Sabit yatırım bedelinin amortismanlı değer üzerinden tazmini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6499 E. 2024/2943 K. · · İlk derece: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bayilik ilişkisi sona erdiğinde istasyonda mevcut ve faal olan sabit yatırımların zarar verilmeksizin aynen iadesi mümkün değilse, bunların bedeli tazmin ettirilebilir; bedel, yatırımın yapıldığı tarihten dava tarihine kadar amortismana bağlı aşınma ve yıpranma dikkate alınarak hesaplanır, fatura tarihi esas alınmaz. Yatırım bedelinden, taahhütname ve kira sözleşmesiyle kendisinden talepte bulunulmayacağı kararlaştırılan taşınmaz maliki değil, bayi şirket sorumludur. Temyize konu edilen miktar kesinlik sınırının altında kalıyorsa temyiz dilekçesi miktardan reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddi → ret
Gerekçe: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar temyiz edilemez; temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde kanunun yollamasıyla temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Somut olayda talep ile hüküm altına alınan tutar arasındaki farktan ibaret olan ve davacının bu davalı yönünden temyize konu ettiği miktar, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırının altında kaldığından temyiz dilekçesinin miktardan reddi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Sözleşmeler sona erdiğinde aynen iadesi mümkün olmayan sabit yatırımların bedelinin hesabı → kısmi kabul
İddia: Davacı, sabit nitelikteki yatırımların amortisman uygulanmış bedellerini düzenlediği sabit kıymet satış faturasının tarihi itibarıyla talep ettiğini, mahkemenin hesabı dava tarihinden yapmakla iki yılı aşkın süreyi hesap dışında bıraktığını ve bunun davalıların yatırımları karşılıksız kullanmasına yol açtığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Keşif ve bilirkişi incelemesi ile akaryakıt tesisatı, kanopi, satış binası ve saha işlerinin yerinde mevcut ve faal oldukları saptanmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmeler sona ermiş olup, gerek içtihatlar gerek sözleşme hükümleri uyarınca mevcut ve faal olan bu yatırımların zarar verilmeksizin aynen iadesi mümkün olmadığından bunlara ilişkin hesaplanan bedel davalılardan tazmin edilebilir. Yatırımların vücuda getirildiği tarihten itibaren amortismanına bağlı olarak dava tarihindeki aşınmalı ve yıpranmalı değerleri esas alınır; bedelin fatura tarihi itibarıyla hesaplanması gerektiği yönündeki itiraz yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Taşınmaz maliki davalıdan sabit yatırım bedelinin istenip istenemeyeceği → ret
İddia: Davacı, malik davalıya verilen taahhütnamede ve kira sözleşmesinde kendisinin bu davalıya karşı talep ileri sürmeyeceğine ilişkin bir beyan yer almadığını, bu davalı yönünden ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı tarafından taşınmaz malikine verilmiş taahhütname ile kira sözleşmesi birlikte değerlendirildiğinde, davacının malikin verdiği ipoteği kaldırmayı taahhüt ettiği gibi bu davalıdan akaryakıt tesisi, kanopi ve satış binası bedellerini istemeyeceği anlaşılmaktadır. Hisse devri karşılığında ipoteğin belirli sürede kaldırılacağı açıkça taahhüt edilmiş, ipotek kaldırılmadığından açılan ipoteğin fekki davası sonucunda ipotek kaldırılmış ve karar kesinleşmiştir. Bu durumda yatırımlara ilişkin borç bayi şirkete aittir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Sona eren bayilik ilişkisinde sabit yatırımların aynen iadesi mümkün değilse amortismanlı değer üzerinden bedel tazmini gerektiği ve bu bedelin dava tarihine göre hesaplanacağı yönünden emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi↗ sabit yatırım bedeli↗ amortisman↗ aynen iade↗ taahhütname↗ ipoteğin fekki↗ temyiz kesinlik sınırı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1474 E. 2024/5329 K.
Ortak:sabit yatırım bedeli · amortisman · bayilik sözleşmesi · taahhütname
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu istasyonda «keşif» yapılarak bilirkişi heyetinden rapor alındığı, buna göre davaya konu «sabit yatırımlardan» akaryakıt tesisatının, kanopinin, satış binasının, saha işlerinin yerinde mevcut ve faal olduklarının tespit edildiği, davacı taraf ile davalılar arasındaki sözleşmelerin sona ermiş olduğu, gerek Yargıtay içtihatları gerekse de taraflar arasındaki sözleşmelerin hükümleri uyarınca mevcut ve faal olan akaryakıt tesisatı, kanopi, satış binası ve saha işlerinin zarar verilmeksizin aynen iadesinin mümkün olmadığı ve bunlara ilişkin hesaplanan bedelin davalılardan tazmin edilebileceği, sabit yatırımların 12.06.2006 tarihinde KDV hariç toplam 356.250,00 TL. bedelle vücuda getirildiklerinin saptandığı, 12.06.2006 tarihinden, «amortismanına» bağlı olarak dava tarihindeki aşınmalı ve yıpranmalı değerlerinin ise takriben toplam KDV hariç «194».649,00 TL olduğu, davacı tarafın sabit yatırımların amortisman uygulanmış değerinin «fatura» tarihi itibariyle hesaplanması gerektiği yönündeki itirazının yerinde olmadığı, davacı tarafından davalı ...'e verilmiş «taahhütname» ve 01.09.2010 günlü «kira sözleşmesinin» birlikte değerlendirilmesinde; davacının davalı ...'in verdiği «ipoteği kaldırmayı» taahhüt ettiği gibi bu davalıdan akaryakıt tesisini, kaponiyi, satış binasının bedellerini istemeyeceğinin anlaşıldığı, ...
… sizin aynen iadesinin mümkün olmadığı ve bunlara ilişkin hesaplanan bedelin davalılardan tazmin edilebileceğine yönelik tespitin isabetli olduğunu, ancak davalı ... «mirasçıları» bakımından reddine dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıya verilen «taahhütnameden» ve 01.09.2010 tarihli «kira sözleşmesinden» bahsedilmiş ise de bu belgelerin hiçbirinde müvekkilinin davalı ...'e karşı talep ileri sürmeyeceğine ilişkin beyan yer almadığını, müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğuna yönelik kurulan hükmün isabetli olduğunu, ancak tutar bakımından hatalı değerlendirme yapıldığını, müvekkili şirketin istasyona yaptığı sabit nitelikteki yatırımların «amortisman» uygulanan bedellerini 14.11.2012 tarihli sabit kıymet satış faturası ile talep ettiğini, faturada bu yatırımların «fatura» tarihi itibariyle amortisman süreleri dikkate alınarak güncel değerinin toplam KDV hariç 200.181,84 TL (KDV «dahil» 236.214,57 TL) olarak hesaplandığını, mahkemece dava tarihi olan 20.01.2015 tarihinden itibaren hesaplandığını, 2 yılı aşkın «sürenin hesaplama» dışında bırakıldığını, bu hesaplamanın davalıların «sabit yatırımları» karşılıksız kullanmasına, bu tutarda haksız zenginleşmesine yol açtığını, kararın aleyhe kısımlarının kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini istem …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bayilik sözleşmesi» kapsamında «sabit yatırım bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… a erdirdikleri, davacının bayiilik sözleşmesi ilişkisinin icra edileceği taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu kurulması için bir takım harcamalar yaptığı, fakat bu «bayilik sözleşmesinin» 9 yıllık süre boyunca soluksuz devam ettiği, sözleşme ve «intifa hakkının» 08.09.2010 tarihi itibariyle hukuken «geçersiz» hale geldiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesi hükmüne göre bayiilik sözleşmesinin taraflardan herhangi birinin «kusuru» olmaksızın başka bir nedenden dolayı sürdürülmesi mümkün olmazsa tarafı birbirlerine karşı herhangi bir sorumluluk altında kalmayacaklarının «taahhüt» edildiği, bu sorumluluk kavramının kapsamına «sebepsiz zenginleşmeden» kaynaklanan iade yükümlülüğünün de girdiği, davacının bu çerçevede sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine kar …
… lirtilen kararı ile davacı tarafından; akaryakıt satış istasyonu kanopisi, akaryakıt satış kanopisi, akaryakıt tankı, gözlem çukuru, altyapı işleri, altyapı tesisat «yenileme», ilave tesisat işleri ve akaryakıt alt yapı tesisatı olmak üzere «257».220,48 TL bedel yönünden sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle kalan süreye tekabül eden kısmının faizi ile birlikte iadesi talep edildiği, davacı tarafın talebinin sözleşmenin sona ermesi nedeniyle, sözleşme gereği üstlendiği edimin ifası kapsamında yaptığı «sabit yatırım bedellerinin», 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 vd. maddeleri uyarınca «sebepsiz zenginleşme» hukuki temelinde iadesine ilişkin olduğu, sona eren sözleşme nedeniyle ileri sürülen talebin sözleşmenin uygulanması ile ilgili yükümlülüklerden olmaması sebebiyle sözleşmenin 11 inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin yerinde görülmediği, davacının sözleşme gereği yaptığını iddia ettiği sabit yatırımların davalı şirketin istasyonunun bulunduğu taşınmazın değerinde bir artış/fayda sağlaması, davalının kalıcı nitelikteki bu yatırımları kullanarak ticari faaliyetinin devam ettiğinin sabit olması halinde sözleşmenin işlemeyen süresine ilişkin kısmının iadesini talep etmesi mümkün olduğu, davacının talep ettiği kanopi bedeline ilişkin olarak, akaryakıt istasyonunda davacı tarafından yapılan kanopinin bulunmadığı, kanopi alt yapı imalatlarına ilişkin bir bilginin dosyada yer almadığı, saha betonlarının 9 yılı aşkın kullanım nedeniyle yıpranma sonucu yeniden yapıldığı, tank yerleri çukurları ve bağlantı mekanik boruları, fitings malzemelerinin de «amortisman» sürelerini doldurmaları nedeniyle yenilendiklerinin tespit edildiği, davalı şirket tarafından sunulan fotoğraflar ve davacıya gönderilen noter «ihtarnamesi» bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket tarafından kanopinin ve tankın söküldüğü, davalı tarafından «teslim» alınmadığı, kanopi alt yapı imalatlarının yenilendiği, davacı tarafın talep ettiği alt yapı işleri, tesisat yenileme faturalarının açık olmadığı, yapılan işlemleri …
Şti. arasında 22.06.2001 tarihli 15 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, istasyonun bulunduğu taşınmazın malikleri olan diğer davalılar tarafından müvekkili lehine 03.07.2001 tarihinde, 15 yıl süreli «intifa hakkı» tesis edildiğini, müvekkili şirketin bayilik ve intifa ilişkisinin kendisine yüklediği bütün borçları yerine getirdiğini ve ilişkinin 15 yıl süre devam edeceği varsayımına dayalı olarak, duran varlık-inşaat adı altında istasyon için «257».220,48 TL inşaat harcaması yaptığını ancak Rekabet Kurulu kararları ile sözleşmenin tasfiyesinin zorunluluk arz ettiğini, bu nedenle sözleşme ve intifa ilişkisinin 18.09.2010 tarihinde «son» bulması konusunda mutabık kalındığını, sözleşmenin öngörülenden önce sona ermesi nedeniyle duran varlık inşaat bedeline ilişkin harcama tarihinden dava tarihine kadar «işlemiş faiz» «dahil» bakiye 221.274,14 TL bedelin müvekkiline iadesinin gerektiğini, yapılan inşaat bakımından karşı tarafın haksız kazancı oluştuğunu, «ihtarname» ile söz konusu alacağın davalılardan talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek 221.274,14 TL bakiye duran varlık inşaat bedelinin dava tarihinden it …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yıpranma payı · ariyet sözleşmesi · sabit yatırım · ariyet · intifa hakkı · münfesihlik · i̇i̇k 257 · istinaf incelemesi
Benzer bu karardaŞti., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket dışında kalan diğer müvekkilleri yönünden yöneltilen davanın «husumet» yönünden reddi gerektiğini, zira davacı şirket ile bayilik ve «ariyet sözleşmelerini» müvekkili şirketin yapmış olduğunu, davaya konu edilen harcamaların, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 22.06.2001 tarihli ariyet sözleşmesi uyarınca verilen malzemeler için yapıldığı iddia edilen giderlere ilişkin olduğunu, taraflar arasında yapılan bayilik ve ariyet sözleşmelerinin Rekabet Kurulu kararı uyarınca «münfesih» hale geldiğini, müvekkili şirketin iradesi dışında «kusuru» olmadan idari kararla «fesih» edilen sözleşmeler nedeniyle davacı şirketin müvekkili şirketten inşaat harcaması adı altında tazminat istemesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin «ihtarı» ile davacıdan ariyet olarak verilen malzemelerin «teslim» alınmasını istediğini, istasyon kuruluşu sırasında teslim edilen malzemelerden sökülebilir ve kullanabilir olanların tamamının sökülerek tutanakla teslim alındığını, sökülemeyen ve ekonomik ömrü tamamlandığı için kullanılamaz hale gelen bir kısım malzemelerin ise herhangi bir değer atfedilmediğinden götürülmediğini, iddia edilen inşaat harcamasının gerçek harcama miktarının çok üzerinde olduğunu, sözleşmenin 9 yıl ayakta kaldığını ve kullanılamaz halde olduğunu, bir bedel talep edilebilecek ise «yıpranma payı» ve «amortisman» düşüldükten sonra istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Şti. arasında 22.06.2001 tarihli 15 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, istasyonun bulunduğu taşınmazın malikleri olan diğer davalılar tarafından müvekkili lehine 03.07.2001 tarihinde, 15 yıl süreli «intifa hakkı» tesis edildiğini, müvekkili şirketin bayilik ve intifa ilişkisinin kendisine yüklediği bütün borçları yerine getirdiğini ve ilişkinin 15 yıl süre devam edeceği varsayımına dayalı olarak, duran varlık-inşaat adı altında istasyon için «257».220,48 TL inşaat harcaması yaptığını ancak Rekabet Kurulu kararları ile sözleşmenin tasfiyesinin zorunluluk arz ettiğini, bu nedenle sözleşme ve intifa ilişkisinin 18.09.2010 tarihinde «son» bulması konusunda mutabık kalındığını, sözleşmenin öngörülenden önce sona ermesi nedeniyle duran varlık inşaat bedeline ilişkin harcama tarihinden dava tarihine kadar «işlemiş faiz» «dahil» bakiye 221.274,14 TL bedelin müvekkiline iadesinin gerektiğini, yapılan inşaat bakımından karşı tarafın haksız kazancı oluştuğunu, «ihtarname» ile söz konusu alacağın davalılardan talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek 221.274,14 TL bakiye duran varlık inşaat bedelinin dava tarihinden it …
… lirtilen kararı ile davacı tarafından; akaryakıt satış istasyonu kanopisi, akaryakıt satış kanopisi, akaryakıt tankı, gözlem çukuru, altyapı işleri, altyapı tesisat «yenileme», ilave tesisat işleri ve akaryakıt alt yapı tesisatı olmak üzere «257».220,48 TL bedel yönünden sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle kalan süreye tekabül eden kısmının faizi ile birlikte iadesi talep edildiği, davacı tarafın talebinin sözleşmenin sona ermesi nedeniyle, sözleşme gereği üstlendiği edimin ifası kapsamında yaptığı «sabit yatırım bedellerinin», 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 vd. maddeleri uyarınca «sebepsiz zenginleşme» hukuki temelinde iadesine ilişkin olduğu, sona eren sözleşme nedeniyle ileri sürülen talebin sözleşmenin uygulanması ile ilgili yükümlülüklerden olmaması sebebiyle sözleşmenin 11 inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin yerinde görülmediği, davacının sözleşme gereği yaptığını iddia ettiği sabit yatırımların davalı şirketin istasyonunun bulunduğu taşınmazın değerinde bir artış/fayda sağlaması, davalının kalıcı nitelikteki bu yatırımları kullanarak ticari faaliyetinin devam ettiğinin sabit olması halinde sözleşmenin işlemeyen süresine ilişkin kısmının iadesini talep etmesi mümkün olduğu, davacının talep ettiği kanopi bedeline ilişkin olarak, akaryakıt istasyonunda davacı tarafından yapılan kanopinin bulunmadığı, kanopi alt yapı imalatlarına ilişkin bir bilginin dosyada yer almadığı, saha betonlarının 9 yılı aşkın kullanım nedeniyle yıpranma sonucu yeniden yapıldığı, tank yerleri çukurları ve bağlantı mekanik boruları, fitings malzemelerinin de «amortisman» sürelerini doldurmaları nedeniyle yenilendiklerinin tespit edildiği, davalı şirket tarafından sunulan fotoğraflar ve davacıya gönderilen noter «ihtarnamesi» bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket tarafından kanopinin ve tankın söküldüğü, davalı tarafından «teslim» alınmadığı, kanopi alt yapı imalatlarının yenilendiği, davacı tarafın talep ettiği alt yapı işleri, tesisat yenileme faturalarının açık olmadığı, yapılan işlemleri …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek ve ayrıca «istinaf incelemesinin» 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesi gereği istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi yönünde vermiş olduğu kararı kaldırma gerekçesi davalılar tarafından istinaf konusu yapılmadığı gibi bu husus «kamu düzenine» ilişkin de olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin davanın esastan reddine dair gerekçesinin hatalı olduğunu, zira dava konusu harcamaların dökümü dava dosyasına sunulduğunu, bu harcamaların tümünün «fatura» ve yevmiye kayıtları ile «sabit yatırımların» işlenmiş olduğu mimari projenin de dava dosyasında mevcut olduğunu, kanopi ve kanopi inşaatının da davacı tarafından yapıldığının ispatlandığını, davalıların ise k …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3062 E. 2024/5578 K.
Ortak:ipoteğin fekki · bayilik sözleşmesi · taahhütname
İncelediğiniz kararda… e; müvekkili ile davalı şirket arasında 19.09.2003 tarihli 5 yıl süreli bayilik anlaşması yapıldığını, davalı ...'in maliki olduğu taşınmaz üzerinde 15 yıl süre ile «intifa hakkı» tesis edildiğini, yine aynı taşınmaz üzerinde müvekkili şirket lehine «ipotek» tesis edildiğini, Rekabet Kurulunun kararları kapsamında intifa hakkının müvekkili şirketçe tapudan «terkin» edildiğini, bunun üzerine aynı taşınmazda davalı ... ile 01.09.2010 başlangıç tarihli süreli «kira sözleşmesi» akdedildiğini, davalı şirket ile akdedilen Protokolde belirtildiği üzere akaryakıt istasyonun yatırımının tamamının müvekkili şirket tarafından gerçekleştirildiğini, davalı şirketin bayilik lisansının EPDK tarafından 30.11.2011 tarihi itibariyle iptal edildiğini, bunun neticesinde, davalı şirketin bayilik faaliyetini sürdürmesinin olanaksızlaştığını, bu kapsamda «bayilik sözleşmesinin» şirketin bayilik lisansının iptal edildiği tarih olan 30.11.2011 tarihi itibarıyla uygulanamaz hale geldiğini, taraflar arasında düzenlenen Bayilik Sözleşmesi'nin 31 inci maddesi uyarınca lisansın iptal edilmesi durumunun bayilik «sözleşmesinin feshi» için «haklı sebep» olarak düzenlendiğini, bayilik lisansı iptal edilen şirketin 5015 sayılı ...
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/848 E. sayılı dosyasında açılan «ipoteğin fekki» davasında müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı tespit edilerek ipoteğin fekkine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, diğer davalı şirketin davacıya olan herhangi bir borcu var ise bu borcun «ipotekten» alınmasının mümkün olmadığını, eski hissedarların bulunduğu taraflar arasında akdedilen 19.09.2003 tarihli «protokol» ve ekli tüm sözleşmelerin hükümsüz kaldığını, malik ile davacı arasında yapılan «kira sözleşmesinin» tüm taraflar arasındaki yeni hukuki durumun çatısını oluşturduğunu, bu yeni hukuki düzenleme ile davacının kiracı, müvekkili davalı malik ...'in kiraya veren durum …
Ofisine karşı olduğunu ve fakat bu yükümlülüklerin hükümsüz kalan «protokoldeki» «ipotek» tarafından güvence altına alındığına dair bir hükmü kapsamadığını, ...’in ipotek ile olan yükümlülüğünün kaldırılacağının zaten davacı tarafından yeni hissedarlara devir yapılırken «taahhütname» ile belirlendiğini, ayrıca 01.09.2010 günlü «kira sözleşmesinin» hükümleri dikkate alındığında kiraya veren malikten sadece sökülerek aynen iadesinin istenebileceğini, yatırımın bedelinin istenmesinin mümkün olmadığını savunarak …
Benzer bu karardaŞti.'nin «taahhütlerinin» düzenlendiği 3. maddede, «bayilik sözleşmesinin» imzalanmasından itibaren bayinin davalı şirketten yılda asgari bir miktar benzin grubu, motorin ve gazyağı almayı, istasyonun kurulu bulunduğu taşınmaz üzerinde 15 yıl süreyle «intifa hakkı» ve maliki bulunduğu veya üçüncü şahıslara ait taşınmazlar üzerinde muhtemel borçların «teminatını» teşkil etmek üzere 500.000,00 TL tutarında «ipotek» tesis edilmesini, tüm kazı ile hafriyat işlerinin bayi tarafından üstlenileceğinin taahhüt ettiği, davalının taahhütlerini düzenleyen 4. maddede ise intifa ipotek …
Şti.'nin ön sözleşmeye göre, bütün «taahhütlerini» yerine getirdiği, bayiinin ön sözleşmede belirtilen bunlar haricindeki diğer taahhüdünün ise davalıdan ürün satın alma taahhüdü olduğu, bu taahhüdün de ancak «bayilik sözleşmesinden» imzalanmasından itibaren geçerli olacağından ve yargılamaya konu olayda bayilik sözleşmesi hiç imzalanmadığından inceleme kapsamında bu taahhüdün dikkate alınmadığı, davalının birinci taahhüdünün yani 100.000,00 USD'nin intifa-ipoteğin 29.06.2007 tarihinden sonra dava dışı bayiye ödeyip ödemediği hususu belirli olmadığı, davalının bu husustaki iddiasına rağmen her hangi bir delil sunmadığı, «havale» dekontuna göre davalının 21.06.2007 tarihinde dava dışı ... ...’e 200.000,00 USD havalesine ilişkin dekontta açıklamaya yer verilmediği, anılan dekont ve ödeme olg …
Şti.'nin sözleşmenin imzalandığı ve ödemenin yapıldığı tarihte yetkili «temsilcisi» sıfatını taşımadığı ödemenin 29.06.2007 (intifa-«ipotek» tesisi) tarihi ve sonrasında yapılması gerektiği halde 8 gün öncesini içerdiği, sözleşmeye göre 100.000,00 USD olması gerekirken 200.000,00 USD bedelli ödemenin davaya konu ön sözleşme kapsamında kabul edilmediği, davalının sözleşmedeki “kurumsal kimlik tesisi, teknik ekipman sağlanması, inşaat yapısının yapılması” «taahhütlerinin», «delil tespiti» dosyalarında alınmış bilirkişi raporlarındaki tespitler dikkate alındığında kısmen yerine getirilmişse de tamamlanmadığı, örneğin fiyat panosunun, hava su saatinin, yıkama makinesinin, kabası bitmiş idari binanın tamamlanması gibi işlerin «ifa» edilmediği, her ne kadar sözleşmede, bayiinin taahhütlerinin tamamını yerine getirerek «bayilik sözleşmesini» imzalamasına müteakip davalı şirketin taahhütlerinin gerçekleşeceği belirtilmiş ise de, davalının bu maddenin aksine tüm aşamalarda kendi taahhütlerini yerine getirme olgusuna dayandığından bayilik sözleşmesinin imzalanıp imzalanmaması hususunun davalının taahhütlerini yerine getireceği zaman açısından somut uyuşmazlıkta dikkate alınamayacağı, bilirkişi raporunda, 2009-2018 yılları «defterlerine» göre davalının dava dışı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:grup muafiyeti · ariyet · intifa hakkı · cari hesap ilişkisi · ipoteğin kaldırılması · ticari defter incelemesi · delil tespiti · keşif
Benzer bu karardaŞti.) ile «bayilik sözleşmesi» imzaladığını, anılan şirketin davaya konu taşınmaz üzerinde akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı LPG satışı yaptığını, müvekkilinin başvurusu üzerine Rekabet Kurulu'nun 06.02.2013 tarihli kararıyla “ön sözleşme ve intifa hakkından oluşan dikey ilişkinin 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin 5 inci maddesindeki istisnadan yararlanmadığına, dikey ilişkinin 15.05.2012 tarihine kadar anılan Tebliğ ile tanınan «grup muafiyetinden» yararlandığına, ancak bu tarihten itibaren grup muafiyeti dışında kaldığına, söz konusu dikey ilişkiye 15.05.2007 tarihinden itibaren 10 yıla kadar muafiyet tanınmasına” karar verildiğini, bu karara göre ön sözleşmenin ve «intifa hakkının» 15.05.2017 tarihinde sona erdiğini, davalının da intifa hakkının «feragatle» 07.08.2017 tarihinde «bedelsiz» olarak «terkin» ettiğini, davaya konu ipoteğe ilişkin resmi senette ipoteğin kuruluş «sebebinin» davalıdan alınmış ve alınacak petrol ürünlerinin bedelleri, krediler, «ariyet» teçhizat ve mevcut veya akdedilecek sözleşmelerdeki hükümler, şartı cezailer ve bu alacakların faizleri «dahil» her ne sebep ve suretle olursa olsun borçlu bulunduğu ve ileride borçlanacağı meblağların azami 500.000,00 TL kısmının «teminatını» teşkil etmek olduğunun belirtildiğini, yani bir üst sınır ve teminat ipoteği niteliği taşıdığını, davalının ipoteğin konulmasına dayanak teşkil eden sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bayilik sözleşmesinin hiç bir zaman kurulmadığını, müvekkiline her hangi bir ürün satışı yapılmadığından ön sözleşmenin fiilen sona erdiğini, ipoteğin teminat altına aldığı muhtemel alacakların da doğmadığını, bu kapsamda «ihtarname» keşide edilmesine rağmen davalının taşınmaz üzerindeki «ipoteği kaldırmadığını» ileri sürerek, davaya konu taşınmaza ilişkin taraflar arasındaki ön sözleşmenin sona erdiğinin ve müvekkilinin ipoteğe konu borcunun olmadığının tespitini, taşınma …
Şti.'nin Enerji Petrol A.Ş.'den “almış olduğu ve alacağı petrol ürünlerinin bedelleri krediler, «ariyeten» almış olduğu teçhizat ve mevcut veya akdedilecek sözleşmelerdeki hükümler, şartı cezailer ve bu alacakların faizleri «dahil» her ne sebep ve suretle olursa olsun borçlu bulunduğu ve ileride borçlanacağı meblağların azami 500.000,00 TL kısmının «teminatını» teşkil etmek üzere birinci derecede akdi faizli ve fekki alacaklı şirket tarafından bildirilinceye kadar süreli olmak üzere 500.000,00 TL bedelle” davaya konu taşınmaz üzerine «ipotek» tesis edildiği, davaya konu taşınmaz için 27.03.2009 tarihinde akaryakıt ve servis istasyonu kullanımı amacıyla yapı kullanma ruhsatının alındığı, tespit dosyasına sunulan inşaat mühendisi bilirkişinin raporuna göre tespit anı itibariyle hiç bir inşai faaliyetin bulunmadığı, LPG tankı ve tesisinin mevcut olmadığı, istasyonun faaliyet göstermediği, dolayısıyla akaryakıt ile LPG satışının yapılmadığı, tesiste elektrik bağlantısın kurulmadığı, sadece direk tipi trafonun bulunduğu, yıkama ve yağ değiştirme kısmının yapılmadığı, satış pompalarının branda ile sarıldığı, bunların üstünde bulunan kanopinin ön ve yan yüzlerinde “energy” yazdığı hususlarının belirtildiği, yine diğer tespit dosyasına sunulan inşaat mühendisi bilirkişinin raporuna göre tespit anı itibariyle boş durumda natamam 2 katlı ofis binasının, brandayla sarılı akaryakıt pompasının, direk tipi 1 adet elektrik trafosunun, pompalar üzerinde özel konstrüksiyonlu çatı tabliyesinin, istasyona giriş, çıkış ve mevcut sahanın zemin betonlarının bulunduğu, tesiste bir inşaat çalışmasının yapılmadığı, LPG tankının bulunmadığı ve hali hazırda tesisin faaliyet göstermediği, akaryakıt ile LPG satışının yapılmadığının belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince davaya konu taşınmazda inşaat mühendisi ve makine mühendisi marifetiyle «keşif» icra edilmiş, bilirkişilerin 25.12.2018 tarihli raporunda ön sözleşmenin 4. maddesinde kurumsal kimlik ve teknik ekipman olarak belirtilen unsurları davalının söküp götürdüğünü, sökme işleminin çok kötü yapıldığını, geriye kalan malzemelerin büyük bir bölümünün kullanılamayacağını, sökülebilecek malzemelerden kanopi dışındakilerin ekonomik kullanılırlığının kalmadığını, kanopinin değerinin 25.000,00 TL olduğunu, kanopi dışındaki malzemelerin söküp götürülemeyeceğini, sökülmesi mümkün olmayan malzemelerle kanopinin toplam değerinin 104.877,00 TL’ye tekabül ettiğini, hasarlı- eksik durumdaki idari binanın tamamlanma oranının %58,92 seviyesinde bulunduğunu belirttikleri, serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişinin 26.06.2019 tarihli raporunda vergi incelemesindeki davalının 2007-2008 yıllarına ilişkin «ticari defterlerinin incelenemediği», 2009-2018 yıllarına ait defterlerin ise incelendiği, söz konusu defterlerin usulüne uygun tutulduğundan davalı lehine delil olabilecekleri, davalının 21.06.2007 tarihinde hesabından dava dışı ... ... isimli kişinin hesabına 200.000,00 USD açıklamasız «havale» yaptığına ilişkin dekont bulunduğunun belirtildiği, davaya konu ön sözleşmenin 15.05.2007 tarihinde dava dışı ...
Şti.'nin ön sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirerek davalıya «teslim» edildiğini, davalı lehine 15 yıl süre ile «intifa hakkı» ve bayiinin ileride doğacak muhtemel borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL bedelli «ipotek» tesis edildiğini, müvekkilinin 27.03.2009 tarihinde yapı kullanma izin belgesi aldığını, buna rağmen davalının ön sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilinin akaryakıt istasyonunu açamadığını, işletme ruhsatı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) bayilik lisansı için işlem yapamadığını, taşınmazın mevcut durumuyla ilgili olarak 2009 ve 2010 yıllarında iki defa gerçekleştirilen «delil tespitinde» bahsettikleri hususların bilirkişi raporlarında görüldüğünü, aradan geçen 10 yılı aşkın süreye rağmen «bayilik sözleşmesinin» kurulamadığını, davalının intifa hakkına dayanarak dava dışı ...
Şti. ile akdedilen 01.01.2011 tarihli «kira sözleşmesini» 29.06.2017 tarihinde sonlandırılmak zorunda kaldığını, «ipotek» resmi senedine bakıldığında borç ilişkisinden kaynaklanan her türlü alacağı kapsayacak şekilde ipotek tesis edildiğinin görüleceğini, müvekkilinin davacıya ait istasyonda bulunan yatırımların 15 yıl sürecek anlaşma inancıyla yaptığı yatırımlar olduğunu, davacının bu yatırımlarla ilgili olarak müvekkiline borcunun bulunduğunu, hem davacıya gönderdikleri «ihtarnamelerde», hem de Rekabet Kurulu'nun kararında belirtildiği üzere yatırımın kalan süresine tekabül eden bedelinin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri gereğince müvekkiline ödenmesi gerektiğini, bu hakların ödenmemesine rağmen yine bu hakların «teminatını» teşkil eden «ipoteğin kaldırılmasının» talep edilemeyeceğini, «intifa hakkının» sona erdirilmesi neticesinde akaryakıt istasyonunun boş olarak davacıya «teslimi» ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona erdiğini, 15 yıllık yatırımın kalan 5 yıla tekabül eden ve taşınmazdaki kurumsal kimlik uygulaması bedelleri halen ta …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13070 E. 2010/4513 K.
Ortak:bayilik sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… e; müvekkili ile davalı şirket arasında 19.09.2003 tarihli 5 yıl süreli bayilik anlaşması yapıldığını, davalı ...'in maliki olduğu taşınmaz üzerinde 15 yıl süre ile «intifa hakkı» tesis edildiğini, yine aynı taşınmaz üzerinde müvekkili şirket lehine «ipotek» tesis edildiğini, Rekabet Kurulunun kararları kapsamında intifa hakkının müvekkili şirketçe tapudan «terkin» edildiğini, bunun üzerine aynı taşınmazda davalı ... ile 01.09.2010 başlangıç tarihli süreli «kira sözleşmesi» akdedildiğini, davalı şirket ile akdedilen Protokolde belirtildiği üzere akaryakıt istasyonun yatırımının tamamının müvekkili şirket tarafından gerçekleştirildiğini, davalı şirketin bayilik lisansının EPDK tarafından 30.11.2011 tarihi itibariyle iptal edildiğini, bunun neticesinde, davalı şirketin bayilik faaliyetini sürdürmesinin olanaksızlaştığını, bu kapsamda «bayilik sözleşmesinin» şirketin bayilik lisansının iptal edildiği tarih olan 30.11.2011 tarihi itibarıyla uygulanamaz hale geldiğini, taraflar arasında düzenlenen Bayilik Sözleşmesi'nin 31 inci maddesi uyarınca lisansın iptal edilmesi durumunun bayilik «sözleşmesinin feshi» için «haklı sebep» olarak düzenlendiğini, bayilik lisansı iptal edilen şirketin 5015 sayılı ...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bayilik sözleşmesi» kapsamında «sabit yatırım bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaSHM’nin 2004/558.D.İş.sayılı tespit dosyası ve bilirkişi raporları ile sabit olduğu, «bayilik sözleşmesinin» 1/b maddesine aykırı davranışın davalı bayi açısından «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının sözleşmenin 14/a ve f. maddesi uyarınca haklı nedenle sözleşmeyi feshettiği, davacının sözleşmenin 15/a maddesi uyarınca davalının bu eyleminden dolayı maruz kaldığı zarar ve satış kaybından dolayı «mahrum» kaldığı karı davalıdan talep edebileceği, davacının mahrum kaldığı karın bilirkişilerce 1.743.975.974 TL olarak belirlendiği, davacının manevi zararının da doğduğu, davalı ...gaz A.Ş.’nin davacı ile davalı ...A.Ş. arasındaki bayilik sözleşmesini bilerek kendisine menfaat temin etmek amacı ile diğer davalıya LPG satışı yaptığı hususunu ispatlar nitelikte delilin dosyaya «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davalı ...
Mahkemece, davalı ...gaz A.Ş’nin davacı ile davalı ...A.Ş. arasındaki «bayilik sözleşmesini» bilerek kendisine menfaat temin etmek amacı ile diğer davalıya LPG satışı yaptığı hususunu ispatlar nitelikte delilin dosyaya «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kar kaybı · kazanç kaybı · kâr mahrumiyeti · kâr kaybı · kâr dağıtımı · maddi ve manevi tazminat · tacir · maddi tazminat
Benzer bu karardaDavalı ...gaz AŞ’nin basiretli bir «tacir» gibi davranmayıp bayi olmayan diğer davalı ...A.Ş’ye Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın tebliğlerine de (LPG «dağıtım» şirketi başka LPG şirketlerine ait LPG Otogaz Bayilerine LPG satışı yapamaz) aykırı olarak satış yapması eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu nazara alınmayıp yazılı gerekçe ile davalı ...gaz A.Ş yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekili 01.08.2005 tarihli dilekçesinde de bu talebin sözleşmenin kurulduğu tarihten feshedildiği tarihe kadar olan dönemde meydana gelmiş olan «kazanç kaybı» olduğunu açıklamıştır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise “davacının uğradığı zararın, bayi ...firmasının diğer davalı ...gaz A.Ş’den aldığı LPG dolayısıyla davacının bu miktar satış yapamamasından kaynaklanan «kar kaybı» olduğu” ifade edilmiştir.
SHM’nin 2004/558.D.İş.sayılı tespit dosyası ve bilirkişi raporları ile sabit olduğu, «bayilik sözleşmesinin» 1/b maddesine aykırı davranışın davalı bayi açısından «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının sözleşmenin 14/a ve f. maddesi uyarınca haklı nedenle sözleşmeyi feshettiği, davacının sözleşmenin 15/a maddesi uyarınca davalının bu eyleminden dolayı maruz kaldığı zarar ve satış kaybından dolayı «mahrum» kaldığı karı davalıdan talep edebileceği, davacının mahrum kaldığı karın bilirkişilerce 1.743.975.974 TL olarak belirlendiği, davacının manevi zararının da doğduğu, davalı ...gaz A.Ş.’nin davacı ile davalı ...A.Ş. arasındaki bayilik sözleşmesini bilerek kendisine menfaat temin etmek amacı ile diğer davalıya LPG satışı yaptığı hususunu ispatlar nitelikte delilin dosyaya «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davalı ...
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/19089 E. 2014/8269 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borçlunun temerrüdü · sözleşmeden doğan dava · sözleşmenin feshi · fesih · kâr dağıtımı · ihbar · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, asıl davada davalı-birleşen davada davacı ...'ın LPG «dağıtımı» için önce asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirket ile sözleşme yaptığı, dağıtıcı şirketin yeterli gazı sağlayamadığı, «sözleşmeden doğan» borcu gereği gibi yerine getirememesi üzerine başka dağıtıcılardan gaz alımına izin verdiği, ancak yasal düzenleme sonrasında başka dağıtıcıdan gaz alma imkânı bulamayan davalı ...'ın 21.09.2006 günlü «fesih» «ihbarı» ile sözleşmeyi feshettiği, «sözleşmenin feshinin» «borçlunun temerrüdü» üzerine karşı akide tanınan bir hak olup, yöneltilmesi gerekli ve yeterli bir irade beyanı ile kullanılan yenilik doğurucu bir hak olduğu, karşı yana ulaştığı tari …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6499 E. , 2024/2943 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2214 Esas, 2022/827 karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/66 E., 2019/575 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında 19.09.2003 tarihli 5 yıl süreli bayilik anlaşması yapıldığını, davalı ...'in maliki olduğu taşınmaz üzerinde 15 yıl süre ile intifa hakkı tesis edildiğini, yine aynı taşınmaz üzerinde müvekkili şirket lehine ipotek tesis edildiğini, Rekabet Kurulunun kararları kapsamında intifa hakkının müvekkili şirketçe tapudan terkin edildiğini, bunun üzerine aynı taşınmazda davalı ... ile 01.09.2010 başlangıç tarihli süreli kira sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirket ile akdedilen Protokolde belirtildiği üzere akaryakıt istasyonun yatırımının tamamının müvekkili şirket tarafından gerçekleştirildiğini, davalı şirketin bayilik lisansının EPDK tarafından 30.11.2011 tarihi itibariyle iptal edildiğini, bunun neticesinde, davalı şirketin bayilik faaliyetini sürdürmesinin olanaksızlaştığını, bu kapsamda bayilik sözleşmesinin şirketin bayilik lisansının iptal edildiği tarih olan 30.11.2011 tarihi itibarıyla uygulanamaz hale geldiğini, taraflar arasında düzenlenen Bayilik Sözleşmesi'nin 31 inci maddesi uyarınca lisansın iptal edilmesi durumunun bayilik sözleşmesinin feshi için haklı sebep olarak düzenlendiğini, bayilik lisansı iptal edilen şirketin 5015 sayılı ...
Piyasası Kanunu gereği akaryakıt bayilik faaliyetlerini icra etmesi mümkün olamayacağından sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini, müvekkili şirket ile davalı ... arasında akdedilen kira sözleşmesi gereğince sabit yatırım bedellerinin davalı gerçek kişilerden de talep edebileceğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 236.214,57 TL nin dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ... tarafından ... Ofisi A.Ş. aleyhine İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/848 E. sayılı dosyasında açılan ipoteğin fekki davasında müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı tespit edilerek ipoteğin fekkine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, diğer davalı şirketin davacıya olan herhangi bir borcu var ise bu borcun ipotekten alınmasının mümkün olmadığını, eski hissedarların bulunduğu taraflar arasında akdedilen 19.09.2003 tarihli protokol ve ekli tüm sözleşmelerin hükümsüz kaldığını, malik ile davacı arasında yapılan kira sözleşmesinin tüm taraflar arasındaki yeni hukuki durumun çatısını oluşturduğunu, bu yeni hukuki düzenleme ile davacının kiracı, müvekkili davalı malik ...'in kiraya veren durumuna gelirken yeni yapılan 18.09.2010 günlü “...
Ofisi A.Ş. İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi” ile özellikle ariyet sözleşmesi ile yeni ortaklardan müteşekkil ... LPG Ltd. şirketinin ise işletici (bayi) durumuna geldiğini, 18.09.2010 tarihinde yapılan ariyet sözleşmesinde ariyet alanın (yeni hissedarlı ... LPG Ltd.) yükümlülüklerinin ... Ofisine karşı olduğunu ve fakat bu yükümlülüklerin hükümsüz kalan protokoldeki ipotek tarafından güvence altına alındığına dair bir hükmü kapsamadığını, ...’in ipotek ile olan yükümlülüğünün kaldırılacağının zaten davacı tarafından yeni hissedarlara devir yapılırken taahhütname ile belirlendiğini, ayrıca 01.09.2010 günlü kira sözleşmesinin hükümleri dikkate alındığında kiraya veren malikten sadece sökülerek aynen iadesinin istenebileceğini, yatırımın bedelinin istenmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Diğer davalı ... Lpg Gaz ve ... Ür. Tic. Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu istasyonda keşif yapılarak bilirkişi heyetinden rapor alındığı, buna göre davaya konu sabit yatırımlardan akaryakıt tesisatının, kanopinin, satış binasının, saha işlerinin yerinde mevcut ve faal olduklarının tespit edildiği, davacı taraf ile davalılar arasındaki sözleşmelerin sona ermiş olduğu, gerek Yargıtay içtihatları gerekse de taraflar arasındaki sözleşmelerin hükümleri uyarınca mevcut ve faal olan akaryakıt tesisatı, kanopi, satış binası ve saha işlerinin zarar verilmeksizin aynen iadesinin mümkün olmadığı ve bunlara ilişkin hesaplanan bedelin davalılardan tazmin edilebileceği, sabit yatırımların 12.06.2006 tarihinde KDV hariç toplam 356.250,00 TL.
bedelle vücuda getirildiklerinin saptandığı, 12.06.2006 tarihinden, amortismanına bağlı olarak dava tarihindeki aşınmalı ve yıpranmalı değerlerinin ise takriben toplam KDV hariç 194.649,00 TL olduğu, davacı tarafın sabit yatırımların amortisman uygulanmış değerinin fatura tarihi itibariyle hesaplanması gerektiği yönündeki itirazının yerinde olmadığı, davacı tarafından davalı ...'e verilmiş taahhütname ve 01.09.2010 günlü kira sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesinde; davacının davalı ...'in verdiği ipoteği kaldırmayı taahhüt ettiği gibi bu davalıdan akaryakıt tesisini, kaponiyi, satış binasının bedellerini istemeyeceğinin anlaşıldığı, ... Lpg Gaz ve ... Ürünleri Tic. Ltd. Şti'ndeki ...'in çocuklarına ait şirket hisselerinin devredildiği, davacı tarafından davalı ...'e verilen taahhütle hisselerin devri karşılığı ipoteğin iki ay içinde kaldırılacağının açık şekilde ifade edilmekle birlikte ipotek kaldırılmadığından ...
tarafından İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/848 E., 2015/209 K. sayılı dosyasında açılan ipoteğin fekki davası neticesinde ipoteğin kaldırıldığı ve kararın kesinleştiği, bu durumda yatırımlara ilişkin borcun davalı ... Lpg Gaz ve ... Ürünleri Tic. Ltd. Şti'ne ait olduğu gerekçesiyle davalı ... mirasçıları hakkındaki davanın reddine, davalı ... Lpg Gaz ve ... Ürünleri Tic. Ltd. Şti hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 194.649,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte ... Lpg Gaz ve ... Ürünleri Tic. Ltd. Şti'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalılar arasındaki sözleşmelerin hükümleri uyarınca mevcut ve faal olan akaryakıt tesisatı, kanopi, satış binası ve saha işlerinin zarar verilmeksizin aynen iadesinin mümkün olmadığı ve bunlara ilişkin hesaplanan bedelin davalılardan tazmin edilebileceğine yönelik tespitin isabetli olduğunu, ancak davalı ... mirasçıları bakımından reddine dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıya verilen taahhütnameden ve 01.09.2010 tarihli kira sözleşmesinden bahsedilmiş ise de bu belgelerin hiçbirinde müvekkilinin davalı ...'e karşı talep ileri sürmeyeceğine ilişkin beyan yer almadığını, müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğuna yönelik kurulan hükmün isabetli olduğunu, ancak tutar bakımından hatalı değerlendirme yapıldığını, müvekkili şirketin istasyona yaptığı sabit nitelikteki yatırımların amortisman uygulanan bedellerini 14.11.2012 tarihli sabit kıymet satış faturası ile talep ettiğini, faturada bu yatırımların fatura tarihi itibariyle amortisman süreleri dikkate alınarak güncel değerinin toplam KDV hariç 200.181,84 TL (KDV dahil 236.214,57 TL) olarak hesaplandığını, mahkemece dava tarihi olan 20.01.2015 tarihinden itibaren hesaplandığını, 2 yılı aşkın sürenin hesaplama dışında bırakıldığını, bu hesaplamanın davalıların sabit yatırımları karşılıksız kullanmasına, bu tutarda haksız zenginleşmesine yol açtığını, kararın aleyhe kısımlarının kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkeme kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesi kapsamında sabit yatırım bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.Dosya içeriğine göre davacının talebi 236.214,57 TL olup, mahkemece davanın kısmen kabulü ile 194.649,00 TL'nin davalı ... Lpg Gaz ve ... Ür. Tic. Ltd. Şti.'den alınmasına karar verilmiştir. Davacının ... Lpg Gaz ve ... Ür. Tic. Ltd. Şti. yönünden temyize konu ettiği miktar 41.565,57 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin davalı ... Lpg Gaz ve ... Ür. Tic. Ltd. Şti.' ye yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Davacı vekilinin diğer davalı ...'e yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin ... Lpg Gaz ve ... Ür. Tic. Ltd. Şti. yönünden miktardan reddine,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039047600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz