olan iki faturanın da intifa bedeli ile ilgili olmadığı ayrıca yatırım bedellerine ilişkin talep bakımından intifanın «terkin» edilmesine gerek bulunmadığı (emsal Yargıtay 19.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yatırım bedellerinin iadesine ilişkin talebin ret gerekçesinin Yargıtayın uzun süre önce «terk» etmiş olduğu içtihatlara dayanılarak tesis edildiğini, yatırım «bedellerinin iadesi» için intifanın terkin edilmesine gerek olmadığından kararın bu yönden de hatalı olduğunu, yatırım bedeli iadesi talebi yönünden güncel içtihatların, dava konusu istasyonda keşfen yapılacak inceleme ile yapılan yatırımların taşınmaza kattığı değer tespit edilmek suretiyle iadeye konu bedelin belirlenmesi yönünde olduğunu, müvekkili tarafından işletmecilik ilişkisinin devam edeceğine güvenilerek ve intifa süresi olan 15 yıl için 17.07.2006 ve 06.11.2006 tarihli faturalarla istasyona toplam 233.000,00 TL + KDV yatırım yapıldığının dosya kapsamında sabit olduğunu, dolayısıyla iadeye konu bedelin bu tutarlar üzerinden belirlenmesi gerektiğini, intifa süresi boyunca yapıldığı tartışmasız olan «sabit yatırımların» tümü bakımından denkleştirici adalet ilkesine göre ve kullanılmayan süreye tekabül eden güncel bedelin hesaplanarak hüküm tesis edilmesi gerektiğini, taleplerinin intifanın davadan önce terkin edilmesine bağlı olduğu kabul edilse bile bu durumda «erken açılan» davanın «usulden reddine» karar verilmesi ve aynı doğrultuda davalı lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini iste …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · bedel iadesi · maktu vekalet ücreti · usulden reddi · terkin · dosya masrafı · cy/cy kaydı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yatırım bedellerinin iadesine ilişkin talebin ret gerekçesinin Yargıtayın uzun süre önce «terk» etmiş olduğu içtihatlara dayanılarak tesis edildiğini, yatırım «bedellerinin iadesi» için intifanın terkin edilmesine gerek olmadığından kararın bu yönden de hatalı olduğunu, yatırım bedeli iadesi talebi yönünden güncel içtihatların, dava konusu istasyonda keşfen yapılacak inceleme ile yapılan yatırımların taşınmaza kattığı değer tespit edilmek suretiyle iadeye konu bedelin belirlenmesi yönünde olduğunu, müvekkili tarafından işletmecilik ilişkisinin devam edeceğine güvenilerek ve intifa süresi olan 15 yıl için 17.07.2006 ve 06.11.2006 tarihli faturalarla istasyona toplam 233.000,00 TL + KDV yatırım yapıldığının dosya kapsamında sabit olduğunu, dolayısıyla iadeye konu bedelin bu tutarlar üzerinden belirlenmesi gerektiğini, intifa süresi boyunca yapıldığı tartışmasız olan «sabit yatırımların» tümü bakımından denkleştirici adalet ilkesine göre ve kullanılmayan süreye tekabül eden güncel bedelin hesaplanarak hüküm tesis edilmesi gerektiğini, taleplerinin intifanın davadan önce terkin edilmesine bağlı olduğu kabul edilse bile bu durumda «erken açılan» davanın «usulden reddine» karar verilmesi ve aynı doğrultuda davalı lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiğini, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini iste …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 07.11.2006 başlangıç tarihli ve 15 yıl süreli «intifa hakkına» ilişkin sözleşmenin, «bayilik sözleşmesinin» 21.06.2006 tarihinde yapılmasından ve 5 yıl süreli olmasından dolayı 21.06.2011 tarihine kadar geçerli olduğu, davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların işletme sözleşmesinin bir gereği olarak sözleşmenin süresine bakılmaksızın yapılması gereken yatırımlar olduğu, 21.06.2011 tarihinde sona eren üzerinde intifa hakkı tesis edilen petrol istasyonuna davacı tarafça yapıldığı bildirilen kalıcı teknik yatırımların bedelinin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri uyarınca davalılardan tahsili isteminin yerinde olmadığı, tapu «kaydına» göre davacı lehine 07.11.2006 tarihinde tesis edilen intifa hakkının 20.02.2014 tarihinde «terkin» edildiği, bu haliyle dava tarihi itibarıyla intifa hakkının henüz terkin edilmediği, intifa terkin edilmedikçe davacı yanın iddiaya konu talepleri yönünden henüz d …
… ı ile taraflar arasındaki sözleşmede 5 yıllık süre ile kararlaştırıldığından 5 yıllık sürenin dolduğu, sözleşmenin 21.06.2011 tarihinden önce feshedilmediği, kanopi «masrafının» 15 yıl intifa süresi için yapıldığına ilişkin bir delil bulunmadığı ve sözleşmede kararlaştırılan 5 yıllık süren dolduğuna göre kanopi kaplama ışıklandırma bedelinin talep edilemeyeceği, 06.11.2006 tarihli 200.000,00 TL ve ilave KDV bedelli faturanın ise gayrimaddi haklar bedeli açıklamasıyla düzenlendiği, davacının 13.04.2012 tarihli yazılı beyanında bu «fatura» kapsamında yapılan ödemenin intifa bedeli ödemesi olduğunun açıklandığı, «intifa hakkı» tesisine ilişkin 07.11.2006 tarihli 4118 yevmiye nolu resmi senette ise intifa hakkı bedelinin 27.750,00 TL olduğu, bu bedelin istasyondaki tesislerin donanımının tamamının (tankların, pompaların, jeneratörün, dış cephe dizaynının, kanopinin vs.) inşa ve iktisap bedellerinin davacı tarafından karşılanması ve ayrıca kalan miktarın ödenmesiyle karşılandığının belirtildiği, her ne kadar davacı tarafından faturadaki bedelin intifa bedeli olduğu ileri sürülmüş ise de davacının iddiasına dayanak faturanın "gayrimaddi haklar" açıklamasıyla düzenlendiği, faturadaki bedelin intifa bedeli olduğuna dair bir delil bulunmadığı, bu durumda intifa süresiyle açıkça ilişkilendirilemeyen nakdi yardımın sözleşme ile ilişkili bulunduğunun kabulü gerektiği, davacının alacağına dayanak olan iki faturanın da intifa bedeli ile ilgili olmadığı ayrıca yatırım bedellerine ilişkin talep bakımından intifanın «terkin» edilmesine gerek bulunmadığı (emsal Yargıtay 19.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1474 E. , 2024/5329 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1608 Esas, 2022/1748 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/340 E., 2017/1512 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket davalılardan ... Petrol ... Ltd. Şti. arasında 22.06.2001 tarihli 15 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığını, istasyonun bulunduğu taşınmazın malikleri olan diğer davalılar tarafından müvekkili lehine 03.07.2001 tarihinde, 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, müvekkili şirketin bayilik ve intifa ilişkisinin kendisine yüklediği bütün borçları yerine getirdiğini ve ilişkinin 15 yıl süre devam edeceği varsayımına dayalı olarak, duran varlık-inşaat adı altında istasyon için 257.220,48 TL inşaat harcaması yaptığını ancak Rekabet Kurulu kararları ile sözleşmenin tasfiyesinin zorunluluk arz ettiğini, bu nedenle sözleşme ve intifa ilişkisinin 18.09.2010 tarihinde son bulması konusunda mutabık kalındığını, sözleşmenin öngörülenden önce sona ermesi nedeniyle duran varlık inşaat bedeline ilişkin harcama tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz dahil bakiye 221.274,14 TL bedelin müvekkiline iadesinin gerektiğini, yapılan inşaat bakımından karşı tarafın haksız kazancı oluştuğunu, ihtarname ile söz konusu alacağın davalılardan talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek 221.274,14 TL bakiye duran varlık inşaat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... Petrol Ür. Nak. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket dışında kalan diğer müvekkilleri yönünden yöneltilen davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, zira davacı şirket ile bayilik ve ariyet sözleşmelerini müvekkili şirketin yapmış olduğunu, davaya konu edilen harcamaların, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 22.06.2001 tarihli ariyet sözleşmesi uyarınca verilen malzemeler için yapıldığı iddia edilen giderlere ilişkin olduğunu, taraflar arasında yapılan bayilik ve ariyet sözleşmelerinin Rekabet Kurulu kararı uyarınca münfesih hale geldiğini, müvekkili şirketin iradesi dışında kusuru olmadan idari kararla fesih edilen sözleşmeler nedeniyle davacı şirketin müvekkili şirketten inşaat harcaması adı altında tazminat istemesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ihtarı ile davacıdan ariyet olarak verilen malzemelerin teslim alınmasını istediğini, istasyon kuruluşu sırasında teslim edilen malzemelerden sökülebilir ve kullanabilir olanların tamamının sökülerek tutanakla teslim alındığını, sökülemeyen ve ekonomik ömrü tamamlandığı için kullanılamaz hale gelen bir kısım malzemelerin ise herhangi bir değer atfedilmediğinden götürülmediğini, iddia edilen inşaat harcamasının gerçek harcama miktarının çok üzerinde olduğunu, sözleşmenin 9 yıl ayakta kaldığını ve kullanılamaz halde olduğunu, bir bedel talep edilebilecek ise yıpranma payı ve amortisman düşüldükten sonra istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların akaryakıt bayiilik sözleşmesini Rekabet Kurulu'nun kararı çerçevesinde zorunlu olarak sona erdirdikleri, davacının bayiilik sözleşmesi ilişkisinin icra edileceği taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu kurulması için bir takım harcamalar yaptığı, fakat bu bayilik sözleşmesinin 9 yıllık süre boyunca soluksuz devam ettiği, sözleşme ve intifa hakkının 08.09.2010 tarihi itibariyle hukuken geçersiz hale geldiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesi hükmüne göre bayiilik sözleşmesinin taraflardan herhangi birinin kusuru olmaksızın başka bir nedenden dolayı sürdürülmesi mümkün olmazsa tarafı birbirlerine karşı herhangi bir sorumluluk altında kalmayacaklarının taahhüt edildiği, bu sorumluluk kavramının kapsamına sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan iade yükümlülüğünün de girdiği, davacının bu çerçevede sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre davalı tarafın dava konusu akaryakıt istasyonu üzerinde yapılan ve sökülemeyecek nitelikte olan kalıcı yatırımların dava konusu taşınmaza değer katıyor olması ve davalı tarafın dava konusu taşınmaz üzerinde ticari hayatına devam ediyor olması nedeniyle sözleşmenin ifa edilemeyen kısmına denk gelen yatırım bedelini müvekkili şirkete sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ödemek durumunda olduğunu, taraflar arasında imzalanmış olan bayilik sözleşmesinin 11 inci maddesi hükmünün sebepsiz zenginleşmeden doğan talepleri de kapsamasının söz konusu olamayacağını, anılan maddede mücbir halin düzenlendiğini, sözleşmenin bu maddesi kapsamında taraflardan kaynaklanmayan bir hal nedeniyle sözleşmenin ifa edilememesi durumunda tarafların sözleşmedeki yükümlülükleri dolayısıyla birbirlerinden talepte bulunmayacaklarının kararlaştırıldığını, peşin olarak ödenen yatırım bedelinin veya yapılan kalıcı yatırım bedellerinin, sözleşmenin, taraflarının kusuru olmaksızın sonlanması durumunda dahi sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince talep ve dava edilmesinin mümkün olabileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından; akaryakıt satış istasyonu kanopisi, akaryakıt satış kanopisi, akaryakıt tankı, gözlem çukuru, altyapı işleri, altyapı tesisat yenileme, ilave tesisat işleri ve akaryakıt alt yapı tesisatı olmak üzere 257.220,48 TL bedel yönünden sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle kalan süreye tekabül eden kısmının faizi ile birlikte iadesi talep edildiği, davacı tarafın talebinin sözleşmenin sona ermesi nedeniyle, sözleşme gereği üstlendiği edimin ifası kapsamında yaptığı sabit yatırım bedellerinin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 vd. maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme hukuki temelinde iadesine ilişkin olduğu, sona eren sözleşme nedeniyle ileri sürülen talebin sözleşmenin uygulanması ile ilgili yükümlülüklerden olmaması sebebiyle sözleşmenin 11 inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin yerinde görülmediği, davacının sözleşme gereği yaptığını iddia ettiği sabit yatırımların davalı şirketin istasyonunun bulunduğu taşınmazın değerinde bir artış/fayda sağlaması, davalının kalıcı nitelikteki bu yatırımları kullanarak ticari faaliyetinin devam ettiğinin sabit olması halinde sözleşmenin işlemeyen süresine ilişkin kısmının iadesini talep etmesi mümkün olduğu, davacının talep ettiği kanopi bedeline ilişkin olarak, akaryakıt istasyonunda davacı tarafından yapılan kanopinin bulunmadığı, kanopi alt yapı imalatlarına ilişkin bir bilginin dosyada yer almadığı, saha betonlarının 9 yılı aşkın kullanım nedeniyle yıpranma sonucu yeniden yapıldığı, tank yerleri çukurları ve bağlantı mekanik boruları, fitings malzemelerinin de amortisman sürelerini doldurmaları nedeniyle yenilendiklerinin tespit edildiği, davalı şirket tarafından sunulan fotoğraflar ve davacıya gönderilen noter ihtarnamesi bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket tarafından kanopinin ve tankın söküldüğü, davalı tarafından teslim alınmadığı, kanopi alt yapı imalatlarının yenilendiği, davacı tarafın talep ettiği alt yapı işleri, tesisat yenileme faturalarının açık olmadığı, yapılan işlemlerin net olarak anlaşılamadığı, kaldı ki bilirkişi tarafından bu imalatların da amortisman süresini doldurduklarından yenilendiklerinin tespit edildiği, dolayısıyla davacı tarafından yapılmış sabit yatırımların taşınmazın değerinde bir artış/fayda sağlamadığı, davalının kalıcı nitelikteki bu yatırımları kullanarak ticari faaliyetine devam etmediği, bu nedenle davacının talebinin haksız olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek ve ayrıca istinaf incelemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi gereği istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi yönünde vermiş olduğu kararı kaldırma gerekçesi davalılar tarafından istinaf konusu yapılmadığı gibi bu husus kamu düzenine ilişkin de olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin davanın esastan reddine dair gerekçesinin hatalı olduğunu, zira dava konusu harcamaların dökümü dava dosyasına sunulduğunu, bu harcamaların tümünün fatura ve yevmiye kayıtları ile sabit yatırımların işlenmiş olduğu mimari projenin de dava dosyasında mevcut olduğunu, kanopi ve kanopi inşaatının da davacı tarafından yapıldığının ispatlandığını, davalıların ise kanopi ve inşaatının yeni akaryakıt şirketi tarafından yıkıldığını ve yeniden yapıldığını iddia ettiğini, davalıların sabit yatırımı yıktıkları, yerine yenisini yaptıklarına dair dosya içerisine sunmuş oldukları bir belge/delil bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı taraf, bayilik sözleşmesinin ve intifa hakkı süresinin sonuna kadar süreceği düşüncesiyle yapılan ve Rekabet Kurulu kararı gereğince sözleşmenin süresinden önce sona ermesinden sonra da davalı tarafından kullanılmaya devam edilen kalıcı yatırım bedellerinden, kalan sözleşme süresine tekabül eden bakiye bedelin davalıdan tahsilini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064351700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz