Çalışma ve sözleşme hürriyeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/9424 E. 2012/16195 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çalışma ve sözleşme hürriyeti↗ sözleşme özgürlüğü↗ çalışma hürriyeti↗ müşterek temsilci↗ franchise sözleşmesi↗ çerçeve sözleşme↗ husumet itirazı↗ rekabet yasağı↗ cezai şart↗ oy yasağı↗ temlik↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ ilan↗ haksız rekabet↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının franchise sözleşmesini Re/Max Türkiye (Tek Grubu Gayrimenkul Franchising Pazarlama İç ve Dış Ticaret A.Ş.) ile imzaladığı, bu sözleşmeye dayanarak da davalı ile Re/Max müşteri temsilciliği sözleşmesi yaptığı, Re/Max Türkiye ile davacı arasında yapılan temlikname ile cezai şart alacağının davacıya geçtiği, temlik tarihinin de dava tarihinden önce olup davacının yaptığı franchise sözleşme gereğince de dava açmakta haklı olduğu, bu nedenle husumet itirazının yerinde olmadığı, sözleşmenin 4.9 maddesine göre sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer veya davacı ile rekabet halindeki başka bir işi bu sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları içerisinde iki yıl süre ile yapmamayı kabul ettiği halde dosyaya sunulan gazete ilanlarında belirtilen kiralık ve satılık taşınmazlara, başka bir emlak tarafından davalı ismi de yazılmak suretiyle müşteri arandığının tespit edildiği, davacı ile rekabet halindeki başka bir emlak şirketi ile birlikte faaliyette bulunduğu gerekçesiyle, 20.000 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, franchising sözleşmesi uyarınca yapılan müşteri temsilciliği sözleşmesinde düzenlenen haksız rekabet iddiasına dayalı cezai şart bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan 16.10.2008 tarihli sözleşmenin 4.9 maddesinde, davalının sözleşmenin geçerli olduğu süre ile, sözleşmenin sona erdirilmesinden itibaren iki yıl içerisinde sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer ya da rekabet halinde Remax franchise alanının işi ile bir başka şekilde bağlı işi sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde yapmayacağını taahhüt ettiği düzenlenmiş olup, davacı tarafından dava dilekçesinde davalının anılan maddede yasaklanan işi yaptığı ileri sürülerek işbu dava açılmış olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48 ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu bildirilmiş, BK.'nun 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzuunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı belirtildikten sonra, 2. fıkrasında bu serbestinin sınırları gösterilmiş, 20. maddesinde ise bir akdin mevzuunun gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olması halinde o akdin batıl olacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. Anayasa'nın ve BK.'nun anılan hükümleri sözleşme özgürlüğünün sınırlarını çizmiştir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki 16.10.2008 tarihli sözleşmenin rekabet yasağını düzenleyen özellikle, sözleşmenin sona ermesinden sonraki iki yıla ilişkin 4.9. maddesi hükmü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle geçersizdir.
Bu durum karşısında mahkemenin gerekçesinde yer alan, davalının Bostanlı'ya işyeri taşıma tarihinin sözleşme süresi bitiminden sonra olması ve gazete ilanlarının da dava tarihinden sonra olması nazara alınarak, mahkemece, dava konusu 16.10.2008 tarihli sözleşme hükmünün yukarıda anılan yasal düzenleme ve ilkelere aykırı olduğundan geçersiz bulunduğu kabul edilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yer ve süre yönünden ölçüsüz rekabet yasağı çalışma hürriyetine aykırı ve geçersizdir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5108 E. 2020/2422 K.
Ortak:rekabet yasağı · cezai şart · çalışma hürriyeti · sözleşme özgürlüğü · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaDava, «franchising sözleşmesi» uyarınca yapılan «müşteri temsilciliği» sözleşmesinde düzenlenen «haksız rekabet» iddiasına dayalı «cezai şart» bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki 16.10.2008 tarihli sözleşmenin «rekabet yasağını» düzenleyen özellikle, sözleşmenin sona ermesinden sonraki iki yıla ilişkin 4.9. maddesi hükmü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersizdir».
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının «franchise sözleşmesini» Re/Max Türkiye (Tek Grubu Gayrimenkul Franchising Pazarlama İç ve Dış Ticaret A.Ş.) ile imzaladığı, bu sözleşmeye dayanarak da davalı ile Re/Max «müşteri temsilciliği» sözleşmesi yaptığı, Re/Max Türkiye ile davacı arasında yapılan «temlikname» ile «cezai şart» alacağının davacıya geçtiği, temlik tarihinin de dava tarihinden önce olup davacının yaptığı franchise sözleşme gereğince de dava açmakta haklı olduğu, bu nedenle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, sözleşmenin 4.9 maddesine göre sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer veya davacı ile rekabet halindeki başka bir işi bu sözleşmenin geçerli …
Benzer bu karardaMahkemece, davacının «rekabet yasağı» ihlali nedeniyle «cezai şart» isteminin kabulüne, 2.500 USD'nin 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca faiziyle davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, «haksız rekabetin» önlenmesine dair istemi yönünden hüküm tesisine mahal bulunmadığına, davacının haksız rekabet nedeniyle tazminat ve koşulları bulunmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki sözleşmede «rekabet yasağının» geçerli olacağı ilçe sınırlarının belirtilmediği gibi, maddede belirlenen iki yıl da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olup; tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmaları mümkün olmayıp, buna göre «cezai şart» talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru olmadığından hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasında yapılan «müşteri temsilciliği» sözleşmesinde yer alan «rekabet yasağına» ilişkin hükmün ihlal edildiği iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1293 E. 2013/6853 K.
Ortak:müşterek temsilci · franchise sözleşmesi · cezai şart · temlik · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının «franchise sözleşmesini» Re/Max Türkiye (Tek Grubu Gayrimenkul Franchising Pazarlama İç ve Dış Ticaret A.Ş.) ile imzaladığı, bu sözleşmeye dayanarak da davalı ile Re/Max «müşteri temsilciliği» sözleşmesi yaptığı, Re/Max Türkiye ile davacı arasında yapılan «temlikname» ile «cezai şart» alacağının davacıya geçtiği, temlik tarihinin de dava tarihinden önce olup davacının yaptığı franchise sözleşme gereğince de dava açmakta haklı olduğu, bu nedenle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, sözleşmenin 4.9 maddesine göre sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer veya davacı ile rekabet halindeki başka bir işi bu sözleşmenin geçerli …
Dava, «franchising sözleşmesi» uyarınca yapılan «müşteri temsilciliği» sözleşmesinde düzenlenen «haksız rekabet» iddiasına dayalı «cezai şart» bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece davacının «franchise sözleşmesini» Re/Max Türkiye (Tek Grubu Gayrimenkul Franchising Pazarlama İç ve Dış Ticaret A.Ş.) ile imzaladığı, bu sözleşmeye dayanarak da davalı ile Re/Max «müşteri temsilciliği» sözleşmesi yaptığı, Re/Max Türkiye ile davacı arasında yapılan «temlikname» ile «cezai şart» alacağının davacıya geçtiği, temlik tarihinin de dava tarihinden önce olup davacının yaptığı franchise sözleşme gereğince de dava açmakta haklı olduğu, sözleşmenin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18347 E. 2015/3086 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çalışma hürriyeti · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik · taahhütname
İncelediğiniz karardaBu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki 16.10.2008 tarihli sözleşmenin «rekabet yasağını» düzenleyen özellikle, sözleşmenin sona ermesinden sonraki iki yıla ilişkin 4.9. maddesi hükmü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersizdir».
Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının «franchise sözleşmesini» Re/Max Türkiye (Tek Grubu Gayrimenkul Franchising Pazarlama İç ve Dış Ticaret A.Ş.) ile imzaladığı, bu sözleşmeye dayanarak da davalı ile Re/Max «müşteri temsilciliği» sözleşmesi yaptığı, Re/Max Türkiye ile davacı arasında yapılan «temlikname» ile «cezai şart» alacağının davacıya geçtiği, temlik tarihinin de dava tarihinden önce olup davacının yaptığı franchise sözleşme gereğince de dava açmakta haklı olduğu, bu nedenle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, sözleşmenin 4.9 maddesine göre sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer veya davacı ile rekabet halindeki başka bir işi bu sözleşmenin geçerli …
Benzer bu karardaDava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkin olup, mahkemece tarafların «sözleşme serbestisi» kapsamında düzenledikleri «taahhütnameye» itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «taahhütnamenin» davalı tarafından imza altına alındığı, taahhütname içeriğinin kanun hükümlerine aykırı olmayıp «sözleşme özgürlüğü» sınırları içerisinde kaldığı, davalı yanın taahhütnameye aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 25.10.2013 tarihinden işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme serbestisi · ticari faiz
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «taahhütnamenin» davalı tarafından imza altına alındığı, taahhütname içeriğinin kanun hükümlerine aykırı olmayıp «sözleşme özgürlüğü» sınırları içerisinde kaldığı, davalı yanın taahhütnameye aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 25.10.2013 tarihinden işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, «rekabet yasağının» ihlali nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkin olup, mahkemece tarafların «sözleşme serbestisi» kapsamında düzenledikleri «taahhütnameye» itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13747 E. 2012/356 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çalışma hürriyeti · franchise sözleşmesi · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · oy yasağı · geçersizlik · taahhütname
İncelediğiniz karardaBu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki 16.10.2008 tarihli sözleşmenin «rekabet yasağını» düzenleyen özellikle, sözleşmenin sona ermesinden sonraki iki yıla ilişkin 4.9. maddesi hükmü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersizdir».
Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının «franchise sözleşmesini» Re/Max Türkiye (Tek Grubu Gayrimenkul Franchising Pazarlama İç ve Dış Ticaret A.Ş.) ile imzaladığı, bu sözleşmeye dayanarak da davalı ile Re/Max «müşteri temsilciliği» sözleşmesi yaptığı, Re/Max Türkiye ile davacı arasında yapılan «temlikname» ile «cezai şart» alacağının davacıya geçtiği, temlik tarihinin de dava tarihinden önce olup davacının yaptığı franchise sözleşme gereğince de dava açmakta haklı olduğu, bu nedenle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, sözleşmenin 4.9 maddesine göre sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer veya davacı ile rekabet halindeki başka bir işi bu sözleşmenin geçerli …
Benzer bu karardaBu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağını» düzenleyen 5.5. maddesi hükmü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersizdir».
Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Dava, «franchising sözleşmesine aykırılık» iddiasına dayalı «haksız rekabetin» tespit ve önlenmesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmeye aykırılık · fesih · ihbar
Benzer bu kararda… ihli sözleşmeye aykırı davranarak işyerinde davacının ürünlerinden başka ürünler sattığı, davacının da haklı nedenle ve usulüne uygun şekilde sözleşmeyi feshettiği, «fesih» «ihbarının» davalıya 20.03.2008 tarihinde tebliğ edildiği, davalının anılan sözleşmenin 5.5. maddesi uyarınca fesih tarihinden itibaren bir yıllık süre boyunca imtiyaz bölgesi …
Dava, «franchising sözleşmesine aykırılık» iddiasına dayalı «haksız rekabetin» tespit ve önlenmesi istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3828 E. 2015/11197 K.
Ortak:çalışma hürriyeti · sözleşme özgürlüğü · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaBu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki 16.10.2008 tarihli sözleşmenin «rekabet yasağını» düzenleyen özellikle, sözleşmenin sona ermesinden sonraki iki yıla ilişkin 4.9. maddesi hükmü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersizdir».
Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Dava, «franchising sözleşmesi» uyarınca yapılan «müşteri temsilciliği» sözleşmesinde düzenlenen «haksız rekabet» iddiasına dayalı «cezai şart» bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda1-Dava, iş sözleşmesi bünyesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalının «müşteri portföyü» bilgilerine ve ticari sırlarına davacının vakıf olduğu, davacı tarafından, davalı ile aynı alanda faaliyet gösteren bir «limited şirket» kurulduğu ve «haksız rekabete» girişildiği, davacı müşterileri davalı tarafından etki altına alındığından iş hacimlerinin ve faaliyet karlarının «olumsuz» etkilendiği, davalının eylemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile dava açılmış ise de, dosya kapsamında davalının eylemleri nedeniyle davacının zarara uğradığına dair somut veri bulunmamakla birlikte; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında da, iş sözleşmesi ile davalının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde 2 yıl süreyle davacı şirketin işine rakip bir işte çalışmayacağı şeklinde çalışma «yasağı» getirilmesi ve sınırlarının yeterince belirlenmemesi durumu da başlıbaşına Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma hürriyetinin» açık bir ihlali niteliğinde olup, mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün …
Şti'yi kurduğu ve 5 yıl süreyle müdür olarak seçildiği, bu durumun BK 348. maddesi ve devamı hükümlerine ve iş sözleşmesinin «rekabet yasağını» düzenleyen hükümlerine aykırı olduğu, 2010-2013 yılları arasında davacı şirketin satışlarında azalma olduğu, ancak A.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · olumsuz oy · limited şirket · maddi tazminat · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına · iltibas · e-defter
Benzer bu karardaBeton'un «defter» ve kayıtları incelendiğinde düşen satışlar nedeniyle sorumlu olmadığı, şirketin faal olmadığı ve ticari faaliyetinin bulunmadığı, ancak davalının sözleşmeye ve kanuna aykırı eylemi nedeniyle davacının zarara uğradığının kabulü gerektiği, BK 42/2. maddesi gözetilerke makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacının talebinin makul ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının rekabet etmeme hükümlülüğünü ihlal ettiğinin ve ayrıca davacı şirkete karşı «haksız rekabet» ettiğinin tespitine, 1.000,00 TL «maddi tazminatın» 12/05/2010 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının «iltibaslı» ürünle ilgili talebinden vazgeçmesiyle taraflar arasındaki uyuşmazlık bu noktada «son» bulduğundan bu talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Davalının «müşteri portföyü» bilgilerine ve ticari sırlarına davacının vakıf olduğu, davacı tarafından, davalı ile aynı alanda faaliyet gösteren bir «limited şirket» kurulduğu ve «haksız rekabete» girişildiği, davacı müşterileri davalı tarafından etki altına alındığından iş hacimlerinin ve faaliyet karlarının «olumsuz» etkilendiği, davalının eylemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile dava açılmış ise de, dosya kapsamında davalının eylemleri nedeniyle davacının zarara uğradığına dair somut veri bulunmamakla birlikte; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında da, iş sözleşmesi ile davalının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde 2 yıl süreyle davacı şirketin işine rakip bir işte çalışmayacağı şeklinde çalışma «yasağı» getirilmesi ve sınırlarının yeterince belirlenmemesi durumu da başlıbaşına Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma hürriyetinin» açık bir ihlali niteliğinde olup, mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün …
1-Dava, iş sözleşmesi bünyesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1461 E. 2017/4271 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çalışma hürriyeti · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · oy yasağı · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaBu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki 16.10.2008 tarihli sözleşmenin «rekabet yasağını» düzenleyen özellikle, sözleşmenin sona ermesinden sonraki iki yıla ilişkin 4.9. maddesi hükmü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersizdir».
Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Dava, «franchising sözleşmesi» uyarınca yapılan «müşteri temsilciliği» sözleşmesinde düzenlenen «haksız rekabet» iddiasına dayalı «cezai şart» bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda1-Dava, iş sözleşmesi bünyesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalının «müşteri portföyü» bilgilerine ve ticari sırlarına davacının vakıf olduğu, davacı tarafından, davalı ile aynı alanda faaliyet gösteren bir «limited şirket» kurulduğu ve «haksız rekabete» girişildiği, davacı müşterileri davalı tarafından etki altına alındığından iş hacimlerinin ve faaliyet kârlarının «olumsuz» etkilendiği, davalının eylemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile dava açılmış ise de, dosya kapsamında davalının eylemleri nedeniyle davacının zarara uğradığına dair somut veri bulunmamakla birlikte; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında da, iş sözleşmesi ile davalının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde 2 yıl süreyle davacı şirketin işine rakip bir işte çalışmayacağı şeklinde çalışma «yasağı» getirilmesi ve sınırlarının yeterince belirlenmemesi durumu da başlı başına Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma hürriyetinin» açık bir ihlali niteliğinde olup, mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün …
Sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · şirket zararı · olumsuz oy · limited şirket · maddi tazminat
Benzer bu karardaDavalının «müşteri portföyü» bilgilerine ve ticari sırlarına davacının vakıf olduğu, davacı tarafından, davalı ile aynı alanda faaliyet gösteren bir «limited şirket» kurulduğu ve «haksız rekabete» girişildiği, davacı müşterileri davalı tarafından etki altına alındığından iş hacimlerinin ve faaliyet kârlarının «olumsuz» etkilendiği, davalının eylemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiası ile dava açılmış ise de, dosya kapsamında davalının eylemleri nedeniyle davacının zarara uğradığına dair somut veri bulunmamakla birlikte; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında da, iş sözleşmesi ile davalının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde 2 yıl süreyle davacı şirketin işine rakip bir işte çalışmayacağı şeklinde çalışma «yasağı» getirilmesi ve sınırlarının yeterince belirlenmemesi durumu da başlı başına Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma hürriyetinin» açık bir ihlali niteliğinde olup, mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün …
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalının sözleşmenin bitiminden itibaren iki yıl süre ile rekabet etmeme sorumluluğunun bulunduğu, buna aykırı davrandığı ve bu nedenle davacı «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, iş sözleşmesi bünyesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4955 E. 2017/6834 K.
Ortak:sözleşme özgürlüğü · çalışma hürriyeti · çerçeve sözleşme · rekabet yasağı · cezai şart · oy yasağı · geçersizlik
İncelediğiniz karardaBu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki 16.10.2008 tarihli sözleşmenin «rekabet yasağını» düzenleyen özellikle, sözleşmenin sona ermesinden sonraki iki yıla ilişkin 4.9. maddesi hükmü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersizdir».
Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, «sözleşme özgürlüğü» ilkesi «çerçevesinde sözleşmenin» konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının «franchise sözleşmesini» Re/Max Türkiye (Tek Grubu Gayrimenkul Franchising Pazarlama İç ve Dış Ticaret A.Ş.) ile imzaladığı, bu sözleşmeye dayanarak da davalı ile Re/Max «müşteri temsilciliği» sözleşmesi yaptığı, Re/Max Türkiye ile davacı arasında yapılan «temlikname» ile «cezai şart» alacağının davacıya geçtiği, temlik tarihinin de dava tarihinden önce olup davacının yaptığı franchise sözleşme gereğince de dava açmakta haklı olduğu, bu nedenle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, sözleşmenin 4.9 maddesine göre sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer veya davacı ile rekabet halindeki başka bir işi bu sözleşmenin geçerli …
Benzer bu karardaDavalının yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında, davacı şirkete karşı getirilen «rekabet yasağının» yer veya bölge olarak sınırlarının belirlenmemesi durumu başlı başına Anayasa ile güvence altına alınan «çalışma hürriyetinin» açık bir ihlali niteliğinde olduğundan rekabet yasağına ilişkin İş Sözleşmesinin 10. maddesinin «geçersiz» olduğu göz önünde bulundurulmaksızın mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulma …
… nı alanda faaliyet gösteren başka şirketlerde çalıştığı, davacı şirkete ait tasarımları bu şirketlerin kullanımına sunmak suretiyle iş sözleşmesinde öngörülmüş olan «rekabet yasağına» aykırı davrandığı, ayrıca iş sözleşmesinde öngörülen 3 yıllık çalışma süresi dolmadan işten ayrılmış olması nedeniyle kendisine verilen eğitimlerden kaynaklanan «cezai şart» alacağının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000 Euro cezai şart ve 2.000 Euro eğitim bedeli olmak üzere toplamda 12.000 Euro'nun karar tarihi itibari …
1- Dava, iş sözleşmesinde düzenlenen «rekabet yasağına» aykırılık nedeniyle 818 sayılı Borçlar Kanunun 348. vd. maddelerine dayalı «cezai şart» istemi ile eğitim giderinin tahsiline ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin hüküm
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 2013/17004 Esas 2014/6068 sayılı Kararı ile onandığı göz önüne alındığında bu konuda oluşan «kesin» hükme rağmen eğitim giderlerine ilişkin talep ile ilgili karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/9424 E. , 2012/16195 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.05.2011 tarih ve 2009/786-2011/220 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Re/Max Türkiye ile imzaladığı franchise sözleşmesine istinaden davalı ile Re/Max müşteri temsilciliği sözleşmesi yaptığını, davalının müşteri temsilcisi/bağımsız müteahhit olarak çalışmaya başladığını, ancak sözleşmenin sona ermesinden sonra iki yıl içinde sözleşenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde rekabet halinde iş yapmayacağına dair sözleşme hükmünü ihlal ederek yaklaşık bir yıldır davalının sözleşmeyi hiçe sayarak aynı iş kolunda kendine ofis açtığını, müşteri temsilciliği ile elde ettiği bilgi ve belgeleri kendi yararına kullanmaya başladığını, aralarında yaptıkları sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle cezai şart ödemesi gerektiğini ileri sürerek, 20.000 USD'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında yapılan sözleşmenin 4.9. maddesine göre cezai şartın dava dışı Re/Max Türkiye'ye ödeneceğini, davacının talep hakkının bulunmadığını, bu maddenin rekabet yasağına ilişkin BK. 352, 526 ve TTK 172. maddesinde düzenlenen hallere uymadığından geçerliliğinin bulunmadığını, müvekkile isnat edilen iddianın sözleşmenin sona ermesinden sonra ve müşteri portföyünün farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının franchise sözleşmesini Re/Max Türkiye (Tek Grubu Gayrimenkul Franchising Pazarlama İç ve Dış Ticaret A.Ş.) ile imzaladığı, bu sözleşmeye dayanarak da davalı ile Re/Max müşteri temsilciliği sözleşmesi yaptığı, Re/Max Türkiye ile davacı arasında yapılan temlikname ile cezai şart alacağının davacıya geçtiği, temlik tarihinin de dava tarihinden önce olup davacının yaptığı franchise sözleşme gereğince de dava açmakta haklı olduğu, bu nedenle husumet itirazının yerinde olmadığı, sözleşmenin 4.9 maddesine göre sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer veya davacı ile rekabet halindeki başka bir işi bu sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları içerisinde iki yıl süre ile yapmamayı kabul ettiği halde dosyaya sunulan gazete ilanlarında belirtilen kiralık ve satılık taşınmazlara, başka bir emlak tarafından davalı ismi de yazılmak suretiyle müşteri arandığının tespit edildiği, davacı ile rekabet halindeki başka bir emlak şirketi ile birlikte faaliyette bulunduğu gerekçesiyle, 20.000 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, franchising sözleşmesi uyarınca yapılan müşteri temsilciliği sözleşmesinde düzenlenen haksız rekabet iddiasına dayalı cezai şart bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan 16.10.2008 tarihli sözleşmenin 4.9 maddesinde, davalının sözleşmenin geçerli olduğu süre ile, sözleşmenin sona erdirilmesinden itibaren iki yıl içerisinde sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer ya da rekabet halinde Remax franchise alanının işi ile bir başka şekilde bağlı işi sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde yapmayacağını taahhüt ettiği düzenlenmiş olup, davacı tarafından dava dilekçesinde davalının anılan maddede yasaklanan işi yaptığı ileri sürülerek işbu dava açılmış olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48 ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu bildirilmiş, BK.'nun 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzuunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı belirtildikten sonra, 2. fıkrasında bu serbestinin sınırları gösterilmiş, 20. maddesinde ise bir akdin mevzuunun gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olması halinde o akdin batıl olacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.
Anayasa'nın ve BK.'nun anılan hükümleri sözleşme özgürlüğünün sınırlarını çizmiştir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki 16.10.2008 tarihli sözleşmenin rekabet yasağını düzenleyen özellikle, sözleşmenin sona ermesinden sonraki iki yıla ilişkin 4.9. maddesi hükmü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle geçersizdir.
Bu durum karşısında mahkemenin gerekçesinde yer alan, davalının Bostanlı'ya işyeri taşıma tarihinin sözleşme süresi bitiminden sonra olması ve gazete ilanlarının da dava tarihinden sonra olması nazara alınarak, mahkemece, dava konusu 16.10.2008 tarihli sözleşme hükmünün yukarıda anılan yasal düzenleme ve ilkelere aykırı olduğundan geçersiz bulunduğu kabul edilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064026900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz