Marka hükümsüzlüğü | Sicilden terkin
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2018 E. 2024/4592 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi raporuna itiraz↗ sicilden terkin↗ hak düşürücü süre↗ usulden reddi↗ esastan ret↗ terkin↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2019/669 E., 2021/825 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına AYDER ibareli tescilli markanın bulunduğunu, söz konusu markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c), (d), (f) ve (i) bentleri yönünden tescil edildiği mal ve hizmetler itibariyle mutlak tescil engelinin bulunduğunu, öte yandan dava konusu markanın davalının tekeline bırakılamayacağını, müvekkilinin 02.09.2019 tarihinde C2019/116 sayılı ve AYDER BALI ibareli coğrafi işaret tescilinin bulunduğunu, davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, coğrafi işaret tescilinin müvekkilinin tescil tarihinden sonra gerçekleştiğini, müvekkilinin marka tescilinin iyi niyetli olduğunu, müvekkiline ait markanın tescil edildiği mallar yönünden ayırt edicilik unsuruna haiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından hükümsüzlüğü talep edilen markanın tescilinin 07.09.2009 tarihinde gerçekleştiği, söz konusu markanın davalı tarafından aktif olarak kullanıldığı ve eldeki davanın ise 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra 24.12.2019 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmakla açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinde sayılan mutlak ret nedenlerinin varlığı durumunda 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçerli olmayacağını, davanın mutlak ret nedenlerine dayalı olarak açıldığını, mahkemece davalının marka tescilinin kötü niyetli olup olmadığına ilişkin araştırma yapılmadığını, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü ve terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4952 E. 2022/9471 K.
Ortak:ayırt edicilik
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «hak düşürücü sürede» açılmadığını, coğrafi işaret tescilinin müvekkilinin tescil tarihinden sonra gerçekleştiğini, müvekkilinin marka tescilinin iyi niyetli olduğunu, müvekkiline ait markanın tescil edildiği mallar yönünden «ayırt edicilik» unsuruna haiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… valının çay paketi üzerinde kullandığı ibarenin birebir aynı olduğu sadece yazı karakterleri ve yazılış biçimlerinin farklı olduğu, davacının "RİZE ÇAYI" markasının «ayırt edicilik» kazandığı ve zamanla tanımlayıcılığından sıyrılarak ürünün ticari kaynağı gösterir hale geldiği, davalının “Rize Çayı” ibaresini kullanım şeklinin davacının tescilli markasının içinde bulunan hizmetleri kapsadığı, tüketicilerin davalıya ait ürün üzerindeki ibare ile tescilli marka arasında herhangi bir ilişki olduğunu düşünmeleri ve bu ürünü davacı ürünü ile karıştırma ihtimallerinin bulunduğu, bu hali ile davacının eyleminin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği gerekçesiyle davalının «haksız rekabetinin» men'ine, marka hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketlerini üretmeye yarayan özgü kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhasına ilişkin taleplerinin reddine, hüküm özetinin «ilanına», 6.000,00 TL manevi tazminatın, 16.582,13 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tekel hakkı · marka hakkına tecavüz · maddi tazminat · ilan · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu kararda… valının çay paketi üzerinde kullandığı ibarenin birebir aynı olduğu sadece yazı karakterleri ve yazılış biçimlerinin farklı olduğu, davacının "RİZE ÇAYI" markasının «ayırt edicilik» kazandığı ve zamanla tanımlayıcılığından sıyrılarak ürünün ticari kaynağı gösterir hale geldiği, davalının “Rize Çayı” ibaresini kullanım şeklinin davacının tescilli markasının içinde bulunan hizmetleri kapsadığı, tüketicilerin davalıya ait ürün üzerindeki ibare ile tescilli marka arasında herhangi bir ilişki olduğunu düşünmeleri ve bu ürünü davacı ürünü ile karıştırma ihtimallerinin bulunduğu, bu hali ile davacının eyleminin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği gerekçesiyle davalının «haksız rekabetinin» men'ine, marka hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketlerini üretmeye yarayan özgü kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhasına ilişkin taleplerinin reddine, hüküm özetinin «ilanına», 6.000,00 TL manevi tazminatın, 16.582,13 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… adını kendi markasıyla birlikte (farklı eklerle) kullanımının 6769 sayılı Kanun'un 7/5. maddesinde belirtilen dürüstçe kullanım niteliği taşıdığı, markalar arasında «iltibas» tehlikesinin de bulunmadığı gözetilerek açılan davanın reddi yerine yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin is …
Ancak marka hukukunda tescil ilkesi geçerli olup, koruma tescil edilen marka sahibinin «tekel hakkına» yöneliktir.
Somut olayda davalının kendi markası ile birlikte davacı adına tescilli "Rize Çayı" ibaresini kullanması «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2018 E. , 2024/4592 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/520 Esas, 2023/281 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2019/669 E., 2021/825 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına AYDER ibareli tescilli markanın bulunduğunu, söz konusu markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c), (d), (f) ve (i) bentleri yönünden tescil edildiği mal ve hizmetler itibariyle mutlak tescil engelinin bulunduğunu, öte yandan dava konusu markanın davalının tekeline bırakılamayacağını, müvekkilinin 02.09.2019 tarihinde C2019/116 sayılı ve AYDER BALI ibareli coğrafi işaret tescilinin bulunduğunu, davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, coğrafi işaret tescilinin müvekkilinin tescil tarihinden sonra gerçekleştiğini, müvekkilinin marka tescilinin iyi niyetli olduğunu, müvekkiline ait markanın tescil edildiği mallar yönünden ayırt edicilik unsuruna haiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından hükümsüzlüğü talep edilen markanın tescilinin 07.09.2009 tarihinde gerçekleştiği, söz konusu markanın davalı tarafından aktif olarak kullanıldığı ve eldeki davanın ise 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra 24.12.2019 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmakla açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinde sayılan mutlak ret nedenlerinin varlığı durumunda 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçerli olmayacağını, davanın mutlak ret nedenlerine dayalı olarak açıldığını, mahkemece davalının marka tescilinin kötü niyetli olup olmadığına ilişkin araştırma yapılmadığını, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü ve terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061469900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz