Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/15776 E. 2013/1274 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücuen tazmin↗ tazmin talebi↗ sigorta teminatı kapsamı↗ eksper raporu↗ sigorta teminatı↗ keşif↗ kusur oranı↗ teminat kapsamı↗ yetkisizlik kararı↗ kusur↗ hasar↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu bulunduğu, davacı ... şirketine sigortalı akaryakıt istasyonundaki akaryakıt pompalarının üstünü kaplayan kanopi çatıda meydana gelen hasar miktarının 11.300 TL olduğu gerekçesiyle, 11.125 TL'nin davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalının sürücüsü olduğu çekici ve römork ile sigortalı akaryakıt istasyonu pompalarının üstünü kaplayan kanopi çatısına çarparak hasara sebebiyet verdiği ve bu hasar nedeniyle sigortalısına ödeme yaptığından bahisle zorunlu mali mesuliyet sigortası teminatı kapsamı dışında kalan bakiye hasarın rücuen tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece her ne kadar bilirkişi raporuna itibar edilerek davalı sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, gerek yetkisizlik kararı ile kendine yönelik davası ayrılan davalı işleten cevap dilekçesinde gerekse davalı sürücü temyizinde, hasar gören kanopinin yüksekliğinin asgari 4.5 metre olması gerekirken bu yüksekliğin altında inşa edildiğini ve yüksekliğini belirtir uyarı işareti bulunmadığını, sürüş anında yüksekliğinin tespitinin mümkün olmadığını savunarak kusur oranına itiraz etmişler, bilirkişi raporunda ve mahkemece yapılan yargılamada bu savunma üzerinde durulmamış olup, ekspertiz raporu ve diğer belgelerde kanopinin yüksekliği konusunda tespit bulunmamaktadır.
Mahkemece, kanopiyle ilgili proje getirtilerek, gerektiğinde mahallinde keşif yapılarak davalının savunması incelenerek kusur oranı konusunda ek rapor veya yeni bilirkişi kurulundan rapor alınması ve aynı olay nedeniyle yetkisizlik kararı verilen dosyanın aşamasının araştırılarak kusur oranı konusunda inceleme yapılmış ise o rapor da değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3226 E. 2024/1741 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik tahkikat · yıpranma payı · bedelde muvazaa · resmi senet · intifa hakkı · tahkikat · i̇i̇k 257 · muvazaa
Benzer bu kararda… talebi de reddedilmiş ise de karar gerekçesinde bu konuda hiç bir değerlendirme yapılmadığı, ayrıca dosya içerisindeki kayıtlardan dava tarihi itibariyle intifanın «terkin» edilip edilmediği ve hangi koşullarda terkin edildiği konusunda belge bulunmadığı, Adapazarı Erenler Tapu Müdürlüğünün müzekkere cevabında bilgisi istenen parselin idari sınır değişikliği sebebiyle Adapazarı Maltepe mahallesine taşındığı bildirildiği halde o yer tapu müdürlüğünden bilgi istenmediğinden «tahkikatın» eksik tamamlanmadığı, «eksik tahkikatla» ve hiç bir gerekçe gösterilmeden «intifa hakkının» kullanılmayan kısmına ilişkin talebin reddinin doğru olmadığı, davacının kanopi çatı platform bedel talebine gelince, davacı kanopi çatı platformunu kendisinin tesis ettiğini ispatlayamadığı halde talep hakkının kabul edilmesi ve ayrıca değeri saptanırken kanopi çatı platformunun «yıpranma payının» düşülmemesi ve buna dair davacının 17.453,00 TL talebinin aşılarak karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
2.Davalılar vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; davalı Hacı ...'a dava safahatında hiç bir «tebligat» yapılmadığını, davacı tarafın intifa hakkında «feragat» ettiğini, kendi talepleri ile kaldırdıkları «intifa hakkına» dayanarak dava açılamayacağını, davalı şirkete verilen 100.000,00 TL'nin nakdi değil akaryakıt istasyonunun dış cephe giydirmesi, kanopi inşası, pompaların «yenilenmesi» vs için gayri nakdi olarak verildiğini, ve bu bedele denk gelen tüm malzemenin davacı tarafça iade alındığını, intifa bedeli olarak ödenmesi gereken meblağın 300.000,00 USD olduğunu ancak bunun sadece 100.000,00 USD'sinin ödendiğini, dolayısıyla bu miktar zaten 5 yıla denk geldiğinden davacının talep edebileceği bir bakiye intifa bedelin olmadığını, ...'ın «bayilik sözleşmesinin» tarafı olamdığını, taşınmaz sahibi olarak kendisine ödenmesi gereken intifa bedelinin müvekkili ...'a ödenmediğinden bu kişi yönünden davanın reddi gerektiğini, davacının, tarafı olduğu resmi senetteki «bedel muvazaası» iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… e davacı şirket ile davalılardan ...'ın maliki olduğu taşınmazın 30.06.2006 tarihinde başlamak ve 30.11.2021 tarihine kadar geçerli olmak üzere 15 yıl süreli olarak «intifa hakkını» «resmi senet» ile aldığı; davacı şirketin intifa hakkına sahip bulunduğu bu taşınmazın akaryakıt istasyonu olarak kullanılması ve işletilmesine yönelik davalı şirket ile «bayilik sözleşmesi» imzalandığı ve 30.05.2006 tarihli sözleşme kapsamında ticari ilişkinin rekabet kurumu kararı ile sona erene kadar da bu şekilde devam ettiği ve davalı şirketin Akpet bayisi olarak faaliyette bulunduğu; diğer davalıların davacı şirket ile davalı bayi şirketin imzalamış olduğu, taraflar arasındaki bayilik sözleşme tarihi 30.05.2006 olup, davalı taşınmazından sağlanan 15 yıllık intifa süresi Rekabet Kurumu'nun 12.03.2009 tarihinde yayınlanan genelgesi ile (5) yıldan fazla olamayacağından intifa süresinin bitiş tarihinin 30.06.2011 olduğu, taşınmazın üzerindeki intifa hakkının Serdivan Tapu Müdürlüğü ile yapılan yazışmaya göre «terkin» edilmiş olduğu, Tapu Resmi Senedinde 30.06.2006 tarihinde başlamak ve 30.11.2021 tarihine kadar 15 yıl süreyle 100.000,00 (yüz bin) YTL bedelle Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş lehine ekli resmi senette belirtilen şartlar dahilinde intifa hakkı tesis edildiği, sözleşmenin başlangıçta geçerli olarak kurulduğu, başlangıçta geçerli olan sözlemelerde artık güncellenmiş bedele hükmedilmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafın intifa bedelini kötü niyetli olarak elinde tuttuğunun söylenemeyeceği, bu kapsamda 15 yıl için ödenen 100.000,00 TL'nin sözleşmenin süre yönünden 5 yıl (1/3) kadar ayakta kalması nedeniyle 33.333,00 TL «mahsup» edildiğinde, kalan 66.666,67 TL fazla ödenen bedel olduğu; kanopi çatı platformunu davacı şirketin tesis ettiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 66.666,67 TL intifa bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
… intifa bedelinin kullanılmayan süresi için 17.453,00 TL’sinin ise kanopi çatı platform bedeli olarak istediğinin belirtilmiş, Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 63.«257»,96 TL kanopi çatı platform bedelinin davalılardan tahsiline ve fazla ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1474 E. 2024/5329 K.
Ortak:kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece her ne kadar bilirkişi raporuna itibar edilerek davalı sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, gerek «yetkisizlik» kararı ile kendine yönelik davası ayrılan davalı işleten cevap dilekçesinde gerekse davalı sürücü temyizinde, «hasar» gören kanopinin yüksekliğinin asgari 4.5 metre olması gerekirken bu yüksekliğin altında inşa edildiğini ve yüksekliğini belirtir uyarı işareti bulunmadığını, sürüş anında yüksekliğinin tespitinin mümkün olmadığını savunarak «kusur oranına» itiraz etmişler, bilirkişi raporunda ve mahkemece yapılan yargılamada bu savunma üzerinde durulmamış olup, «ekspertiz raporu» ve diğer belgelerde kanopinin yüksekliği konusunda tespit bulunmamaktadır.
Mahkemece, kanopiyle ilgili proje getirtilerek, gerektiğinde mahallinde «keşif» yapılarak davalının savunması incelenerek «kusur oranı» konusunda ek rapor veya yeni bilirkişi kurulundan rapor alınması ve aynı olay nedeniyle «yetkisizlik» kararı verilen dosyanın aşamasının araştırılarak kusur oranı konusunda inceleme yapılmış ise o rapor da değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi …
Benzer bu karardaŞti., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket dışında kalan diğer müvekkilleri yönünden yöneltilen davanın «husumet» yönünden reddi gerektiğini, zira davacı şirket ile bayilik ve «ariyet sözleşmelerini» müvekkili şirketin yapmış olduğunu, davaya konu edilen harcamaların, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 22.06.2001 tarihli ariyet sözleşmesi uyarınca verilen malzemeler için yapıldığı iddia edilen giderlere ilişkin olduğunu, taraflar arasında yapılan bayilik ve ariyet sözleşmelerinin Rekabet Kurulu kararı uyarınca «münfesih» hale geldiğini, müvekkili şirketin iradesi dışında «kusuru» olmadan idari kararla «fesih» edilen sözleşmeler nedeniyle davacı şirketin müvekkili şirketten inşaat harcaması adı altında tazminat istemesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin «ihtarı» ile davacıdan ariyet olarak verilen malzemelerin «teslim» alınmasını istediğini, istasyon kuruluşu sırasında teslim edilen malzemelerden sökülebilir ve kullanabilir olanların tamamının sökülerek tutanakla teslim alındığını, sökülemeyen ve ekonomik ömrü tamamlandığı için kullanılamaz hale gelen bir kısım malzemelerin ise herhangi bir değer atfedilmediğinden götürülmediğini, iddia edilen inşaat harcamasının gerçek harcama miktarının çok üzerinde olduğunu, sözleşmenin 9 yıl ayakta kaldığını ve kullanılamaz halde olduğunu, bir bedel talep edilebilecek ise «yıpranma payı» ve «amortisman» düşüldükten sonra istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… a erdirdikleri, davacının bayiilik sözleşmesi ilişkisinin icra edileceği taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu kurulması için bir takım harcamalar yaptığı, fakat bu «bayilik sözleşmesinin» 9 yıllık süre boyunca soluksuz devam ettiği, sözleşme ve «intifa hakkının» 08.09.2010 tarihi itibariyle hukuken «geçersiz» hale geldiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesi hükmüne göre bayiilik sözleşmesinin taraflardan herhangi birinin «kusuru» olmaksızın başka bir nedenden dolayı sürdürülmesi mümkün olmazsa tarafı birbirlerine karşı herhangi bir sorumluluk altında kalmayacaklarının «taahhüt» edildiği, bu sorumluluk kavramının kapsamına «sebepsiz zenginleşmeden» kaynaklanan iade yükümlülüğünün de girdiği, davacının bu çerçevede sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine kar …
… cı yatırımların dava konusu taşınmaza değer katıyor olması ve davalı tarafın dava konusu taşınmaz üzerinde ticari hayatına devam ediyor olması nedeniyle sözleşmenin «ifa» edilemeyen kısmına denk gelen yatırım bedelini müvekkili şirkete «sebepsiz zenginleşme» hükümleri gereğince ödemek durumunda olduğunu, taraflar arasında imzalanmış olan «bayilik sözleşmesinin» 11 inci maddesi hükmünün sebepsiz zenginleşmeden doğan talepleri de kapsamasının söz konusu olamayacağını, anılan maddede mücbir halin düzenlendiğini, sözleşmenin bu maddesi kapsamında taraflardan kaynaklanmayan bir hal nedeniyle sözleşmenin ifa edilememesi durumunda tarafların sözleşmedeki yükümlülükleri dolayısıyla birbirlerinden talepte bulunmayacaklarının kararlaştırıldığını, peşin olarak ödenen yatırım bedelinin veya yapılan kalıcı yatırım bedellerinin, sözleşmenin, taraflarının «kusuru» olmaksızın sonlanması durumunda dahi sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince talep ve dava edilmesinin mümkün olabileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yıpranma payı · sabit yatırım bedeli · ariyet sözleşmesi · sabit yatırım · amortisman · ariyet · intifa hakkı · münfesihlik
Benzer bu karardaŞti., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket dışında kalan diğer müvekkilleri yönünden yöneltilen davanın «husumet» yönünden reddi gerektiğini, zira davacı şirket ile bayilik ve «ariyet sözleşmelerini» müvekkili şirketin yapmış olduğunu, davaya konu edilen harcamaların, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 22.06.2001 tarihli ariyet sözleşmesi uyarınca verilen malzemeler için yapıldığı iddia edilen giderlere ilişkin olduğunu, taraflar arasında yapılan bayilik ve ariyet sözleşmelerinin Rekabet Kurulu kararı uyarınca «münfesih» hale geldiğini, müvekkili şirketin iradesi dışında «kusuru» olmadan idari kararla «fesih» edilen sözleşmeler nedeniyle davacı şirketin müvekkili şirketten inşaat harcaması adı altında tazminat istemesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin «ihtarı» ile davacıdan ariyet olarak verilen malzemelerin «teslim» alınmasını istediğini, istasyon kuruluşu sırasında teslim edilen malzemelerden sökülebilir ve kullanabilir olanların tamamının sökülerek tutanakla teslim alındığını, sökülemeyen ve ekonomik ömrü tamamlandığı için kullanılamaz hale gelen bir kısım malzemelerin ise herhangi bir değer atfedilmediğinden götürülmediğini, iddia edilen inşaat harcamasının gerçek harcama miktarının çok üzerinde olduğunu, sözleşmenin 9 yıl ayakta kaldığını ve kullanılamaz halde olduğunu, bir bedel talep edilebilecek ise «yıpranma payı» ve «amortisman» düşüldükten sonra istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… lirtilen kararı ile davacı tarafından; akaryakıt satış istasyonu kanopisi, akaryakıt satış kanopisi, akaryakıt tankı, gözlem çukuru, altyapı işleri, altyapı tesisat «yenileme», ilave tesisat işleri ve akaryakıt alt yapı tesisatı olmak üzere «257».220,48 TL bedel yönünden sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle kalan süreye tekabül eden kısmının faizi ile birlikte iadesi talep edildiği, davacı tarafın talebinin sözleşmenin sona ermesi nedeniyle, sözleşme gereği üstlendiği edimin ifası kapsamında yaptığı «sabit yatırım bedellerinin», 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77 vd. maddeleri uyarınca «sebepsiz zenginleşme» hukuki temelinde iadesine ilişkin olduğu, sona eren sözleşme nedeniyle ileri sürülen talebin sözleşmenin uygulanması ile ilgili yükümlülüklerden olmaması sebebiyle sözleşmenin 11 inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin yerinde görülmediği, davacının sözleşme gereği yaptığını iddia ettiği sabit yatırımların davalı şirketin istasyonunun bulunduğu taşınmazın değerinde bir artış/fayda sağlaması, davalının kalıcı nitelikteki bu yatırımları kullanarak ticari faaliyetinin devam ettiğinin sabit olması halinde sözleşmenin işlemeyen süresine ilişkin kısmının iadesini talep etmesi mümkün olduğu, davacının talep ettiği kanopi bedeline ilişkin olarak, akaryakıt istasyonunda davacı tarafından yapılan kanopinin bulunmadığı, kanopi alt yapı imalatlarına ilişkin bir bilginin dosyada yer almadığı, saha betonlarının 9 yılı aşkın kullanım nedeniyle yıpranma sonucu yeniden yapıldığı, tank yerleri çukurları ve bağlantı mekanik boruları, fitings malzemelerinin de «amortisman» sürelerini doldurmaları nedeniyle yenilendiklerinin tespit edildiği, davalı şirket tarafından sunulan fotoğraflar ve davacıya gönderilen noter «ihtarnamesi» bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket tarafından kanopinin ve tankın söküldüğü, davalı tarafından «teslim» alınmadığı, kanopi alt yapı imalatlarının yenilendiği, davacı tarafın talep ettiği alt yapı işleri, tesisat yenileme faturalarının açık olmadığı, yapılan işlemleri …
Şti. arasında 22.06.2001 tarihli 15 yıl süreli «bayilik sözleşmesi» imzalandığını, istasyonun bulunduğu taşınmazın malikleri olan diğer davalılar tarafından müvekkili lehine 03.07.2001 tarihinde, 15 yıl süreli «intifa hakkı» tesis edildiğini, müvekkili şirketin bayilik ve intifa ilişkisinin kendisine yüklediği bütün borçları yerine getirdiğini ve ilişkinin 15 yıl süre devam edeceği varsayımına dayalı olarak, duran varlık-inşaat adı altında istasyon için «257».220,48 TL inşaat harcaması yaptığını ancak Rekabet Kurulu kararları ile sözleşmenin tasfiyesinin zorunluluk arz ettiğini, bu nedenle sözleşme ve intifa ilişkisinin 18.09.2010 tarihinde «son» bulması konusunda mutabık kalındığını, sözleşmenin öngörülenden önce sona ermesi nedeniyle duran varlık inşaat bedeline ilişkin harcama tarihinden dava tarihine kadar «işlemiş faiz» «dahil» bakiye 221.274,14 TL bedelin müvekkiline iadesinin gerektiğini, yapılan inşaat bakımından karşı tarafın haksız kazancı oluştuğunu, «ihtarname» ile söz konusu alacağın davalılardan talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek 221.274,14 TL bakiye duran varlık inşaat bedelinin dava tarihinden it …
… a erdirdikleri, davacının bayiilik sözleşmesi ilişkisinin icra edileceği taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonu kurulması için bir takım harcamalar yaptığı, fakat bu «bayilik sözleşmesinin» 9 yıllık süre boyunca soluksuz devam ettiği, sözleşme ve «intifa hakkının» 08.09.2010 tarihi itibariyle hukuken «geçersiz» hale geldiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesi hükmüne göre bayiilik sözleşmesinin taraflardan herhangi birinin «kusuru» olmaksızın başka bir nedenden dolayı sürdürülmesi mümkün olmazsa tarafı birbirlerine karşı herhangi bir sorumluluk altında kalmayacaklarının «taahhüt» edildiği, bu sorumluluk kavramının kapsamına «sebepsiz zenginleşmeden» kaynaklanan iade yükümlülüğünün de girdiği, davacının bu çerçevede sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine kar …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/15776 E. , 2013/1274 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/03/2010 tarih ve 2009/239-2010/79 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...'ın sürücüsü olduğu çekici ve römork ile 07.08.2008 tarihinde %100 kusurlu hareketi ile müvekkiline sigortalı bulunan akaryakıt istasyonunun pompalarının üstünü kaplayan kanopi çatısına çarparak hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, sigortalısına ödeme yaptığını ileri sürerek, 11.125 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu bulunduğu, davacı ... şirketine sigortalı akaryakıt istasyonundaki akaryakıt pompalarının üstünü kaplayan kanopi çatıda meydana gelen hasar miktarının 11.300 TL olduğu gerekçesiyle, 11.125 TL'nin davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalının sürücüsü olduğu çekici ve römork ile sigortalı akaryakıt istasyonu pompalarının üstünü kaplayan kanopi çatısına çarparak hasara sebebiyet verdiği ve bu hasar nedeniyle sigortalısına ödeme yaptığından bahisle zorunlu mali mesuliyet sigortası teminatı kapsamı dışında kalan bakiye hasarın rücuen tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece her ne kadar bilirkişi raporuna itibar edilerek davalı sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, gerek yetkisizlik kararı ile kendine yönelik davası ayrılan davalı işleten cevap dilekçesinde gerekse davalı sürücü temyizinde, hasar gören kanopinin yüksekliğinin asgari 4.5 metre olması gerekirken bu yüksekliğin altında inşa edildiğini ve yüksekliğini belirtir uyarı işareti bulunmadığını, sürüş anında yüksekliğinin tespitinin mümkün olmadığını savunarak kusur oranına itiraz etmişler, bilirkişi raporunda ve mahkemece yapılan yargılamada bu savunma üzerinde durulmamış olup, ekspertiz raporu ve diğer belgelerde kanopinin yüksekliği konusunda tespit bulunmamaktadır.
Mahkemece, kanopiyle ilgili proje getirtilerek, gerektiğinde mahallinde keşif yapılarak davalının savunması incelenerek kusur oranı konusunda ek rapor veya yeni bilirkişi kurulundan rapor alınması ve aynı olay nedeniyle yetkisizlik kararı verilen dosyanın aşamasının araştırılarak kusur oranı konusunda inceleme yapılmış ise o rapor da değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı lehine BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/254298400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz